“Yaşamak” ne demek? Büyük bir soru evet, amacım da yanıt bulmak değil zaten zira bir yanıtı olmayacağını düşünüyorum. Lakin belki bir yanıt bulmaya uğraşırken kelimeler, kavramlar bizleri bir yerlere götürür diye ümit ediyorum. Evet, daima; daima kelimelerin peşinden gitmeli...
Nedir yaşamak? Nefes almak mı, para kazanmak mı, gezmek mi yaşamak? Kimisi için “Yaşıyorsun bu hayatı!” derler. Bu cümle genellikle parası olan ve yanına öyle üç-beş kız alıp huvardalık yapan kişilere denir. Çünkü bazıları için hayat bu. Öte yandan hastanede nefes almaya çalışan birisi içinse yaşamak demek acı çekmeden nefes alabilmektir. Tıpkı kaburgası kırık bir insanın acı çekmeden hapşırmasının ne büyük nimet olduğunu anlaması gibi...
İşin ucunu eskiye götürelim biraz. Herakleitos, referans sistemini ilk kez sistemleştirerek şunu sorabildi: “Neye göre ve kime göre?” Benim için iyi, evet. Lakin başkası için iyi mi? Şöyle diyordu Herakleitos: “Deniz suyu benim için ölümdür ancak balık için hayattır.” İyi mi, kim için iyi? Türkiye’deki emekli bir vatandaşa sorarsanız yaşamak iyi bir şey değildir lakin son model arabasına çakar takıp baba parası yiyen bir züppeye sorarsanız yaşamak fevkalade güzel bir şey olsa gerek. Üzgünüm Efendim, işin ucunu siyasete çekmeden dayanamıyorum.
Öte yandan tarihte bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir dönem olmadı. Bilgiye erişimin bu kadar kolay ve ucuz olduğu... Tarihte ilk kez insanlar açlıktan çok aşırı kilodan kaynaklanan bir hastalık olan obeziteden ölüyorlar. Ben değil, veriler söylüyor Efendim.
İlk kez insanların önüne bu kadar kolay yemek gelebiliyor. Sadece tek bir tıkla. Bunu beğenmeyen kişiler varsa ve kapitalizmi hala suçluyorlarsa buyursunlar Afganistan, Kuzey Kore vb. Dünyadan ve gelişmelerden kopuk ülkelere gidip yaşayabilirler; yaşayabilirlerse. Lakin bunun da bazı sıkıntılar doğurduğu görmezden gelinemez elbette, hele coğrafya okuyan benim için. Örneğin, yemeğin bu kadar kolay önümüze geliyor olması ekmeğe ve yediğimiz yemeğe olan saygımızı azaltıyor. Bunun ekonomiyi nasıl etkiliyor olabileceğini düşününüz. Çiftçi emek sarfediyor, yediğimiz yemek önümüze gelinceye değin birçok aşama katediyor lakin biz dolaylı olarak (çünkü istettiğimiz yemek için bir para ödüyoruz ve bu da bizim verdiğimiz emek sayesinde elimize geçiyor)emek sarfedip direkt bir emek sarfetmediğimiz için (yemeği kendimiz yapmamak gibi) pek umursamıyoruz. Ve geçmişte kültürümüzde o emeğin doğrudan verildiği için önceden olmayan şeyler çıkıyor ortaya: uzanırken bir şeyler yiyip bir şeyler izlemek gibi. Bunun sağlık açısından olumlu bir şey olmadığını pek çok yayın göstermekte zaten. Örneğin coğrafyacı David Harvey’in öne sürdüğü “Zaman-mekan sıkışması” kavramı bunu açıklar: Teknoloji sayesinde mesafe anlamsızlaşıyor, zaman kısalıyor ve sonucunda süreç görünmezleşiyor. Lakin biz sonuca odaklanmalıyız şu anda. Yemek istetebiliyor olmamız güzel bir şey lakin böyle bir takım eksileri var. Her şey gibi. O halde vaz mı geçmeli bunca kişinin evini geçindirdiği bir işten: Asla! Liberalizm’de vazgeçmek değil, çözümler üretmek vardır.
Yani sorun, yemeğe ulaşmamız değil; yemeğe ulaşırken emeğe uzaklaşmamız. Buna pratikte çözümler koyulması mümkün, örneğin bu uygulamalara yemeklerin nasıl süreçler geçirilerek önümüze geldiğini anlatan şemalar uygulanabilir ve buna benzer daha birçok şey yapılabilir.
Eminim ki beni haklı bulan ve çözümü Marksizm’de bulan değerli okuyucularım olacaktır. Lakin biz burada insan emeğini görünür kılarken ideolojik değil de bunun etik açıdan ne tür sonuçlar doğurabileceğini tartışıyoruz. Bir diğeri, teoride olan çözümleriniz pratikte uymuyor. İnsan doğasında aç gözlülük vardır ve hep daha çok kazanmak isteyecektir ve bu da böyle olduğu sürece (İnsanlık neslini sürdürdükçe) Dünyada kapitalizm egemen olacaktır.
Bir diğer problem şurda, “Onurlu Kalkınma” kitabında da yazdığı gibi özgürleşmenin hülyası içine dalan insanlar bu sefer yöneticilerin nerede sınırlandırılması gerektiğini unuttular. Bunun sonucunda “Bilgili” bir toplum olmazsa bu özgürlükten yeni bir otoriter rejim kurulacaktır. Adeta Türkiye’de son 10 yılda olduğu gibi. Tüm bunlardaki ortak çözüm, halkın bilinçlendirilmesi gerektiğidir.
Sonuç olarak "Yaşamak" kavramından yola çıkarak üstüne makale yazılabilecek bir konuya giriş yaptık. Yeni yıla girerken dileyelim ki "Yaşamak" bi' gün hepimiz için anlamlı bir hale gelsin.
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/01/2026 06:40:01 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22034
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.