Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Ögetay Kayalı
Yazar 1 Aralık 2022 4 dk.

Dünya’nın atmosferi; çeşitli atomları, molekülleri ve toz parçacıklarını barındırır. Bildiğimiz üzere, yeterli enerjiye sahip her foton, uygun atomun bir elektronunu uyartabilir. Bu durumda foton, enerjisinin bir kısmını kaybederek yoluna devam edecektir. Eğer algılayıcılarımız bu fotonu ölçerse, aslında kaynaktan çıkan değerine sahip olmayan bir değer ölçecektir. Bu durum, atmosferik soğurma olarak adlandırılır.

Eğer yer konuşlu bir teleskoptan gözlem yapıyorsak, atmosferik soğurmayı hesaba katmalıyız. Esas soru, hangi enerjiye sahip fotonların, atmosferden ne kadar etkilendiğidir. Atmosferde bulunan maddeleri bildiğimize göre, onları uyartabilecek fotonların sahip olması gereken enerjileri de bilebiliriz. Böylelikle atmosferin, bize hangi dalga boylarında gözlem yapma imkanı sunduğunu anlamış oluruz. Bu yüzden bazı gözlemleri, yalnızca atmosfer dışından (uzaydan) yapabiliyoruz. Çünkü atmosferimizde bulunan maddeler, belirli dalga boyları için hiç geçirgen değil (opak).

24
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 30 Mart 2019 14 dk.

Merhaba,

Buradasınız, çünkü muhtemelen internette birilerine "Evrim yok, ara türler de zaten keşfedilemedi. Bir tane bile ara geçiş fosili yok!" tarzı bilimsel olarak geçersiz bir argüman ileri sürdünüz.

300
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ozan Karakaş
Ozan Karakaş
29.7K UP
Yazar 17 Şubat 2019 21 dk.

Hayal edelim: Harika bir bahar günü, hafta sonu. Sabah uyandınız, uyanma sonrası rutinlerinizi yerine getirdiniz. Güzel bir kahvaltının ardından çayınızı veya kahvenizi koyup bilgisayarın başına geçtiniz. Facebook ikonuna tıkladınız, anasayfada geziniyorsunuz ve karşınıza dikkatinizi çeken bir görsel çıktı; belli ki ilginizi çeken konulardan biri hakkında bir yazıya yönlendiriyor. Tıkladınız, sayfa açıldı, sayfada biraz aşağı inip başlığın olması gereken yere baktınız ve… en büyük korkularınızdan biri gerçek oldu: Okuyamıyorsunuz. Aşağı yukarı yedi yaşından beri büyük çabalar sarf edip geliştirdiğiniz, ciltler dolusu kitapla bileyip keskinleştirdiğiniz o yeti artık yok.

Etrafınıza bakıyorsunuz: Evet, üzerinde buharlar tüten o sıcak içecek hâlâ masanın üzerinde. Bilgisayar ekranının az ötesindeki çerçevede duran fotoğraftaki arkadaşlarınızın yüzlerini seçebiliyor, onları ayırt edebiliyorsunuz. Hemen yanı başınızdaki kütüphanede yatan, Eric Hobsbawm’ın Kısa 20. Yüzyıl kitabının kapağındaki kişinin Charlie Chaplin, kitabın kapağının da kırmızı olduğuna, dahası Chaplin’in bu pozu Büyük Diktatör filminde verdiğine de kuşkunuz yok; ama ne kitabın veya yazarın ismini ne de başka herhangi bir yazıyı okuyabiliyorsunuz.

211
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Ekim 2020 27 dk.

Doğada neredeyse hiçbir olgu, son haliyle, birdenbire var olmaz. Her zaman daha eski, daha basit, daha başka nedenlerle var olan unsurların dönüşümüyle yeni yapıların geliştiğini görürüz. İnsanı "insan" yapan en sıra dışı unsurlardan biri gibi gözüken mizah ve espri anlayışı da bundan muaf değildir. Mizahın yazılı kökenlerini, profesyonel "jestçilerin" ve "şaka kitapları"nın olduğu Antik Yunan'a kadar takip etmek mümkündür. Hatta MÖ 460'ta doğmuş olan Demokritos, "gülen filozof" olarak anılırdı; çünkü oldukça espritüel biriydi ve çağdaşlarının "aptallıklarına" gülmesiyle bilinirdi.[1] Ama mizahın kökenleri orada durmaz. Avustralya Aborijinleri'ne yönelik antropolojik çalışmalar, mizahın Homo sapiens içindeki kökenlerinin en az 35.000 yıllık olduğunu düşündürmektedir. Fakat karşılaştırmalı etoloji (hayvan davranışları) çalışmalarından gelen veriler, mizahın davranışsal kökenlerini Homo sapiens türünden çok daha öncesine, günümüzden yaklaşık 16-10 milyon yıl öncesine dayanıyor olabileceğini göstermektedir.[2][3]

Mizahın evrimsel kökenlerini anlamak için, onun davranışsal öncülleri ile davranışsal ardıllarını incelemek gerekmektedir: Espri ve şaka gibi tüm bileşenleriyle bir arada değerlendirilebilecek olan "mizah" kavramının öncülü; sözlerle veya davranışlarla icra edilen soyut bir oyundur. Mizahın kalbinde yer alan espri veya şakanın kendisi, birbiriyle bağdaşmaz gibi gözüken unsurları barındıran bir bağlama veya bağlamlara sahiptir. Çözümlenmesi gereken bir bilinmezi barındırır (size anlatılmaya yeni başlanan bir fıkrayı düşünün) veya sıra dışı bir fiziksel davranışı barındırır (bir "eşek şakası"nı düşünün). Bu bilinmezlik ve bağdaşmazlık, kişide psikolojik bir gerilime neden olur. Ancak mizahın az önce tanımladığımız oyuncu doğası içerisinde, esas mesaj (İng: "punchline") verildiğinde ve espri patlatıldığında veya fiziksel şaka sonlandığında, bağdaşmaz bağlam da çözüme kavuşur ve şakanın hedefindeki kişi, gerilimin ortadan kalkmasıyla genellikle güler veya kahkahaya tutulur. İşte bu duygusal iniş çıkışlar, sosyal hayvan türlerini birbirine bağlayan önemli bir davranış kalıbına karşılık gelir. Dolayısıyla mizahın kökenlerinin sırları, insan-harici sosyal hayvanlardaki oyun, mizah algısı ve kahkaha davranışlarında yatar. Bu yazımızda, bu faktörlere, bunların evrimine ve modern mizah ile ilişkisine bir bakış atacağız.

167
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ezgi Karasözen
Ezgi Karasözen
23.2K UP
Yazar 21 Ocak 2024 11 dk.

Şili ve Japonya örneklerinin ortaya koyduğu gibi depremle yaşamak mümkün. Peki Türkiye'de yanlış giden ne? Önemli bilimsel gelişmelere rağmen, Türkiye hâlâ depremlere karşı savunmasız ve bunun en son örneğini Şubat 2023'te trajik bir şekilde gördük. Kahramanmaraş (Mw 7.8) ve Elbistan (Mw 7.6) depremlerinin bilançosu, yapı yönetmeliklerinin uygulanması ve deprem farkındalığına ilişkin sorunları yüzümüze çarpmakta; aynı zamanda, deprem tehlikesi ve riski üzerine edinilmiş bilgilerin toplum nezdinde karşılık bulmadığına, dolayısıyla ciddi bir bilim-toplum iletişim kopukluğuna işaret etmektedir.[1]

1999 İzmit depreminde (Mw 7.4) çocuk olan biz genç Türk bilim insanları, bugün, Şubat 2023 felaketiyle bir kez daha sarsıldık. Bizler, artık Türkiye'de ve dünyada benzer felaketlerin yaşanmaması için, tüm bilim insanlarını, bilim ve toplum arasındaki bu feci iletişim kopukluğunu nasıl onarabileceğimiz üzerine düşünmeye davet ediyoruz!

44
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Osman Akman
Osman Akman
136.3K UP
Çeviren 4 Şubat 2020
Hepimiz aynı Ay'ı mı görüyoruz? Evet, ama hepimiz onu farklı şekilde görüyoruz. Farklardan biri, paralaks olarak bilinen bir etki olan, Ay'ın arka plandaki yıldızlara göre görünen konumudur. Biz insanlar derinliği değerlendirmek için gözlerimiz arasındaki paralaksı kullanırız. Ancak, Ay'ın paralaksını görebilmek için çok daha uzak mesafelere, birbirinden yüzlerce ila binlerce kilometre uzaklığa, yerleştirilmiş gözlere ihtiyacımız var. Bir başka fark da Dünya'nın etrafındaki gözlemcilerin hepsinin küresel Ay'ımızın biraz farklı bir yüzünü görmesidir ki bu da librasyon olarak bilinen bir etkidir. Görsel, 21 Ocak 2019 tarihindeki tam Ay tutulmasının APOD'a gönderilen Dünya genelindeki birçok görüntüsünün bir bileşimidir. Bu görüntüler, her iki etkiyi de göstermek için aynı arka plan yıldızlarına karşı yansıtılmıştır. Bu görüntülerin doğru bir şekilde istiflenmesi, Ay tutulması sırasında Ay'a çarpan ve burada L1-21J olarak adlandırılan ve gönderilen bu görüntülerin hepsinin bir saniye içinde çekildiğini ortaya koyan tesadüfi bir göktaşı sayesinde mümkün olmuştur. Bir grup astronom; dünyanın dört bir yanındaki bağımsız amatör astronomların eş zamanlı gözlemlerinin yardımıyla bu halk tabanlı bilimsel çalışma görüntülerini kullanarak bu nadir olayın yerini, yörüngesini ve enerjisini belirleyebildi.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Itamar Shatz
Itamar Shatz
500.1K UP
Yazar 18 Ocak 2023 20 dk.

Yazma sanatı üzerine kaleme alınmış en iyi kitaplardan birisi olarak kabul edilen, William Strunk ve Elwyn Brooks White tarafından yazılan The Elements of Style kitabının temel alındığı bu yazıda kitaptaki kilit noktalara dikkat çekilmekte ve deneyimli yazarların yanı sıra yeni başlayan yazarlar için de erişilebilir olması amaçlanmaktadır.[1]

Bu yazma rehberi, ilki güçlü, ikincisi anlaşılır, üçüncüsü kısa ve öz ve sonuncusu iyi yazı biçimi olmak üzere her biri yazı sanatının farklı bir tarafını ele alan dört bölümden oluşmaktadır ve oldukça uzun ve kullanışlı içeriklerle doludur. Dolayısıyla daha iyi bir yazar olmak istiyorsanız, bu rehberden işinize en çok yarayacağını düşündüğünüz kısımları okumanız ve yazılarınıza yansıtmanız, ardından sırasıyla diğer bölümlere odaklanmanız sizin için daha uygun olacaktır.

45
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Seda Baykal Köse
Seda Baykal Köse
130.9K UP
Çeviren 8 Ocak 2016 3 dk.

İlk defa bir insanın hayatı, gen düzenlenmeyle (gene-editing) kurtarıldı. Lösemi hastası bir yaşındaki Layla’ya, Londra’daki Great Ormond Street Hospital’da uygulanan normal tedaviler başarısız oldu. Layla’nın doktorları, normal tedavilerin yanı sıra deneysel gen terapi yöntemi için izin aldılar. Bu terapide bir donörden alınan, genetiği değiştirilmiş bağışıklık hücrelerini kullandılar. Bir ay içinde bu hücreler Layla’nın kemik iliğindeki tüm kanserli hücreleri öldürdü.

Layla’ya henüz üç aylıkken, kemik iliğinden yüksek miktarda olgunlaşmamış kanserli kök hücrelerinin kana salınmasıyla ortaya çıkan, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu. Teşhisi hemen ardından Great Ormond Street Hastanesine kaldırılan Layla, bağışıklık sisteminin eskiye dönmesi için önce kemoterapi tedavisi, ardından da kemik iliği nakli geçirdi. Layla ne yazık ki şansızdı. Kemoterapiden sonra kanserli hücreler hala tespit ediliyordu. Kemik iliği nakli de başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Leyla’nın doktorlarından lösemi uzmanı Sujith Samarasinghe, ilik nakli konusunda şöyle diyor:

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Ahmet Balçık
Ahmet Balçık
52.8K UP
6 saat önce
Beynimiz dünyayı olduğu gibi algılamıyor, tahmin ediyor. Duyulardan gelen eksik verileri geçmiş deneyimlerle tamamlıyor. Bu yüzden illüzyonlar işe yarıyor, insanlar aynı olayı farklı hatırlıyor. Buna öngörülü işleme deniyor. Yanılmak bir hata değil; beynin hızlı ve verimli çalıştığının göstergesi.
12 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 2 Kasım 2022 6:02
Anaerkilliğin 2 farklı tanımı vardır. Bu iki tanımdan hangisini kabul ettiğimize bağlı olarak anaerkil olarak tanımlanabilecek bir toplumun var olup olmadığı...
55
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Şubat 2015 5 dk.

Bunun sayısız nedeni var; ancak tüm şahsi engeller bir kenara bırakıldığında, genel olarak evrim gibi bir süreci anlamayı güçleştiren olgu, ömrümüze nazaran çok daha uzun zaman aralıklarında gerçekleşen, aşırı yavaş olayları algılama konusundaki genel yetersizliğimizdir.

Evrim, tıpkı Güneş'in gökyüzündeki rotası, bir galaksinin/yıldızın ömrü boyuncaki değişimleri, kıtaların ayaklarımızın altındaki hareketi, bir ağacın ya da insanın büyümesi veya iklimin değişimi gibi çok (ama çok) yavaş ilerleyen bir süreçtir.

45
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
11
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Söz
Meryema Şermet
Meryema Şermet
115.3K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, herkesin hırsına yetecek kadarını değil.
Kaynak: İbrahim balsak'ın YouTube videosu (YouTube)
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Melis İrem Kahraman
Üye 5 saat önce
Wifi da ışık gibi bir foton ama ışığın aksine elektromanyetik radyasyonlardır ve bu yüzden fotonlara nazaran daha küçük dalga boylarına sahipler. Yani belki etkilenebilirler bilmiyorum.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Muhammed Erkalp
Ziraat Mühendisi, Bilgi teknolojileri Uzmanı, İstanbul 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Ölüm korkusuyla başedilemez. Ancak ölüm doğru anlaşılırsa, ölüm korkusu da kalmaz.

Bugün bilim kavramı, labaratuvar deneylerine sıkıştırılmış, matematikle sınırlandırılmış ve felsefeyi dıslayarak kısırlaştırılıyor. Geçmişte görmediğime inanmam diyen bilim, bugün görmediği karanlık maddeye inanıyor. Ölüm sonrasını deneyimleyemeyen bilim, ölüm korkusuna çare bulamaz.

Ölümü doğru anlayabilmek için ölümü en güzel şekilde anlatan Kur'an Kerim'i ve tefsirlerlni okumakla ise başlamak lazım.

Tüm Reklamları Kapat

Kur'an,ölümü özet olarak sonsuz hayata geçiş kapısı olarak bildirir. Bunun bilim ile anlamanız imkânsızdır ama akıllı anlamanız çok kolaydır. Asıl sorular burada başlıyor.

Ölüm sonrası hayat nasıl olacak? Bu sorulara da bilim cevap veremez. Ancak,

Kur'an Dünya hayatı ve ölüm sonrası hayatı en detaylı şekilde bildirir. Şimdiden söyleyeyim ki Hayatı ve Ölümü yaratan Allah'ı Kur'andan tanıdığınızda gerçek aydınlanma nedir anlarsınız. Hatta hayatı ve ölümü başka türlü seversiniz.

Karanlık bir yok oluşu kabul etmek zorunda değilsiniz. Zaten insansanız da inanmazsınız da yok olmayacaksınız emin olun. Önemli olan yeniden diriltildiğinde nasıl bir hayat bekliyor seni? Aradığınız soruların bütün cevapları var. Hem de son derece detaylı. Bilim dediğimiz kavram Dünyada 5 duyu ile hissetimiz olayların ve materyallerin labaratuvar deneylerine dayalı sonuçlarından ibarettir. Bilim insana sonsuzluk yolculuğunda rehberlik edemez.

Şimdilik selamlarımla.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilgisayar Bilimleri konusunda geliştirebilirsin.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close