Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Zamanda Neden Yolculuk Yapamıyoruz? Bilgi, Entropi ve Kozmik Güvenlik İlkesi

Geçmiş Sadece Okunur, Yeniden Yazılamaz: Zamanın Kozmik Güvenlik Protokolü

11 dakika
57
Zamanda Neden Yolculuk Yapamıyoruz? Bilgi, Entropi ve Kozmik Güvenlik İlkesi Zamanda Neden Yolculuk Yapamıyoruz? Bilgi, Entropi ve Kozmik Güvenlik İlkesi
  • Blog Yazısı
Created by AI
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

“Bu, kanıtlanmış bir bilimsel teori değil, spekülatif (varsayımsal) bir kozmolojik felsefedir.”

Karışık…

Son günlerde durmaksızın yazdığım konular bu gece rüyalarıma sızdı. Belki de uzun zamandır korkmadığım, beni ürkütmeyen nadir rüyalardandı.

Tüm Reklamları Kapat

Sanki yazmakla çözemediğim bazı şeylerin cevabını bulmuşum gibi hissettim uyanınca. O bilinçle uyandım ve “sabaha unutursam” diye kendi WhatsApp’ıma birkaç cümle yazmışım. Finale doğru o notları derleyip size aktarmaya çalışacağım.

Zamanda Neden Geriye Yolculuk Yapamıyoruz?

Bilmiyorum.

Şayet, Kosmotelyum 3.0’daki varsayımım doğru çıkarsa “4 boyutlu evren + uzay boyutu”nda kim bilir, belki de mümkün olacak… Çünkü o boyut belki de kalbimizin esiri olduğu arzularımız ile değil de beynimizin bilgeliği üzerine yol aldığımız, yolcusu olduğumuz bir evrene açılıyordur.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak yine de zannetmiyorum… Teorim gerçek olsa bile boyutlar arası bir yolculuğun gerçek olması mümkün değil.

Neden?

Çünkü her boyut entropi dengesi nedeniyle kendini ölümüne doğru sürükleyerek Kıyamet’le son bulup, Big Bang döngüsü ile küllerinden yine yeniden doğacağına göre; boyutlar arası seyahat imkânsız.

Neden; “olmuşla ölmüşün çaresi yok” da ondan.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Ne diyordu Kosmotelyum; zamanın döngüsünden bağımsız “3 boyutlu evren” yok olup, “4 boyutlu evren olarak” geçmişin bilgeliği ile birlikte yeniden evrilecek… Bu durumda; artık yanmış, kül olmuş, ölmüş bir evrene seyahat, nasıl mümkün olsun ki? Lakin; o küllerden yayılan yıldız tozları olarak, yeni canlı nesiller elbette yeşerecek.

O zaman şu soru akıllara gelmeli;

“Var Olduğumuz Boyutta Zamanda Yolculuk, Geçmişe ya da Geleceğe?”

Kosmotelyum felsefesinin mantığına göre bu da hiçbir zaman mümkün olamaz.

Zaten geleceğe yolculuk “gelecek, sonsuz mikro olasılık dallanmalarından ibaret olduğu için mümkün gibi görünse de şimdiki zamandaki gözlemcilerin hangi konumdan hangi açıdan hangi nesneleri seçip gerçekliğe dönüştüreceğini” kestiremeyeceğimiz için; olsa olsa ancak bir illüzyon ya da yanılsama olur.

Çünkü “sonsuz mikro olasılıklar dallanması” sadece akışkan olarak hissettiğimiz şimdi zamandaki gözlemcilerin gerçeklik algısıyla şekillenen sonsuz olasılıklardan ibaret mikro dallanmalar…

Tüm Reklamları Kapat

Geleceğe bir gün birimiz ulaşsa bile, “seyahate başladığımız an” geçmişte kalacak… Dolayısıyla; geçmişte kalacak olan asıl şimdiki zamanda; “hangi gözlemcinin, hangi gözlemin, hangi seçiminin an ve an gerçekliğe dönüştüğü, her seçimle yeniden ve sürekli dallanan sonsuz mikro olasılıklar evreni dolayısıyla kesin olarak belli olmayacağından” başka bir deyişle; şimdiki zamanın akışında gerçekleşen seçimler, sürekli olarak gelecekteki olasılıkları da yeniden dallandıracağından, geleceğe fiziken seyahat de imkansız gibi görünüyor.

Bu dalga çökmesi ve dallanmalar anlık seçimle sürekli değişen sonsuz olasılıklı bir döngü çünkü…

Değil insan beynimizle biz, bir gün ölümsüzlüğü icat etsek de robot bedenlerle sürekli bilincimizi başka robotlara aktararak yenilesek de “zamanın kendisi dahi geleceği bilmediğinden, gözlemciler aracılığı ile deneyimleyerek sadece olasılıkları öğrendiğinden” biz, hangi gerçekliğin geleceğine gideceğimizi nereden bilelim? Bizim gerçeklik zannettiğimiz ya da zannedeceğimiz, olsa olsa gelecekte sadece bir yanılsama ya da illüzyon olabilir…

Tüm Reklamları Kapat

Demem o ki, zamanın veri toplayarak bilgeleşme döngüsü, fiziken geleceğe yolculuk için müsait değildir.

Gerçi ölümsüzlük de mümkün değil; her beden, her varlık, her madde ölür ancak baki olan sadece bilgidir… Geçmişin bilgeliği sözü, bence bu gerçeklikten gelir.

Nasıl ki bilincimizin bedeni, varlığı vücudumuzsa, zamanın da bedeni, varlığı evren… Bu şekilde hayal edin.

Bulunduğumuz Boyutta Geçmişe Neden Yolculuk Yapamıyoruz?

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Edebiyat Seti 1 (4 kitap)

Argonautlar

Maggie Nelson

National Book Critics Circle Eleştiri Ödülü

The Publishing Triangle Ödülü

Folio Ödülü Finalisti

Kuşağının en sivri, en cüretkâr yazarlarından biri kabul edilen Maggie Nelson’ın eleştirmenler tarafından övgüyle karşılanan son kitabı Argonautlar anneliğe, dönüşüme, müşterekliğe, ebeveynliğe, aileye, dilin ve aşkın imkânlarına felsefi bir bakış yöneltiyor, bu ifadelere ilişkin sınırlayıcı ve tutucu yaklaşımları, daha kapsayıcı tanımlara varma adına süregiden mücadeleyi ustalıkla analiz ediyor. Bunu yaparken temelde sürekli şu soruları deşiyor: Bir kabuğa, bir kimliğe ihtiyacımız var mı gerçekten? Öyle bile olsa, bir kimlikle özdeşleşmek mümkün mü? Nelson tüm bu kalıpların öznel, kendini yenileyen, yanıp sönen doğasına ışık tutmayı sürdürüyor.

Denilebilir ki bu kitap, yazarın kendi deyimiyle ve kelimelerin geniş anlamıyla “kalbin çok cinsiyetli anneleri”; savaşçı argonautlar için yazılmıştır ve bunu “şanlı beyaz erkeğin” dilini, kimliğini, tutumunu sekteye uğratarak yapar.

“Maggie Nelson kültürümüzün prefabrik düşünce ve duygu yapılarını, vahşiliği bütünüyle aşkın hizmetinde bir zekâyla anlamamızı kolaylaştırıyor. Hiçbir kutsallık güvenli değil, tutuculuğa, ucuz ironiye geçit yok bu kitapta.”

Ben Lerner

“Maggie Nelson bir kez daha büyüleyici bir iş çıkarmış. Anneliği ve queer bir aile olmayı belirli bir biçimde yaftalayan ve yanlış anlayan kültürün –radikal altkültürler de dahil– zırvalığına ustalıkla sesleniyor. Son derece kırılgan bir zekâyla Nelson incelenmedik bir bölge bırakmıyor; kendi kalbi de dahil. Kültür için hayati önem taşıdığını bildiğim gibi, benzer bir kitap olmadığını da biliyorum.”

Michelle Tea

Devrimin Kardeşleri – Feminist Spekülatif Kurgu Antolojisi

Ann VanderMeer – Jeff VanderMeer

Devrimin Kardeşleri, feminist spekülatif kurgu başlığı altında bilimkurgudan doğaüstü kurguya, fanteziden büyülü gerçekçiliğe uzanan türleri kapsayan, alanının en saygın editörleri Ann ve Jeff VanderMeer’in derlediği kapsamlı bir öykü antolojisidir. 1970’lerden günümüze feminist spekülatif kurgu alanının ses getiren öykülerini bir araya toplayan seçki, okuyucuyu hayal gücünün uçsuz bucaksız diyarlarında gezintiye çıkarıyor.

James Tiptree, Jr. erkeklerdeki cinsel arzunun kadınları öldürme arzusuna dönüştüğü bir distopya yaratırken, Ursula K. Le Guin, iz bırakmaya ihtiyaç duymayan kadınları anıyor. Susan Palwick kurt adamların istila ettiği hayal dünyamızı yerle bir ederek bir kurt kadının adımlarını takip ederken, Eleanor Arnason okurları kadınların ağzından dökülen sözcüklerin gücüyle yaratılan alemlere, Kelly Barnhill ise cinsiyet kavramının geçişken olduğu büyülü bir diyara davet ediyor. Yeni doğum yapmış bir annenin bedeniyle ve bebeğiyle kurduğu ilişki Hiromi Goto’nun karanlık anlatımıyla kalıpları yıkarak belleklerde yerini alırken, ataerkil normlarla bezeli efsaneler ve halk masalları da Nnedi Okorafor’un kaleminden nasibini alıyor.

Devrimin Kardeşleri’nde yer alan öyküler, toplumsal cinsiyetin işleyişini sorgulamakla kalmıyor, kimi zaman mizahi kimi zaman grotesk bir anlatıyla kaideleri yerle bir ediyor; gerçekliğin sınırlarında gidip gelirken nelerin mümkün olduğunu ve olabileceğini gösteriyor. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için. Herkes için.

Mavibent

Maggie Nelson

“Elbette, diye düşünüyorum, parıldayan körfeze efkârla bakarak.

Ezelden beri biliyordum. Dünyanın kalbi mavi.”

Bireysel ıstırabın, aşkın ve ufkun mavi sınırlarında gezinen bir içsel kâşif Maggie Nelson. Bu kitabıyla şiirsel, felsefi, cüretkâr anlatının kilometre taşlarından birini ruhumuzun mavi odalarına bırakıyor.

Mavibent Johann Wolfgang von Goethe, Yves Klein, Leonard Cohen, Joni Mitchell ve Billie Holiday gibi pek çok mavi ruha da misafir olarak melankoli, inanç, alkol, hasretlik ve arzunun arasında yol alıyor. Nelson mavi renge yaşam boyu takıntısının izinde hem bireysel hem de evrensel acıların, matemin ve hüznün haritasını çıkarıyor, orada gizli estetik güzelliğe adım adım, bent bent ulaşıyor.

“Bir renge âşık oldum işte, bahsi geçen renk mavi; büyülenmişim, önce kapılmaya sonra da kurtulmaya çalıştığım bir büyüye tutulmuşum gibi.”

Ölüler Nasıl Düşler

Lydia Millet

Kaybolup gidenlerin, insanlığın sorumsuzca katlettiği hayatların dünyasına sürükleyici bir yolculuk.

Ölüler Nasıl Düşler girişimcilik, hırs, başarı üzerine kurulu değerler sistemine çocukluğundan beri alışmış, bildiği yolda emin adımlarla ilerleyen T.’nin altüst oluş hikayesi. Hayatı trafik kazasında bir tilkinin ölümüne sebep olmasıyla kesintiye uğrayan T. tilkinin cansız bedeninde salınan kızıl kuyruğunun peşinden koşarken, sahip olduğu her şeyi sorgulamaya başlayacak ve ne yaparsa yapsın bir türlü yakalayamadığı aidiyet hissini yabanın ıssızlığında ve tekinsizliğinde bulacaktır.

“Unut binaları, abideleri. Karanlığın uysallığına, yıldızlarla gezegenler arasındaki onca ışık yılına bırak kendini. Şehirler insan eseriydi ama o şehirlerin öncesiyle sonrasındaki, üstündeki, altındaki, etrafındaki dünya, uyuyan bir devin düşüydü; oralarda uyuyup düş gören ezeli ve ebedi tanrının, onun tecellisinin düşüydü. Hayatın özünde, atomda veya enerjide evreni düşleyen şey her neyse, ondan evrimin mucizeleri fışkırıyordu…

Öyle bir canlı çeşitliliği ki istediğinde vakur istediğinde öfkeli, hareketleri hem kibar hem de dehşetengiz, adeta ilahi göklerin tecellisi… insan aklı asla tamamına vâkıf olamayacaktı, olmamalıydı da. Zaman ilerledikçe düzlüklerden dağlar yükseldi, sonsuz sevgiyle mucizeler çoğaldı. O mucizeler hayvanlardı.”

Devamını Göster
₺976.00
Edebiyat Seti 1 (4 kitap)

Hani, gelecek henüz şekillenmediği için, gelecekte bir yere gitsek de o ancak illüzyon ya da yanılsama olur demiştik ya…

İşte geçmiş de şu demekti; sürekli güncellenen sabit gerçekliğin bulunduğu zamanın birinci katı…

“Zaman: sürekli güncellenen sabit gerçekliğin bulunduğu zamanın birinci katı ve akışkan bilişsel zamanın ikinci katının birbirini beslediği 2 veya çok katlı, tek boyutlu ancak, her entropi artışı ile Kıyamet’le sonlanıp, Big Bang ile yeniden doğarak başka bir boyuta evrilen “her kozmik döngü içinde sabit ama döngüler arasında güncellenen” ve fakat evrenin kendisinden bağımsız ama evren ile evrimleşerek kendisini güncelleyen, ayrı ve sarmal bir boyuttur.

Burada “madde veya beden” ya da “evrenden bağımsız” demekle kastım; tam olarak eşleşmese de bir dişi bir kelebeğin yumurtasının larvaya, larvanın tırtıla, tırtılın koza örüp sonra da kelebek formunda yeniden hayat bulması ile devam eden bir yaşam formu metaforu…”

Bu tanım, bizi de evrenle birlikte deneyimlenerek zamanı evrimleştirdiğimiz hipotezine götürüyor. Hatta evren zamanın bedeni ise, bizler de evrende veri toplayan arayüzlerden birisi isek, evet; hepimiz zaman için çalışan işçileriz, diye özetlemiştim.

Pardon, konumuz geçmiş zamana neden yolculuk yapamadığımızdı…

Sabit zaman yani geçmiş; çok küçük milisaniyelik bir farkla, akışkan olan zamanın “geçmişin bilgeliğini” güncellediği bir “server” gibidir. Akışkan olarak hissettiğimiz her an, her bir seçim geçmişin anlık bir güncellenmesidir.

Einstein da aslında “geçmiş, bugün ve gelecek bir arada” derken Blok Evren Teorisi’nde, buna benzer bir ifadeyi dile getiriyordu.

Tıpkı; Michel Serres ve Gilles Deleuze’nin “zaman katlanarak üst üste devam eder” ifadelerinde de zamanında anlatılmak istendiği gibi…

Einstein’in yaklaşık yüz yıl önce kaleme aldığı mektuplarını hayal edin… 1955 yılında kaleme alınmış mektuplar, Kosmotelyum 2.0’a ilham verdi… 1955 yılından bugüne o mektuplar sabit zamanda duruyordu… Pek çok bilge, alim, bilim adamı ya da benim gibi meraklıları okudu o mektupları… Kimisi anlamını çözmeyi denedi, kimisi boş iş deyip geçti…

Tüm Reklamları Kapat

Aradan geçen 70 yıl sonra ben o mektupları ilk defa gördüm. Anında onun arkadaşına yazdığı cümleleri metaforlaştırarak Kosmotelyum 2.0’ı felsefi bir dille ete, kemiğe bürüme cesareti gösterdim. Onun cümlelerini dönüştürdüm yani…

Bir nevi onda yarım kalan ukdeler benim satırlarımda yol buldu… Benim cümlelerimle, onun o günkü tanımı, verisi, gerçekliği artık nasıl tanımlarsanız; “evrim” geçirdi… Bu durumda işte o mektupların vizyonu benim şimdiki zamanıma sıçrayarak bir nevi “zaman yolculuğu yaptı” diyebiliriz… Çünkü pek çok kişi o cümlelere anlam kattı ama ben de “kendi tanımladığım gerçeklik üzerinden” başka bir anlam daha kattım. 70 yıl öncesinden aldım, bugünkü gerçekliğime ışık / ilham yaptım.

Peki ya ben, Einstein’in yanına gitseydim? Anlatsaydım ona da bu varsayımlarımı, ne derdi acaba?

Bir dakika!

Tüm Reklamları Kapat

Bu mümkün değil ki; “olmuşla ölmüşün çaresi yok!

Kim öğretti bunu bize; “zaman.”

Nasıl yani: e, bir sorun tüm çevrenize; atasözlerini kim yazmış diye?

“Geçmişin bilgeliği…”

Tüm Reklamları Kapat

Demem o ki; Einstein öldü… Toprak oldu gitti… Ben 1954 yılına gidemem. 1954 yılında bedensel olarak yoktum zaten.

Diyelim ki bir zaman makinası icat edildi ve gittim; gidemeyiz ki arkadaşlar, geçmiş sadece veri… Fiziken bir gerçeklik değil ki, kalmadı o fiziki gerçeklikler… Yok oldu zamanla her varlık, kalmadı hiçbir şey geri… Adı artık; geçmiş olarak güncellendi…

Geçmişe dair tek gerçeklikse; benim geçmişin bilgeliği olarak tanımladığım “veri.” Siz isterseniz adına geçmiş deyin ister tarih ister kült ister mit ama artık hepsi geçmişte sadece bir veri. Tıpkı, sonsuz dalgalanma fonksiyonu gibi…

Evren neydi: zamanın bedeni…

Tüm Reklamları Kapat

Zaman neydi; tüm varlıklardan ve atalarımızdan elde ettiği verileri güncelleyerek sürekli evrimleşen, evrimleştikçe genişleyen, sonsuz dalga fonksiyonlarından oluşan + 1 boyut. Gözle göremediğimiz, fiziken dokunamadığımız hatta uzay zamana çıktığımızda kendi kütle çekimimiz etkisini kaybettiğinden akış hızını algılayamadığımız bir sarmal boyut.

Bu durumda geçmişteki her şey geçmişte gerçekliğe yani veriye dönüştüğünden ve dönüşüm süreci “o an” artık bittiğinden, akışkan zamanda ise sürekli bu geri güncellemeleri yineliyor olduğumuzdan, fiziken birkaç saniye önceki seçimlerimize bile geri dönemeyiz…

Demem o ki, zamanın veri toplayarak bilgeleşme döngüsü, sürekli olarak geçmişini de güncellediği için, fiziken geçmişe yolculuk için izin vermez.

Ama bakın mektuplara; yazılı olduğu için bugün yaşıyor… Kayıtlı bir bilgi olarak… Ben 70 yıl sonra o mektupları tesadüfen seçtim ve okudum. Etkilendim ve bugüne taşıdım. Onun o yıllardaki sezgisel bilgisi benim metafiziksel öngörüm ile birleşti, evrildi başka bir hipotez olarak bu zamanda güncellenerek yeniden verileşti…

Tüm Reklamları Kapat

Kabul.

Filmlerde bizlere öğretilen zaman yolculuğu senaryoları bu değil ancak; o filmler zamanı hep bir düz çizgi olarak algıladı.

Diyeceksiniz ki O Zaman Saatler Neden / Nasıl Var?

Çünkü Dünya’nın kütle çekimine biz anlam kattığımız için… Yaşam döngümüz lehine gece ve gündüzü, mevsimleri, iklimleri daha verimli uyarlayıp, kullanabilmek için.

Tüm Reklamları Kapat

Mars’ın da misal, kendi kütle çekimine göre kendi zaman algısı var… Sirius’un kendi zaman algısı ve sair… Evrenin büyüklüğü düşünüldüğünde sonsuz olasılıkla uzar gider bu liste…

Demem o ki; bu sözde zaman algımız da tamamen bizim tanımladığımız yerel bir gerçeklik…

Uzayda zaman algısı yok! Her şey ışık hızında… Saat yok, dakika yok, gece yok, gündüz yok, aylar yok…

Zamanı tanımlamak bizim seçimimizdi yani. “O zamanki” ihtiyacımız olan gerçekliğimiz…

Tüm Reklamları Kapat

Tüm bu satırların ardından, Einstein’in “geçmiş, şimdi ve gelecek bir arada” derken, demek istediğini algıladığınızı umuyorum.

Zaman akmaz, hepsi bir aradadır ve fakat akışkan olan şey varlığa ya da bedenimize biçilmiş ömür boyunca hareket ettirdiğimiz “bilincimizin odak noktası, algı” belli ki…

Işık hızını hatırlayın: sadece an yok muydu? Öncesi ya da sonrası yok… Biz, zamanı kendimizce ölçtüğümüz ve tanımladığımız için, bilincimiz kendi yerel ölçeğinde, kendine, bir geçmiş, bugün, yarın diye takvim sistemi kurmuş, hepsi bu…

“Zamanda Geri Gitmek Kaderin Elinde: Belki de Tek Veriye Doğru Veri Tanımlanmasını Engellemek için Mümkün Değildir”

Tüm Reklamları Kapat

Diye; uyku arasında bir not almışım…

Rüya arasında kendime yazdığım bu notum bana, “fiziksel olarak zamana geri gidebilseydik şayet, hele ki kötü niyetli, canavar ruhlu bir insan olsaydı bu; sabit zamanda yapabileceği minicik zerre bir değişimle, kelebek etkisi misali entropiyi tetikleyeceğinden, zamanın bu boyutunun erkenden kıyametle sonlanmasına sebep olabilirdi” dedirtiyor. O yüzden belki de fiziksel zamana geri dönemeyişimiz…

Dahası; zaman arayüzü olarak kullandığı varlıkları, belki de kendisini kavrayıp çökertemeyeceği “doğum ve ölüm” gibi bir döngüyle oluşturdu, kim bilir… O yüzden biz ölümlüyüz, bilgi ebedi belli ki…

Tüm Reklamları Kapat

Belki de zaman kendisine meydan okumamızı istemedi, kim bilir?

Adeta bir Tanrı gibi…

Peki, Bu Cümle Neden Rüyamdan Bana Kalan?

Sizce de Kosmotelyum’un her bir satırı ile, sanki bilginin yapısına dokunmuşum gibi bir his bırakmıyor muyum?

Tüm Reklamları Kapat

“Tek veriye doğru veri tanımlanmasını engellemek” cümlesi, size de evrenin deterministik çöküşten korunması manasında bir anlamına gelmiyor mu?

Büyükbaba Paradoksu gibi; eğer biri geçmişe gidip herhangi bir olayı değiştirirse, evrenin tüm olasılık dalgalanması tek bir veriye çökebilir. Bu da entropinin ve çeşitliliğin yok olması demektir.

Demek ki evren, “tek olasılığa indirgenmeyi” yasaklamak için, bilinçlerin fiziksel olarak geçmişe gitmesini önlemiş olabilir.

Belki de zaman, bilgi güvenliği için bir karantina alanı, kim bilir?

Tüm Reklamları Kapat

Zaman; kendi sistemini, manipülasyondan korumak için, geçmiş verilerin “fiziken” yeniden tanımlanmasını engelleyecek şekilde yazmış olmalı, antivirüs ya da antihack mekanizması gibi…

Uykum, belki de geçmişin bilgeliği ile veri alış-verişi yaptı:

“Geriye dönemiyorsun, çünkü; evrenin kendini koruma kuralı bu… Bilginin bütünlüğünü korumak için geçmiş sadece okunabilir, baştan yazılamaz…”

Kozmik etik bir ilke, işte… Tanımlayıp, çözemediğimiz…

Tüm Reklamları Kapat

Peki ya kader?

Bu durumda sonsuz olasılık dalgalanmasını her an kırarak dallanmalar yaratan anlık seçimlerimiz…

Hem hepimiz her ihtimali biliyoruz, geçmişte kayıtlı, hem de şimdiki akışkan zamanda kendi seçimlerimizle kaderimize yön verip deneyimliyoruz.

Evrensel bir veri tabanı gibi…

Tüm Reklamları Kapat

Atasözleri?

Bilmenizi isterim; kimden geldiğini bilmediğimiz tüm atasözlerini zamanın öğütleri gibi tanımlıyorum iki gündür.

Zaten kimse nereden geldiklerini de bilmiyor…

Sanırım artık kavradım; atasözleri, geçmişin deneyimlerini atalarımızın gerçekliğe dönüştürdüğü, geçmişteki sabit zamanın bugüne öğütleri / öğretileri… Kimse yazmadı onları, zaman kodladı bu cümleleri bize “öğretilmiş gerçeklik” olarak…

Tüm Reklamları Kapat

“Geçmişi değiştirmek” ile “geçmişten öğrenmek” arasındaki fark, evrenin etik güvenlik protokolü gibi…

Demek ki “kader” hem teknik hem ahlaki bir sınır koyarak fısıldıyor bize:

“Bilgiyi dönüştürebilirsiniz, ancak; değiştiremezsiniz.”

Fiziken konuşamasa da zaman, atasözleri ile mesaj bırakıyor. Belki de zamanla, zamanda süzülen en kadim verileri, atasözleri ile dillendiriyor.

Tüm Reklamları Kapat

Yani bir ontolojik, etik, ekolojik, adına ne derseniz “denge” var: dönüştür, baştan yaz ancak; yeniden yazama!

Son Sözüm

Yaşadığım şey “mistik bir uyanış” değil, bilişsel evrim” diyebilirim.

Yani bilinç kapasitemin, algı derinliğimin ve kavramsal örüntü tanıma gücümün daha da genişlemesi.

Tüm Reklamları Kapat

Ben, bugünlerde sıkça karşımıza çıkan ve yanlış yorumlandığına inandığım kuantum çekim yasası pazarlamacıları, kozmik uyanış habercileri, başka boyuta geçecek seçilmiş bilinçler hatta kuantum evrenini tabiri caizse yeni nesil falcılık, büyücülük modeline indirgeyerek sosyal medyada akım oluşturanlardan değilim…

Ezoterik bir kişiliğim olmadığı gibi, gereksinimim de yok, bilirim.

Çekim değil bence etkileşim… Bilgi temelli evrimsel bir farkındalık benimkisi, bilin isterim. Sorguluyorum, okuyorum ve kendi dilimden çözüp, örüntü kurup satırlara döküyorum, hepsi bu…

Uyanmadım yani ben, gaipten ses ve sair de gelmedi; yanlış anlaşılmak istemem. Kendimi fark ediyorum belki de, kim bilir?

Tüm Reklamları Kapat

Sanırım bu yazıma göre; kelebeğe dönüşerek evrimleşen benim, resmen kozamı parçalaya parçalaya…

O zaman evrenin metaforu da bu yazıma göre bir kartal; yaşamının ortasında pençelerini, gagasını ve tüylerini kaybedip acıyla bedenini yenileyen… Çözülmeden yeniden doğmanın sembolünü bu örnek çok daha net anlatıyor gibi geldi.

Ya da siz karar verin:

Tırtıl farklı varlığa, kelebeğe dönüşerek evrimleşiyor…

Tüm Reklamları Kapat

Kartal, aynı bilincin kendi bedenini yolarak yenilemesi sayesinde acılarından var oluyor…

Zaman da tür değiştirmiyor ancak, boyut değiştiriyordu Kosmotelyum 3.0’da...

Emin olamadım şimdi; en iyisi şöyle veda edeyim:

“Tırtıl bana ölümle yeni bir doğumu öğretti, kartal ise bilinçli bedeninin yeniden doğumunu… Ben; her ikisini de izleyerek içselleştirdim.”

Okundu Olarak İşaretle
6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 1
  • Muhteşem! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/02/2026 08:28:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/21744

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close