Bir tanıdığınız var, yakın değil ama bağlantılı. Aramak istediniz, bulmaya çalıştınız. Instagram'da yok. Facebook'ta yok. Linkedin'de yok. X’de yok. Bir arama yaptınız, isim çıktı ama o değil, başkası. Bir daha denediniz, yine yok ve tuhaf bir his geldi. Sanki o kişi gerçek değil gibi. Sanki doğrulanamıyor gibi.
Bu his ne zaman başladı?
Birinin dijital varlığını onun gerçekliğinin kanıtı gibi görmeye ne zaman başladık?
Sosyal medyada olmamak bir eksiklik gibi algılanıyor artık. Sessiz bir anormallik. "Neden yok ki" sorusu geliyor otomatikman. Gizliyor mu bir şeyleri? Teknolojiden mi kaçıyor? Bir şeyler mi var?
Hiçbirisi değil belki. Sadece orada değil. Sosyal medyada olmayan insanlar azınlık ama var. Bu seçim giderek daha zor bir seçim haline geliyor. Çünkü sistem varlığınızı dijital iz üzerinden ölçüyor. Profesyonel hayatta Linkedin yok, "ciddi değil" deniyor. Sosyal çevrede Instagram yok, davet edilmiyorsunuz çünkü grup orada, etkinlik orada, fotoğraflar orada. Aile grubunda Whatsapp yok, bilgiler size ulaşmıyor ya da gecikmeli ulaşıyor. Olmamak pasif bir karar değil artık. Aktif bir bedeli var. Ama neden seçiyor bazı insanlar bunu?
Bir kısmı gizlilik için. Verilerinin toplanmasını istemiyor, izlenmek istemiyor, dijital ayak izi bırakmak istemiyor. Bu bilinçli, savunulabilir bir karar.
Bir kısmı ruh sağlığı için. Sosyal karşılaştırma yoruyor, beğeni kaygısı yoruyor, sürekli performans yoruyor. Çıkmak bir nefes aldırıyor.
Bir kısmı hiç girmedi. Bunu düşünmek ilginç. Herkesin sosyal medyaya girdiği varsayılıyor ama girmeyen, hiç açmayan, sistemin içine hiç adım atmamış insanlar var. Hepsi yaşlı değil elbette, her yaştan insan var bu kategoride.
Bir kısmı çıktı. Girdi, baktı, bir süre kaldı, sonra kapattı. O çıkış da kolay değil. Çünkü hesabı kapatmak sosyal bir karar. Arkadaşlar neden kapattın diye soruyor, bir şey mi oldu diye soruyor, bazen bizi mi terk ediyorsun diye soruyor. Hesap kapatmak ilişkilerle ilgili bir açıklama gerektiriyor hale gelmiş.
Bu çok tuhaf bir yer. Sosyal medyada olmayan biriyle ilişki kurmak da değişiyor. Mesajlaşmak için başka bir kanal bulmak gerekiyor, telefon numarası, e-posta. Bunlar eski yöntemler ama daha doğrudan. Bir şey söylemek istediğinizde direkt söylüyorsunuz, bir platform üzerinden değil. Bu daha az pratik ama daha samimi hissettiriyor bazen.
Onlar hakkında bir şeyler bilmiyorsunuz. Ne yedi, nereye gitti, ne düşündü, hangi fotoğrafı çekti. Bu bilgiler gelmediği için sormak zorunda kalıyorsunuz. Nasılsın sorusu gerçek bir soru oluyor, sosyal medya güncellemelerinin özeti değil. Sosyal medyada olmayan biriyle konuşmak bazen daha gerçek hissettiriyor. O kişi hakkında bildiğiniz her şeyi ondan öğrendiniz. Bir algoritmanın seçtiklerinden değil.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Ama bir de şeffaflık paradoksu var. Sosyal medyada olan insanlar çok şey paylaşıyor ama az şey gösteriyor. Seçilmiş anlar, düzenlenmiş fotoğraflar, kontrol edilmiş kelimeler. Çok görünürlük, az gerçeklik. Sosyal medyada olmayan insanlar hiç paylaşmıyor ama bazen daha çok gösteriyor. Yüz yüze, telefonda, gerçek zamanlı. Filtre yok, seçim yok, performans yok.
Hangisi daha şeffaf?
Bir de mesleki hayatta olan baskı var. Bazı sektörlerde sosyal medya varlığı artık iş gereksinimi. İçerik üreticisi değilseniz bile, "dijital ayak iziniz" soruluyor. Linkedin profili güçlü mü, X’de aktif mi, sektörde görünürlüğünüz var mı. Bunlar iş görüşmelerinde giderek daha fazla yer buluyor. Sosyal medyada olmamak bu bağlamda bir dezavantaj. Gerçek becerilerden bağımsız, sadece görünürlük eksikliğinden gelen bir dezavantaj. Bu adil değil ama gerçek.
Gençler için ise boyut farklı. Lise, üniversite çağında sosyal medyada olmamak sosyal dışlanmayla neredeyse eş anlamlı olabiliyor. Arkadaşlar orada, planlar orada, iletişim orada. Orada olmamak o sosyal yapının dışında kalmak demek. Bu ciddi bir bedel, özellikle kimlik gelişiminin tam ortasında.
Peki sosyal medyada olmamak bir erdem mi? Hayır. Bu da yanlış bir çerçeve. Orada olmamak kendiliğinden daha sağlıklı, daha derin, daha otantik kılmıyor insanı. Orada olmak da kendiliğinden yüzeysel yapmıyor. Araç nasıl kullanıldığıyla şekilleniyor, varlığıyla değil. Ama şunu söyleyebilirim: sosyal medyada olmayan biri gördüğünüzde o tuhaf hissi fark etmek önemli. O his "bu insan eksik" demiyor aslında. O his "ben bu insanı nasıl okuyacağımı bilmiyorum" diyor. Çünkü dijital varlık okuma kılavuzuna dönüştü. Profil var, geçmiş var, beğeniler var, takipler var. Bunlardan bir insan çıkarılıyor. O veri yoksa ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Ama insanlar dijital varlıklarından önce de vardı. Dijital varlıkları olmadan da var olmaya devam ediyorlar. Onları bulmak için sadece sormak gerekiyor. Eski usul.
Belki birkaç yıl sonra sosyal medyada olmamak daha normal karşılanacak. Belki de tam tersi olacak ve dijital görünürlük kimliğin zorunlu bir parçasına dönüşecek. Şu an garip bir geçiş dönemindeyiz. İnsanları yüz yüze tanımadan önce profillerine bakıyoruz, biri hakkında fikir oluşturmadan önce kullanıcı adını aratıyoruz. Bu yüzden sosyal medyada olmayan biriyle karşılaşınca kısa süreli bir boşluk oluşuyor. Hakkında hazır bilgi yok. Algoritmanın hazırladığı bir özet yok. O insanı gerçekten tanımak gerekiyor.
Belki de artık en "eski usul" şey bu...
- 3
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/07/2026 10:34:44 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23062
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.