Şu an bu yazıyı okuyorsunuz. Bu cümleyi okuyabilmek için bir cihazınız var, bir bağlantınız var, bir altyapı var. Bunların hepsi bir arada çalışıyor ve siz bunu düşünmüyorsunuz bile. Düşünmüyorsunuz çünkü her zaman orada. Her zaman orada olan şeyler görünmez olur, sorgulanmaz olur ama dünyada 2.2 milyar insan için bu her zaman orada değil.[1]
Bu sayıyı ilk kez okuyunca bir şey hissediyorsunuz, bir rahatsızlık, sonra hayat devam ediyor çünkü soyut. 2.2 milyar insan zihinsel olarak kavranamıyor. Ama şöyle düşünün: Türkiye nüfusunun 25 katı. Bu kadar insan, sizin bu yazıyı okuduğunuz anda, internete erişemiyor.
Peki bu bir talihsizlik mi, yoksa bir haksızlık mı? Fark önemli. Talihsizlik başına gelen şey, haksızlık yapılan şey. Birincisinde sorumluluk yok, ikincisinde var.
İnternet bugün ne anlama geliyor önce onu görmek lazım. Birkaç nesil önce internet bir lüks araçtı. Haber okumak, müzik dinlemek, arkadaşlarla konuşmak. Bunlar güzel şeyler ama olmasa da hayat devam ediyordu. Şimdi durum farklı. İş başvuruları online, devlet hizmetleri online. E-devlet, SGK, vergi, randevu sistemleri, bunların büyük çoğunluğu artık dijital. Banka işlemleri online. Eğitim giderek online, pandemi bunu çok net gösterdi, okul internete taşındığında interneti olmayanların çocukları o okula gidemedi.[2]
İnternet artık bir araç değil, bir altyapı. Elektrik gibi, su gibi. Olmadığında modern hayata katılmak mümkün değil. Bu kabul edilirse, erişim hak mı sorusu kendiliğinden yanıtlanıyor ama kabul edilmiyor henüz, her yerde. Türkiye'de ki durum: Şehir merkezlerinde fiber altyapı var, 5G konuşuluyor, hız tartışılıyor ama aynı ülkede köyler var, internet ya yok ya çok zayıf. Öğrenci var, ödevi için internete ihtiyacı var, en yakın güçlü sinyal birkaç kilometre uzakta. Bu öğrenciyle şehir merkezindeki akranı aynı sınavlara giriyor. Aynı sisteme dahil ama aynı koşullarda değil. Bu eşitsizlik coğrafi değil sadece. Ekonomik de. İnternet paket fiyatları gelire oranlandığında ucuz değil. Düşük gelirli bir aile için aylık internet faturası ciddi bir kalem. Telefon verileri kısıtlı, ev interneti yok, çocuk ödevini komşunun WiFi'sine bağlanarak yapıyor. Bu manzara ayrıcalık kelimesini doğru kılıyor bir yerde. Ayrıcalık, herkesin erişemediği şey demek. İnternet bu tanıma giriyor hâla, dünyanın büyük bir bölümünde. Ama ayrıcalık ile hak arasında bir gerilim var. Ayrıcalık "şanslıysan var" diyor. Hak "herkese ait" diyor ve bu fark, politikaları, öncelikleri, sorumlulukları tamamen değiştiriyor.
Bazı ülkeler bu soruyu yanıtladı zaten. Finlandiya 2010'da interneti yasal hak olarak tanıdı. Bunlar sembolik değil, bütçe kararlarına, altyapı yatırımlarına, yasal düzenlemelere yansıyan kararlar. Peki neden bu karar bu kadar az ülkede alındı?[3]
Bir cevap ekonomik. Altyapı kurmak pahalı. Kırsal alanlara fiber çekmek, uzak bölgelere sinyal götürmek, bunu sürdürülebilir kılmak. Hükümetler bu maliyeti üstlenmek istemiyor, özel sektöre bırakıyor. Özel sektör kârlı yerlere gidiyor. Kârsız yerler boşta kalıyor.
Başka bir cevap siyasi. İnternete erişim bilgiye erişim demek. Bilgiye erişim güçlenme demek. Bazı yönetimler bu güçlenmeyi istemek yerine kısıtlamayı tercih ediyor. Erişimi engellemek, yavaşlatmak, belirli içeriklere ulaşımı kesmek. Bunlar internet erişimini hak olarak tanımayan yaklaşımların pratik yansımaları.
Türkiye'de de bu tartışma yabancı değil. Sosyal medya erişim engellemeleri, bant genişliği kısıtlamaları, bu uygulamalar interneti hak olarak görmekle çelişiyor.[4]
Fakat işin önemli tarafı burada başlıyor: erişim tek başına yetmiyor. İnternete bağlanabilmek bir başlangıç ama o bağlantıyla ne yapıldığı, nasıl kullanıldığı, içeriği anlama kapasitesi ayrı bir mesele. Daha önce değindiğimiz gibi: dijital okuryazarlık meselesi. Sahte haberi gerçekten ayırt etmek, kişisel veriyi korumak, online ortamda güvenli davranmak, dijital araçları üretken biçimde kullanmak. Bunlar öğretilmesi gereken beceriler. Şu an çoğunlukla öğretilmiyor. Ne okulda sistematik olarak, ne evde yeterince. Erişim olmadan okuryazarlık boş. Okuryazarlık olmadan erişim eksik. İkisi birlikte olmak zorunda.
Bu tartışmanın sonucu açık: internet erişimi hak olmalı. Ama hak tanımak kolay, hakkı gerçek kılmak zor. Yasal güvence, altyapı yatırımı, ekonomik erişilebilirlik, dijital okuryazarlık eğitimi. Bunların hepsi aynı anda, sürdürülebilir biçimde olmak zorunda. Birlikte ele alınmadıkça bu hak gerçek bir karşılık bulmaz.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Bu devletin işi, özel sektörün işi, sivil toplumun işi. Birinin tek başına çözeceği bir problem değil. Ama herkesin "benim işim değil" dediği sürece çözülmüyor. O 2.2 milyar insan bekliyor. Haber okumak için değil, iş bulmak için, sağlık bilgisine ulaşmak için, çocuğunu okutmak için, var olmak için. Modern dünyada var olmak artık bağlı olmayı gerektiriyor ve bağlı olamamak, giderek daha fazla, dışarıda kalmak demek.
Bu bir talihsizlik değil.
Bir haksızlık.
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- ^ ITU. Press Release. Alındığı Tarih: 11 Haziran 2026. Alındığı Yer: ITU | Arşiv Bağlantısı
- ^ data.unicef. Covid-19: Are Children Able To Continue Learning During School Closures?. Alındığı Tarih: 11 Haziran 2026. Alındığı Yer: data.unicef | Arşiv Bağlantısı
- ^ loc. Finland: Legal Right To Broadband For All Citizens. Alındığı Tarih: 11 Haziran 2026. Alındığı Yer: loc | Arşiv Bağlantısı
- ^ Freedom House. Turkey: Freedom On The Net 2025 Country Report | Freedom House. Alındığı Tarih: 11 Haziran 2026. Alındığı Yer: Freedom House | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/07/2026 11:06:48 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23187
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.