12 Ağustos 1887’de Viyana’da doğan Erwin, tam bir Eski Dünya entelektüeliydi. Babası Rudolf Schrödinger, sadece başarılı bir iş insanı değil, aynı zamanda yetenekli bir ressam ve botanikçiydi. Annesi Georgine Bauer ise yarı İngilizdi. Evde hem Almanca hem de İngilizce konuşuluyordu; bu çift dillilik Erwin’e daha çocuk yaşta geniş bir perspektif kazandırdı.
Genç Erwin, Viyana Üniversitesi’ne girdiğinde sadece fizikle ilgilenmiyordu; felsefeden antik dillere, Schopenhauer’dan Hint mistisizmine kadar geniş bir ilgi alanı vardı. Ancak 1910’da doktorasını aldıktan sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. İtalyan cephesinde bir topçu subayı olarak görev yaparken bile, siperlerde genel görelilik üzerine çalışıyordu.
Schrödinger’in adını altın harflerle tarihe yazdıran olay, 1925 yılının Noel haftasında yaşandı. O dönemde Zürih Üniversitesi’nde profesör olan Erwin, evliliğindeki monotonluktan ve akademik tıkanmışlıktan kaçmak için İsviçre Alpleri’ndeki Arosa’ya gitti. Yanında eşi Anny yoktu. Kimliği bugün dahi bilinmeyen, sadece eski bir sevgilisi olarak bilinen gizemli bir kadın yanındaydı. İşte Schrödinger, bu kaçamağında aşkın ve sessizliğin ortasında, kuantum dünyasının temelini sarsacak olan Dalga Denklemi’ni yazdı. Masasında bir yanda sevgilisinin varlığı, diğer yanda atom altı parçacıkların dalga boylarını gösteren matematiksel denklemler vardı. Schrödinger, elektronların birer bilye gibi değil, birer piyano teli gibi titreştiğini düşündü. Modern kuantum mekaniği, belki de o dağ evindeki tutkunun bir ürünüydü.
1933’te Nazilerin Almanya’da iktidara gelmesiyle Schrödinger, Berlin’den ayrılmaya karar verdi. Nobel Ödülü’nü aldığı yıl Oxford Üniversitesi’ne davet edildi. Ancak Schrödinger’in özel hayatı çok karmaşıktı. Aynı anda iki kadına birden aşıktı. Eşi Anny ve sevgilisi Hilde March ile birlikte yaşamaya başlamıştı. Hatta Hilde’den bir kızı olduğunda, Anny onu kendi çocuğu gibi kabullendi. Ancak 1930’ların İngiltere’si için bu yaşam tarzı kabul edilebilir değildi. Oxford Üniversitesi'nde bu durum bir skandal olarak görüldü ve Schrödinger, akademik dehasına rağmen orada barınamadı.
Schrödinger sadece fizikle sınırlı kalmadı. 1944 yılında yazdığı What is Life? adlı kitabı, biyoloji dünyasında bir devrim yarattı. O güne kadar canlılığı sadece biyolojik bir süreç sanan dünyayı, yaşamın temelinde bilgi kodlayan bir kristal yapı olmalı diyerek uyardı. Bu fikir, daha sonra DNA’nın yapısını keşfeden Watson ve Crick’e doğrudan ilham verdi.
1956’da çok sevdiği Viyana’ya profesör olarak geri döndü. Hayatının sonuna kadar doğu felsefesiyle, şiirle ve aşkla ilgilenmeye devam etti. 1961’de hayata gözlerini yumduğunda, mezar taşına o meşhur dalga denklemi kazındı.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/04/2026 00:53:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22759
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.