Y kromozomunun evrimsel süreçte gen kaybına uğradığı bilgisi, biyoloji literatüründe teknik ve sınırlı bir anlam taşırken, toplumsal düzeyde beklenmedik ölçüde güçlü tepkiler üretmektedir. Bu tepkinin kaynağı, söz konusu genetik yapının biyolojik işlevinden çok, erkekliğe atfedilmiş tarihsel ve kültürel anlamlarla yüklü bir sembol hâline gelmiş olmasıdır. Y kromozomu üzerine yapılan her tartışma, farkında olmadan erkekliğin doğası, meşruiyeti ve iktidarla ilişkisi üzerine yürütülen daha geniş bir sorgulamayı tetiklemektedir.
Genetik açıdan Y kromozomu, rekombinasyona büyük ölçüde kapalı olması nedeniyle X kromozomuna kıyasla daha sınırlı bir genetik çeşitliliğe sahiptir. Bu durum, uzun evrimsel zaman ölçeklerinde belirli genlerin kaybına yol açmıştır. Ancak güncel bilimsel veriler, bu sürecin bir “tükeniş” anlamına gelmediğini; aksine Y kromozomunun uzun süredir görece kararlı bir yapıda varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Buna rağmen “Y kromozomu küçülüyor” ifadesinin yarattığı rahatsızlık, biyolojik bir gerçeklikten çok, erkekliğin tarihsel konumuna dair bir huzursuzluğun dışavurumu olarak okunmalıdır.