Merhaba
Tüm eserlerini severek okuduğum bir yazar. Amin Maalouf’un kitaplarıyla kurduğum bağ, çoğu yazardan farklı oldu. Onu okurken sadece bir metnin içinde ilerlemiyorum; sanki kendi içimde, kendi geçmişimle ve dünyaya bakışımla da yüzleşiyorum. Tüm eserlerini severek okuduğum bir yazar olarak Maalouf, benim için yalnızca tarih anlatan ya da fikir üreten biri değil; insanın içindeki kırılganlığı, aidiyet arayışını ve yönünü kaybetmişliğini en sade ama en derin haliyle dile getiren bir ses. Onun satırlarında kendimi çoğu zaman “arada kalmış” hissederken buluyorum. Ne tamamen ait olduğum bir yer var ne de tamamen uzaklaştığım bir dünya. Belki de bu yüzden Maalouf’un metinleri bana bu kadar tanıdık geliyor. Çünkü o, büyük tarihsel olayları anlatırken bile aslında insanın içindeki küçük ama derin çatışmaları anlatıyor.
Labirent, Amin Maalouf’un son dönem düşünsel metinlerinden biri ve açıkçası okurken insanı hem sarsan hem de biraz huzursuz eden bir kitap. Bu kitapta Maalouf, Batı’yı ne körü körüne savunuyor ne de kolayca mahkûm ediyor. Daha çok şunu yapıyor. Hepimiz bu labirentin içindeyiz” diyor. Yani sadece Batı değil, onun “hasımları” da aslında aynı çıkmazın farklı yollarında ilerliyor.
Kitabın ruhunu yansıtan bir alıntı şöyle. “Dünya bir labirente dönüştü; herkes yolunu kaybetmiş durumda ve kimse çıkışı gerçekten bilmiyor.”
Bu cümle kitabın özeti gibi. Çünkü Maalouf’a göre bugün yaşadığımız krizler ,savaşlar, kimlik çatışmaları, kültürel kopuşlar tek bir tarafın suçu değil. Batı’nın tarihsel hataları var ama ona karşı çıkanların da kendi içlerinde ciddi çelişkileri var. Bir başka çarpıcı düşüncesi ise şu çizgide ilerliyor. “Bir zamanlar hayranlık uyandıran değerler, bugün güven vermekten uzak.” Burada aslında Batı’nın “özgürlük, demokrasi, insan hakları” gibi kavramlarının zamanla nasıl aşındığını söylüyor. Ama bunu söylerken öfkeyle değil, daha çok hayal kırıklığıyla konuşuyor. Bu yüzden kitap çok insani geliyor.
Samimi söylemek gerekirse, bu kitabı okurken insan kendini biraz “arada kalmış” hissediyor. Ne tamamen Batı’ya ait hissediyorsun ne de ona karşı duran dünyaya. Maalouf’un asıl başarısı da burada ,seni bir taraf seçmeye zorlamıyor, aksine sana şu soruyu sorduruyor
“Gerçekten doğru yolu bilen var mı?”
Bence her eseri okumaya değer bir yazar ve her eseri ayrı bir dünya.