Ey yurttaşım! Senin boynuna geçirilmek istenen esaret halkası ne bir gem, ne bir tasmadır. Boyunduruk altında olduğun hâlde, sen üşürken düşman ocakları için sana odunlar, sen açken düşman sofraları için sana buğdaylar taşıtacaklar. Gençleri kanda, tazeleri göz yaşında boğmak istiyorlar.
Çile çekmeyen varlığını duyamaz... Bundan sonra duy ve anla ki medeniyet denilen büyük gürültünün mânâsı makinedir ve makineyi Avrupa’nın elinden aldığın zaman, senin rûhun onunkinden daha asil, senin kalbin onunkinden daha temiz olduğunu meydana koyacaksın. Bunu göstermeye çalışmalısın. Rahat bırakırlarsa...
Vaktiyle Çin ve Hint’in medeniyetleriyle İran’ın feyzini birleştirdiğin gibi, bugün de Avrupa’nın irfanını Asya’ya ileteceksin. Ey kervan başı yürü!...
Merhaba
Rüyaların dizi gibi bölüm bölüm devam ediyormuş hissi vermesi, psikoloji ve nörobilim açısından oldukça anlamlı bir durumdur. Kişisel olarak gözlemlediğim şekliyle açıklamaya çalışacağım.
Uzun zamandır fark ettiğim bir şey var: Rüyalarım bazen tek seferlik sahneler gibi değil, bildiğin dizi bölümleri gibi ilerliyor. Bir rüyayı görüyorum, sonra aradan haftalar ya da aylar geçiyor ve bir gece bakıyorum, o rüyanın devamını görüyorum. Aynı evren, aynı atmosfer, hatta bazen aynı kişiler… Ama arada başka rüyalar da görüyorum tabii. Yani bilinçaltım sanki birden fazla “dizi”yi aynı anda oynatıyor gibi. Ben bunu şöyle yorumluyorum: Zihnim yaşadığım şeyleri sadece anı olarak değil, hikaye gibi kaydediyor. Gündelik hayatta yarım kalan duygular, çözülememiş meseleler ya da içimde iz bırakan sahneler, rüyada da kapanmıyor. O yüzden beyin onları arşive atıyor ve zamanı gelince kaldığı yerden devam ettiriyor. Yani rüya benim için bir gecelik bir görüntü değil, zihnin kurduğu uzun soluklu bir anlatı oluyor. Rüyada süreklilik hissi ise; bunun sadece bana özel veya size özel bir durum olmadığını biliyorum ama herkeste bu kadar net yaşanmıyor olabilir. Bazı insanlar rüyalarını hiç hatırlamazken, ben sahne sahne hatırlıyorum. Bu da muhtemelen iç dünyayla daha fazla temas halinde olmakla, hayal gücüyle ve zihnin imgelerle çalışmasına izin vermekle ilgili. Yani bu biraz da zihnin çalışma tarzı olabilir. Sonuç olarak zihnin yazdığı bir senaryo olarak görüyorum keza rüyalar artık rastgele görüntüler değil. Onlar, zihnin kendi senaryosunu yazdığı bir alan. Bazı hikayeler tek bölümde bitiyor, bazıları sezonlarca sürüyor. Aslında rüyalar şunu söylüyor: Zihin, uyurken bile anlatmaya devam ediyor. [1] Saygılarımla
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.