selamlar. kısaca hayır. nedeni de daha geçen gün okuduğum şu blog yazısı: https://evrimagaci.org/blog/rubik-kup-ve-otesi-22072
giriş başlığı senin soruna cevap vermiş oluyo aslında. yazar daha önce iq testine girip sonucunun yüksek normal çıktığını aktarmış ve 1 ayda çözüme ulaştığını yazmış .
Bilim kadar takdir ettiğim çok az şey var, ama ben bir bilimci değilim. Dürüst olmak gerekirse de zihnim felsefi kavramları, bilimsel realiteden daha kolay kavrıyo. O yüzden naçizane fikrimi, bilimin yüce ışığına alternatif olarak felsefenin yanıtıyla ifade etmek istiyorum.
Evren, içerisinde ne olacağı zaten belli bir yapı. Bu "bilinen" her zaman tahmin edebileceğimiz kadar aşikar olmayabilir. Ama neden-sonuç bağlantıları, benim baktığımda çok karmaşık bulduğum tüm o fizik/kimya yasaları, matematiksel veriler onlar bunlar; hepsinin aynı anda tutarlı şekilde geçerli olduğu bir evrende zaten olası "yaşanabilir"ler ve onların arasında da diğer yasaların ya da belki henüz addedemediğimiz veya kolayca kabul edebildiğimiz tüm gerçeklerin etkisiyle "büyük ihtimalle yaşanacak olan"lar kendini kolayca belli eder. Tabii biz bu bilgilere ve "yaşanabilirler listesi"ne ne kadar erişebiliriz bilemem. Ama belki de evrenle ilgili bilmediğimiz, öğrenmek için peşinden koştuğumuz ne varsa, denklemi sondan çözüp başa doğru yeterince ilerlersek her şeyi bulabiliriz. Ben insan zihnine çok güveniyorum bilemiyorum, ne de olsa biz de evrenin parçasıyız, ona dair bir şeyleri bir ani aydınlanma türü anlarla kendimizce algılayabilmemiz çok doğal olurdu. Stoacıların dediğine inanıyorum: "Yaşanmış ne varsa, zamanın başından beri olmayı bekliyordu." Çünkü biz bir tencerenin içine pirinç, yoğurt ve nane attıktan sonra onun yoğurt çorbası olacağını az çok tahmin edebiliriz, o yemeğin bir mercimek çorbası olmayacağı bellidir. Her şeyin evrenin en başından beri varolan arkesel maddelere bağlı olduğunu düşünüyorum. Onların aralarındaki etkileşimi, bir sonuç yaratıyor, sonra o sonuç başka bir şeyle etkileşime girip yeni bir sonuç yaratarak kendisi de artık bir "neden"e dönüşüyor. Dediğim gibi biz hepsini ince detayıyla bilemeyebiliriz ve bence bilmek zorunda olmayabiliriz de, ama evrende her şey yazılıdır. Kader denen mistik kavram, bilimin ellerinde bir neden sonuç hikayesidir sadece. Laplace haklıydı. Ya da belki de sadece kader imanının varolduğu bir kolektif bilinçdışını taşıyan bir toplumda büyüdüğüm için, bilinçdışımdaki tanrı arketipini reddedecek kadar bilişsel kudreti olan bir Annunaki de olmadığım için bu "sanki birazcık kaderci" gibi hissettirebilecek bakış açısı bana mantıklı geliyodur. Ama fikrimi değiştirmeme yol açacak kadar kanıtlarla dolu bir gerçekliği görmediğim sürece düşüncelerim bunlar :3
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.