Bugün hukuk tartışmaları çoğu zaman bilgiye değil, kanaatlere dayanıyor.
Laiklik karşıtı söylemler ve Atatürk’e yönelik iddialar, hukuki zeminde değil; yorumlar üzerinden yayılıyor.
Bugün hukuk tartışmaları çoğu zaman bilgiye değil, kanaatlere dayanıyor.
Laiklik karşıtı söylemler ve Atatürk’e yönelik iddialar, hukuki zeminde değil; yorumlar üzerinden yayılıyor.
Şimdiye kadar ortaya konan bilimsel kanıtlar aslında her şeyi gözler önüne seriyor. Kaliforniya Üniversitesinden uzmanlar, sosyal mesafe kuralına uymanın ve maske takmanın COVID-19'un yayılmasını önlediğini ve maske takanların kendilerini koruma altına aldığını söylüyor.
Kaliforniya Üniversitesi Davis Çocuk Hastanesinden çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dean Blumberg, yapılan yeni araştırmalara göre ağzın ve burnun kapatılmasının hastalığın bulaşma riskini %65'e kadar azalttığını dile getirdi.
Vücudumuzdaki benler (melanositik nevuslar), foliküler bir inflamasyon süreci olan sivilcelerin (akne vulgaris) aksine, nöral krista kökenli melanositlerin epidermal-dermal bileşkede veya dermis tabakasında fokal proliferasyonu sonucu meydana gelen kalıcı neoplazik doku kümeleridir. Bu oluşum süreci temel olarak embriyonik gelişim sırasında melanosit öncülerinin migrasyonundaki duraksamalar veya post-natal dönemde ultraviyole (UV) radyasyonunun etkisiyle melanositlerin kontrolsüzce kümelenmesiyle tetiklenir; bu histolojik fark nedeniyle benleri sivilce gibi sıkmaya, koparmaya veya herhangi bir kesici aletle evde cerrahi müdahalede bulunmaya çalışmak, derin dermal doku bütünlüğünü bozarak şiddetli hemorajiye, kronik piyojenik granülom oluşumuna ve melanositik hücrelerin mekanik uyarılmasıyla potansiyel atipik değişimlerin tetiklenmesine sebebiyet verebilir. Klinik literatürde benlerin karakterizasyonu ve dağılımı açısından belirgin cinsiyet farkları gözlemlenmektedir; erkeklerde melanositik lezyonlar trunkal bölgede (sırt ve göğüs) daha yoğun izlenirken, kadınlarda özellikle alt ekstremitelerde (bacaklar) yoğunlaşma eğilimi göstermekte, ayrıca hormonal dalgalanmaların (ergenlik, gebelik) nevusların boyut ve pigmentasyonunda dinamik değişimlere yol açtığı bilinmektedir.
Bu noktada, halk arasında sıklıkla gerçek benlerle karıştırılan ve halk tabiriyle et beni olarak adlandırılan akrokordonlar, melanositik bir yapıdan ziyade metabolik süreçlerle, özellikle obezite, insülin direnci ve yüksek vücut kitle indeksi ile doğrudan ilişkilidir; kilo artışına bağlı olarak deri kıvrımlarında artan sürtünme ve hiperinsülinemi, bu saplı fibroblastik oluşumların proliferasyonunu tetikleyerek patolojik bir tablo oluşturmaktadır. Özellikle yüz, boyun ve aksiller bölge gibi yoğun vaskülarizasyona sahip alanlardaki nevuslar ve akrokordonlar, gün boyu kronik ultraviyole (UV) radyasyonuna veya mekanik travmaya maruz kaldıkları için DNA hasarı açısından risk altındadırlar; bu sebeple görsel rahatsızlık uyandıran lezyonların, histopatolojik veri kaybına yol açmayacak profesyonel klinik yöntemlerle (cerrahi eksizyon, ablatif lazer veya kriyoterapi) bir dermatolog tarafından alınması hayati önem taşır. Öte yandan, King’s College London bünyesinde gerçekleştirilen akademik araştırmalar, yüksek nevus sayısına sahip bireylerin lökosit telomer uzunluklarının (LTL) daha fazla olduğunu, bunun da biyolojik yaşlanmanın moleküler düzeyde yavaşlamasıyla korelasyon gösterdiğini kanıtlamaktadır. Bizim çalışmamızda da vurguladığımız üzere, gerek metabolik kökenli et benlerinin gerekse genetik kökenli melanositik nevusların takibi konusundaki farkındalık bireysel sağlık yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır; bu soruyu konuyu oluşum mekanizmaları, cinsiyet ve metabolizma ekseninde derinleştirmek adına oldukça anlamlı bulduğumu belirterek, bilimsel perspektifin halk sağlığı üzerindeki kritik rolünü bir kez daha anımsatmak isterim.
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.