Sonra Oku
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Merhabalar.
Pekâlâ insanlar doğanın veya kozmosun onlara göre şekil almasını ya da onları önemsemesini bekliyor. Ancak gündelik hayatta yaşanılan "tesadüfler" herhangi bir başka olaya bağlı değildir. Ayrıyetten onlar tesadüf değil, "olasılık"tır. Düşük veya yüksek olasılıklar vardır. Bu olasılıklar bir başka eylemin sonuçlarının sebepleri olarak değil; ancak ve ancak kendi sebepleri olurlar. Dolayısıyla evrenden bizler için özenli bir yer bekliyoruz ama biz yine kozmosun herhangi bir maddesi gibi herhangi bir maddeyiz. Ancak bu madde; kendi kendini düşünebilen, varlığını bir biçime sokabilen bilinçli bir biyolojik makinedir. Hem de çok düşük olasılıklar sonucu oluşmuş ilginç bir makine. İşin özüne gelirsek: Olasılıklar, hayattaki küçük dokunuşlarımızın bize geri dönüşü değildir; varoluş sebepleri yine onların ilk nedenidir.
Merhabalar.
İlginç bir soruyla hemen giriş yapayım: Uzayın zamandan bağımsız düşünülemeyeceğini zamanında Albert Einstein ortaya koydu. Biri geçmiş var ve o zamanı hatırlayabiliyoruz; biz şimdi varız ve geçmişin habercisi ile mimarıyız. Ama ilerisini hatırlayamıyoruz çünkü daha yaşanmadı.
Eğer evrene Isaac Newton gibi bakarsak, yani determinist bir şekilde bakarsak geleceği bilmemiz lazımdı; yani gelecek var olmalıydı. Ama ne zaman ki kuantum mekaniği işin içerisine girdi ve suyu bulandırdı, işte o zaman determinist bir evrende değil, olasılıksal bir evrende olduğumuzu fark ettik. Yani sonrasını öngöremiyoruz. Evren belirli bir mimari ile ilerlemiyor, olasılıksal bir yapıda.
Dolayısıyla evet, geçmiş var, şimdi de geçmişin mimarı; ama gelecek henüz yok çünkü belirli değil, henüz evren tarafından işlenmedi, belirlenmedi; çünkü şu anki zamanı bekliyor.
Dolayısıyla hayır, geleceği tam olarak bilemeyiz ve onu hatırlayamayız çünkü hiç var olmadı; varlığı bir öncekilerin varlığından bağımsız. Yalnızca olasılık sahibi bir gelişim var..
İlk sorunun cevabı aslında çok basit yani insan dediğiniz varlık bir canlı olduğu için kendine ve olaylara anlam yükler hatta siz bu soruya dahi anlam yüklediğiniz için attınız. Anlam yüklemek kaçınılmaz bir beyinsel aktivitedir. İnsan benzeri sinir sistemi geliştirmiş bazı canlılara bakarsak onların da insanlar gibi hayatlarını kurtarma pahasına kaçtığını kimi zaman seçim yaptıklarını görürüz. Bu seçim çocuğunu kurtarmak için canını riske atmak tarzında olabilir.
Kötü bir olaya kader dememiz veya farklı şeyler olarak tanımlamamız aslında yine çok doğal bir sürecin etkisinden doğuyor. Olumsuz duygulardan her zaman kaçma eğilimindeyiz aslında bu noktada bu bir tercih değildir zorunluluktur. Yaşamak istiyorsan olumsuzdan kaç olumluyu kovala. Bu her zaman böyle olucak demiyorum ama çoğu zaman böyledir. Anlattığım şeyler özneldir yani size bunları destekleyecek kaynak göstermedim.