Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
İnsanlar
Böcek
Bağışıklık
İnternet
Hayvan Davranışları
Şüphecilik
Tahmin
Evrimsel Biyoloji
Kertenkele
Basınç
Paleontoloji
Mutasyon
Nöronlar
Venüs
Evrimsel Tarih
Oyun
Kütle
Nükleer Enerji
Epigenetik
Anatomi
Gıda
Yumurtalık
Öğrenme
Virüsler
Uçma
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Berk K.
İnceleyen 3 saat önce
Bana çok şey katan öğretmenim. YKS için derece hedefleyen her öğrencinin takip etmesi gereken bir kanal.
Youtube Kanalı
9.7/10
(48 Kişi)
Puan Ver
@EyupB
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.6K UP
Türü Ekleyen 3 saat önce
Diprotodontia, keseli memeliler (Marsupialia) içerisinde morfolojik, fizyolojik ve biyomekanik açıdan en ileri düzeyde uzmanlaşmış taksonlardan biridir. Bu takım, özellikle Avustralya kıtasında evrimleşmiş olup kıtanın karakteristik megafaunasını oluşturan kangurular, wallabiler, koalalar ve vombatlar gibi grupları kapsar. Diprotodontia, yalnızca tür çeşitliliğiyle değil, adaptif evrim süreçlerinin çok katmanlı yapısını yansıtan anatomik bütünlüğüyle de dikkat çeker.

Takımın adı olan “iki dişliler”, alt çenede yer alan iki büyük, öne doğru uzanan kesici dişe (diprotodont yapı) dayanır. Bu dişler basit bir beslenme adaptasyonu değil, grubun otçul ekolojik nişine geçişinin morfolojik imzasıdır. Bu yapı sayesinde bitkisel dokuların koparılması, sert lifli materyalin parçalanması ve yeraltı köklerinin açığa çıkarılması mümkün hâle gelir. Üst çenede ise bu kesici yapıyı dengeleyen diş dizilimi, çiğneme kuvvetinin homojen dağılmasını sağlar.

Diprotodontia’nın en çarpıcı evrimsel özelliği, arka ekstremite kas-iskelet sisteminin ileri düzey biyomekanik optimizasyonudur. Arka bacak kasları yalnızca hacimsel olarak büyük değil, aynı zamanda yüksek elastik lif oranına sahiptir. Bu durum, tendonlar aracılığıyla enerji depolayan bir sistem oluşturur. Sıçrama sırasında kaslar yalnızca kuvvet üretmez; aynı zamanda elastik enerji depolar ve bu enerjiyi bir sonraki sıçramada geri kazanır. Bu mekanizma, özellikle kangurularda görülen uzun mesafeli, düşük metabolik maliyetli zıplama hareketinin temelini oluşturur.

İskelet sistemi bu biyomekaniğe yapısal olarak uyumludur:

Uzamış metatarsal kemikler enerji iletimini optimize eder

Güçlendirilmiş diz ve kalça eklemleri yük taşıma kapasitesini artırır

Rijit ayak bileği yapısı dengeyi ve itiş gücünü stabilize eder

Bu yapı sayesinde hareket yalnızca güçlü değil, aynı zamanda enerji verimli hâle gelir.

Fizyolojik düzeyde Diprotodontia üyeleri, lifli bitkisel besinlere uyumlu sindirim sistemleri geliştirmiştir. Genişlemiş çekum ve fermentasyon bölgeleri, simbiyotik mikroorganizmalar aracılığıyla selüloz sindirimini mümkün kılar. Metabolik sistem, düşük kalorili besinlerden maksimum enerji elde edecek şekilde düzenlenmiştir. Bu özellik, kurak ve besin açısından fakir Avustralya ekosistemlerinde hayatta kalma avantajı sağlar.

Ekolojik açıdan Diprotodontia türleri, yalnızca tüketici değil, habitat şekillendirici organizmalardır. Otlatma davranışları, bitki örtüsü yapısını, toprak havalanmasını ve ekosistem dengesini doğrudan etkiler. Bu nedenle bu takım, sadece zoolojik değil, ekosistem mühendisliği açısından da işlevsel bir role sahiptir.

Diprotodontia, bu yönleriyle basit bir takson değil;
evrimsel biyomekanik, adaptif morfoloji, enerji ekonomisi ve ekolojik işlevselliğin birleştiği bütüncül bir evrimsel sistem olarak değerlendirilir.
0
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esrar Engiz
Esrar Engiz
50.0K UP
Üye 4 saat önce
Kütleçekimi hakkında elde edebileceğimiz tüm verileri elde etmiş olsaydık, bunu kontrol edilebilen bir güce çevirebilir miydik? Yoksa bilgiye sahip olsak bile her halükarda belirli limitlere ve yapısal sorunlara takılır mıydık? Şu anda bilgimiz olmadan bir çıkarım yapmanın zor olduğunu anlıyorum. Fakat metaforik cevaplar bile bence yeterli.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nurhan Köylü
Üye 4 saat önce
Merak ediyorum DHEB(dikkat eksikliği ve hiperaktiklik bozukluğu)'nun bilimsel anlamı ne bilimde bir karşılığı ve ya bilgi var mı
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.6K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 4 saat önce Sen de Cevap Ver

Merhaba, bazen aklımıza “Bir tür tamamen yok olursa geri getiremez miyiz?” gibi biraz bilim kurgu kokan ama aslında oldukça ciddi sorular geliyor. Nesli tükenen canlıları gerçekten sonsuza kadar mı kaybediyoruz, yoksa genetik bir yedek plan mümkün mü?

Hiç mantıksız bir soru değil, tam tersine bayağı iyi bir merak bu. İnsan “madem yok olma riski var, neden bir yedek kopyasını saklamıyoruz?” diye düşünüyor.

Önce şunu söyleyeyim. Evet, gerçekten de nesli tükenmekte olan birçok hayvanın DNA’sı, doku örnekleri, hatta sperm ve yumurtaları özel merkezlerde saklanıyor. Buna gen bankası ya da “frozen zoo” deniyor. Mesela San Diego’daki Frozen Zoo projesinde yüzlerce türden hücre örnekleri sıvı azotta saklanıyor. Amaç tam da senin düşündüğün şey: Eğer bir tür doğada yok olursa, elimizde genetik materyal olsun. Peki koruma altındaki bir tür yine de tamamen tükenebilir mi? Maalesef evet. Koruma altında olmak riski azaltır ama sıfırlamaz. Habitat kaybı, iklim değişimi, genetik çeşitliliğin düşmesi, hastalıklar. Küçük popülasyonlarda “genetik darboğaz” dediğimiz bir durum olur. Çeşitlilik azalınca tür kırılgan hale gelir. Bazen sayıları artmış gibi görünse bile genetik olarak zayıflamış olabilirler.

Tüm Reklamları Kapat

Gelelim en heyecanlı kısma. Elimizde DNA varsa aynı canlıyı yeniden oluşturabilir miyiz? Teorik olarak bazı durumlarda evet, ama pratikte iş o kadar kolay değil. 1996’da Dolly isimli koyun klonlandı. Yani yetişkin bir hücrenin çekirdeği alınıp başka bir yumurtaya yerleştirildi ve genetik olarak aynı bir birey üretildi. Bu, “aynı DNA ile aynı canlı” fikrinin mümkün olduğunu gösterdi. Ama burada kritik nokta DNA tek başına yeterli değil. Canlının gelişmesi için uygun bir yumurta hücresi, uygun bir taşıyıcı anne (yakın akraba bir tür olabilir) ve doğru epigenetik koşullar gerekiyor. Ayrıca klon başarı oranı çok düşük ve süreç oldukça riskli.

Mesela yünlü mamut üzerine çalışmalar var. Ama plan tam olarak mamutu geri getirmek değil; mamut DNA’sının bazı kısımlarını Asya filine aktararak mamut benzeri özelliklere sahip bir fil üretmek. Bu “diriltme” değil, daha çok genetik mühendislik. Bir de önemli olan şu , diyelim ki genetik olarak birebir kopya ürettik. Bu gerçekten “aynı canlı” mı olur? Genetik olarak evet, ama deneyimleri, çevresi, sosyal öğrenmesi farklı olur. Yani birey olarak aynı olmaz. Daha çok genetik bir ikiz gibi düşün. Daha önemli bir mesele vardır. Tür sadece DNA’dan ibaret değil. Ekosistem ilişkileri, davranış kalıpları, mikroorganizmaları. Bir türü laboratuvarda üretmekle doğaya geri kazandırmak aynı şey değil. Eğer yaşam alanı yok olmuşsa, geri getirmek anlamsız olabilir.

O yüzden bilim insanları genelde şunu söyler “Diriltme teknolojisine yatırım yapmak yerine, mevcut türleri korumaya yatırım yapmak daha mantıklı.”

Dürüst olayım, insanın içini kıpırdatan bir fikir bu. Yok olmuş bir türü yeniden görmek. Bir yandan büyüleyici, bir yandan da biraz ürkütücü. Sizce bu daha çok “doğayı onarma” çabası mı olurdu yoksa insanın kontrol etme arzusunun bir uzantısı mı? :)))

Teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Antik Dna Çalışmaları.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close