İmparator filozof, “Başkalarının sözlerini dikkatle dinlemeye alıştır kendini ve konuşanın zihnine girmeye çalış elinden geldiğince.” demiş. Hadi ben de nice zamandır okuduğum bu kitabın satırlarıyla Marcus Aurelius’un zihnine girmeye çalışayım.
Marcus Aurelius, Roma İmparatoru ve bir stoacıdır. Stoacı felsefede, dış dünyadaki olaylar kontrol edilemez ve bu yüzden onlara karşı duygusal tepkiler geliştirmek anlamsızdır. Önemli olan, insanın sadece kendi düşüncelerini ve tepkilerini kontrol edebileceğini fark etmesidir. Bu bağlamda Stoacılar, kaderci bir bakış açısıyla yaşamın getirdiği zorlukları kabul ederler ve bunlara karşı direnç geliştirmeye çalışırlar.
Temel ilkelerinden biri "duygulara kapılmamak"tır. Yani, sevgi, öfke, üzüntü gibi duygular yerine, mantıklı ve soğukkanlı bir tutum benimsemek esastır.
Kitaptan şu alıntıyla stoacılığı özetleyebiliriz: “Ben başıma gelenin kötü bir şey olmadığını düşünürsem ondan bana zarar gelmez.”
Kendime Düşünceler, Aurelius’un kendi kendisine yönelik öğütlerinin yer aldığı 12 kitapçıktan oluşur. Bazı kitapçıkların altında nerede kaleme aldığını da yazmıştır, filozof: Quadi topraklarında ya da Carnuntum’da gibi... Haritadan yazıldığı yere bakıp oranın iklimini, Roma dönemindeki halini, Marcus Aurelius’un -heykelinden yola çıkarak hayal ettim- kıvırcık saçlarını, düşük göz kapaklarını, mum ya da antik lamba alevinde parşömene tüy kalem batırışını hayal etmek oldukça eğlenceliydi.
Neyse, kitaba dönelim. Kitaplar çoğunlukla notlar ve maddeler halinde. Her sayfada değerli tespit ve tavsiyeler var. Tek seferde hızlıca okunup kaldırılacak bir kitaptan ziyade, hep el altında durası ve sık sık rastgele bir sayfa açılıp okunası bir başvuru kitabı. İlk kitapta hocalarından ve ebeveynlerinden neler öğrendiğini anlatan imparator, onları onurlandırıyor.
Aurelius’un “tanrılar” ifadesini çoğul kullanması onun bir politeist (çok tanrıcı)-pagan olduğunu düşündürmemeli. Evrensel ilkeye ve evrenin özünün bir olduğuna yaptığı vurgu, panenteist ve tevhidi (tek tanrısal) kavrayışını ortaya koyuyor. Bu, onu evrensel ve zamansız hikmetlere ulaştırmış.
7. kitaptaki şu alıntı bu konuda gayet açık, hatta Aurelius’un inancının özeti gibi:
“Yani evren herkes için bir ve aynıdır; tanrı da tektir ve herkese içkindir; düşünen tüm canlıların özü, yasası, gerçeği, ortak aklı da tektir; elbette aynı kökeni ve aynı aklı paylaşan bütün canlılar için tek bir mükemmellik vardır.”
Kitaplar kronolojik olarak sıralanmışsa eğer, filozofun fikirlerindeki ufak değişimleri görebiliyorsunuz. Mesela önce tek başınalığa vurgu yapmış fakat zamanla gerekli olduğunda başkasından yardım almayı normalleştirmiş.
Roma zalim ve cahil imparatorlar gördü. Roma, filozof ve bilge imparatorlar da gördü, Marcus Aurelius gibi. Roma yıkılalı çok oldu ama bu kitabın bugünün okuruna söyleyeceği çok şey var.