[1] Onu anlamaya çalışırken, aslında onu bir kalıba sokmaya çalışır. Sanki karşısındaki insanı tanırsa, kontrol edebileceğini sanır. Bu bana hep garip gelmiştir. İnsan, daha kendi içindeki karmaşayı çözemezken, başkasını çözmeye nasıl kalkışır. Oysa insan dediğin, her an değişen bir varlıktır. Bir gün böyle, ertesi gün başka türlü hisseder. Onu bir şablona oturtmaya çalışmak, canlı bir şeyi dondurmak gibidir.
Düşünün: Bir çiçek fidanı dikiyorsunuz toprağa. Onu büyütmek istiyorsunuz. Ama büyürken “şöyle dallan, böyle çiçek aç” diye demir bir silindir koyuyorsunuz etrafına. Çiçek ya o silindiri çatlatıp dışarı taşacak ya da içinde sıkışıp solacak. İnsan ilişkileri de böyledir. Birini gerçekten seviyorsan, onun büyümesine alan bırakırsın. Kendi istediğin şekle zorlamazsın. Çünkü sevgi, zorla şekil verilen bir şey değildir.