Merhaba
Olmaz olur mu ?Herkesin eminim böyle deneyimleri vardır. Hayat, sürekli bir seçimler ağı. Her seçim, bir kapıyı açarken bir diğerini kapatıyor. Biz farkında olsak da olmasak da, aldığımız kararlar hem kendi yolumuzu hem de başkalarının yolunu şekillendiriyor. İşte böyle anlardan biri bana, seçimlerin hem bireysel hem de toplumsal etkilerini düşündürdü. Felsefi açıdan bakarsak, bu durum özgür irade ve sorumluluk ile ilgili. Sartre’ın dediği gibi, özgür olmak sadece seçim yapmak değil, seçimlerimizin sonuçlarını üstlenmektir. Bazen risk almamak da başka yolları açabilir; hayatın sürprizleri, kaçırdığımız fırsatları farklı biçimlerde telafi edebiliyor.
Sosyolojik açıdan ise Bourdieu’nun kavramları bize net bir çerçeve sunuyor.Bourdieu’ya göre sosyal sermaye, bireylerin sahip olduğu ilişkiler, ağlar ve toplumsal bağlantılar sayesinde elde edebileceği avantajları ifade eder. Habitus ise kişinin içinde büyüdüğü sosyal ortam, eğitim ve deneyimlerin oluşturduğu düşünme ve davranma biçimidir; yani “otomatikleşmiş yaşam tarzı ve seçimler bütünü” diyebiliriz. Bu deneyim bağlamında ;Habitus, siz, daha önceki deneyimleriniz ve içinde bulunduğunuz eğitim ortamı nedeniyle, öngörülemez bir fırsatı değerlendirmek yerine güvenli ve tahmin edilebilir bir yol seçtiniz Habitus’um, risk yerine alışılmış davranışları tercih etmenize yol açtı.
Sosyal sermaye, yarışmaya katılan arkadaşlarınızın deneyimleri ve danışman veya mentor bağlantıları, onların sosyal sermayesini güçlendirdi. Sizin kaçırdığınız fırsat, onların yeni deneyimler ve ilişkiler kazanmasına vesile oldu; yani sosyal ağlar üzerinden başka kapılar açıldı.
Gelelim benim deneyimime. Uzun bir zaman önce bir şehir dışı atölye programı vardı. Bursa Aktopraklık Arkeoloji Atölyesi .Çok istemiştim katılmayı fakat bir hocam diğer öğrencileri daha çok beğendiği için onlara fırsat tanımak istedi. Çok üzülmüştüm .O an isyan ettim neden onlar diye :)) ama nedeni açıktı tabi … Arkadaşlarım katıldı ve atölyeden döndüklerinde deneyimlerini anlatırken hem heyecanlandım hem de içimde bir boşluk hissettim. Bir yıl sonra o programa katılma şansı yakaladım. Katıldım ve yıllardır tanışmak istediğim Puslu Kıtalar Atlası' 'nın yazarı İhsan Oktay Anar'la tanışma şansı yakaladım . O an şöyle düşündüm kaçırılan fırsata üzülme çünkü daha iyisi oldu .Çokta eğlendim o atölyede çok şey öğrendim.
Böyle deneyimler bize iki şeyi gösteriyor. Birincisi, bireysel seçimlerimiz sadece kişisel irademizle değil, içinde bulunduğumuz sosyal yapı ve alışkanlıklar tarafından da şekillendiriliyor. İkincisi, hayatın öngörülemezliği, fırsatların bazen başka insanlara gitmesini sağlasa da, bu durum kendi yolumuzu ve değer yaratma biçimimizi keşfetmemize olanak tanıyor. Bazen “kaçırılan fırsatlar” sadece kayıp değildir; başka kapıların açılmasına, yeni deneyimler edinmemize ve başkalarının başarılarına tanık olmamıza vesile olur.
Hayat bazen öyle anlar sunar ki, kaçırdığımız fırsatları kayıp gibi hissederiz. Ama olaya iyi tarafından bakacak olursak, bu durum yalnızca bize kapalı bir kapı değil; başkalarına açılan yeni kapıların habercisi de olabilir. Bir arkadaşımızın, bizim seçmediğimiz bir yol sayesinde yeni deneyimler kazanması, bize başkalarıyla paylaşmanın ve başkalarının başarılarından sevinç duymanın değerini hatırlatır. Her kaçırdığımız fırsat, bize daha iyi bir şeyler getirebilir. Belki o anda göremediğimiz bir alternatif yol vardır; belki de zamanı gelince, bizim için çok daha değerli bir deneyim veya imkân ortaya çıkar. İşte burada “kısmet” denen olgu devreye girer. Kısmet, çoğu zaman bizim planlarımızın ötesinde işler; kaçırdığımız bir fırsat, başka bir yerde karşımıza daha doğru, daha uygun ve bizi geliştiren bir fırsat olarak çıkabilir.
Bu bakış açısı, hayata daha sakin ve umutlu yaklaşmamızı sağlar. Kaçırdığımız her fırsat, bir ders, bir hazırlık veya yeni bir başlangıç olabilir. Aynı zamanda, başkalarının elde ettiği başarılar karşısında içtenlikle mutlu olmayı öğreniriz; çünkü bu, sosyal bağlarımızı güçlendirir ve hayatın sürprizlerine açık olmamızı sağlar. Kısacası, fırsatları kaçırmak her zaman kayıp değildir; bazen bu, evrenin bizim için hazırladığı daha büyük, daha değerli bir planın parçasıdır. Hayatın bize sunduğu sürprizler, planlarımızın ötesinde şekillenir. Önemli olan, kapalı kapılara odaklanmak yerine, açılan yeni kapılara ve getireceği olasılıklara şükretmeyi ve güvenmeyi bilmektir. Kaçırdığımız fırsatlar, çoğu zaman bizi daha olgun, daha yaratıcı ve daha anlayışlı bir insan yapar.[1]
Teşekkür ederim.
İnsanın en çok çürüyen dişleri azı dişleridir, hayvanlardaki azı dişleri insanlardaki gibi değil ki, insanlardaki üstten iç bükey, bir şey yiyorsun, kalıntılar, içindeki mikroorganizmalar dişin üst yüzeyine oturuyor. Sonra memeli diğer hayvanların kalsiyum metabolizmaları insanlarınkinden daha iyi.
İnsanda çoğu zaman bir sindirim sorunu oluyor genelde, a vitamini, k2 vitamini gibi diş minesine takviye yapacak bazı eklentiler eksik kalabiliyor. Sadece kalsiyumu yeterli tüketmek yetmez, o kalsiyumun dişlere gitmesi de lazım, A vitaminini çoğu insan es geçer mesela hayatında, hep C-D-B12 vitaminine odaklanır. İnsan sindirimi diğer hayvanlarınkinden daha kompleks, çoğu şeyi yiyebiliyorsun ama çoğu şeyi yemek zorundasın. Bir hayvan ot yiyip içinden her şeyi çıkarabiliyor sen bunu yapamıyorsun. Dağdaki kurt sadece et yiyerek hayatta kalabiliyor sen yine bunu yapamıyorsun.
Bir cismin bir yönden uygulanan kuvvet doğrultusunda hareket etmesi denkleminde bu cismin kütlesi bir çarpandır. Karadeliğin kütlesi ise sonsuzdur. Parçalamak demek uygulanan kuvvetin yüzeye bütüncül olmayan ve dengesiz dağılımı sonucu cismin alt parçacıklarının farklı yönlere hareket etmesi demektir ancak karadeliğin topyekün kütlesi sonsuz olduğuna göre bir yerden çarparak ya da daha büyük bir cismin kütle çekim yörüngesine alıp çıkararak parçalanamaz.
İnsanın bilincinin özü her insan için farklıdır ancak bu kualia değildir. Buna ruh diyelim, ruh kavramının aslı metafiziksel olan, senin bedenine benzeyen bir tür hayalet gibi bir varlığa atıf yapar ancak bahsettiğim şeyi tanımlayan başka bir kavram yok, o yüzden buna modern anlamda ruh diyelim.
Kualia yapay zekalarda da mümkün olabilir, her yapay zekanın deneyimi farklı olabilir. İnsanın deneyimini farklı kılan ve deneyimlerini farklı bir boyutta gerçekleştiren şey ruhtur ve bu gerçek deneyimi bir başkasına tarif edemezsin.
Peki evren kişi vefaat ettikten sonra kainat bu deneyimi alıp nereye koyar? Belki de bu deneyim Allah'tan/Tanrı'dan/Kozmos tan gelmekte ve biz bunun farklı uçlarıyız ya da her birimiz diğer taraftan bu simülasyona bağlanan kullanıcılarız fakat gerçek formumuz belirsiz.
Sonuç olarak bu varlık ile beden arasındaki bağlantının kopması ve bu varlığın da sona erip kaybolması arasındaki ilişki nedensel değildir.
Öte yandan böyle bir durumda en azından aynı evren için reenkarnasyonun mümkün olduğunu hiç sanmıyorum çünkü bu evrende dediğim gibi herkesin deneyiminin bir benzersiz oluş durumu var.
Kuşların gagaları benim bildiğim keratinden oluşan bir biyolojik donanımdır. Bizim tırnaklarımız da keratinden oluşuyor. Kemiklerde kalsifiye hücrelerden meydana geliyor... Kuş gagası ile evrimi çürütmek nasıl mümkün olabilir ki? Yani evrimin her şeyini anladın da sadece kuş gagası olan kısmı mı mantıksız geldi yani?
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.