Merhaba
Dün gece izledim filmi. Mother Mary filmi aslında dışarıdan bakınca bir pop yıldızının geri dönüş hikayesi gibi görünüyor ama aslında daha çok iç dünyayla ilgili bir film .Filmde Mother Mary, eskiden çok ünlü bir şarkıcı ama bir olaydan sonra sahneden uzak kalmış. Şimdi geri dönmek istiyor ama hem psikolojik olarak zor durumda hem de kendini “tam olarak yansıtan” bir şey bulamıyor.
Bu yüzden moda tasarımcısı Sam’in yanına gidiyor. Ama burada işler basit değil çünkü Sam onu seviyor gibi ama aynı zamanda ondan nefret de ediyor. Yani aralarında hem çekim hem gerilim var.
Filmi izledikten sonra Amerika'da film hakkında yapılmış farklı bir kaç yorumu da okudum .Aslında izlerken anlamlandıramadığım öğelerin tam tanımını da bu sayede öğrenme şansım oldu. Filmin en belirgin özelliklerinden biri, anlatım biçiminde kullanılan Dalívari sürrealizm estetiğidir. Bu ifadeyi bende yeni öğrendim anlamlandıramadığım öğelerden birini kafamda oturtmamada yardımcı oldu . İspanyol sanatçı Salvador Dalí’nin eserlerinde görülen gerçeküstü, rüya benzeri ve çoğu zaman mantık dışı imgelerin sinemaya uyarlanmış bir biçimini ifade eder. Filmde Mother Mary’nin bir “iblis tarafından rahatsız edilme” hissi, kostüm seçiminde renklerden kaçınması, ahır gibi tekinsiz mekanlarda geçen sahneler ve gerçek ile hayal arasındaki sınırın belirsizleşmesi, bu sürrealist yaklaşımın somut örnekleriymiş. Bu estetik tercih, karakterin içsel parçalanmasını görselleştirmekte ; yani dış dünyada görülen tuhaflıklar aslında karakterin zihinsel durumunun yansımasıdır.
Film aynı zamanda “psikoseksüel pop gerilim filmi” olarak tanımlanabilecek bir tür melezliği taşır. Ben bunu ilk defa duydum açıkçası. Sonra araştırdığımda buradaki “psikoseksüel” kavramı, bireyin kimliği, arzuları ve ilişkileri ile psikolojik yapısı arasındaki bağı ifade ediyormuş. Filmde Mother Mary ile moda tasarımcısı Sam arasındaki ilişki, yalnızca profesyonel ya da duygusal bir bağ değil; aynı zamanda bastırılmış arzular, güç ilişkileri ve kimlik çatışmaları üzerinden ilerleyen bir gerilim alanıdır. “Pop gerilim” ifadesi ise bu psikolojik çatışmanın, parlak sahne performansları ve müzik endüstrisinin gösterişli yüzüyle birlikte sunulmasını açıklamaktaymış. Böylece film, sahne ışıkları ile karanlık iç dünya arasında sürekli bir karşıtlık kurar.
İlk defa şunu fark ettim insan bir film izlerken sadece güzel vakit geçirmiyor biraz araştırınca film sektöründe kullanılan ifadeleri bir film nasıl eleştirilmeli yada yorumlanmalı bunları da öğreniyor. İşin aslı şu vakit geçirirken eğleniyorsunuz eğlenirken öğreniyorsunuz .Aslında herkes sinema ve edebiyatı boş vakit değerlendirme aksiyonu olarak görüyor çünkü yıllarca bizlere empoze edilen buydu zamanla ve yaş aldıkça bunun böyle olmadığını fark edebilmek benim için güzel bir şey kendi adıma mutluyum. Filmi paylaşan, izlememe neden olan ve inceleme yazmamı sağlayan arkadaşımıza teşekkür ederim.