Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
İnsanlar
Böcek
Bağışıklık
İnternet
Hayvan Davranışları
Şüphecilik
Tahmin
Evrimsel Biyoloji
Kertenkele
Basınç
Paleontoloji
Mutasyon
Nöronlar
Venüs
Evrimsel Tarih
Oyun
Kütle
Nükleer Enerji
Epigenetik
Anatomi
Gıda
Yumurtalık
Öğrenme
Virüsler
Uçma
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
İnceleme
Manic Tyson
İnceleyen 3 saat önce
Keşke sen olsam
Youtube Kanalı
9.3/10
(25 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Rabia İnanç
Rabia İnanç
46.7K UP
Blog Yazarı 3 saat önce 1 dk.

En başından alalım. "Tanrı var mıdır?" sorusu ile başlayalım ve olmadığı durumu ele alalım. Bir şeyin yokluğunu kanıtlamaya çalışmak, varlığını kanıtlamaya çalışmaktan kat ve kat zordur. Daniel Defoe'nun "...gerçekte var olan herhangi bir şeyi, var olmayan bir şey ile göstermek kadar mantığa uygundur." Sözü gibi. Elimizde hiçbir olgu, bulgu ve kanıt yokken zaten olmayan bir şeyin var olmadığını kanıtlamaya çalışılıyor. Bunu yapmak ise kanıtları veya gözlemler sonucu insanların olduğuna inandığı şeyi kanıtlamaya çalışanlar ile yarışma konusunda dezavantajlı başlamaya yol açar. Örnek olarak basit bir şekilde olmayan bir şeyi düşünelim. Olmuyor değil mi? Dünyada daha doğrusu kainatta olmayan bir şeyi düşünmek bizi aşıyor. Olmayan bir rengi kanıtlamaya çalışmak imkansızdır çünkü yeryüzünde var olan renkleri ispatlamanın, en azından insanlar nezdinde, düşünsel, gözlemsel ve deneysel gibi yolları vardır. Yani olmayan bir şey bize olmadığı hakkında hiçbir kanıt gönderemeyeceğinden, eğer gönderirse o şeyin yokluğunu kanıtlarla açıklamaya başlarsak bu o şeyin aslında kanıtlanabildiğini yani varlığını işaret eder.

Şimdi Tanrı'nın varlığını ele alalım. Bir şeyin varlığını kanıtlamanın birçok yolu olduğundan bahsettik. Düşünsel olarak ilk akla gelen kainattaki düzendir. Bu koskoca ve mükemmel dengeye sahip evrenin bir yaratıcısı olması gerekir denir. Burada da bilim devreye girer ve "işte, ben varım. Ne açıklaması" der. Biz de "ee, sen nasıl oldun?" sorusunu sorup Tanrı'ya ulaşırız en sonunda, en azından insanlar böyle yapar ve iş burada derinleşip din belirlemeye gelir. Bir de düşünce/ide vardır ki ademoğlunun Tanrı'yı aramasındaki en büyük etkendir. Her insan inanacak bir şey, dayanacak bir dayanak, sığınacak bir liman arar. Buna mecburdur belki de doğası gereği. Eğer inancı, inandığı bir şey varsa uzun süre dayanabilir insan. Bu hayatta inanç ve duygulardan başka ne vardır ki insanı ayakta tutup ilerlemesini sağlayan. Biz insanlar duygularımıza göre yaşarız ve duyguların bittiği yerde bir dayanak ararız. Bazı insanlar için bu gelip geçici bir şey seçip buna tutunurlar. İnsanların çoğu ise duyguların yetmediği yerde mistik veya ulvi bir güç arar. İnsan gücünün oyun dışı kaldığı yerde her şeyden üst, her şeyden yüce olanı arar kendisine yetmesi için. Bunun sonucu da Tanrı'ya olan inanç ile sonuçlanır genelde.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Rabia İnanç
Rabia İnanç
46.7K UP
Blog Yazarı 3 saat önce

Boşluk gerçekten de insanın üzerine uzunca düşünmesi gereken ama asla yapılmayan bir fenomendir. İnsanlar sanki hiçbir şeye vakitleri kalmamış gibi davranıyor ve zamanlarını çokça popüler olan şeylerle dolduruyorlar. Boşluktan kastettiğimiz şey hiçbir şey yapmamaktan ziyade boşluğun üzerine düşünmektir. Boşluğu düşündükçe düşündüğümüz konular artar ve düşünce biçimimiz gelişir. Bu durumda bir şeyler yaparken ya da hiçbir şey yapmazken de o şeye daha çok odaklanabiliriz. En azından yemek yerken bir şeyler yapmak, izlemek, konuşmak gibi eylemleri yapmak yerine sadece yediğimiz yemeğe odaklanmak veya çay içerken o çayın keyfini daha çok çıkartmak için sadece çay içmek gibi küçük ama fark yaratan şeylerden başlanması bile çokça değerli olacaktır. Bu açıdan "boşluk" kavramının gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum, en azından günümüz için.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
153.8K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 saat önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bak şimdi çok dürüst bir yerden soruyor sununuz bunu. Çünkü “torpil” dediğimiz şey sadece bir sistem sorunu değil, insanın içini de kurcalayan bir mesele. Haksızlığa uğradığında canın yanıyor ama bir gün sevdiğin biri için kapı açma imkânın olsa ne yapardın, işte orası da insanın aynası.

Önce şu soruya gelelim. Torpil hep var mıydı? Evet. Tarih boyunca var. Antik Roma’da “patron ve client” ilişkileri vardı; güçlü birinin himayesine girer, karşılığında sadakat gösterirdin. Osmanlı’da iltimas ve himaye kültürü vardı. Modern devletlerde ise liyakat sistemi geliştikçe torpil “resmî olarak yasak ama fiilen yaşayan” bir şeye dönüştü.

Tüm Reklamları Kapat

Sosyolog Max Weber bürokrasiyi tanımlarken şunu söyler. “Modern bürokrasi kişisel ilişkilerden arındırılmış, kurallara dayalı bir sistemdir.” Yani ideal olan liyakat. ama insan faktörü devreye girdiği anda işler karışıyor.

Şimdi psikolojik tarafına bakalım. Torpil sadece kötü niyet midir? Her zaman değil. Evrimsel psikoloji açısından insan türü küçük akraba gruplarında hayatta kaldı. Akrabayı kayırmak, “in-group bias” dediğimiz iç grup yanlılığı, aslında biyolojik bir eğilim. Sosyal psikolog Henri Tajfel’in sosyal kimlik kuramı tam bunu söyler. İnsanlar kendi grubunu bilinçsizce kayırma eğilimindedir. Yani “bizden olan”a daha çok güvenmek, onu kollamak doğal bir refleks.

Ama işte burada kritik bir kırılma var. Küçük kabile düzeninde işe yarayan bu eğilim, modern toplumda adaletsizlik üretmeye başlıyor. Çünkü artık kararlar sadece aileyi değil binlerce insanı etkiliyor. Bir de güç meselesi var. Psikolojide “moral licensing” diye bir kavram var. Kişi kendini iyi ve ahlaklı gördüğünde, küçük bir kayırmayı sorun etmeyebiliyor. “Zaten çok çalıştı”, “Bir kereden bir şey olmaz” Tanıdık geliyor mu? Yani torpil bir psikolojik vaka mı? Patolojik anlamda hastalık değil ama güçlü bir bilişsel yanlılık. İnsani mi? Evet, eğilim olarak insani. Ama adil mi? Çoğu zaman değil.

Biraz yakından bakalım. Türkiye bağlamında torpil meselesi sadece “ahlaki zayıflık” değil; tarihsel, kültürel ve kurumsal katmanları olan bir yapı. Önce tarihsel arka plan. Osmanlı’da bürokrasi modern anlamda rasyonel ve hukuki değil, büyük ölçüde patrimonyaldi. Yani devlet, padişahın şahsi otoritesinin uzantısıydı. Görevler çoğu zaman sadakat ve himaye ilişkileri üzerinden dağıtılırdı. Sosyolog Max Weber’in tanımıyla bu tür sistemlerde “kişisel bağlılık, kurallardan önce gelir.” Cumhuriyet’le birlikte hukuki ve rasyonel bürokrasi hedeflendi ama kültürel alışkanlıklar bir günde değişmiyor.

Tüm Reklamları Kapat

Türkiye’de güçlü olan şey “ilişki toplumu” yapısı. Ferdinand Tönnies’in Gemeinschaft (cemaat) kavramını hatırla: yüz yüze ilişkiler, akrabalık, hemşehrilik, güven ağları. Türkiye hâlâ birçok alanda cemaat tipi bağların güçlü olduğu bir toplum. Bu kötü bir şey değil başlı başına; dayanışma üretir. Ama aynı yapı, kamusal alanda liyakat yerine “tanıdık” mekanizmasını da besleyebilir.

Pierre Bourdieu’nün “sosyal sermaye” kavramı burada çok açıklayıcı. Bourdieu der ki.Sosyal sermaye, bir bireyin sahip olduğu kalıcı ilişki ağlarından doğan fiili ya da potansiyel kaynakların toplamıdır.” Türkiye’de sosyal sermaye çoğu zaman diplomadan daha işlevsel olabiliyor. Yani kimi tanıdığın, ne bildiğinden daha belirleyici hale gelebiliyor.

Bir de güvensizlik meselesi var. Toplumsal güven düzeyi düşük olduğunda insanlar resmi mekanizmalara değil, kişisel bağlara yönelir. “Sistem zaten adil değil, bari tanıdık üzerinden ilerleyeyim” mantığı yayılır. Bu da torpili normalleştirir. Böylece torpil sadece ayrıcalık değil, bir tür hayatta kalma stratejisi gibi görülmeye başlanır.Ama burada kritik bir kırılma vardır.Torpil yaygınlaştıkça liyakat zayıflar, liyakat zayıfladıkça kuruma güven azalır, güven azaldıkça insanlar yine torpile sarılır. Kısır döngü.

Şunu da dürüstçe söylemek lazım.Türkiye’de aile bağları çok güçlü. Aileyi koruma ve kollama ahlaki bir yükümlülük gibi algılanıyor. “Elimden geleni yapmazsam ayıp olur” duygusu var. Bu kültürel norm, kamusal alana taşındığında sorun başlıyor. Çünkü kamu alanı akrabalık etiğiyle değil, eşitlik ilkesiyle çalışmalı. Burada mesele bireyin kötü olması değil; kamusal alanın yeterince kurumsallaşamaması. Şeffaf sınav sistemleri, bağımsız denetim mekanizmaları ve hesap verebilirlik arttıkça torpil alanı daralır. Sistem kişisel ilişkilere ihtiyaç bırakmazsa, insani kayırma eğilimi de etkisini kaybeder.

Türkiye’de torpil gerçekten herkesin şikâyet ettiği ama fırsat bulduğunda çoğunun kullanmak isteyeceği bir şey mi? diye soracak olursak. Eğer öyleyse, bu sadece sistem sorunu değil, kültürel içselleştirme sorunu da demektir. Yani mesele biraz şudur .Biz “adalet”i ilke olarak mı seviyoruz, yoksa bize yaradığı sürece mi? İş orada düğümleniyor.

Ben sana şunu sorayım düşün, Eğer torpil sadece bireysel bir zaaf olsaydı, güçlü kurumsal sistemlerde bu kadar yaygın olur muydu? Demek ki mesele hem insan doğası hem de sistem tasarımı. Şeffaflık ve denetim azaldıkça, o doğal kayırma eğilimi fırsata dönüşüyor.

Aristoteles “Adalet, eşit olanlara eşit davranmaktır” der. Modern toplumun derdi de tam bu aslında. Kişisel bağdan bağımsız bir eşitlik kurabilmek.

Özetle, şunu söylemek mümkün. Torpil insanın içindeki “bizden olanı koruma” dürtüsünden besleniyor. Bu dürtü doğal. Ama medeniyet dediğimiz şey zaten doğal dürtüleri sınırlayarak ortak iyiyi kurma çabası değil mi? İşte torpil, o sınırın zayıfladığı yerde ortaya çıkıyor.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Sosyal Antropoloji Okumaları.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
3 saat önce
Claude'un yeni "Computer Use" yeteneğine bakarken işin renginin nasıl değiştiği çok net. Biz yıllarca yazılımlar birbiriyle konuşsun diye API standartları ve karmaşık entegrasyonlar inşa ettik. Meğer en kestirme yol, veri hattını kurmak değil, doğrudan insan arayüzünü taklit etmekmiş. Modelin pikselleri okuyup mouse oynatması, o kadar backend eforunu tek kalemde by-pass ediyor. API'si olmayan, dışa kapalı o hantal sistemler bile artık modern otomasyona açık. Bundan sonra arayüz tasarlarken sadece insanın göz zevkini değil, yapay zekanın koordinat algısını da hesaba katacağız.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close