Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Mizahın ve Kahkahanın Evrimi: Maymun Homurdanmaları, Esprilere ve Kahkahalara Nasıl Dönüştü?

Mizahın ve Kahkahanın Evrimi: Maymun Homurdanmaları, Esprilere ve Kahkahalara Nasıl Dönüştü? io9
Editör Seçkisi
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Doğada neredeyse hiçbir olgu, son haliyle, birdenbire var olmaz. Her zaman daha eski, daha basit, daha başka nedenlerle var olan unsurların dönüşümüyle yeni yapıların geliştiğini görürüz. İnsanı "insan" yapan en sıra dışı unsurlardan biri gibi gözüken mizah ve espri anlayışı da bundan muaf değildir. Mizahın yazılı kökenlerini, profesyonel "jestçilerin" ve "şaka kitapları"nın olduğu Antik Yunan'a kadar takip etmek mümkündür. Hatta MÖ 460'ta doğmuş olan Demokritos, "gülen filozof" olarak anılırdı; çünkü oldukça espritüel biriydi ve çağdaşlarının "aptallıklarına" gülmesiyle bilinirdi.[1] Ama mizahın kökenleri orada durmaz. Avustralya Aborijinleri'ne yönelik antropolojik çalışmalar, mizahın Homo sapiens içindeki kökenlerinin en az 35.000 yıllık olduğunu düşündürmektedir. Fakat karşılaştırmalı etoloji (hayvan davranışları) çalışmalarından gelen veriler, mizahın davranışsal kökenlerini Homo sapiens türünden çok daha öncesine, günümüzden yaklaşık 16-10 milyon yıl öncesine dayanıyor olabileceğini göstermektedir.[2], [3]

Mizahın evrimsel kökenlerini anlamak için, onun davranışsal öncülleri ile davranışsal ardıllarını incelemek gerekmektedir: Espri ve şaka gibi tüm bileşenleriyle bir arada değerlendirilebilecek olan "mizah" kavramının öncülü; sözlerle veya davranışlarla icra edilen soyut bir oyundur. Mizahın kalbinde yer alan espri veya şakanın kendisi, birbiriyle bağdaşmaz gibi gözüken unsurları barındıran bir bağlama veya bağlamlara sahiptir. Çözümlenmesi gereken bir bilinmezi barındırır (size anlatılmaya yeni başlanan bir fıkrayı düşünün) veya sıra dışı bir fiziksel davranışı barındırır (bir "eşek şakası"nı düşünün). Bu bilinmezlik ve bağdaşmazlık, kişide psikolojik bir gerilime neden olur. Ancak mizahın az önce tanımladığımız oyuncu doğası içerisinde, esas mesaj (İng: "punchline") verildiğinde ve espri patlatıldığında veya fiziksel şaka sonlandığında, bağdaşmaz bağlam da çözüme kavuşur ve şakanın hedefindeki kişi, gerilimin ortadan kalkmasıyla genellikle güler veya kahkahaya tutulur. İşte bu duygusal iniş çıkışlar, sosyal hayvan türlerini birbirine bağlayan önemli bir davranış kalıbına karşılık gelir. Dolayısıyla mizahın kökenlerinin sırları, insan-harici sosyal hayvanlardaki oyun, mizah algısı ve kahkaha davranışlarında yatar. Bu yazımızda, bu faktörlere, bunların evrimine ve modern mizah ile ilişkisine bir bakış atacağız.

Inc. Magazine

Arkeologların çalışmaları sayesinde, günümüzden en az 50.000 yıl kadar önce sembolik düşüncenin geliştiği, 32.000 yıl öncesine ait mağara çizimlerinde aslan başlı, insan bacaklı mitolojik yaratıkların uydurulduğu düşünülmektedir.[4] Bunlar, ileride de detaylıca göreceğimiz gibi, mizahın "bağdaşır" ve "bağdaşmaz" gözüken parçalarının ilk defa insan zihninde tezahür ettiğinin somut kanıtlarıdır. Ayrıca spiritüel ve dini fikirlerin de bu dönemde oluşmuş olması, mizahın antikliğine ışık tutmaktadır; çünkü Veatch ve Pascal Boyer gibi isimlerin tespit ettiği gibi spiritüel fikirler de, temel ve antik ontolojik kategorilerin (insan, hayvan, bitki, alet ve doğal nesne) ve bunların niteliklerinin ihlaliyle oluşur: Örneğin bir hayalet veya bir zombi spiritüeldir; çünkü "ölü olmak", bir insan olmanın temel niteliklerinden birisi olan "yaşamak" ile doğrudan çelişmektedir (yani spiritüalitenin özünde de bir "bağdaşmazlık" vardır).[5] Örneğin 5 kollu bir insan böyle değildir; çünkü 5 kola sahip olmak her ne kadar anormal olacak olsa da, insan olmanın temel ontolojik niteliklerini ihlal etmemektedir. İşte giderek daha güçlü dini fikirler inşa eden atalarımız, aynı zamanda mizahta da kendilerini geliştirmiş olabilirler; çünkü en nihayetinde mizah da, az önce izah ettiğimiz ve az sonra daha kapsamlı bir şekilde ele alacağımız gibi, sosyal konseptlerin bağdaşmazlığıyla inşa edilir.

Evrimsel psikologlar, insan kültürlerindeki mizah anlayışının kökenlerini, insanın en yakın kuzenlerindeki homurdanma ve oyun davranışlarına kadar takip edebiliyorlar.[6] Bugün mizah olarak bildiğimiz espri anlayışının, insanın atalarında ciddi olmayan kavgalar sırasında, oyun oynama sırasında veya diğer sosyal "dinlenme" zamanlarında kullanılan hızlı hızlı nefes alıp verme ve homurdanma gibi davranışlardan köken aldığı düşünülüyor.[7] Örneğin özellikle de çocuk şempanzeler, yaşlılara çamur fırlatmak, sopayla vurmak veya üzerlerine birden sıçramak gibi "şakalar" yapabiliyorlar.[8], [7] İnsan yavrularında da bu tür bir eğilimin görülmesi, mizahın evrimsel kökenlerine dair fikirler vermektedir.

Elbette, evrimsel psikolojinin birçok sahasında olduğu gibi, atalarımızın bu davranışlarını kayıt altına alabilen hiçbir araç olmasa da, günümüzde var olan, özellikle de yakın akrabamız olduğunu bildiğimiz modern primatların ses kullanımlarına (vokalizasyonlarına) bakarak, mizahın ve esprilere gülmenin kökenlerini araştırmak mümkündür.

Kahkahanın Evrimsel Kökenleri

Öncelikle şunu vurgulamakta fayda vardır: Mizah ile kahkaha çok yakından ilişkili iki kavramdır; ancak eş anlamlı değillerdir. Mizah, çoğu zaman (ama her zaman değil!) kahkaha ile sonuçlanan sürecin altında yatan bilişsel sürecine verdiğimiz isimdir. Kahkaha ise "komik" olarak algılanan veya fiziksel olarak gülme tepkisini tetikleyen ("gıdıklama" gibi) uyarılara karşı verilen nöbet geçirme sırasında yaşananlara benzer bir faaliyettir.[9] Mizah olmaksızın kahkaha atılabileceği gibi, kahkaha ile sonuçlanmaksızın da mizah yapılabilir - ki özellikle de bu ikincisini deneyimlediyseniz, muhtemelen nasıl hissettirdiğini iyi bileceksinizdir. Charles Darwin, 1872 yılında yayınlanan İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi kitabında şöyle yazıyor:[10]

Kahkaha, saf bir keyif ve mutluluğun dışavurumunun ana yöntemi gibi gözükmektedir.

Gülmek, oldukça az sayıda hayvanın sergileyebildiği bir davranıştır. Kahkaha ise, bugüne kadar sadece insanlar, şempanzeler, bonobolar ve goriller gibi maymunlarda ve primatlarla ve 1-2 tane primat harici memeli hayvan türünde tespit edilebilmiştir. İnsanda görülen düzeyde bir mizah anlayışı ise, türümüzün ayırt edici özelliklerinden birisi olma potansiyeline sahiptir.[11]

The Wallpaper

Gülümsemek, yüz kaslarıyla yapılan bir ifade biçimiyken, kahkaha için başta diyafram olmak üzere birçok solunum sistemi organının devreye girmesi gerekmektedir. Bu durumun sadece büyük, kuyruksuz maymun türlerinde (insan, şempanze, goril gibi) ve sadece bazı diğer memelilerde görülmesi, evrimsel sürecin göstergelerinden birisidir. Hatta bu yakın kuzenlerimizde, oyun oynama veya gıdıklama gibi fiziksel unsurlar kahkahaları tetikleyebilmektedir. Bu, kahkahanın görüldüğü primat-dışı memelilerde pek görülmeyen bir durumdur. Davranış bilimciler bu özelliğin memeli hayvanların günümüze yakın atalarından birinde evrimleştiğini ve bizler de dahil olmak torun türlere aktarıldığını düşünmektedir. 

Mizahta Konuşmanın Rolü

İnsan harici maymun (veya primat) türlerindeki kahkahalar, insanınkiyle tam olarak aynı değildir. İnsan mizahından söz ederken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli parça, türümüzün konuşma yeteneğidir. İnsan harici hayvanların neredeyse tamamında vokal iletişimin çok çeşitli yolları bulunur; konuşma yeteneği de, bu tür vokal iletişimin bir uzantısıdır. Bu yeteneğin kökenlerinin Homo habilis türüne, yani günümüzden 2.4 milyon yıl öncesine kadar gidiyor olabileceği düşünülmektedir; çünkü çıkarılan H. habilis fosillerinin kafatası izlerinde, modern insanın beyninde konuşma yetisini mümkün kılan Broca bölgesine karşılık geldiği düşünülen girintiler bulunmuştur.[12]

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Elbette, mizah için konuşmaya gerek yoktur; konuşma fonksiyonu olmaksızın da mizah yapılabilir. Ancak şüphesiz ki konuşma yeteneği, mizaha bambaşka bir boyut ve karmaşıklık katmaktadır; çünkü "kelime" dediğimiz olgular, fiziksel olarak yapılabilecek şaka ve espri sayısından çok ama çok daha fazla ihtimale kapı aralamaktadır. Ayrıca konuşma, belki şarkıcı kuşların şarkılarıyla birlikte hayvanlar alemindeki en karmaşık ses çıkarma becerilerinden birisi olduğu için, konuşma içerisindeki her bir ses öbeğinin de özelleşebileceği birçok farklı alan bulunmaktadır. Mizah ve komedi, insanda gülme tepkisini tetikleyeceği umulan ses, söz ve anlatım dizilerine karşılık gelmektedir.[13]

Evrimsel süreçte insanlar, konuşabilmeyi sağlayan bir dizi evrimsel değişim (adaptasyon) geçirmiştir. Bu durum, kahkahamızın da yapısını değiştirmiştir. Ancak diğer maymun türlerinde, özellikle şempanzelerde, "kahkaha" olarak bilinen davranışlar, daha ziyade hızlı soluk alıp verme ve çığlık atma şeklinde olur. İnsanda ise, ses tellerinin konuşmaya uygun olmasından ötürü biraz daha farklı ve konuşmayı andıran bir şekilde duyulmaktadır. Ancak tüm bu hayvanlardaki mekanizma, kahkaha becerisini atalarından aldıkları için ve kendi evrimleri boyunca bir miktar değiştiği için, halen büyük oranda aynıdır.

The New Yorker

Gervais ve Wilson'ın 2005 yılında yaptıkları bir analizde, spontane olan ve duygu yüklü (dolayısıyla kontrol edilemeyen) Duchenne-tipi gülme ile, kontrol edilebilen Duchenne-harici tip gülmeler arasında bir ayrıma gidilmektedir.[14] İnsanlarda her iki tip gülme de bulunurken, insan-harici maymunlarda sadece Duchenne-tipi gülme olduğu düşünülmektedir.[15] Her ne kadar bazı insanlar son derece inandırıcı sahte kahkahalar atabilseler de, genel olarak kahkaha ile konuşmanın beyindeki nörolojik süreçleri farklıdır: Konuşmayı çok daha rahat kontrol edebiliriz; ancak kahkahanın kontrolü çok daha zordur.[16], [17]

Her ne kadar bu çok bariz gibi gelse de, bir şakanın bir insana neden komik geldiğini ve hatta kontrol edilmesi güç bir kahkahayı tetiklediğini anlamanın yolu, bu davranışsal kontrol becerisini kavramaktan geçer. Bugüne kadar espritüel kahkahanın nedenleri arasında gülmeyi tercih etme, esprinin doğası gereği oluşan gergin ortamı yumuşatma çabası veya basitçe, bir şeyin komik olması gibi nedenler sayılmıştır.[18]

Ancak 2016 yılında Psychological Bulletin & Review dergisinde konu hakkında yayınlanan bir makalede de vurgulandığı gibi, kimi zaman biz insanlar, en nihayetinde (en azından kimi zaman) davranışlarımız üzerine fazla kafa yormayan, antik biyolojik/genetik kodları takip eden sürü hayvanları olduğumuz gerçeğini unutuyoruz.[19], [20] En nihayetinde doğal kahkahaların büyük bir kısmı, bir konuşma sırasında (ki bu bir fıkra da olabilir), spontane bir şekilde gelişmektedir ve "sürüdeki" yani "gruptaki" diğer hayvanları (yani "insanları") da aynı davranışı tekrarlamaya itmektedir.[21] "Kahkaha bulaşıcıdır." algısı da buradan gelmektedir. İster 2 kişilik bir grup olsun, ister bir tiyatro salonu dolusu insan olsun, kahkaha kahkahayı doğurur. Bunun nedeni, büyük olasılıkla ayna nöronlardır; ancak burada bu tür bir nörolojik detaya (ilerleyen kısımlardaki nörobiyoloji kısmı haricinde) girmeyeceğiz. Fakat ayna nöronların da etkisiyle doğan empatik kahkaha kavramı, dolayısıyla da mizahın sosyal amacının altını çizmektedir: Mizah ve bundan doğan kahkaha, sosyal hayvanlarda gerilimi azaltan, bağları güçlendiren, stresi düşüren bir davranıştır.

Aslına bakarsanız mizah, sosyal primat grupları içerisinde birbirini tımarlama davranışı kadar önemli, hatta insanda doğrudan doğruya bunun yerini almış bir davranış kalıbı bile olabilir.[22] Bileceğiniz gibi, primatlar birbiriyle daha güçlü sosyal bağlar kurmak için, birbirlerini bitlerden, pirelerden ve diğer rahatsız edici unsurlardan temizlerler. Bu durum, Frans de Waal'ın "şempanze siyaseti" olarak isimlendirdiği bir süreç çerçevesinde, sosyal statülerini de belirleyen, çok önemli bir davranıştır - ki az sonra göreceğimiz gibi, mizahın da doğrudan doğruya sosyal statüyü etkileyen bir doğası olduğu düşünülmektedir. Elbette mizah, birçok sosyal gerilimi çözmek için önemli bir "davranışsal ticaret" faaliyeti içeren tımarlamanın yerini tamamen alamaz; ancak oyuncu primatların insanlara da gidecek soy hattında, belli başlı küçük problemleri çözümü için, birbirini tımarlama davranışı yerine, mizah ön plana çıkmış olabilir.

New Scientist

Hayvanlar Alemi'nde Kahkaha

Bu noktada, şunun da çok iyi anlaşılmasında fayda var: Kahkaha, insana özgü bir davranış değildir.[23], [18], [24] Akustik olarak farklı olsa da, fonksiyonel olarak aynı vokalizasyonları farelerden insan-harici maymunlara kadar birçok memeli hayvanda görmekteyiz.[25], [26], [2], [27] Fareler gıdıklandıklarında yüksek frekanslı ve ultrasonik çığlıklar atmaktadırlar.[28] Bu sesler, duyulabilir aralığa çekildiğinde, bir cırcır böceğinin sesini andırmaktadır. Köpeklerin kahkahaları ise normal soluk alıp vermeye benzemektedir; ancak sonografla yapılan analizler, gıdıklanan köpeklerin nefes alışlarının bazı noktalarda, normal olmayan frekans patlamalarına neden olduğunu tespit etmiştir.[29] Farelerde olduğu gibi, bu frekanslar da insanlar tarafından duyulamaz; ancak hem farelerde, hem de köpeklerde bu ses kaydedilip, başka köpeklere veya farelere dinletildiğinde, sesi dinleyen bireylerde oyun davranışlarını ve grup içi yakınlaşmayı tetiklediği, bireylerin stres seviyesini azalttığı görülmüştür.

Gıdıklanan bir gorilin kahkahaları

Ne var ki, örneğin şempanzelerde gülme fonksiyonuna karşılık gelen vokalizasyonlar, insandakinden öylesine farklıdır ki, bir şempanzenin kahkahalarını dinleyen sıradan bir insanın bunun bir "gülüş" olduğunu anlaması pek güçtür.[18] Sadece şempanze kahkahalarını dinleyen (ama görüntüleri görmeyen) insanlar, duydukları seslerin nefes nefese kalmış bir hayvan (genelde bir köpek) veya diğer biyolojik olan veya olmayan kaynaklardan gelen sesler olduğunu (örneğin testere veya kumlama sesi olduğunu) düşünmektedir. Buna karşılık her insan, bir diğer insanın gülüşünü rahatlıkla ayırt edebilmektedir. Bu nedenle primatologlar, insan-harici hayvanlarda davranışları kategorize ederken, o davranışların yaşandığı bağlamı da değerlendirirler: İnsan-harici maymunlar, bu ilginç sesleri gıdıklanma gibi gülmeyle ilişkili davranışlara maruz kaldıklarında, daha oyuncu bir yüz takınarak, ağızlarını açarak veya "gülme suratlarını" takınarak yaparlar.[30] Ayrıca uzmanlar, bu davranışlar sırasındaki vokal ve solunumsal süreçleri de inceleyerek, farklı davranışları kategorize edebilirler (örneğin gülmeyi, diğer tür davranışlardan ayırt edebilirler).[31]

Sosyal hayvanlarda kahkahanın en önemli işlevi, komedik bir amaca hizmet etmek değil, sürünün diğer bireylerine iyilik halini bildirmesidir. Gülen bir primat, sürüsünün diğer bireylerine "Biz mutlu ve güvendeyiz. Rahatlayın ve sosyal yaşantının gereksinimlerini yerine getirin, mesela birbirinizin bitlerini ayıklayın. Hatta açsanız, bulduğunuz bitleri yiyebilirsiniz bile!" mesajı verir.[13] Elbette, söz konusu primatın zeka gelişmişliğine bağlı olarak, türün bireyleri kahkahanın bağlamını da dikkate alabilecektir: İllâ tehdit altında olunmadığına işaret etmesi gerekmez, sosyal etkileşimler sırasında pozitif bulunan davranışlar, aynı mutluluk ve güven işareti ile, yani bir kahkaha ile pekiştirilebilir.

Burada, tür içi çeşitliliğin de önemini görebiliriz: Huzurlu, mutlu ve oyuncu olan primatlar, genel olarak sosyal ilişkileri daha güçlü olanlar olacaktır. Bunlar, daha mutsuz veya sosyal işaretleri algılamakta beceriksiz olan bireylerle oynamaya çalıştığında, yersiz yere gerginliğe sebep olacak ve öfkeleneceklerdir. Buna bağlı olarak kahkaha ile sonuçlanacak davranışları daha iyi tespit edebilen bireyleri barındıran toplumlar, diğerlerine göre genel olarak daha uyumlu olacak, daha kolay hayatta kalacaktır. Somurtkan ve sosyal işaretleri algılayamayan bireyleri barındıran toplumlar, eğer ki tür sosyal ilişkilere güçlü bir şekilde bağlı ise, elenecektir. Dahası, bu tür bireyler popülasyon içinde de çift bulmakta zorlanacaktır; sonuçta sosyal toplumlarda, sosyal yetenekleri olmayan bireylerin çiftleşme ihtimali daha düşüktür. Bu durum, sosyal toplumlarda kahkahanın rolünü evrimsel olarak da pekiştirecektir.

Elbette bu tür bir beceri, sadece kahkaha ile ilgili değildir; genel olarak tüm sosyal vokalizasyonlar için geçerlidir. Örneğin "tehlike" ile ilişkili uyarı seslerini algılayamayan bireyler, popülasyondan çok daha hızlı bir şekilde elenecektir; böylece onları bu konuda daha beceriksiz yapan genler de kendileriyle birlikte elenecektir. Eğer sosyal beceriyi pekiştiren genler varsa, bunlara sahip olmayan bireyler de daha kolay ölecek ve gelecek nesle kendi zayıf gen kombinasyonlarını aktaramayacaktır. Dolayısıyla kahkahanın ve bununla ilişkili olarak mizahın evrimleşebilmesi için, kahkahanın izole bir şekilde seçilmesi gerekmez; genel olarak sosyal vokalizasyon yetisinin seçilmesi yeterli olacaktır. Kahkaha, mutlu homurdanmalar ve benzeri sesler zaten bu vokal repertuvarın bir parçası olarak gelmektedir.

Kahkahadan Mizaha Evrimsel Bir Köprü...

Mizahı, tamamen hayvan davranışları açısından, adeta Dünya'ya yeni gelmiş ve insan davranışlarını inceleyen bir uzaylının perspektifinden tanımlayacak olursak, karşımıza şöyle bir tanım çıkacaktır: "Komik" veya "mizahi" olarak algılanan bir uyaranın varlığında; birden fazla saniye boyunca süren, nöbet geçirme benzeri bir davranış olan kahkahayı tetikleyen, buna bağlı olarak da türler arasında pozitif bir duygusal durum yaratan, sosyal aktiviteyi pekiştiren bir davranıştır. Örneğin mizahı yapan kişiyle, dinleyen kişinin eş zamanlı olarak gülüyor olması, bu kişilerin her ikisinde de pozitif duyguları pekiştirir.[32] Dahası, bir kişinin gülüşü, empati yoluyla diğerlerini de etkileyerek onların zihinsel durumlarını değiştirip, kendilerine yönelik sempati seviyelerini arttırır.[33]

Mizahın sosyal boyutunun ötesinde, bireysel bir bileşeni de vardır. Mel Brook'un mizahı tanımlayışı, ilginç bir noktaya parmak basar: "Yanlışlıkla parmağımı keserek kanatmam trajedidir. Ama yolda yürürken kanalizasyon çukuruna düşüp ölmeniz komedidir." Tam da bu tür bir tanımdan yola çıkan Sigmund Freud, mizahın ana amacının biriken fazla cinsel veya agresif gerilimin boşalması olduğunu düşünmüştür.[34] Ömrümüz boyunca baskıladığımız bilinçaltında yer etmiş cinsel ve agresif dürtüler, psişik bir gerilim yaratır ve bunlar, mizah ve kahkaha yoluyla salınır.

Mizahı bu bağlamda araştıran bilim insanları, her ne kadar birçok şakada saldırgan bir taraf olsa da, çoğunda bu tür agresif bir tarafın olmadığını keşfetmişlerdir.[35] Elbette, kültüre bağlı olarak, başkalarına agresif gelmeyen şakalar da "düşük miktarda agresif" olarak algılanabilmektedir; dolayısıyla bir şakanın agresiflik düzeyi evrensel bir değere sahip değildir.

The New Yorker

Mizahın Genetiği ve Sosyolojisi

Ayrıca yapılan çalışmalar, mizahın genetik bir bileşeni olduğunu da göstermektedir. Örneğin ikizler üzerinde yapılan bir çalışmada, agresif şakaları takdir etme miktarımızın, genlerimizle belirleniyor olabileceği gösterilmiştir.[36] Bir ailenin mizah anlayışıyla genler arasındaki etkileşim, çocuğun ebeveynlerinin sıcaklığı ve yakınlığına yönelik algısını da etkileyebildiği düşünülmektedir.[37] Öte yandan, yine ikizlerin mizah algısında genlerin ve çevrenin rollerini araştıran bir diğer çalışmadaysa, genlerden çok çevrenin etkili olduğu gösterilmiştir.[38]

Henüz mizahın epidemiyolojisi konusunda çok fazla çalışma yapılmamışsa da, yapılan bir çalışmaya göre kadınlar, kendi aralarında yaptıkları sohbetlerde erkeklerden %126 daha fazla gülmektedir.[23] Bu gibi veriler daha fazla çalışmayla doğrulanırsa, eşey kromozomlarındaki genlerin de mizah ile ilişkisi üzerinde durulabilir. Burada vurgulamak gerekiyor ki, sosyal yapı ve sosyoloji gibi faktörler, muhtemelen genlerden daha etkili bileşenler olarak karşımıza çıkacaktır; çünkü insanların üst düzey bilişsel fonksiyonlarının ne şekilde tezahür edeceği, genlerden ziyade sosyal statü gibi unsurlardan etkilenmektedir.

Bunun bir uzantısı veya alternatifi olarak, mizahın sosyal statüyü etkileyebilen bir yapısı da vardır. Bu nedenle insan toplumlarında mizah, üstünlük duygusu ile de ilişkilendirilebilir. Örneğin Grönland Inuitleri, birbirini alaya alma yarışmaları düzenleyerek sosyal statü değişikliklerini belirlemektedirler.[32] Hobbes'un Leviathan'ında da ifade edildiği gibi, kahkaha dediğimiz davranış, bir insanın erişebileceği en "anlık zaferlerden" birisidir.[39]

Eğer mizahın sosyal statüyü etkileyen bir yapısı varsa, başkalarını ötekileştiren/dışlayan şakalar yaparak üstünlük sağlayan bireyler, üreme avantajına da erişebilirler.[40] Richard Alexander'ın tanımına göre dışlama, kaynaklara erişebilirliği değiştirerek, toplumsal düzeni etkiler. İşte mizahla gelen sosyal dışlama, kişinin sosyal statüsünü arttırarak, bazı diğer kişilerin sosyal statüsünü azaltarak ve espriye katılan dinleyicilerin sosyal statüsünü etkileyerek iyi ya da kötü yönde düzenleyici bir role sahip olabilir. Tabii ki her espri insana üstünlük duygusu uyandırmadığı için, bu görüşü eleştirenler de bulunmaktadır.

Mizahın Evrimsel Avantajları

Mizah, ilk etapta hayatta kalma ve üreme ile doğrudan ilişkili gözükmediği için, nasıl olup da evrimsel bir avantaja sahip olabileceğini anlamlandırmakta zorlanabilirsiniz. Ancak çok basit bir esprinin bile yapılabilmesi için, dil becerisinin etkili kullanılması, zihin teorisinin işlemesi, sembolizm, soyut düşünce ve sosyal algı gibi mekanizmaların çalışması gerekir. Bu yapısıyla mizah, türümüzün en üst düzey bilişsel fonksiyonlarından birisidir. Dolayısıyla atalardan alınan basit parçalar, özellikle de karmaşık bir sosyal yapı içerisinde üst düzey bilişsel fonksiyonların avantajlı olduğu bir ortamda çok karmaşık bir iletişim aracına evrimleşmiş olabilir.

Öte yandan mizah, her ne kadar çok üst düzey bir zihinsel fonksiyon kombinasyonuna karşılık gelse de, aslında neredeyse "refleksif" denebilecek kadar basit bir doğaya sahiptir. Örneğin çok iyi bir şakanın bütün detaylarını net bir şekilde anlamamış olsak da ona katıla katıla gülebiliriz. Kornea refleksi veya korku refleksi gibi içgüdülerin evrimsel avantaja sahip olduğunu biliyoruz; dolayısıyla mizah ve onunla gelen refleksif kahkahanın da evrimsel bir avantajın ürünü olduğunu düşünebiliriz.

Aslında mizahın bariz evrimsel avantajları olmadığı yanıltıcıdır. Örneğin insan toplumlarının birçoğunda çiftleşme öncesi kur yapma sırasında mizaha başvurulur.[32] Hatta mizah ve kahkahaya bağlı olarak savunma sisteminin geliştirmek gibi anlamlı fizyolojik etkileri olduğunu gösteren bulgular bile mevcuttur.[41], [42] Öyle ki, kahkahaların doğrudan hayatta kalma başarısını etkilediğini gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.[43]

Her özellikte olduğu gibi, kahkaha ve mizahta da belirli bir maliyet de vardır. İyi bir kahkaha sırasında dikkate değer miktarda enerji harcanır.[44] Ayrıca kahkaha en nihayetinde gürültülü bir davranış olduğu için, vahşi doğada yerinizin tespit edilmesine neden olabilir.[32] Tabii ki Joker örneğinden de aşina olduğumuz gibi, her gülüş sağlıklı değildir. Ama genel olarak, kahkaha ve mizahın evrimsel avantajları, dezavantajlarına baskın geldiği için insan türünde bu özellik karmaşık bir biçimde evrimleşebilmiştir.

Mizahın Anatomisi: Bağdaşmazlıklar, Gerilim ve Çözüm

Biraz üzerine düşünecek olursanız, "mizah" dediğimiz davranış, özünde bağdaşmazlıkların (İng: "incongruity") tespiti ile ilgilidir.[45], [46], [18], [47] Bir şaka veya espri, genellikle umulmadık bir davranışı, beklenmedik bir sonu, kısaca bağdaşmaz bir bağlamı içerir.[48] Sosyal vokalizasyonlar konusunda yeterince gelişmiş bir toplumda mizah, öncelikle kavga gibi gözüken ama kavga olmayan, oyuncu nitelikte olan davranışlar ("eşek şakaları") şeklinde evrimleşecektir. Bunlara, kahkaha-benzeri sesler eşlik edecek, böylece kavga ile oyun arasındaki çizgi sürü bireylerine ilan edilebilecektir. Bunu daha iyi tespit edebilen bireyler, toplumsal olarak daha uyumlu ve başarılı bireyler olacaktır; çünkü kaçınılmaz olarak daha başarılı sosyal ilişkiler kurabileceklerdir.[49]

İnsana gelen soy hattında vokalizasyon yeteneğinin gelişmesine ve beynin irileşmesine paralel olarak mizah da karmaşıklaşmıştır. Modern mizahın önemli bir bölümü, tıpkı atalarımızın oyunlarında olduğu gibi, beklenmedik ve uyumsuz ("bağdaşmaz") şartların bir araya getirilmesiyle ilgilidir: "Temel ve Dursun bir gün uçak kullanıyorlarmış..." diye başlayan bir fıkrada, Temel ve Dursun gibi aşina olduğumuz tiplemelerin pilotluğa uygun olmadığını biliriz; en azından varsayımımız odur. Meşhur "bar" esprilerini düşünün: Bara giren şey, illa Temel ile Dursun gibi insanlar olmak zorunda bile değildir; bir şaka, "Bir sinek bara girmiş..." diye bile başlayabilir. Veya "İlk sivrisineği öldüren kimse çıksın özür dilesin." gibi bir cümleyle başlayabilir. Bu bağdaşmazlık, insan zihnindeki ilkel oyuncu tarafı tetikler. Yeni başlayan bir şaka, her ne kadar bağdaşmaz ve anlaşılmaz olursa olsun, çözmek ve anlamak istediğimiz bir yapboza dönüşür. Bu, tüm memeli hayvanların adeta "genlerine işlemiş" olan merak duygusunu da tetikler.

Benzer şekilde, son derece bağdaşır bir bağlam içerisine bağdaşmaz bir unsur ekleyerek de bir şaka inşa edilebilir.[50] Örneğin "Anne, anne, suça itilmiş çocuk ne demek?" diye soran bir çocuğa, "Kapa çeneni ve bana tüfeği uzat." şeklinde cevap veren bir anneyle inşa edilen bir espriyi düşünelim. Küçük bir çocuğun, absürt bir konu bile olsa, bilmediği bir konu hakkında annesine soru sorması çok normaldir. Bu, esprinin bağdaşır tarafıdır. Ancak sosyal normlara ters bir şekilde annenin çocuğunu terslemesi ve üzerine, tam da "suça itilmişlik" kavramını pekiştirecek şekilde bir suç aletini uzatmasını istemesi, şakayı komik yapan taraftır.

Yeni başlayan bir şakanın nereye varacağını bilmiyor olmak, bizi bir miktar rahatsız eder. En nihayetinde belirli bir geçmişe, yaşanmışlıklara ve karmaşık soyut düşüncelere sahip olan insanlar, böylesine bağdaşmaz bir hikayeyi anlamlandırmak için hafızalarını zorlamaya başlarlar: Nasıl olur da Temel ve Dursun pilot olabilir? Nasıl olur da bir sinek bara gidebilir? Sivrisineklerden neden özür dileyelim ki? Bir şaka ne kadar iyiyse, çözülmesi de o kadar zordur ve bu, bizi bir nebze daha gerer. Eğer esprilerden hoşlanan biriyseniz, bu "güvenli gerilim" (tıpkı "oyuncu kavga" gibi) hoşunuza gider, sizi heyecanlandırır. Eğer esprilerden hoşlanmıyorsanız, bu gerilim de hoşunuza gitmeyecektir ve bu, her ne kadar sosyal ilişkilerde tek belirleyici kıstas değilse de, sosyal ilişkilerinizi zayıflatabilir. Hatta kimilerine göre, uç düzey espri yeteneği zeka ile doğrudan ilişkilidir.

YouTube

Esprinin can alıcı noktası ilan edildiğinde (örneğin sivrisineklerle ilgili şakada, "Bitsin artık bu kan davası." gibi bir bitiş cümlesine gelindiğinde), her ne kadar şakanın başındaki bağdaşmazlık tam olarak çözülmemiş olsa da (örneğin Temel tiplemesinin nasıl pilot olduğu veya sineğin neden bara gittiği netleşmemiş olsa da), konuya yeni bir bakış açısından bakabilmemiz mümkün olduğu için bağdaşmazlığın da ortadan kalktığını hissederiz. Bu da bizi gevşetir, mutlu kılar. Dahası, bu noktada hayal gücümüz tetiklenerek, kurulan tuhaf bağlamın devamında neler olabileceğini düşleriz: Sineğin olduğu barda başka neler yaşanabilir? Sivrisineklerden özür diledikten sonra ne olacak (veya onlardan özür dilemek neye benzerdi)? Ayrıca böylesine aptalca komik bir şakayı dinlediğimiz ve gevşemeye bağlı olarak güldüğümüz için artık o şakanın bir parçası oluruz. Bu da aidiyet duygumuzu pekiştirir, şakayı yapan kişiyle (ve bizimle birlikte gülen diğer kişilerle) sosyal bağlarımızı güçlendirir.

Nasıl ki antik atalarımız basit oyun davranışları sırasında yaptıkları homurdanmalar ve gülmelerle birbirlerine bağlanıyorlardı, biz de son derece basit seviyeli esprilerle bile birbirimize sosyal olarak daha fazla bağlanabiliriz. Elbette maymun kuzenlerimize göre bizler, fiziksel şakalaşmadan ziyade soyut fikirler ile oynama yoluyla esprilerimizi inşa ederiz; ama her ikisinin de etkisi birebir aynıdır. İyi bir şaka, önce gerilimi tetikler, sonra gevşemeyle kahkahayı getirir ve bu sırada beynimizde pozitif duygularla ilişkilendirilen bölgeler ateşlenir.[51]

Elbette bir şakayı komik yapan birçok diğer faktör de vardır. Örneğin bir esprinin ana mesajının ne kadar umulmadık olduğu veya şaka yapılan kişinin o andaki ruh hali önemlidir. Yani bir şakanın amacına ulaşabilmesi için, belirli bir temel koşul grubunun sağlanması gerekir - ki buna optimum uyarılma durumu denir.[52] Ancak daha önceden de gördüğümüz gibi, kahkaha kahkahayı tetiklediği için, kimi zaman uygunsuz durumlarda yapılan şakalar bile ortamı gevşeterek, kişileri birbirine bağlayabilir.[53]

University of Miami

Mizahın Nörobiyolojisi

Az önceki kısımda, mizahın beynimizdeki spesifik bölgeleri ateşlediğinden söz etmiştik. Bu kısımda, bu noktayı biraz daha açabiliriz; çünkü yapılan beyin çalışmaları, mizah ile nörobiyoloji arasında (tam da beklendiği gibi) güçlü bir bağlantı olduğunu göstermektedir.[54] Örneğin 1970'lerde ve 80'lerde yapılan çalışmalar, beynin hem sağ hem de sol yarımküresinin hasar görmesi halinde mizah algısının bozulduğunu; ancak sağ yarımküre hasar aldığında bu bozulmanın çok daha kuvvetli olduğunu göstermiştir.[55], [56]

1999 yılında, mizah nörobiyoloji üzerine yapılan en kapsamlı çalışmalardan birisi yapılmıştır ve özellikle de sağ frontal lobdaki (8., 9. ve 10. Brodman bölgelerindeki) hasarların mizah algısını en fazla olumsuz etkilediği gösterilmiştir.[57] Elbette, mizah nörobiyolojisiyle ilgili birçok çalışmada karşılaşılan bir problem, burada da karşımıza çıkmaktadır: Mizah, çok sayıda bilişsel fonksiyonun bir arada çalışmasıyla mümkün olmaktadır; örneğin yakın dönem hafıza, uzun dönem hafıza, yönetsel fonksiyonlar, duygusal ifade ve dil becerilerinin her biri düzgün çalışmalıdır. Her bir hastada bunların her biri aynı şekilde çalışmadığı için, hangi faktörlerin mizah üzerinde tam olarak ne etkisi olduğunu bilmek zorlaşmaktadır.

2001 yılında yapılan bir çalışmada, semantik ve fonolojik esprilerin farklı beyin bölgelerini aktive ettiği gösterilmiştir. İlk grup espride çoğunlukla her iki temporal lop da aktive olmaktadır; ancak ikincisinde daha ziyade sol beyindeki konuşmayla ilişkili alanlar ateşlenmektedir. Bir bireyin bir espriyi ne kadar komik bulduğu, medyal ventral prefrontal korteksinin (MVPFC) ne düzeyde aktive olduğundan anlaşılabilmektedir.[58] Bununla ilişkili bir diğer bulgu da, komik olan ve olmayan şakaları izleyen kişilerin beyinlerinde, eğer ki izledikleri mizah komikse; sol temporal oksipital kesişimin, sol inferior frontal girusun, sol temporal kutbun, sol supplementer motor bölgenin, sol dorsal anterior singulatın ve iki yönlü subkortikal yapıların (özellikle de ventral striatum, nükleus akkumbens ve ventral dopaminerjik ödüllendirme sisteminin) aktive olduğunu gösteren bir çalışmadır.[59]

2004 yılında yapılan bir diğer çalışmada, The Simpsons ve Seinfeld gibi komedi dizilerini izleyen kişilerin beyinlerinde sol posterior orta temporal girus ile sol inferior frontal girus aktive olmuştur. Bunlardan ikincisi, depolanmış hafızayla ilgili muğlak semantik içeriklerin tutulduğu bölgedir. Ayrıca anterior temporal serebellumda da faaliyet artışı gözlenmiştir.[60]

Görülebileceği gibi, mizah için beynin hem sol hem de sağ bölgeleri önem arz etmektedir. Lezyon çalışmaları sağ beyin bölgelerinin daha büyük öneme sahip olduğunu gösterirken, fMRI ile yapılan çalışmalar sol beynin önemini ortaya koymaktadır. Özellikle de prefrontal korteks ve mizahın dil bileşeni ile ilişkili olarak faaliyete geçen temporal korteks, mizah algısında büyük öneme sahiptir.

Mizahın Gelişimsel Biyolojisi

Daha önceki kısımlarda, insan bebekleri ile şempanzeler arasındaki mizah benzerliklerinden biraz söz etmiştik. Bu, önemli bir konu olduğu için, biraz daha detaylandırmakta fayda görüyoruz.

Tahmin edebileceğiniz gibi, bir bebeğin/çocuğun (her ikisine de kısaca "çocuk" diyeceğiz) mizahı ile bir yetişkinin mizahı arasında belirgin farklar vardır. 7-8 yaşına kadar bir çocuğun espri anlayışı, yetişkininden oldukça farklıdır.[53] Bu noktada yetişkin ile çocuğun mizah algıları benzeşir; ancak yetişkinlerin mizah algısı bu yaştaki çocuklarınkinden de zengindir. Buna rağmen, yetişkin mizahına geçiş, her zaman çocuk mizahı üzerinden olmaktadır; bu nedenle, iki mizah türü arasında "embriyolojik" veya "gelişimsel" bir bağlantı kurmak mümkündür.[53] Özellikle de bebeklerde gülümseme, "ce eee" oyunu, gıdıklama ve kovalama, mizahın gelişimsel biyolojisinin en önemli 4 parçasıdır.

Bebeklerde gülümseme, ebeveyn ile yavru arasındaki bağı pekiştiren bir sinyaldir. İstediğini alan ve genel olarak halinden memnun olan bir bebek, gülümseme yoluyla bunu ebeveyne sinyaller ve o davranışları pekiştirir. Tıpkı mizahın anatomisinde olduğu gibi, çocukların da gülümsemelerinin öncülünde bir gerilim vardır. Bu bir belirsizlikten veya hoşnutsuzluktan kaynaklanabilir. Ama bu sorun çözüldüğünde gelen gevşeme, çocuğun gülümseme ifadesine sebep olur.

Verywell Family

Gülümsemeden "ce eee" oyununa geçiş, kahkahadan mizaha geçiş ile paralellikler gösterir. Artık daha net bir mizansen, bir fiziksellik vardır. Ellerinizle yüzünüzü kapatıp, birden açmanızda aslında şaşırtıcı veya komik hiçbir şey yoktur... Tabii eğer bir bebek değilseniz. Bebek olmayan çocuklarda ve yetişkinlerde nesne kalıcılığı denen bir kavram vardır; yani bir nesneyi göremeseler bile, orada olduğunu bilebilirler. Örneğin bir koltuğun altına giren topun halen orada olduğunu bilirler. Bir elin ardındaki suratın yok olmadığını bilirler. Ama bebekler bu yeteneğe sahip değildir. Bu nedenle "ce eee" oyunu sırasında yüzünüzü elinizle kapattığınızda, bir bebek yüzünüzün "yok olduğunu" zanneder. Bu, bir gerilime sebep olur; ancak bunun hızla çözülmesiyle çocuk gevşer ve gülümser, hatta kahkaha atar.

Gıdıklanma ve kovalamaca gibi oyunlarda ise bir çeşit avlanma davranışı taklit edilir.[47] Darwin'in de fark ettiği gibi, gıdıklanmaya en açık olan alanlarımız boyun, karın ve ayak altlarımızdır; bunların birçoğu aynı zamanda avcıların en kolay parçalayabileceği bölgelerimizdir.[10] Mizahi bir kovalamaca ve sonrasında gelen gıdıklama, gerçek hayatta yaşanabilecek bir avcı saldırısını modeller; ancak onun kadar korkutucu ve hayati tehlikeye sahip değildir; bu nedenle de tam ihtiyaç olan düzeyde gerilim yaratır: ne çok fazla ne de hiç... Kahkaha, yine oyundaki belirsizliğin çözülmesi sonucunda patlatılır, özellikle de gıdıklama sırasında...

Çocuğun gelişimi devam ettikçe ve yetişkinlik yıllarında yaşlanmayı sürdürdükçe, mizah algısı da değişmeye devam eder. Yapılan çalışmalar, gençlerin "agresif mizah" olarak bilinen, insanlar arası çatışmalara dayalı mizahı daha çok takdir ederken, ilerleyen yaşlarda "katılımcı mizah" olarak bilinen, birbiriyle dayanışma içindeki bireylerin tuhaf durumlarla yüzleşmesine dayalı mizahı daha çok takdir ettiklerini göstermektedir.[61]

Positive Psychology

Sonuç

Tüm bu açılardan bakıldığında mizah, türümüzün evriminde (özellikle de sosyal bağlar açısından) son derece büyük avantajlar sağlamış bir çeşit oyundur. Oyuncaklarla veya fiziksel olarak birbirimizle oynamak yerine, soyut ve karmaşık fikirlerle oynanan bir oyun... Ve bu oyun içinde de, diğer oyunlarda olduğu gibi genellikle bir takım bilinmezlikler vardır. Bu bilinmezlikler, esprinin, şakanın, yani oyunun başarılı bir şekilde icra edilmesi halinde, bir çözüme ulaşır ve bu sürece katılanlar arasında pozitif duygular uyandırır.

Bir şaka veya espri sırasında yaşadığımız bu pozitif duyguları ortak olarak deneyimlediğimiz kişilere pozitif duygularla bağlanırız. Mizah, pozitif duygular ve kişiler arası bağlantılar, daha fazla mizahı doğurur ve bu sayede etrafımızı birlikte gülebileceğimiz ve daha yakın hissedebileceğimiz insanlarla doldurmaya çalışırız.[62] Bu, sosyal bir hayvan türü için evrimsel açıdan avantajlıdır.

Fiziksel şakaların aksine, karmaşık ve soyut duygularla yapılan bir oyun olarak mizah, çok daha çeşitli türlerin oluşabilmesini mümkün kılar. Bu nedenle günümüzde kara mizahtan absürt mizaha kadar onlarca çeşit mizah türü bulunmaktadır. Mizahın kullanılış biçimi, yapıcı veya yıkıcı olabilir, bağlarımızı güçlendirebilir veya zayıflatabilir, birini onurlandırabilir veya yerin dibine sokabilir; hatta bunların hepsini bir arada yapabilir. Mizahı şaşırtıcı ve etkileyici yapan, bu geniş çeşitliliğidir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Muhteşem! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ J. G. Bremmer, et al. (1997). A Cultural History Of Humour. ISBN: 9780745615356. Yayınevi: Polity Press. sf: 11-28.
  • ^ a b M. D. Ross, et al. (2009). Reconstructing The Evolution Of Laughter In Great Apes And Humans. Current Biology, sf: 1106-1111. doi: 10.1016/j.cub.2009.05.028. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ W. F. Fry. (1994). The Biology Of Humor. Humor, sf: 111-126. doi: 10.1515/humr.1994.7.2.111. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ S. Mithen. (1999). The Prehistory Of The Mind: The Cognitive Origins Of Art, Religion And Science. ISBN: 9780500281000. Yayınevi: Thames Hudson.
  • ^ P. Boyer. (2002). Religion Explained: The Evolutionary Origins Of Religious Thought. ISBN: 9780465006960. Yayınevi: Basic Books.
  • ^ M. L. Butovskaya, et al. (2015). A Neglected Form Of Quasi-Aggression In Apes: Possible Relevance For The Origins Of Humor. Current Anthropology, sf: 716-717. doi: 10.1086/204548. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b F. D. Waal. (1997). Good Natured: The Origins Of Right And Wrong In Humans And Other Animals. ISBN: 9780674356610. Yayınevi: Harvard University Press.
  • ^ J. Goodall. (1986). The Chimpanzees Of Gombe: Patterns Of Behavior. ISBN: 9780674116498. Yayınevi: Belknap Press.
  • ^ J. Polimeni. (2006). The First Joke: Exploring The Evolutionary Origins Of Humor. Evolutionary Psychology, sf: 347-366. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b C. Darwin. (1872). The Expression Of The Emotions In Man And Animals.
  • ^ T. W. Deacon. (1998). The Symbolic Species: The Co-Evolution Of Language And The Brain. ISBN: 9780393317541. Yayınevi: W. W. Norton Company.
  • ^ B. L. Miller, et al. (2006). The Human Frontal Lobes: Functions And Disorders. ISBN: 9781593853297. Yayınevi: The Guilford Press.
  • ^ a b C. A Robert. The Evolution Of Humor: From Grunts To Poop Jokes. (23 Kasım 2016). Alındığı Tarih: 16 Ekim 2020. Alındığı Yer: Psychology Today | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M.  Gervais, et al. (2015). The Evolution And Functions Of Laughter And Humor: A Synthetic Approach. The Quarterly Review of Biology, sf: 395-430. doi: 10.1086/498281. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ W. Ruch, et al. (2001). The Expressive Pattern Of Laughter. Emotion, qualia and consciousness, sf: 426-443. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ G. A. Bryant, et al. (2014). The Animal Nature Of Spontaneous Human Laughter. Evolution and Human Behavior, sf: 327-335. doi: 10.1016/j.evolhumbehav.2014.03.003. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ C. McGettigan, et al. (2015). Individual Differences In Laughter Perception Reveal Roles For Mentalizing And Sensorimotor Systems In The Evaluation Of Emotional Authenticity. Cerebral Cortex, sf: 246-257. doi: 10.1093/cercor/bht227. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b c d R. R. Provine. (2001). Laughter: A Scientific Investigation. ISBN: 9780141002255. Yayınevi: Penguin Books.
  • ^ R. R. Provine. (2012). Curious Behavior: Yawning, Laughing, Hiccupping, And Beyond. ISBN: 9780674048515. Yayınevi: Belknap Press.
  • ^ R. R. Provine. (2017). Laughter As An Approach To Vocal Evolution: The Bipedal Theory. Psychonomic Bulletin & Review, sf: 238-244. doi: 10.3758/s13423-016-1089-3. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ R. R. Provine. (1992). Contagious Laughter: Laughter Is A Sufficient Stimulus For Laughs And Smiles. Bulletin of the Psychonomic Society, sf: 1-4. doi: 10.3758/BF03330380. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ L. C. Aiello, et al. (2015). Neocortex Size, Group Size, And The Evolution Of Language. Current Anthropology, sf: 184-193. doi: 10.1086/204160. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b R. R. Provine. Laughter. (01 Ocak 1996). Alındığı Tarih: 16 Ekim 2020. Alındığı Yer: American Scientist | Arşiv Bağlantısı
  • ^ R. R. Provine. (2016). Laughing, Tickling, And The Evolution Of Speech And Self:. Current Directions in Psychological Science, sf: 215-218. doi: 10.1111/j.0963-7214.2004.00311.x. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. Panksepp. (2007). Neuroevolutionary Sources Of Laughter And Social Joy: Modeling Primal Human Laughter In Laboratory Rats. Behavioural Brain Research, sf: 231-244. doi: 10.1016/j.bbr.2007.02.015. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. Panksepp, et al. (2003). “Laughing” Rats And The Evolutionary Antecedents Of Human Joy?. Physiology & Behavior, sf: 533-547. doi: 10.1016/S0031-9384(03)00159-8. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ T. Matsusaka. (2004). When Does Play Panting Occur During Social Play In Wild Chimpanzees?. Primates, sf: 221-229. doi: 10.1007/s10329-004-0090-z. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. Panksepp, et al. (2003). “Laughing” Rats And The Evolutionary Antecedents Of Human Joy?. Physiology & Behavior, sf: 533-547. doi: 10.1016/S0031-9384(03)00159-8. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ P. R. Simonet. (Konferans Sunumu, 2001). Laughing dog: Vocalizations of domestic dogs during play encounters. Not: Animal Behavior Society Conference.
  • ^ R. A. Hinde. (1972). Non-Verbal Communication. ISBN: 9780521290128. Yayınevi: Cambridge University Press.
  • ^ M. Davila-Ross, et al. (2015). Chimpanzees (Pan Troglodytes) Produce The Same Types Of ‘Laugh Faces’ When They Emit Laughter And When They Are Silent. PLOS ONE, sf: e0127337. doi: 10.1371/journal.pone.0127337. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b c d G. E. Weisfeld. (1993). The Adaptive Value Of Humor And Laughter. Ethology and Sociobiology, sf: 141-169. doi: 10.1016/0162-3095(93)90012-7. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ W. E. Jung. (2003). The Inner Eye Theory Of Laughter: Mindreader Signals Cooperator Value:. Evolutionary Psychology, sf: 147470490300100. doi: 10.1177/147470490300100118. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ S. Freud, et al. (1963). Jokes And Their Relation To The Unconscious. ISBN: 9780393001457. Yayınevi: W. W. Norton and Company.
  • ^ A. Ziv, et al. (1990). The Disinhibiting Effects Of Humor: Aggressive And Affective Responses. Humor, sf: 247-258. doi: 10.1515/humr.1990.3.3.247. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ G. D. Wilson, et al. (2016). Genetic And Family Origins Of Humor Preferences: A Twin Study:. Psychological Reports, sf: 659-660. doi: 10.2466/pr0.1977.41.2.659. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ P. Lichtenstein, et al. (2003). Remembered Parental Bonding In Adult Twins: Genetic And Environmental Influences. Behavior Genetics, sf: 397-408. doi: 10.1023/A:1025317409086. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ L. Cherkas, et al. (2000). Happy Families: A Twin Study Of Humour. Twin Research and Human Genetics, sf: 17-22. doi: 10.1375/twin.3.1.17. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ T. Hobbes, et al. (1981). Leviathan. ISBN: 9780140431957. Yayınevi: Penguin Books.
  • ^ R. D. Alexander. (1986). Ostracism And Indirect Reciprocity: The Reproductive Significance Of Humor. Ethology and Sociobiology, sf: 253-270. doi: 10.1016/0162-3095(86)90052-X. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M. P. Bennett, et al. (2003). The Effect Of Mirthful Laughter On Stress And Natural Killer Cell Activity. Alternative therapies in health and medicine. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ R. A. Martin. (2005). Humor, Laughter, And Physical Health: Methodological Issues And Research Findings.. American Psychological Association (APA), sf: 504-519. doi: 10.1037/0033-2909.127.4.504. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ G. A. Bryant, et al. (2016). Detecting Affiliation In Colaughter Across 24 Societies. Proceedings of the National Academy of Sciences, sf: 4682-4687. doi: 10.1073/pnas.1524993113. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ P. E. McGhee, et al. (1983). Handbook Of Humor Research. ISBN: 9780387908533. Yayınevi: Springer.
  • ^ H. LaFollette. (1993). Belief And The Basis Of Humor. American Philosophical Quarterly, sf: 329-339. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ D. H. Rosen, et al. (1999). Evolution Of The Psyche. ISBN: 9780275963125. Yayınevi: Praeger.
  • ^ a b A. Koestler. (2014). The Act Of Creation. ISBN: 9781939438980.
  • ^ J. M. Suls. (1972). The Psychology Of Humor: Theoretical Perspectives & Empirical Issues. ISBN: 9780122889509. Yayınevi: Academic Press. sf: 81-100.
  • ^ J. B. Silk. (2007). Social Components Of Fitness In Primate Groups. Science, sf: 1347-1351. doi: 10.1126/science.1140734. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ T. C. Veatch. (1998). A Theory Of Humor. Humor, sf: 161-216. doi: 10.1515/humr.1998.11.2.161. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M. J. Owren, et al. (2003). Reconsidering The Evolution Of Nonlinguistic Communication: The Case Of Laughter. Journal of Nonverbal Behavior, sf: 183-200. doi: 10.1023/A:1025394015198. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ A. J. Chapman, et al. (2013). It's A Funny Thing, Humour. ISBN: 9781483158259. Yayınevi: Elsevier.
  • ^ a b c A. J. Chapman, et al. (1995). Humor And Laughter: Theory, Research And Applications. ISBN: 9781560008378. Yayınevi: Taylor & Francis.
  • ^ B. Wild, et al. (2003). Neural Correlates Of Laughter And Humour. Brain, sf: 2121-2138. doi: 10.1093/brain/awg226. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ H. Gardner, et al. (1975). Comprehension And Appreciation Of Humorous Material Following Brain Damage. Brain, sf: 399-412. doi: 10.1093/brain/98.3.399. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M. Dagge, et al. (1985). Influence Of Contextual Complexity On The Processing Of Cartoons By Patients With Unilateral Lesions. Cortex, sf: 607-616. doi: 10.1016/S0010-9452(58)80008-8. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ P. Shammi, et al. (1999). Humour Appreciation: A Role Of The Right Frontal Lobe. Brain, sf: 657-666. doi: 10.1093/brain/122.4.657. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ V. Goel, et al. (2001). The Functional Anatomy Of Humor: Segregating Cognitive And Affective Components. Nature Neuroscience, sf: 237-238. doi: 10.1038/85076. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ D. Mobbs, et al. (2003). Humor Modulates The Mesolimbic Reward Centers. Neuron, sf: 1041-1048. doi: 10.1016/S0896-6273(03)00751-7. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. M. Moran, et al. (2004). Neural Correlates Of Humor Detection And Appreciation. NeuroImage, sf: 1055-1060. doi: 10.1016/j.neuroimage.2003.10.017. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. T. Stanley, et al. (2014). Age-Related Differences In Judgments Of Inappropriate Behavior Are Related To Humor Style Preferences.. American Psychological Association (APA), sf: 528-541. doi: 10.1037/a0036666. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ C. Robert, et al. (2012). The Wheel Model Of Humor: Humor Events And Affect In Organizations:. Human Relations, sf: 1071-1099. doi: 10.1177/0018726711433133. | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 27/10/2020 15:43:05 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9451

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Avcı
Vaka
Felsefe
Yapay Zeka
Genetik Mühendisliği
Güneş
Fosil
Ölüm
Sağlık Bilimleri
Lipit
Genetik Müdahale
Hamilelik
Kedi
Doğum
Anne
Cinsel Seçilim
Şüphecilik
Böcek Bilimi
Eğilim
Ornitoloji
Ses Kaydı
Göğüs Hastalığı
Organ
Salgın
Grip
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer birinin görmezden gelinmesini istiyorsanız, dev bir bronz heykelini yapıp, şehrin en merkezi yerine koyun.”
Banksy
Geri Bildirim Gönder