Evrim Ağacı

Kahkahanın Bilimi ve Karanlık Tarafı: Her Kahkaha Sağlıklı mı?

Çoğu Kahkaha Sağlıklıdır; Ancak Sağlıksız Bir Kahkaha İçin İlla Joker Olmanız Gerekmiyor!

Kahkahanın Bilimi ve Karanlık Tarafı: Her Kahkaha Sağlıklı mı?
Tavsiye Makale

Bu yazı, The Conversation isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Yürürken birini arkanızda gülerken duyduğunuzda muhtemelen o kişinin telefonda konuştuğunu ya da yanında bir arkadaşı olduğunu düşünürsünüz. Gülümsüyor, içinde belli belirsiz, sıcak bir his yaşıyor gibi gelir. Duyduğunuz bu kahkaha sesi sizi gülümsetebilir, hatta kahkaha bile attırabilir. Gerçekleşmesi muhtemel iki seçenek bunlar gibi duruyor, değil mi?

Şimdi, o kişinin sokakta yürürken gülüyor olduğunu değil de, bir cenazede hemen arka sıranızda oturuyor olduğunu hayal edin. Durum böyleyken bu kahkaha kulağa o kadar da davetkar gelmiyor.

Gerçek şu ki; kahkaha atmak her zaman olumlu ya da sağlıklı bir duruma işaret etmez. Bilime göre kahkaha; gerçek ya da spontaneden simüle edilene (sahte), uyarılandan (örneğin gıdıklama ile) endüklenene (uyuşturucu ya da ilaçlar yoluyla) ve hatta patolojik olarak değişene kadar birçok farklı şekilde sınıflandırılıyor. Ancak kahkahanın gerçek sinirsel temeli hala çok iyi bilinmiyor - bildiklerimiz de çoğunlukla patolojik klinik vaka raporlarından geliyor.

Kahkaha ve espri anlayışı; uyum sağlamak durumunda olduğumuz sosyal, duygusal ve bilişsel işlevlerimizin iki önemli bileşenidir. Ancak bunlar sadece insanlara özgü bileşenler değildir. Primatlar ve maymunın da gülüp kıkırdıyor olması buna örnek verilebilir. Bu özellik, onların hayatta kalmalarına yardımcı olduğu için evrimleşmiş olabilir.

Sonuç olarak kahkaha; karşılıklı bağ kurmayı sağlayan, potansiyel çatışmaları engelleyen ve stres ve kaygıyı yatıştıran toplumsal bir faaliyettir. Ancak durduk yere kahkaha atma durumu söz konusu olunca, bu özelliğini kaybeder. Uğursuz çağrışımlara sebep olabilir.

Kahkaha, anlık olarak diğer bütün duyguları geçersiz kılacak bir güce sahiptir; örneğin, gülüyorken surat asıp ağlamak ya da sinirden küplere binmek mümkün değildir. Bunun nedeni, yüz kaslarımızın ve çıkardığımız seslerin daha olumlu duygular tarafından ele geçirilmiş olmasıdır. Bunun kontrolünü özel beyin devreleri ve kimyasal haberciler (nörotransmiterler) sağlar.

Her biri farklı bileşenlerde etkili olmak üzere, kahkaha durumunda etkisi olan birkaç beyin yolu olduğunu biliyoruz. Örneğin; genellikle karar verme ve davranışlarımızı kontrol etmeden sorumlu olan beyin bölgelerinin, kendiliğinden gelen ve durdurulamayan kahkahaları faaliyete geçirmek için dizginlenmesi gerekir. Kahkaha aynı zamanda, duyguları ifade etmek ve bu duyguları yaşamaktan sorumlu alanları birbirine bağlayan duygusal devrelere de dayanır.

Hastalıklar Bize Bu Konuda Ne Söyleyebilir?

Yüz ifadeleri, yutkunma, dil ve boğaz hareketleri için önemli olan beyin özellikleri hakkında ayrıntılı bilgiye sahipken; olumlu duyguların nasıl kahkaha atma isteği uyandırdığı hakkında çok az şey biliniyor. Neyse ki, bir dizi hastalık ve durum, bu durumun altında yatan sinirsel fonksiyonlara biraz olsun ışık tutmaya yardımcı oldu.

İlk kez Charles Darwin tarafından tespit edildiği düşünülen ve detaylı olarak belgelenen bir sendrom, kontrolsüz duyguların rahatsız edici bir sergisi üzerinedir. Bu durum; klinik olarak sık, istemsiz ve kontrol edilemeyen gülme ve ağlama krizleri ile karakterizedir. Kişinin altta yatan duyguları ile dışa vurduğu ifadeler arasındaki ciddi bir orantısızlık, bozukluk bulunur. "Psödobulbar etki sendromu" (İng: "pseudobulbar affect syndrome") olarak bilinir ve birkaç farklı nörolojik durumla ifade edilebilir.

Kısaca ifade edilecek olursa; bu durum, duygusal sürücüleri kontrol eden, beyin sapındaki ön inen yollar ile yüz ifadelerini ve duygusal ifadeleri yöneten devreler arasındaki kopmadan kaynaklanır. Özellikle bu durumla ilişkili olan bazı bozukluklara travmatik beyin hasarı, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve multipl skleroz yani "çoklu doku sertleşmesi" örnek olarak verilebilir.

Buna kanıt olarak geçen sene yapılan bir araştırmayı örnek göstermek mümkün. Araştırmada, giderek değişen ve tuhaflaşan bir espri anlayışı ile uygunsuz zamanlarda gülmenin, bunamanın erken bir göstergesi olabileceğine yönelik bulgulara ulaşıldı. Psödobulbar etki sendromu ise, inmenin duygusal değişim açısından en sık bildirilen yan etkilerinden biridir. Ayrıca inme vakalarının her yıl yüksek olması göz önüne alındığında, durumun genel popülasyonda oldukça yaygın olduğu söylenebilir.

Anormal beyin kablolama ile ilişkili olabilecek başka özel koşullar da vardır. Örneğin gelotofobi, kişinin kendisiyle alay edilmesi, kendisine gülünmesi korkusudur. Gelotofili ise alay edilmekten zevk alma durumudur. Öte yandan katagelastisizm, kişinin başkalarına gülmeyi aşırı derecede sevdiği psikolojik bir durum olarak karşımıza çıkar.

Growth Business

Özellikle gelotofobi, sosyal beceriksizlikten şiddetli depresyona kadar değişkenlik gösteren, kişinin tüm neşesini alıp götüren bir kaygıya dönüşebilir. Bu durum da herhangi bir alay belirtisi olup olmadığını anlamak için, her an tetikte olacak şekilde çevreyi gözlemleme duygusunu tetikleyebilir. Anormal derecede olan alay edilme korkusu; alay edilme, kışkırtılma, gülünme gibi erken yaşam deneyimlerinden kaynaklanabilir. Görüntüleme verileri, gelotofobinin, duygusal uyaranların izlenmesi ve işlenmesinden sorumlu ağların bulunduğu olan ön ve orta beyin alanları arasındaki zayıf bağlantı ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

Ayrıca ön beyin devreleri, dilin gerçek anlamını sosyal ve duygusal bir bağlamda yorumlamayı; bu da sarkazm gibi ince mizah ögelerinden keyif almayı sağlıyor. İlginçtir ki, bu yetenek ön beyin hasarıyla ya da frontal disfonksiyon ile ilişkili durumlarda (örneğin otizmde), genellikle kaybediliyor.

Sağlıklı Gülüşler

Kahkahanın karanlık tarafı bir kenara bırakılacak olursa; kahkahaların genelde sıcak duygulara neden olduğunu inkar etmeye gerek yok. Gülmenin kardiyovasküler fonksiyonu artırdığını, bağışıklık ve endokrin sistemlerini güçlendirdiğini biliyoruz. Ayrıca pozitif ve "iyicil mizah"ın (İng: "benevolent humour") ve insanlar"la" gülmenin, insanlar"a" gülmekten daha değerli olduğunun da farkındayız.

Beynimizin diğer insanların kahkahalarını işleme biçimi, biriyle gülmenin daha duygusal bir derinliğe sahip olduğunu, birilerine gülmekten daha zevkli olduğunu gösteriyor gibi görünüyor.

Beynimiz duygusal olarak tatmin edici ve mutluluk yayan sinyallerden etkileniyor. Bu durum, kahkaha terapisinin neden güçlü etkilere sahip olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir. Bu etkilere örnek olarak esneklik, iyileşmiş solunum ve ruh hali, azalmış stres ve kaygı seviyesi verilebilir. Hatta kahkaha terapisinin, beyindeki serotonin (refah ve sakinlik duyguları için hayati önem taşıyan önemli bir nörotransmiter) seviyesini yükselterek antidepresanlara benzer şekilde işlev gördüğü bile tespit edildi. 

Yani altında yatan bir rahatsızlık bulunmadığı sürece, espri kaynağı ne olursa olsun, kahkaha en iyi ilaç gibi görünüyor.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 8
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Güldürdü 3
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 31/05/2020 07:09:02 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8499

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Kozmoloji
Darwin
Gerçek
Avcı
Beyin
Sanat
Bitki
Primat
Evrimsel Biyoloji
Ses Kaydı
Tutarlılık
Kedigiller
Bakteri
Genom
Doğa Yasaları
Bilgi Felsefesi
Canlı
Evren
Uçma
Astrobiyoloji
Mitler Ve Gerçekler
Göğüs
Erkek
Enfeksiyon
Kadın Doğum
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Suçlu birini elden kaçırmak, masum birini mahkum etmekten yeğdir.”
Voltaire
Geri Bildirim Gönder