Bu Reklamı Kapat
Bu Reklamı Kapat

Kuantum Dolanıklık Nedir? Elektronlar veya Fotonlar Arasında Dolanıklık Nasıl Sağlanır?

Einstein, Kuantum Dolanıklığın Neden "Uzak Mesafeden Ürpertici Etkileşim" Olduğunu Düşündü?

Kuantum Dolanıklık Nedir? Elektronlar veya Fotonlar Arasında Dolanıklık Nasıl Sağlanır? Vecteezy
31 dakika
49,989
  • Kuantum Fiziği

Kuantum dolanıklık (kısaca "dolanıklık" veya "dolaşıklık"), bir grup parçacığın her birinin kuantum durumunun, parçacıklar birbirinden çok uzak mesafeler boyunca ayrılmış olsalar bile, diğerlerinin durumundan bağımsız olarak tanımlanamayacağı şekilde oluşturulduğu, etkileştiği veya uzamsal yakınlığı paylaştığı zaman meydana gelen, fiziksel bir olgudur. Daha kısa tabiriyle kuantum dolanıklık, iki veya daha fazla parçacığın fiziksel özelliklerinin ("kuantum durumlarının") aralarındaki mesafeden bağımsız olarak birbirini etkileyebilmesidir. Kuantum dolanıklık konusu, klasik fizik ile kuantum fiziği arasındaki uyumsuzluğun merkezinde yer alır: Dolanıklık, klasik mekanikte bir karşılığı olmayan ama kuantum mekaniğinde yer alan ana özelliklerden biridir.

Kuantum dolanıklık, aslında sadece atom altı parçacıklara özgü bir özellik değildir; fakat dolanıklığın yeterince uzun süreler ve yeterince uzak mesafeler boyunca korunmaya devam edebilmesi için, dolanık parçacıkların olabildiğince küçük seçilmesi gerekmektedir. Parçacıklar büyük seçilecekse de dolanıklığın bozulmayacağı şartların genellikle laboratuvar ortamında hassas bir şekilde yaratılması ve korunması gerekmektedir. Bugüne kadar bu şartlar altında kuantum dolanıklık, deneysel olarak, hem fotonlar gibi kütlesiz parçacıklar, hem nötrinolar ve elektronlar gibi hafif parçacıklar hem de buckyballs gibi büyük moleküller ve hatta küçük elmaslar ile gösterilmiştir.[7], [8], [9], [10], [11] Kuantum dolanıklık; iletişim, hesaplama ve kuantum radarı gibi birçok sahada aktif olarak araştırılmakta ve geliştirilmektedir.

Bu Reklamı Kapat

"Uzak Mesafeden Ürpertici Etkileşim": Kuantum Dolanıklık Nedir?

Herhangi bir parçacık; konum, momentum, spin ve polarizasyon gibi fiziksel özellikleri üzerinden diğer parçacık veya parçacıklarla dolanıklık hâline sokulabilir. Bu bağlamda dolanıklık, iki veya daha fazla parçacığın birbiriyle anlık olarak ve kusursuz bir şekilde iletişim kurabilecek şekilde bağlı olduğu anlamına gelmektedir. Bunu, popüler literatürde en yaygın örnek olan spin üzerinden anlamaya çalışalım.

Spin Nedir?

Tüm temel parçacıkların bir "spin"i ("dönüş" veya "dönme") vardır. Bu, aslında bir basketbol topunun yaptığı gibi gerçek bir "dönme" değildir; ancak bu benzetme, atom altı parçacıkların fiziksel durumunu hayal etmek açısından uygun bir benzetmedir: Tıpkı hareket halindeki bir basketbol topu gibi, bu parçacıkların da belli bir açısal momentumu ve uzayda belli bir yönleri vardır. Onlara "basketbol topu gibi dönmüyorlar" dememizin nedeni, atom altı parçacıkların teknik olarak bir basketbol topu gibi bir küre olmamasıdır: Kuantum parçacıkların spesifik bir şekli yoktur. Küre olmayan (ve spesifik bir şekli bulunmayan) parçacıkların kendi etrafında dönmelerinden de söz edemeyiz; dolayısıyla her ne kadar "elektron spini" dendiğinde aklımızda "ufacık bir topun kendi etrafında dönmesi" canlanıyor olsa da teknik olarak bu tür bir imge doğru değildir. Buna rağmen fiziksel anlatımlarda kuantum spin de bir topun dönmesi şekilde gösterilmektedir ve biz de burada bu şekilde göstereceğiz; fakat "spin" ("dönme") sözcüğünün gerçekte sadece bir benzetim olduğu hatırlanmalıdır.

Bu Reklamı Kapat

Elimizdeki parçacığın spinini ölçebiliriz; ancak tıpkı bir basketbol topunun ne yöne doğru ölçtüğünü ilân edebilmek için öncelikle bir "ölçüm yönü" seçmemiz gerekiyorsa, kuantum parçacıkların spinini ölçmek ve ilân etmek için de öncelikle ne taraftan ölçeceğimizi seçmemiz gerekmektedir. Eğer parçacıkları, tam da döndükleri eksen üzerinden ölçecek olursak, bu durumda ölçümün sadece iki sonucu olabilir: Ya parçacık ölçümün yapıldığı yönle örtüşecektir - ki buna "yukarı dönüş" ("spin up") diyoruz, ya da parçacığın dönüşü ölçümün yapıldığı yönün tersine olacak ki buna da "aşağı dönüş" ("spin down") diyoruz.

"Yukarı dönüş" ve "aşağı dönüş" kavramlarının klasik bir biçimde görselleştirilmesi.
"Yukarı dönüş" ve "aşağı dönüş" kavramlarının klasik bir biçimde görselleştirilmesi.

Elbette, ölçüm yönünü 180 derece döndürecek olursak, daha önceden yukarı spinli bir elektronu aşağı spinli olarak ölçerdik ama daha önceden aşağı spinli olarak ölçtüklerimizi de yukarı spinli olarak ölçerdik. Dolayısıyla elimizdeki fizik, aynen geçerli olmaya devam ederdi. Benzer şekilde, ölçüm yönü ile spin ekseni örtüşmeyebilir de... Yani bir parçacık, ölçtüğünüz yönden 30° sağa veya 81.47° sola yatık da olabilir. Bu şekilde sonsuz olasılık vardır. Fakat ölçüm, her zaman "kuzey-güney" veya "yukarı-aşağı" diyebileceğimiz bir eksene sahip olduğu için, tüm bu ara spin açıları da "yukarı" ve "aşağı" spinlerin bir kombinasyonu olarak tarif edilebilecektir. Yani "yukarı spin" ve "aşağı spin", kullandığımız sistemin temel birimleridir.

Dolanıklığı Oluşturmak...

Şimdi, toplam spinleri sıfır olacak şekilde bir parçacık çifti oluşturduğumuzu hayal edelim. Bunun nasıl yapıldığının detaylarını yazının ilerleyen kısımlarında anlatacağız; fakat burada açık kalmaması adına bu üretimi şöyle düşünebilirsiniz: Atom altı bir parçacık, belli bir olasılık dahilinde, 2 yeni parçacığa bozunarak yok olabilir. Bu bozunma sırasında korunum yasalarına uyulmak zorundadır ve dolayısıyla üretilen iki parçacık, birbiriyle fazlasıyla ilişkili olacaktır: Yani bu iki parçacığın lineer momentumlarının, açısal momentumlarının, enerjilerinin ve spinlerinin toplamı, başlangıçtaki bozunan parçacığın ilgili fiziksel özelliklerini aynen yansıtmak zorundadır. Dolayısıyla örneğin başlangıçta bozunan parçacığımızı spini sıfırsa, onun bozunmasıyla oluşan iki parçacığın toplam spini de sıfır olmak zorundadır. Bu durumda, eğer ki parçacıklardan birinin spini "yukarı" yönlüyse, diğeri "aşağı" yönlü olmalıdır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Kuantum Belirsizlik, Süperpozisyon ve Dalga Fonksiyonu

İşte bu parçacık çiftimizin toplam spinlerinin sıfır olduğunu her ne kadar bilebiliyor olsak da, az önce sözünü ettiğimiz sonsuz olasılıktan ötürü, her bir çiftin spesifik olarak hangi açıda spine sahip olduğunu bilmemizin bir yolu yoktur. Ancak bu belirsizlik, klasik dünyadan aşina olduğumuz gibi, sadece "deneyciler olarak bizim sahip olduğumuz bir bilgi belirsizliği"nden ibaret değildir. Yeni oluşan parçacıklar, kuantum nitelikte oldukları için, davranışları klasik fizikteki gibi "açık ve net" olmayacaktır.

Bunu "spin" yerine "konum" üzerinden hayal etmek daha kolay olduğu için, konum üzerinden izah edelim: Örneğin masanın üzerindeki durgun bir top, herhangi bir dönme/spin niteliğine sahip olsun veya olmasın, konum bakımından masanın tam ortasında bulunabilir. Bir kutu içindeki elektronsa, spesifik bir konuma sahip olmaksızın, alabileceği bütün konum değerlerine aynı anda sahip olabilmektedir (belirli olasılıklar dahilinde). Bir diğer deyişle bu elektron, %70 ihtimalle kutunun ortasında, %20 ihtimalle kutunun sağ tarafında, %10 ihtimalle kutunun sol tarafında bulunabiliyorsa, bu parçacık aynı anda hem kutunun ortasında, hem kutunun sol tarafında, hem de kutunun sağ tarafında bulunacaktır (ama aynı zamanda ne kutunun ortasında, ne kutunun sol tarafında, ne de kutunun sağ tarafında bulunacaktır). İşte elektronun (veya bir diğer parçacığın), herhangi bir fiziksel özellik için sahip bu olasılık dağılımına dalga fonksiyonu adı verilmektedir.

Spin için de aynı durum geçerlidir: Spini belirsiz (henüz ölçülmemiş/gözlenmemiş) bir parçacık, aynı anda hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine dönecek şekilde davranacaktır. Parçacıkların bu şekilde aynı anda birden fazla durumda olabilmesine "kuantum süperpozisyon" denmektedir. Dolayısıyla bir ölçüm yapılana kadar, parçacıkların hangisinin ne yönde bir spine sahip olduğu bilinemez.

Dolanık sistemleri oluşturan parçacıklar, birbirinden bağımsız değillerdir. Dolayısıyla parçacıkların başlangıçta bulunduğu kuantum süperpozisyonu tarif eden dalga fonksiyonu, dolanık parçacıkların hepsinin sahip olabileceği tüm durumları kapsamaktadır.

Ölçüm/Gözlem ve Dalga Fonksiyonunun Çökmesi

Fakat ölçüm veya gözlem yapmak, kuantum süperpozisyonu bozmaktadır: Herhangi bir parçacığın, belirsiz olan özelliklerinden birini (örneğin spinini) gözlediğiniz/ölçtüğünüz anda, parçacığın belirsiz olan spini anında belirgin hâle gelmektedir: O parçacık, ya saat yönüne ya da saat yönünün tersine olacak biçimde davranmaya başlayacaktır. Yani parçacık, ölçümden önce her iki yöne (ve arada kalan tüm yönlere) aynı anda dönerken, ölçüm anından itibaren bu yönlerden sadece bir tanesinin doğru olduğu anlaşılacaktır. Buna, dalga fonksiyonunun çökmesi adı verilmektedir.

Bu Reklamı Kapat

Burada sık yapılan bir hata, "gözlem" kavramının bilinçli olması gerektiği sanrısıyla ilgilidir: Çökmenin yaşanması için illâ "gözlem" yapılmasına gerek yoktur; dolanık parçacıkların çevrelerindeki diğer parçacıklarla doğal etkileşimi de "dekoherans" denen bir olaya ve dolayısıyla dolanıklığın bozulmasına neden olabilir.[12] Zaten başlangıçta "uzak mesafelerde de belirsizliğin korunabilmesi için özel şartların sağlanması gerekir" deme nedenimiz de buydu: Eğer ortamda çok sayıda diğer parçacık varsa, kuantum durumu belirsiz olan parçacık, bu diğer parçacıklardan biriyle etkileşerek dekoheransa uğrayacaktır ve dalga fonksiyonu çökecektir. Bu etkileşimin bilinçli olması gerekmez.

"Uzak Mesafeden Ürpertici Etkileşim" Lafı Nereden Geliyor?

Birbiriyle dolanık olmayan parçacıklarla, dolanık olan parçacıklar arasındaki fark ise şudur: Eğer dolanık olacak biçimde üretilen iki atom altı parçacığı, istenilen ve rastgele bir miktarda (mesela kilometreler boyunca) birbirinden uzaklaştıracak olursanız ve sonradan parçacıklardan bir tanesi üzerinde bir ölçüm yaparsanız, o parçacığın belirsizliği anında yok olacaktır. İlginç olansa şudur: Diğer parçacığın üzerinde henüz hiçbir gözlem yapılmamış olmasına rağmen, o parçacığın da dalga fonksiyonu çöker ve (eğer, önceki paragraflarda söylediğimiz gibi, başlangıçta bu parçacıkların toplam spini 0 idiyse), her zaman, ölçüm yapılan parçacığın tersi olacak biçimde belirlenir.

Bir diğer deyişle, ölçüm yapılana dek parçacıklardan herhangi birinin ana eksende hangi yöne döndüğünü bilmek mümkün değildir. Ancak ölçüm yapıldığı anda, ölçümün yapıldığı parçacığın saat yönünde döndüğü tespit edilecek olursa, henüz ölçülmemiş olan dolanık eşi, anında saat yönünün tersine dönecek şekilde tek bir olasılığa "çökecektir".

Buradaki tuhaf durum şudur: Göründüğü kadarıyla parçacıklar arasındaki bu iletişim, aralarındaki mesafeden bağımsız olarak, anlık bir biçimde olmaktadır. Yani bir parçacığın diğeri üzerinde "gözlem yapıldığı" veya onun "dekoheransa uğradığı" bilgisini anlık olarak almasının bilinen bir yolu yoktur. Buna rağmen dolanık parçacıklardan birinin spini belli olduğunda, diğerininki henüz ölçüm yapılmamış olmasına rağmen, anında belirlenmektedir. Üstelik ilk parçacığa yönelik gözlem ile ikinci parçacığa yönelik gözlem arasındaki mesafe, ışık hızının bu iki gözlem arasındaki sürede erişebileceğinden çok daha uzak olmasına rağmen!

Bu Reklamı Kapat

İşte cisimlerin sadece kendi lokalitelerinde (civarlarındaki yerel uzay-zaman dokusunda) olup bitene etki edebileceğine inanan Albert Einstein, bu ilkeyi ihlal ediyor gibi gözüken bu tuhaf olayı, "uzak mesafeden ürpertici etkileşim" (İng: "spooky action at a distance") olarak adlandırmıştır. Einstein, böyle bir davranışın imkansız olduğunu düşünmüştür ve kuantum mekaniğinin kabul edilen formülasyonunun bu nedenle eksik olması gerektiğini savunmuştur.[1] Bunun neden yanlış olduğuna birazdan döneceğiz.

Buraya kadar öğrendiklerimizi özetleyecek olursak: Kuantum sistemlerde, fiziksel özelliklerden herhangi birine yönelik olarak yapılan herhangi bir ölçüm (veya gözlem veya etkileşim), o parçacığın dalga fonksiyonunun tersinmez bir şekilde çöküşüyle ​​sonuçlanır ve orijinal kuantum durumunu değiştirir. Söz konusu dolanık parçacıklar olduğunda, bu tür ölçümler dolanıklık halindeki sistemi bir bütün olarak etkiler ve dolayısıyla sistemin bir parçasına yönelik ölçüm, diğer parçaların da kuantum dalga fonksiyonunun çökmesiyle sonuçlanır.

Dolanıklık İspatlandı mı?

Kuantum mekaniğinin doğumundan beri yapılan, dolanık parçacıkların polarizasyonunun veya spininin ayrı konumlarda ölçüldüğü ve Bell'in eşitsizliğinin istatistiksel olarak ihlal edildiğini gösteren deneysel çalışmalar, kuantum mekaniğinin "mantık dışı" gibi gözüken, ürpertici tahminlerinin doğru olduğunu göstermiştir.[2], [3], [4] Bu deneylerden bazılarını Evrim Ağacı olarak biz de daha önceden duyurmuştuk.

Kuantum dolanıklığın gerçek olduğunu doğrulayan ilk deney, 1949'da Chien-Shiung Wu ve I. Shaknov adlı bir meslektaşı tarafından, laboratuvar şartlarında fotonlar kullanılarak gerçekleştirilmiştir ve 1950'de Physical Review Journals dergisinde yayınlanmıştır.[14]

Bu Reklamı Kapat

Agora Bilim Pazarı
Adım Adım İstanbul Masa Oyunu

OYUN GEREÇLERİ: Kutu içinde katlanabilir İstanbul haritası (50×70 cm), 80 adet soru kartı, 4 adet adım taşı, 32 sayfalık isim ve eserlere ait renkli bilgi kitapçığı.

Oyunun hedefi: İstanbul’u tarihi eserler ve olaylar üzerinden daha yakından tanırken, Yedikule Zindanları’ndaki hazineye ilk ulaşan oyuncu olarak oyunu kazanmaktır.

Oyuna başlamadan Önce: Önerimiz, oyunla birlikte sizlere verilen bilgi kitapçığındaki eserler ve onlara bağlı olarak anlatılan olaylar hakkında bilgi sahibi olmak için onları okumanızdır.

Oyun nasıl oynanır:  Oyun 1 den 6 ya kadar numaralanmış 80 kartla oynanmaktadır. Oyunu oynamak için en az iki en fazla dört oyuncu gereklidir. Her oyuncunun, harita üzerinde ilerlemek için kullandığı renkli bir taşı vardır.

  • Türü: Bilgi kartlarıyla oynanan oyun
  • Hedef Kitle: 9 yaş ve üstü
  • Oyun Kurgusu ve Bilgi Kitapçığı: Ali Bulut Aksoy
  • Yayıma Hazırlayan: Erdem Seçmen
  • Kapak ve Resimler: Necdet Çatak
  • Baskı ve cilt: Yazın Matbaası
  • Bilgi Kitapçığı: 13,5×21, 32 sayfa, 4 Renk.
  • Kutu Boyutu: 25×35 cm
  • Katlanabilir Harita Boyutu: 50×70 cm
  • Adım Taşları: Akrilikle boyanmış, 4 değişik renkte kayın ağacından yapılmış adım taşı.
  • Üretim Yılı: 2017
Devamını Göster
₺110.00
Adım Adım İstanbul Masa Oyunu

2012 ve 2013'teki deneylerde, zamansal olarak asla bir arada bulunmamış fotonlar arasında başarıyla polarizasyon korelasyonu oluşturulmuştur.[15], [16] Yazarlar, bu sonucun, ilk çiftin bir fotonunun polarizasyonunu ölçtükten sonra iki dolanık foton çifti arasında dolanıklık değiş tokuşu yapılarak elde edildiğini ve kuantum mekansızlığının sadece uzay için değil, aynı zamanda zaman boyutu için de geçerli olduğunu kanıtladığını iddia ettiler.

2013'teki üç bağımsız deneyde, klasik olarak iletilen ayrılabilir kuantum durumlarının, dolanık durumları taşımak için kullanılabileceği gösterildi.[17]

Ağustos 2014'te Brezilyalı araştırmacı Gabriela Barreto Lemos ve ekibi, nesnelerle etkileşime girmemiş ancak bu tür nesnelerle etkileşime giren fotonlarla karışmış fotonları kullanarak, nesnelerin "fotoğraflarını çekmeyi" başardılar ve özellikle de biyolojik veya tıbbi görüntüleme gibi düşük ışıkta görüntülemenin zorunlu olduğu alanlarda kullanılabilecek önemli bir kameranın önünü açtılar.[18]

2016'dan itibaren IBM ve Microsoft gibi firmalar, çalışan ilk kuantum bilgisayarları yarattılar ve bu sayede, kuantum dolanıklığı da dahil olmak üzere, kuantum mekaniğiyle ilişkili kavramların pratik uygulamaları ilk kez denenmiş oldu.[19]

Bazı araştırmacılar, erken dönem dolanıklık deneylerinin, bir noktadaki sonucun uzaktaki ikinci noktaya kurnazca iletilerek sonucu etkileyebileceği ihtimalini eleyemeyeceğini ileri sürerek, bu deneylerin sonuçlarına (veya sonuçların kuantum dolanıklığı ispatladığı iddiasına) itiraz etmişlerdir. Onlara göre inşa edilen kuantum dolanıklık deneylerinde her zaman "gedikler" vardır ve bu gedikler, iki ölçüm arasında bir çeşit bilgi transferini sağlayarak, ikinci parçacığa da bilgiyi iletmektedir.

Bu eleştirilere yönelik olarak yapılan ilk "gediksiz" Bell testi, 2015 yılında Delft Teknoloji Üniversitesi'nden Ronald Hanson tarafından yapılmıştır ve bu deney de Bell eşitsizliğinin ihlal edildiğini, yani kuantum dolanıklığın gerçekliğini doğrulamıştır.[9] Bu deneylerde dolanık parçacıklar, ışık hızındaki iletişimin bile ölçümler arasındaki süreden daha uzun (hatta bazı deneylerde 10.000 kat daha uzun) süreceği kadar uzak mesafelerde ayrılacağı şekilde gerçekleştirilmiştir ve bu deneyler, kuantum dolanıklık olgusunu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde doğrulamıştır. Yine de bu deneylerin gediksizliği de fizikçiler arasında tartışmalıdır.[13]

Dolanıklık Nasıl İspatlandı?

Peki, parçacığın dönüşü dikey olmasına rağmen biz ölçümü yatay olarak yaparsak ne olur? Bu durumda parçacığın yukarı ya da aşağı dönüşü olması ihtimali %50 olur. Ve ölçümden sonra da parçacık, sahip olduğu tespit edilen dönüşü sürdürür. Yani dönüşü ölçmek parçacığın dönüş yönünü de otomatikman değiştirmiş olur.

Peki, parçacığı dikeyden 60 derece gibi bir açı ile ölçersek ne olur? Bu durumda parçacık, ölçümün yapıldığı yönde daha çok döndüğü için, 3/4 kez yukarı doğru, 1/4 kez de aşağı doğru döner. Bunun olma olasılığı, açının yarısının kosinüsünün karesi ile ilişkilidir.

P(∧)=cos⁡(q2)2P(\land)=\cos(\frac{q}{2})^2

P(∨)=sin⁡(q2)2P(\lor)=\sin(\frac{q}{2})^2

Bu Reklamı Kapat

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, eğer ki bir parçacık çifti, kendiliğinden ve enerjiden oluşuyorsa, Evren'in toplam açısal momentumu sabit olmak zorunda olduğu için, bir parçacığın dönüşü yukarı yönlü ölçülmüş ise, aynı yönde ölçülmüş olan diğer parçacığın spini aşağı yönlü olmak zorundadır (bu, sadece aynı yönde ölçüldüğünde geçerlidir).

İşte burada işler biraz garipleşmeye başlıyor. Tüm parçacıkların iyi belirlenmiş bir spin ile oluşmuş olduklarını düşünebilirsiniz, ancak öyle değildir. Örneğin parçacıklarımızın spinlerinin dikey ve birbirine ters olduğunu düşünün. Eğer ikisini de yatay olarak ölçersek, her ikisinin de yukarı yönlü olma ihtimali 50/50 olur. Yani iki ölçümün de aynı yukarı yönlü sonucu verme ihtimali %50 olur ve bu, açısal momentumun korunumu yasası ile çelişir.

Anlayacağınız, kuantum mekaniğine göre bu parçacıkların iyi tanımlanmış bir dönüşleri yoktur bile! Bu parçacıklar sadece "dolanık"tır yani basitçe, spinleri birbirinin tersidir. Yani bir parçacık ölçüldüğü ve dönüşü belirlendiği zaman, anında diğer parçacığın ölçümünün vereceği sonucu bilebilirsiniz. Bir diğer deyişle kuantum dolanıklık, momentumun korunumu yasasını korumak için bir zorunluluktur.

Bu olgu, titiz bir şekilde, deneysel olarak defalarca test edildi. Hangi açı ile ölçüldüğü, hangi dedektörlerin kullanıldığı ya da birbirlerinden ne kadar uzak oldukları fark etmeksizin, parçacıklar her zaman birbirlerinin tersi sonucu verdiler.

Bu Reklamı Kapat

Şimdi durup bunun ne kadar çılgınca olduğunu düşünün. İki parçacığın da dönüşü bilinmiyor, siz birini ölçüyorsunuz ve anında öbür parçacığın dönüşünü biliyorsunuz, birbirlerinden onlarca ışık yılı uzakta olsalar bile! Sanki yapılan ilk ölçümün sonucu, diğerinin sonucunu ışık hızından hızlı bir şekilde etkiliyor - ki başlangıçta, gerçekten de pek çok teorisyen sonucu bu şekilde yorumladı.

Gizli Değişken Hipotezi: Parçacıkların Spinini Önceden Belirleyen, "Gizli Bir Bilgi" Olabilir mi?

Ancak Einstein, bunu reddetti. Ona göre parçacıklar, hangi açıdan ölçülürlerse ölçülsünler bir parçacıkların hangi dönüşe sahip olacağına dair gizli bir bilgiye önceden sahip olmalılardı. Einstein, sadece ölçene kadar biz gözlemcilerin bu "gizli bilgi"ye sahip olmadığımızı söyledi. Einstein'a göre parçacıklar, uzayda aynı noktada oluştukları andan itibaren o "gizli bilgi", o parçacıkların hepsinin içinde olduğu için, parçacıklar arasında sinyalin ışık hızından hızlı aktarılması gerekmeyecekti. Zaten spinlerinin ne olması gerektiği en başından belliydi. Biz sadece ölçümü yapıyorduk ve gizem perdesini aralamış oluyorduk.

Bilim insanları, parçacıklar hakkında onları ölçünceye dek bilemeyeceğimiz şeyler olduğu fikrini bir süreliğine kabul ettiler. Ama sonra John Bell, bunu test edebilecek bir deney ile çıkageldi. Bu deney, parçacıkların baştan beri gizli bilgi barındırıp barındırmadığını belirleyebilecekti.

Bell Deneyi İşleri Nasıl Değiştirdi?

Deney, şu şekilde çalışıyordu: İki tane spin dedektörü olsun ve her dedektör, spini 120 derecelik açılarla 3 farklı yönden birinde ölçebilecek şekilde tasarlanmış olsun. Spinin hangi yönde ölçüleceği rastgele bir şekilde seçilsin ve birbirlerinden bağımsız olsunlar.

Bu Reklamı Kapat

Birbirinden 120 dereceyle ayrılmış parçalara sahip olan 2 dedektör.
Birbirinden 120 dereceyle ayrılmış parçalara sahip olan 2 dedektör.
Veritasium

Şimdi, dolanık parçacık çiftleri iki dedektöre de gönderilsin ve biz, ikisinin de "aynı", yani ikisinin de aşağı ya da ikisinin de yukarı olup olmadığını (ya da birbirinden farklı olup olmadığını) kaydedelim. Bu deneyi, ölçüm yönlerini rastgele değiştirerek, tekrar tekrar yapalım. Tekrar sayımız, iki dedektörün ne aralıklarla farklı sonuçlar verdiğinin yüzdesini istatistiki açıdan anlamlı olacak biçimde tespit edebilene dek devam edelim. Ve önemli olan da zaten bu yüzdelik oran: Çünkü bu yüzde/oran, parçacıkların baştan beri gizli bilgi taşıyıp taşımadığını bize söyleyecek.

Neden? Ne sıklıkla aynı yönde, ne sıklıkla zıt yönde ölçüldükleri neden "gizli bilgi taşıyıp taşımadıklarını" göstersin ki? Şöyle düşünün: Parçacıkların "gizli bilgi taşıması"nı, kendi aralarında "önceden, gizlice anlaştıkları bir plan" gibi düşünebilirsiniz. Planın gerçekleşebilmesi için gereken tek şart, parçacıkların "ne zaman ölçülürse ölçülsünler, aynı yönde ölçüldükleri müddetçe birbirine zıt spin bilgisi vermeleri gerekmesi". Çünkü unutmayın: Momentumun korunumu yasasına biat edilmeli, dolayısıyla spinler illâ ki zıt çıkmalı. Dolayısıyla aynı yönde ölçülen parçacıklar zıt spin sonucu veriyorlarsa, "önceden anlaştıklarını" varsayabiliriz. Ancak bu sonuç zıt çıkmıyorsa, o zaman aralarında anlaşma yok demektir.

"Ama nasıl zıt çıkmayabilir ki, hani momentumun korunumu şarttı?" diyebilirsiniz. Doğru. Ancak unutmayın: Dedektörlerimiz illâ spinin olduğu yönde ölçüm yapmak zorunda değil. Kimi zaman ara açılarda da ölçüm yapacağız. Bunu anlamak için, parçacıklar arasında yapılabilecek "gizli anlaşmalara" 2 örnek verelim:

  • "Bir parçacık ne zaman ölçülse, her ölçüm için yukarı spin sonucunu verecek; ikiziyse her ölçüm yönü için aşağı spin sonucunu verecek".
  • "Ölçülen parçacıklardan biri 1. yönde yapılan ölçümler için yukarı spin, 2. yönde yapılan ölçümler için aşağı spin, 3. yönde yapılan ölçümler için yukarı spin sonucunu verirken; ikizi ise 1. yönde yapılan ölçümler için aşağı yönlü, 2. yönde yapılan ölçümler için yukarı yönlü, 3. yönde yapılan ölçümler için ise aşağı yönlü spin sonucunu verecek."

Bell Deneyi'nin dahiyane tarafı budur: Her ne kadar "2 örnek verelim" diye sunmuş olsak da, aslında bu iki senaryo haricinde geliştirebileceğiniz diğer tüm anlaşma örnekleri, matematiksel olarak birbirinin eşdeğeri olacaktır. Çünkü birbirinden 120 dereceyle ayrılan 3 dedektör (ki iki dolanık parçacığı 2 ayrı noktada ölçeceğimiz için toplamda 6 dedektör), eğer ki parçacıkların spiniyle aynı yönde ölçüm yapacak şekilde ayarlanırsa, geriye kalan 2 açı (yani ölçüm yönünden 120 derece ve 240 dereceyle ayrılan dedektörler) hep belli bir oran verecek şekilde çalışacaktır. Bu durumda, o oranın korunabilmesi için, geliştirdiğimiz iki senaryodan ("ya hep aynı yönde ölçüm ver" ya da "her bir ölçüm için zıt sonuç ver") başka hiçbir senaryo "özgün" olamayacaktır. Bir diğer deyişle, sadece bu iki planı kullanarak, farklı sonuçların tahmin edilen değerlerini hesaplayabiliriz.

Bu Reklamı Kapat

2. senaryonun işletildiği bir durumda, dolanık parçacıklardan ilki 3. yönde ölçüldüğünde her zaman "yukarı" sonucunu verir. İkinci parçacıksa 2. yönde ölçüldüğünde her zaman "aşağı" sonucunu verir. Bu sonuçlar birbirine zıt olduğu için, "planın tutması" anlamına gelir.
2. senaryonun işletildiği bir durumda, dolanık parçacıklardan ilki 3. yönde ölçüldüğünde her zaman "yukarı" sonucunu verir. İkinci parçacıksa 2. yönde ölçüldüğünde her zaman "aşağı" sonucunu verir. Bu sonuçlar birbirine zıt olduğu için, "planın tutması" anlamına gelir.
Veritasium

Dikkat ederseniz 1. plan, "özel" bir senaryodur: Birinci plana göre sonuçlar her zaman %100 farklı olacaktır; çünkü plan, ne olursa olsun zıt sonuçları garanti etmektedir. İlk plana göre seçilen yönler de fark etmeyecektir.

Ancak ikinci plan için hangi yönde ölçüm yapılacağı seçimi önemlidir. Örnek vermek gerekirse: Eğer iki dedektör 1. yönde ölçüm yaparsa, A parçacığı (plan gereği) "yukarı" dönüş sonucu verecek, B parçacığı da "aşağı" dönüş sonucu verecektir. Yani sonuçlar farklı olacaktır, dolayısıyla "plan tutmuş" olacaktır. Ancak onun yerine B detektörü 2. yönde ölçüm yaparsa, (plan gereği) her ikisinin spini de yukarı yönlü dönüş olacak, yani aynı sonucu verecektir ve "plan suya düşmüş" olacaktır. Bir diğer deyişle:

  • Eğer deneysel sonuçlar, istatistiki sonuçlardan beklendiğiyle aynıysa (veya daha azsa), parçacıklar arasında gizli bir bilgi paylaşımı yok demektir.
  • Eğer deneysel sonuçlar, istatistiki sonuçlardan beklendiğinden yüksekse, parçacıklar arasında gizli bir bilgi paylaşımı var demektir.

İlk senaryoda istatistiki beklenti %100'dür. Dolayısıyla ilk senaryo, sadece "kontrol senaryosu" olarak kullanılacaktır. Ancak ikinci senaryoda istatistiki beklenti eşiği, 5/9 oranındadır, yani %55'tir. Her bir olasılığı ayrı ayrı inceleyerek, bu sayıya şöyle varıyoruz:

  • Ölçüm 1. dedektörde 1. yönde, 2. dedektörde 1. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olduğu için, "plan tutmuştur".
  • Ölçüm 1. dedektörde 1. yönde, 2. dedektörde 2. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "yukarı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olmadığı için, "plan suya düşmüştür".
  • Ölçüm 1. dedektörde 1. yönde, 2. dedektörde 3. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olduğu için, "plan tutmuştur".
  • Ölçüm 1. dedektörde 2. yönde, 2. dedektörde 1. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "aşağı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olmadığı için, "plan suya düşmüştür".
  • Ölçüm 1. dedektörde 2. yönde, 2. dedektörde 2. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "aşağı", ikinci parçacık "yukarı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olduğu için, "plan tutmuştur".
  • Ölçüm 1. dedektörde 2. yönde, 2. dedektörde 3. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "aşağı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olmadığı için, "plan suya düşmüştür".
  • Ölçüm 1. dedektörde 3. yönde, 2. dedektörde 1. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olduğu için, "plan tutmuştur".
  • Ölçüm 1. dedektörde 3. yönde, 2. dedektörde 2. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "yukarı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olmadığı için, "plan suya düşmüştür".
  • Ölçüm 1. dedektörde 3. yönde, 2. dedektörde 3. yönde yapılmıştır. Plan gereği 1. parçacık "yukarı", ikinci parçacık "aşağı" sonucunu vermiştir. Bu sonuç birbirine zıt olduğu için, "plan tutmuştur".

Olabilecek 9 senaryodan 5 tanesinde plan tutmaktadır, 4 tanesinde suya düşmektedir. 5/9, yani %55'lik "beklenen başarı oranı" işte buradan gelmektedir.

Bu Reklamı Kapat

İşte buradaki can alıcı nokta şudur: Eğer parçacıkların önceden paylaştıkları gizli bir bilgi varsa, ikinci plan dahilinde 5/9 oranından daha büyük bir yüzdeyle farklı sonuçlar görmemiz gerekmektedir.

Deney sonuçları çarpıcıdır: Bu dolanık parçacıkların birbirine zıt olma oranı sadece %50 civarındadır; yani %55'in altındadır. Bu, "gizli bilgi" hipotezinin doğru olmadığını göstermektedir! Bir diğer deyişle bu deney, farklı yönlerde hangi dönüş sonucu vereceklerine dair gizli bir bilgi taşıdıkları varsayımını çürütmektedir.

%50 Oranı Nereden Geliyor?

Peki, öyleyse kuantum mekaniği bu sonuçları nasıl açıklıyor? Şimdi dedektör A'nın ilk yönde ölçüm yaptığını hayal edelim ve sonuç "yukarı" yönlü olsun. Bu durumda anında diğer parçacığın aynı yönde ölçüldüğünde "aşağı" yönlü olacağını biliyoruz - ki bu rastgele olarak, denemelerin 1/3'ünde yaşanıyor. Ancak, eğer B parçacığı diğer iki yönden birinde ölçülürse, yani 60 derece açı yapacak şekilde ölçülürse, yazının başından da hatırlayacağınız gibi sonuç 3/4 kez yukarı yönlü dönüş sonucunu verir. Seçim yönleri 2/3 oranında rastgele bir şekilde seçildiği için B parçacığı 2/3×3/4=1/22/3 \times 3/4 = 1/2 kez yukarı yönlü dönüş sonucu verecektir. Yani iki dedektör de sonuçların yarısında aynı sonucu verecek ve diğer yarısında ise farklı sonuç verecek - ki bu deney sonuçları ile birebir örtüşüyor.

Yani kuantum mekaniği açısından sıkıntı yoktur. Ancak bu sonuçların nasıl yorumlanacağı konusunda tartışma bulunmaktadır. Bazı fizikçiler kuantum parçacıklarının gizli bir bilgi taşımadığı yönünde bir kanıt olarak görmektedirler ve dönüşlerinin ancak ölçüldükleri zaman bir anlam kazandıklarını söylüyorlar. Diğer fizikçiler ise dolanık parçacıkların ölçüldükleri zaman birbirlerini ışıktan hızlı bir şekilde uyararak gizli bilgilerini güncellediklerini düşünmektedir. Bu farklı senaryolarla ilgili daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Bu Reklamı Kapat

Dolanık Parçacıklar Arası İletişim Işık Hızını Aşıyor mu?

Hayır. Çünkü dedektörlerden aldığımız sonuçlar, rastgele sonuçlardır; spesifik sonucun ne olacağını öngörmenin bir yolu yoktur. Hangi yönde ölçüm yaparsanız yapın ya da diğer dedektörde ne olursa olsun, "yukarı" ya da "aşağı" yönlü sonuç alma ihtimalimiz %50'dir. Sonradan bu gözlemciler bir araya gelip sonuçlarını karşılaştırdıklarında, aynı ölçüm yönünü seçtiklerinde birbirlerine göre farklı sonuç aldıklarını göreceklerdir. İki veri seti de rastgele olacaktır, ancak diğer tarafın ölçtüğünün karşıtı bir şekilde rastgele olacaktır. Bu gerçekten de tuhaf bir durumdur; ancak iki yönlü iletişime izin vermemekteidr. Yani kuantum dolanıklık, ışık hızından hızlı bilgi iletimine bir fayda sağlamamaktadır. Bu bakımdan, görelik kuramını da ihlal etmemektedir.

Farklı yorumlarla ilgili vaziyeti kısaca özetleyecek olursak, "dalga fonksiyonunun anlık çökmesi" olgusunu reddeden bazı yorumlar, dolanık parçacıklar arasında herhangi bir "etkileşim" olduğu konusunda ihtilafa düşerler ve klasik yoruma karşı çıkarlar. Ama ne olursa olsun, kuantum mekaniğine yönelik bütün yorumlar, dolanıklığın ölçümler arasında korelasyon ürettiğini ve dolanık parçacıklar arasındaki karşılıklı bilgiden yararlanılabileceğini, ancak ışık hızından daha hızlı herhangi bir bilgi aktarımının imkansız olduğu konusunda hemfikirdir; yani kuantum dolanıklık yoluyla ışık hızından hızlı bilgi iletimi mümkün değildir.[5], [6]

Bu video, BestOfScience tarafından hazırlanmış, Evrim Ağacı tarafından altyazılandırılmıştır. Eğer içeriği beğendiyseniz, orijinal kaynağa destek olmak için, lütfen YouTube kanalına gidip videolarını beğenmeyi unutmayın.
Best of Science

Kuantum Dolanıklık Nasıl Yaratılır?

Birçok popüler bilim sitesi ve popüler bilim kitabı "dolanık parçacıklar" veya "dolanıklık" gibi kavramlardan söz eder; ancak neredeyse hiçbiri, bu dolanıklığın Dolanık parçacıklar olduğu zamanki fiziğin garip yönlerinden bahseden birçok popüler bilim makalesini okuduğunu da belirtti, ancak bu makaleler, bu iki parçacığın nasıl birbirine dolanık hale getirildiği detaylarına değinmiyordu. Yazımızın bu kısmında, kuantum dolanıklık elde etmekte kullanılan 4 ayrı yöntemi anlatacağız.

Yöntem-1: "Doğuştan" Gelen Dolanıklık

Günümüze kadar yapılmış kuantum dolanıklık deneylerinin çoğunda, iki fotonu birbirine dolanıklaştırmak çok kolay olduğundan, dolanık parçacıklar olarak fotonlar kullanıldı. İnsanların fotonlarda kuantum dolanıklık elde etmek için kullandıkları yöntemlerin çoğu da en başından (oluşumlarından) itibaren dolanıklığın oluşmasını sağlıyor.

Bu Reklamı Kapat

Tarihsel olarak bunu yapmanın yöntemi, 1980'lerin başında Alain Aspect ve meslektaşları tarafından klasik deneylerde ve bu tarihten biraz önce de Freedman ve Clauser tarafından yapıldığı gibi "kaskat geçişi" kullanmak. Bu deneylerde bir grup kalsiyum atomu, elektronun tek bir foton yayarak temel haline geri dönemeyeceği yüksek bir enerji seviyesine getiriliyor. Bunun yerine kısa süreliğine orta seviyeye geçip iki foton yayarak parçalanıyor. Bir fotonun yayılımından birkaç nanosaniye sonra ikincisi de gerçekleşiyor. Bu yüzden birini görürseniz, ikincisinin de yakın bir zamanda gerçekleşeceğini tahmin edebilirsiniz. Bu fotonlar rastgele yönlere doğru yayılmasına rağmen, ters yönlere yayıldıklarında açısal momentuma göre polarizasyonları birbirleriyle ilişkili olacaktır: Yani, birbirine dolanık halde olacaklardır.

Kaskat yöntemleri iyi sonuç verse de epey yavaştır; çünkü her atom rastgele foton yaydığı için, doğru yönlere doğru yayılan iki fotonun dedektörlerinize yakalanması zaman alabilir. Kuantum dolanıklık olayı, tek yüksek seviyeli fotonları başlangıç enerjilerinin yarısına sahip foton çiftlerine dönüştürmek için lineer olmayan optik kristaller kullanan parametrik aşağı dönüşüm kaynaklarının geliştirilmesiyle ilerleme kaydetmiştir.

Bu kristallerden birine parlayan mor bir lazer (en yaygın kullanılan malzeme BBO olarak da bilinen beta baryum borattır) tutulduğunda, az sayıda yakın-kızılötesi foton çifti üretecektir. Süreçte hala biraz rastlantısallık olsa da, momentumun korunumu, foton çiftlerinin orijinal lazer ışınları etrafındaki bir koninin zıt taraflarında çıkmasını gerektirir ve bu, fotonları yakalamak için iki dedektörü doğru yere koymanızı sağlar. Böylece kristalin (aslında, birbirine düzgünce yapışmış iki ince kristalin) doğru ayarlanmasıyla, iki fotonun polarizasyonu tam dolanıklığı gösterecek şekilde ilişkili olacaktır.

Bu parametrik aşağı dönüşüm kaynakları size çok daha yüksek bir sayım oranı sağlayarak, deneylerin absürt istatistiksel değerler elde etmesine olanak tanır. Temel sistem de bir üniversite laboratuvar deneyi olabilecek kadar basittir. Bunlar, aynı zamanda, kuantum ışınlanma ve daha birçok kuantum bilgi deneyleri için de temel kaynaklardır.

Bu Reklamı Kapat

Başlığı Einstein'ın "uzaktan ürpertici etkileşim" şeklindeki alaycı tanımına atıfta bulunan bir haber okursanız, bu haberin aslında parametrik aşağı dönüşüm kullanan deneylerden birinden bahsetme olasılığı yaklaşık %75 olacaktır.

Yöntem-2: İkinci Kuşak Dolanıklık

Fotonlar, kuantum dolanıklığını kanıtlama ve bilgi iletme konusunda çok iyi olsa da dünya yalnızca fotonlardan ibaret değil. Tabii fotonların bazı büyük dezavantajları da mevcut. Bu dezavantajlardan en önemlisi, tanımları gereği, sürekli ışık hızına yakın bir hızla hareket ettiklerinden, onları etrafta tutmanın zor olmasıdır. Dolanıklık için "madde parçacıklarının" kullanılması birçok nedenden dolayı daha iyidir, çünkü bunları daha uzun bir süre boyunca etrafta tutmak daha kolaydır.

Bunu yapmanın akla gelen ilk yollarından biri, dolanıklıkla üretilen bir çift fotonu alıp, söz konusu fotonları çekebilen bir çift atoma yönlendirmektir. Böylece foton çekiminin sonucu fotonların polarizasyonuna bağlı olacaktır ve polarizasyonlar da belirsiz ama birbiriyle ilişkili olduğundan, deney, yine durumları belirsiz ama ilişkili olan iki atomla sonuçlanacaktır.

Pratikte bu biraz zordur; çünkü kolayca elde edebileceğiniz dolanık foton türleri, uzun süren atom durumlarına kolayca bağlanmaz. Tabii yeterince zeki ve donanımlıysanız, bunu yapacak bir yöntem bularak, fotonların dolanıklığını, bu fotonları çeken atomların dolanıklığına dönüştürebilirsiniz.

Bu Reklamı Kapat

Yöntem-3: Rastlantısal Dolanıklık

Bu metot, önceki metodu tersine çeviren, akıllıca bir numaradır. Yani deney, farklı konumlarda bulunup foton yayan bir çift atomla başlar. Bu fotonları doğru şekilde bir araya getirmek, onları tıpkı esas atomlarda olduğu gibi birbirine dolanık hale getirebilir.

Bu yöntemde kullanılan iyonlar, bir fotonu iki polarizasyon yönteminden biriyle yayarak parçalanabilecek kadar uyarılmış durumdadırlar. Yayılan fotonları toplayıp iki fotodedektörün çıkışına denk gelecek şekilde bir ışık demeti bölücüsünde bir araya getirmeniz mümkündür.

Bu konfigürasyonda, iki foton cihaza her ulaştığı zamanın 25%'inde, cihazın her çıkışında bir foton saptanacaktır. Bu olay gerçekleştiğinde iki fotonun farklı polarizasyonlarının olduğunu, bunun da iki iyonun farklı durumlarda bulunduğu anlamına geldiğini, kuantum optiğinden biliyoruz. Ancak hangi iyonun hangi fotonu yaydığının bilinmesine imkan yoktur. Bu yüzden, iki iyon birbirine dolanık duruma gelmektedir: Eğer iyonların durumlarını ayrı ayrı ölçerseniz, rastgele sonuçlar elde edersiniz; fakat bu sonuçların listesini birçok tekrar üzerinden karşılaştırırsanız, iyonların birbiriyle tamamen ilişkili olduğunu görürsünüz.

Bu, yapısı gereği olasılığa dayanan bir deneydir ve 2000'lerin başında yapılan bu tür deneyler çok yavaştı. Günümüzde deneyin temel şemasında bazı düzeltmeler yapılmış olsa da, bu yöntem, halen parametrik aşağı dönüşümle elde edilen dolanık parçacıklar kadar pratik bir kaynak sayılmamaktadır. Yine de son derece havalı bir yöntem, çünkü iki iyon hiçbir zaman birbirine yaklaşmıyor bile - ikisi de lazer masasının farklı yerlerindeki ayrı vakum odalara "hapsediliyor". Bir araya getirilen tek şey yaydıkları ışık oluyor; fakat iyonları dolanık hale getirmek ve sonrasında o sıradışı sonuçları almak için bu bile yeterli oluyor.

Bu Reklamı Kapat

Yöntem-4: Etkileşimle Elde Edilen Dolanıklık

Önceki metodun en ilgi çekici kısmı (yani iyonların sürekli birbirinden ayrı olması), bizi dolanıklık oluşturmanın son metoduna getirmektedir: iki fotonu bir araya getirip parçacıkların son durumları birbirine bağlı olacak şekilde etkileşime girmelerini sağlamak... Bu da zaten dolanıklık durumunun temel tanımıdır.

Bunu yapmanın birçok yolu vardır, bunların çoğu da farklı kuantum hesaplama şemalarıyla ilişkilidir; ama bunlardan biri olan "Rydberg kuşatması", hayal etmesi en kolay şemadır. Buradaki temel fikir, taban halinde olan ve aralarında çok küçük bir mesafe olan iki atomdur: Bunlar birbirlerini etkilemez, fakat uyarılıp yüksek bir enerji seviyesine getirildikleri halde (atom fiziği jargonunda buna "Rydberg durumu" denir) uzun aralıklarla etkileşime girip birbirlerinin enerji seviyelerine etki edebilirler.

Rydberg kuşatması planının şeması. Solda: iki temel durumdaki atom birbirini etkilemez ve bir lazerle uyarılabilir (yeşil ok). Orta: Bir atom uyarıldığında, diğerinin enerji seviyelerini değiştirerek lazer uyarımını bloke eder. Sağda: Birinci atomu bir süperpozisyona sokmanın ve ardından ikincisini uyarmaya çalışmanın sonucunda ortaya çıkan karışık durum.
Rydberg kuşatması planının şeması. Solda: iki temel durumdaki atom birbirini etkilemez ve bir lazerle uyarılabilir (yeşil ok). Orta: Bir atom uyarıldığında, diğerinin enerji seviyelerini değiştirerek lazer uyarımını bloke eder. Sağda: Birinci atomu bir süperpozisyona sokmanın ve ardından ikincisini uyarmaya çalışmanın sonucunda ortaya çıkan karışık durum.
Chad Orzel

Eğer bunu düzgünce uygularsanız, bir atomu uyarıp Rydberg durumuna getirmeniz diğerinin enerjisini öyle değiştirecektir ki, aynı lazerle bir daha uyarılamayacaktır. Yani, bir atoma taban hali ve Rydberg durumu süperpozisyonunda bulunması için lazer atımı uygulayıp, ardından ikinci atomu uyarmaya çalıştığınız zaman, ilk atomla tamamen negatif ilişkili bir süperpozisyonda bulunacaktır: İlk atomun taban halinde bulunan kısmı ikinci atomun Rydberg durumunda bulunan kısmıyla ve Rydberg durumda olan kısım da ikinci atomun taban halindeki durumuyla eşleşecektir. Başka bir deyişle, iki atom birbirine dolanık olacaktır.

Kuantum Dolanıklık Üretmenin Temel Mantığı

Tüm bunlar, her ne kadar belirsiz ama birbiriyle ilişkili durumlara yol açan bir etkileşimin basit birer örneği olsa da, ana fikri açıklamaya yetmektedir. Ne zaman iki sistemi bir parçacığın son halinin diğer parçacığın ilk haline bağlı olacak şekilde bir araya getirebilirseniz, ilk halinin kuantum süperpozisyonunu yaratarak kuantum dolanıklık elde edebilirsiniz. Tabii bu, ikisi de belirsiz durumlarda olan ve bulundukları durumların her değeri birbiriyle ilişkili (veya negatif ilişkili) olan iki parçacığın elde edilmesine neden olacaktır. Bu hem muhteşem, hem de neredeyse her kuantum hesaplama şemasının temelinde olan bir fikirdir.

Tüm bu şemaların ortak noktası, yani dolanıklığın yalnızca yerel anlamda oluşturulduğu da dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bu, şemaların ya er geç aynı konumda bulunacak birbirine dolanık parçacıklar içerdiği (dolanık fotonlar aynı atom veya giriş fotonundan geliyor ve birbiriyle etkileşime giren atomlar birbirine yakın oluyor), ya da ışık hızını geçmeyen bir hızla aralarından geçen bir şey aracılığıyla (örneğin atomları ayırmak için atomdan uzaklaşan dolanık foton çifti veya demet bölücüye doğru hareket eden iki iyondan çıkan fotonlar) etkileşime girdikleri anlamına geliyor. Bu, dolanıklığın "tuhaflığını" sürdürmek için önemli bir özelliktir. Ortak bir geçmişi olmayan iki parçacığı keyfi olarak dolanık hale getiremezsiniz - ki bu, dolanıklıktan medet umarak yapılan birçok paranormal fenomenleri doğrulama girişimlerinin geçersizliğini göstermektedir.

Okundu Olarak İşaretle

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Bilim Budur! 8
  • Tebrikler! 6
  • Muhteşem! 5
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 4
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Korkutucu! 3
  • İnanılmaz 2
  • Umut Verici! 2
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ J. S. Bell. (1987). Speakable And Unspeakable In Quantum Mechanics. ISBN: 9780521334952. Yayınevi: Cambridge University Press.
  • ^ J. Yin, et al. (2013). Lower Bound On The Speed Of Nonlocal Correlations Without Locality And Measurement Choice Loopholes. Physical Review Letters, sf: 260407. doi: 10.1103/PhysRevLett.110.260407. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. Matson. (2012). Quantum Teleportation Achieved Over Record Distances. Springer Science and Business Media LLC. doi: 10.1038/nature.2012.11163. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M. Francis. Quantum Entanglement Shows That Reality Can't Be Local. (30 Ekim 2012). Alındığı Tarih: 8 Ağustos 2022. Alındığı Yer: Ars Technica | Arşiv Bağlantısı
  • ^ R. Penrose. (2007). The Road To Reality: A Complete Guide To The Laws Of The Universe. ISBN: 9780679776314. Yayınevi: Vintage.
  • ^ D. J. Griffiths. (2004). Introduction To Quantum Mechanics. ISBN: 9780131118928. Yayınevi: Pearson.
  • ^ C. A. Kocher, et al. (1967). Polarization Correlation Of Photons Emitted In An Atomic Cascade. Physical Review Letters, sf: 575. doi: 10.1103/PhysRevLett.18.575. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J.  . Formaggio, et al. (2016). Violation Of The Leggett-Garg Inequality In Neutrino Oscillations. Physical Review Letters, sf: 050402. doi: 10.1103/PhysRevLett.117.050402. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ a b B. Hensen, et al. (2015). Loophole-Free Bell Inequality Violation Using Electron Spins Separated By 1.3 Kilometres. Nature, sf: 682-686. doi: 10.1038/nature15759. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ M. Arndt, et al. (1999). Wave–Particle Duality Of C60 Molecules. Nature, sf: 680-682. doi: 10.1038/44348. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ K. C. Lee, et al. (2011). Entangling Macroscopic Diamonds At Room Temperature. American Association for the Advancement of Science (AAAS), sf: 1253-1256. doi: 10.1126/science.1211914. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ A. Peres. (1993). Quantum Theory: Concepts And Methods. ISBN: 9780792325499. Yayınevi: Springer.
  • ^ A. Aspect. (2015). Closing The Door On Einstein And Bohr’s Quantum Debate. Physics. doi: 10.1103/physics.8.123. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ C. S. Wu, et al. (1950). The Angular Correlation Of Scattered Annihilation Radiation. Physical Review, sf: 136. doi: 10.1103/PhysRev.77.136. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ X. Ma, et al. (2012). Experimental Delayed-Choice Entanglement Swapping. Nature Physics, sf: 479-484. doi: 10.1038/nphys2294. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ E. Megidish, et al. (2013). Entanglement Swapping Between Photons That Have Never Coexisted. Physical Review Letters, sf: 210403. doi: 10.1103/PhysRevLett.110.210403. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ A. Fedrizzi, et al. (2013). Experimental Distribution Of Entanglement With Separable Carriers. Physical Review Letters, sf: 230504. doi: 10.1103/PhysRevLett.111.230504. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ G. B. Lemos, et al. (2014). Quantum Imaging With Undetected Photons. Nature, sf: 409-412. doi: 10.1038/nature13586. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ G. Rozatkar. (2018). Demonstration Of Quantum Entanglement. OSF. | Arşiv Bağlantısı
Bu Reklamı Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 24/09/2022 20:42:44 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/12183

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Bu Reklamı Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Gönderiler
Memeli
Maymun
Virüsler
Zehirli Mantar
Çevre
Okyanus
Koronavirüs
Diş Hekimliği
Yeni Koronavirüs
Koruma
Endokrin Sistemi Hastalıkları
Doğal Seçilim
Molekül
Evrenin Genişlemesi
Antikor
Modern
Deney
Balık
Eğitim
Elektron
Beyin
Evrim Teorisi
Balina
Bebek Doğumu
Pandemik
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve en iyi cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.