Kanser: Canlı Vücudunda İsyankar Bir Başkaldırı!

Kanser: Canlı Vücudunda İsyankar Bir Başkaldırı!
Çağrı Mert Bakırcı Editör Çağrı Mert Bakırcı
11 dakika
1,103 Okunma Sayısı
Notlarım
Reklamı Kapat

Yaşınız ilerledikçe Alzheimer, kanser, kalp ve damar hastalıkları, osteoporoz, sarkopeni ve daha birçok hastalığa yakalanma riskiniz de artar. Bu hastalıkların neredeyse hepsinin ortak özelliği, dejeneratif olmalarıdır. Yani bunların meydana gelmesi için, hücrelerin veya dokuların zarar görüp işlevlerini kaybetmesi gerekmesidir... Ancak bu hastalıklardan biri, çok spesifik bir özelliği nedeniyle, bu kümeden sıyrılmayı başarmaktadır: kanser!

Kanser, Bir Başkaldırıdır!

Aklınıza gelebilecek birçok hastalığın temel nedeni işlev kaybıdır. Örneğin, Alzheimer hastalığının nöronların belirli kısımlarının düzgün çalışamamasından kaynaklandığı bilinmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, kalp veya damarda meydana gelen hasarlar sonucu kan akışının engellenmesiyle meydana gelir. Kanseri farklı kılan en belirgin özellik ise, diğerlerinin hastalıkların aksine, hücrelerin işlevini kaybetmek yerine yeni özellikler kazanmalarıdır.

Kanser dediğimiz hastalık, her ne kadar berbat sonuçları olan, çok ağır bir hastalık olsa da, biyolojik perspektiften bakıldığında, bir organizmanın vücudunda isyankâr bir başkaldırı gibidir. Bir grup hücre, organizmanın evrimsel tarihince belirlenen düzenine karşı gelerek, kendi "bağımsızlığını" ilân eder. Öyle ki, bu hücreler, diğer hücrelerde görülmeyen türden yöntemlere başvurarak tüm organizmayı "fethe" başlar. Aşağıda sayacağımız özellikler, bununla neyi kastettiğimizi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Kanser, Bölünme Engeline Başkaldırır!

Vücudumuzdaki her hücre, evrimsel süreç boyunca belirlenen belli bir örüntüye göre programlanmıştır. Genetik materyal yoluyla saklanan ve zaman içinde yavaş yavaş değişebilen bu örüntüler (bilgi) sayesinde bir hücre, örneğin ne zaman bölünmeleri gerektiğini "bilir". Daha doğru ve bilimsel ifadesiyle, hangi şartlar altında bölünmenin tetikleneceği, o hücrenin genetik ve diğer hücre içi ortam dinamikleriyle belirlenir. Aslında hücreler sürekli bölünebilecek bir mekanizmaya sahiptirler; fakat genetik ve çevresel şartlarla kontrol edilen uyarılar, hücrenin bölünmeye olan eğilimini engeller. İşte bir kanser hücresi, sağlıklı hücrelerin cevap verdiği bu sinyalleri görmezden gelmeyi "öğrenen" bir hücre olarak düşünülebilir.

Reklamı Kapat

Kanser, Yaşlanma Sürecine Başkaldırır!

Yaşlanma süreci dolayısıyla tipik hücrelerin de bölünmelerinin kalıcı olarak engellenebildiğini biliyoruz. Hayflick Limiti adı verilen bir limit, bir hücrenin artık bölünemeyeceği noktaya gelene kadar kaç defa bölünebileceğini belirleyen bir kavramdır. Kanser hücreleri için Hayflick Limiti anlamsızdır. Bu bakımdan kanser hücreleri, "replikatif ölümsüzlüğe" sahip oldukları söylenebilir. Başka bir deyişle kanser hücreleri, kendilerini sınırsız sayıda kopyalayabilirler.

Kanser, Programlı Hücre Ölümüne Başkaldırır!

Ayrıca kanser hücreleri, "programlı hücre ölümü" olarak da bilinen apoptosis sürecine direnç geliştirmiş hücrelerdir. Normalde sağlıklı hücrelerin işleyişinde belirli eşiklerin üzerinde bir anormallik oluştuğunda, bu hücreler organizmayı daha kapsamlı bir bozulmadan korumak için "intihar ederler". Kanser hücreleri ise bu gibi durumlarda kendilerini hayatta tutmaya devam ederler. Yani organizma pahasına, kendi varlıklarını sürdürmeye çalışırlar.

Kanser, Vücudun Kaynaklarını Kendi Çıkarına Kullanan Bir Parazittir!

Kanserli hücrelerin sıra dışı bir diğer özelliği de, vücudun diğer parçalarını köleleştirme davranışıdır. Örneğin belirli durumlarda (örneğin yaraların iyileşme sürecinde) damarlarda tomurcuklanma ile yeni damarlar oluşabilir. Bu süreç, anjiyogenez olarak bilinir. Kanser hücresi, tek başına bir santimetreden daha çok büyüyemeyeceği için, komşu dokuları zorlayarak kendi kontrolü altına alır. Böyle bir hücrenin ihtiyacı olan şey, büyümesinde yardımcı olacak kanı (dolayısıyla besinleri) temin etmektir; dolayısıyla anjiyogenez sürecini lehine çevirerek, gerekli besinleri alır.

Kanser, Vücudu Fethedebilir!

Tüm bunların yanı sıra kanserli hücreler, etrafındaki dokulara saldırmayı ve vücudun başka bölümlerine sıçramayı da öğrenir. Metastaz adı verilen bu süreçte kanserli hücrelerin bir kısmı, kan dolaşımına veya lenf dolaşımına girerek, vücudun diğer kısımlarına ulaşabilir ve buralardaki dokularda da yayılabilirler. Böylece kanser hücreleri, adeta yeni yaşam alanları arayan bir organizma gibi davranabilir.

Sadece bu da değil! İnsanlarda bir benzeri olmasa da, tazmanya canavarı olarak bilinen bir hayvan türünde kanser hücreleri bir bireyden diğerine sıçrayarak yayılabilmektedir! Eğer bu kanser hücreleri bir gün stabil bir popülasyona erişebilecek olurlarsa, ayrı bir tür olarak değerlendirilmeleri gerekecektir! Benzer şekilde, şu anda bireyden bireye sıçrayamayan kanser türleri de bu özelliğe kavuşacak olursa, kanserli hücre başkaldırısı, konakçı birey ile sınırlı kalmayabilir ve böylece bu tür bir başkaldırı üzerinde tıpkı virüsler ve patojenik bakteriler üzerinde olduğu gibi, yayılma yönünde bir seçilim baskısı oluşabilir.

Hücrelerin kazandığı bunca yeni işlev göz önünde bulundurulduğunda, bu hastalığa "dejeneratif" demek mümkün değildir.

Kanser Başkaldırısına Karşı, Tümör Bastırıcı Mekanizmalar

Vücudumuzda tümör oluşumuna neden olan temel şey mutasyondur. Mutasyonlar, DNA'mızda hayatımızın öyle erken bir döneminde gerçekleşmeye başlar ki, bazılarını embriyolarda bile fark etmek mümkündür. Bunlar hayatımız boyunca birikerek bir süre sonra belirli hastalıkları tetikleyebilirler (aslında mutasyonların çoğu zararsızdır; ancak zararlı olanları da vardır). Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuz zaman aklımıza şu soru gelir: O halde neden kansere daha sık (ve daha küçük yaşta) yakalanmıyoruz? Kanser neden sürekli organizmaya başkaldıramıyor? Bu soruların cevabı, tümör bastırıcı mekanizmalarda yatmaktadır.

Genomumuzda tümör bastırıcı gen olarak bilinen yüzlerce gen bulunur ve bunların görevi, en azından ömrümüzün yarısına kadar, kanseri olabildiğince düşük seviyede tutmaktır. İki tip gen tümör bastırıcı mekanızma görevini yapar: "bakıcı" genler (İng: "caretakers") ve "bekçi" genler (İng: "gatekeepers"). Bakıcı genlerin görevi, DNA onarımı, antioksidan savunma sistemi gibi sistemlerle hücrelerin mutasyon geçirmesini önlemektir. Apoptoz ve hücresel yaşlanma ise, bekçi genler ile ilgili mekanizmalardır. Bunlar, hücre fizyolojisine dahil olan proteinleri kodlar ve hücrenin durumunu algılayarak, onun "kaderini", yani yok edilip edilmemesi gerektiğini belirler. Apoptoz sürecinde hücre kendisinde bir anormallik sezdiğinde, dokuya zarar gelmemesi için kendini yok eder veya ''intihar eder.'' Hasar görmüş olan bazı hücreler de yaşlanarak çoğalma özelliğini kaybeder ve böylece etrafındaki hücrelere zarar veremez.

Reklamı Kapat

Görüldüğü üzere tüm bu mekanizmalar, bizi çeşitli hastalıklardan korur. Bilim insanları, hastalıkları anlamak için hücre yaşlanmasının daha büyük bir önem taşıdığı düşüncesindeler. Ama neden?

Yaşlanan, yani fonksiyonlarını kaybeden hücreler dokulardan atılmadıkları için yaşamımız boyunca birikmeye devam ederler. Yaşınız arttıkça vücudunuzdaki yaşlı hücre sayısı da bir o kadar artar. Araştırmacıların hastalıkları incelerken fark ettikleri kilit nokta, kanser dahil yaşlılığa bağlı tüm hastalıklarda hücre yaşlanması sürecine rastlanıldığıdır.

Peki yaşlı hücreler çoğalamadığına göre dokulara nasıl zarar verebilirler? Elbette, salgıladıkları moleküllerle. Bu hücreler yaşlanmaya bağlı salgı fenotipi (SASP) (İng: "Senescence-associated Secretory Phenotype") salgılayarak iltihaplanmaya neden olurlar. SASP'nin içerdiği faktörler, çeşitli hücre yüzeyi reseptörlerini ve sinyal iletim yollarını aktifleştirerek, etraftaki hücreleri etkiler ve bu, kanser dahil olmak üzere birçok patolojiye yol açabilir. İltihaplanma, sözü geçen hastalıkları anlamada kritik önem taşır; çünkü tüm bu hastalıklar ya bu süreçten kaynaklanır ya da bundan dolayı şiddetlenir. Bir iltihaplı mikroortamın, mutasyona uğramış hücrenin daha çok çoğalmasını sağlamasının yanı sıra, mutasyon oranlarını da artırabileceği öne sürülmüştür.

İltihaplanma ve Kanser

Sebebe, mekanizmaya ve yoğunluğa göre farklılık gösteren çeşitli iltihap türleri, kanser gelişimini ve ilerlemesini teşvik edebilir. Örneğin, Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri ile, Schistosoma veya Bacteroides enfeksiyonları da mesane ve kalın bağırsak kanseri ile bağlantılıdır.

Reklamı Kapat

Vücudun, enfeksiyon tarafından tetiklenen iltihaplanma yanıtı, aslında konak hücrenin patojeni yok etmek için gösterdiği savunmanın bir parçasıdır. Fakat tümörijenik patojenler, yani kanserleşmeyi tetikleyen patojenler, konakçı hücrenin bağışıklığını bozar ve düşük seviyeli ancak kronik iltihaplanmaya yol açan, kalıcı enfeksiyonlar oluşturur. Tümör gelişiminden önce gelen bir başka kronik inflamasyon türü, bağışıklık düzensizliği ve otoimmüniteden kaynaklanır. Bunun bir örneği, bağırsak kanseri riskini büyük ölçüde artıran bağırsak iltihaplanmasıdır.

Kronik iltihaplanma; onkojenik mutasyonların uyarılması, genomik dengesizlik, erken tümör gelişimi ve gelişmiş anjiyogenez yoluyla tümör gelişimine yol açabilir. Kötü huylu tümörlerin bir çoğu, içsel bir iltihaplanma reaksiyonunu tetikleyerek, tümörijenezi başlatabilecek (protümörijenik) ortam oluşturur. Akciğer kanseri tümörleri gibi bazı tümörler ise, aktif şekilde moleküller salgılayarak iltihaplanmaya neden olabilir. Uygulanan kanser tedavileri bile, tümörün yeniden ortaya çıkmasını ve tedaviye direnci uyaran nekroz ve doku hasarına neden olan iltihaplanmayı tetikleyebilir. Radyasyon ve kemoterapi, kanser hücrelerinde ve etraftaki dokularda büyük nekrotik ölüme neden olur ve bu da yara iyileştirme reaksiyonuna benzer bir inflamasyon reaksiyonunu tetikler.

Tümör başlangıcı, normal hücrelerin komşu hücrelere göre büyüme ve hayatta kalma avantajları sağlayarak kendilerini "tümörijenik yola" soktukları bir süreçtir. Ancak birçok durumda tek bir mutasyonun gerçekleşmesi yetersizdir. Kanser hastalığı, çoğu durumda en azından 4-5 mutasyonu gerektirmektedir. Her mutasyonun hücrenin dölüne aktarılması da zorunludur ve epitelin hızla yenilendiği kanser türlerinde (bağırsak ve deri kanserleri), onkojenik mutasyonların farklılaşmış hücreler yerine uzun ömürlü kök hücrelerde veya tamamlayıcı hücrelerde meydana gelmeleri gerekir.

Yani kanserin oluşması için bir tek mutasyonlar değil, bu mutant hücrelerin nerede bulundukları da önem taşır. Yapılan bir deneyde araştırmacılar, farenin bir dokusuna kanser hücresi yerleştirdiklerinde hiçbir değişiklik görmediler; ancak hücre farklı bir dokuya yerleştirildiğinde bu kanser hücreleri farenin ölümüne neden oldu. Bu dahil birçok deney ve gözlemden yola çıkarak söylenebilir ki, hücrenin bulunduğu ortam da en az mutasyonlar kadar büyük öneme sahiptir.

Tümör Bastırıcı Genler ve Yaşlanma

Şimdi yine kansere daha sık yakalanmayışımızın nedenini düşünün. Vücudumuzda tabiri yerindeyse hastalıkları "erteleyen" bu mekanizmalar sizce sonsuza kadar düzgün bir şekilde çalışabilir mi? Elbette hayır.

Ömrümüzün yarısına kadar bizi hastalıklardan koruyan bu genlerin, bir süre sonra aleyhimize çalışarak yaşlanmamıza neden olduğu düşünülmektedir. Önceden bahsettiğimiz gibi, tümör bastırıcı mekanizma bakıcı ve bekçi genlerden oluşmaktadır. Bakıcı genler, genomun hasar görmesini engellemelerinden dolayı organizma için bir tehdit oluşturmamaktadırlar. Bekçi genler ise bir süre sonra organizmaya sorun yaratmaya başlayabilmektedir. Son olarak, bunun nasıl olduğuna bakalım.

Agora Bilim Pazarı
Periodontoloji
  • Boyut: 32 X 24
  • Sayfa Sayısı: 544
  • Basım: 3
  • ISBN No: 9789944341271
Devamını Göster
₺265.00 ₺300.00
Periodontoloji

Yaşamımızın belirli bir süresi boyunca bekçi genler, bizi kanserden (ve diğer hastalıklardan) korumayı başarıyorlar: En nihayetinde ne ölen bir hücre ne de bölünemeyen bir hücre tümör oluşturabilir. Fakat apoptosis sürecinde dokular, organizmayı kanser hücrelerinden korumaya çalışırken, bir süre sonra kök hücre kaybından dolayı körelerek bu işlevini kaybederler. Aynı şey, yaşlanmış hücrelerin biriktiği dokular için de söylenebilir: Birçok yaşlı hücre içeren dokular, bir süre sonra kendini onarma kabiliyetini kaybederler ve bu da zamanla fonksiyonlarını kaybetmelerine neden olur. Bu iki fenotip de, yani sağlıklı ve kök hücre ölümü ve dokularda işlev kaybı, yaşlanma sürecinin ta kendisidir. Örneğin, birçok araştırma sonucunda apoptosis sürecinin sonunda doku hasarına ve yaşlanmasına yol açtığı gözlemlendiği gibi, yaşlılığa bağlı olan kas körelmesine (sarkopeni) de neden olduğu keşfedilmiştir.

Ömrümüzün yarısında bizi kanser gibi hastalıklardan korumaya çalışan bir mekanizmanın sonradan aleyhimize çalışmasını mantıksız buluyor olabilirsiniz. Durum böyleyse, hatırlamanız gereken en önemli şeylerden biri, evrim sürecinin, en nihayetinde bir "birey" olarak bizim değil, uzun sürelere yayılan bir soy hattını temsil eden genlerimizin kalıcılığı üzerinden işliyor olduğudur. Evrimsel süreç sayesinde edindiğimiz, "yaşam" adı verilen bu ayrıcalık, sonsuz bir yaşam sürmemiz için değil, genlerimizi yayabilecek kadar yaşamamız için özelleşmiştir. Ve eğer yaşamımızın en üretken döneminde bu hastalıklara yakalanacak olsaydık, ürememiz, dolayısıyla genlerimizi yaymamız mümkün olmayacaktı. Ancak bir veya birkaç kez üreyip, başarılı bir soy hattını temsil eden genlerimizi gelecek nesillere yaydıktan sonra, biyolojik olarak görevimiz tamamlanmıştır. Bu konuda daha fazla bilgi almak için, ölümle ilgili bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Sonuç

Görebileceğiniz gibi "kanser" dediğimiz hastalık, diğer hastalıklardan oldukça farklı bir şekilde, aşırı çok açılı, çok katmanlı ve sıra dışı bir problemdir. Bu problemi anlamak için sadece kanserin kendisini anlamak yetmez; "organizma" adını verdiğimiz yapıyı bir bütün olarak anlamamız gerekmektedir. Çünkü kanser, en nihayetinde, bir organizmanın kendi hücrelerinin kendi vücuduna başkaldırması gibidir. Organizmanın kendisiyle bu kanserli asiler arasındaki ilişkiyi anlamaksızın, kanseri ve alt türlerini çözmemiz mümkün olmayacaktır. Eğer kanseri anlamak, var oluş mücadelesini anlamaktan geçiyorsa, söyleyebiliriz ki bu zorlu yolculukta biyoloji, tıp ve diğer bilim sahalarına ek olarak, evrimsel biyoloji de bize derin bir kavrayış ve çok önemli ipuçları sunmaktadır. Bu zorlu düşmanı alt etmenin tek yolu, bilimin bütün sahalarını bu düşmana karşı kullanmaktır.

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 4
  • Bilim Budur! 3
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Umut Verici! 2
  • İnanılmaz 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/05/2021 12:24:34 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10426

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Sağlık Bilimleri
Sağlık Bakanlığı
Tahmin
Tutarlılık
Bakteri
İklim Değişimi
Coronavirus
Afrika
Genel Görelilik
Zihin
Deizm
Eğitim
Ana Bulaşma Mekanizması
Film
Fotoğraf
Böcek Bilimi
Evrimsel Tarih
Kelebek
Ay Görevleri
Evrim Ağacı
Uygulama
Tespit
Ara Tür
Hamilelik
Albert Einstein
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın