Bilimin Anlamını Gölgeleyen Tehlike: Sahtebilim

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Teknoloji çağında yaşıyoruz. Etrafımızda yaşamımızı inanılmaz ölçüde kolaylaştıran kullandığımız neredeyse her araç, teknolojik birer alet. Teknolojinin faydalı ya da zararlı olduğu çok kere tartışılmış bir konu. Ancak teknolojinin fayda ve zararlarına genel bir şekilde baktığımız zaman görürüz ki, aslında gerçekten teknoloji olmadan insanoğlunun Dünya üzerinde bu denli hakimiyet kurması imkansız olurdu. Bunun nedeni insanların henüz pek bir şey yapamadan yaşam sürelerinin sonlarına gelmiş olacak olmalarındandır.

Zamanı bir süre geriye sardığımız zaman görürüz ki, henüz teknolojiyi kullanamamış olan ilkel insanların ömürleri 20-30 yıl arasıdır. Ancak insanlar etraflarındaki aletleri kendilerini koruyacak şekilde tasarlamaya ve doğada yaşamanın en büyük anahtarı olan beyinlerindeki bilgiyi mekanik hale getirdiklerinde yaşam sürelerini inanılmaz ölçüde uzatmayı başardılar. Öyle ki, bugünün dünyasında ömür ortalamasının yaklaşık 70 yıl olduğunu, hatta 120 yıl gibi uzun süreler yaşayan insanları görebiliyoruz. Teknoloji sayesinde yaşam süresini 20 yıldan 70-80 yıla kadar yükseltmek; ne büyük bir başarı! Öyle değil mi?

Teknoloji, bilim sayesinde elde edilen bilgilerin belirli amaçlar için mekanik hale getirilmesidir. Yani bilim, teknolojinin hammaddesidir diyebiliriz. Bilimin ise, ”gerçek bilim” olabilmesi için kendi içerisinde belirli kuralları ve sınırları vardır. Örneğin; deney ve gözlem, bilimin olmazsa olmaz kurallarındandır. Eğer teknoloji bilimin mekanik haliyse, bilimin bu kurallar ve sınırları doğrudan ya da dolaylı, bir şekilde teknolojiyi de etkilemelidir.

Bilindiği üzere yaklaşık son 10 yıldır tüm dünyada inanılmaz bir akıllı telefon-tablet çılgınlığı bulunuyor. Tablet ve telefonlar gibi cihazlar da insan ve çevre sağlığı için belirli kurallar dahilinde üretilmek zorundadırlar. Örneğin akıllı telefonların aşmaması gereken önemli bir SAR (Özgül Soğurma) değerleri vardır. Bu değer, cihazın yaydığı radyasyon seviyesini ifade etmektedir ve belli bir değerin üstüne çıktığında, insan sağlığı üzerinde önemli sorunlar oluşturabilmektedir. SAR değeri için verilen sınır 2.00 W/kg’dır. Ünlü ve bilinen teknoloji firmaları bu SAR değeri sınırına göre üretim yaparlar. Ancak teknolojinin bir de kirli yüzü vardır. Her cihazın sahtesini ve ucuzunu yapan, tek amaçları fazla para kazanmak olan firmalar. Bu firmaların tek amacı para kazanmak olduğundan, insan-çevre sağlığı pekte umurlarında değildir. Bu nedenle piyasada satılan pek çok sahte-ucuz cihazın kontrol edilmeyen yüksek SAR değerleri nedeniyle insanlara ve çevreye büyük zararlar verdiği bilinmektedir. Ayrıca ünlü elektronik gitarların, televizyonların ve diğer pek çok sahte teknolojik aletlerin çok kere ”elektrik kaçağı” gibi basit sebeplerle insan ölümlerine sebep olduğu bilinmektedir. Özetle ”sahte teknoloji” büyük zararlara yol açabilmektedir.

Peki, ”sahte teknoloji” bu denli zararlı olabiliyorsa; teknolojinin hammaddesi olan ”bilimin sahtesi” bize büyük zararlar verebilir mi? Cevap; kesinlikle evettir. 

Bilimin nasıl işlediğini ve ne yöntemlerle çalıştığını "Bilimsel Yöntem" yazı dizimizde tüm detaylarıyla anlatmıştık. Bu yöntemlere uymadan çalışan; ancak kendilerinin "bilim" olduklarını iddia eden safsataların ne tür tehlikelere yol açtığını da''Ne Zararı Var Ki?'': Sahtebilimin Zararlarına ve Zaiyatlarına Örnekler başlıklı yazımızda ele almıştık. Burada da, bilimin özü gereği sahtebilimin neden insanlara ve gerçeklere ulaşma yolunda verdiğimiz mücadeleye zarar verdiğini ele alacağız.

evrimagaci.org/dosyalar/icerikler/95145235_photodesktopograph11.jpg" />

İnsanlar, ilkel dönemlerden bu yana gizemden çok hoşlanmıştır. Gizemli, mucizevi ve anlaşılmayan şeylerin gerçek olmasını her zaman istemiştir. Bu istek bazı insan beyinlerinde kimi zaman o kadar şiddetli olmuştur ki, bu insanlar böyle gizemli şeylerin doğru olduğunu kanıtlayabilmek adına önce ortaya bir hipotez öne sürmüşler, daha sonra deney ve gözlemlerin bu hipotezler için yeterli olmaması (hatta deney ve gözlemlerin hipotezin tersi yönde olması) halinde bile hipotezlerini ısrarla gerçekmiş gibi göstermeye çalışmışlardır. Bu insanlara ithafen Carl Sagan yine Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı kitabında şöyle yazmıştır;

”Bilimin yükünü taşıyamayanlar, kurallarını görmezden gelmekte özgürdürler. Ancak bilimi bölük pörçük benimseyerek, güvenli gördüğümüz yerde uygulayıp, tehdit altında hissettiğimizde bir kenara atamayız; çünkü böyle davranabilecek kadar bilge değiliz. Beyni hava geçirmez bölmelere ayırıp her birinin kapısını iyice mühürlememişsek, nasıl hem uçaklarla uçar, radyo dinler, antibiyotik alır hem de Dünya’nın 10.000 yaşında olduğuna veya yay burcundan olanların arkadaş canlısı ve nazik olduğuna inanabiliriz?”

 

Astroloji

Bilimin yöntem ve kurallarının istenildiği yerde kabul edilip, hoşa gidilmeyen yerlerde kabul edilmemesini ”sahte bilim ya da sözde bilim” olarak tanımlayabiliriz. Yukarıdaki alıntıda Carl Sagan’ın da değindiği gibi en çok inanılan ve en ünlü sahte-bilim örneği türü Astroloji’dir. Astrolojiye göre; gezegenlerin, yıldızların ve diğer gökcisimlerinin sistemli hareketleri insanların psikolojisini veya davranışlarını etkilemektedir. Burada yazılan cümle bir hipotezdir, ancak yıllar süren araştırmalar, deneyler, gözlemler hiçbir şekilde gökcisimlerinin insanlar üzerinde psikolojik ya da davranışsal etkilerinin olduğunu gösterememiştir. Hatta tersi şekilde, bunun olamayacağına dair pek çok kesin bilgi bulabilirsiniz. (Yıldız, gezegen uzaklıkları ya da insan beyninin yapısı hakkında) Ancak yazımız genel olarak sahte-bilimin ne olduğunu anlattığı için Astroloji konusunda ayrıntıya girmemeyi tercih ediyorum. Bu nedenle genel olarak bakacak olursak:

Astroloji bilimsel yöntem merpeninde bir hipotez basamağından ileri gidememiş, başarısız ve hiçbir şekilde desteklenmeyen bir varsayımdan ibarettir. Deney ve gözlem konusunda ciddi eksiklikler ve tutarsızlıklar barındırmaktadır ancak bu işten kariyer-para gibi çeşitli çıkarları bulunan insan toplulukları, bilimi görmezden gelmekte ve insanları kandırmakta ısrar etmektedirler. Astrolojinin en basit bilim testlerinden bile geçmekten nasıl aciz olduğunu "evrimagaci.org/fotograf/83/6612">Astrolojiyi Matematiksel Olarak Çürütmek..." başlıklı yazımızda göstermiştik. Ayrıca buradaki ve buradaki yazılarımızda, astrolojinin bilimle ilişkisizliğini ve neden bir safsata olduğunu öğrenebilirsiniz.

 

Homeopati

Bir başka ciddi sahte-bilim örneklerinden biri de; homeopatidir. Homeopati; bir hastalığın sebebi olan herhangi bir maddenin, aşırı seyreltilmiş şekilde hastaya verildiğinde hastanın iyileştiği inancına dayanan bir alternatif tıp örneğidir. Yine astrolojide olduğu gibi, elimizde bir hipotez bulunur ancak deney ve gözlemler hiçbir şekilde homeopatinin doğru olduğunu kanıtlayamamış, tam tersine aksi yönde ispatlar bulunmuştur. Tıpkı yazının başında belirtilen ”sahte-teknoloji” örneğinde olduğu gibi homeopati de bununla benzerlik göstermektedir. Homeopati bir ”sahte-tıp” örneğidir. Daha ucuza çok daha iyi teknolojik aletler ürettiğini savunan sahtekar firmalar gibi homeopati savunucuları da, homeopatinin hastalıkları iyileştirmek konusunda daha etkili olduğunu savunmaktadır. Hatta daha ileri gidip, çaresi olmayan hastalıkların yalnızca homeopati sayesinde tedavi edilebileceğini söylemektedirler. Bu durum hem ciddi hastalıkları olan insanların boş yere ciddi maddi kayıplar vermesine, hemde ”gerçek tıp” yerine ”sahte tıbba” yöneldiklerinden, sağlık açısından da büyük tehlikeye girmelerine sebep olmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, Türkiye’de Yalansavar sitesinden Dr. Işıl Arıcan homeopati konusunda deneyler yapmış ve bunu Yalansavar Youtube kanalında yayınlamıştır. Ayrıca buradaki yazılarını okuyarak homeopati safsatasıyla ilgili daha fazla bilgi alabilirsiniz. Bu bilgiyi de verdikten sonra homeopati konusunu fazla uzatmadan hemen diğer sahte-bilim örneklerine geçelim.

 

Hacamat

”Sahte tıp” yani yaygın söylenişle ”Alternatif Tıp” çeşitlerinden bir başkasıda yaygın şekilde kullanılan ”hacamat”tır. Hacamat yönteminin millattan öncesine kadar kullandığı bilinmektedir. Hacamat, vücudun herhangi bir yerinden vakum yoluyla kan alınması ve bunun bazı hastalıklara faydalı olduğuna inanılan bir varsayımdır. Hacamat konusunda deneysel çalışmalar oldukça yetersizdir ve tıbbi sakıncaları olduğu düşünülmektedir. Örneğin kansızlık, demir eksikliği, tansiyon düşüklüğü olan kişilerde, dikkat eksikliği ve zihinsel yetersizlik yaşayanlarda akıtılan kan seviyesine bağlı olarak hastanın durumunun ağırlaşabileceği belirtilmektedir. Steril şartlarda yapılmayan uygulamalarda ise hepatit B, HCV, HIV (AIDS) gibi ciddi hastalıkların kişiye bulaştırılmasına yol açabileceği belirtilmektedir.

 

Telekinezi

Bilimin yöntemlerinin bir kısmını belirli bir yerde kullanıp, istenilmediği yerde kullanılmadığı daha açık bir şekilde gösteren bir başka sahte-bilim örneği de ”telekinezi”dir. Yine diğer sahte-bilim örneklerinde olduğu gibi telekinezinin öne sürdüğü bir hipotez vardır. Bu hipoteze göre telekinezi; nesneleri düşünce gücü ve gözün yaydığı enerji parçacıkları sayesinde, nesnelerle herhangi fiziksel bir temas kurmadan hareket ettirebilme yeteneğidir. 

Telekinezi, sahtebilimi tanımsal olarak en iyi şekilde açıklayan sahte-bilim örneklerinden biridir. Çünkü görüldüğü üzere Telekinezi tanımında ”gözün yaydığı enerji parçacıkları” gibi bir ifade bulunur. İlk okuyuşta insana gerçekten de içinde bilimsel bir şeyler varmış gibi görünür, ki bu bilimi oradan buradan öğrenen insanları kandırmak için oldukça yeterlidir. Ancak biraz ısrarcı olup; [Gözün yaydığı ''hangi'' enerji parçacıkları?] sorusunu sorduğumuzda karşıdan kesinlikle bilimsel cevaplar alamayız. Cevaplar daima belirsiz olacaktır. Telekinezi konusuna ünlü sahte-bilim düşmanı ve illüzyonist James Randi zekice bir şekilde meydan okumuştur. Buradan da okuyabileceğiniz gibi James Randi; doğaüstü veya okült bir güce sahip olduğunu bilimsel testler altında kanıtlayan kişiye 1 milyon dolar ödül vereceğini açıklamıştır. Ancak bugüne kadar bu ödülü kazanabilen kimse olmamıştır. Çünkü her "doğaüstü yetenek" iddiasıyla giden hiç kimse (ki 400'den fazla deneme yapılmıştır), bilimin en basit testlerini bile geçememiştir.

 

Özetle Sahtebilim...

Sahte-bilim örnekleri;

- Yaratılışçılık ve Akıllı Tasarım

- Parapsikoloji

- Frenoloji 

- Antik Uzaylılar

- Ozon Terapisi

- Alternatif tıp

- Aşılarla ilgili komplolar

- Bebek deha programları

- Kuantum mistisizmi (ve diğer her türlü mistisizm)

ve benzerleri olarak çoğaltılabilir. Tam bir listesine buradan ulaşabilirsiniz. Ancak hepsinin birkaç ortak yönü vardır. Yukarıdaki sahtebilim örneklerinden hiçbiri bilimsel statüde hipotezden öteye geçememişlerdir. Bunun sebebi, ortaya atılan hipotez sonrası yeterli veri toplanamamasındandır. Ancak yinede sahtebilimin herhangi bir türünün savunucuları, ortada toplanan herhangi bir veri olmadığı halde, esasında konuyla ilgisiz olan verileri, savundukları olgunun kanıtı gibi göstermektedirler ki bu; hipotezi incelerken yeterince bilgili ve dikkatli olmayan insanların herhangi bir sahtebilim ağına takılmalarının sebebidir. Arthur Conan Doyle’un ünlü dedektiflik romanı ”Sherlock Holmes”te yazıldığı üzere;

”Veri toplamadan kuram ortaya atmak büyük bir hatadır. Kişi farkında olmaksızın, kuramı gerçeklere uydurmak yerine, gerçekleri kurama uyacak şekilde çarpıtmaya başlar.”

Para-kariyer amacı olan insanlar tarafından kullanılmakta ve çoğu zaman kandırılanlar ise bilimsel sistemler bütününün nasıl çalıştığını ve bilimin amacının ne olduğunu bilmeyen insanlardır.

Sahtebilimin en ciddi zararları ise;

1: İnsanları sahte olgulara inandırmaya zorlar ve gerçeklerden uzaklaştırır.

2: Maddi açıdan ciddi miktarda gereksiz harcamalara sebep olur.

3: Hasta ve çaresiz insanların zaten iyi olmayan sağlıklarını tehlikeye atabilir ve yaşama ümitlerini kırabilir.

 

Bilimin Gerçek Amacı

İnsanların sahtebilimin tuzağına düşme sebebi olarak bilimsel sistemler bütününü anlamamaları ve bilimin amacının gerçekte ne olduğunu bilmemelerinden kaynaklandığı söyledik. Bilimsel sistemler bütününü daha önce açıkladık. O halde insanların kandırılmarının ikinci sebepi olan bilimin amacı konusuna ve ortada neden birçok sahtebilim dalı olduğuna bakalım. Şimdi sorularımız;

1: Bilimin amacı gerçekte nedir?

2: Ve neden ortaya bu kadar fazla sahtebilim saçılmıştır?

Bilimin amacı, telekinezinin amacı gibi nesneleri yattığımız yerden hareket ettirmek değilse, nedir? (Bu noktada belirtmek gerekir ki, zaten bilimin mekanik hali olan teknolojinin bize sağladığı uzaktan kumandalar sayesinde nesneleri yattığımız yerden hareket ettirebiliyoruz ancak yinede bu bilimin sağladığı dolaylı bir faydadır. Bilimin amacı içerisinde kat ettiğimiz yolda kazandığımız güzelliklerden sadece bir tanesidir.) Veya bilimin asıl amacı astrolojinin iddia ettiği gibi gelecek hafta insanların bize nasıl davranacağını öğrenmek değilse, nedir?

Bilimin asıl amacı, neden ve nasıl burada olduğumuzu açıklamak, bizi buraya getiren sebeplerin ayrıntılarını öğrenip yaşadığımız bu ilginç evreni anlamaya çalışmaktır. Amaç, insanoğlunun içinde tükenmek bilmeyen merak dolu sorulara kesin ve doğru cevaplar verebilmektir. Neden buradayız? Ne zamandır evren var? Kaç tane evren var? Kaç tane dünya var? Atomlar neden ve nasıl varolabiliyorlar? Canlılık neden bu kadar çeşitli? Neden gökcisimleri birer yörüngede yüzmek zorundalar? Neden yaşam süremiz evrene kıyasla bu kadar kısa? Evren neden bu kadar yaşlı?

Ve daha binlerce nedenler, nasıllar… Bunlar esaslı ve ciddi sorular. Bilim için bu gibi büyük soruların yanında gelecek hafta sizin fazladan para kazanıp kazanmayacağınız sorusu pek de önemli değildir. Ancak birileri gelecek hafta fazladan para kazanıp kazanmayacağı sorusunu evrenin başlangıcının nasıl olduğu sorusundan önemli görüyorsa muhtemelen kendine bir sahtebilim uydurmak zorunda kalacak, ya da herhangi bir sahtebilim dalının içinde kendisini kandırmaktan zevk alacaktır. İşte ikinci sorumuz olan sahtebilimin ortaya çıkma sebebi de bazı insanların bilimin sorularını bu denli küçük görmesindendir. Bu konuda Friedrich Von Schiller’in bir sözü vardır;

”Bilim kimilerine göre yüce bir tanrıçadır, kimileri içinse tereyağı sağlayan bir inek.”

Bilim, bilim insanları için daima yüce bir tanrıça olmuştur. Bunu başta Albert Einstein, Richard Feynman, Isaac Newton, Carl Sagan gibi pekçok bilim insanının bilim hakkında yazdıklarını okuyarak anlayabilirsiniz. Bu insanlar ve gerçek bilim tutkunları için bilim; kutsaldır. Yine Carl Sagan’dan bir örnek vermek gerekirse;

”Bizler düşünen varlıklarız. Tür olarak bizi ayırt eden faktör zekamız. Bu gezegeni bizimle paylaşan diğer birçok hayvandan daha hızlı ya da daha çevik değiliz. Sadece daha zekiyiz. Bilim ve teknolojiyi kullanmak bilimi anlayabilen bir topluluk olmanın sağladığı müthiş pratik avantajın yanı sıra, entelektüel yeteneklerimizi kapasitemizin sonuna kadar kullanmak olanağını tanır bize. Bilim, içinde yaşadığımız girift, hassas ve hayranlık uyandırıcı evreni keşfetmek demektir. Ve bilimle uğraşanlar bilirler ki ara sıra da olsa hissettikleri o müthiş haz, Sokrates’in de söylediği gibi insanın duyabileceği zevkin doruk noktasıdır. Paylaşılabilir bir zevktir bu.”

Sahtebilim; bilimin işte tüm bu muhteşem kutsallığını ne yazık ki tamamen gölgeler. Belki de sahte-bilimin, gerçek bilimin kutsallığını gölgelemesi, sahtebilimin diğer bütün zararlarına kıyasla en olumsuz ve en acınası etkisidir.

Daima ”gerçek” bilimin zevkini hissedebilmeniz ve bilimi kutsal görebilmeniz dileklerimizle...


Düzenleyen: ÇMB

Orijinali: Evrenin Sırları

Cinsel Fantezilerin Bilimi: Hangileri En Popüler?

İdrarınızı Ne Kadar İyi Tanıyorsunuz?

Yazar

Kemal Cihat Toprakçı

Kemal Cihat Toprakçı

Yazar

Akdeniz Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisidir. Astronomi ve fiziğe ilgi duyan yazar bugüne dek Türkiye'nin pek çok bilim - astronomi platformunda yönetici, yazar veya editör olarak görev almıştır.

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim