Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Koronavirüs salgını tüm hızıyla devam ederken, en çok merak edilen konulardan bir diğeri de COVID-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 isimli koronavirüse birden fazla defa yakalanmanın mümkün olup olmadığı. Çünkü birçok insan "Bir kez geçirip atlatayım da sonra tekrar bulaşmasın." şeklinde bir yaklaşıma sahip.

Ne yazık ki bu yaklaşımın doğru olup olmadığını tam olarak bilemiyoruz; çünkü hastalığa karşı kazanılan direncin kalıcı olup olmadığı konusunda çok net bir bulgu yok.

Tekrar Vakaları Mevcut!

Ancak tekrar bulaşmayı gösteren birden fazla vaka var: İlk olarak, Şubat 2020'de Japonya'da daha önceden COVID-19 hastalığına yakalanıp kurtulan bir kadına ait bir test, sonradan tekrardan pozitif çıktı.

Daha sonradan, yine Japonya'da bir diğer adamın testi 14 Şubat 2020'de pozitif çıkıp, hastanede tedavi gördükten sonra negatife dönmesi sonrasında 2 Mart 2020'de yeniden pozitif çıktı.

Çin'de yayın yapan Caixin'de yayınlanan 14 Şubat 2020 tarihli bir makalede ise COVID-19'dan kurtulanların %14'ünün tekrardan pozitif çıkabildiği iddia edildi.

Çin'de hastalıktan kurtularak hastaneden çıkan 36 yaşındaki bir erkek, 5 gün sonra tekrardan hastalığa yakalanarak kısa bir süre içinde hayatını kaybetti.

Tekrardan Bulaşma mı, Hatalı Test mi, "Nüksetme" mi?

Ne var ki henüz elimizde olmayan antikor testleri üretilmeksizin bu hastaların bir başkasından virüsü yeniden mi kaptığı, yoksa testlerde bir hata mı olduğu, yoksa virüsün tamamen vücuttan atılamaması dolayısıyla hastalığın nüküs mü ettiği kesin olarak bilinemiyor.

Koronavirüslere Karşı Savunma Tepkisine Dair Öğrenmemiz Gereken Çok Şey Var!

Ocak 2020'de Journal of Medical Virology dergisinde yayınlanan bir makalede insan savunma sisteminin farklı koronavirüslere farklı şekillerde tepki verebildiği söyleniyor. Çünkü savunma sistemimiz tek bir sistemden oluşmuyor ve birçok sayıda alt birim ve parça bulunuyor. Buna bağlı olarak savunma sistemimiz bir virüse bir şekilde tepki verirken, ona benzer başka bir virüse bambaşka bir kimyasal yolaktan geçerek tepki verebiliyor. Tüm bunlar, savunma sisteminizin ne kadar güçlü olduğuna ve SARS-CoV-2'yi ne düzeyde tanıyabildiğine bağlı olarak değişiyor.

Dahası iş, virüsü "tanımak" ile bitmiyor; sonrasında sisteminizin virüsü "hatırlaması" gerekiyor. Çünkü diğer viral hastalıklardan bildiğimiz üzere, savunma sistemimiz bir virüsü zamanla "unutabiliyor"; yani belirli bir antijene karşı üretilen antikorların sayısı zamanla azalabiliyor. Bu nedenle o virüs tekrar bulaştığında, savunma sistemi yeniden hazırlıksız yakalanabiliyor.

SARS Salgını Bize Neler Öğretir?

Şu anda SARS-CoV-2'ye yönelik savunma tepkisinin süresini bilmek için çok erken; ancak onun en yakın kuzeni olan ve 2002-2004 yılları arasında SARS salgınına neden olan SARS-CoV'a yönelik 2007 yılında Emerging Infectious Diseases dergisinde yayınlanan bir makale, SARS'a yakalanmış 176 hastayı hastalıktan kurtulmaları sonrasında takip etti ve kanlarındaki antikor seviyesinin, virüsten kurtulmalarından sonraki 2 yıl boyunca yaklaşık olarak aynı düzeyde kaldığını gösterdiler. Ancak enfeksiyondan sonraki 3. yıldan itibaren antikor seviyeleri düşmeye başladı. Eğer savunma sistemlerimiz SARS-CoV-2'ye de SARS-CoV gibi tepki verecek olursa, 2-3 yıl civarında bir korunma görmeyi bekleyebiliriz. Bu süre, aşı ve ilaçların üretilmesi için fazlasıyla yeterli bir süre gibi gözüküyor. Bu iyi haber.

Kötü haber ise şu: Vücuttaki antikor seviyeleri her zaman savunma sisteminin gücü veya kapasitesi ile eş anlamlı olmak zorunda değil. Bazı insanlarda ölçülebilir antikor olmamasına rağmen patojenlere karşı direnç oluşabiliyor. Bazı diğerlerinde ise antikorlar olmasına rağmen patojen direnci düşük olabiliyor. Dolayısıyla yukarıdaki deneyi "gerçekçi" yapacak şey, bu 176 hastaya tekrardan SARS-CoV bulaştırıp nasıl tepki verdiklerini görmek. Ama bunun etik nedenlerle yapılamayacağı aşikar.

Kaç Çeşit SARS-CoV-2 Var?

Tabii tüm bu analiz içinde evrimi de unutmamak gerekiyor: SARS-CoV-2, insandan insana, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya bulaştıkça evrimleşiyor. Buna bağlı olarak birden fazla soy hattına ayrılması ve bunların savunma sistemi tepkisinin farklı olması çok olası.

National Science Review dergisinde yayınlanan ve 103 hasta üzerinde yapılan bir çalışmaya göre şu anda 2 çeşit COVID-19 hastalığı bulunuyor olabilir. Bu (eğer ki doğruysa), illâ iki vürse karşı verilen tepkinin bambaşka olacağı anlamına gelmiyor. Fakat araştırmacıların da makalelerinde belirttiği gibi, bu durumun yakından incelenmesi ve evrimsel genetik araştırmalarına hız verilmesi gerekiyor. Aksi takdirde ilaç ve aşı geliştirme çabaları hatalı sonuçlar üretebilir.

Uzmanlar, Olasılığın Düşük Olduğunu Söylüyor!

SARS-CoV-2'nin akrabası olan diğer betakoronavirüslerden gelen veriler, koronavirüse yakalanma sonrasında belirli bir savunma direnci kazanıldığı; ancak bu direncin ömür boyu kalıcı olmadığı yönünde. Leeds Üniversitesi'nden virolog Prof. Dr. Mark Harris şöyle diyor:

Koronavirüse yeniden yakalanma ihtimaliniz düşük; ancak akademik literatürde hayvan koronavirüslerine tekrar yakalanmanın mümkün olduğunu gösteren bazı bulgular var.

Brighton ve Sussex Tıp Fakültesi'nden bulaşıcı hastalıkları doktoru Prof. Dr. Jon Cohen ise şöyle diyor:

Bu sorunun cevabı şu anda "bilmiyoruz" olmalıdır. Çünkü enfeksiyona yönelik bir antikor testimiz bulunmuyor. Ancak yakında bu test üretildiğinde, bu soruyu da cevaplandırabileceğiz. Buna rağmen, diğer viral enfeksiyonlara bakacak olursak, koronavirüs bulaşmış bir kişinin savunma kazanacağı ve tekrar yakalanmayacağı söylenebilir. Her zaman tuhaf istisnalar olacaktır; ancak koronavirüse tekrar yakalanmanın mantıklı bir beklenti olmadığı söylenebilir.

Sonuç

Tüm bunlardan çıkarılması gereken sonuç şu: Bu yazının okurları, bir noktada COVID-19'a muhtemelen yakalanacaklar ve büyük bir kısmı bu hastalığı atlatacak. Ancak bu, artık hastalığı taşımadığınız veya tekrar hasta olamayacağınız anlamına gelmiyor; en azından şimdilik. Evet, olasılık düşük; fakat sıfır olduğunu söylememiz imkansız.

Bu nedenle, hastalığa yakalanıp atlatacak olsanız bile lütfen o andaki önlem uyarılarını dikkate alın. Çünkü unutmayın: Siz hasta olmasanız bile, hastalığı başkalarına taşıyabilirsiniz. Eğer hastalığa direnç kazanacak olursanız, hastalığı taşıdığınızı tespit etmek de imkansıza yakın olacaktır. Bu nedenle toplum için en tehlikeli durumlardan biri olan asemptomatik vaka haline dönüşebilirsiniz. Lütfen evinizde kalın, hijyen kurallarına uyun ve uzmanların önerilerini takip etmeyi sürdürün.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 4
  • Tebrikler! 15
  • Bilim Budur! 6
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 2
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 7
  • Üzücü! 3
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 4
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/04/2020 17:21:25 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8351

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kütüphaneme girdiğimde, nasıl olup da oradan çıkabildiğimi bir türlü anlayamıyorum.”
Marie de Sevigne
İnsan Zekasının Evrimi: Neden Sadece İnsanın Beyni Bu Kadar Evrimleşmiştir?
Geri Bildirim Gönder