Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Savaşın Psikolojisi: Einstein ve Freud’un Mektupları Üzerine

4 dakika
0
Savaşın Psikolojisi: Einstein ve Freud’un Mektupları Üzerine
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

1932 yılının sonbaharında Avrupa, dışarıdan bakıldığında sakin görünüyordu. Sokaklar hâlâ kalabalıktı, üniversiteler açıktı, gazeteler basılıyor, konserler düzenleniyordu. Fakat bu sakinlik hiç de hayra alâmet değildi. Ekonomik kriz derinleşiyor, milliyetçilik yükseliyor, radikal hareketler Almanya’da güç kazanıyordu. İnsanlık bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler kaydetmişti ancak aynı insanlık, yalnızca birkaç yıl sonra tarihin en büyük savaşlarından birini başlatacaktı.

Böylesine bir atmosferin içinde Einstein ve Freud, insanlığın en eski sorularından biri üzerine kafa yoruyorlardı: İnsan savaşmayı bırakabilir mi?

Bu soru, Albert Einstein ile Sigmund Freud arasında gerçekleşen ve daha sonra “Why War?” adıyla yayımlanan mektuplaşmanın merkezindeydi. Mektuplar savaş üzerine yapılmış basit bir entelektüel tartışma olmakla kalmadı. İkili; tartışmaları süresince insan doğası, uygarlık, propaganda, kitle psikolojisi ve modern dünyanın kırılganlığını detaylı bir şekilde teşhis etti. Ürkütücü olan şey, aradan yaklaşık bir asır geçmesine rağmen bu mektupların güncelliğini korumasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

I. Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa fiziksel olarak yeniden inşa edilmeye çalışılıyordu fakat psikolojik yıkım hâlâ sürüyordu. Milletler Cemiyeti kurulmuştu. Amaç devletler arası çatışmaları çözmek ve yeni bir dünya savaşını önlemekti. Bu fikir, kağıt üstünde harika görünüyordu. Ancak aynı dönemde ekonomik kriz büyüyor, toplumsal öfke artıyor, propaganda araçları giderek güçleniyordu. Faşist hareketlerin yükselişi, yaklaşmakta olan fırtınanın en önemli göstergelerinden biriydi.

İnsanlık teknolojik olarak modernleşmişti ancak psikolojik açıdan hâlâ kabileseldi. Einstein’ın fark ettiği temel mesele buydu. Sorun sınırlar, ordular veya devletlerle ilgili değildi. Asıl sorun, insan zihninin kusurlu olmasıydı. Einstein, savaşın hem politik hem de psikolojik bir problem olduğunu düşünüyordu.

Dâhi fizikçi, mektubunda özellikle küçük fakat etkili çıkar gruplarına dikkat çekti. Silah üretiminden ve savaştan çıkar sağlayan küçük grupların propaganda aracılığıyla geniş kitleleri yönlendirebildiğini belirtti. Bu analiz şaşırtıcı derecede moderndi çünkü bugün de benzer mekanizmaları görüyoruz. Medya manipülasyonu, dijital propaganda, dezenformasyon ve korku siyaseti modern dünyanın sıradan parçaları hâline geldi.

1932’de propaganda gazeteler ve radyolar üzerinden yayılıyordu. Bugün ise aynı mekanizma saniyeler içinde milyonlarca insanın cebine düşüyor. Sosyal medya algoritmaları öfkeden besleniyor. Çünkü öfke etkileşim üretiyor, etkileşim ise ekonomik değer yaratıyor. Böylece insanlığın en eski içgüdülerinden biri, modern teknolojinin yakıtına dönüşüyor.

Tüm Reklamları Kapat

Einstein’ın Freud’a yönelttiği en önemli soru şuydu: İnsanlar neden savaş propagandasına bu kadar kolay teslim oluyor?

Bu soru doğrudan kitle psikolojisiyle ilgilidir. Gustave Le Bon, “The Crowd: A Study of the Popular Mind” adlı eserinde kalabalıkların bireysel akıldan çok daha farklı davrandığını savunuyordu. Ona göre insan kalabalık içinde daha dürtüsel, daha saldırgan ve daha kolay yönlendirilebilir hâle geliyordu. Einstein’ın kaygısı da buna benzerdi. İnsanların çoğu gündelik yaşamlarında şiddet yanlısı olmasa da doğru propaganda, korku ve aidiyet gibi duygularla birleştiğinde şiddeti “meşru” kılıyordu.

Freud’un cevabı, Einstein’ınkinden çok daha karamsardı. Ona göre insan sevgi, işbirliği ve üretimin yanında saldırganlık, yıkıcılık ve yok etmeyi isteyen çelişki dolu bir varlıktı. Bu çelişkiyi daha sonra iki temel dürtü üzerinden açıkladı: Eros ve Thanatos. Eros yaşamı, sevgiyi ve birleşmeyi temsil ederken Thanatos yıkımı, saldırganlığı ve ölüm dürtüsünü temsil ediyordu.

Freud, uygarlığın insanın saldırgan dürtülerini tamamen yok etmediğini düşünüyordu. İnsan bu dürtülerini bastırıp yönlendiriyor, yani kontrol etmeye çalışıyordu. Bu noktada yasalar, ahlak, vicdan ve toplumsal normlar devreye giriyordu. Dolayısıyla modern insanın nezaketi ve ahlakı doğallıktan uzaktı. Bastırılmış dürtülerin meydana getirdiği bir yanılsamadan ibaretti. Bu yaklaşım, Thomas Hobbes’un toplum sözleşmesi yaklaşımına benziyordu. Hobbes da insan doğasının kontrol edilemediği durumlarda hayatın “yalnız, yoksul, kötü, vahşi ve kısa” olacağını düşünüyordu. Devlet ve hukuk tam bu noktada devreye giriyordu.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Freud’un analizleri etkileyici olsa da oldukça tartışmalıdır. Özellikle ölüm dürtüsü, biyolojik saldırganlık ve insanın doğuştan yıkıcı olduğu fikri modern psikolojide evrensel olarak kabul görmez. Günümüzde psikoloji ve nörobilim travma, çevresel koşullar, ekonomik eşitsizlik, ideolojik eğitim ve sosyal öğrenme gibi faktörleri daha fazla önemser. Yani saldırganlık hem biyolojik hem de toplumsal olarak şekillenir.

Bir insan savaşçı doğmaz. İçinde yaşadığı kültür, maruz kaldığı propaganda ve ait olduğu grup kimliği onun davranışlarını büyük ölçüde etki eder. Carl Jung, bu noktada Freud kadar karamsar değildir. Jung, insan psikolojisindeki karanlık yönleri kabul eder ancak bunların bilinçli biçimde yüzleşilerek dönüştürülebileceğini düşünür. Tabi ki Freud bu dönüşüm konusunda oldukça şüphecidir.

Einstein ve Freud’un tartışması bugün çok daha önemli. Nitekim artık insanlığın elindeki yıkım kapasitesi çok daha büyük. Savaşlar artık hem cephelerde hem de siber saldırılar, otonom silahlar, deepfake teknolojileri ve algoritmik manipülasyon aracılığıyla gerçekleşiyor.

Özellikle yapay zeka destekli propaganda oldukça tehlikeli. İnsan psikolojisinin zaaflarını analiz eden algoritmalar bireyleri siyasi olarak yönlendiriyor ve toplumsal kutuplaşmayı arttırıyor. Einstein’ın korktuğu propaganda mekanizmasının ta kendisi, bugün küresel ölçekte ve gerçek zamanlı çalışıyor. Freud’un korktuğu saldırganlık dürtüsü ise artık çok daha gelişmiş araçlara sahip.

Einstein insanlığın akıl yoluyla savaşı aşabileceğine dair bir umut taşırken Freud insan doğasının karanlık olduğu gibi karamsar bir bakış açısına sahipti. Aradan geçen onca yıla rağmen insanlık hâlâ bu iki düşünürün arasında bir yerde duruyor. Bir arpa boyu yol kat edemememiş olmamız, şaşırtıcı olmadığı kadar ürkütücü.

Okundu Olarak İşaretle
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 12/05/2026 19:39:27 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22912

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Apollo projesini gerçekleştirmekten daha zor bir şey varsa, o da projeyi sahteymiş gibi göstermektir. Apollo projesi gerçektir ve biz, Ay'a ayak bastık. İnsanlar gerçek olanı kabul etmektense, komplo teorilerine güvenmeyi tercih ediyorlar ve bunu çok seviyorlar."
Neil Armstrong
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)