Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Hatice Kutbay'ın cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat

Gürültülü Yokluk: Kaybın Değere Etkisi

3 dakika
560
Gürültülü Yokluk: Kaybın Değere Etkisi
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Gündelik dilde çokça duyduğumuz bir cümle mevcut: “İnsan kaybedince anlıyor.”

Bu, sezgisel olarak doğru ancak kavramsal olarak sorunlu bir ifadedir. Çünkü burada değeri ve onun hissedilme şiddetini birbiriyle karıştırırız. Değişen şey kaybedilen şeyin değeri midir, yoksa bizim ona ilişkin algımız mı?

Değer Kaybedince mi Ortaya Çıkar?

Tüm Reklamları Kapat

Yapmamız gereken ilk ve en temel tespit, şeylerin kendisinde “değerli” olduğudur. Bir şey ya da bir kişi, kaybedilmeden önce de değerlidir. Kayıp değerin mevcudiyetini etkilemez, onu görünür kılar.

İnsan zihni süreklilik gösteren şeyleri arka plana atar. Sahip olunan, tehdit altında olmayan, erişimi sürekli olan şeyler zihinsel olarak “acil” kategorisinde değerlendirilmez. Burada bir değer olsa da oldukça sessiz bir varoluşa sahiptir.

Kayıp Neden Bu Denli Sarsıcıdır?

Kayıp anında iki süreç aynı anda devreye girer.

Tüm Reklamları Kapat

Erişimin kesilmesi: Bir şeye artık ulaşamamak beynin otomatik pilotunu kapatır. Daha önce sorgulanmayan şey, düşüncenin merkezine yerleşir.

Martin Heidegger’in “Varlık ve Zaman”da kullandığı örnekle söylersek bir alet, çalıştığı müddetçe görünmezdir. Bozulduğunda “nesne” haline gelir. İnsan ilişkileri de benzer şekilde işler.

Kayıp kaçınması: Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin ortaya koyduğu kayıp kaçınması ilkesine göre insanlar; aynı büyüklükteki bir kaybı, aynı büyüklükteki bir kazançtan daha yoğun hisseder. Dolayısıyla kayıp değerden daha gürültülüdür. Fakat burada söz konusu olan şey duygusal genliğin artmasıdır. Yeni bir değer ortaya çıkmaz ya da mevcut değer artmaz.

Değer mi, Sahiplik mi?

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Erich Fromm’un “Sahip Olmak ya da Olmak” kitabı modern ilişkilerdeki değer kavramına yeni bir bakış açısı getirir. Fromm’a göre modern insan çoğu ilişkiyi “olmak” yerine “sahip olmak” üzerinden kurar. Yani nesneleri ve insanları sevmekle kalmaz, onları kimliğinin bir uzantısı haline getirir.

Böyle bir ilişkide kayıp bir şeyin gitmesinden çok, benliğin bir parçasının kopmasıdır. Acının sebebi “sahiplik kipinin” çökmesidir.

Kayıp ve Yokluk Deneyimi

Sartre’a göre yokluk sanıldığı gibi pasif değildir. Yokluk kavramı bilince açılan bir boşluktur ve insan varlıkla ilişki kurabilse bile yoklukla sadece yüzleşebilir. Yani Sartre’ın felsefesinde kayıp “bir ihtimalin kapanması”dır. Kazanç “olabilirdi” duygusu üretirken kayıp insanı “artık mümkün değil” gerçeğiyle yüzleşmeye zorlar.

İstemezsen Kaybetmezsin

Schopenhauer’a göre insanın temel problemi “istemek”tir. İnsan sonsuz bir haz ve isteme döngüsünün içindedir. Bu dürtülerine engel olamaz, sadece geçici bir duraklama dönemine girebilir. Kaybedilen şey acı verir çünkü onunla birlikte “tamamlanma” yanılsaması da sona erer.

Tüm Reklamları Kapat

İşte bu yüzden acı, istemenin yeniden çıplak hale gelmesinden kaynaklanır. Burada çarpılan duvar nesneden bağımsızdır, insanın kendi doyumsuzluğuyla ilgilidir.

Öldürmeyen Kayıp Güçlendirir

Nietzsche şunu sorar: Bir şey elinden alındığında sen de onunla birlikte çöküyor musun, yoksa onu aşabiliyor musun?

Tüm Reklamları Kapat

Buradaki temel nokta kaybedilen şeyin değerinden ziyade kişinin o şeye olan bağımlılığıdır. Amor fati perspektifinden kayıp, insanın kendi kaderiyle kurduğu ilişkinin sınanmasıdır. Kaybetmenin zayıflıkla bir alakası yoktur ancak kaybı merkeze koymak büyük bir sorundur.

Seçmiş Olmanın Ağır Bedeli

Kierkegaard için kayıplar, seçimlerin doğal sonucudur.

“Ya/Ya da” ve “Korku ve Titreme”de tekrar tekrar vurgulandığı üzere seçmek, dışlanan ihtimallerle birlikte yaşamayı göze almayı gerektirir. Kierkegaard’a göre bir şeyi seçtiğin anda başka bir şeyi kaybedersin. Dolayısıyla kayıp varoluşsal bir zorunluluk haline gelir. Acının kaynağı “bunu ben seçtim” farkındalığıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Yeniden Üretimin Gizemi
“Ne var ki, o kadar sık sokağa çıkamıyorum, her vakit el altında bulunmam gerekiyor, çünkü hep yapılacak bir iş çıkıyor evde.” Franz Kafka, Amerika. Kafka’nın Amerika isimli romanından yaklaşık yarım yüzyıl sonra yazılan Yeniden Üretimin Gizemi, ev içi ve ev dışı iş süreçlerinde kadının yeri, üretim ve yeniden üretim alanlarının kapitalizmdeki özgüllükleri ve yirmi birinci yüzyılda geçirdiği dönüşümleri tartışan ilk kapsamlı çağdaş Marksist klasiklerden biridir. Kapitalist üretimin ikili karakterinin ele alındığı elinizdeki kitap, değer, üretim ve yeniden üretim döngüsünü, Marx’ın izinden giderek, sil baştan sorguluyor. Bu çözümlemede, işçinin sömürülmesi için önce kadının evde sömürülmesi önkoşuldur. Feodalizmden kapitalizme geçişle birlikte, lordun el koyduğu toprağa bağlı yaşayan kadın ve erkekler, dinsel mistifikasyonun izinde yeniden özneleştirilirler. Bu özneleşme ve aynı zamanda tabi kılınma her iki cinsiyet açısından farklı işler. Erkek doğrudan ücretli emek altında fabrikada sermayeye tabi kılınırken, kadın, kapitalist mistifikasyonun üretim sürecinde ikincil, değer-dışı bir bağlılığa tabi kılınır. Böylelikle üretimin bir eklentisi olarak nakşedilen yeniden üretim döngüsünde kadının tahakküm altına alınışı doğallaştırılır. Heteroseksizm ise salt bir kontrol biçimi olmanın ötesinde kapitalist üretim ilişkilerinin olmazsa olmaz halini alır. Fortunati’nin kitap boyunca çözümlediği bu gizemi, kadın mücadelelerinin ve direnişlerinin dayattığı dönüşümler ve aynı zamanda kapitalizmin buna karşı geliştirdiği saldırılarla yirmi birinci yüzyılda bize bambaşka sorunlar ve fırsatlar sunmaktadır. Kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana yer yer devrimler ve kazanımlarla anılan sınıf mücadeleleri tarihi, kadınlar açısından özgürleşme süreçlerinin önündeki en büyük engelin sermayenin ta kendisi olduğunu açığa çıkardır. Fortunati’ye göre ev emeğinin görünmez kılınması ile mücadele, emeğin kapitalist sömürüsünün mücadelesiyle birlikte yürümedikçe ve bakım emeği, sosyal hizmetler gibi, göçmenler aleyhine yeniden kurulan tahakküm ve sömürü zinciri kırılmadıkça, esaretin bedeli ödenmiş sayılmaz. Yazar, kitaba eklediği uzunca sonsözde, kapitalizmin yirmi birinci yüzyılda geçirdiği dönüşümleri tartışırken, göçmen emek zinciriyle oluşan zayıf halkanın sınıfsal gündemine çubuk büker. 70’li yıllarda İtalyan feminist hareketinin hem tarihsel hem de teorik bakımdan kadın emeğinin üzerindeki bu gizemi görünür kılmaya dönük çabasına katkıda bulunan bu eser, yalnızca maddi olmayan emek, bakım emeği, duygulanımsal emek gibi kavramların ilk nüvelerine değil, aynı zamanda emeğin dijital bir boyut kazandığı ev içi ve ev dışı çalışma süreçlerinin tahakkümüne de işaret eden güncel ve tarihsel bir çalışmadır.
Devamını Göster
₺300,00 ₺0,00
Yeniden Üretimin Gizemi

Kayıp insanı estetik yaşamdan etik yaşamaya geçmeye zorlar. Artık hazlar yerine sorumluluk vardır.

Benliğin Boşaltılması

Simone Weil’e göre kayıp iyileştirici bir süreç falan değildir. İnsan, benliğini sahip olduklarıyla doldurur. Bu doluluk ruhunda bir ağırlık yaratır. Kayıp, söz konusu ağırlığın geri çekilmesinden ibarettir. Bir şey gittiğinde bu durumdan benlik de nasibini alır.

Kayıp bir arınma olabilir ama bu romantik bir arınma değildir. Daha çok cerrahi bir müdahaleye benzer: Belki gereklidir ama can yakar.

Kayıp Anlam İçermez

Camus “absürd” felsefesiyle konuya herkesten farklı bir şekilde bakar. Ona göre kayıp herhangi bir mesaj içermez.

“Sisifos Söyleni”nde savunduğu gibi evren sessizdir. Kayıp öğretmez, yön göstermez, ders vermez… İnsan, acıya anlam yüklemek ister çünkü anlamsızlıkla yaşamak da acı vericidir.

Kayıp anlamsızdır ama anlam sonradan ve bilinçli olarak inşa edilir.

Bu yaklaşımda kayıp kutsallaştırılmaz. Sadece yaşanır ve ardından hayata devam edilir.

Konsensüs

Tüm Reklamları Kapat

Bu düşünürlerin hiçbiri şunu söylemez:

“Kaybedince her şey daha anlamlı olur.”

Ortak nokta bellidir: Kayıp değeri yaratmaz. Sadece bağımlılığı, arzuyu, benliği, sorumluluğu görünür kılar. Kayıp insanın kendisiyle yüzleşme biçimiyle ilgilidir. Bu yüzden de bu kadar sarsıcıdır.

Okundu Olarak İşaretle
6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 4
  • Muhteşem! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/04/2026 00:33:33 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22272

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Prensip sahibi insanlar daima cesurdur; ancak bunun tersi her zaman geçerli değildir."
Konfüçyus
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)