Şafak GENÇ - ALİCAN’A NE YAPIYORUM BEN? | Mersin Gazetesi Köşe Yazıları
ALİCAN’A NE YAPIYORUM BEN?
Mersin Gazetesi
- Blog Yazısı
[1] Pazartesi sabahı çalar saatle uyanıyorum, ama asıl uyanan içimdeki o “yapılacaklar listesi” canavarı. Daha gözlerimi açmadan 47 mesaj, 12 mail, bir toplantı daveti ve kahve makinesinin “su ekle” diye inleyen sesi. Koşuyorum. Metroya, ofise, sunuma, “hızlı bi’ feedback”e, öğle yemeğinde bile laptop açık. Akşam dönüyorum eve, koltuğa gömülüyorum ama beyin hâlâ koşuyor: Yarınki prezentasyon, öbürsü günki teklif, haftaya ki hedef, ay sonu KPI… Durmuyor lan bu herif.
Sonra bi’ an geliyor, duşun altında sıcak suyun altında dikilirken soruyorum kendime:
Ulan bu koşturmanın sonunda ne olacak?
Finish line nerede?
Yarışın bittiği yer diye bir yer yok ki. Bitince yeni bir yarış başlıyor. Daha iyi pozisyon, daha yüksek maaş, daha büyük ekran televizyon, daha havalı araba, daha çok takipçi, daha fit vücut… Hep “daha”. Daha’nın sonu yok. Daha’yı bitirdikçe “en daha” çıkıyor karşına. Ve sen, nefes nefese, “biraz daha dayan, sonra rahat edersin” diye kendini kandırıyorsun. Ama o “sonra” diye bir zaman dilimi yok. Varsa yoksa şimdi var, o da koşarken geçiyor.
Bazen diyorum ki duracağım.
Gerçekten duracağım.
Telefonu uçak moduna alacam, kimseye bi’ şey demeyeceğim, kapıyı kilitleyip bütün gün yatacam. Ama yapamıyorum. Çünkü durursam “geri kalırım”. Geri kalmak ne demek? Kimin gerisinde? Kimin yarışında koşuyorum ben? Kim koydu bu kuralları? Ben mi seçtim bu pisti, yoksa doğduğumdan beri biri “hadi koş” dedi diye mi koşuyorum?
Sonra anlıyorum: Asıl bağımlılık başarı değil, “başarılı görünebilme” bağımlılığı.
Beğenilme, onaylanma, “helal olsun” dedirtme. Sosyal medya beğenisi gibi bi’ şey bu, ama hayat versiyonu. Her attığın adımda biri başını okşasın, “aferin” desin istiyorsun. O “aferin”i duymadığın gün eksik hissediyorsun. Sanki değersizsin.
İşte tam burada başlıyor iğrenç kısır döngü:
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Çalışıyorsun ki para kazan → para kazanıyorsun ki harca → harcıyorsun ki kendini iyi hisset → kendini iyi hissetmek için yine çalışman lazım.
Döngü kendi kendini besliyor. Çarkın dişlilerinden birisin ve durursan çark bozulacak sanıyorsun. Ama çark zaten sen olmasan da dönüyor kanka. Seni özlemez bile.
Dün gece yine geç yattım. Sabah 6’da kalktım. Aynı rutini tekrarladım. Ama bu sefer yolda yürürken bi’ şey oldu. Karşıdan gelen adamı gördüm. Ellili yaşlarda, takım elbiseli, kravatlı ama suratında öyle bir ifade var ki… Boşluk. Gözleri cam gibi. Elinde kahve, telefon kulağında, hızlı hızlı yürüyor. Tam yanından geçerken adam telefonu kapattı, bi’ an durdu, etrafa baktı. Sanki “burası neresi, ben niye buradayım” der gibi. 3 saniye sürdü o bakış. Sonra devam etti yola.
O adam bendim. 15 sene sonraki ben.
O an dank etti: Bu gidişle ölene kadar koşacam. Ve koştuğum yolun sonunda ödül yok. Sadece bitkin bir beden ve “ulan niye bu kadar koştum ki” sorusu var.
Belki de mesele koşmayı bırakmak değil.
Mesele neden koştuğunu sormak.
Kime yetişmeye çalışıyorsun?
Kimin hayatını yaşıyorsun?
Ben artık yavaşlıyorum kanka.
Bugün ilk defa toplantıya 5 dakika geç kaldım. Özür dilemedim. Kimse de ölmedi.
Öğle arasında telefonu kapattım, dışarı çıktım, bi’ simit aldım, oturdum banka. Martılara baktım. Hiçbi’ şey yapmadan 20 dakika geçirdim.
Dünya dönmeye devam etti.
Yavaşlamak ihanet değil.
Yavaşlamak, kendine dönüş.
Hafta içi de, hafta sonu da aynı hayat.
Sadece birinde koşuyorsun, diğerinde dinlenmek için koşuyorsun.
Ben artık ne koşuyorum, ne dinlenmek için koşuyorum.
Sadece yürüyorum.
Ve yürüdükçe anlıyorum:
Varış noktası diye bir yer yok.
Yolun kendisi zaten varış noktasıymış.
Sen de gel, yavaşla biraz.
Koşarken göremediğin çiçekler var yolda.
Dur da kokla.
Gelecekte görüşmek üzere…
Ama bu sefer acelemiz yok.
Yolda karşılaşırız. Yürüyerek.
Orada görüşelim.
Adım adım.
Sizlere Gelecekte Görüşmek Üzerine Meydan Okuyorum.
O Arada Görüşelim…
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- ^ Şafak GENÇ. Alican’a Ne Yapiyorum Ben? - Mersin Gazetesi. (9 Şubat 2026). Alındığı Tarih: 13 Şubat 2026. Alındığı Yer: Mersin Gazetesi | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 26/05/2026 09:30:51 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22292
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.