Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Kopya Kuşak

Kimlik Arayışı ve Sosyal Medyanın Etkisi

15 dakika
56
Kopya Kuşak ChatGPT 4o
  • Blog Yazısı
Kopya Kuşak
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Kopya Kuşak

Bu yazımda son zamanlarda fark ettiğim bir gerçeğe değinmek istiyorum, özellikle gençler Z, Y ve Alfa kuşağı artık neredeyse tamamen birbirlerine benzeyen insanlardan ibaretler. Hepsi hemen hemen aynı şekilde giyiniyor, aynı zevklere sahipler, aynı saç modeline, aynı telefon modeline, aynı müzik zevkine, aynı hobilere, hatta aynı görüşlere sahipler. Ama neden? Neden insanlar birbirlerine daha çok benzemeye ve tek düze olmaya başladılar? Bu sorun son yıllarda mı ortaya çıktı yoksa kaynağı bizim atalarımıza kadar dayanıyor mu? Şimdi bu sorulara ve daha fazlasına cevaplar bulalım.

Tabii ki bu yazımda genelden bahsediyorum, insanların tamamı bu şekilde değil ancak benim gözlemim günümüz insanlarının önemli bir kısmının birbirlerine giderek daha fazla benzediği ve yüksek ihtimalle böyle devam edeceği yönünde.

Tüm Reklamları Kapat

Öncelikle sorunumuzun ne olduğunu iyi anlamalıyız. Dikkat çekmek istediğim nokta günümüz insanlarının ve özellikle gençlerin toplumlarının ideallerine ve normlarına fazla uymaları ve hatta uymayanları giderek acımasızlaşan bir şekilde cezalandırmaları.

Günümüz sosyal medyası etkisiyle de içerisinde bulundukları topluluk şuna komik diyor ve hepsi onu komik kabul ediyor. Kendi mizah anlayışlarına göre öyle olmasa bile öyleymiş gibi yapıyorlar. Topluluk aniden vasıfsız ama tanınan insanın biri “ya takım giymek mi kaldı? Giyen kendini bir şey sanıyordur” dedi diye o topluluğun sadık yaverleri takım giyen biri hakkındaki görüşlerini bu kalıba oturtuyor ve bu kalıbı yargılarında kullanıyorlar. Aniden, çok kısa sürede sırf takım giydiği için olaydan alakasız insanlar bile dışlanmaya, aşağılanmaya ve zorbalığa maruz kalıyor.

İlla bu şekilde rastgele bir örnek olmak zorunda da değil, mesela yakın zamandan bir örnek vermek gerekirse bildiğiniz gibi Meta, Threads adında Twitter (yeni adıyla X’e) benzeyen bir sosyal medya platformu oluşturdu. Elon Musk’ın Twitter politikalarından rahatsız olanlar buraya geçti ve bunda göze batan bir şey yok. Ama Twitter kullanıcılarının hatırı sayılır bir kısmı yeni platforma geçenleri aşağılamaya, onlara “karşı” bir tavır almaya başladılar.

Eğer daha eski olaylardan bahsetmek gerekirse 15-18. yüzyıllarda Avrupa’da yapılan cadı avları, Amerika’da McCarthy dönemi, "Influencer" kültürü gibi olaylardan örnekler verilebilir. Cadı avında “cadı olduğundan şüphe edilen” kişiler toplumun etkisiyle kanıta, fikre, doğru düzgün bir yargıya gerek duymadan imha edilirdi. McCarthy döneminde ABD’de komünistlere karşı aşırı karşıtlık artmış ve cadı avında olduğu gibi “komünist olduğundan şüphe edilenler” toplum tarafından dışlanıp zorbalığa maruz kalıyor, devlet tarafından cezalandırılabiliyordu.

Tüm Reklamları Kapat

Çok kısa süre içinde gruplarının veya topluluklarının normlarına boyun eğiyorlar ve bunu sorgulamadan yapıyorlar; sorgulamaktan veya eleştirmekten korkuyor veya çekiniyorlar, eğer gruplarına ters düşerlerse dışlanacaklarını ve onların grup dışındakilere yaptıklarının kendilerine yapılacağını biliyorlar. Grubun dışında zorbalanmaktan korktukları için grubun içinde kalarak zorbalamayı tercih ediyorlar. Gruplarının normlarını kendi düşünce, irade ve isteklerinin üstünde tutuyorlar.

Bu soruna bir isim verirsek işimiz daha kolay olur, ki aslında zaten bir adı var “sosyal baskı”. Bu baskı insanların ve özellikle günümüz gençlerinin daha neden dahil olduğunu bile bilmediği ama kafasında yer edinmiş grubun normlarına karşı gelirlerse damgalanacaklarından korkmaları sonucu ortaya çıkan bir tablo. Konunun grup normlarına, karşı gelme ve damgalanma korkusu kısımlarına da geleceğiz ama önce şu gruplaşma işini daha iyi anlatayım.

Bu noktada sizlere Sosyal Kimlik Teorisin den bahsetmek istiyorum. Sosyal Kimlik Teorisi 1970’lerin sonlarında Henri Tajfel ve John Turner tarafından geliştirilmiştir. Tajfel, II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da artan önyargılar, ayrımcılık ve grup çatışmalarına ilgiliydi, bireylerin grup kimliği aracılığıyla kendi kimliklerini nasıl oluşturduklarını ve bu kimliğin diğer gruplarla olan ilişkilerini nasıl etkilediğini anlamaya çalışmıştı. Teorinin amacı, bireylerin üyesi oldukları grubun bağlamında kimliklerini nasıl tanımladıklarını, bunun gruplar ve bireyler arası çatışmaları ne yönde değiştirdiğini, önyargı ve yargılarda nasıl bir etkisi olduğunu, ayrımcılığa katkısı olup olmadığını ve benzer soruları ve cevaplarını anlamaya çalışmaktı.

İnsan beyni kategorik düşünmeye meyillidir, sınıflandırma yaparak karmaşık bir dünyada daha iyi tahminler ve karar verme olanağı edinir, buna “bilişsel kategorizasyon” veya “kategorik düşünce” de denir. Beynin kategorize etme işlemi temporal lob, FFA, prefrontal korteks, parietal lob ile ilişkilidir. Temelde bu işlev karar alma aşamasını hızlandırmak içindir, evrimsel açıdan ise geçmişte genelde atalarımızın avcıları hızlı fark etmek için kullandığı bu kategorize etme, örneğin karanlığın içinde belirsiz bir şeyi seçemeyince hemen tehlike kategorisine koyar ve buna göre hareket etmemizi sağlar, atalarımız geçmişte bu işlevi hızlı harekete geçebilmek için kullanıyordu. Bir hayvan yırtıcı kategorisine ne kadar çabuk koyulursa o kadar seri tepki verilebilir. Ama yaşadığımız kentlerde ve modern toplumlarda bu işlev artık diğer bireyleri şu millete, bu ırka, şu felsefi görüşün üyesi gibi kategorilere koymamızı ve buna göre hareket etmemizi sağlıyor.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

“Bulunduğum grup iyi, bu grubun üyesi olarak kategorize ettiklerim ise grupla bağlantısından dolayı iyidir” ve “Bulunmadığım şu grup kötü, bu grubun üyesi olarak kategorize ettiklerim ise grupla bağlantısından dolayı kötüdür” kararlarını hızlıca almamıza sebep olur. Peki bu grupların ve kategorilerin olayı nedir? İnsanların “biz” olarak gördüklerine “iç grup” ve “onlar” olarak gördüklerine “dış grup” deriz, biraz ironik olarak, ayrıca insanın gruplaşması için mantıklı bir sebebe, grubun grup olması için bir amaca ihtiyacı yoktur, bu durum bazı şartlarda lazım olsa bile artık şehirlerde yaşıyoruz ve medenileştik, bu davranış gördüğüm kadarıyla eskisi kadar işlevli kullanılmıyor. Karar hızlı alınıyor ve birey daha azıcık tanınmamışken kategorize edilerek kapılar kapatılıyor.

İnsanlar bulundukları grubu ise sanki kendileri gibi değerlendiriyor ve genelde kendilerini iyi olarak gördükleri için gruplarını da iyi olarak değerlendiriyorlar. “Eğer bir birey dış gruptaysa kötüdür, çünkü kendi grubu iyidir, çünkü kendisi iyidir ve eğer iyi olsaydı o birey de burada olurdu” şeklinde düşünüyor insanlar. “Karşı grubun bireyleri benzer veya aynı, farklılık göstermezler” ve eğer varsa bile bu farklılığı düşünüp değerlendirme aşamasına almakla uğraşılmaz, çünkü alınırsa bu zaman ve enerji kaybı oluşturur, doğrudan görmezden gelinir, işte bu sebepten “dış grubun bireyleri aynıdır ama bizim grup bireylerimiz çeşitlidir” şeklinde yorum yapar insan. Varılan bu hızlı yargıda iyi-kötü, siyah-beyaz, sağ-sol dışında bir orta yol yok fark ettiyseniz birey kategorize edildi, yargılandı, karar alındı ve bu süreç bir saniyeden kısa sürdü. Eğer bahsettiğim durumda bir orta yol veya daha iyi düşünülmüş bir seçenek göz önünde bulundurulursa bu “fark etmeyi” istenilenin aksine yavaşlatır.

Ve gelelim toplumda az önce anlattığım olayla birleştiğinde ateşle barut gibi olan başka bir sıkıntıya “duyarsızlık” veya “aşırı umursamazlık” öncelikle bu iki kavramın ne de demek olduğunu, sebeplerinin ve sonuçlarının neler olduğunu anlayalım. Aşırı duyarsızlık, ilgisizlik psikolojik açıdan bireyin duygusal, sosyal, zihinsel uyaranlara karşı düşük tepki vermesi olarak tanımlanabilir. Kişinin özellikle stresli ve travmatik olaylara tepki göstermekte zorlanması durumudur, bunun sinirsel, hormonal sebepleri de elbette var ama konumuz toplum ilişkileri ve bireyin ruhsal durumuyla daha çok ilgili. Fazlasıyla üzücü, kırıcı, travmatik, negatif olaylara maruz kalan bireyler halk deyimiyle “alışırlar” ve tepki göstermekte zorluk çekebilirler, anormal olaylar zamanla sıradan bir durum haline gelir. Bu negatif olaylar umursanmamaya, etkilememeye, üzerinde düşünülmemeye başlanır. Eğer bu durum toplumda yaygınlaşırsa duyarsızlığın ve ilgisizliğin beraberinde getirdiği empati ve sosyal sorumluluk eksikliği, toplumsal dışlanmalara, ırkçılık, cinsiyetçilik ve diğer ayrımcılık biçimlerine yol açabilir, bu olumsuzlukların yayılmasına ve güçlenmesine yol açabilir.

Sonucunda toplumsal sorunlar çözüme ulaştırılamaz, ulaştırılması daha fazla zaman ister, çözülemeyen toplumsal sorunlar, umursamaz ve duyarsız halk her şekilde sıkıntılı olaylarla sonuçlanır. İnsanın kötü etkilenmesi demek toplumun kötü etkilenmesi demektir, aynı şey toplum-insan açısından da geçerlidir, düzeltilmez ise bir kırılma anına kadar bu döngü devam eder ve kırılma anında ne olacağını tahmin etmek zor ama iyi şeyler olmadığını ne yazık ki ülkemizden örneklerle görüyoruz. Peki bu niye oluyor? Bunun için tonla sebep var, nörolojik, hormonal sebepler, çevre etkenleri, toplum, aile, travmatik olaylar, coğrafi konum, gelirler ve giderler yani ekonomik durum ve benzeri. Aslında bunun ülkemizdeki sebepleri kabak gibi ortada ama bu konuya girersem çıkamam. Özellikle ülkemiz gibi gerileyen bir ülkede yaşayan insanlar ve topluluklarında bu sıkça görülürdü zaten. Ama bu sizi yanıltmasın, artık dünyanın en gelişmiş ülkesinden en fakir ülkesine, globalde ve her toplumda bu durum mevcut ve artıyor tabii ki gelişmemiş ülkelerde daha hızlı yaşanıyor bu artış, bu durum toplum için bazı kaynaklara göre ter*rizmden bile tehlikeli olabilir. İnsanların birbirlerini umursamaması, empati yapmaması, akıllarındaki ile ağızlarındakinin bir olması ve acımasızlaşması giderek artıyor.

Hayatımızdaki olumsuz durumlara istemsizce alışmamız bu işin başlangıç tarafı, Nihilizme kadar ilerleyebilen bu durum yaygınlaşıyor ve yaygınlaştıkça toplum içten içe sanki bir askermiş gibi gördüğü bu zor hayat dersi ile acımasızlaşıyor. Unutmayın ki günümüzde çevrenize baktığınız ve insana dair gördüğünüz insan da dahil her şey toplum var olduğu için var, günümüze kadar dağılmış her büyük toplum ve o toplumun insanları yok olmuş veya sürünmüştür. Toplum olmadan insan, insan olmadan toplum olmaz, ikisi de birbirlerine bağlıdır, biri kötü etkilenirse diğeri de kötü, biri iyi etkilenirse diğeri de iyi etkilenir. Gruplaşmanın avantajlarından ve nasıl iyi gruplaşılabileceğinden en son bahsedeceğim.

Evet, neden bireyin bir gruplaşma sevgisi olduğu ve neden toplumun duyarsızlaştığı kısmını bitirdik, şimdi konunun topluluğumuz ve pratik yönüne göz atalım, ayrıca bunun özellikle gençler üzerindeki etkilerine de dikkat çekeceğim. Bunun sosyal medya tarafı çok daha kötü durumda, internetin sağladığı anonimlik ve özgürlük sayesinde insanlar bahsettiğim olumsuzluklarını çok daha rahat ve endişesiz yansıtabilmektedirler. Yanlış anlamayın, bunun sorumluluğunu özgürlüğe bağlamıyorum, insanların özgürlüğü az önce anlattığım şekilde kötüye kullanmasına bağlıyorum, peki kötü kullanmasını neye bağlıyorum? Bana göre bu suçun yüksek payı verilen eğitimde, bir kısmı ailede, bir kısmı çevresinde ama farkında olarak veya olmayarak, bunu yapıyorlar. Anlatımlarıma birazda pratikten, hayatın içinden devam edeyim, hani size başlarda takım giymek veya bulunulan sosyal medya platformu ile ilgili bazı örnekler vermiştim, şimdi o örnekleri tekrar ele alalım :

Tüm Reklamları Kapat

- Ben iyi bireyim.

- Grubum da iyi. (iç grup)

- Ben takım elbise giyenlerin kötü olduğunu düşünüyorum. (bir bireyle temas/karşılaşma)

Tüm Reklamları Kapat

- O zaman grubum da ben de iyiysek ve takım giyen insanlar kötüyse grubumda değiller. (kategorize etme/tespit)

- Takım giyenler kötü grupta. (dış grup)

- Grubum da ben de iyiyiz ve ben takım giyenlerin kötü olduğunu düşünüyorum. O zaman grubum da takım giyenlerin kötü olduğunu düşünür. (sosyal baskının başlangıcı)

- “Takım giyenler kötüdür” (sosyal baskı yayılımının başlangıcı)

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Bu Kitabın Ortasında Duvar Var

Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, resimli bir çocuk kitabının içinde herkes bir taraftan öteki tarafa gezip dolaşırmış. Ve hepsi çok mutluymuş… Sonra bir gün, biri kitabın ortasına bir duvar örmüş. Artık hiçbiri bir taraftan öteki tarafa koşturup duramaz olmuş. Kimse bu durumdan mutlu değilmiş, bir kişi dışında… Küçük bir şövalye. O, kitabın ortasındaki duvarı çok sevmiş. Kendi bulunduğu tarafın güvenli, öteki tarafın ise tehlikeli olduğunu düşünüyormuş. Ama zamanla anlaşılmış ki durum pek de öyle değil. Peki şimdi ne olacak? Küçük şövalye oradan nasıl kurtulacak? Duvarın diğer tarafındaki dev düşündüğü kadar tehlikeli olmayabilir mi?

Ünlü çocuk yazarı Jon Agee’den, çocuklara ön yargıların ne kadar aldatıcı olabileceğini gösteren basit ama büyülü bir kitap.

“YILIN EN İYİ ÇOCUK KİTABI” Seçkilerinde
* Boston Globe * Chicago Tribune * Publishers Weekly * New York Times Book Review

Devamını Göster
₺187.00
Bu Kitabın Ortasında Duvar Var

Grubun içinde bu fikre katılan her bir kişiyi gören diğer bir kişi de bu fikre katılır ve çığ gibi büyür. İlk başta katılmak istemeyenler çığ biraz büyüdüğünde katılırlar, veya katılmazlar ve çığın altına girme riskini alırlar, bu korku yüzünden genelde katılırlar. Biz buna “uyum davranışı” veya “conformity” diyoruz, bireylerin kendilerini bir grup ya da sosyal çevreye uyumlu hale getirmek için kendi inançlarını, düşüncelerini veya davranışlarını bilinçli ya da bilinçsiz olarak değiştirmesidir. Bu davranışın temelinde, sosyal kabul görme ve dışlanmaktan kaçınma isteği yatar. Uyum davranışı, bireyin kendi iradesi dışında grubun normlarına veya taleplerine uymasını sağlar. Sadece internette biraz geçirilen zamanda elde edilecek sosyal iletişim verileri ile bunun insanlar üzerinde ne kadar güçlü bir etkiye sahip olduğu görülebilir.

Gençler, ergenler ve çocuklar ise henüz bir arayış içindedirler, kim olduklarını, neyi sevip sevmediklerini, nelerden hoşlanıp nelerden nefret ettiklerini, ne tarafta olduklarını veya bir tarafta olmaları gerekip gerekmediğini sorgularlar. Arayışta oldukları şey kendileridir, bir birey olarak Ahmet’i Ahmet veya Mehmet’i Mehmet yapan nedir? Veya Ahmet kimdir? Sorularının cevabını ararlar, kişilikleri şekillenir, düşünce ve fikirleri değişir, gelişir veya yıkılır. Yani içlerindeki “kişilik” adlı çoğu boş fanusu doldurma aşamasındadırlar. Bu aşamada grup kimliğini kişiliklerine doldurmaları daha kolaydır çünkü henüz kişilikleri, kalıpları ve düşünceleri tam oluşmamıştır. İşte bu noktada eğer eleştirilemez, karşı gelinemez, baskıcı, saygısız, çürümüş bir grubun içerisinde olurlarsa o zaman kişilikleri bu grubun normları, kalıpları, düşünceleri ile oluşmaya başlar ve temeli bunlarla atılan bireyin benliği sonradan kolay kolay değiştirilemez, geliştirilemez, yıkılamaz. Kötü bir gruba denk gelmek toplumun en çok genç kısmı için tehlikelidir.

Grupların kötü gruplar olmaya başladığı nokta bence burası, eğer o grubu eleştiremiyor, grupla ters düşersek hemen dışlanıyor, grupta sözümüz hiç geçmiyorsa o kötü gruptur. Şimdi bu durumu aklınıza gelebilecek toplumu ilgilendiren her türlü şeye yayın, bu döngü bireyleri birbirinin aynısına dönüştürüyor ve grubun belirgin bir en tepesi yok. En tepesindeki değil en tepedekiler var ve hepsi de birbirlerinden etkilenerek döngüyü bozmadan devam ettiriyorlar, burada bahsettiğim en tepedekiler sosyal baskı oluşturma gücünü taşıyanlar, yani tanınmışlar, ünlüler, influencerler, idoller ve benzeri. Artık gençler ve özellikle Alfa kuşağı sosyal yargıçlar haline gelmiş durumdalar, geçmişte de bu olay gayet yaygındı ancak günümüzde gruplar birbirlerini daha sert, daha sınır tanımaz aşağılıyor, zorbalıyor, baskı uyguluyor, sorgulamıyor, birey gurubunu eleştirmiyor, gurubuna hiç karşı gelmiyor, diğer grup üyeleri hakkında detaylı düşünmeden sonuca varıyor ve bu tür birey ve grupların sayısı giderek artıyor.

Sayıları ve etkinlikleri arttıkça baskın gelmeye ve arttırdıkları etkinliklerini bünyelerine birey katmakta kullanıyorlar, bunu isteyerek veya istemeyerek yapıyorlar. Mesela arkadaş grubunda takım giyenler dışlandı ve çevresi tarafından aşağılandı, üstüne birde “takım giyen kötüdür” isimli grubun üye sayısı çok fazla olduğu için bu takım giyen bireylerin hayatlarının neredeyse her alanında toplum tarafından olumsuzlukla karşılanmalarına sebep oluyor. Toplu taşımaya biner ve gülüşmeler duyar, kafeye gider garip bakışlar görür, internette paylaşım yapar ve sınır tanımayan geri bildirimleri görür, örneğin “sen önce şu takımı çıkar, takım giyen konuşmasın, adamım takım giyiyor ve kendini bişi sanıyor” falan filan ve bu durumda geri bildirimler bireyi sadece takım giydiği için hedef alır. Bu noktada takım giymeyi tercih eden ve seven birey zorlaya zorlaya bundan alıkoyulur, ya takım giymeyi bırakır ya “takım giyenler” grubunu büyütmek için o da bu saçma çatışmaya girer ya da pes eder ve takım giymez, severek giydiği şeylerden nefret ettirilir.

Eğer her grup dışlanmasında bir zevkinden vaz geçerse geriye hiçbir şey kalmaz. Zevkleri, istekleri, aktiviteleri buna göre şekillenmeye başlar ve en sonunda orduya dahil olur, artık o da grubu gibi düşünmeyenleri sevmez, dış gruptakileri hor görmeye başlar. Artık bireyin özgünlüğü yıkıldı, zevk almadığı şeyleri zorla yapıyor, yaptıklarından zevk almıyor, kendine geri dönüşü çok meşakkatli ve uzun süren bir zarar veriyor. Sonuçta ise hem birey hem toplum kaybediyor, bu gruplar çatıştıkça ve asker kazandıkça toplumun özgün, özgür, bağımız, hayatı kendi zevk ve istekleriyle yaşayan, diğer birey ve grupların zevk, istek, hayat ve görüşlerine saygı duyan bireyler azalıyor. Topluluklar tek tip, aynı veya benzer bireyler ile dolup taşıyor ve bu da ortaya çürük bir meyve gibi zamanla küflenerek yok olacak bir toplum çıkarıyor, artık neredeyse kimse herhangi bir şeyi kendi istediği, sevdiği veya ilgi duyduğu için yapmıyor veya yapamıyor. Bazı şeyleri biraz ciddiye alan, duygularını veren, azmini ortaya koyan, yaparken hayattan zevk duyan biri görüldüğünden hemen iyi bir sosyal meydan dayağı çekiliyor. İnsanlarının hayattan zevk almadığı, özgünlüğünü yitirdiği, yaptığı her hareketten şüphe eden, kendi düşüncesinden önce acaba grubum ne düşünür diyen, yapacağı her aktiviteden daha yapmaya ilk adımı atmadan düşüne düşüne kendini yiyip bitiren bir toplum oluşturuyor.

Bu arada ben size gruplaşmak kötüdür, gruplaşmayın, sadece negatif yanları vardır mesajını vermeyi amaçlamıyorum ve zaten gruplaşmak iyiye kullanıldığında böyle bir şey değil, size doğru gruplaşmamanın sebep, sonuç ve örneklerini sunuyorum. Gruplaşın ama kendi isteğiniz ile, korkmadan, özgürce, eleştirerek, objektif bakarak, saygı duyarak, ezmeden, ne iç ne dış guruba aşırı duygular, bağlılık veya düşmanlık beslemeden. Hatta ben şahsen önyargının bazen gerekli olduğunu düşünen biriyim, pratikte sokakta karşımdan sokak deyimi ile bir “keko” gelirken ona arkadaş canlısı olamam, yargılamadan veya kategorize etmeden güvenliğimi sağlayamam, ama karşısına geçip “bu tip ne lan, gevşek insan, sokaklarda sürt anca” demem (önyargı aşamasındayken yapmam bunları). Beynin kategorizasyon işlemini doğru kullanmak önemli, muhtemel tehditlerden uzak tuttuğu noktaya kadar bu işlev aslında gayet işe yarar ve doğru kullanımında hayatımızı olumlu etkiler. İletişim, etkileşim anında bireye saldırgan veya çok sevecen olmak zorunda değilim ve değilsiniz. Ama bu işlevin gerçekleşmesinin ardından yapılan kategorizasyon tekrar enine boyuna düşünülmezse işte o zaman kelimenin tam anlamıyla “düşünmeden” kategorilendirmiş oluruz. Benim açımdan ben bireyi daha iyi tanıdığımda genelde işler değişir ama daha detaylı bilgi edinene kadar yaklaşmamayı, tarafsız kalmayı tercih ederim, sonuçta ne sövmek ne sevmek zorundayım. Bir süreliğine izleyici konumunda kalmak o kadar zor bir iş değil, seçimlerimi göz önünde bulundurup düşünmek için zaman harcamak bence daha sağlıklıdır, bilgisizce ne aşağılarım ne överim, ikisi de bence gözü bağlı rastgele bir seçim yapmaktan farksız.

Göz bandını çıkarana kadar seçim yapmama imkanım varken neden yapayım? Olağan üstü, zorunluluktan veya zorlanarak yapılan, yaptırılan şeyleri dahil etmiyorum.

Şimdi sadede gelelim okuyucu, merak etme toplumun mezarını kazdın gömdün diyor olabilirsin ama hala umut var. En azından benim amacım Türk milleti için en iyi hizmetleri sağlamak, toplumuna katkı sağlamak da buna dahil. Ama bunu düşünerek, sorgulayarak, diğer toplulukların durumlarını değerlendirerek ve mümkünse saygı duyarak yapıyorum. Sayın okuyucu, özünü kaybetme, severek ve kendine ait isteklerle yaşa, grubunla benliğin arasındaki çizgiyi geçmemeye özen göster, kişiliğine elbette çevre etkenler müdahale edecek ama son karar her zaman senin.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, düşüncelerim veya yazımla ilgili herhangi bir eleştiriniz varsa, lütfen benimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Ayrıca, metnimde yanlış bilgi olduğunu düşünüyorsanız, lütfen bana bildirin. Düşüncelerinizle metinlerimi geliştirmekten memnuniyet duyarım.

Okundu Olarak İşaretle
7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 2
  • İnanılmaz 2
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 1
  • Umut Verici! 1
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/03/2025 02:50:47 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/19015

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Sosyal
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close