Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 4 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2015 6 dk.

Hepimiz Güneş Sistemi'ndeki 8 gezegenin ismini Güneş'e olan sırasıyla sayabiliriz. En azından öyle umuyoruz; eğer emin değilseniz, sırası şöyle: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve son olarak, Neptün. Ancak bu gezegenlere neden bu isimlerin verildiğini çoğu insan tam olarak bilmiyor. Biz de bu sorunu çözerek, gezegenlerin isimlerinden kısaca bahsetmek istedik. 

Öncelikle genel bir kuraldan bahsedelim: teleskop tam olarak icat edilene kadar bilinen 5 gezegene (Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) Romalılar hep kendi tanrılarının isimlerini vermişlerdir. Sonradan keşfedilen gezegenlerden olan Neptün'e de Roma Tanrısı'nın adı verilmiştir. Tabii günümüzde bu tanrılara artık inanan pek kimse kalmadığı için, onlara "mitolojik tanrılar" adı verilmektedir. Bunun haricinde bu tür isimlendirmenin yalnızca 2 adet istisnası vardır: Dünya ve Uranüs. Bunların hepsini sırasıyla izah edeceğiz. Şimdi isimlerin nereden geldiğine, baş döndürücü fotoğraflarıyla birlikte, tek tek bakalım:

174
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
96
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eren Gürleyük
Üye 6 gün önce
İnsan, biyolojik olarak diğer türlerden radikal biçimde üstün bir zekâya sahip değil. Ancak dinler, paralar, devletler, milletler, ideolojiler gibi gerçekte fiziksel karşılığı olmayan ama ortak biçimde inanılan kavramlar etrafında milyonlarca insanı aynı anda hareket ettirebilen tek tür. Bu soru, insanı insan yapan şeyin bireysel akıldan mı yoksa kolektif hayal gücünden mi kaynaklandığını tartışmaya açıyor.
3 Cevap - 736 görüntülenme
7
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 13 Haziran 2021
Güneş sistemindeki en büyük ay neye benziyor? Jüpiter’in Merkür ve Plüton’dan bile daha büyük olan uydusu Ganymede, oluklarla ve sırtlarla şekillenen daha yaşlı, daha kraterli arazilerin bir karışımını örten parlak genç kraterlerle kaplı buzlu bir yüzeye sahiptir.Arazinin oluklara sahip olmasının sebebi bir araştırma konusu olmaya devam etse de öne çıkan bir hipoteze göre, yer değiştiren buz plakalarıyla ilgili olduğu düşünülmektedir. Ganymede’nin Dünya’dan daha fazla su içeren bir okyanus tabakasına sahip olduğu ve yaşam içerebileceği düşünülüyor. Dünya’nın Ay’ı gibi, Ganymede de merkezi gezegenine (Bu durumda Jüpiter’e) aynı yüzünü göstermektedir. Paylaşılan görüntü, geçtiğimiz hafta NASA’nın robotik Juno uzay aracı tarafından, devaya ayın yaklaşık 1000 km üzerindeyken yakalandı. Yakın geçiş, Juno’nun Jüpiter çevresindeki yörünge süresini 53 günden 43 güne indirdi. Juno, dev gezegenin yüksek kütleçekimini, olağandışı manyetik alanını ve karmaşık bulut yapılarını incelemeye devam ediyor.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Esra Akkoyun
Esra Akkoyun
3,505 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 11 dk.

Bir kişinin genlerinin davranışı sadece genlerin DNA dizilimine bağlı değildir, epigenetik faktörler de gen davranışlarını etkiler. Bu faktörlerdeki değişiklikler hastalıkta önemli bir rol oynayabilir.

Dış çevrenin genler üzerindeki etkisi hastalığa yol açabilir ve bu etkilerin bazıları insanlarda kalıtsal olabilir. Çevresel faktörlerin bir bireyin yavrusunun genetiğini nasıl etkilediğini araştıran çalışmalar tasarlamak zordur. Fakat toplumsal düzenin oldukça merkezileştirilmiş olduğu bazı bölgelerde, aileleri etkileyebilecek çevresel bilgi elde edilebilir. Örneğin İsveç bilim insanları son zamanlarda beslenmenin kalp ve damar hastalıkları ve diyabetle ilişkili ölüm oranını etkileyip etkilemediğini ve bu etkilerin ebeveynlerden çocuklara ve torunlara geçip geçmediğini inceleyen araştırmalar yürüttüler (Kaati et al., 2002). Bu araştırmacılar İsveç’teki ailelerin 1980’lerden başlayarak üç nesil boyunca yıllık mahsullerinin ve yiyecek fiyatlarının kayıtlarını inceleyerek bireylerin yiyeceğe ne kadar erişimi olduğunu tahmin ettiler. Araştırmacılar, bir babanın ergenliğinden hemen önceki gelişiminde kritik bir dönem boyunca yeteri kadar yiyeceğe erişimi olmadığı durumlarda, erkek evlatlarının kalp ve damar hastalıklarından ölme olasılığının daha düşük olduğunu buldular. Baba tarafından büyükbaba için bu kritik dönem boyunca yiyeceğin bol olması durumunda, çocukların diyabetle ilişkili ölümleri önemli ölçüde artıyordu. Aşırı yiyeceğin babanın dönemine denk düşmesi durumunda ise çocukların diyabetle ilişkili ölümleri azalıyordu. Bu bulgular, diyetin bir ailedeki erkekler tarafından nesilden nesile aktarılan  gen değişikliklerine sebep olabildiğini ve bu değişikliklerin bazı hastalıklara karşı hassasiyeti etkileyebildiğini göstermektedir. Peki, bu değişiklikler nelerdir ve nasıl hafızada tutulur? Bu tarz soruların cevapları epigenetik kavramının içinde yer alır.

101
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ashlee Lane Bakırcı-Taylor
Yazar 17 Eylül 2020 3 dk.

Soda olarak da bilinen karbonatlı su veya sodalı su, içme suyuna karbondioksit gazı katılmasıyla elde edilen sıvı karışımına verdiğimiz isimdir (öte yandan maden suyu, derin yer katmanlarından çıkan, jeokimyasal olarak minerallerle zengin suya verilen isimdir - sodada ise mineral bulunmayabilir). Bu konuda geçtiğimiz günlerde bir gazeteci bize bazı sorular yöneltti. Soruları ve cevaplarımızı aşağıda bulabilirsiniz.

Bildiğimiz anlamıyla soda, basitçe, suya o meşhur köpürcükleri vermesini sağlayan karbondioksitin eklenmesiyle üretilir. Bu açıdan işin "su" kısmı birebir aynıdır: her ikisinin de kaynağı, genellikle doğal bir su kaynağıdır. Bu nedenle, karbonatlı suyun (yani sodanın) vücutta duru sudan farklı bir şekilde sindirildiğini gösteren herhangi bir bulgu bulunmamaktadır. Elbette soda içen biri geğirmeye daha meyilli olacaktır; ancak bu karbonat, nihayetinde midede arındırılmaktadır (geğirme de gaz ile suyun ayrışması ve gazın sindirim borusundan geri çıkması sonucu oluşur). Su, bağırsaklara ulaştığında ve emilim başladığında, artık herhangi bir diğer su kaynağından tamamen farksızdır. Nihayetinde vücuda nasıl girerse girsin su, H2O olarak bilinen moleküllere verdiğimiz isimdir. Vücudumuzda yemekler yoluyla da girse, şekerli ve şekersiz meşrubatlar yoluyla da girse, soda olarak da girse, duru su olarak da girse bu böyledir.

103
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Necla Nur Özkan
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan daha fazlaydı.
Kaynak: Aklından Bir Sayı Tut
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
6 gün önce
React 19 ve şu meşhur Compiler olayı sadece performans artışı değil, resmen bilişsel yükü üzerinden atma operasyonu. Yıllardır useMemo dependency array'leri içinde kaybolup manuel vitesle araba kullanır gibi render cycle kovalıyorduk. Şimdi işi makineye devrediyoruz. Harika bir gelişme ama içten içe şu korku da var: O "sihirli" optimizasyon bir yerde patlarsa, altında yatan mekanizmayı unuttuğumuz için debug etmek tam bir kabusa dönüşebilir. Konfor artarken kontrol azalıyor, klasik yazılım takası.
73 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Arlı
Ahmet Arlı
108.3K UP
4 gün önce
İvan Groznıy
53 görüntülenme
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 6 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Nisan 2011 52 dk.

Bu yazımızda okurlarımızın sıklıkla sorduğu ve cevaplarının anlaşılması durumunda evrimsel biyolojinin anlaşılmasında büyük adımlar atılabileceği iki soru üzerinde durmak istiyoruz: "İnsan zekası nasıl evrimleşmiştir?" ve "Neden sadece insan bu kadar zekidir?" Aslında bu iki soru, doğayı yeterince gözlemlemiş, yeterince belgesel izlemiş, Evrimsel Biyoloji konusunda belirli bir düzeyin üzerinde bilgiye sahip ve bu konuda belirli bir miktar kafa yormuş herkesin cevaplayabileceği, hatta kolayca cevaplayabileceği bir sorudur. Ancak yine de bilimsel bir destek olması ve çok yönlü analizlerinize katkı sağlayabilmesi adına, bu yazımızın tüm okurlarımıza ve düşünür arkadaşlarımıza faydalı olacağını umuyoruz.

İlk olarak şu soruya bir cevap vermemiz gerekiyor: "İnsanı, diğer hayvanlardan farklı kılan -varsa- nedir?" Bu soru, yüzlerce, hatta binlerce yıldır insan türünün kafasını kurcalayan bir mevzu olmuştur. Kimi bu soruya "ruh" cevabını vermiştir; kimi "edep" veya "ahlak" demiştir, kimi "düşünce" demiştir. Hatta herkesin kendince bir cevabı bile olabilir: sanat, din, müzik, felsefe, vs. Ancak bilimin cevabı, gerçeğe ulaşmak için olması gerektiği gibi, edebiyattan, laf oyunlarından, gevelemelerden uzaktır; açık ve nettir: "İnsanı diğer hayvanlardan ayıran birincil özellik, diğer hayvanlara göre daha büyük olacak şekilde evrimleşmiş beyin kapasitesidir." ya da biraz daha sade kelimelerle "fazlasıyla gelişmiş zeka düzeyidir". Dikkat edecek olursanız diğer kişilerce verilen tüm cevapların bu öncül cevaptan doğduğu görülecektir. Çünkü beynimiz haricindeki hiçbir özellik bizi tek başına diğer hayvan türlerinden ayırmaya yetmezken, beynimizin evrimi olmaksızın sayılan bilim, sanat, felsefe gibi daha soyut sebeplerin de geliştirilmesi asla mümkün olamayacaktı. Dolayısıyla odaklanılması gereken nokta, beynimizin neden bu şekilde evrimleştiğidir.

344
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Bilge Özen
Bilge Özen
21.0K UP
Üye
Kendimi bildim bileli merak ettiğim şeyleri araştırırım. Evrim Ağacı meraklarımı gidermem ve hayata karşı bilimsel bir yaklaşım kazanıp, bu yolda ilerlemek istrmeme hem sebep hemde yardımcı oldu. Evrim ağcı, bizim karanlığı fethetmek için içimizde yanan bilim ateşini elimizde taşımamaza belki de en büyük yol gösterici olduğunuz için çok teşekkürker. İyiki varsın Evrim Ağacı. Bütün Evrim Ağacı okur, yazar, kurucu ve destekçikerine 10. Yıl kutlu olsun.
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
174.0K UP
Uyarlayan 2 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Esra Yaman
Esra Yaman
41.1K UP
Çeviren 8 Haziran 2021 2 dk.

Bu zamana kadar sadece insanların diğer insanlarla işbirliği yaptığından söz edilirdi. Diğer primatların birbirleriyle rekabet içinde olmayı tercih ettikleri düşünülürdü. Fakat şimdi, sanılanın aksine, şempanzelerin de ortaklaşa bir şeyler yapmaktan keyif aldığı gösterildi.

Her insan, daha çocuk yaşlarındayken yardımlaşmanın bu temel düşünce biçimini öğrenir. Bilim insanları, bu yardımlaşma isteğinin fazlasıyla "insana özgü" bir özellik olduğunu düşünüyorlardı.

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Temmuz 2020 6 dk.

Evren ışık kaynaklarıyla dolu olmasına rağmen kapkaranlıktır. Buna, Olbers Paradoksu adı verilir; ancak daha önce de anlattığımız gibi bu paradoks, modern kozmoloji bilgilerimiz ışığında çözülmüştür ve paradoks olmaktan çıkmıştır. Yine de bir şeyin "karanlık" olması, onun rengi ile doğrudan ilişkili değildir. Örneğin bir nesnenin üzerine ışık düşmediğinde de "karanlık" ve dolayısıyla "siyah" olarak algılanır; ancak nesnenin gerçek rengi siyah değildir. Uzayın kendisi için durum nedir? Uzayın gerçek rengi nedir?

Uzayın renginin cevabının kozmik latte olması kulağa tuhaf gelebilir; çünkü bu isim, uzayın rengi olmaktan ziyade, ucuz bir kahveyi ateş pahasına satmak için uydurulmuş bir pazarlama hilesine benzer. Fakat Johns Hopkins Üniversitesi'nden araştırmacıların gösterdiği üzere, uzayın rengi gerçekten de kozmik latte olarak isimlendirilen bir renktir. Bu renk öylesine gerçektir ki, bilgisayarlarda evrensel olarak üretebilmek için bir hex koduna bile sahiptir: #FFF8E7 (sRGB: 255, 248, 231; CMYK: 0, 2.7, 9.6, 0; HSV: 40o, %9.4, %90). Bu renk, gözümüze şöyle gözükür:

78
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Kubilay Yıldız
Kubilay Yıldız
20.1K UP
İnceleyen10 9 saat önce
2800 yıllık bu destanı okurken zaman zaman yeryüzünde en yiğit savaşçıların kanlı düellolarına zaman zaman da Olympos'taki tanrıların arasında yaşanan entrikalara şahit oluyoruz. Bazense tanrıların doğrudan savaş meydanına inişini görüyoruz.

Bu uzun savaşın yaklaşık 52 günlük kesiti, aynı tarafta savaşan kralların çıkar çatışmaları çevresinde güç dengelerinin değişimini gözler önüne seriyor.

Aşil'in intikamını ve Hektor'un trajedisini okurken savaşın sebep olduğu o azılı öfke ve merhamet arasındaki gelgitleri karakterlerle birlikte yaşıyoruz.

Destanın son bölümünde bahsi geçen Niobe, Manisa'da yaşayan biri olarak eserle kurduğum bağa farklı bir anlam kattı.

Eserin şiirselliği koruyan çevirisi ve Azra Erhat'ın çok kapsamlı ön sözü de takdiri hak ediyor.
Kitap
10.0/10
(12 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CCXIX (219) - Eski Yunanca Aslından Çevirenler: Azra Erhat - A. Kadir
Yazar: Homeros
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
6m kadar boylanabilen, kışın yapraklarını döken, ağaç veya ağaççık formlu odunsu bir türdür. Gövde kabuğu mavimsi-esmer ve beyaz çizgilidir. Yapraklar tek tüysü bileşik; yaprakçıklar 5-7 adet, 5-8cm, yumurtamsı-eliptik formlu, sivri uçlu, kenarları ince dişlidir. Çiçeklenme Mayıs-Haziran aylarında; çiçek durumu birleşik salkım, 10-13cm boyda; çiçekler, 10mm uzunlukta, çan şeklinde, hoş kokulu; taç yapraklar 5 adet,beyaz renkte uç kısımları pembe veya kırmızımsı lekeli; taç yapraklar 5 adettir. Meyveler şişik kağıtımsı bir tohum kesesi (kapsül) fromunda, 2-3 bölmeli, 2-4cm boyda, Eylül-Kasım ayları arasında olgunlaşmaktadır. Tohumlar yenilebilir.
0
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Yapay Zeka konusunda geliştirebilirsin.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close