Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda!

Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda! Foundational Institute Research
16 dakika
24,088
Evrim Ağacı Akademi: Yapay Zekaya Giden Yol Yazı Dizisi

Bu yazı, Yapay Zekaya Giden Yol yazı dizisinin 1. yazısıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
Tüm Reklamları Kapat

İnsan yaşamının dünyadaki yükselişiyle karşılaştırılabilecek bir değişimin eşiğindeyiz.

Vernor Vinge

Tüm Reklamları Kapat

Burada duruyor olmak nasıl bir his?

image

Tüm Reklamları Kapat

Durması bayağı etkileyici bir yere benziyor — ama bir zaman çizelgesinde durmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlayalım: Sağınızda ne olduğunu göremiyorsunuz. Yani aslında orada durmak böyle bir his:

Uzak Gelecek — Pek Yakında

Bir zaman makinesine binip 1750'ye döndüğünüzü düşünün — dünyada elektriğin olmadığı, uzun mesafe iletişimin ya yüksek sesle bağırmak, ya da havaya top ateşlemek anlamına geldiği, ve tüm ulaşımın saman üzerinden gerçekleştiği bir zaman. Oraya vardığınızda, rastgele birini alıp 2015'e getiriyorsunuz ve etrafı gezdirip her şeye tepki göstermesini izliyorsunuz. Otobanda yarışan parlak kapsüller görmenin, okyanusun diğer tarafında bulunan biriyle konuşmanın, 1000 kilometre uzakta oynanan sporları izlemenin, 50 yıl önce gerçekleştirilen bir müzikal performansı dinlemenin, ve gerçek hayattan bir görüntü yakalayabileceği, yaşanan bir anı kaydedebileceği, nerede olduğunu gösteren hareketli doğaüstü mavi bir noktanın bulunduğu bir harita yaratabileceği, ülkenin diğer ucunda olsa bile biriyle yüz yüze konuşabileceği ve daha dünya dolusu sihir yapabileceği büyülü dikdörtgen kutumu kullanmanın onun için nasıl bir şey olduğunu anlamamız imkansız. Bunların hepsi ona interneti göstermenizden, ya da Uluslararası Uzay İstasyonunu, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nı, nükleer silahları veya genel görelilik gibi şeyleri açıklamadan önce hem de.

Onun için bu tecrübe şaşırtıcı veya şok edici veya dudak uçuklatıcı olmazdı—bu kelimeler yeterince büyük değil. Ölebilirdi bile.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Ama asıl ilginç şey şu — eğer 1750'ye geri döndükten sonra bizim onun tepkisini görmemizi kıskandıysa ve aynı şeyi denemeye karar verdiyse, zaman makinesine binip zamanda aynı mesafede geriye giderdi, 1500 civarı bir yıldan birini alıp 1750'ye getirir ve ona her şeyi gösterirdi. Ve 1500'den gelen adam birçok şeye şaşırırdı — ama ölmezdi. Onun için çok daha az delice bir tecrübe olurdu, çünkü 1500 ve 1750 bayağı farklı olsa da, 1750 ve 2015 kadar farklı değillerdi. 1500'deki adam uzay ve fizikle ilgili bazı akıl almaz şeyler öğrenirdi, Avrupa'nın şu emperyalizm modasını ne kadar sevdiğini görünce etkilenirdi, ve aklındaki dünya haritasında büyük değişiklikler yapması gerekirdi. Ama 1750'deki günlük yaşamı izlemek — ulaşım, iletişim, vb. — onu kesinlikle öldürmezdi.

Hayır, 1750'deki adam bizim onunla eğlendiğimiz kadar eğlenmek istiyorsa, onun çok daha geriye gitmesi gerekirdi — belki MÖ 12,000'e kadar falan, Tarım Devrimi'nin ilk şehirlere ve uygarlık fikrini doğurmasından öncesine kadar gitmesi gerekirdi. Eğer tamamiyle avcı-toplayıcı dünyasından biri — insanların aşağı yukarı bir başka hayvan türü olduğu zamandan biri — 1750'nin geniş insan imparatorluklarını, yükselen kiliselerini, okyanusu aşabilen gemilerini, “içeride” olma konseptlerini, ve devasa bilgi birikimlerini ve keşiflerini görse — muhtemelen ölürdü.

Ya o da öldükten sonra, kıskanıp aynı şeyi yapmak istese? Eğer 12,000 yıl öncesine, MÖ 24,000'e gidip birini tutsa MÖ 12,000'e getirse ve ona her şeyi gösterse, getirdiği herif “Ee napalım yani, kimin umrunda?” falan derdi. MÖ 12,000'deki herifin aynı eğlenceyi yaşaması için, 100 bin yıl öncesine gidip ateşi ve konuşma dilini ilk kez gösterebileceği birini getirmesi gerekirdi.

Birinin geleceğe gidip tecrübe edecekleri şoktan ölmeleri için, bir “öldüren gelişme seviyesi” [ya da bir Öldüren Gelişme Birimi (ÖGB)] yaşanmış kadar ileri gitmeleri gerekirdi. Demek ki avcı-toplayıcı zamanlarında bir ÖGB için 100,000 yıldan fazla süre geçmesi gerekiyordu, ama Tarım Devrimi sonrasında, yalnızca 12,000 yıl falan gerekti. Sanayi Devrimi sonrasında dünya o kadar hızlı gelişti ki 1750'deki birinin bir ÖGB yaşanmış olması için yalnızca birkaç yüzyıl ileri gitmesi gerekiyor.

Bu şablon —insan gelişiminin zaman ilerledikçe daha da hızlı ilerlemesi—, fütürist Ray Kurzweil'in “insan tarihinin İvme Kanunu” dediği şey. Bunun yaşanmasının sebebi daha gelişmiş uygarlıkların, az gelişmiş uygarlıklara göre daha hızlı gelişme kabiliyetine sahip olmaları — çünkü daha gelişmişler. 19. yüzyılda insanlık, 15. yüzyıla göre daha fazla bilgiye ve daha gelişmiş teknolojiye sahipti, bu yüzden insanlığın 19. yüzyılda 15. yüzyıla göre daha ileri gelişmeler yaşaması şaşılacak bir şey değil — 15. yüzyıldaki insanlık, 19. yüzyıldaki insanlığın dengi değildi.

Tüm Reklamları Kapat

Bu daha küçük ölçeklerde de çalışıyor. Geleceğe Dönüş filmi 1985'te çıktı, ve “geçmiş” 1955'te yer aldı. Filmde, Michael J. Fox 1955'e döndüğünde, televizyonun yeniliği, soda fiyatları, kulak tırmalayan elektro gitarların henüz popülerleşmemiş olması ve argodaki farklılıklar tarafından şaşkınlığa uğratılmıştı. Farklı bir dünyaydı, evet — ama eğer film bugün çekilseydi ve geçmiş 1985'te yer alsaydı, film daha büyük farklılıklarla daha eğlenceli olabilirdi. Karakterimiz; kişisel bilgisayarlar, internet veya cep telefonlarının olmadığı bir zamanda olurdu — filmdeki Marty McFly 1955'te kendini ne kadar zamanının dışında hissettiyse, bugünün Marty McFly'ı — yani 90'ların sonlarına doğru doğan bir genç, 1985'te kendini zamanının çok daha dışında hissederdi.

Bunun sebebi az önce bahsettiğimiz şeyin sebebiyle aynı — İvme Kanunu. 1985 ve 2015 arasındaki ortalama gelişme hızı, 1955 ve 1985 arasındakinden fazlaydı — çünkü 1985-2015 arasında dünya, daha gelişmiş bir dünyaydı —. Son 30 yılda, ondan önceki 30 yıla kıyasla daha çok değişim yaşandı.

Yani — gelişmeler büyüdükçe büyüyor ve çok, çok daha hızlı yaşanıyor. Bu geleceğimizle ilgili etkileyici bazı şeyler söylüyor, değil mi?

Kurzweil, 20. yüzyılda yaşanan bütün gelişmelerin, 2000 yılındaki gelişme hızıyla yalnızca 20 yılda tamamlanabileceğini söylüyor — diğer bir deyişle, 2000 yılında gelişme hızı, 20. yüzyıldaki ortalama gelişme hızından beş kat daha hızlıydı. 20. yüzyıl değerinde bir gelişmenin 2000 ile 2014 arasında yaşandığına, ve 20. yüzyıl değerinde bir gelişmenin daha 2021'e kadar yaşanacağına inanıyor, yalnızca yedi yıl içinde. Birkaç on yıl sonra, 20. yüzyıl değerinde bir gelişmenin aynı yıl içinde birkaç kez yaşanacağına, biraz daha süre sonra ise, bir aydan kısa sürede yaşanacağına inanıyor. Yani neticede Kurzweil, İvme Kanunu dolayısıyla 20. yüzyılda yaşanan gelişmenin 1,000 katının 21. yüzyılda yaşanacağına inanıyor.

Tüm Reklamları Kapat

Eğer Kurzweil ve ona katılanlar haklıysa, 1750'deki adamın 2015'te şaşırdığı kadar biz de 2030'da şaşırabiliriz — yani bir sonraki ÖGB yalnızca birkaç on yıl içinde yaşanabilir — ve 2050'de dünya bugünkünden o kadar farklı olabilir ki tanıyamayabiliriz bile.

Bu bilim kurgu değil. Sizden veya benden daha akıllı ve bilgili birçok bilim insanının inandığı bir şey bu — ve tarihe bir göz atarsak, mantıken tahmin etmemiz gereken şey de bu.

O zaman neden, “dünya 35 yıl sonra tamamen tanınamayacak bir halde olabilir” gibi bir şey dediğimde, içinizden “Güzelmiş... Ama yok ya...” diyorsunuz? Geleceğe dair acayip tahminlere karşı şüpheci bir tavır takınmamızın üç sebebi var:

1) Konu tarih olduğunda, düz çizgiler halinde düşünüyoruz. Önümüzdeki 30 yıldaki gelişmeyi hayal ederken, önceki 30 yılı göz önüne alıyoruz. 21. yüzyılda dünyanın ne kadar değişeceğini düşünürken, 20. yüzyıldaki gelişmeyi alıp 2000 yılına ekliyoruz. 1750'deki adamımızın 1500'ten birini getirip kendisinin aynı mesafe kadar gelecekte yaşadığı şaşkınlığı yaşamasını beklerken yaptığı hata da buydu. Üstel düşünmemiz gerekirken doğrusal düşünmemiz gayet içgüdüsel bir olay. Eğer biri bu konuda daha akıllıca düşünmek isterse, önümüzdeki otuz yılın gelişmesini önceki otuz yıla bakarak değil de, şu anki gelişme hızını göz önüne alarak tahmin edebilir. Daha isabetli olurdu, ama yine de oldukça isabetsiz. Gelecek hakkında doğru bir biçimde düşünmek için, şeylerin şu anda ilerlediklerinden çok daha hızlı ilerlediklerini hayal etmeniz gerek.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Judy Bloome Seti (Hediyeli)

Karamel Dizisi

Judy Blume

-8 yaş ve üzeri-

Judy Blume’un ilki 70’lerde çıkan ve yoğun ilgi üzerine onar yıl arayla yayımlanmaya devam eden “Karamel” dizisi tüm dünyada milyonlar satmış, yirmiden fazla dile çevrilmiş, okurları tarafından yıllar geçse de okunmaya devam etmiştir.

Kendisi de eğitim okumuş, kendi çağına göre son derece açık fikirli bir çocuk eğitimi anlayışı geliştiren yazar, Karamel karakterini kendi oğlundan esinlenerek yaratmış, küçüklüğünde oğlu da uçuk kaçık, yadırganan bir çocukmuş, hatta sağlığından şüphe edenler bile olmuş. Yazar aldırış etmeden oğlunun yaratıcılığını desteklemeye devam etmiş. Kitapları da bunu yansıtmaktadır.

“Çocukların ne düşündüğünü çok iyi bilen ve onu son derece samimi ve komik bir dille aktarabilen muhteşem bir yazar.”

—The New York Times

“Judy Blume gibi çocuk dünyasını çok iyi anlayan ve bu anlayışı mizahla birleştiren yetenekli bir yazarı takip etmek büyük zevk.”

—Publishers Weekly

“Hayatın -komik ya da üzücü- ince ayrıntılarını gören bir yazar.”

—Booklist

**********

Karamel Dizisi I:

Dördüncü Sınıfa Giden Bir Hiçin Hikâyesi

Judy Blume

Peter’in hayattaki en büyük derdi iki buçuk yaşındaki kardeşi Karamel. Hayal gücü çok kuvvetli, özgür ruhlu, zıpır bir çocuk olan Karamel büyüklerin göz bebeği fakat Peter ile kaplumbağası Tıptıp için tam bir baş belası! Sürekli ayak altında dolaşıp elini sürdüğü her şeyi berbat ediyor, öfkelenince kendini yere atıp avaz avaz bağırıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Tıptıp’a göz dikince Peter’in sabrı taşıyor. Peki, ailesinin biraz da kendisine ilgi göstermesini nasıl sağlayabilir?

Dördüncü Sınıfa Giden Bir Hiçin Hikâyesi dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin ilk kitabı.

Karamel Dizisi II:

Süper Karamel

Judy Blume

On iki yaşındaki Peter, baş belası kardeşi Karamel’in yarattığı kargaşadan uzaklaşmak için çareler ararken bir kardeşi daha olacağını ve ailece bir seneliğine küçük bir sahil kasabasına taşınacaklarını öğreniyor. Kimseyi tanımadığı bir yerde Karamel’le aynı okula gitme fikrine alışmaya çalışırken içini kemirip duran bir soru var: Ya yeni doğacak kardeşi de Karamel’e benzerse?

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin ikinci kitabı Süper Karamel’de tüm kaygılarına rağmen Peter’i ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte sürprizlerle dolu neşeli günler bekliyor.

Karamel Dizisi III:

Karamel Çılgınlığı

Judy Blume

Peter’i canından bezdiren kardeşi Karamel bu kez de Peter’in baş düşmanı Sheila Tubman’la evlenmeye karar veriyor. Bu da yetmezmiş gibi Peter ailece yaz tatilini geçirecekleri evi Sheila ve ailesiyle paylaşacaklarını öğreniyor! İki geniş aile ve birbirinden renkli komşularla müthiş bir tatil macerası Peter’i bekliyor.

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin üçüncü kitabı Karamel Çılgınlığı’nda Peter ailesi, komşuları ve dostlarıyla unutulmaz bir yaz tatili geçiriyor.

Karamel Dizisi IV:

Çifte Karamel

Judy Blume

Karamel’in yeni tutkusu para. Evde yaptığı “Karamel Papelleri”yle aklına gelen her şeyi satın almayı saplantı haline getirince Peter ve ailesi darphane gezisi yapmaya karar verir. Gezide yıllardır haber almadıkları akrabalarıyla karşılaşır ve kendilerini çılgın bir maceranın içinde bulurlar. Peter kardeşinden çektikleri yetmezmiş gibi bu kez de birbirinden sinir bozucu ikiz kuzenleri ve Karamel’le aynı adı taşıyan, yaramazlıkta da ondan hiç aşağı kalmayan küçük erkek kardeşleri Minik Karamel’le uğraşmak zorunda kalır!

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin son kitabı Çifte Karamel’de Peter ailesiyle yardımlaşarak hep birlikte içine düştükleri çılgın macerayı atlatmaya çalışıyor.

Tanrım Orada Mısın? Benim Margaret
Judy Blume

-10 yaş ve üzeri-

New York’un merkezinden New Jersey’in dışında bir mahalleye taşınan Simon ailesinin on iki yaşındaki üyesi Margaret’ın ağzından yazılmış, klasikleşmiş bir ilkgençlik romanı.

Kitapta, yeni bir semte taşınan, yeni bir okula başlayan ve yeni arkadaşlıklar edinen Margaret’ın, ailesi ve arkadaşlarıyla güven ve sevgiye dayalı ilişkiler kurmasına, ergenlikle bedenindeki değişimleri yaşarken hissettiği heyecan ve kaygılarına tanık oluyoruz. En önemlisi de kendi dinsel inancına karar verme sürecine; bu süreçteki iç sesine, aklını kurcalayan meselelerle ilgili Tanrıyla konuşmasına.

Çocuk ve gençlik kitapları onlarca ülkede yayımlanan Judy Blume’un 2021’de sinemaya uyarlanan bu hikâyesi ilk yayımlandığı 1970’ten bu yana tüm dünyada her yaştan okurun zevkle okuduğu bir klasik.

“Çocukların ne düşündüğünü çok iyi bilen ve onu son derece samimi ve komik bir dille aktarabilen muhteşem bir yazar.”

—The New York Times

“Judy Blume gibi çocuk dünyasını çok iyi anlayan ve bu anlayışı mizahla birleştiren yetenekli bir yazarı takip etmek büyük zevk.”

—Publishers Weekly

“Hayatın (komik ya da üzücü) ince ayrıntılarını gören bir yazar.”

—Booklist

Pizza ve Oskar ( Hediye )

Achim Bröger

Neşeli ve biraz da tombik Pizza bir gün, hayvanat bahçesini ziyaret eden insanları izleyerek konuşmayı öğrenen Oskar adında küçük bir fille tanışır. Oskar hayvanat bahçesinin, Pizza ise sürekli televizyon izleyen ailesinin sıkıcılığından dert yanarken, aniden Oskar’ın anavatanı Afrika’ya gitmek istemesiyle her ikisinin de hayatına renk katacak, eğlence ve macera dolu güzel arkadaşlıkları başlar.

Achim Bröger’in otuz yıldır yayımlanmaya devam eden ve artık bir çocuk klasiği olarak kabul edilen Pizza ve Oskar’ı, karşılaştıkları tüm sorunları birlikte çözmeyi başarabilen iki cesur arkadaşın heyecan dolu serüvenlerine hepinizi davet ediyor!

Üç macera tek kitapta!

Pizza ve Oskar Afrika’yı Arıyor

Pizza ve Oskar Macera Peşinde

Pizza ve Oskar Okul Yolunda

Devamını Göster
₺500.00
Judy Bloome Seti (Hediyeli)
  • Dış Sitelerde Paylaş

2) Yakın geçmişin gidişatı genelde çarpıtılmış bir öykü anlatıyor. Öncelikle, sarp bir üstel eğri bile yalnızca ufak bir kısmına baktığınızda doğrusal durur, tıpkı büyük bir çemberin ufak bir kısmına yakından baktığınızda neredeyse düz bir çizgiye benzemesi gibi. İkinci olarak, üstel büyüme tamamiyle düz ve tek şekilli değil. Kurzweil, gelişmenin “S eğrileri” şeklinde yaşandığını açıklıyor:

Bir S, yeni bir paradigma dünyaya yayıldığında oluşan gelişme dalgası tarafından yaratılıyor. Eğri üç evreden geçiyor:

  1. Yavaş büyüme (üstel büyümenin erken safhası)
  2. Hızlı büyüme (üstel büyümenin son, patlayıcı safhası)
  3. Söz konusu paradigma olgunlaştıkça bir düzleşme

Eğer yalnızca yakın geçmişe bakarsanız, S eğrisinin şu an üzerinde bulunduğunuz parçası, gelişmin ne kadar hızlı yaşandığını görmenize engel olabilir. 1995 ve 2007 arasındaki süre zarfı internetin patlamasını, Microsoft, Google ve Facebook'un halk arasında yaygınlaşmasını, sosyal medyanın doğuşunu, ve cep telefonlarının, sonra da akıllı telefonların tanıtımını gördü. 2. Evre buydu: S'nin ani büyüme kısmı. Ama 2008-2015 arası, teknolojik açıdan bakarsak, daha az çığır açıcı oldu. Bugün gelecek hakkında düşünen birisi, şu anki gelişme hızını ölçmek için son birkaç yılı inceleyebilir, ama bu büyük resmi kaçırmak olur. Hatta, tam şu an, yeni ve kocaman bir 2. Evre büyümesi hazırlanma safhasında olabilir.

3) Kişisel tecrübemiz bizi gelecek hakkında adeta inatçı ihtiyarlar yapıyor. Dünya hakkındaki düşüncelerimizi kişisel tecrübelerimize dayandırıyoruz, ve bu tecrübe yakın geçmişteki gelişme hızını kafalarımıza “işlerin işleyişi” olarak kazımış durumda. Tecrübemizden gelecek hakkında tahminler yapan hayal gücümüz tarafından da sınırlanmış durumdayız — ama genelde, bildiğimiz şeyler bize gelecek hakkında doğru tahminler yapmak için gereken şeyleri vermiyor. Gelecek hakkında, bizim tecrübeye dayalı “işlerin nasıl işlediği fikri"yle çelişen bir tahmin duyduğumuzda, içgüdümüz bunun saf bir tahmin olduğunu söylüyor. Eğer size, bu yazının ilerleyen kısımlarında, 150 veya 250 yaşına kadar yaşayabileceğinizi, hatta ölmeyeceğinizi söylesem, içgüdünüz "Saçmalık ya — eğer tarihten bildiğim tek bir şey varsa, o da herkesin öldüğüdür.” der. Ve evet, geçmişte ölmeyen kimse olmadı. Fakat uçaklar icat edilmeden önce uçak uçuran kimse de olmamıştı.

Yani bu yazıyı okurken içinizden geçen “yok ya” hissi size doğru gibi gelse de, muhtemelen yanlış. Gerçek şu ki, eğer duruma gerçekten mantıksal yaklaşıyorsak ve tarihsel şablonların devam etmesini bekliyorsak, önümüzdeki yıllar içinde beklediğimizden çok, çok, çok daha fazlasının değişeceği sonucuna varmalıyız. Mantık ayrıca şunu iddia ediyor: eğer bir gezegendeki en gelişmiş canlı türü ileri doğru daha büyük adımlar atmaya hızlanarak devam ediyorsa, bir noktada, o kadar büyük bir adım atacaktır ki, bilinen kadarıyla yaşamı ve insan olmanın ne anlama geldiğini tamamen değiştirecektir. Tıpkı evrimin, insanoğluna doğru çok büyük bir sıçrama yapana dek zekaya doğru büyük adımlar atmaya devam etmiş olması, ve insanoğluna yaptığı sıçramadan sonra her canlı için Dünya'da yaşamanın ne anlama geldiğini kökten değişmiş olması gibi. Ve eğer bilim ve teknolojide günümüzde neler yaşandığını öğrenmeye biraz vakit ayırıyorsanız, bildiğimiz kadarıyla yaşamın bir sonraki adıma karşı koyamayacağının belirtilerini görmeye başlarsınız.

Süperzeka'ya Giden Yol

YZ Nedir?

Eğer siz de benim gibiyseniz, Yapay Zeka'nın absürd bir bilim kurgu konsepti olduğunu düşünüyordunuz, ama son zamanlarda bu konuyu ciddi insanların konuştuğunu duyuyorsunuz ve tam olarak kavrayamıyorsunuz.

Birçok insanın YZ terimi hakkında kafasının karışık olmasının üç sebebi var:

1) YZ'yi filmlerle ilişkilendiriyoruz. Yıldız Savaşları. Terminatör. 2001: Bir Uzay Destanı. Hatta Jetgiller. Bunların hepsi kurgu, robot karakterler de. O yüzden YZ de biraz kurgu gibi geliyor bize.

2) YZ geniş bir konu. Telefonunuzun hesap makinesinden sürücüsüz arabalara ve gelecekte dünyayı önemli ölçüde değiştirebilecek bir şeye kadar dağılım gösteriyor. YZ bunların hepsini kapsıyor, bu da biraz kafa karıştırıcı haliyle.

3) Günlük yaşamlarımızda YZ'yi sürekli kullanıyoruz, ama YZ olduğunun genelde farkında olmuyoruz. 1956'da “Yapay Zeka” terimini bulan John McCarthy, “YZ çalıştığında artık kimsenin ona YZ demediğinden” şikayetçiydi. Bu fenomen yüzünden, YZ kulağa genellikle bir gerçeklikten ziyade efsanevi bir gelecek tahmini gibi geliyor. Aynı zamanda, geçmişten gelen ve hiçbir zaman meyve verememiş olan bir pop konsepti gibi duruyor. Ray Kurzweil, YZ'nin 1980'lerde solduğunu söyleyen insanlar duyduğunu, kendilerini “2000li yılların başlarında nokta-com iflasıyla internetin öldüğü konusunda ısrarcı olanlara” benzettiğini söylüyor

Tüm Reklamları Kapat

Şimdi bunları bir düzene sokalım. Birincisi, robotları düşünmeyi bırakın. Bir robot, bazen insan biçimini taklit eden, bazen ise etmeyen bir taşıyıcı sadece — YZ ise, robotun içindeki bilgisayar. YZ beyin, robot ise vücudu — varsa tabii. Örneğin, Siri'nin ardındaki yazılım ve veri Yapay Zeka, duyduğumuz kadın sesi o Yapay Zekanın kişileştirilmiş hali. İşin içinde robot falan yok gördüğünüz üzere.

İkincisi, muhtemelen “tekillik” veya “teknolojik tekillik” terimini duymuşsunuzdur. Bu terim matematikte normal kuralların geçerliği olmadığı asimptot gibi bir durumu tanımlamak için kullanılıyor. Fizikte ise Büyük Patlama'dan önce hepimizin içinde sıkışık halde olduğu sonsuz derecede küçük, yoğun bir kara delik ya da nokta gibi bir fenomeni tanımlamak için kullanılıyor. Yineleyelim, genel kuralların geçerli olmadığı durumlar. Vernor Vinge, 1993'te yazdığı ünlü bir makalesinde bu terimi gelecekte teknolojimizin zekasının bizimkini geçtiği bir noktaya uyarladı — bu noktada, bildiğimiz kadarıyla yaşam sonsuza dek değişmiş olacak ve normal kurallar artık geçerli olmayacak. Ray Kurzweil daha sonra işleri biraz daha karıştırdı ve tekilliği şöyle tanımladı: İvme Kanunu'nun uç bir hıza ulaştığı, teknolojik gelişmenin sonsuz görünen bir hızda gerçekleştiği ve sonrasında tamamen yeni bir dünyada yaşayacağımız bir zaman. Günümüzdeki birçok YZ düşünürünün bu terimi kullanmayı bıraktığını öğrendim, kafa karıştırıcı zaten, o yüzden burada pek kullanmayacağım (bu fikre odaklanacak olsak da).

Son olarak, YZ geniş bir konsept olduğu için birçok farklı YZ tipi veya biçimi olsa da, düşünmemiz gereken kritik kategoriler YZ'nin kapasitesine bağlı. Üç ana kapasite kategorisi var:

YZ Kapasite 1) Yapay Dar Zeka (YDZ): Bazen Zayıf YZ olarak da isimlendirilen Yapay Dar Zeka, bir alanda uzmanlaşan YZ'dir. Satrançta dünya şampiyonunu yenebilen bir YZ var, ama yapabildiği tek şey bu. Bir hard diskte veri depolamanın daha iyi bir yolunu bulmasını söyleyin, size boş boş bakacaktır.

Tüm Reklamları Kapat

YZ Kapasite 2) Yapay Genel Zeka (YGZ): Bazen Güçlü YZ veya İnsan Seviyesinde YZ olarak da isimlendirilen Yapay Genel Zeka, her konuda bir insan kadar akıllı bir bilgisayardır — bir insanın yapabileceği herhangi bir düşünsel aktiviteyi gerçekleştirebilecek bir makine. YGZ'yi yaratmak YDZ'yi yaratmaktan çok daha zor bir iştir, ve henüz başarabilmiş değiliz. Profesör Linda Gottfredson zekayı “diğer şeylere ek olarak, akıl yürütme, planlama, problem çözme, soyut düşünme, kompleks fikirleri kavrama, hızlı öğrenme, ve tecrübeden öğrenme yeteneklerini içeren genel bir düşünsel kabiliyet” olarak tanımlıyor. YGZ tüm o şeyleri en az sizin kadar kolay yapabilir.

YZ Kapasite 3) Yapay Süperzeka (YSZ): Oxford'lu filozof ve önde gelen YZ düşünürlerinden Nick Bostrom, süperzekayı “bilimsel yaratıcılık, genel bilgelik ve sosyal yetenekler dahil olmak üzere neredeyse her alandaki en iyi insan beyinlerinden çok daha akıllı olan bir zeka” olarak tanımlıyor. Yapay Süperzeka, bir insandan birazcık daha akıllı olan bir bilgisayardan milyarlarca kat akıllı olan bir bilgisayara kadar hepsini kapsıyor. Yapay Zeka konusunun bu kadar çetrefilli olmasının ve hem ölümsüzlük, hem de yok olma kelimelerinin bu yazılarda birden fazla geçecek olmasının sebebi YSZ.

Şu an insanlık YZ'nin en düşük kapasitesini —YDZ'yi— birçok şekilde zaptetti ve her yerde kullanıyor. YZ Devrimi YDZ'den, YGZ aracılığıyla YSZ'ye giden bir yol — sağ kurtulamayabileceğimiz bir yol, ama ne olursa olsun her şeyi değiştirecek bir yol.

Bu alanda önde gelen düşünürlerin bu yol hakkındaki düşüncelerine ve bu devrimin neden düşündüğünüzden daha yakın bir zamanda gerçekleşebileceğine yakından bir göz atalım:

Tüm Reklamları Kapat

Şu An Neredeyiz — YDZ ile İşleyen Bir Dünya

Yapay Dar Zeka, belirli bir konuda insan zekası veya verimliliğine eşit, ya da daha ileride olan makine zekasıdır. Birkaç örnek:

  • Arabalar YDZ sistemleriyle doludur: ABS fren sisteminin ne zaman devreye gireceğini belirleyen biglisayardan, yakıt enjeksiyonu parametrelerini ayarlayan bilgisayara kadar. Google'ın şu sıralar test edilen sürücüsüz arabası, çevresini algılayan ve ona göre tepki veren güçlü YDZ sistemlerini içeriyor.
  • Telefonunuz adeta ufak bir YDZ fabrikası. Harita uygulamasını kullanarak yol bulduğunuzda, Spotify'dan zevkinize uygun müzik tavsiyeleri aldığınızda, yarının hava durumuna baktığınızda, Siri'yle konuştuğunuzda, ya da başka düzinelerce günlük aktivitede YDZ kullanıyorsunuz.
  • Epostanızın spam filtresi klasik bir YDZ — neyin spam olup neyin olmadığını belirlemek için önceden yüklenen bilgilerle başlıyor, sonra sizin yaptığınız belirli seçimlerle tecrübe kazanarak öğreniyor ve zekasını size göre düzenliyor. Nest Termostat da günlük düzeninizi öğrenip ona göre hareket ederek aynı şeyi yapıyor.
  • Hani Amazon'da bir ürün aradıktan sonra başka bir sitede o ürünü “sizin için önerilenler” kısmında görünce ya da Facebook kimi arkadaş olarak eklemenizi söylediğinde biraz tırsıyorsunuz ya? İşte o YDZ sistemlerinden oluşan bir ağ, kim olduğunuz ve nelerden hoşlandığınız hakkında birbirlerini bilgilendiriyorlar, sonra da bu bilgilerle size ne göstereceklerini belirliyorlar. Amazon'un “Bunu alanlar bunları da aldı…” olayı da bu — görevi milyonlarca müşterinin davranışlarından bilgi toplayıp bu bilgileri sentezleyerek size daha fazla şey satmak olan bir YDZ sistemi.
  • Google Translate bir başka klasik YDZ sistemi — belirli bir görevde etkileyici derecede iyi olan bir sistem. Ses tanıma da bir örnek ve bu iki YDZ'yi takım olarak kullanarak bir dilde konuştuğunuz cümleyi bir başka dilde sesli olarak söyleyen birçok uygulama var.
  • Uçağınız indiğinde hangi kapıya gitmesi gerektiğini belirleyen bir insan değil, biletinizin fiyatını belirleyenin de bir insan olmadığı gibi.
  • Dünyanın en iyi dama, satranç, scrabble, tavla ve othello oyuncularının hepsi YDZ sistemleri.
  • Google, sayfaları sıralayıp size ne göstereceği konusunda inanılmaz derecede sofistike metodlara sahip büyük bir YDZ beyni. Facebook'un Haber Kaynağı kısmı da aynı şekilde.

Ve bunlar yalnızca tüketici dünyasında olanlar. Sofistike başka YDZ sistemleri askeri, imalat ve finans (yüksek frekanslı algoritmik YZ borsacıları, ABD borsasındaki hisse senetlerinin yarısından sorumlu) gibi sektörlerde, ve doktorların teşhis koymalarına yardımcı olan uzman sistemlerde kullanılıyor. En ünlü olanıysa IBM'in, en usta Jeopardy şampiyonlarını kolayca yenebilecek kadar bilgi bulunduran ve Trebek'in çekingen konuşmasını rahatça anlayabilen Watson isimli sistemi. 

YDZ sistemleri şu anki halleriyle korkutucu değiller. En kötü ihtimalle, hatalı veya yanlış programlanmış bir YDZ, bir güç nakil şebekesini devre dışı bırakmak, nükleer santral arızasına sebep olmak, veya bir borsa felaketine (bir YDZ programının beklenmedik bir duruma yanlış tepki gösterip menkul kıymetler borsasını kısa süreli bir düşüşe geçirerek beraberinde 1 trilyon dolar götürdüğü 2010'daki Flash Crash gibi) yol açmak gibi izole felaketlere neden olabilir.

Fakat YDZ varoluşsal bir tehdite yol açacak kabiliyete sahip değil. Ama bu zararsız YDZlerden oluşan büyük ve karmaşık ekosistemi, yolda olan ve dünyayı değiştirecek fırtınanın bir öncüsü olarak görmeliyiz. Her yeni YDZ buluşu YGZ ve YSZ'ye giden yola bir tuğla daha ekliyor. Veya Aaron Saenz'in gördüğü üzere, dünyamızın YDZ sistemleri “dünyamızın ilkel bataklıklarındaki amino asitler gibi” — beklenmedik bir gün uyanan yaşamın cansız kaynakları gibi yani...

Bu konuya ikinci yazımızda devam edeceğiz.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Evrim Ağacı Akademi: Yapay Zekaya Giden Yol Yazı Dizisi

Bu yazı, Yapay Zekaya Giden Yol yazı dizisinin 1. yazısıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
77
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İçerikle İlgili Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 44
  • Muhteşem! 20
  • Merak Uyandırıcı! 11
  • İnanılmaz 10
  • Bilim Budur! 9
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 9
  • Umut Verici! 8
  • Güldürdü 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Wait But Why? | Arşiv Bağlantısı
  • N. Bostrom. (2014). Superintelligence: Paths, Dangers, Strategies. ISBN: 0199678111. Yayınevi: Oxford University Press.
  • J. Barrat. (2013). Our Final Invention: Artificial Intelligence And The End Of The Human Era. ISBN: B00CQYAWRY. Yayınevi: Thomas Dunne Books.
  • R. Kurzweil. (2006). The Singularity Is Near: When Humans Transcend Biology. ISBN: 0143037889. Yayınevi: Penguin Books.
  • N. J. Nilsson. (2009). The Quest For Artificial Intelligenc. ISBN: 0521122937. Yayınevi: Cambridge University Press.
  • S. Pinker, et al. (2014). How The Mind Works. ISBN: 1491514965. Yayınevi: Brilliance Audio.
  • V. Vinge. The Coming Technological Singularity: How To Survive In The Post-Human Era. (1 Ocak 1993). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: SDSU | Arşiv Bağlantısı
  • E. Davis. (2014). Ethical Guidelines For A Superintelligence. NYU Department of Computer Science, sf: 1-5. | Arşiv Bağlantısı
  • N. Bostrom. How Long Before Superintelligence?. (12 Mart 2008). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Nick Bostrom | Arşiv Bağlantısı
  • V. C. Müller, et al. Future Progress In Artificial Intelligence: A Survey Of Expert Opinion. (1 Ocak 2014). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Nick Bostrom | Arşiv Bağlantısı
  • M. Y. Vardi. (2012). Artificial Intelligence: Past And Future. Communications of the ACM, sf: 5. | Arşiv Bağlantısı
  • N. Bostrom. Nick Bostrom On Superintelligence. (1 Aralık 2014). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: EconTalk | Arşiv Bağlantısı
  • R. Roberts. Bostrom Follow-Up. (2 Temmuz 2019). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: EconTalk | Arşiv Bağlantısı
  • S. Armstrong, et al. (2012). How We’re Predicting Ai—Or Failing To. Beyond AI: Artificial Dreams, sf: 52-75. | Arşiv Bağlantısı
  • S. Russell, et al. (2009). Artificial Intelligence: A Modern Approach. ISBN: 0136042597. Yayınevi: Pearson.
  • G. Marcus. Hyping Artificial Intelligence, Yet Again. (31 Aralık 2013). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The New Yorker | Arşiv Bağlantısı
  • S. Pinker. (2019). Could A Computer Ever Be Conscious?. University of Manchester, sf: 1-3. | Arşiv Bağlantısı
  • C. Shulman. (2010). Basic Ai Drives And Catastrophic Risks. The Singularity Institute. | Arşiv Bağlantısı
  • World Economic Forum. (Rapor, 2015). Global Risks 2015. Not: http://www3.weforum.org/docs/WEF_Global_Risks_2015_Report15.pdf.
  • J. R. Searle. What Your Computer Can’t Know. (9 Ekim 2014). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: The New York Review of Books | Arşiv Bağlantısı
  • J. Lanier. One Half A Manifesto. (11 Ekim 2000). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Edge | Arşiv Bağlantısı
  • B. Joy. Why The Future Doesn't Need Us. (4 Ocak 2000). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: Wired | Arşiv Bağlantısı
  • P. Allen, et al. The Singularity Isn't Near. (12 Ekim 2011). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: MIT Technology Review | Arşiv Bağlantısı
  • R. Kurzweil. Don't Underestimate The Singularity. (19 Ekim 2011). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: MIT Technology Review | Arşiv Bağlantısı
  • S. Hawking, et al. Transcending Complacency On Superintelligent Machines. (19 Nisan 2014). Alındığı Tarih: 2 Temmuz 2019. Alındığı Yer: HuffPost | Arşiv Bağlantısı
  • H. L. Dreyfus. (1992). What Computers Still Can't Do: A Critique Of Artificial Reason. ISBN: 0262540673. Yayınevi: MIT Press.
  • S. Armstrong. (2014). Smarter Than Us: The Rise Of Machine Intelligence. ISBN: B00IB4N4KU. Yayınevi: Machine Intelligence Research Institute.
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/04/2024 12:48:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/444

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Yavru
Tardigrad
Olumsuz
Yeşil
Yüz
Tarih
Hızlı
Devir
Koronavirüs
Ekonomi
Gözlem
Vegan
Antik
Öğrenme Alanı
Yatay Gen Transferi
Genom
Jinekoloji
Süt
Tehlike
Fotosentez
Abiyogenez
Kuyruk
Sağlık Personeli
Odontoloji
Neandertal
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
. T. Urban, et al. Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda!. (12 Kasım 2016). Alındığı Tarih: 13 Nisan 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/444
Urban, . T., Özel, M., Bakırcı, Ç. M. (2016, November 12). Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda!. Evrim Ağacı. Retrieved April 13, 2024. from https://evrimagaci.org/s/444
. T. Urban, et al. “Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda!.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Mert Özel, Evrim Ağacı, 12 Nov. 2016, https://evrimagaci.org/s/444.
Urban, Tim. Özel, Mert. Bakırcı, Çağrı Mert. “Süperzeka’ya Giden Yol Çok Yakınımızda!.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Mert Özel. Evrim Ağacı, November 12, 2016. https://evrimagaci.org/s/444.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close