Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Jüpiter Güneş Sistemi'nde 5. sırada yer alır ve en büyük gezegendir. Jüpiteri'n kütlesi, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenlerin kütlesinin toplamından 2 kat büyüktür. Jüpiter'in dışarıdan bakıldığında görülen çizgileri ve kıvrımları; soğuk, rüzgarlı, amonyak ve su buharlarıyla kaplı, hidrojen ve helyumdan oluşan atmosferinde bulunur. Hepimizin fotoğraflarda gördüğü Jüpiter'deki "Büyük Kırmızı Nokta" olarak adlandırılan fırtına, Dünya'dan daha büyüktür.

Jüpiter'in etrafı 79 adet kendi uydusuyla çevrilidir. Bilim insanlarının ilgisini en çok Galileo Uyduları ile çekmektedir. Bu uydular ismini 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedildiği için almıştır. Galileo uyduları isimleri; IO, Europa, Ganymede ve Callisto'dir. Ayrıca Jüpiterin de halkaları vardır. Ancak Satürn'ün halkaları gibi buzdan değil tozdan oluşmakta ve daha soluktur. Bu yüzden görünmesi de bir o kadar zordur.

Boyutu ve Uzaklığı

Jüpiter'in yarı çapı 69.911 km'dir. Dünyadan 11 kat daha geniştir. Örnek verecek olursak, eğer Dünya 10 kuruş büyüklüğünde bir madeni para olsaydı, Jüpiter onun yanında bir basketbol topu olurdu.

Jüpiterin Güneş'e olan uzaklığı 778 milyon kilometredir. Bu 5.2 au (astronomik mesafe) yapar. 1 astronomik mesafe Dünya ile Güneş arasındaki uzaklıktır. Güneşten çıkan ışınlar Jüpitere 43 dakika ulaşır. Yani o mesafe ışık hızıyla gidilecek olursa, yolculuk 43 dakika sürer.

İskoçya'nın Edinburgh kentinde bulunan bir Jüpiter işareti. Jüpiter, Dünya'ya en yakın olduğu zaman 588 milyon kilometre, en uzak olduğu zaman 968 kilometre uzaktadır. Sanıyoruz işarette olabileceği en uzak mesafe, hata payıyla birlikte verilmektedir.
İskoçya'nın Edinburgh kentinde bulunan bir Jüpiter işareti. Jüpiter, Dünya'ya en yakın olduğu zaman 588 milyon kilometre, en uzak olduğu zaman 968 kilometre uzaktadır. Sanıyoruz işarette olabileceği en uzak mesafe, hata payıyla birlikte verilmektedir.

Yörünge ve Rotasyon

Jüpiter, Güneş Sistemi içerisinde en kısa gün uzunluğuna sahip gezegendir. Jüpiter için bir gün 10 saat sürer. Bu Jüpiter'in kendi etrafında bir tur atması için gereken süredir. Jüpiter'in Güneş etrafında 1 tam tur atması için gereken süre ise 12 Dünya yılıdır (ya da 4333 Dünya günü).

Jüpiter Güneş etrafında dönerken yalnızca 3 derecelik bir eğim yapar. Bu demek oluyor ki, Jüpiter diğer gezegenlerdeki gibi çeşitli mevsimler yoktur. Dünya'da ise bu eğim 23.5 derecedir ve mevsimleri oluşturan faktör budur.

Jüpiter öylesine büyüktür ki, gezegenin yörüngesinin merkezi diğer gezegenlerinki gibi Güneş'in yarıçapı boyunca bir noktada değil, Güneş'in yarıçapının 1.07 katı uzakta bir noktadadır. Bu konuyu daha iyi anlamak için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Jüpiter'in Güney Yarımküre'ye doğrudan bakıldığında nasıl göründüğünü anlamak isteyen bilim insanları, Cassini Uzay Aracı'nın gönderdiği 18 fotoğrafı birleştirerek bu kareyi elde ettiler. Bu fotoğraflar, Cassini'nin Satürn'e doğru giderken, 2000 yılında Jüpiter'e uğraması sırasında çekilmişti.
Jüpiter'in Güney Yarımküre'ye doğrudan bakıldığında nasıl göründüğünü anlamak isteyen bilim insanları, Cassini Uzay Aracı'nın gönderdiği 18 fotoğrafı birleştirerek bu kareyi elde ettiler. Bu fotoğraflar, Cassini'nin Satürn'e doğru giderken, 2000 yılında Jüpiter'e uğraması sırasında çekilmişti.
Star Talk

Oluşumu

Güneş'in 4.5 milyar yıl önce oluştuğu sırada yerçekimi girdap gibi dönen gaz ve toz bulutlarını çekerek Jüpiter'in şeklini oluşturdu. Jüpiter, Güneş'in oluşumundan sonra kalan kütlenin çoğunu bünyesine kattı ve güneş sistemindeki diğer cisimlerin toplam malzemesinden 2 kat daha büyük bir cisim oldu. Aslında Jüpiter, bir yıldızla aynı içeriğe sahiptir ancak ateşlenecek kadar büyük değildir.

Yapısı

Daha önce bahsettiğimiz üzere Jüpiterin yapısı bir yıldız yapısına benzer. Bu yüzden Jüpiter'in çoğunlukla hidrojen ve helyum yapısı Güneş'e de benzer. Atmosferin derinliklerinde, basınç ve sıcaklık artar. Bu basınç artışı sebebiyle hidrojen bir sıvıya sıkıştırılır. Bu Jüpiter'in güneş sistemindeki en büyük okyanusa sahip olmasını sağlar. Ancak bu okyanus su ile değil, hidrojen ile doludur. Bilim insanları gezegenin derinliklerinde basıncın büyüklüğünden kaynaklı olarak, hidrojen atomlarının elektronları sıkılarak oluşan elektron dolu sıvının bir metal gibi iletken olabileceğini düşünüyorlar. Jüpiter'in hızlı dönüş hızı, bu bölgedeki elektrik akımlarını sürdürdüğü ve gezegenin güçlü bir manyetik alanını oluşturduğu düşünülmektedir. Jüpiter'in tamamen katı ya da kalın, sıcak ve yoğun bir çorba kıvamında bir merkeze sahip olup olmadığı henüz bilinmiyor. Merkezin çoğunlukla demir ve silikat minerallerinden oluşan 50.000 derece Santigrat olabilceği düşünülüyor.

Loïc Hommel tarafından tasarlanan bu görselde, eğer ki gezegenimiz Jüpiter'in bir uydusu olsaydı gökyüzümüzün kabaca nasıl gözükeceğini görüyoruz.
Loïc Hommel tarafından tasarlanan bu görselde, eğer ki gezegenimiz Jüpiter'in bir uydusu olsaydı gökyüzümüzün kabaca nasıl gözükeceğini görüyoruz.
Loïc Hommel

Yüzey

Bir gaz devi olarak bilinen Jüpiter, aslında gerçek bir yüzeye sahip değildir. Gezegen daha çok dönen gazlar ve sıvılardan oluşmaktadır. Jüpiter yüzeyine bir uzay aracı indirecek olursak buna uygun bir yüzey bulamayız. Hatta basınç ve sıcaklıktan dolayı bir araç uçurmayı denersek bile, gezegene uçmaya çalışan araç erir ve buharlaşır. Bu konuda çok daha kapsamlı bilgi için buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Kimi zaman başka gezegenlerin uydularından gezegenler nasıl gözükürdü diye merak ediyor olabilirsiniz. Sonuçta bizim tek bildiğimiz, Ay'dan Dünya'nın nasıl gözüktüğü. Fakat Dünya ile Ay boyutça o kadar da farklı gök cisimleri değil; en azından Jüpiter ve Io arasındaki farkı düşünecek olursanız. Bu iki gök cismi arasında 422.000 kilometre civarında bir mesafe vardır; yani Ay ile Dünya arasında olandan birazcık fazla... Ancak Dünya'nın çapı Ay'ınkinden sadece 3.6 kat fazlayken, Jüpiter'in çapı Io'dan 38.4 kat fazladır! Bu nedenle Jüpiter, Io'nun gökyüzünün önemli bir bölümünü kaplamaktadır!
Kimi zaman başka gezegenlerin uydularından gezegenler nasıl gözükürdü diye merak ediyor olabilirsiniz. Sonuçta bizim tek bildiğimiz, Ay'dan Dünya'nın nasıl gözüktüğü. Fakat Dünya ile Ay boyutça o kadar da farklı gök cisimleri değil; en azından Jüpiter ve Io arasındaki farkı düşünecek olursanız. Bu iki gök cismi arasında 422.000 kilometre civarında bir mesafe vardır; yani Ay ile Dünya arasında olandan birazcık fazla... Ancak Dünya'nın çapı Ay'ınkinden sadece 3.6 kat fazlayken, Jüpiter'in çapı Io'dan 38.4 kat fazladır! Bu nedenle Jüpiter, Io'nun gökyüzünün önemli bir bölümünü kaplamaktadır!

Atmosfer

Jüpiter'in dışarıdan görünümü renkli bulut grupları ve lekelerden oluşan bir duvar halısı gibidir. Muhtemelen gaz devinin gökyüzü içerisinde dolaşan 3 farklı bulut katmanı var. En üstteki bulut muhtemelen amonyak buzu kaplı bir buluttur. Orta katmanı ise amonyum hidrosülfür kristallerinden oluşur. En içteki bulut katmanı ise muhtemelen buz ve sıcak su buharından oluşur.

Jüpiter boyunca kalın bantlar halinde gördüğünüz canlı renkler, gezegenin daha sıcak olan iç kısımlarından yükselen kükürt ve fosfor içeren gazların bulutsu parçalarıdır. Jüpiter'in hızlı dönüşü, güçlü jet akışları oluşturarak bulutları karanlık ve aydınlık olarak ayırır.***

Fırtınaları yavaşlatacak sağlam bir yüzeye sahip olmayan Jüpiter, lekeleri yıllarca sürebilir. Yoğun fırtınalar geçiren Jüpiter, ekvatorda saatte 539 km'ye kadar ulaşan bir düzineden fazla rüzgarla süpürülmektedir. Dev gezegende Büyük Kırmızı Nokta isimli fırtına, 300 yıldır devam ediyor ve Dünya'dan 2 kat büyüklüktedir. Daha yakın zamanlarda, Büyük Kırmızı Nokta'nın yarısı büyüklüğünde yeni bir fırtına oluştuğu gözlemlendi. Bu fırtınaya Küçük Kırmızı Nokta ismi verildi. Henüz bu fırtınanın ne kadar köklü bir fırtına olacağı bilinmiyor.

Jüpiter'in "Gözü" Olarak Bilinen Dev Fırtına'daki "Gözbebeği"!

NASA'nın meşhur Hubble teleskobu, Nisan 2014'te Jüpiter'in gerçek renkli fotoğraflarını çekerken, Jüpiter'in de dosdoğru "onlara baktığını" fark etti! Jüpiter'in üzerinde dev bir göz gibi gözüken, aslında Jüpiter'in ekvatorunun 22 derece güneyinde yer alan bir antisiklonik fırtınanın ortasında, simsiyah bir karaltı gördüler. Jüpiter'deki bu fırtınadan 1635 yılında Leander Banditus'un gözlemlerinden beri haberdarız. Bu fırtına, "kalıcı bir fırtına" olarak tanımlanıyor ve "Kırmızı Dev Nokta" olarak isimlendiriliyor. Her 6 Dünya gününde (her 14 Jüpiter gününde) 1 tur atıyor. Doğu-batı yönünde 24.000 ila 40.000 kilometre arasında bir genişliğe, kuzey-güney yönünde ise 12000-14000 kilometre uzunluğuna sahip.

Ancak burada ilginç olan, bu fırtına değil, çünkü dediğimiz gibi, asırlardır bildiğimiz bir şey. Ancak ortasındaki kapkara nokta, pek aşina olmadığımız bir durum. Aslında bilim insanları için buna benzer bir görüntü çok nadir görülen bir durum değil. Çünkü bu, bir "ay tutulması"ndan ibaret. Jüpiter'in uydularından Ganymede, Io, Europa ve Callisto'nun gölgeleri sık sık Jüpiter üzerine vuruyor. Ancak bu fotoğrafı özel kılan, bu gölgenin tam Kırmızı Dev Nokta'nın üzerindeyken Hubble tarafından yakalanması. Bu sefer gölgesi düşen, Ganymede idi... 

Yaşam İhtimali

Jüpiter'in ortamı, muhtemelen yaşam için hiç elverişli bir yer değil. Bu gezegeni karakterize eden sıcaklık, basınç ve gezegeni oluşturan malzemeler büyük olasılıkla organizmaların adapte olamayacağı kadar sert ve değişkendir.

Jüpiter gezegeni yaşam için pek elverişli olmasa da uyduları için aynı durum geçerli değildir. Europa, güneş sisteminde Dünya harici bir yerde yaşam olma ihtimali en yüksek yerlerden biridir. Buzlarla kaplı yüzeyi altında yaşam izlerine rastlayabileceğimiz kocaman bir okyanus olduğu biliniyor.

Uyduları

Jüpiter, 4 büyük uydu ve daha bir çok küçük uydu ile adeta ikinci bir güneş sistemi oluşturmuştur. Jüpiter'in kayıtlara geçmiş 79 adet uydusu vardır.

Jüpiter'in 4 büyük uydusu (Io, Europa, Ganymede, Callisto) ilk olarak 1610 yılında ilkel teleskopuyla Galileo Galilei tarafından keşfedildi. Bu dört uydu günümüzde Galilean uyduları olarak biliniyor ve Güneş Sistemi'ndeki en büyüleyici yerlerdendir.

Io uydusu güneş sistemi içerisinde volkanik olarak en etkin bölgedir. Ganymede, Güneş Sistemi içerisindeki en büyük uydudur ve Merkür gezegeninden bile büyüktür. Callisto'nun yüzeyindeki kraterlerin sayısındaki azlık bize iç aktivitesinin düşüklüğünü gösteriyor. Europa'nın buzlarla kaplı yüzeyi altındaki devasa okyanus ise bize orada bir yaşamla karşılaşabileceğimizi işaret ediyor.

Halkaları

1979 yılına kadar Jüpiter'in halkaları olduğunu bilmiyorduk. Ancak Voyager 1 aracı bize bir sürpriz yaptı. Halkalar küçük ve koyu parçacıklardan oluştuğu için , Güneş ışınlarının Jüpiter'in arkasından gelmesi dışında gözlemlememiz çok zordu. Uzay aracından elde edilen verilere göre halkalar, Jüpiter'in uydularına çarpan meteorların çıkarttığı toz parçacıkları tarafından oluşmuştur.

Gutenberg
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 8
  • Tebrikler! 2
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/12/2019 04:54:02 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3685

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Doğada yaşam mücadelesi olduğu için bizim de böyle yaşamamız gerektiğini söyleyenlere asla aldanmayın. Birçok hayvan birbirini eleyerek veya her şeyi kendilerine alarak değil, işbirliği ve paylaşım ile hayatta kalır.”
Frans de Waal
Geri Bildirim Gönder