Bilimsel Tartışma - 4: Appeal To Authority / Otoriteye Başvurmak

Yazdır Bilimsel Tartışma - 4: Appeal To Authority / Otoriteye Başvurmak

Merhaba arkadaşlar,

 

Bundan sonraki birkaç yazımızda, ilginç mantık hatalarından bahsetmek istiyoruz ve aslında bahsedeceğimiz hatalar oldukça fazla, bu yüzden hemen söze girmek istiyoruz:

 

Appeal To ... (Başvurma Tipi Mantık Hataları), resmi mantık hatalarıdır; yani argümanın kuruluş biçimi, içeriğinden bağımsız olarak mantık açısından hatalıdır. Bu tip mantık hatalarının hepsi Non sequitur, yani "takip etmeyen" sınıfına girer ve bunlar, temel olarak varılan sonucun, önceden belirlenen sınırlardan çıkarılamacak tipteki mantık hatalarıdır.

 

Bu alanda pek çok tip mantık hatası bulunur, bu yazımızda bunlardan birine göz atacağız:

 

 

Appeal To Authority / Argumentum Ad Verecundiam (Otoriteye Başvurma)

 

 

Bu tip mantık hatalarının temel formu şöyledir:

 

  1. A Kişisi, S Alanı'nda otorite kabul edilmekte ya da otorite olduğu iddia edilmektedir.
  2. A Kişisi, S Alanı ile ilgili olarak, C İddiası'nda bulunmaktadır.
  3. O zaman C İddiası doğrudur.

Bu mantık hatası tipi, filozoflar arasında uzun süredir tartışılmakta olan bir hatadır, çünkü yukarıdaki formdan da anlaşılabileceği gibi, kimi zaman A Kişisi'nin söylediğinin gerçekten doğru olup olmadığını bilmek çok güç olabilmektedir. İşte bu yüzden bilimsel kurumlar, güvenilirlik için çeşitli kriterler belirlemektedirler. Örneğin Evrim Ağacı olarak biz, güvenilirlik konusu için Bilimsel Değer Sorgulama Testi'ni kullanmaktayız.

 

Unutmamak gerekir ki, iddianın sahibi o konunun gerçekten uzmanı olsa bile, söylediği her söz yasa olacak diye bir şey yoktur. Yanılabilir veya bilerek yanıltmak istiyor olabilir. Bu hataya düşen insanlar genellikle gerekli bilgi düzeyine sahip olmadığı için, o konuda "uzman" saydıkları kişilerin sözlerine katiyetle inanmalarından kaynaklanır. Örneğin bazı insanların televizyona çıkan "şifacı doktorlar"ı uzman bilerek her söylediklerine inanmaları, Biyoloji, Tıp, vb. alanlarda yetersiz olmalarından kaynaklanmaktadır. Daha genel bir örnek olarak insanların "din alimi" olarak geçinen insanların sözlerine katiyetle inanmaları, genel cehaletten ve inançların sömürülmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple belli bir miktar eğitim almış kişilerde dini inanç kaybı olmasa bile, bu tip hacı-hoca tayfasına olan güven sıfırlanır, gerçeklerin farkına varmak kolaylaşır. Kendi alanımızda, internet ortamında görebileceğiniz, Evrim Kuramı hakkında atıp tutan cahillerin peşinden giden koyunlaşmış insan sürüsü, bu mantık hatasına istikrarla düşülmesinin bir sonucudur.

 

Günümüzde bu mantık hatası, bilimin ilerlemesiyle birlikte sınırlandırılmıştır. Artık bu mantık hatasının geçerli olabilmesi için, iddia sahiplerinin resmi otorite olup olmadıklarına bakılmaktadır. Örneğin bir doktorun söylediklerinin geçerli sayılabilmesi için, o doktorun aldığı eğitime ve bizim Bilimsel Değer Sorgulama Testi'nde koyduğumuz kıstaslar gibi niteleyici özellikler aranmaktadır. Bizim güvenilirlik açısından aradığımız kıstaslara aşağıdaki bağlantıdan görebilirsiniz:

 

https://www.facebook.com/treeofevolution?sk=app_6009294086

 

Bunlar, genel olarak şu kategorilerde toplanır:

 

  • Söz konusu konuda yeterli uzmanlık eğitimlerinin alınmış olması: resmi eğitimi, akademik performansı, yayınları, profesyonel cemiyetlere üyeliği, sunulan makaleleri, kazanılan ödülleri, vs. Örneğin bazı medyatik evrim karşıtları gibi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan ve Evrimsel Biyoloji hakkında hiçbir akademik geçmişi bulunmayan kişilerin, Evrimsel Biyoloji hakkında yapacağı hiçbir çıkarımın bir değeri, önemi ve anlamı yoktur.
  • İddia sahibinin uzmanlık alanında iddialarda bulunması: örneğin bir Prof. Dr. Stephen Hawking'in, Evrimsel Biyoloji hakkında varacağı hiçbir çıkarımın bir değeri ve önemi yoktur; her ne kadar iyi bir fizikçi olsa bile (bir çıkarımda bulunduğu için değil, örnek olması için verdik).
  • Söz konusu konuda, alanın diğer uzmanları arasında yeterli ortak kabulün bulunması: örneğin biyokimyager Prof. Dr. Michael Behe, her ne kadar Evrim karşıtı iddialarda bulunuyor olsa da, Steve Project ve diğer araştırmaların da gösterdiği gibi Evrim, Dünya'daki tüm bilim insanlarının %95'inden fazlası tarafından bir doğa yasası olarak kabul edildiği için, şahsi inançlara dayanılarak yaptığı iddialarının hiçbir değeri, önemi ve anlamı yoktur.
  • İddiayı yapan kişinin belirgin bir önyargısı olması: örneğin her ne kadar Amerikalı biyokimyager Prof. Dr. Duane Gish Evrim karşıtı açıklamalarda bulunsa da, çok uzun süredir yaratılışçı hareketin öncüllerinden olması ve Yaratılışçı Araştırma Enstitüsü gibi taraflı olduğu apaçık olan bir kurumun yardımcı başkanlığını yürütmesi, bu inançlarından kaynaklarak ileri sürdüğü Evrim karşıtı argümanların hiçbir değeri, önemi ve anlamı yoktur.
  • İddia sahibinin uzmanlık alanı resmi bir alan olması: örneğin İngiliz "astrolog" Kenelm Digby'nin insan yaşamı hakkında ileri süreceği hiçbir iddianın geçerliliği yoktur; çünkü astroloji bir bilim değildir ve bu alan kullanılarak bilimsel çıkarımlar yapılamaz. 
  • Otoritenin tanımlanabilir olması (Tanımlanamayan Otoriteye Başvurma): örneğin pek çok Evrim karşıtı iddialarını "bilim adamlarının çalışması göstermiştir ki..." gibi ileri sürmektedir. Kimdir bu "bilim adamları"? Necidir? Neredendir? Ne yaparlar? Ne yapmışlardır? Bunların hiçbirine cevap verilemediği sürece, gösterilen bu kaynakların hiçbir değeri, önemi ve anlamı yoktur.

Bu yukarıdaki sayılanlara uyulduğu sürece, insanlar otoritelere güvenmekte sorun çekmemelidirler. Örneğin bir doktora yüksek ateşle gittiğinizde, doktor size soğuk algınlığı teşhisi koyarsa, eğer doktor yukarıdaki kriterlere uyuyorsa, ona güvenmek zorundasınızdır. Çünkü bir insan her alanda uzman olamaz ve uzmanlar, bu yüzden vardır. Ancak uzmanları "iyi seçmekte" ve yukarıdaki kriterleri her zaman göz önünde bulundurmakta fayda var. 

 

Birkaç örnekle bu yazımızı sonlandıralım:

 

Mete ve Babür, kürtajın etik sorunları üzerine tartışmaktadırlar:

 

Mete: "Bence kürtaj ahlaki ve etik olarak kabul edilebilirdir. Sonuçta bir kadının kendi vücudu konusunda karar verme hakkı olmalıdır."

Babür: "Kesinlikle katılmıyorum. Dr. Johan Skarn'ın dediğine göre kürtaj, durumlardan bağımsız olarak, her zaman ahlaki ve etik olarak yanlıştır. Haklı olmalı, sonuçta kendi alanında çok saygın bir bilim insanı."

Mete: "Dr. Skarn da kimmiş, hiç duymadım adını?"

Babür: "Soğuk füzyon konusunda yaptığı araştırmalarla Fizik dalında Nobel Ödülü'nü alan adam."

Mete: "Anlıyorum. Peki ahlak ya da etik konusunda herhangi bir uzmanlığı var mı?"

Babür: "Bilmem. Ama sonuçta dünyaca ünlü bir uzman, ona inanıyorum."

 

Yukarıda da açıkladığımız gibi, bir Fizikçinin -ya da başka daldan bir insanın- kendi alanı dışarısında yaptığı hiçbir açıklama "otorite açıklaması" değeri taşımaz, Nobel Ödülü de almış olsa, uzaya da çıkmış olsa.

 

Başka bir örnek verelim:

 

Kaan ile Tuğrul Stalin'in Sovyetler Birliği'ndeki hakimiyeti üzerine tartışmaktadırlar. Kaan Stalin'in harika bir lider olduğunu düşünmekte, Tuğrul ise karşı çıkmaktadır.

 

Tuğrul: "Stalin'in harika bir lider olduğunu söylebildiğine inanamıyorum. Milyonlarca insanı öldürdü, Sovyet ekonomisini süründürdü, pek çok insanı korku içerisinde bıraktı ve tüm Doğu Avrupa'da etkili olacak vahşi kurumları kurdu."

Kaan: "Evet, bunu sen söylüyorsun. Öte yandan evimde Stalin'in herkesin iyiliği için çalıştığını anlatan bir kitap var. Öldürülen milyonlar devletin hain düşmanlarıydı ve masum vatandaşların korunması için öldürülmeleri gerekiyordu. Bu kitap her şeyi ortaya koyuyor, bu yüzden doğru olmalı."

 

Kaan'ın okuduğu kitabın yazarı hakkında bilgi vermemesi, yazarın gizlenmesi ve teşhis edilememesi anlamına gelmektedir. Bu da Tanımlanamayan Otoriteye Başvurma durumuna bir örnektir.

 

Bir başka örnek:

 

"Ben bir doktor değilim ama House, MD'nin bir bölümünde görev aldım. Tıbbi görüşümü soracak olursan, eğer iyi bir ağrıkesiciye ihtiyacın olursa MorphiDope 2000 al. Bu bence en iyisi."

 

Bir insanın uzmanlık alanı dışarısında yaptığı yorumların hiçbir değeri yoktur.

 

Son bir örnek:

 

Emre: "Bence Evrim doğru olamaz çünkü bak, Adnan Oktar 'Evrim Yalanları ve Dinin Işığı' isimli kitabının şu, şu ve şu sayfalarında Evrim'in bir safsata olduğunu anlatmaktadır."

Seray: "Adnan Oktar mı? O adam şu televizyona çıkıp, güzel kızları konuk edip, iltifatlara boğan adam değil mi? Sadece internette gördüğüm videolardan biliyorum adını, komik bir adama benziyor. Ne üzerine araştırma yapıyordu o? Nasıl bir bilim insanı, alanında baya başarılı olsa gerek?"

Emre: "Şey, aslında o bir bilim insanı değil. Ya o değil de şimdi sadece tesadüfler..."

Seray: "Öyle mi, çok şaşırdım. Bildiğim kadarıyla sürekli Evrim hakkında yorumlarda bulunuyordu o? En azından konuyla ilgili bir bilim insanıdır sanmıştım. Ne mezunu peki, bu kadar konuşabildiğine göre iyi bir yerden Biyoloji diploması olması gerekir."

Emre: "Şey, mezuniyeti Güzel Sanatlar Fakültesi'nden. Ya o değil de, madem biz maymunlardan geldik, neden hala..."

Seray: "Pekala, illa diploması olması şart değil. En azından yüksek lisans ya da doktorasını Evrimsel Biyoloji alanında yapmış olabilir, eğer çok ilgiliyse ve yeterince başarılıysa, bazı ön koşulları sağlayarak yapılabiliyor diye biliyorum."

Emre: "Şey, aslında ne yüksek lisansı ne de doktorası var. Ama şimdi burada önemli olan, DNA gibi mükemmel bir molekül..."

Seray: "E o zaman kesin bu adamın Evrimsel Biyoloji konusunda bir enstitüde falan araştırması, fahri doktorası falan vardır. Yani düzenli olarak araştırmalar yapıp makaleler yayınlıyorsa, bu kadar konuşmasının arkasındaki dayanak anlaşılabilir."

Emre: "O söylediklerinin hiçbirine sahip değil ve Evrim ile ilgili hiçbir araştırması ya da makalesi de yok, bir tane bile. Ama sen konuyu saptırıyorsun, şimdi söyle bakalım bu ara geçiş türleri..."

Seray: "Hmm, Biyoloji konusunda lisansı yok, yüksek lisansı yok, doktorası yok. E hadi tamam, araştırması var mı? O da yok. Hiçbir makalesi yok. Diğer yanda ise yüzlerce üniversiteden, on binlerce bilim adamı, onlarca yılını sadece ve sadece Evrim'in küçük parçalarını çözmek için harcıyor; lisans, yüksek lisans, doktora yapıyor, ömürleri boyunca onlarca makale yazıp, çok başarılı bilimsel dergilerde yayınlıyor ve bunlar sayesinde bilimi ilerletiyor. Peki sen bunca emeğe karşın, konu hakkında hiçbir eğitimi olmayan, sıradan bir adamın düşüncelerini nasıl bilimsel bir tartışmada gündeme getirebiliyorsun ki, bu saygısızlık, emeğe hakaret değil midir?"

Emre: "Yahu sen onu bunu boşver. Adnan hocamız çok güzel konuşuyor maşallah, önemli olan o! Ne yapacaksın ki araştırmayı, doktorayı falan? Boş işler onlar."

 

Umarız açık ve net olabilmiştir.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)


6 Yorum