6. His Nedir? Bilimsel Olarak Nasıl Değerlendirilir?

Yazdır 6. His Nedir? Bilimsel Olarak Nasıl Değerlendirilir?
Bu soruyu cevaplandırabilmek için, öncelikle "6. his" tanımını yapmak lazım. Eğer ki "Gelecekte olacakları öngörmek", "falcılık", "astroloji" gibi sahtebilimsel yaklaşımlardan bahsediyorsak, eldeki veriler dahilinde, böyle bir yetinin bilimsel olarak var olmadığını bilmeliyiz. Mistisizm ile ilgili sayısız bilimsel araştırma ve deneme yapıldı ve halen de süren araştırmalar ve halka açık mistik araştırma davetleri bulunuyor ("Gelin, bilimsel olarak inceleyelim." şeklinde). Ancak var olan insanlar içerisinde mistik güçleri gerçekten olan tek bir insan dahi bulunmadığını rahatlıkla iddia edebiliriz. Zira bu tip mistisizmin arkasına sığınanların yalanları ya bilimsel analizler sırasında, ya da iddialarını ispatlayamamalarından ötürü her seferinde yanlışlanmıştır. 


Öte yandan, örneğin ıssız bir sokakta, takip edildiğimizi ya da arkamızda birinin olduğunu gerçekten de hissedebiliriz. Ayak sesi duymadan ve takip edildiğimize dair bir veri olmaksızın bunu nasıl yapabiliriz? İşte bu noktada, bilim devreye girer. 

Arkamızdan geleni görmeyip, duymamamıza rağmen hissedebilmemizin birçok nedeni olabilir. Busebeplerden en güçlüsü, bizim "duymuyor", "görmüyor", "kokusunu almıyor" olmamızın, gerçekten duymadığımız, görmediğimiz veya kokusunu almadığımı anlamına gelmediğidir. Bu tip bilinçsiz olarak algıladığımız duyuların toplamına (ve hatta "mistik güç" olarak lanse edilmeye çalışılan diğer algılara da), bilimsel analizlerde, Duyu Dışı Algı (Extrasensory Perception) adı veriliyor. Çoğu bilim insanı, böyle bir duyu tipi olduğunu kabul etmiyor (Amerikan Ulusal Bilim Akademisi'nin %96'sı bu tip duyuların varlığını reddediyor). Bu duyuların bilim insanlarınca reddedilmesinin nedeni, yapılan araştırmaların güvensiz olması, deney düzeneklerinin yetersiz olması ve konuyla ilgili araştırma yapan insanların, bilimsel metodolojiden kolaylıkla sapmalarıdır. Ancak yine de, bazı psikologlar ısrarla bu alanda çalışmalarını sürdürüyorlar. Bunlardan özellikle bazıları, son derece güvenilir araştırmalar yapıyorlar ve üst düzey bilim dergilerinde makaleler dahi yayınlayabiliyorlar. Bilimsel şüphecilik dahilinde analizinin yapılmasını faydalı görüyoruz. Zaten bu araştırmalara bakıldığında, bu tip algıların tamamen bilimsel kökenleri olduğu görülmektedir. Şimdi, bunlara bir göz atalım.

Issız bir sokakta arkamızdan gelen birini hissedebilmemizi (ya da benzer şekilde, saatin 15:23 olduğunu düşünüp, baktığımızda gerçekten de öyle olduğunu görmemizi), ESP ve benzeri araştırmaların sonuçlarıyla, tamamen bilimsel olarak açıklamamız mümkündür. Sokak örneğini ele alalım... Arkamızda gerçekten biri varsa, ayaklarından çıkan çok düşük şiddetli sesler, bilincimizde algılanamayabilir; ancak kontrolümüz dışında olan bilinçaltımız tarafından fark edilebilir. İşte buna, duyusal sızıntı (sensory leakage) adı verilir. Bu sızan uyartılar, beynimizde işlenebilir ve içgüdüsel olarak korku hissini tetikleyebilir. 

Bir diğer nokta, deri reseptörlerimizin bazılarının, görsel reseptörlerle evrimsel olarak son derece yakın olmasıdır. Farkında olmasak da ve tam olarak mekanizması henüz aydınlatılmamış olsa da, derimiz esasında bir miktar ışığa da tepki veriyor olabilir. Bu, beynimize, gözümüz haricinde başka noktalarımızdan da çok sınırlı da olsa görsel verinin ulaşması anlamına gelebilir.

Benzer şekilde, çok kısıtlı düzeyde de olsa, vücudumuzla algıladığımız ancak bilinçli olarak fark edemediğimiz sese bağlı titreşimler, algılayamadığımız sesleri istemsiz olarak duymamızı sağlıyor olabilir. Yani sese bağlı olarak oluşan ufak titreşimler, vücudumuzda ve ses duyu organlarımızda titreşimlere neden olarak bilinç altı bir algı doğurabilir. Bu konuda da araştırmalar sürmektedir.

Bir diğer nokta da feromonlar ve genel olarak koku duyumuzdur. Feromonlar, durumlar karşısında hayvanların vücudundan salgılanan, vücut dışı hormonlardır. Bu kimyasallar, havada yol kat ederek diğer bireyler tarafından algılanabilir. Feromon salgısı, insanda oldukça azalmış ve körelmiş bir yapıdır. Oldukça körelmiş olan koklama (burun) ve feromon duyu organlarımız (Jacobsen organı ya da Vomeronasal organ), bilinçaltı düzeyde bizim fark etmediğimiz bazı işlemleri yürütebilir. Bu yüzden, arkamızdaki bireyin kokusu ya da salgıladığı feromonlar bizi uyarabilir. 

Bu konuyla ilgili son bir nokta ise, ışığın yansımasıdır. Normalde, biz bunu "gölgeler" olarak niteleyebiliriz, ancak bu, makro büyüklükte olan bir yansımadır. Öte yandan, arkamızdaki cisimlerin, önümüzdeki cisimlerden yansıyan görüntüleri, bariz görüntüler olmasa da, beynimiz tarafından bir ihtimal algılanıyor olabilir. Dolayısıyla, arkamızdaki bireyden çıkıp, önümüzdeki bir nesneden yansıyarak gözümüze ulaşan fotonlar, beynimizde silik de olsa bazı algıların oluşmasını sağlayabilir ve bu, his oluşumuna neden olabilir. Deri hücrelerimizin mor ötesi ışınları görebildiğine dairse oldukça güçlü veriler bulunuyor. Bu "görme", tam olarak düşündüğümüz gibi olmasa da, konumuzla ilişkili olabilir.

Saat konusunda da benzer durumlar oluşabilir. Hele ki bahsettiğimiz saat bir kol saatiyse, çok daha farklı bir açıklama doğabilir. Görüş alanımız içerisindeki cisimlere bilinçli olarak odaklanmasak da, onlarla ilgili verileri beynimiz değerlendirebilir. Dolayısıyla, birkaç saniye önce, beynimiz, istemsiz olarak saatimizi okumuş olabilir. Bizse, bir "tahminde bulunduğumuzu" sanabiliriz. Sonrasında ise saate baktığımızda, tahminimizi gördüğümüzü sanabiliriz. İşte bu, çok sık karşılaşılan bir dikkat olgusudur ve bu tip "mistik" veya "psişik" konuların ardında genelde payı bulunmaktadır.

Bunların hepsi ve daha fazlası, "6. his" gibi hislerin bilimsel analizleridir. Başka şekillerde açıklamalar beklemek ise, bilimdışı ve asılsız olacaktır. Bu konuyla ilgili en büyük sorun, incelemelerdeki önyargılarımızdır. Çünkü araştırdığımız şey, "doğru tahminler" olduğu için, arkamızda birinin olduğunu doğru tahmin ettiğimiz zamanları (veya saati doğru tahmin ettiğimiz zamanları) daha fazla hatırlarız. Ancak tüm tahminlerimizin listesini çıkaracak olsak, doğrularımızın yanlışlarımızdan çok çok daha az olduğu görülür (ki bilimsel araştırmalar da bunu göstermektedir). Dolayısıyla, algıda seçicilik burada önemli bir unsurdur. 

Unutmamak gerekir bu konulardaki araştırmalar halen devam etmektedir ve son hallerini almamışlardır. Bu araştırmaların kesin sonuçları için daha çok fazla inceleme gerekmektedir. Ancak ne olursa olsun, şimdiye kadar bilimin ulaştığı yerler ve geçmişte bu yerlerle ilgili insanların yaptıkları açıklamalar göz önüne alındığında, her zaman ve istisnasız olarak olduğu gibi, 6. his gibi konularda da tamamen bilimsel açıklamaların bulunacağı rahatlıkla iddia edilebilir. Yapılması gereken daha fazla araştırmak, sorgulamak, okumak ve her bilgiyi mantık süzgecinden geçirmektir. 

Gerçeklere, sadece bilimle ulaşabiliriz.

ÇMB (Evrim Ağacı)


Kaynaklar ve İleri Okuma:

McConnell, R.A., and Clark, T.K. (1991). "National Academy of Sciences' Opinion on Parapsychology" Journal of the American Society for Psychical Research, 85, 333-365.

Sherwood, S. J. & Roe, C. (2003). "A review of dream ESP studies conducted since the Maimonides studies". Journal of Consciousness Studies 10: 85–109.

Cordón, Luis A. (2005). Popular psychology: an encyclopedia. Westport, Conn: Greenwood Press. p. 182. ISBN 0-313-32457-3

Gracely, Ph.D., Ed J. (1998). "Why Extraordinary Claims Demand Extraordinary Proof". PhACT. Retrieved 2007-07-31

http://skepdic.com/esp.html

http://www.livescience.com/16859-skin-senses-ultraviolet-light.html

http://www.madsci.org/posts/archives/2001-02/983150118.Ns.r.html
0 Yorum