Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Astroloji, bilimsel geçerliliği bulunmayan bir sahtebilim türüdür. Bu bakımdan simya, büyücülük, frenoloji, homeopati, kuantolojiden farksızdır. Bilimselmiş gibi sunulduğu, bilimsel terminolojinin bir kısmını işine geldiği gibi özgürce kullanmaktan çekinmediği ve bilimsel olarak açıklanabilir bir takım hilelere akıllıca başvurduğu için, tıpkı diğer sahtebilim türleri gibi, milyonlarca insanı kolayca kandırabilmektedir.

Astrolojiyle ilgili kapsamlı bir incelememizi buradan okuyabilirsiniz. Astrolojinin bilimin en basit testlerini matematiksel olarak geçemediğini buradaki yazımızda, astrolojiye inanan arkadaşlarınızla oynayabileceğiniz çok basit bir oyunun koyduğu testleri bile geçemeyecek kadar uydurma bir uğraş olduğunu burada göstermiştik.

İnsanlar Astrolojiye Neden Kanıyor?

Eğer astrolojinin savunulabileceği hiçbir temeli olmamasına rağmen, bu kadar çok insanın buna kanmasının sebebi nedir?

Muhtemelen cevap, "Ama bana uyuyor!" veya "Şu kadar defa denedim, hepsinde uydu." veya "Nasıl bu kadar net bir şekilde bilebilirler ki?" veya son olarak, "Bir keresinde..." diye başlayan, anekdotal (baştan geçen bir hikayeye dayalı) cevaplar olacaktır. Bu tür anlatımların bilimde kanıt değeri bulunmaz. Ancak insanların astrologlara başvurduklarında duyduklarının kendilerine uyduğuna inandırılabiliyor olmalarının bilimsel bir nedeni olmalıdır. Eğer astroloji sahte ise, bu neden nedir?

İlk olarak şunu söyleyelim: Astroloji ve astrologlar, sizinle ilgili aslında hiçbir şey bilmemektedir. Astrologların söyledikleri şeyler ve yaptıkları analizleri sadece bireysel olarak değerlendirdiğimiz için, diğer insanlarla kıyaslamaktan, yani genel geçer istatistiklerden izole bir şekilde algılıyoruz. Halbuki eğer ki söz konusu kuşku, astrologların isabet yüzdesine yönelikse, tekil bir bireye yönelik başarılarını değil, birden fazla kişinin her birini ne kadar isabetli okuyabildiklerine odaklanmak gerekir. Yani istatistiki bir inceleme yapmamız gerekir.

Astrolojinin ve benzeri sahtebilimlerin sırtını en çok dayadıkları kavram, katılımcı önyargısı denen bir kavramdır. Bir düşünün: Bir astrologun bizimle ilgili tahminleri bize uyuyorsa onları başarılı görüyoruz ve etrafımıza bundan bahsediyoruz. Eğer uymuyorsa, "Eh, ne bekliyorduk ki, bir astrolog çözecek değil ya derdimi!" deyip geçiyoruz; etrafımıza bahsetmiyoruz. Bu önyargılı yaklaşım, astrologların toplumda halen tutunabilmesine izin veriyor.

Ancak bilimin basit bir testi ile astrolojinin ne kadar zayıf olduğunu göstermek mümkündür: 1990 senesinde John McGrew ve Richard McFall tarafından yapılan bir deneyde, 4 erkek ve 19 kadın gönüllünün dosyaları 6 profesyonel astrologa verdi. Astrologlardan, bu dosyalardaki kişileri, astrolojik doğum haritalarıyla eşleştirmeleri istendi. Sonuç ne mi çıktı? Profesyonel astrologlar, bu konuda hiçbir deneyimi olmayan kişilerin kafalarına göre eşleştirme yapan bir kontrol grubundan bile daha başarılı olamadılar! Üstelik 6 astrologun yaptıkları tahminlerin hiçbiri de, aynı kişiye dair diğer astrologların tahminleriyle örtüşmedi.

Bu basit bir test bile, astrolojinin geçersizliğini göstermeye fazlasıyla yetmektedir. Çünkü astroloji, bilimsel bir yöntemi tekrar etmez. Yapılan testler, aynı sonucu vermez. Dahası, herhangi bir bilimsel yöntemi de bulunmamaktadır. Sadece bilimden çaldığı sözleri kullanarak kişileri manipüle eder. Bunu yaparken de, aslında öylesine geniş ve yüzeysel iddiaları, öylesine spesifikmiş gibi sunar ki, mutlaka, öyle veya böyle, kişilik veya baştan geçen olaylarla ilgili bir şeyler tutturabilir. İnsanlar da, tutanları sayıp, tutmayanları önemsemediği için, astrologların sahte başarısı şiştikçe şişer.

Forer-Barnum Etkisi

En tepedeki görselde rastgele yazdığımız tahminlerin bir kısmı, büyük oranda okurlarımıza uyacaktır. Bu, bizim derin astroloji bilgilerine sahip olduğumuz anlamına gelmez; psikolojide Forer-Barnum Etkisi dediğimiz gibi olguya başvurduğumuz anlamına gelir.

Astrologların isabetlilik için kullandıkları yöntem, psikolog Bertram R. Forer tarafından da 1940'lı yıllarda fark edilmiştir. O dönemde Amerikalı meşhur bir şovmen ve iş adamı olan Phineas Taylor Barnum'un sürekli kullandığı "Herkese uyan bir şeylerimiz var!" mottosunun, astrolojinin arkaplanında yatan sahtekarlığın anahtarı olduğunu düşündü.

Yaptığı araştırmalar sonucunda, astrolojik sözde analizlerin insanlara neden uyduğunu, daha doğrusu insanların buna neden kandığını göstermeyi başardı: Gerçekten de, astrolojinin iddialarında aslında insanlara spesifik olarak uyan hiçbir şey yoktu! Analizlerin içerisindeki argümanlar o kadar geniş ve kapsayıcıydı ki ve o kadar çok sayıda olasılığı içeriyordu ki, zaten kanmaya hazır bireylerin bunlara kanmaması mümkün değildi. Günümüzde buna "Forer Etkisi" ya da "Barnum Etkisi" deniyor. Bu terimler, 1956 yılında Amerikan psikologu Paul Meehl tarafından ileri sürülmüştür. Forer Etkisi, onu keşfeden bilim insanına ithafen, Barnum Etkisi ise bu etkiyi iş modeli olarak kullanan iş adamına ithafen kullanılmaktadır.

Astrolojinin sizi kandırmak ve manipüle etmek için kullandığı temel yöntemleri bir miktar subliminal mesajlara benzetmek de mümkün. Bu konudaki bir analizimizi buradan okuyabilirsiniz.

Forer'in Deneyi

Forer, astrolojik sözde analizlerin insanlara nasıl uyduğunu bilimsel bir teste tabi tutmak istedi ve öğrencilerine bir kişilik testi verdi. Öğrencilerine, her birinin sınavlardan aldıkları puanlara göre hazırladığı "eşsiz bir kişilik analizi" verdiğini söyledi. Bu analizin, kendilerine ne kadar uyduğunu notlamalarını istedi. Halbuki gerçekte her bir öğrenci birebir aynı analizi almıştı. Kişiliğe özel olan bir şey yoktu; ancak öğrencilere öyle söylenmişti. Her bir analizde, şu 13 madde bulunuyordu:

  1. Sizde, diğer insanların sizi sevmesine ve hayranlık duymasına yönelik yoğun bir ihtiyaç var.
  2. Kendinizi eleştirmeye çok açıksınız.
  3. Kendi avantajınıza çevirmediğiniz büyük bir kullanılmayan kapasiteye sahipsiniz.
  4. Bazı kişilik zaaflarınız olsa da, genellikle onların üstesinden gelebiliyorsunuz.
  5. Cinsel beklentileriniz, sizin için problemler doğuruyor.
  6. Dışarıdan bakıldığında disiplinli ve öz kontrole sahipsiniz; ancak aslında endişeli ve güvensizsiniz.
  7. Bazı zamanlarda doğru şeyi yaptığınızdan ve doğru tercihte bulunduğunuzdan emin olamıyorsunuz.
  8. Her seferinde birazcık değişim olsun istiyorsunuz ve eğer kısıtlamalarla karşılaşırsanız rahatsız oluyorsunuz.
  9. Kendinizin bağımsız bir düşünür olduğunuzla övünüyorsunuz ve diğerlerinin açıklamalarını kanıtsız görüyorsunuz.
  10. Kendinizi başkalarına açmanın çok da akıllıca olmadığını düşünüyorsunuz.
  11. Bazı zamanlar dışa dönük, cana yakın ve sosyalsiniz, diğer zamanlarda ise kapalı, ilgisiz ve içedönük.
  12. Bazı tutkularınız oldukça gerçek dışı.
  13. Güvenliğiniz, hayatınızdaki temel amaçlarınızdan biri.

Öğrenciler, 0'dan 5'e kadar olan bir skalada (5, kesinlikle uyuyor idi), kendi analizlerine ortalamada 4.26 puan verdiler! Tüm kağıtlar ve notlamalar toplandıktan sonra, her birine aynı kağıdın verildiği söylendi. Üstelik bu 13 madde, bir astroloji kitabından olduğu gibi alınmıştı. Herkesin bu maddeleri kendine uydurmasının basit bir nedeni vardı: Kişiye özelmiş gibi gözüküyordu, ancak o kadar genel ifadelerdi ki, mutlaka bir şekilde, hayatımızın bir evresinde bize uyuyorlardı. Uymuyorsa bile, azıcık doğru olduğu için, "yeterince iyi bir tahmin" olarak değerlendirmemize yetiyordu. 

Biz de buradaki soruların aynısını Twitter'daki takipçilerimize sorduk. Amacımız, bu ifadelerin gerçekten de çoğunluğun katıldığı ve kendisine uyduğunu düşündüğü sorular olup olmadığını sınamaktı. Verilen yanıtları aşağıda görebilirsiniz:

Bu sorulardaki kritik nokta şu: Sorulardaki cümlelerin her biri, astrologların başvurdukları kitaplardan seçilmiş, farklı burçlara ait olduğu iddia edilen cümlelerdir! Bu cümleler hiçbir şekilde değiştirilmeden aktarılmıştır; ancak iddia, her birinin spesifik bir burca ait olduğudur.

Bizim minik testimizde de sonuçlar şaşırtıcı veya farklı değil. Bizim testimizde 5 şık yerine 4 şık vardı ve katılımcı her bir soruya katılan ortalamadaki 9000 katılımcının verdikleri ortalama kendilerine uygunluk oranı 4 üzerinden 2.7 idi. Bu, 5 üzerinden olan bir skalada yaklaşık 3.43'e denk geliyor. Bir diğer deyişle, tüm katılımcıların ortalamada %60'ı bu ifadelerin kendilerine kısmen veya tamamen uyduğunu belirtmiştir. Halbuki burçlar iddia edildiği gibi keskin sınırlarla ayrılabiliyor olsaydı, bu soruların istatistiki olarak ortalamada sadece %8'i kişinin kendisine uymalıydı; çünkü bu ifadeler, 12 burcun her birinden rastgele toplanmış "analizler"e aittir!

Elbette astrologlar işleri karıştırmak adına yükselen burcu ve kişi ile yüz yüze gelinmesi gerektiği gibi çeşitli kısıtlar koyarak bu tarz sonuçları "astrolojinin basitleştirilmesi" olarak görüyorlar. Öte yandan aynı astrologlar, sözünü ettiğimiz kitapları yazıp satmaktan çekinmiyorlar; zira bu cümleler zaten o kitaplardan alındı. Dahası, astrologlarla yüz yüze gelinen, hatta astrologların istediği şekilde tasarlanan akademik çalışmalarda da astrolojinin hiçbir tutarlı cevap üretemediği, istatistiki olarak tamamen rastlantısal ve astrologun kendince uydurduğu genel geçer yargılara dayandığı gösterilmiştir. Bunlarla ilgili detayları buradaki ve buradaki yazımızda vermiştik, tekrara düşmemek adına burada girmiyoruz.

Forer-Barnum Etkisi Neden Çalışıyor?

Bu araştırmanın ortaya koyduğu, söz konusu etkinin işlevsel olmasını sağlayan 2 temel faktör vardır: İlki, sunulan maddeler içerisindeki pozitif maddelerin negatif maddelere oranıdır (pozitifler, negatiflerden fazla olmalı ancak abartılmamalı). Diğeri ise, deneklerin onları sınayan kişiye dürüst ve öznel geri bildirimlerde bulunabileceği kadar güvenmesidir. Bunlar sağlandığı takdirde, kimin üzerinde, hangi cümlelerle denerseniz deneyin, denekleriniz analizinizin kendisine uyduğunu söyleyecektir. Ortada "tutmuş bir tahmin" yoktur. Boş bir Cumartesi günü ayaklarınızı masanıza uzatıp çayınızı yudumlarken rastgele (ancak yukarıdaki ilk faktöre uyarak) cümleler hazırlayabilir ve insanlara "gizemli astroloji analizi" olarak pazarlayabilirsiniz. Size yapılan tam olarak budur. Ortada bilimsel bir yöntem yoktur. 

İşin sırrı, kişiye özelmiş gibi gözükecek kadar spesifik; ancak popülasyonun geniş bir yüzdesinde karşılık bulabilecek kadar genel "tahminler" ileri sürmektedir. Bu da biraz deneyim, biraz araştırma ile elde edilebilecek basit hilelerdir. Sonrasındaysa geriye işi süslemek kalır: sahte "astroloji haritaları", gizemli odalar, küreler, avuç içine bakmalar, kahve fincaları, tuhaf ve komik kıyafetler, buğulu bir ses ve daha nicesinin uydurdukları yalanlarla bir ilişkisi yoktur. Onlar işin şov kısmıdır. Parayı getirense, burada izah edilen Forer/Barnum Etkisi'dir.

Hobi Olarak Astroloji

Şimdi hemen insanların eğlence merakını öldürmeye çalıştığımızı sanmayın. Asla böyle bir amacımız yok. Bir şeyin saçma ve yalanla bürülü olması, onun yapılmaması gerektiği anlamına gelmez. Bu konuda hep kullandığımız örnek, illüzyondur. İllüzyon tarihinde yer etmiş büyük illüzyonistlerin hepsi, yaptıklarının şov olduğunu bilirler. Kendi sahnelerini hazırlarlar, kendi şovlarını yaratırlar. "Rol icabı" olanlar haricinde hiçbiri yaptıkları illüzyonların gerçekten "sihir" ya da "büyü" olduğunu iddia etme safsatasına düşmezler. "Senin bu yaptığın uydurma, bizi kandırıyorsun." diyenlerle kavgaya tutuşmazlar, Cem Yılmaz'ın esprili bir dille anlattığı gibi; "Herhalde yani... Sihir yapacak halim yok, yapabilecek olsam peygamberliğimi ilan ederdim; 10 liraya biletli gösteri yapmazdım. Ancak işin sırrını keşfedebilecek misin?" minvalinde cevaplar verirler. Astrologlar, psişikler ve benzerlerinde ise aynı aydınlığı ve realizmi göremiyoruz. Özellikle "astrolog" olan insanlar, yaptıklarının gerçekten "geleceği öngörme" olduğunu iddia ediyorlar. Yaptıklarının bir şov, bir illüzyon, bir yalan olduğunu kabul etmiyorlar. İşte bu nedenle her görüldükleri yerde mücadele edilmeliler. Yoksa biz, Evrim Ağacı olarak, insanların "eğlencelik" fal baktırmasına falan karşı değiliz. O sizin bileceğiniz iştir; kimseye laf düşmez. Ancak toplumda yaptıklarının bir gösteri olduğunu kabul etmeyen, insanları kandıran ve paralarını alan bir sahtekar grubu varsa ve bunların sahte iddiaları, insanların gerçeklere ulaşmasını engelliyor, zihinlerini bulandırıyorsa; bunu ifşa etmek de bilim insanlarına düşer. Bununla mücadele etmemek ayıptır. 

Forer-Barnum Etkisi'ni Geliştiren Araştırmalar

Forer-Barnum Etkisi'yle ilgili deneylerin modern versiyonlarına bir göz atarak bu konuyu sonlandıralım. Sözünü ettiğimiz deneyler, modern zamanlarda da tekrar tekrar denenmiş ve her seferinde aynı sonuçlara ulaşılmıştır (işte bilimi "bilim" yapan ve güvenilir kılan budur). Örneğin Kasım 2012'de yayımlanan bir makalede öğrencilere Minnesota Çokfazlı Kişilik Testi denen bir test uygulanmıştır. Sonrasında öğrencilere hem gerçek test sonuçları hem de sahte test sonuçları verilmiştir ve hangi sonucun kendilerine ait olduğunun tahmin edilmesi istenmiştir. Normalde beklenen, eğer ki bu kişilik testleri ve astroloji falları doğru olsa, en azından %80 gibi bir çoğunluğun doğru testi seçmesidir. Sonuç, tam tersidir: öğrencilerin %59'u, kendilerine verilen sahte test sonucunun kendilerine uyduğunu söylemiştir ve gerçek olanın uymadığını söylemişlerdir. Elbette öğrenciler hangisinin sahte, hangisinin gerçek olduğunu bilmemektedirler.

Daha sonradan yapılan başka araştırmalar, Forer/Barnum Etkisi'ni daha da etkili hale getiren bazı ek faktörleri de ortaya çıkarmıştır. Bunları şu 3 ana grup altında toplayabiliriz:

  • Denekler (ya da kurbanlar) analizin sadece kendisine özel hazırlandığına inandırılacak, dolayısıyla okudukları ifadelerin kendileri için biçildiğine inanmaya meyilli olacaklar,
  • Denekler (ya da kurbanlar), testi yapan, fala bakan, analizi yapan, deneyi sürdüren kişinin konu dahilinde bir otorite olduğuna inanacak,
  • Analiz içerisinde daha çok pozitif analizler bulunacak. Negatif analizler oransal olarak düşük olacak.

Bunları bir arada düşündüğünüzde, "falcıların", "psişiklerin" ve "astrologların" insanların yüzüne baka baka nasıl yalan söyledikleri daha da netleşmektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 2
  • Tebrikler! 17
  • Bilim Budur! 9
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 8
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/11/2019 01:58:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2898

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Benim için hayat sürekli bir öğrenme süreci, öğrenmekse derin bir tutkudur. Bilgiçlik taslamak ya da kuru kuru bilmek için değil, sahiden bilme, anlama isteği ile her yaşta yeni bir şeyler öğrenmenin sevinci yaşamım boyunca hiç terk etmedi beni.”
Murathan Mungan
Geri Bildirim Gönder