Sucul Maymun Hipotezi Nedir? İnsanların Ataları, Denizlerde Yaşayacak Şekilde mi Evrimleşti?

Terk Edilmiş Bir Hipotezin Anatomisi...

Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Skeptoid isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Sucul Maymun Teorisi (veya daha doğru ismiyle Sucul Kuyruksuz Maymun Hipotezi), diğer kuyruksuz maymunlardan ayrıldıktan sonraki 6 milyon yıllık insansı (hominid) evriminin bir noktasında (veya hipotezin bazı savunucularına göre tamamında), atalarımızın denizlerde yaşayacak biçimde evrimleştiğini ileri süren bir hipotezdir. Bu hipotez, iddialarını, sadece insanlarda ve sucul hayvanlarda görülen bazı anatomik ve fizyolojik özelliklere dayandırır. Bu özelliklerin yalnızca insan atalarının su ortamında evrimleşmiş olmasıyla açıklanabileceğini ileri sürer.

İlk olarak planktonlar konusunda uzman deniz biyoloğu Sir Alister Hardy tarafından 1960 yılında İngiliz Sualtı Kulübü'nde verdiği bir konuşma sırasında ileri sürülen hipotez, 1 ay sonra New Scientist dergisinde "İnsanlar Geçmişte Daha Sucul muydu?" başlığıyla yayınlanmıştır. Sonrasında, Oxford Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü yüksek lisans mezunu ve bir televizyon senaristi olan Elaine Morgan, 1982 yılında yazdığı The Aquatic Ape isimli kitabında hipotezi savunmuştur. Bu teorinin halk arasında meşhurlaşmasını sağlayan olay ise, 2009’da Elaine Morgan'ın verdiği şu TED konuşmasıdır:

Daha sonradan Animal Planet kanalında 2011 yılında yayınlanan Denizkızları: Beden Bulundu (Mermaids: The Body Found) isimli belgesel de bu hipoteze dayanıyordu. Hatta Dünyaca ünlü etolog Desmond Morris, 1967 tarihinde yazdığı Çıplak Maymun (The Naked Ape) isimli kitabında da bu tarz bir olasılıktan söz etmiştir. Zaten Elaine Morgan'ı bu alanda yazmaya teşvik eden de o kitap olmuştur (her ne kadar Morris, bunu ciddi bir olasılık olarak değerlendirmemiş olsa da).

Bu Bir Teori mi, Hipotez mi?

Bazı kaynaklarda bu yaklaşım, yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, "Sucul Maymun Teorisi" olarak anlatılmakta olsa da, aslen bir hipotez olarak görmek daha doğru olacaktır. Yani teknik terimlere önem veriyorsanız ve suda yaşayan kuyruksuz maymunlarla ilgili bir yaklaşımın bir "teori" olmadığını ve bir "hipotez" olarak tanımlaması gerektiğini düşünüyorsanız, haklısın.

Bir açıklamanın teori olabilmesi için, eldeki verilerin "neden" ve "nasıl" o şekilde olduğunu bir bütün olarak açıklayabilecek detaya sahip olmalı ve çok sayıda delil ile desteklenmelidir. Bu açıdan bakıldığında, kuyruksuz maymunların sulara adaptif olacak biçimde evrimleştiği düşüncesi, en iyi ihtimalle bir hipotezdir. Bu nedenle bu görüşü eleştirenlerin çoğu, ondan bir hipotez olarak bahsederler.

Bunu bir "teori" olarak görebilmemizin tek yolu, kuyruksuz maymunların belli başlı bazı özelliklerinin neden ve nasıl o şekilde evrimleştiğine yönelik bir açıklama getirmeye çalışıyor olmasıdır. Ne var ki, antropoloji sahasındaki verilerin birçoğu ile uyumsuz olan bu açıklama, bir teori olarak bahsedilmeyi hak edebilecek kadar kapsamlı, iyi sınanmış ve kabul edilmiş değildir.

Ancak bu, çok da önemli bir konu değildir; çünkü terimleri nasıl tanımladığınıza bağlı olarak Sucul Maymun Hipotezi bir teori olarak da görülebilir. Önemli olan, bundan ne kastettiğiniz ve bunun gerçekten işlevsel bir tanım olup olmadığıdır. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Sucul Maymun Hipotezi Neyi Savunuyor?

Sucul Maymun Hipotezi'nin argümanlarını beş ana başlık altında toplamak mümkündür:

Kıllarını Yitirmiş İnsanlar

İlk olarak; bizim kürkümüz yok. Sadece suda yaşayan yunus ve balina gibi memelilerin ve hipopotam, domuz ve fil gibi çamurda yuvarlanan canlıların kürkü yoktur. Kürkün yokluğu daha verimli yüzmeyi sağlar ve sudaki hızı artırır. Standart model insanların kürklerini kaybetmesini, ormanların gölgesinden sıcak savanlara geçişe bir adaptasyon olarak görür; ama bu sıkıntılı bir açıklamadır; çünkü güneş altında çok zaman geçiren diğer hayvanlar güneşten korunmak için kürklerini korumuşlardır. Bu nedenle su yaşantısına adapte olmuş iyi bir kuyruksuz maymun, kürksüz olurdu.

Deri Altı Vücut Yağları

İkinci olarak; diğer büyük kuyruksuz maymunların aksine, deri altı vücut yağına sahibiz, tıpkı yunuslar ve balinalar gibi... Standart model savanlarda avlanmak ve hayatta kalmak için hıza ihtiyaç duyan canlıları neden kalın bir yağ tabakası ile kaplasın? Aksine vücut yağlarımızın soğuk sudan korunmak ve kaldırma kuvvetimizi artırmak maksadıyla var olduğunu düşünmek kulağa çok daha mantıklı geliyor. Bu nedenle su yaşantısına adapte olmuş iyi bir kuyruksuz maymun, yağlı bir vücuda sahip olurdu.

İki Ayak Üzerinde Yürüme (Bipedalizm)

Üçüncüsü; biz insanlar bipedal hayvanlarız, yani iki ayağımız üzerinde duruyoruz. Bu suda daha derinlere gidebilmemizi ve yüzerken kol ve bacaklarımızı köpeklerin yüzüşü gibi değil de daha koordineli bir şekilde hareket ettirebilmemizi sağlamaktadır. Standart modele göre bu savanlarda yaşamak içindir; ama savanlarda yaşayan diğer hayvanların kaçı böyle bir adaptasyon geliştirdi? Hiçbiri. Aslan gibi avcılardan antilop gibi kurbanlara kadar dört ayak üzerinde hareket etmek savanlar için en idealidir. Bu nedenle su yaşantısına adapte olmuş iyi bir kuyruksuz maymun, iki ayaklı olurdu.

Bilinçli Nefes Kontrolü

Dördüncüsü; neredeyse diğer tüm hayvanların otonom soluk alış-verişinden farklı olarak biz nefesimizi bilinçli olarak kontrol edebiliriz. Peki başka hangi memeliler bunu yapabilir? Doğru tahmin ettiniz, suda yaşayanlar. Suda yaşayan memeliler derinlere dalarken derin bir nefes alırlar, normal zamanlarda ise daha az miktarda nefes alırlar. Bu nedenle su yaşantısına adapte olmuş iyi bir kuyruksuz maymun, nefesini kontrol edebilirdi.

Yağ Bezlerimiz

Beşincisi; derimizi yağlı tutmak için yağ bezlerine sahibiz. Yağlı bir deri yüzeyi savanlarda işlevsizdir; fakat bilinen tek işlevi olan su geçirmezlik açısından oldukça iyidir. Bu nedenle su yaşantısına adapte olmuş iyi bir kuyruksuz maymun, sudan korunmak için yağlı bir deri yüzeyine sahip olurdu.

***

Bunların hepsi epey ikna edici görünüyor, değil mi? Eğer türümüzün ataları, şempanzelerden ayrıldığımız zamandan başlayan ve Afrika’nın kuruduğu 5 milyon yıl öncesinde biten 2 milyon yıllık bir süre zarfı boyunca sucul bir evreden geçtiyse, o zamandan bu yana 2 ayaklı karasal yaşama ayak uydurmak için yeterli bir zaman vardı. Ve bu süreçte yaşanan evrimsel değişimler, insanlarla diğer büyük kuyruksuz maymunlar arasında bugün görebildiğimiz geniş boşluğu oluşturdu.

Buna rağmen, bilimin bir çok dalında olduğu gibi antropolog olmayanlara (deniz biyologu Hardy ve senaryo yazarı Morgan gibi) çok "açık" görünen şeyler her zaman hikayenin tamamı olmayabilir. İnsanın evrimine yönelik yaygın olarak kabul edilen standart model, rastgele varsayımlarda bulunarak ya da eldeki verilere şöylece bir göz atıp, aceleci tahminlerde bulunarak oluşturulmadı. Aksine; antropoloji, paleontoloji, primatoloji, insan biyolojisi ve paleoantropoloji alanlarında yapılan çalışmalardan elde edilen deliller sonucunda oluştu. Hayatlarını bu alanlara adamış olan insanlar çok daha geniş bir bakış açısına sahipler ve çoktan bundan çok daha ayrıntılı ve sağlam teoriler oluşturdular ve oluşturmaya devam ediyorlar. Onların bu iddialara yanıtlarıysa genel olarak şu şekilde:

Sucul Maymun Hipotezi Neden Yanlıştır?

Yukarıdaki sırayla, hipotezin argümanlarını çürütmek mümkündür:

Kürksüz Olmak, Su Yaşantısı ile İlgili Olmak Zorunda Değildir!

İlk olarak; insanların kürklerinin olmadığı doğru; ama kürksüzlüğün suda yaşamanın bir göstergesi olduğu doğru değildir. Yunuslar ve deniz ayıları gibi sucul memeliler on milyonlarca yıldır yüzme konusunda radikal adaptasyonlar geçirmiş uzman yüzücülerdir. Hipopotam gibi diğerleri ise irileşmek yönünde adaptasyonlar geçirmiştir. Geriye kalan fok, su samuru ve kunduz gibileri ise hala bir kürke sahiptir.

Sucul Olmayan Hayvanlarda da Deri Altı Yağları Vardır!

İkinci olarak; Sucul Maymun Hipotezi'nin destekçileri tarafından ortaya atılan vücut yağı ile ilgili iddialar ise aslında doğru değildir. İnsanlar diğer büyük kuyruksuz maymunların sahip olduğuna benzer bir şekilde ve kürksüz sucul memelilerin yağından farklı olarak deri altı vücut yağına sahiptir. Suda yaşayan bir kuyruksuz maymun türünün deri altı yağı, balinanın yalıtıcı ve yüzmeye yönelik vücut yağından farklı olurdu.

Bipedalizm Kara Hayvanlarına Özgü Bir Adaptasyondur!

Üçüncü olarak; iki ayak üzerinde yürümek sadece kara hayvanlarında görülen bir adaptasyondur, suda yaşamaya yarayan bir adaptasyon değildir. Bazen ya da her zaman iki ayağını kullanan memelilerin (kangurular, primatlar ve ayılar gibi) hepsi kara hayvanlarıdır. Tüm sucul memelilerin hepsi ya hipopotamlar gibi dört ayaklı ya da uzman yüzücüler olan yunuslar gibi hiç ayakları yoktur. Suda yaşayan bir kuyruksuz maymun bipedal olmazdı.

Kara Hayvanları da Nefeslerini Kontrol Edebilirler!

Dördüncüsü; sadece insanların ve suda yaşayan memelilerin nefeslerini kontrol edebildiği doğru değildir. Birçok primat türü ve köpekler nefesini tutabilir. Biz insanlar çok daha iyi bir nefes kontrolüne sahibiz; ama nefesimizi aynı zamanda konuşmak için ve yunuslar da dahil tüm hayvanlar aleminde bulunmayan yeteneklerimiz için de kullanıyoruz. Suda yaşayan bir kuyruksuz maymun, insanın üst düzeyde gelişmiş nefes kontrolüne ihtiyaç duymazdı.

Yağ Bezleri Karasal Lemurlarda da Bulunur!

Beşincisi; biz insanlar gerçekten de derimizi yağlı tutmaya yarayan büyük yağ bezlerine sahibiz. Bunu yapan tek bir memeli daha var ve o da suda yaşayan bir memeli değildir. Lemur. Neden insanların ve lemurların bu özelliğe sahip olduğu tam olarak anlaşılmış değil; ama büyük yağ bezlerinin yüzmekle alakasız olduğu açık. Suda yaşayan bir kuyruksuz maymun büyük yağ bezlerine ihtiyaç duymazdı, en azından hayvanlar aleminde buna işaret eden herhangi bir delil yok.

Çürütülmüş Olan Bu Hipotez Neden Bu Kadar Popüler?

Sucul Maymun Hipotezi'nin gerçekten ilginç yanlarından biri neden bu kadar uzun süredir ortalıkta olduğu ve insanların bugün hala onu ciddiye aldığıdır. En önemli sebeplerden biri basit olması ve görünürde insanlar ve diğer büyük kuyruksuz maymunlar arasındaki bazı farkları "sıra dışı" bir şekilde açıklaması...

"Balıkları kılsız ve yağlı olarak düşünürüz, insanlar da kılsız ve yağlı, o zaman yüzmeye uyum sağlamış olmalılar." Bu tür bir yaklaşım, yüzeysel olarak mantıklı ve ikna edici görünüyor. Bu yüzden kolayca anlaşılabilir ve yayılabilir. Derli toplu, bir lokmada yutulabilir, bilime çok aşina olmadan insanların tüketimine hazır, kolay anlaşılır bir bilimsel iddia kırıntısı...

Birçok "uç teori" gibi, Sucul Maymun Hipotezi de “alışılmışın dışında olduğu için düzen tarafından bastırılanlar” gibi sonsuza kadar popüler kalacak sahtebilim savunuları ardına sığınmaktadır. Elaine Morgan, başka yerlerde de sıklıkla yaptığı gibi, TED konuşmasında da tarihin insanların hatalı çıktığı vakalarla dolu olduğunu söylemiştir. Buna, cehalete başvurma safsatası demekteyiz. Bir şeyin nasıl olduğunu tam olarak bilmiyor olmamız, onunla ilgili düşüncemizin doğru olması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kaldı ki, yukarıda da izah ettiğimiz gibi, insanı diğer kuyruksuz maymunlardan ayıran özellikler yaygın antropolojik teorilerle çok daha rahatlıkla izah edilebilmektedir.

İnsanın Su Yaşantısıyla Gerçek İlişkisi Nedir?

Kıyı şeridinde yaşayan ve bu bölgelerde yüzlerce ve binlerce nesil boyunca kalan türler, belki doğrudan suda yaşamak için evrimleşmemiş diğer özelliklerini kullanarak (ve bir miktar, nesiller içerisinde değiştirerek), suda yaşamaya daha uygun özellikler edinebilirler. Suda yaşamaktan kasıt illa denizin dibinde saatlerce yaşamak değildir; su içerisinde avlanma, avcılardan kaçarken suya sığınabilme, sudaki avcılardan korunabilme gibi yetenekler bile, buna adaptasyonun bir göstergesi olabilir. Örneğin bir aslan ile bir insanın sudaki bir avcıdan kaçma becerisi veya suda avlanma başarısı birbirinden farklı olabilir ve bunun sebebi, insanların ve atalarının daha sucul bir ortamda yaşamasından ötürü geçirdikleri evrimsel değişimler olabilir.

Türümüzün ve atalarının göç yollarına bakıldığında, gerçekten de çok uzun yıllar sahil şeridinde bulundukları ve buradan uzaklaşmadıkları görülür. Bu süreç içerisinde, seçilime bağlı olarak bazı adaptasyonlar kazanmış olmaları muhtemeldir. Belki bunları "Sucul İnsanlar" olarak ilan etmek, bazı bilim insanları için abartılı gelmektedir ve karşıtlarının fazlalığı bu yüzdendir; ancak sanıyoruz ki bu araştırmacılar da, su çevresinde yaşamanın, insan ve atalarının evriminde, diğer savana hayvanlarına göre çok daha büyük bir yeri olduğunu ve buna bağlı bazı adaptasyonların muhtemel olduğunu kabul edeceklerdir.

Okurlarımızı aydınlatmak açısından, bunu eklemeyi uygun gördük.

Teşekkür: Yaptığı çeviriyle bu yazıya katkı sağlayan Korah Melih Yatağan'a teşekkür ederiz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: Skeptoid
  • J. Hawks. Why Anthropologists Don't Accept The Aquatic Ape Theory. (2005, Ocak 25). Alındığı Tarih: 13 Ekim 2019. Alındığı Yer: John Hawks
  • J. Moore. Aquatic Ape. (2019, Ekim 13). Alındığı Tarih: 13 Ekim 2019. Alındığı Yer: Aquatic Ape

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/12/2019 15:11:40 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1440

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bazı insanlar değişimi sevmezler. Ancak alternatif felaketse, değişime sarılmanız gerekir.”
Elon Musk
Geri Bildirim Gönder