Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
📊 Matematik felsefesinde “nominalizm”, matematiksel nesnelerin bağımsız bir varlığa sahip olduğunu reddeden bir bakış açısıdır. Buna göre bu nesneler ne fiziksel dünyada yer alır ne de uzay-zamanda bağımsız bir şekilde bulunurlar; dolayısıyla matematiği anlamlandırmak için bu tür soyut varlıkları varsaymaya gerek olmayabilir.

🔍 Nominalistlerin farklı stratejileri vardır. Bazı yaklaşımlar, matematiksel teorilerin yeniden yapılandırılması yoluyla soyut nesnelere bağlılığı ortadan kaldırmayı denerken; başka yaklaşımlar, mevcut matematiksel dil ve teoriler içinde soyut nesnelerin varlığını varsaymadan nasıl açıklama yapılabileceğini göstermeye çalışır.

📈 Örneğin “matematiksel kurgusalcılık” gibi bazı görüşlerde, matematiksel ifadeler nesnel varlıklar olarak değil; sadece dilsel ve mantıksal ifadeler olarak ele alınır. Bu bağlamda, klasik ifadeler (örneğin “sonsuz sayıda asal sayı vardır”) soyut nesnelerin varlığına başvurmadan da yorumlanabilir hâle getirilebilir.

🔄 Nominalizm, matematiğin uygulamalarını ve bilimdeki rolünü sorgularken, ontolojik bağlılıktan kaçınmanın farklı yollarını de ortaya koyar. Bu, soyut matematiksel nesnelerin varlığını reddetmenin ötesinde, matematiğin metafiziksel yüklerinden arındırılarak nasıl düşünülebileceğine dair bir çerçeve sunar.

📌 Nominalist görüşler, matematiksel nesnelerin gerçekten var olup olmadığına dair geleneksel metafizik tartışmalarındaki karşıt yaklaşımlarla (özellikle platonist bakış açısıyla) doğrudan ilişkilidir; burada temel mesele, soyut nesnelerin ontolojik statüsünün ne olması gerektiğidir.

Yazar: Otávio Bueno
Çeviren: Sibel Özkan
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Tüm Reklamları Kapat
Itamar Shatz
Itamar Shatz
500.1K UP
Yazar 11 Kasım 2022 25 dk.

Küçük sayılar yasası (İng: "law of small numbers" veya kısaca "LOSN" veya "LSN"), küçük örneklemlerin, sanki büyük örneklemler gibi alındıkları popülasyonları yüksek oranda temsil edeceği yönündeki bilişsel safsatadır. Örneğin, küçük sayılar yasası çerçevesinde bir kişi, bir başka kişinin davranış biçiminin o kişinin ülkesindeki herkesin davranış biçimini temsil ettiğini varsayabilir.

Küçük sayılar yasası, insanların çeşitli alanlardaki düşüncelerini güçlü bir şekilde etkileyebilir ve anlaşılması oldukça önemlidir. Makalemizde küçük sayılar yasası hakkında daha fazla bilgi edinecek ve pratikte bundan nasıl kaçınabileceğinizi öğreneceksiniz.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Gül
İnceleyen 17 Haziran 2024
Herkese merhaba öncellikle spoiler içeren bir inceleme olacak filmi izlememiş arkadaşlar bu incelemeyi geçebilir
Şimdi ilk olarak film bizi gelecekte ki dünyada karşılıyor bütün ödemelerin tek bir kart ile yapıldığı aynı anda cüzdan benzeri birşey ile mesaj,arama,iletişim temel olarak günümüz telefonlarının yaptığı herşeyi yapıyor ve tabi ki gelecekte geçen bir evrende olduğu için bu şeyleri hologram olarak görüyoruz. Film bize birde yüksek binalar ve farklı bir ev tarzı gösteriyor bunun dışında hiçbir şey geleceğe ait değil bahsettiğim ev bile aslında New York'ta birisi gökdelen de kalıyorsa aynı hissi paylaşabilir çok farkı yok. Başkahramanimiz Ozan sevgilisinden ayrılıyor ve bunun sonucunda intihar etmek istiyor zaten biliyorsunuz bu kısımları o yüzden geçeceğim filmde bazı noktalara takıldım, mesela Ekini görmeye gösteri salonuna gidiyor ve gösteri salonunda geleceği andıran hiç birşey yok olduğu gibi çekmişler hatta eskiyi andıran çok şey var, ekine mesaj geldiğinde dışarı çıktıkları kapı günümüze bile ait değil 1950 den kalma bir kapı gibi, sonra sokağa adım attıklarında tamam dükkan tabelaları hologram ama sokak günümüz sokağı normal parke taşları var. Sanki belediye daha dün yapmış gibi, hatta trafik levhaları bile günümüze ait ve bu trafik levhasını 1950 den kalma bir araba ile günümüz yollarında gelecekte ki evrende geçen ama ekinin 1980 den kalma köyüne giderken yine görüyoruz. Filmde ki en büyük problem buydu dünyanın içine bir türlü giremiyorsun sürekli bir çok yeni, bir çok eski, birde günümüz ortaya karışık birşey görüyoruz, kıyafetler bile bazen eski oluyor bazen günümüz.(genel olarak italyan modası yönetmen galiba İtalya aşığı) Bu dünyayı yaratamama sebepleri bence bütçe buna yetti ya da yaratmak istedikleri dünya buydu. Diğer takildigim nokta ise "köy" bayaa o dünyaya ait değil onlarda bunu göstermek istiyor anladık ama köye geldiklerinde Ozanın tepkisi çok yavan yani sasirtici ama normal gibi de bir tavır takiniyor. Hani gelecekte geçiyordu bu dünya böyle bir yer olması saçma değil mi Ozan he azıcık şaşır be. Birde sözde babaanesi çok kötü bir durumda acil gidip görmesi lazım amcası öyle diyor, köye gidiyorlar babaanneyi görüyorlar ama babaanenin maşallahı var gayet sağlıklı gözüküyor hayattan memnun hiçbir problemi yok gibiydi, her sabah sporunu yapan birisine benziyordu. Sonra ekin ve ozan köyden biraz uzaklaşıyorlar romantik sahnelerini görüyoruz ondan sonra geri geldiklerinde bir bakıyorlar aaa babaanne ölmüş 2 saniyede oluyor bu olay herkes üzgün köy toplanmış ekinin amcası imam yok diyor, Ozan da şaşırıyor imam diye birşeyi kitapta görmüştüm var mı onlardan diyor sonra sahildedir gidip getirir misin diyorlar ve Ozan sahilde imamla birlikte oldukça boş sohbet ediyorlar gayet içi boş ama anlamlandırmaya çalışan bir sohbetti. Tabi Ozan imamı alıp geliyor herkes üzgün köyün sokaklarında yürüyorlar ahaliyle beraber, bir anda birisi geliyor ve doğurdu hemen gelin diyor. Herkes gidiyor ve gördüğümüz şey bir buzağı inek yeni doğurmuş herkes çok mutlu. Galiba 2 dakika önce babaannen öldü Ekin neye,nasıl sevinebiliyorsun bizim oğlan Ozan da çok mutlu aaa böyle bir hayvanı ilk defa görüyorum ve 2 dakika önce babaannesi ölmüş olan Ekin, Ozan'a tadını çıkar diyor. Ve köyde bir kısımda köyden biri italyanca konuşuyor galiba eşine şunu diyor "Maria anahtar, gracias" neden vardı ki o sahne. Yönetmen köyüde italyan köyüne benzetmeye çalışmış zaten ama yine de o sahne gerçekten çok anlamsizdi. Filmin sonuna gelelim Ozan intihardan vazgeçiyor ve Ekini görmek için köye geri dönüyor güzel bir konuşma yapıyor daha iyi bir yarın olabilir diyor veeee sonraaa "bam" herşey yalanmıs meğerse merkez yapmış herşeyi, intihar programına katılanlarin hepsine yapılan bir şeymiş yaşadığı onca şey ekin ile geçirdiği onca zaman yalanmış. Ozan garibim yine çok tepkisiz yine çok yavan, basit, sığ bir tepki veriyor etrafında ki bütün oyuncular sahteyken onlara takılmıyor ekine gidiyor ve anlamlı bir konuşma yapıyor ve gidiyor. Burda takildigim nokta herşey yalan ve verdiğin tepki bu kadar basit güvenin kırılması lazımdı, ortama değişik bakman gerekirdi, en önemlisi sinirlenmen gerekirdi hatta intiharı tekrar düşünmen lazımdı. Ama tabi ki başrol asla ölmez o da ölmüyor ve onunla kalmayıp Ekini intihardan kurtarıyor sonda da beraber oluyorlar. Son bir kaç şey diyeceğim intihar sahnesinde merkez çip sayesinde Ozanın orda olduğunu fark ediyor ve arıyorlar hatta çip atlamasina engel oluyor ama Ekinin evindelerken çipi kapatabiliyorlardi. E avanak oğlan çipi kapatıp gitsene niye merkezin seni takip etmesine izin veriyorsun. Uzun lafın kısası film fena değil aslında cesur bir yapım bence Türkiyede umarım daha fazlasini görürüz filme 5 üzerinden puanım 3.5 umarım izlerken eğlenmişsinizdir kendinize iyi bakın.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 16 Ocak 2019 15 dk.

DNA, ya da uzun adıyla deoksiribonükleik asit, Dünya üzerinde var olan bütün canlılarda bulunan ve hepsinde kalıtsallığı sağlayan moleküldür. Yani canlılar, DNA isimli bu kimyasal maddeyi kullanarak, kendi biyolojik özelliklerinin bir kısmını veya tamamını yavrularına aktarırlar. Ancak biyolojik organizmalara genetik yapısını kazandıran bu molekül, tek bir yapıda bulunmaz. Genetik ile ilgilenen birisi gen, kromatit ve kromozom gibi birçok diğer terimle de karşılaşmış; hatta bunların sayılarıyla ilgili kafa karışıklığı yaşamıştır. Bu yazımızda, DNA ve genlerle ilişkili tüm kavramları açıklayacağız.

Her kimyasal maddenin kendine özgü bir fiziksel yapısı vardır. Deoksiribonükleik Asit (DNA) isimli kimyasal yapının fiziksel şekline ise "ikili sarmal" adını vermekteyiz; çünkü birbiri etrafına örülmüş gibi gözüken iki şerit ve bu şeriti birbirine bağlayan moleküler köprülerden oluşmaktadır. Bu yapıyı oluşturan alt birimler, nükleobazlardır (kimi zaman sadece baz da denebilir; ancak "baz" sözcüğünün kimyada anlamı oldukça geniş olduğu için bu kısa kullanım kafa karıştırıcı olabilir).

326
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Ocak 2017 6 dk.

İnsan beyninin evriminin ne kadar önemli olduğu aşikardır. Gezegenimiz üzerinde bugüne kadar evrimleşmiş en yüksek zekaya sahip türüz. Bu evrimsel değişim asla kolay olmadı; ancak her evrimsel değişim gibi kademeli ve birikimli bir şekilde oldu. Bu durum, doğal olarak, birçoklarının aklına bir sorunun takılmasına neden olmaktadır: Neden sadece insan türünde beyin ve dolayısıyla zeka bu kadar evrimleşmiştir? Bu sorunun detaylı bir cevabını buradaki makalemizden okuyabilirsiniz.

Ancak çenemizi çalıştıran kasların körelmesiyle ilgili olarak, şunu belirtmekte fayda var: Her türün evrimi eşsizdir. Yani "kendine özgü"dür. Evrim tarihinde; benzer özelliklerin, benzer şartlar altında, kimi zaman benzer süreçlerden geçerek ortaya çıktığını görebilsek de (bkz: yakınsak evrim); çoğu zaman türlerin popülasyonları başından geçenler (çevre şartları, bu çevrenin değişimi, popülasyon içindeki genetik çeşitliliğin yapısı, bu çeşitliliğin çevreyle etkileşimi, vs.) eşsiz bir özgünlükte olduğu için, türlerin evrimi de kendilerine özgü olmaktadır. Bir diğer deyişle, "Neden diğer maymunlar da insanlar gibi zekileşmiyor?" sorusu, "maymun" (Simiiformes) olan her türün birebir aynı evrimsel patikayı takip etmesi gerektiğini varsaymaktadır. Evrimde böyle bir zorunluluk yoktur!

119
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arsel Berkat Acar
Yazar 25 Haziran 2013 14 dk.

Merhabalar! Gerçekten harika ve cevaplanması güç sorular, elimizden geldiğince açık ve net bir biçimde fikirlerimizi söylemeye çalışalım. Bazı sorularınız doğrudan etikle ilgili olduğu için Evrim Ağacı ekibinin genel fikirlerini yansıtan, bir miktar öznel olabilecek yanıtlar vermek durumunda kalacağız. Şunu en baştan belirtmekte fayda var:

Bilim bize gerçeklerle ilgili cevaplar verir, bizi gerçeklere ulaştırır. Ancak o gerçeklere ne anlamlar yükleyeceğimizi öğretemez. Dolayısıyla bir insan bir doğa olayına bakıp arkasındaki metafizik süpergüçlere inanmayı seçerken, bir diğeri tamamen sıradan ama göze hoş gelen bir doğa olayı olarak algılamayı tercih edebilir. Benzer şekilde doğanın işleyişine insanlar çeşitli anlamlar yüklemişlerdir; ancak bu anlamların hiçbirini genel geçer ve evrensel bir kabulü, anlamı ve geçerliliği bulunmamaktadır. Son olarak, sorularınızın da hedef aldığı gibi, insanlar edindikleri bilgileri doğaları gereği farklı amaçlar için kullanmışlardır. İşte bilim, bize bunların hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğunu öğretemez. Bilim gerçekleri ortaya koyar, doğruları ve yanlışları değil. Doğrular ve yanlışlar özneldir, bireyden bireye değişir; ancak gerçekler evrenseldir, değişmez. Bilim, gerçeğe ulaşmaktaki yegane aracımızdır; ancak bize gerçeğe ulaştıktan veya ona alabildiğine yaklaştıktan sonra, onunla ne yapacağımızı gösteremez. İşte bu yüzden bilim gerçekler üzerine kuruluyken, etik doğrular ve yanlışlar üzerine kuruludur. Dolayısıyla etik mevzularda neredeyse hiçbir zaman genel geçer kabullere varılamaz. Bu da sorularınızı ister istemez öznel cevaplama zorunluluğunda bırakıyor bizi. Yine de, bunu yaparken bile, yapımız gereği olabildiğince nesnel, bilimsel ve objektif olmaya ve bilimsel verilerden yararlanmaya çalışacağız. Umarız okurlarımız için faydalı olur.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 27 Ocak 2024 44 dk.

İnsanlar genellikle tembel hayvanları, popüler kültürün de etkisiyle, yavaş tempolu yaşamları ve ilgi çekici davranışları nedeniyle sevimli bulurlar ve bu durum genellikle bir gülümsemeyle karşılanır. Ancak bu sevimli görünümler, zaman içinde yanlış anlamalara ve olumsuz algılara neden olmuştur. Gerçekte ise, tembel hayvanlar için "tembellik" kavramı, onların hayatta kalma stratejisinin bir yansımasıdır.

Tembel hayvanlar, Güney ve Orta Amerika'nın alçak rakımlı tropikal bölgelerinde yaşayan, yavaş hareket eden ve ağaçlarda yaşamaya adapte olmuş memelilerdir. Bu benzersiz canlılar, iki tırnaklı ve üç tırnaklı olmak üzere iki ana cins altında sınıflandırılır: Choloepus (iki tırnaklı) ve Bradypus (üç tırnaklı) şeklinde. Yaşayan altı farklı türü olan tembel hayvanlar, dört tane üç tırnaklı tür (Bradypus pygmaeus, Bradypus torquatus, Bradypus tridactylus, Bradypus variegatus) ve iki tane iki tırnaklı tür (Choloepus didactylus, Choloepus hoffmanni) içermektedir. Ayrıca, bu canlılar karıncayiyenler ve armadillolar ile birlikte Xenarthra (tuhaf eklemliler) üsttakımını oluşturarak, benzersiz bir evrimsel gruba aittirler.

62
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 14 Eylül 2021
Siklonlar nereye gider? Paylaşılan bu görselde, Atlantik okyanusundayken kasırgalar, Pasifik’te ise tayfunlar olarak bilinen ve 1985’ten 2005’e kadar gerçekleşen tüm fırtınalar gösterilmektedir. Harita, siklonların genellikle su üzerinde meydana geldiğini görselleştiriyor. Bu, siklonlara buharlaşan sıcak su enerji verdiği için mantıklıdır. Harita aynı zamanda, siklonların Dünya’nın ekvatorunu asla geçmediğini ve hatta nadiren ekvatora yaklaştığını gösteriyor. Bu bölgede Coriolis etkisi sıfıra yaklaşıyor ve siklonların oluşmak için Coriolis kuvvetine ihtiyacı var. Coriolis kuvveti ayrıca siklon yollarının ekvatordan uzaklaşmasına neden olur. Uzun vadeli eğilimler bir araştırma konusu olmaya devam etse de, kanıtlar son 30 yılda Kuzey Atlantik’te ortalama olarak kasırgaların daha güçlü hale geldiğini ve güçlerinin artmaya devam edeceğini tahmin ediyor.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Elif W
Üye 4 gün önce
Gorundugu uzere Soy adım “Tenkur” ve bu soy ada sahip tek aileyiz ama bu kelime hakkinda hic bir yerde hir bir sey yok kimse ne demek oldugunu bilmiyor “oylesine” gelisi guzel uydurulmus bir kelime olmasini kabullenemiyorum cok ilgi cekici bir konu cunku
2 Cevap - 341 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
67.5K UP
3 gün önce
Sabahları o meşhur "dayak yemiş gibi uyanma" hissi var ya... Suçu hemen yatağa veya strese atıyoruz ama bazen fail sadece fizik: CO2 birikmesi.

Küçük bir yatak odasında kapı-pencere kapalı uyursanız, sabaha karşı içerideki karbondioksit seviyesi, odaklanmayı ve karar verme yetisini körelten 2000 ppm sınırını rahatça aşabiliyor. Yani aslında oksijensiz kalmıyorsunuz, teknik olarak kendi nefesinizde boğuluyorsunuz. Modern evlerin ısı yalıtımı harika ama bedeli bu "akvaryum etkisi".

Elbette her sabah yorgunluğu buna bağlanamaz, apnesi olan var, stressizi var. Ama gece kapıyı hafif aralık bırakmak, çoğu zaman o pahalı "zihin açıcı" takviyelerden daha net sonuç veriyor. Basit fizik, bedava çözüm.
49 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Ekim 2020 31 dk.

Daha önceden detaylıca izah ettiğimiz gibi (aşağıdaki videodan da izleyebilirsiniz), insanlar, kuyruksuz maymunlar olarak bilinen bir taksonomik gruba üye bir hayvan türüdür. Kuyruksuz maymunlar, tıpkı "memeli hayvanlar" veya "omurgalı hayvanlar" gibi, çok sayıda türü barındıran bir taksonomik gruptur. Kuyruksuz maymunlar, kuyrukları olan maymunlarla (genel hatlarıyla, Yeni Dünya Maymunları ve Eski Dünya Maymunları olarak iki diğer grup ile) bir araya gelerek "Maymunlar" (Simiiformes infratakımını) oluşturur. Maymunlar da, ön maymunlar ile bir araya gelerek Primatlar takımını oluşturur.

Yani maymun, primat, kuyruksuz maymun, hayvan gibi sözcükler, aşağılama sözcükleri değildir; bilimsel terimlerin halk arasındaki karşılıklarından ibarettir. Bu sözcükler, türleri kategorize etmemize yardımcı olan çatı terimlerdir. Aynı zamanda, kimi zaman o gruptaki canlılara dair önemli bilgiler verebilirler. Örneğin "omurgalılar" (Vertebrata) altşubesinden olan bir hayvandan söz ediyorsanız, o canlının sırt ekseni boyunca uzanan bir omurgası olduğundan emin olabilirsiniz. "Memeliler" sınıfından olan bir hayvandan söz ediyorsanız, memeleri ve süt bezleri olduğundan ve yavrusunu süt ile beslediğinden emin olabilirsiniz. İşte "kuyruksuz maymunlardan" söz ederken, yani kuyruksuz maymunlar süperailesine mensup bir türden söz ederken de emin olduğumuz şey, diğer maymunların aksine, bu maymunların kuyruğunu yitirmiş canlılar olmasıdır.

182
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Yetişkin
İnceleyen10 5 Ağustos 2023
Hiçbir başarı cezasız kalmaz temalı bir film olmuş ve gayet başarılı.
9.7/10
(637 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
17
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Necla Nur Özkan
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
İşte,bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun..

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
Kaynak: Korkuyorum
6
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Dünya, her insanın ihtiyaçlarını karşılayabilir; ancak her insanın açgözlülüğünü değil!
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
25
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 6 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Furkan Arduç
Türü Ekleyen 18 Şubat 2023
Colubridae bir yılan ailesidir. 249 cins ile en büyük yılan familyasıdır. Ailenin en eski türleri Oligosen dönemine kadar uzanır. Colubrid yılanları Antarktika hariç her kıtada bulunur.
1
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close