Evrim Ağacı Soru & Cevap
Soru & Cevap Nedir?

Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Evrim Ağacı'nın site üzerinde bağımsız okur etkileşimini gerçekleştirmeyi mümkün kılan ilk dijital projesidir. Birçok diğer projenin öncülüdür. Bu kılavuz, kullanıcılara yol göstermesi ve sık sorulan bazı soruları yanıtlaması için hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar

Bu fikir nereden çıktı?

Bu konuyla ilgili temel bilgileri buradaki Patreon yazımızdan görebilirsiniz.

Profilimde çıkan puanlar ne anlama geliyor?

Bu konuyla ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Uyum Puanı'mı gizleyebilir miyim?

Evet. Evrim Ağacı profilinizin gizlilik ayarlarına giderek "Profilimde UP Göster" seçeneğini değiştirebilirsiniz. Bu durumda siz hariç kimse Uyum Puanı'nızı göremeyecektir.

"Kabul Edilen Cevap" nedir?

Soruyu soran kişi, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Kabul Edilen Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara göre daha yukarıda gösterilecektir ve hem soruyu sorana, hem de cevabı verene UP verecektir. Soruyu soran, bir cevabı kabul edilen olarak işaretledikten sonra geri alamaz veya değiştiremez. Moderatörler veya yöneticiler, cevabın isabetli olmadığına kanaat getirecek olursa kabul edilen cevabı geri alabilirler.

"Öne Çıkarılan Cevap" nedir?

Moderatörler veya yöneticiler, verilen cevaplar arasından bir tanesini en tatmin edici, doğru, isabetli, iyi araştırılmış bulursa, onu "Öne Çıkarılan Cevap" olarak seçebilir. Bu cevap, diğer cevaplara en üstte gösterilecektir ve cevabı veren kişiye UP verecektir.

Sorular için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Soruların oy puanı pozitif oy sayısından negatif oy sayısının çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır.

Cevaplar için pozitif ve negatif oylar nasıl sayılıyor?

Cevapların oy puanı sadece pozitif oy sayısı üzerinden hesaplanmaktadır. Negatif oy vermek yerine beğendiğiniz diğer cevaplara pozitif oy verebilir veya kendi daha iyi olan cevabınızı girebilirsiniz.

Cevaplara yorum veya cevap girebilir miyim?

Hayır. Soru & Cevap Platformu'nun amacı, bir soruya gelen cevaplar arasında münakaşa veya fikir alışverişi yaratmak değil, soru sahibinin spesifik bir sorusunu veya merak ettiği bir konuyu cevaba kavuşturmaktır. Faydalı bulduğunuz bir cevap gelene kadar oylama tuşlarıyla gelen cevapları oylayabilirsiniz ve uygun olduğunu düşündüğünüz cevabı "Kabul Edilen Cevap" olarak işaretleyebilirsiniz. Konuyla ilgili ek sorularınız için yeni sorular oluşturabilirsiniz.

Bilimseverler arası daha aktif fikir alışverişlerinin yapılabileceği platformlar geliştirmekteyiz; takipte kalınız.

Sorularımı yeni cevaplara kapatabilir miyim?

Evet; ancak belirli koşulların sağlanması gerekiyor. Sorunuzu cevaplara kapatabilmeniz için:

  • En az 5 cevap gelmiş olması, veya
  • Kabul edilen cevap seçmiş olmanız, veya
  • Öne çıkarılan bir cevap seçilmiş olması gerekmektedir.

Soruyu yeni cevaplara kapattığınız zaman, okurlar o noktaya kadar gelen cevapları görmeye devam edeceklerdir; ancak yeni cevap ekleyemeyeceklerdir. Var olan cevapları oylamaya ve cevap sahiplerine teşekkür etmeyi de sürdürebilirler.

Sorularımı veya cevaplarımı sonradan düzenleyebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu veya cevabınızı ilettikten sonraki ilk 30 dakika içinde düzenleyebilirsiniz. Bundan sonra herhangi bir düzenleme yapamazsınız. Eğer çok önemli bir değişiklik gerekiyorsa bize e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz. Lütfen soru veya cevap göndermeden önce, içeriğinden tamamen tatmin olduğunuzdan emin olunuz.

Sorularımı silebilir miyim?

Evet; ancak sorunuzu sorduktan sonra hiç cevap girilmemiş olması gerekmektedir. Kimi zaman cevap göremeseniz de silemeyebilirsiniz; çünkü onaylanmayı bekleyen (moderasyon denetimine düşmüş) yanıtlar girilmiş olabilir. Ayrıca isim açık şekilde sorduğunuz sorunuzu silmeniz halinde 35 UP, anonim sorduğunuz bir soruyu silmeniz halinde 20 UP kaybedeceksiniz.

Bilimsever Kitleye Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı üyesi olup da cevap vermek konusunda engellenmemiş tüm Evrim Ağacı ailesi üyelerinin sorulara yanıt verebileceği kısımdır. Eğer sorunuzun herhangi bir bilimsever tarafından yanıtlanmasını istiyorsanız buradaki kategorileri kullanmalısınız.

Bir Bilene Sor nedir?

Burası, Evrim Ağacı'na ve Türkiye'deki bilim algısına katkı sağlamak isteyen uzmanların, akademisyenlerin, doktora veya yüksek lisansını almış, belli bir alanda yetkinliğini ispatlamış kişilerin kendilerine özel alanlarının olduğu kategoridir. Eğer bir uzmana spesifik bir soru sormak istiyorsanız bu kategoriyi kullanmalısınız. Unutmayın ki buraya sorulan sorulara, o uzmandan başka hiç kimse yanıt verememektedir. Bu konuda daha fazla bilgiyi bu videomuzun 36. saniyesinden itibaren alabilirsiniz.

Cevaplara matematik formülü girebilir miyim?

Evet, Evrim Ağacı'nda kullandığımız metin editörü, matematiksel formülleri desteklemektedir. Ancak bunun için bir miktar TeX dili bilmeniz gerekmektedir (bu ilk etapta ürkütücü olabilse de, 5-10 dakikada çözebileceğiniz çok basit bir sistem). Metin editöründeki fxf_x ikonuna basarak TeX formatını kullanarak matematik formüllerini girebilirsiniz. Kullanabileceğiniz bütün kodları buradan görebilirsiniz.

Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
50
Erdal Balta
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
öyleyse elips şeklindeki yörüngede yakınken dünya neden güneşe düşmüyor. uzakken neden çekimden kurtulup gitmiyor.
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Sorunuzun en basit cevabı ''hız''dır. Dünya zaten Güneş'e düşüyor fakat Dünya'nın yörüngedeki hızından dolayı Güneş'e çarpmıyoruz. Cisimler ne kadar hızlıysa yörüngesi de o kadar basıktır. Bu duruma kuyruklu yıldızlar örnek gösterilebilir. Kuyruklu yıldızlar Güneş'e yaklaşırken giderek hızlanırlar ve kelimenin tam anlamıyla uzaya savrulurlar. Sonrasında tekrar Güneş'in kütle çekimine dayanamayıp giderek yavaşlarlar ve Güneş'e doğru tekrar dönerler.

Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Yörüngesi
Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Yörüngesi
Kozmik Anafor

Dünya'yı da aynı şekilde düşünürsek Güneş'e en yakın olduğu konumda, 3 Ocakta, Dünya kuyruklu yıldız kadar hızlı olmadığından dolayı daha az savrulur. Animasyonu için tıklayın.

Umarım yardımcı olabilmişimdir. Sorunuzun cevabı en basit anlatımıyla budur. Anlamadıysanız veya daha detaylı bilgi edinmek isterseniz kullandığım kaynakları aşağıya bırakıyorum. İyi günler dilerim.

Teşekkür
Paylaş

Kaynaklar

  1. Wikipedia Eliptik Yörünge
  2. Kozmik Anafor
  3. Youtube-Veritasium Dünya'nın ve başka cisimlerin yörüngesine dair
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
1,573
Utlan 50
Teşekkür
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
Biliyorsunuz ki Türkiye'de doğmuş olan neredeyse herkes ailesi yüzünden sünnet oluyor.Sünnet tıppi bir gereklilik mi ? Yoksa eski insanlardan,atalarımızdan kalma bir gelenek mi?Sünnet neredeyse küresel bir "önlem" sağlıksız olması bana biraz mantıksız geliyor. (Kaynak belirtirseniz çok mutlu olurum)
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

Tıbbi zorunluluk olduğu vakalar olsa da çok büyük bir çoğunluk için zorunlu değildir. Yazılı olarak her ne kadar ilk olarak Tevrat'ta geçse de çok daha eskilere dayanan tahminen 6-7 bin yıllık bir gelenektir.

Teşekkür
Paylaş
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
9K
Hüseyin Açar
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
DangerVille Youtube kanalında yayınlanan ve Evrim Ağacı tarafından da bir içerik oluşturulan konu olan Velociraptor'unun sesi nasıl belirleniyor? (Lütfen ama lütfen bir yazıyı kopyalayıp buraya yapıştırmayınız, o yazıyı eğer yazdıklarınız belirtiyorsa kaynakça olarak belirtmenizi rica ediyorum) https://evrimagaci.org/velociraptor-jurassic-parkin-meshur-dinozoru-gercekte-neye-benziyordu-sesi-nasildi-3707
Puan Ver
1
Puan Ver
8K
Barış Akman
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
İnsanoğlunun teknolojisi ile evrimi yavaşlatması söz konusu olabilir mi? Mesela artık çoğu hastalığa veya anatomik zorluğa teknolojimiz ile çözüm getirdiğimiz için sonraki kuşaklara koşullara dayanabilecek olan da dayanamayacak olan da geçebiliyor.Konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

merhaba

bu konu hakkında benim de sizin gibi aklımda sorular vardı.e tabi insan düşündükçe bazı soruların içinden çıkamaz oluyor.ben de bunun üzerine araştırmalar yaptım ve kendimce faydalı bulduğum birkaç linki buraya eklemek istiyorum.umarım sizinde işinizi görür.bu link içeriklerine rağmen aklınızda hala soru kalırsa lütfen sorun seve seve yanıtlamak isteriimm :))

https://evrimagaci.org/teknolojinin-evrimi-ve-memetik-evrim-kurami-teknoloji-nasil-evrimlesiyor-7502

ve bir diğer link ingilizce umarım ingilizceniz vardır yoksa dahi çevirerek okuyup anlamaya çalışmanız ingilizce gelişiminiz açısından faydalı olacaktır. https://medium.com/@manuj.aggarwal/technological-advances-and-its-effects-on-human-evolution-5329718639e7 https://medium.com/@manuj.aggarwal/technological-advances-and-its-effects-on-human-evolution-5329718639e7

Teşekkür (1)
Paylaş
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip (1)
Paylaş
Ben rüyalarımda neredeyse her zaman eğlenceli ve macera dolu şeyler görürüm ve bu yüzden genelde rüyalarımı hatırlarım. Ama fark ettim ki rüyanın içindeyken bir şeyi hatırlamaya çalıştığımda aşırı zorlanıyorum. Mesela bir şarkı sözü olan "I'm only human after all" sözünü bir türlü hatırlayamadım. Melodisini hatırlıyordum ama sözleri aklıma ancak uyanınca geldi. Ayrıca uyanınca fark ettim ki bunu hatırlamam normalde çok kısa sürmeliydi. Rüyamda ise hissettiğim süre olarak 2 saate yakın bunu hatırlayamadım. Yani rüyada bir şeyleri hatırlamak neden gerçek hayata göre daha zordur?
Puan Ver
1
Puan Ver
165
Dudehell Dudehell
Teşekkür (1)
Hatırla (2)
Takip
Paylaş
Telomerlerin her hücre bölünmesinde kısaldığını biliyoruz. Peki bu durum kıllar içinde geçerli midir? Çünkü kılları her kestiğimizde uzamak için mitoz bölünmeye tabi tutulur ve bu sırada telomer harcanmaz mı? Örneğin sürekli sakal kesmek?
Puan Ver
1
Puan Ver
6K
Ecem Kaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Müzik ve evrim arasında nasıl bir ilişki vardır ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
2
Puan Ver

Konu hakkında Evrim Ağacı yazarlarından Meltem Hanım'ın kaynaklarda bıraktığım yazısını okumanızı tavsiye ederim. Gayet güzel ve akıcı bir şekilde müziğin beynimizdeki ayrı ayrı bölmeleri nasıl etkilediğini açıklamış.

Teşekkür (1)
Paylaş

Kaynaklar

  1. Evrim Ağacı
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
6K
Ecem Kaya
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Yoksa bu tamamen bir uydurma mıdır ?
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

merhaba

sorunuz için teşekkürler.şöyle başlamak isterim ki ben kıvırcık saçlı biriyim ve duştan sonra saçlarımı asla kurutma makinesi vb.şeyler ile kurutmam.eğer hava rüzgarlıysa benim kurutucum bellidir demek .ben daima rüzgarı tercih ederim aksi takdirde saçlarım tülerecektir.sorunuzun yanıtını vermil oldum sayılır.fakat şöyle bir şey varki bu durum benim için böyle başkası için nasıl olur elbette bilemem belki de bu durum yaşa göre veya vücut direncine göre değişiklik gösterebilir lakin ben bu zamana dek baş ağrısından başka bir sorun yaşamadım :) dolayısıyla bu konu için tamamen uydurma diyebilir miyiz,sanmıyorum sorunuzu kendi gözümden bakarak araştırmaya başladım ve bana göre zengin içerikli bir yer buldum gazete linki ise benim de aklımda olan bazı sorulara yanıt oldu.umarım siz de yararlanır,fayda görürsünüz.

sevgiler

Teşekkür (1)
Paylaş
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
165
Dudehell Dudehell
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
Telomerlerin her hücre bölünmesinde kısaldığını biliyoruz. Peki bu durum kıllar içinde geçerli midir? Çünkü kılları her kestiğimizde uzamak için mitoz bölünmeye tabi tutulur ve bu sırada telomer harcanmaz mı? Örneğin sürekli sakal kesmek?
Cevap
Puan Ver
1
Puan Ver

Telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Her hücrede 23 kromozom çifti olduğundan, her hücrenin 92 telomeri vardır.

Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde, telomerler sürekli kısalır. Ayrıca telomer uzunluğu stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının da katkısı ile daha da kısalırlar.

Embriyonun ilk başlangıçta telomer uzunluğu 15.000 BP (base pair-baz çift) olarak başlar. Anne rahminde o kadar hızlı bir hücre bölünmesi ve çoğalması yaşanır ki bebek doğduğunda telomer uzunluğu 10.000 BP’ye kadar düşmüştür. Genellikle yaşlandığımızda telomer uzunluğumuz 3.000-4.000 BP’ye kadar kısaldığında artık hücrelerimiz görev yapmayı bırakırlar. Tüm yaşamımız boyunca yaklaşık her biri 7.000 BP uzunluğunda telomerimiz vardır ve her yıl yaşam şekline bağlı olarak 50-200 BP/yıl kısalır.

Telomerler kritik bir uzunluğa düştüklerinde artık hücrenin bölünmesi sona erer. Bu yüzden bir hücre kendi kendine en fazla 50-60 kez bölünebilir. Hayflick Limiti denen bu durum 1960’larda Dr. Hayflick tarafından tanımlanmıştır. Teoriye göre insanın en iyi koşullarda yaşasa dahi yaklaşık 125 yıl ile sınırlı bir hayatı olmaktadır.

Hücrenin artık görev yapamamaz hale gelebilmesi için, 92 telomerden sadece 1 tanesinin kritik eşiğe gelmiş olması yeterlidir. Tek bir hücreyi telomerleri kısaldığı için kaybetmek trilyonlarca hücremiz içinde anlamlı gözükmese de yaşımız ilerledikçe telomeri kısa olan bu tip hücrelerin sayısı giderek artmakta ve çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu durum yaş ile giderek artan sağlık sorunlarının kaynağını oluşturur.

Tıp dünyası 1980’lerden bu yana telomerlerin farkındadır ama ne işe yaradığı son zamanlarda anlaşılmıştır. Hatta bir dönem telomerler çöp DNA olarak dahi yorumlanmıştır. Telomer biyolojisi hakkında bugüne dek 10.000’den fazla yayınlaşmış makale vardır ve sürekli yenileri de çıkmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda bir çok hastalığın telomerlerin kısalması ile bağlantılı olduğu saptanmıştır. Telomerlerin uzunluğunun muhafaza edilmesi sağlıklı yaşam anlamına geldiği kadar uzun yaşam da anlamına gelmektedir.

* Obezite

* Yüksek kolestrol

* İnflamasyon ve oksidatif stres

* Yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları

* Tip 2 diyabet

* Kanser

* Osteoporoz

* Osteoarthirit (damar tıkanıklığı)

* Alzheimer

Saç, cilt ve bağışıklık sistemindeki hücreler vücudun diğer bölgelerindeki hücrelere göre daha hızlı yenilendiklerinden telomerleri daha da hızlı kısalma eğilimdedir.

Bu yüzden yaşlılık belirtileri dış görünümde daha hızlı belirgin hale gelmektedir.

Teşekkür (1)
Paylaş
Devamını Göster
Puan Ver
1
Puan Ver
65
Mufit Turkustun
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip (1)
Paylaş
Cevap
Puan Ver
0
Puan Ver

*GÖZÜN EVRİMİ VE GÖZ*

"Gözün, odağı farklı mesafelere ayarlamak, farklı ışık bağlarını kabul etmek ve küresel ve renk sapmalarının düzeltilmesi için doğal seçilim ile oluşturulmuş olabileceğini düşünmek için, özgürce itiraf ediyorum, en yüksek derecede saçma. Oysa neden bana, mükemmel ve karmaşık bir gözden çok kusurlu ve basit olana kadar çok sayıda derecelendirmenin olması durumunda, her sınıfın sahibine faydalı olduğunu gösterilebileceğini söyler; ayrıca, göz çok az değişir ve varyasyonlar kalıtsaldır, bu kesinlikle durumdur; ve organdaki herhangi bir varyasyon veya modifikasyon, değişen yaşam koşulları altında bir hayvan için faydalı olursa, hayal gücümüz tarafından çözülemez olsa da, doğal seleksiyonla mükemmel ve karmaşık bir gözün oluşabileceğine inanmanın zorluğu, gerçek sayılmaz. Bir sinirin ışığa nasıl duyarlı hale geldiği, bizi yaşamın kendisinin ilk ortaya çıkışından daha fazla endişelendirmiyor; ancak bazı gerçeklerin, herhangi bir hassas sinirin ışığa duyarlı hale gelebileceğinden ve ses üreten havanın daha kaba titreşimleri için akıllıca olabileceğinden şüphelendiğimi söyleyebilirim."

İdeal olarak, Darwin devam ediyor, şu anda bilinen hayvanların atalarında karmaşık gözlerin kademeli gelişimini izlemek en iyisidir. Ancak fosil kaydı buna izin vermediği için, çalışabileceğimiz çeşitli türlerde, özellikle omurgasızlarda, gözlerin tüm spektrumuna bakmalıyız, çünkü gözlerdeki en geniş varyasyonu gösterirler, oysa tüm omurgalılar zaten karmaşık kamera gözü. Bunu yaparsak:

Doğal seleksiyonun basit bir pigmentin sadece pigmentle kaplanmış ve şeffaf zar ile yatırılmış basit bir aparatını mükemmel bir optik cihaza dönüştürdüğüne inanmakta çok büyük bir zorluk göremiyorum (diğer birçok yapıda olduğundan daha fazla değil). büyük Artikülat sınıfının [omurgalılar] herhangi bir üyesine sahiptir.

Daha sonra, bu değişimlerin, jeolojik zamanın yoğunluğu boyunca yavaş yavaş olmasına rağmen, doğal seleksiyonun gücü ile meydana gelebileceğini vurgulamaya devam ediyor.

Gözü optik bir aletle karşılaştırmamız gerekiyorsa, altındaki ışığa duyarlı bir sinir ile kalın bir şeffaf doku tabakası almayı hayal etmeliyiz ve daha sonra bu katmanın her parçasının yoğunlukta sürekli yavaş değiştiğini varsayalım. birbirinden farklı mesafelere yerleştirilmiş ve her katmanın yüzeyleri yavaşça biçim değiştirerek farklı yoğunluk ve kalınlıktaki katmanlara ayrılır. Ayrıca, saydam katmanlardaki her bir küçük kazara değişikliği her zaman dikkatle izleyen bir güç olduğunu varsaymalıyız; ve çeşitli koşullar altında, herhangi bir şekilde ya da herhangi bir ölçüde, farklı bir görüntü üretme eğilimi gösterebilecek her bir değişikliği dikkatle seçmek. Aletin her yeni durumunun milyonla çarpılacağını varsaymalıyız; ve her biri daha iyi bir üretilinceye kadar korunacak, ve sonra eskileri yok edilecek. Canlı bedenlerde, varyasyon hafif değişikliklere neden olur, nesil onları neredeyse sonsuza kadar çoğaltır ve doğal seleksiyon her iyileştirme becerisi ile ortaya çıkar.

Gözdeki bu bölüm, burada öyle geniş bir şekilde alıntılanmıştır ki, Darwin, içinde, kitabın ana önerilerinin çoğunu belirtti. Ayrıca, Darwin dolaylı olarak evrimin modülerliğini , bir bütün olarak organizmanın bütünlüğüne ve hayatta kalmasına müdahale etmeden bir organizmanın bir bölümünü değiştirebileceğini varsayıyordu . Bu 19. yüzyılın başında karşılaştırmalı anatomi ve paleontolojinin kurucusu Georges Cuvier'in endişesi olmuştu.

Mikroplarda, gerçek gözlerde veya ortamın farklı yerlerinden gelen ışığın yönü hakkında bilgi veren yapılarda ışığa duyarlılık mevcut olmasına rağmen, hayvanlar ile sınırlıdır. Darwin'in gözün ara formlarının bulunacağı öngörüsü bolca yerine getirildi. Bazı protozoalarda bulunan ışığa duyarlı gözlerden ve solucanların ve yumuşakçaların çukur gözlerinden omurgalı kameraların karmaşık kamera tipi gözlerine geçiş, bugün yaşayan hayvanlarda ve atalarında da genişleyerek belgelenmiştir. Bunu ayrıntılı olarak tartışan birkaç mükemmel anket mevcuttur.

Genel olarak, gözler en az 3 kategoride farklılık gösterir:

1. Yapı tipi

a. Bazı yumuşakçalarda, örümceklerde, deniz ve kara omurgalılarında görülen ve retinanın içbükey olduğu ve görüntünün ters çevrildiği “basit” (yanlış adlandırma) veya tek odacıklı gözler.

b. Kabuklularda ve böceklerde görüldüğü ve retinanın eşdeğerinin dışbükey olduğu ve görüntünün dik olduğu çeşitli dizilerde bireysel pigment kaplı tübüllerden (“ommatidia”) oluşan “bileşik” veya çok tabakalı gözler.

Her göz tipi geçiş formlarını gösterir. Ayna optikleri ve refraktif optikler dahil olmak üzere en az 11 optik sistem temsil edilmektedir ve en son keşfedilen bir telefoto lens 9 (fakat zoom lens yok ve Fresnel prizma yok). Göz British Journal göz doktoru Ivan Schwab tarafından açıklayıcı denemeler eğlendirirken ile kapağında daha ilginç gözlerin birçok özelliği vardır.

(Burada, okyanus uçurumunun derinliklerinden, Atlantik'in merkezindeki orta-kuzey sırttaki hidrotermal menfezlerin yakınında bulunan “gözsüz” karidesin arkasındaki fotoreseptörlerin yaması için gizli bir sevgiyi kabul etmeliyim. güneş ışığının bir iz ulaşamayacağı, karides ihtiyacı kükürt bazlı besinleri verir hangi havalandırma gelen loş ışıkta, kendisini yönlendirmek için onun ışık hassasiyeti kullanır.

2. Fotoreseptör tipi: Bir hücredeki rhodopsin moleküllerinin, gelen bir fotonun bir moleküle çarpma olasılığını optimize edecek şekilde yerleştirilmesi zorluğuna en az 2 çözüm geliştirilmiştir. Her ikisi de, fotonun yoluna karşı birçok fotopigment tabakasını biriktirmek için hücrenin çevreleyen zarının uyumunun değiştirilmesini içerir.

a. Rabdomerik hücrenin zarı çok sayıda mikrovillus gösterir, çoğunlukla omurgasızlarda bulunur ve deşarj sırasında depolarize olur.

b. Siliyer hücre zarını invajinasyonlarla içeri iter, büyük ölçüde omurgalılarda bulunur ve deşarj sırasında hiperpolarize olur.

3. Embriyoda gelişme şekli: Bu, omurgalılarda gözü bir kafadanbacaklı yumuşakça olan ahtapotta görülen yüzeysel olarak benzer kamera tipi göz ile karşılaştırırken en açık şekilde görülür.

a. Omurgasız ahtapot gözü, epidermal placodedan bir dizi katlanma yoluyla gelişir. Fotoreseptörler vitreus boşluğuna bakar.

b. Omurgalı gözü nöral plakadan oluşur ve lensi oluşturmak için üstteki epidermisi indükler. Nöral kabın invajinasyonu, fotoreseptörlerin vitreus boşluğundan uzağa baktığı çift katmanlı bir retina oluşturur.

Eğer cevabımın yeterli olmadığını düşünüyorsanız bu kaynaktan da bakabilirsiniz

https://jamanetwork.com/journals//article-abstract/422031

Teşekkür
Paylaş

Kaynaklar

  1. jamaophthalmology jamaophthalmology
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
385
Murat Boyraz
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Sorumun çıkış noktası "canlılık" aslında; yani canlılığın en küçük yapı taşını aradığımızda çok küçük bir canlıya değil de bir koda yani ihtiva ettiği kod ile canlılığa sebep olan DNA ya ulaşıyoruz. Yani canlılığı maddenin kodlanmış hali olarak görebiliriz . Aynı mantıkla çok küçük ve parçalanamaz bir madde aramaktansa enerjinin kodlanmış bir halinin madde olabileceğini düşünebilir miyiz ? Yani enerjinin bir kod ile programlanmış hali bize madde olarak görünüyor olabilir mi ?. Umarım iyi ifade e
Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Hatırla
Takip
Paylaş
Varlık dediğimiz zaman bu evren dahilindeki şeyleri anlıyoruz.Tanrı sonradan yaratılanlara benzemiyorsa ona var dememiz mantıksal olarak doğru mu?
Puan Ver
3
Puan Ver
4,833
Esra Eşiyok
Teşekkür (3)
Hatırla (2)
Takip (2)
Paylaş
yapay rahimler prematüre bebekler için daha fazla yaşam şansı sağlamaktadır. Ayrıca kısırlık yada cinsiyet gibi çeşitli nedenlerden dolayı hamile kalamayanlar için yardımcı olabilecektir. Bunun yanı sıra böyle bir teknolojik sıçramanın üreme hakları üzerinde etkileri olacak mıdır?
Puan Ver
4
Puan Ver
7K
Zeynep X
Teşekkür (2)
Hatırla
Takip (2)
Paylaş
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
10
Puan Ver

Kötülük problemi ya da şer problemi, din felsefesinde kötülük ile mutlak iyi olan bir Tanrı'nın varlığının nasıl bağdaştığı şeklindeki bir sorudur. Sorunu ilk olarak Epikür mantıksal bir formül ile ortaya koymuş, o zamandan beri de felsefe ile hiçbir ilişkisi olmayan kişilerden filozoflara kadar hemen herkesin zihnini meşgul etmiştir.

M.S. II. yüzyılda yaşamış bir Kilise Babası olan Lactantius’un (ö. M.S. 340) aktarımına göre Epikür kötülük problemini bir ikilem biçiminde şöyle formüle etmiştir:

“Tanrı, ya kötülükleri ortadan kaldırmak ister de kaldıramaz; veya kaldırabilir, ama kaldırmak istemez; ya da ne kaldırmak ister, ne de kaldırabilir; yahut da hem kaldırmayı ister hem de kaldırabilir. Eğer ortadan kaldırmak istiyor da kaldıramıyorsa, O her şeye kadir değildir; ki bu durum Tanrı’nın karakteriyle uyuşmaz; eğer ortadan kaldırabiliyor, fakat kaldırmak istemiyorsa, O kötü niyetlidir; ki bu da aynı şekilde Tanrı ile uyuşmaz; eğer O ne ortadan kaldırmayı istiyor, ne de kaldırabiliyorsa, hem kötü niyetlidir hem de her şeye kadir değildir; bu durumda da Tanrı değildir; eğer hem ortadan kaldırmayı istiyor, hem de kaldırabiliyorsa – ki yalnızca bu Tanrı’ya uygundur–, o zaman kötülüklerin kaynağı nedir? Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?”

Teşekkür (9)
Paylaş

Kaynaklar

  1. Wikipedia Kötülük ve mutlak iyi olan Tanrı'nın nasıl bağdaştığına ilişkin felsefi bir sorun
Devamını Göster
Puan Ver
3
Puan Ver
1,130
Ahmet Yusuf Bilgin
Teşekkür (3)
Hatırla (1)
Takip (2)
Paylaş
Bildiğim kadarıyla cüce gezegen olarak kabul ediliyor Plüton ,ne kadar büyüklüğe ulaşırşa gezegen sayılır
Kabul Edilen Cevap Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
5
Puan Ver

İnsanlar gezegenler için bazı kriterler belirlemiştir. Plüton bu kriterlere uymadığı için gezegen kategorisinden kaldırılmıştır.

Gezegen kategorisine uymayan bazı özellikleri.

Plüton’un diğer gezegenlere oranla belirgin derecede ufak olması

2005 yılı itibari ile Kuiper Kuşağı’nda keşfedilen binlerce gök cisminin Plüton’dan pek bir farklı olmadığının fark edilmesi Plüton’un da bu kuşağın bir üyesi olarak görülmesine neden olmuştur.

2000’li yıllardan itibaren Güneş Sistemi içerisinde cüce gezegen, uydu ve asterorit keşfi son derece hızlanmıştır. Bu durum sistemimizin yapısını anlamamıza ve Plüton’un gezegen kriterleri taşımadığı kanaatine varmamıza neden olmuştur. Çünkü o yıllarda keşfedilen bazı gök cisimleri Plüton kadar veya ondan daha büyük olmasına rağmen cüce gezegen olarak tanımlanmıştır. Bu durumda Plüton’un diğer cüce gezegenlerden bir ayrıcalığı olmadığı anlaşılmıştır.

Teşekkür (4)
Paylaş
Devamını Göster
Puan Ver
0
Puan Ver
55
Van Waals
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
Ataların Hikayesi'ni okumaya çalışıyorum ama çeviri çok kötü. Biraz önce 'and' sözcüğü çevrilmeden kalmış bir cümleye rast geldim. Okuyanlar ne der?
Tüm Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Günbatımı hakkında ufak birkaç bir şey bilmek, onun romantikliğini bozmaz.”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder