Bu Reklamı Kapat
Bu Reklamı Kapat

Güneş Yanığı Nedir? Bronzlaşmak Amacıyla Güneş'ten Aldığınız Radyasyon Size Nasıl Zarar Veriyor?

"Güvenli Miktarda Güneşlenme" veya "Sağlıklı Düzeyde Bronzlaşma" Diye Bir Şey Yoktur!

Güneş Yanığı Nedir? Bronzlaşmak Amacıyla Güneş'ten Aldığınız Radyasyon Size Nasıl Zarar Veriyor? Andrea Piacquadio
16 dakika
3,030
  • Dermatoloji
  • Dermatolojik Onkoloji

Güneş yanığı, başta Güneş olmak üzere çeşitli morötesi ışın kaynaklarından gelen aşırı miktarda ultraviyole ışınlara maruz kalma sonucunda deneyimlenen bir çeşit radyasyon yanığıdır ve başta deri olmak üzere canlı dokuları olumsuz etkiler. Bu radyasyon maruziyetine bağlı olarak deri kızarır, ısınır, dokunulduğunda acır, vücutta yorgunluğa ve bitkinliğe sebep olur ve baş dönmesi gibi bazı diğer semptomlar görülebilir. Orta vadeli semptomlar arasında su toplama, deri soyulması, şişme, kaşınma ve mide bulantısı görülebilir. Daha uzun vadede ve Güneş'e tekrar tekrar maruz kalma sonucunda iyi huylu deri tümörleri, DNA hasarı, hücre ölümü ve deri kanseri görülebilir.

Güvenli Güneşlenme Diye Bir Şey Yoktur!

Deri yanıklarına sebep olan güneşlenme ve bronzlaşma konusunda insanlar arasında yaygın olan birtakım yanılgılar ve tutarsız algılar da göze çarpmaktadır: Örneğin halk arasında "radyasyon" sözcüğüne yönelik abartılı bir korku ve tutarsız bir önyargı bulunmaktadır. Örneğin hem cep telefonları gibi eski iletişim araçları hem de daha modern mobil iletişim teknolojileri (5G ve 6G gibi) konusunda bilimsel dayanağı olmayan, daha ziyade dini kült nitelikleri taşıyan endişeler görülmektedir. Benzer şekilde, çeşitli endişelerin bilimsel olarak da makul görülebileceği nükleer santraller gibi konularda da (en azından küresel ölçekteki risk düzeyi açısından) endişelerin içeriği/açısı ile bilimsel gerçekçiliği arasında dikkate değer bir uçurum bulunmaktadır.

Bu Reklamı Kapat

Radyasyon kaynaklarına yönelik çoğu durumda yersiz korkular ve endişeler besleyenlerin dahi, özellikle de yaz geldiğinde, günümüzde var olan en tehlikeli radyasyon kaynaklarından biri olan Güneş'in altına yatarak, saatlerce kendilerini ölümcül radyasyona maruz bırakmaları ve bu nedenle edindikleri radyasyon yanıklarını "normal" bulmaları, konu hakkında derin bir bilişsel kopukluk olduğunu göstermektedir. Bu kopukluğun derinliğini anlamak için, Deri Kanseri Vakfı'nın şu cümleleri aydınlatıcı olacaktır:[1]

Şu bir gerçektir: Güvenli veya sağlıklı güneşlenme/bronzlaşma diye bir şey yoktur. Bronzlaşma davranışı, bazal hücre sarkinoması, skuamöz hücre sarkinoması ve melanoma gibi deri kanserlerine yönelik riski artırmaktadır. Bunlara karşı alabileceğiniz en iyi önlem, güneşlenmekten ve bronzlaşmaktan uzak durmaktır. (...) Bronzlaşmanın etkileri kümülatiftir (yani her seferindeki zararlı etkiler, bir önceki zararlı etkilerin üzerine eklenir). Şu anda iç mekanlarda bronzlaşma nedeniyle yaşanan deri kanseri oranı, sigara tüketiminden kaynaklı deri kanseri oranından daha yüksektir.

Amerikan İlaç ve Sağlık Başkanlığı (FDA) ise bunu şöyle anlatıyor:[2]

Bu Reklamı Kapat

Güvenli bronzlaşma diye bir şey yoktur. Deri renginizin koyulaşmasına sebep olan melanin adlı pigmentin miktarının vücudunuzda artması, derinizin hasar aldığının bir işaretidir. (...) Bilimsel kanıtlar, bronzlaşmanın cilt kanseri geliştirme riskinizi büyük ölçüde artırdığını göstermektedir ve sanılanın aksine bronzlaşmak, cildinizi güneş yanığı veya diğer cilt hasarlarından korumamaktadır.

Güneş Yanıklarıyla İlgili Bilmeniz Gerekenler

Güneş yanıklarıyla ilgili olarak şu genel kuralları unutmamalısınız:[3]

  • Bazı insanlar güneş yanığına daha yatkındır. Cilt tipiniz, Güneş'e karşı hassasiyetinizi belirlemektedir ve açık tenli insanlar en büyük riski taşır. Ama herkes yanabilir. Fitzpatrick Deri Fototipleri bu konuda yol gösterici olabilir:[4]
  • Tip 0: Albino
  • Tip I: Soluk beyaz tenli, kolayca yanar ama bronzlaşmaz.
  • Tip II: Beyaz ten, kolayca yanar, zor bronzlaşır.
  • Tip III: Beyaz ten, yanabilir ancak kolayca bronzlaşır.
  • Tip IV: Açık kahverengi/zeytin teni, zor yanar, kolayca bronzlaşır.
  • Tip V: Kahverengi ten, genellikle yanmaz, kolayca bronzlaşır.
  • Tip VI: Yanması pek olası olmayan siyah ten, UV radyasyonuna maruz kaldığında daha koyu hale gelir.
  • Yanık olmasa bile Güneş'e maruz kalmak deri kanseri riskini artırır. Bronz olsanız veya cilt tipiniz koyu renkte olsa bile ve cildiniz kızarmasa bile, Güneş, kansere yakalanmanıza neden olacak hücresel hasarlara neden olabilir.
  • UV indeksini takip edin. Güneş'in enerji yoğunluğu mevsime, günün saatine ve coğrafi konuma göre değişir. Meteorolojik birimlerin ilân ettiği UV indeksinin yüksek olması, korumasız cildin daha hızlı veya daha şiddetli yanacağı anlamına gelir. Özellikle Güneş'in en güçlü olduğu zamanlarda ekstra dikkatli olmalısınız. Ancak indeks düşük olduğunda bile riskin devam ettiğini unutmayınız. Kendinizi yılın her günü, makul şekilde korumanızı öneririz.
  • Bulutlu bir günde yanabilirsiniz. Güneş tepede parlamadığında bile dikkatli olmanız gerekmektedir. UV ışınlarının %80 kadarı bulutların içinden geçip derinizi yakabilir.
  • Hafif bronzlaşma da kötüdür. Ne kadar hafif olursa olsun, her yanık cildinizde erken yaşlanmaya ve cilt kanserine neden olabilecek bir yaralanma belirtisidir. Güneşlendiğinizde derinizi yaraladığınızı unutmayın.
  • Tekrar tekrar yanmak, kanser riskinizi artırır. Açık tenli insanlar için, özellikle genetik yatkınlığı olanlar için Güneş yanıkları, melanom gelişiminde bariz bir role sahiptir. Araştırmalar, cilde zarar veren UV ışınlarının tümör baskılayıcı bir geni de değiştirebileceğini ve hasarlı hücrelere kansere ilerlemeden önce daha az onarım şansı verdiğini göstermektedir.
  • Açık havada dikkat edin. Açık havada çalışan veya spor yapan kişilerde deri kanserine neden olabilecek güneş yanığı riski daha yüksektir. Rasyonel olun, kendinizi koruyun.
  • Çocuklar daha da yüksek riske sahip. Çocuklukta veya ergenlikte tek bir tanecik kabarcıklı Güneş yanığı bile, ilerleyen yaşlarda melanom geliştirme şansını 2 kattan fazla artırmaktadır.
  • Deriniz, ilk Güneş yanığınızdan itibaren cilt hasarlarını biriktirmeye başlar. Yani derinizi ne kadar çok yakarsanız, cilt kanseri riskiniz de o kadar artar. Belirgin bir yanık olmadığında bile, sık sık ultraviyole ışınlara maruz kalmak deri hasarına sebep olabilir.
  • 2 kat kanser riski için 5 yanık yeterlidir. Beş veya daha fazla kez derinizi yakmak, potansiyel olarak ölümcül olan melanom geliştirme riskinizi ikiye katlamaktadır.
  • Korunmak çok kolaydır. Güneş güvenliğine dikkat ederek deri kanseri riskinizi azaltmak çok kolay ve makul yöntemlere sahiptir. Bunları uygulamayı unutmayın. En kolay korunma yöntemlerinden biri olan güneş kremleriyle ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Güneş, Can Verir ve Can Alır!

Yeryüzündeki modern yaşamın en önemli kaynaklarından biri Güneş'tir. Teknik olarak yaşamın evrimleşebilmesi için Güneş'e gerek olmasa da günümüzde canlılığın eriştiği noktada var olan çeşitliliğin sürdürülebilmesi için Güneş, olmazsa olmaz bir etmendir.

Öte yandan Güneş, aynı zamanda ölümcül bir nükleer reaktördür: Bugüne kadar 150'den fazla kanser türü tanımlanmıştır ve bunlardan en yaygın 4-5 tanesinden biri de deri kanseridir.[5] Deri kanserinin en yaygın nedenlerinden biriyse mor ötesi ışınlara maruz kalmadır - ki Güneş altına çıktığımız anda, hepimiz bu ışınlardan alıyoruz.[6], [7]

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Güneş'ten Gelen Işınlar Nelerdir?

Güneş'ten gelen ışınlar, sadece görünür dalga boyunda değildir; biz, sadece kırmızıdan mora kadar olan renkleri görebiliriz. Gözümüzle görebildiğimiz elektromanyetik radyasyon, spektrumun tamamının sadece %0.0035 gibi ufacık bir kısmını oluşturmaktadır.[8]

Görünür spektrum ve spektrumun tamamı (ölçeğe göre çizilmemiştir ve o renki kısım, gri kısımdan çok, çok ama çok daha küçüktür).
Görünür spektrum ve spektrumun tamamı (ölçeğe göre çizilmemiştir ve o renki kısım, gri kısımdan çok, çok ama çok daha küçüktür).
Wikimedia

Güneş'ten gelen ışınlarsa, aynı spektrumun yine oldukça ufak bir kısmından (yaklaşık olarak 250-2500 nm aralığından) gelmektedir; ama Güneş'ten gelen ışınların tamamının %50 kadarı, gözle görünür dalgaboylarındadır ve bu renklerin hepsi aynı anda, birbirlerine karışarak geldiği için, Güneş aslında sarı veya turuncu değil, beyaz renktedir; yani uzaya çıkıp Güneş'e bakacak olsanız onu sarı değil, beyaz görürdünüz. Dünya'dan baktığımızda sarı veya turuncu görmemizin nedeniyse, gözle görünür ışığın bir kısmınının atmosferde saçılmasıdır. Zaten gökyüzünün mavi veya gün batımlarında kırmızı gibi farklı renklerde olması da, dalgaboyuna bağlı olarak atmosferde saçılma oranıdır. Bu konuda daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

West Texas A&M University

Güneş'ten gelen ışınların geri kalan kısmının %40'ı kırmızı ötesi (veya kızılötesi), %10'u ise morötesi ışınlardır. İnsan gözü bu "renkleri" göremez; ancak etkilerini hissetmemiz mümkündür. Örneğin insanlar için çok daha riskli olan ışınlar, morötesi ışınlardır; çünkü kızılötesi ışınlar iyonize edici radyasyon değildir; ancak vücudunuzun ısınmasına yol açabilirler. Öte yandan morötesi ışınlar, iyonize edici olabilmektedir; yani hücrelerinizdeki DNA'nızın atomlarını parçalayarak mutasyonlara sebep olabilirler. Radyasyon tipleri ve tehlike düzeyleriyle ilgili daha fazla bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz; ancak özetle siz, korunmasız bir şekilde Güneş altına çıktığınızda, bu tehlikeli radyasyonu vücudunuza almaya başlarsınız.

Güneş Bizim İçin Faydalı Değil mi?

Bu konuda gelen sık bir itiraz, "İyi ama atalarımız hep Güneş altındaydı, Güneş bizim için neden tehlikeli olsun? Hem D vitamini üretebilmek için Güneş görmemiz gerekmiyor mu?" gibi bir itirazdır. Evet, D vitamini üretebilmek için vücudumuzun Güneş ışınlarına maruz kalması gerekmektedir; ancak çoğu zaman haftada 2-3 kere, her seferinde 5-30 dakika kadar Güneş görmek bu işlevi yerine getirebilmek için yeterlidir. Ne yazık ki birçok insanın "Güneş altında kalmak", "güneşlenmek" veya "bronzlaşmak" gibi faaliyetlerden söz ederken kastettiği süreler, bundan çok ama çok daha uzundur.

Ayrıca atalarımızın da çoğu zaman Güneş altında olduğu doğrudur; ancak onların "atalarımız" diye anılmasının, yani genelde farklı türlerden veya tür içi varyantlardan söz edilmesinin de bir sebebi vardır: Bu "atalar"dan kasıt, eğer Afrika'da evrimleşen en eski atalarımızsa, onların derileri de Güneş altında geçirdikleri süreyle uyumlu olacak biçimde siyahtı. İnsanlar dünyaya yayılıp, daha kuzey ve daha güney enlemlere göç ettikçe, deri renkleri de açılmaya başlamıştır. Bunun direkt olarak Güneş ışınlarının açısı ve enerjisiyle ilgili olduğu bilinmektedir, çünkü mesela 1940 öncesi dönemde, yani ülkeler arası yolculukların çok daha kısıtlı olduğu dönemde Dünya'nın deri rengi dağılımı haritası, Güneş ışınlarının geliş açısı ile neredeyse kusursuz olarak örtüşmektedir.

Bu Reklamı Kapat

Güneş Işınlarıyla Deri Renginin Ne Alakası Var?

Güneş altında kalmaya başladığınızda veya son derece tehlikeli ve kesinlikle uzak durmanızı önerdiğimiz solaryum gibi yollarla bronzlaştığınızda olan, vücudunuza morötesi ışınlar almaktır.[9], [10], [11] Morötesi ışınlar, elektromanyetik spektrumda iyonize edici olmayan, yani daha "güvenli" olan radyasyon ile, "iyonize edici olan", yani çok daha tehlikeli ve kanser yapıcı radyasyon arasındaki geçişin yaşandığı bölgeye denk gelmektedir. Dolayısıyla her morötesi ışın kanser yapıcı olmak zorunda değildir; ama dalgaboyu morötesi seviyesine kaydığı anda risk başlamaktadır.

Bu riski ayırt etmek için, mor ötesi ışınları daha alt başlıklara böleriz ve morötesi ışınları 3 gruba ayırırız: UVA, UVB ve UVC. Yani "morötesi A", "morötesi B" ve "morötesi C" ışınları. Bunlar arasından UVA en uzun dalga boylu (yani en düşük enerjili) dolayısıyla en az tehlikeli morötesi ışınlardır. UVC ise en kısa dalga boylu, yani en yüksek enerjili, dolayısıyla en riskli morötesi ışınlardır.

Elektromanyetik spektrumun morötesi ışınlarla ilişkili kısmını gösteren bir grafik
Elektromanyetik spektrumun morötesi ışınlarla ilişkili kısmını gösteren bir grafik
Shop UV

Dünya'ya ulaşan ışınların %10'unun morötesi ışınlar olduğundan yukarıda bahsetmiştik. Bunların yeryüzüne ulaşabilenlerinin %95 kadarıysa, kısmen daha az tehlikeli olan UVA ışınlarıdır, geri kalanı ise daha tehlikeli olan UVB ışınlarıdır. UVB direkt biyokimyamızı etkileyecek kadar güçlüdür ve Güneş altında kalınca derinizi değiştirerek kızarmasına neden olan da (genelde) UVB ışınlarıdır. Son derece ölümcül olan UVC ışınlarının ozon tabakasını geçmesi çok zordur; bu nedenle gezegenimizdeki yaşam buna göre evrimleşmek zorunda kalmaksızın yaşamını sürdürebilmektedir. Eğer ozon tabakamızı korumazsak, bu aşırı tehlikeli ışınlar da bize ulaşacak ve kanser oranları inanılmaz artacaktır (muhtemelen kitlesel bir yok oluş da başlayacaktır).

Atmosferin UVA, UVB ve UVC ışınlarını geçirgeniği
Atmosferin UVA, UVB ve UVC ışınlarını geçirgeniği
Light Sources

UVA'nın, diğerlerine göre daha az tehlikeli olduğunu söylemiş olsak da bunu bir uyarıyla netleştirmemiz gerekmektedir: Bu ışınlar da UVA-1 ve UVA-2 adı altında kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan daha kısa dalga boylu olan, dolayısıyla UVB'ye daha yakın ve daha yüksek enerjili olan UVA-2'nin erken deri yaşlanmasına neden olduğu bilinmektedir.[12] Yani amacımız, UVA-2 ve UVB ışınlarını bir şekilde engellemektir.

Bu Reklamı Kapat

UVB, UVA2, UVA1, görünür ışık ve kızılötesi ışınları derinin ne kadar altına ulaşabildiğini ve ne tür hasarlar verebildiğini gösteren bir grafik.
UVB, UVA2, UVA1, görünür ışık ve kızılötesi ışınları derinin ne kadar altına ulaşabildiğini ve ne tür hasarlar verebildiğini gösteren bir grafik.

Buraya kadar sözünü ettiğimiz ışınlar; radyo, televizyon ve cep telefonları gibi cihazların kullandığı ve saçtığı radyasyona göre yüksek enerjili ki, vücudunuza çarptıklarında hücrelerinizdeki, dokularınızdaki ve hatta hücreleriniz içindeki DNA'daki atomların etrafındaki elektronları koparabilmektedirler ve bu nedenle moleküler değişimlere neden olabilmektedirler.

Bu Zararlı Işınlardan Nasıl Korunuyoruz?

Bu nedenle bu ışınların vücudun daha iç katmanlarındaki hücrelere erişiminin engellenmesi gerekmektedir. İnsan gibi organizmalarda bu engelleme, geçici modifikasyonlar ve kalıcı adaptasyonlar yoluyla sağlanmaktadır.

Bir Modifikasyon Olarak Deri Rengi Değişimi

Zararlı Güneş ışınlarına karşı ilk savunma hattı, derinizin epidermis tabakasıdır (en üst tabaka). Bu tabakada burada bulunan melanosit hücreleri, yani melanin üretici hücreler, hasardan ilk etkilenen hücrelerdir.

Derinin tabakaları ve melanosit hücreleri
Derinin tabakaları ve melanosit hücreleri
National Cancer Institute

Bu hücrelerde üretilen melanin, Güneş'e karşı ana zırhımızı oluşturur. Güneş, bu zırhı dövdükçe, zırhımız da parçalanmaktadır. Bu, bir metafor değildir; gerçekten de melanin, yüksek enerjili morötesi ışınlara maruz kalınca fiziksel olarak parçalanıp dağılmaya başlamaktadır.[13]

Bu Reklamı Kapat

Agora Bilim Pazarı
Avrupa Karayolları Haritası: Siyasi, 100x140 cm, Çıtalı

Avrupa kıtası ülkelerinin bölünüşleri, ülkelere farklı renkler verilerek gösterilmektedir. Ayrıca ülkelerin başkentleri, önemli yerleşim yerleri ile karayolu ve demiryolu ağı da gösterilmektedir.

Devamını Göster
₺69.00
Avrupa Karayolları Haritası: Siyasi, 100x140 cm, Çıtalı

Kısa Vadede Kızarma ve Güneş Yanıkları

Bu melanin zırhın parçalanmasının direkt bir etkisi olarak deri hücreleri hasar almaya başlarlar ve savunma sistemimiz buna tepki vererek, deri hücrelerine daha fazla kan göndermeye başlarlar. Bu artan kan akışı dolayısıyla derimiz giderek daha kırmızı görünür.

Bu kan toplanması, Güneş altında kaldığımızda deneyimlediğimiz kızarmanın (yani "Güneş yanığı"nın) ana nedenidir. Güneş yanığı, bir iltihaplanma sürecine neden olur ve bu sırada prostanoidler ve bradikinin gibi kimyasallar üretilir. Bu kimyasal bileşikler, ısı alıcısı (TRPV1) aktivasyon eşiğini 43 °C'den 29 °C'ye düşürerek, bireyin sıcaklığa duyarlılığını artırır.[14] Yanmayla birlikte deneyimlenen acının sebebinin, sinir liflerini aktive eden CXCL5 adlı bir proteinin aşırı üretiminden kaynaklandığı düşünülmektedir.[15] Bu acı, aynı zamanda kişinin Güneş'ten uzaklaşmasını sağlayan bir uyarı niteliği de taşımaktadır.

Birçok deri yanığı 1. derece yanık olsa da deride yaşanan bu kızarma, teknik olarak bir radyasyon yanığı olarak kategorize edilmektedir ve çok kısa sürede alınan hasarı gösterdiği için, deri yanıklarına ve hatta ileri düzeyde deri kanseri veya ölüm gibi sorunlara yol açabilmektedir.[16] Bu nedenle kızarma miktarının kontrol altında tutulması çok önemlidir. Deri yanıklarıyla nasıl başa çıkılması gerektiğini ise buradaki yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Orta Vadede Bronzlaşma

Güneş etkisi altında melaninin azalmaya başlamasının bir diğer etkisi, melanosit hücrelerinin bu eksiği gidermek için hızla melanin üretimine başlamasıdır.[17] Bu hücreler, gereken seviyede değil, eskiden ihtiyaç duyulandan daha fazla melanin üretirler.[18][19] Bunun sebebi, ortamda zırhı aşındıran bir kaynağın var olduğunun fark edilmesi ve daha güçlü bir zırha ihtiyaç duyulmasıdır.

Tam da bu nedenle, derinizdeki melanin miktarı arttıkça renginiz de giderek koyulaşmaktadır. Bu bakımdan "bronzlaşma" adı verilen süreç, vücudun Güneş'e karşı verdiği bir savunma tepkisidir.

Bu ilk bronzlaşma tepkisi, biyolojik olarak bir modifikasyondur. Yani kalıtsal bir özellikte değildir. Örneğin Güneş altında bronzlaşmış bir anne-babanın çocukları bronz olmayacaktır; tıpkı kas geliştiren annelerin kaslı çocukları, sünnetli babaların sünnetli çocukları, bir uzvunu yitirmiş ebeveynlerin uzvunu yitirmiş çocukları olmaması gibi... Ayrıca ne zaman ki Güneş altında kalmayı bırakırsınız, o zaman melanin seviyeleriniz düşerek eski haline dönecektir ve siz de eski, orijinal, genleriniz tarafından belirlenen deri renginize geri döneceksinizdir.

Deri Kanseri: Bronzlaşma, Kalıcı Bir Çözüm Değildir!

Bu korunma yönteminin en büyük problemi, modifikasyonların değişim yaratabilme aralığının, adaptasyondan, yani evrimsel değişimden çok daha kısıtlı olmasıdır. Bunu anlamak için şunu düşünebilirsiniz: Ne kadar bronzlaşırsanız bronzlaşın, siyah derili biri kadar siyah bir deriye ulaşamazsınız; halbuki siyah derili birinin de o siyah derisinin tek sebebi daha da fazla melanin içeren bir deriye sahip olmasıdır. Ancak sizin vücudunuzun geçirebileceği modifikasyon aralığı, melanositlerinizin üretebileceği maksimum melanin seviyesi tarafından, dolayısıyla genleriniz tarafından sınırlanmıştır.

Yani siz, kendi bedeninizi doğrudan Güneş altına attığınızda, vücudunuz, normal deri renginizi belirleyen genlerin izin verdiği ölçüde melanin üretebilmektedir. Bu tıpkı, iyi beslenen birinin, kötü beslenseydi olacaktan daha uzun olabilmesi; ancak daha uzun bir vücut inşa eden genlere sahip birinin eşit derecede iyi beslenmesi sonucunda erişebileceği boya asla ulaşamayacak olması gibidir. Yani bronzlaşabilme miktarınızın bir sınırı vardır. Ne var ki aldığınız Güneş ışınları, sizin maksimum bronzluğunuzdan daha koyu bir ten rengi gerektiriyor olabilir.

İşte bu durumda, vücudunuzun melanin savunması yenik düşer ve siz, Güneş'ten gelen o tehlikeli morötesi ışınları doğrudan hücrelerinize geçirmiş olursunuz. Yani modifikasyonlar sizi sadece bir yere kadar koruyabilir. O korumanın sınırlarına dayandığınızda, Güneş ışınları DNA hasarına sebep olmaya başlar, bu hasarın bir kısmı hücre bölünme döngüsünü kontrol eden genlerde yaşandığında, hücreleriniz kontrolsüz bir şekilde bölünebilmeye başlar ve kanser dediğimiz hastalık oluşur.

Bir Adaptasyon Olarak Deri Rengi Değişimi

İşte bunun ötesine geçebilmek için, popülasyon içinde en fazla melanin üretenlerin daha kolay hayatta kalabilmesi ve daha çok üreyebilmesi gerekmektedir. Bu olursa, popülasyon genelindeki ortalama melanin üretim kapasitesi de artmış olacaktır. Yani bir tür, modifikasyonlarla baş edebileceği sınırın ötesinde morötesi ışınlar aldığı şartlar altında yaşıyorsa, türün gen havuzu ile çevre arasında hayatta kalmaya dayalı bir etkileşim, yani bir seçilim baskısı oluşur.

Bu Reklamı Kapat

Buna bağlı olarak, deri rengi bir kişinin hayatta kalıp kalamayacağını etkilemeye başlar. Bu, illa 1 veya 0 (ya da %100 veya %0) şeklinde olmak zorunda değildir. Kiminin bu özelliğe bağlı olarak daha başarılı, kiminin daha başarısız olması bile yeterlidir. Çünkü %5 kadar küçük bir avantaj farkı bile, sadece birkaç yüz nesil içinde, o ufak avantajlıların popülasyon içindeki baskın varyant olması için yeterlidir. İşte bu tür bir değişim, evrimin ta kendisidir.

Elbette günümüzde biz, tatil yerlerine ve yazlıklara gittiğimizde Güneş altında kalmamıza bağlı olarak hayatta kalıp ölmeyiz. Ancak bu risk, teknik olarak hâlen devam etmektedir; çünkü uzun süre Güneş altında kalmanız halinde edineceğiniz 3. derece yanıklar ve kanser, bizi hâlen öldürebilecek sorunlardır. Ama çoğumuz, güvenli evlerimiz, istediğimiz yere taşıyabildiğimiz şemsiyelerimiz ve güneş kremi gibi teknolojilerimiz sayesinde işi bu seviyeye gelmeden önleyebiliriz.

Buna rağmen her yıl, yüz binlerce insan melanoma ve diğer deri kanserleri nedeniyle ölmektedir. Ama atalarımız, bizim gibi hastanelere veya modern teknolojilere sahip değildi. Güneş altında kaldıklarında, deri rengine ve ilişkili birçok diğer nedene bağlı olarak hayatta kalıp kalamayacakları belirleniyordu. Sadece en uyumlu genetik ve fiziksel kombinasyonlara sahip olanlar daha kolay hayatta kalıp üredi.

İşte başarılı olan bu "kombinasyonun" bir parçası da deri rengiyle ilgiliydi: Ekvatora daha yakın yerlerde daha koyu tenliler, kutuplara daha yakın yerlerde ise daha açık tenliler daha kolay hayatta kaldı ve ürediler. Böylece onların soy hattı da giderek daha koyu veya daha açık tenli hale geldi. Bu, nesiller boyunca, birikimli seçilim ile, yani evrim ile oldu. İnsanlarda deri renklerinin evrimi ile ilgili çok daha kapsamlı bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.

Sonuç

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 7
  • Merak Uyandırıcı! 6
  • İnanılmaz 3
  • Korkutucu! 2
  • Muhteşem! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Bu Reklamı Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/08/2022 19:31:56 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/12140

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Bu Reklamı Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Gönderiler
Enerji
Balık Çeşitliliği
Aminoasit
Sars
Yapay Zeka
Güneş
Yeni Koronavirüs
Makale
Canlılık Cansızlık
Şiddet
Uydu
Kütleçekimi
Bilimsel
İnsan Evrimi
Kedigiller
Habercilik
Klinik Mikrobiyoloji
Fotoğraf
Cinsellik Araştırmaları
Parazit
Yangın
Homeostasis
Taksonomi
Işık Hızı
Bebek
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve kabul edilen cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.