Eşcinsellik ve Evrim: Eşcinsellik Nedir? Eşcinseller Evrimsel Süreçte Neden Elenmedi?

Canlılar için üremek vazgeçilmezse eşcinsellik neden var?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Cinsiyetler, Üreme ve Cinsellik yazı dizisinin 12. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Eşcinsellik, bir türün bir bireyinin, kendisiyle aynı cinsiyetten bir diğer bireye karşı romantik veya cinsel bir çekim hissetmesi veya bu iki birey arasında cinsel etkileşim yaşanmasıdır.

Tarihte, eşcinsellere karşı çok sert ve çok acımasız birçok kampanya yürütülmüş olmasına karşın, bilimin ve toplumsal algının göreceli olarak gelişmiş olması sayesinde, bu karşıtlıklar -hala birçok coğrafyada etkisi hissediliyor olsa da- giderek azalmaktadır. Bu azalmada, bilimsel algımızın gelişmesinin, toplumsal hareketlerin dönüştürücü etkisinin ve halk arasında evrimin artık çok daha iyi anlaşılıyor olmasının çok büyük bir rolü olmuştur. 

Bu yazımızda, eşcinselliğe dair bazı temel yanlış algıları eleyecek, konunun bilimsel altyapısına basit bir giriş yapacağız. Bu sayede aklınıza takıldığını düşündüğümüz bazı temel soruların yanıtlarını verebilmeyi umuyoruz.

Gökkuşağı rengindeki bayrak, birçok farklı hareket tarafından kullanılmış olsa da, 1978'den beri birçok farklı kültür ve ülkede
Gökkuşağı rengindeki bayrak, birçok farklı hareket tarafından kullanılmış olsa da, 1978'den beri birçok farklı kültür ve ülkede "Özgürlük Bayrağı" adı altında, eşcinsellerin bayrağı olarak tanınmaktadır. Tasarıma göre en üstteki kırmızı "yaşam", turuncu "iyileşme", sarı "güneş ışığı", yeşil "doğa," mavi "harmoni", mor ise "ruh" anlamına gelmektedir.

Asıl konumuza geçmeden önce, eğer okumadıysanız buradaki yazımızı okumanızı önemle tavsiye ederiz. Eğer ki biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsel kimlik, vb. kavramlara dair net bir algınız bulunmuyorsa, aşağıdaki yazıyı anlamanız zor olabilecektir.

Doğada Eşcinsellik: Eşcinsellik Bir "Hastalık" veya "Anomali" Mi?

Günümüzde bizonlardan penguenlere, kuşlardan insanlara, kertenkelelerden böceklere kadar kadar yüzlerce farklı türde homoseksüel ilişki tanımlanmıştır. Dolayısıyla eşcinsellik, doğanın sıradan bir parçası olarak görülmektedir. Bu olgu, sadece bir avuç türde değil, tanıma bağlı olarak Dünya üzerinde 500 ila 1500 tür arasında bulunmaktadır! En tutucu tanım dahilinde bile, en az 350 farklı türde eşcinselliğin net bir şekilde tanımlandığı bilinmektedir.

Eşcinsel erkek aslanlar
Eşcinsel erkek aslanlar

Daha fazla ilerlemeden, şu önemli nokta vurgulanmalıdır: Bu noktada gelebilecek itirazlardan ilki, bir olgunun doğada bulunuyor olmasının, onun insan için de doğal olması gerektiği anlamına gelmediği yönündedir. Evet, bu tamamen doğrudur! Buna mantık felsefesinde Doğaya Başvurma Safsatası adı verilir. Örneğin doğada yamyamlığın bulunuyor olması, günümüz toplumları açısından yamyamlığın uygun olduğu anlamına gelmez. Arseniğin doğal bir kimyasal olması onu otomatik olarak "iyi" yapmaz, yapamaz.

Ne var ki eşcinselliği, bu tip kulağa kötü gelen diğer kavramlarla kıyaslayarak bir tutmak, eşcinselliği kötüleme amaçlı bir girişimden fazlası değildir. Çünkü eşcinsellik, yamyamlığın veya benzeri bazı diğer vahşi davranışların aksine, toplum içerisindeki diğer bireylere hiçbir zarar vermediği gibi, diğer bireylerin istekleri dışında bir şeyler yapmasına zorlanması gibi bir içeriği de bulunmamaktadır. Üstelik, eşcinsellik kavramının doğa-dışı olması için doğrudan biyolojik herhangi bir sebep de görülmemektedir. Az önce belirttiğimiz gibi eşcinsellik, sadece günümüzde bir avuç türde görülen bir "anomali" değildir. Tam tersine, evrimsel sürecin ölümcül ve sert testine muhtemelen milyonlarca yıldır direnebilmiş bir özelliktir. Bu sebeple, bu özelliğin doğada neden belirdiği ve evrimsel süreçte korunduğu anlaşılmak zorundadır.

Bir diğer deyişle, eşcinselliğin doğada da bulunuyor olduğu gerçeğinden bahsederken amaç, "Bakın, doğada da var; demek ki eşcinsellik iyidir." gibi bir argüman üretmek değildir. Eşcinselliğe yöneltilen "Anormallik; çünkü canlıların üremesine engel oluyor." argümanının hatalı veya en azından eksik olması gerektiğine işaret etmek amacıyla geliştirilen bir argümandır. Çünkü eşcinsellik mutlak yok oluş anlamına gelseydi bu kadar çok sayıda türde, bu kadar yaygın olarak görmeyi beklemezdik. Dolayısıyla eşcinselliği sadece şahsi inançlar ve düşünceler çerçevesinde, sırf alışılagelmiş tanımların dışarısında gibi gözüküyor olduğu için bir cinsel yönelimi "anormal" saymak ve karşı propaganda yürütmek, en yumuşak tabiriyle insanlık dışıdır. Bu zayıf iddialardan uzaklaşılması ve konunun bilimsel arka planının irdelenmesi gerekmektedir.

Her ne kadar eski literatürden kalma bir kalıp olarak eşcinsellik "uygunsuz hayvan davranışları" (inappropriate animal behavior) olarak değerlendirilse de, bilimsel terminoloji hatalı çıkarımlara neden olabilmektedir. Bilim camiası bu terimi kullanırken, şahsi bir görüş bildirme amacı gütmemekte, eski terminolojiden kalma bir sınıflandırmayı kullanmaktadırlar. Zaten sözcüğün "uygunsuz" olarak seçilmesi ("hastalıklı" ya da "anormal" değil!) de anlaşılırdır: Zira eşcinselliğin en çarpıcı özelliği, türün üreme başarısını doğrudan sıfırlıyor gibi gözükmesidir; ancak az sonra göreceğimiz gibi bu algı hatalıdır. İşte bu sebeple, doğada baskın olarak görülen davranışlar "uygun", diğerleri "uygunsuz" olarak adlandırılır. 

Örneğin Japon makaklarının dişileri, çiftleşmek için çoğunlukla dişileri tercih ederler ve doğal olarak bunu başaramazlar. Dolayısıyla, terchileri her ne kadar dişilerden yana olsa da, erkeklerle de ürerler; kısaca biseksüeldirler (iki cinsiyete de ilgi duyan hayvanlar).
Örneğin Japon makaklarının dişileri, çiftleşmek için çoğunlukla dişileri tercih ederler ve doğal olarak bunu başaramazlar. Dolayısıyla, terchileri her ne kadar dişilerden yana olsa da, erkeklerle de ürerler; kısaca biseksüeldirler (iki cinsiyete de ilgi duyan hayvanlar).

Homoseksüeller bilimsel olarak ne anormaldir ne de hastalıklıdır. Hastalıkların ne olduğuyla ilgili daha detaylı bir makalemizi buradan okuyabilirsiniz. O yazıda, eşcinselliği de analiz etmekte ve neden hastalık olarak görülemeyeceğini izah etmekteyiz. Ancak en basit tanımıyla bir olgunun "hastalık" veya "anomali" ("anormallik") olarak değerlendirilebilmesi için, o unsurun bireyin ölümüne neden olması veya bireyin yaşam standartlarında fiziksel, biyolojik veya psikolojik bir kötüleşmeye neden olması gerekmektedir. Eşcinsellik, bunların hiçbirine neden olmamaktadır (tıpkı heteroseksüelliğin bunlara neden olmaması gibi).

Bu konudaki tek olası itiraz, eşcinselliğin üreme şansını sıfıra indirdiği, dolayısıyla biyolojik evrim açısından yüksek bir dezavantaja sahip olması gerektiği yönünde olacaktır. Ne var ki bu itiraz hatalıdır. Zira az sonra göreceğimiz gibi, eşcinsellik üremeye tamamen engel olmaz, üstelik daha önce de değindiğimiz gibi evrimin tüm eleyici ve sert testlerine rağmen günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

Eşcinsellik, tamamen doğal olan ve bahsettiğimiz gibi, doğada bolca gözlenen bir varyasyondur. Aslında eşcinsellerin "hastalıklı" olduğu iddiası, insan tarihinde başka özelliklere sahip insanlar için de zamanında kullanılmıştır: Örneğin siyahiler, kadınlar, cüceler, devler, vb. gruplar için bu tarz aşağılayıcı kavramlar farklı şekillerde kullanılmıştır. Siyahilerin aşağılık, kadınların cadı, cücelerin lanetlenmiş, devlerin hastalıklı olduğu iddialarını mutlaka duymuşsunuzdur. Günümüzde ise bu tarz ayrımcılığı ve dışlamayı neredeyse tüm Dünya olarak, şiddetle kınamaktayız.

Eşcinseller de günümüzün "cadıları" konumunda olan insanlardır ve bu hata da er ya da geç fark edilecektir. Günümüzde nasıl ki bir zenciye ya da uzun boylu birine olağan dışı bir yaklaşım sergilemiyorsak, eşcinsellere de tamamen normal bir şekilde yaklaşmak gerekir. Bunu bu şekilde izah etmek zorunda olmak bile, Evrim Ağacı olarak bize itici ve acı verici gelmektedir. Ancak toplum bu gerçeklerle yüzleşene kadar, konunun anlaşılabilmesi için bu şekilde izah etmek durumunda kalmaktayız.

Uluslararası Sağlık Örgütleri Eşcinselliği Hastalık Olarak Görüyor mu?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), eşcinselliği 1970'li yıllarda hastalıklar ve rahatsızlıklar kapsamından çıkartmıştır. WHO tarafından yayınlanan öneri raporunda şöyle yazmaktadır:

Araştırma grubumuz, Hastalık ve İlişkili Problemlerin Uluslararası İstatistiki Sınıflandırılması (ICD) katalogundaki F66 kategori numaralı "cinsel gelişim ve yönelim ile ilişkili psikolojik ve davranışsal bozukluklar"ın olduğu gibi kaldırılmasını önermektedir. (...) Klinik, halk sağlığı veya bilimsel araştırmalar açısından cinsel yönelime dayalı hastalık tanısı koymak mümkün değildir.

Benzer şekilde Amerikan Psikoloji Derneği (APA) da eşcinselliğin bir tercih olmadığını, doğal olduğunu ve değiştirilemeyeceğini açık ve net bir şekilde belirtmiştir. APA, ayrıca "eşcinsellikten vazgeçirme terapilerinin" bireylere zarar verebileceğini de belirtmektedir. APA'nın 1973 tarihli bildirisinde şöyle yazmaktadır:

Amerikan Psikoloji Derneği olarak, sosyal etkinlik açısından genel bir sorun yaşamayan ve kendilerini iyi hissettiklerini söyleyen kişilerin cinsel yönelimleri dolayısıyla hasta oldukları sonucuna varmaktan vazgeçmekteyiz. Bu kişilerin yerel yönetimler, şehirler, eyaletler ve ülkeler bazında diğer insanlarla eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmaktayız.

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel şunları söylüyor:

Eşcinsellik bir hastalık değildir. 1974'ten beri psikiyatrik ve ruhsal hastalık sınıflamasında kabul edilmiyor. Buna rağmen farklı kültürlerde derecesi değişmekle birlikte, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalan, kendi kimliklerini inkar etmeye yönelik bir grup eşcinseller. (...) Eşcinsellik hastalık olmadığı için tedavisi de tıp ahlakına uygun değildir. Tedavi bir şeyin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Eşcinsellik normal bir durumdur. Ama toplumsal baskılardan dolayı varoluşunu yaşamakta zorlanan kişilerin kendileri ya da yakınlarının, destek almaları mümkündür.
Çek Cumhuriyeti'nde keşfedilmiş bu iskeletin, 5.000 yıl önce yaşamış bir eşcinsel erkeğe ait olduğu düşünülüyor.
Çek Cumhuriyeti'nde keşfedilmiş bu iskeletin, 5.000 yıl önce yaşamış bir eşcinsel erkeğe ait olduğu düşünülüyor.

Psikolog Mahmut Şefik Nil ise şunları söylüyor:

1940'larda dünyada tedavi yolunda çok çaba gösterildi. Eşcinseller, 'eksik erkek' olarak değerlendirilip, erkeklik hormonları verilerek normalleştirilmeye çalışıldı. Tıpkı vücuttaki mineral eksikliğini tamamlamak gibi. Ama artık eşcinselliğin bir hastalık olmadığı ve buna bağlı olarak da tedavisinin olmayacağı yaklaşımı yavaş yavaş yerleşmeye başladı.

Evrim Ağacı olarak daha önceden eşcinsellikten caydırma terapilerinin ne kadar ciddi bir felaketle sonuçlanabileceğine bir örneği şurada vermiştik. Öyle ki, Alan Turing gibi bize bilgisayarları ve yapay zekayı veren bir dehayı bile eşcinsellikten caydırma terapilerinin ölümcül sonuçları nedeniyle kaybettik.

Eşcinsellik bir hastalık ya da değiştirilebilir bir özellik olmadığı için, bu yönde yapılmış ve yapılacak tüm denemeler gerçek sorunları ve hastalıkları yaratacak nitelikte olacaktır. Günümüzde zorlamayla bir erkeğin, bir dişiye ilgi duymasına engel olamadığımız gibi, gay (erkekler arası eşcinsellik) bir bireyin bir diğer erkeğe ilgi duymasına engel olamayız. Zaten engel olmamız için bilimsel ve somut bir altyapısı olan herhangi bir neden de bulunmamaktadır.

Eşcinsellik ve Evrim

İşte bu noktada, şu soruyu sormamızda fayda vardır: Madem homoseksüel ilişkide yavrular doğmuyor, neden evrimsel süreçte homoseksüeller veya buna yatkın olanlar elenmemişler?

Dolayısıyla, araştırılması gereken temel nokta, eşcinselliğin evrimsel açıdan faydalı olup olmadığı, faydalıysa neden faydalı olduğu, değilse nasıl olup da bu kadar yaygın şekilde canlılar arasında görülebildiğidir. Şimdi bunlarla ilgili incelemelere bir bakalım:

Her şeyden önce, eğer ki eşcinsel bir birey eğer ki çocuk sahibi olmayı çok istiyorsa, sadece çocuk yapmak amacıyla seks yapma seçeneğine her zaman sahiptir. Bundan zevk almıyor olsa veya itici bulsa da, eşcinsel bireylerin ezici çoğunluğunun üreme sistemi bakımından herhangi bir eksikliği bulunmamaktadır. Dilerlerse bu şekilde çocuk sahibi olabilirler.

Ancak modern zamanlarda (ve hatta doğada) eşcinsellerin çocuk sahibi olmasının tek yolu bizzat seks yapmak değildir. Eşcinsel çiftlerin yaygın olarak başvurdukları birkaç yöntem şöyledir:

  • Evlat Edinme: Eşcinseller, devlet mekanizmalarının izin verdiği yerlerde, öksüz veya yetim çocukları evlat edinerek kendi çocukları gibi bakabilirler. 2019 itibariyle Dünya'da sadece 27 ülke buna izin vermektedir.
  • Taşıyıcı Annelik (Vekaleten Gebelik): Özellikle gey erkekler arasında yaygın olan bu yöntemde, para ve/veya insani nedenlerle taşıyıcı annelik yapmayı kabul edilen bir dişiye verilen spermler ile gebelik sağlanır.
  • Dölleme (İnseminasyon): Özlelikle lezbiyen çiftler arasında görülen bu yöntemde, para ve/veya insani nedenlerle spermini bağışlamak isteyen bir erkekten alınan spermler şırınga yoluyla vajinal kanala enjekte edilerek gebelik sağlanır.
  • Karşılıklı IVF: Yeni gelişen yöntemler sayesinde, bir kadından alınan yumurtanın kromozomları kullanılarak, diğer bir kadında yavru üretilebilir.
  • Modern Teknikler: Henüz geliştirilmekte olan bazı yöntemlerde amaç, kök hücrelerden bebek üretebilmektir.

Temmuz 2018'de UCLA Hukuk Fakültesi tarafından yapılan ve ABD'deki eşcinsel ailelere odaklanan bir araştırma, bu konuda şu sonuçları vermektedir:

  • Sadece ABD'de sadece 2016 yılında 346.000 gey çift, 359.000 lezbiyen çift bulunmaktaydı.
  • Bunlardan 114.000 civarı (86.000 lezbiyen ve 28.000 gey çift) çocuk büyütmekteydi.
  • Bunların %68'i biyolojik çocuklarını büyütmekteydi; yani yukarıdaki yöntemleri kullanarak kendi çocuklarını yapmışlardı.
  • Eşcinsel çiftler arasında evlat edinme oranları (%21.4), heteroseksüel çiftlerden (%3) dikkate değer miktarda yüksekti.
  • Heteroseksüel çiftlerin %90'ı evliyken, eşcinsellerde bu oran %50 dolaylarındaydı.

Evrim Mekanizmaları, Eşcinselliği Neden Elemedi?

Bununla ilgili pek çok hipotez ileri sürülmüştür. Burada birkaçına değineceğiz:

Eşcinselliğin Hiyerarşik ve Yavru Bakım Avantajı

Yapılan bazı çalışmalar, eşcinselliğin bazı durumlarda cinsel başarıyı dolaylı olarak da olsa arttırdığını göstermektedir. Bu hipoteze göre, aynı cinse ilgi duyan bireyler hiyerarşik düzende kolayca üst basamaklara çıkarak karşı cinse ulaşma şanslarını arttırırlar. Bu iddiaları düşünürken, sadece insanları değil, diğer yüzlerce hayvan türünü de hesaba katmak gerekir. 

Örneğin bir martı türünde gözlenen eşcinsellik, bireyler arası ilginç bir ilişkiyi ortaya koymaktadır. Dişi martılar, erkeklerin yetersizliği veya sayıca azlığına tepki olarak, erkeklerle çiftleşmekte ve yavru üretmekte; ancak yavrulara başka bir dişiyle ortak olarak bakmaktadırlar. Bu sırada aralarında cinsel ilişkiye benzer davranışlar da görülmüştür. Yani erkek, sadece bir üreme aracı olarak görülmekte, gerçek eş olaraksa aynı cinsiyetin bireyleri (bu martı türü için dişiler) görülmektedir. Yukarıdaki tanımlarımız dahilinde, bu kuşların cinsiyeti dişidir, toplumsal cinsiyet açısından erkeklerle çiftleşmeleri beklenmektedir; ancak cinsel yönelimleri lezbiyenliktir (dişiler arası eşcinsellik).

Yukarıda da değindiğimiz gibi eşcinsel bireylerin başka bireylerin yavrularını evlat edinmesi, farklı açılardan da evrimsel başarıyı arttırıcı bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, normalde uyum başarısı yüksek olmasına rağmen, ebeveynleri olmayan bireyler, genetik sürüklenme dahilinde kolayca elenebilirler. Böylece popülasyonlardaki "elit" bireyler (burada "elit" kavramı, evrimsel biyoloji açısından, "uyum başarısı en yüksek birey" anlamına gelir), olmaması gerektiği şekilde elenebilirler. Ancak popülasyon içerisinde eşcinsel çiftlerin varlığı, bu bireylerin evlat edinilmesine ve hayatta kalmasına büyük katkılar sağlayabilir. Bunun gerçekleşme sıklığı konusunda tartışmalar bulunmaktadır.
Eşcinselliğin Grup Avantajı

Bir diğer hipotez de, eşcinselliğin bireyleri desteklemek yerine grupları ve grup yaşantısını desteklemesinden taban almaktadır. Örneğin en yakın akrabamız olan bonobolarda eşcinsellik, sosyal ilişkileri güçlendirmek için kullanılan bir araçtır.

Samoa'da yapılan bir araştırma, eşcinsel erkeklerin yeğenlerine daha çok zaman ayırdığı ve ilgilendikleri görülmüştür. Bu da evrimsel biyoloji açısından oldukça önemli bir kavram olan "akraba seçimi" (kin selection) ile açıklanabilir. Eşcinsellik, evrimsel mekanizmalar tarafından desteklenmek için doğrudan bireyin evrimsel başarısını arttırmak zorunda değildir. Akrabaların veya grubun başarısını arttırması da yeterli olabilmektedir.

Eşcinsel bonobo maymunları. Eşcinsel seks, daha teknik ifadesiyle
Eşcinsel bonobo maymunları. Eşcinsel seks, daha teknik ifadesiyle "üreme amaçlı olmayan cinsel faaliyet" bonobolarda çok sık görülmektedir. Bu tür seks, popülasyon içerisindeki gerilimi azaltmak ve stres atmak için yapılır.
İnsanın yaşayan en yakın akrabası olan bonobolarda sadece erkekler arası değil, dişiler arası eşcinsel ilişki de çok yaygındır. Burada iki dişi bonobo, seks yaparken zevk çığlıkları atarken görülmektedir.
İnsanın yaşayan en yakın akrabası olan bonobolarda sadece erkekler arası değil, dişiler arası eşcinsel ilişki de çok yaygındır. Burada iki dişi bonobo, seks yaparken zevk çığlıkları atarken görülmektedir.

Nötral Bir Karakter Olarak Eşcinsellik

Bir diğer hipotez, eşcinselliğin nötral bir karakter olmasıdır; yani eşcinsellik ne avantaj ne de dezavantaj sağlar (veya avantajları ile dezavantajları birbirine yaklaşık olarak eşittir).

Makaklar üzerinde yapılan araştırma, eşcinselliğin sadece zevk amaçlı kullanıldığını ortaya çıkarmıştır. Yani Doğal Seçilim üzerinde bir etkisi olmadığı için, elenmesi için de bir sebep yoktur; tabii zamanla elenebilir veya yaygınlaşabilir.

Makaklar arasında eşcinsellik oldukça yaygındır. Burada iki dişinin birbirine sürtünerek seks yaptığı görülmektedir.
Makaklar arasında eşcinsellik oldukça yaygındır. Burada iki dişinin birbirine sürtünerek seks yaptığı görülmektedir.
BBC

Bunu "neredeyse nötral özellikler" açısından, Genetik Sürüklenme çerçevesinde incelemek mümkündür. Doğada birçok özellik, aslında doğrudan hiçbir avantaj veya dezavantaj sağlamamasına rağmen, sürüklenerek popülasyon içerisinde sabitlenebilmektedir. Eşcinsellik de böyle bir çeşitlilik kaynağı olabilir ve diğer hipotezleri ileri sürdüğü olası avantajlar dahilinde ufak bir avantaj bile sağlıyorsa, çok kısa bir süre içerisinde popülasyon içerisinde belli bir gen frekansında sabitleniyor olabilir.

Dişilerde Cinsel Verimliliği Arttırıcı Bir Özellik Olarak Eşcinsellik

Ortaya atılan bir diğer hipotez, eşcinselliğe sebep olan ve henüz tam olarak tespit edilememiş olan genlerin, kadınların cinsel verimliliğini arttırdığı; bu sebeple genel olarak yavru üretilemese bile eşcinselliğin elenmeden günümüze kadar gelebildiği yönündedir.

Bu hipotezi savunanların çıkış noktası, orak hücre anemisinin zararlı bir mutasyon olmasına rağmen Sahra Altı Afrika'da bu hastalığı taşıyanların sıtmaya yakalanmaması örneğidir. Orak Hücre Anemisi, sıtmaya karşı direnç sağlamaktadır; bu sebeple zararlı bir hastalık olsa da popülasyon içinde belli bir oranda korunmaktadır. Bir hastalıkla kıyaslanıyor olması, hatalı anlaşılmalara neden olmamalı ve eşcinsel popülasyonun alınmasına sebebiyet vermemelidir. Zira bu, çok yaygın bir örnek olduğu için araştırmacılar tarafından kullanılmıştır ve teknik olarak bir "hastalık" olsa bile, Orak Hücre Anemisi sayesinde birçok birey sıtma gibi çok daha ölümcül bir hastalığa yakalanmadan hayatta kalmayı sürdürmüşlerdir. Bu, evrimsel açıdan çok büyük değere sahip bir durumdur.

Dolayısıyla eğer ki eşcinsel dişilerin genleri, çiftleştiklerinde yavru sayısında veya sağlığında herhangi bir avantaj sağlıyorsa, bu özelliğin üreme sıklığını düşürse bile avantajlı bir sonuç doğuruyor olabilir.

Martılar arasındaki eşcinsellik, eşcinselliğin evrimsel kökenlerine ışık tutabilir.
Martılar arasındaki eşcinsellik, eşcinselliğin evrimsel kökenlerine ışık tutabilir.
Zastavki

Cinsel Seçilimle Korunan Eşcinsellik

İleri sürülen bir diğer hipotez, bazı dişilerin, eşcinsel eğilimli erkekleri seçmesi sonucu Cinsel Seçilim yoluyla, üreme konusunda olumsuz etkileri olsa bile, dişi tercihinden ötürü eşcinselliğin korunmasıdır. Bu hipotez de tabanlarını tavuskuşlarından alır: Erkek tavuskuşlarının büyük ve gösterişli kuyruğu onları kolayca av yapar; ancak dişiler, bu erkekleri seçmektedir. Burada, Doğal Seçilim ile Cinsel Seçilim arasında zıt bir denge kurulur. Eşcinsellik için de bu tip bir açıklama ileri sürülmüştür.

Birçok böcek türünde eşcinsellik sıkça görülmektedir. Bu cinsel faaliyet, erkekler veya dişiler arasında olabilir.
Birçok böcek türünde eşcinsellik sıkça görülmektedir. Bu cinsel faaliyet, erkekler veya dişiler arasında olabilir.

Eşcinselliğin Genetik Kökenleri Hipotezi

Bu konuyu daha önceden kapsamlı bir şekilde işlemiştik. Dolayısıyla burada tekrara düşmemek adına vermiyoruz. Devam etmeden önce, buradaki yazımızı okumanızı önemle tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı olarak biz, bu açıklamalardan birini mutlak doğru kabul etmektense, birleştirici bir kuram üzerine giderek, her canlı için eşcinselliğin varlığının sebeplerinin farklı olabileceğini düşünmek gerekir. Bu hipotezlerin her biri çeşitli türler üzerinde yapılan incelemelerle doğrulanmış, ancak yeterince kapsayıcı olmayan açıklamalardır. Zamanla bu yaklaşımların geliştirilerek, genetik ve psikolojik alanlarda yapılan atılımlar ve evrimsel biyolojinin açıklayıcı gücü sayesinde, konunun net olarak anlaşılacağını, kapsayıcı ve açıklayıcı bir genel teorinin ileri sürülebileceğini düşünüyoruz.

Sonuç

Unutmamamız gereken bir nokta, doğanın birbirinden çeşitli milyarlarca durumunun bizim hoşumuza gitse de gitmese de var oluyor olduğu ve tüm bu durumların tamamen çeşitlilikten kaynaklandığıdır. Evrimsel biyolojinin engin denizlerinde her türlü durumla karşılaşabilmeniz mümkündür ve bunlara şahsi görüşlerimiz çerçevesinden bakmaktansa, tarafsız ve bilimsel bir açıdan bakmak en doğrusu olacaktır.

Eşcinsellere yönelik karalayıcı iddialar, zamanında siyahiler için yapılandan farksızdır. Ancak artık bu ayrımcılık, sadece nefretle kınanmamakta, aynı zamanda yasal bir suç olarak da görülmektedir. Benzer şekilde, bazı insanlar arasında "sapkınlık" olarak addedilen eşcinsellik, hayvanlar aleminin geniş bir kısmında yer bulur ve evrimsel biyolojinin güçlü ışığı altında, tüm canlılara tarafsız olarak bakıldığında, bu gibi durumların son derece normal olduğu görülebilir ve canlılık, tüm çeşitliliğiyle kucaklanabilir. Ülkelerin her geçen gün eşcinselliğe yönelik yasakları kaldırması ve eşit haklar tanımaya başlaması umut vericidir.

Buradaki yazımızdan da görebileceğiniz gibi, her insanın belli bir cinsel yönelimi bulunmaktadır ve bu yönelim illa ki "sadece erkeklere" veya "sadece dişilere" olmak zorunda değildir. Bunu arkadaş çevrenizden de görebilirsiniz. Örneğin bir erkek arkadaşınız, bariz bir şekilde heteroseksüel olmasına rağmen, sokakta gördüğünüz bir diğer erkeğin yakışıklı olduğunu açıkça ifade etmek konusunda diğer pek çoklarından daha rahat hissediyor olabilir. Bu rahatlığının sebebi illa kültürel olmak zorunda değildir. Sözünü ettiğimiz gibi, cinsel yönelim eğer ki sürekli bir dağılım gösteriyorsa ve sadece uçlara sahip değilse, o "rahat" kişiler belki ezici miktarda yoğun şekilde dişilere çekiliyor olsalar da, erkeklere yönelik de popülasyonun genelinden daha açık bir çekime sahip olabilirler.

İnsanları, değiştiremeyecekleri şeylerle yargılamayın. Değiştirebilecekleri şeyleri değiştirmeyenleri, gerçekleri kabul edebilecekken edemeyenleri, öğrenebilecekken öğrenmeyenleri yargılayın. Ya da, en iyisi, hiç kimseyi yargılamayın.
İnsanları, değiştiremeyecekleri şeylerle yargılamayın. Değiştirebilecekleri şeyleri değiştirmeyenleri, gerçekleri kabul edebilecekken edemeyenleri, öğrenebilecekken öğrenmeyenleri yargılayın. Ya da, en iyisi, hiç kimseyi yargılamayın.

Bu konu bu şekilde anlaşıldığında, cinsel yönelimin illa "seks" ile ilgili olmadığı da görülecektir. Terim, özünde "cinsiyetlere yönelim" anlamındadır ve bir erkeğin bir diğer erkeği cinsel olarak çekici veya basitçe "yakışıklı" buluyor olması, illa eşcinsel olduğu anlamına gelmeyebilir. Dolayısıyla eşcinselliğe daha geniş ve daha bilimsel bir perspektiften bakmak, bu konunun ne kadar sıradan ve normal olduğunu gösterecektir. Aynı zamanda gelecekte kaçınılmaz olarak hayatlarımızın sıradan parçaları haline geleceğinin sinyallerini de bariz olarak vermektedir.

Unutmamak gerekir ki bundan kısa bir süre önce (ve hatta bazı bölgelerde halen) siyah derili olmak da hastalık veya aşağı seviyeden olma olarak değerlendiriliyordu. Günümüzde artık bunun neredeyse tüm izleri silindi ve siyah derili insanlar da, beyaz derililer gibi toplumun üst basamaklarında yerlerini almaya başladılar. Bundan birkaç on sene sonra eşcinselliğin de böyle olacağını anlamak ve bu gidişatı kabul etmek gerekiyor.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 14
  • 24
  • 5
  • 2
  • 0
  • 1
  • 8
  • 6
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • N. R. Carlson, et al. (2009). Psychology: The Science Of Behaviour. ISBN: 0205702864. Yayın Evi: Pearson Education Canada.
  • D. Haig. (2004). The Inexorable Rise Of Gender And The Decline Of Sex: Social Change In Academic Titles, 1945–2001. Archives of Sexual Behavior, sf: 87-96.
  • J. R. Udry. (1994). The Nature Of Gender. Demography, sf: 561-573.
  • J. J. Cox, et al. (2011). A Sox9 Duplication And Familial 46,Xx Developmental Testicular Disorder. The New England Journal of Medicine, sf: 91-93.
  • L. O. F. Penalva, et al. (2003). Rna Binding Protein Sex-Lethal (Sxl) And Control Of Drosophila Sex Determination And Dosage Compensation. Microbiology and Molecular Biology Reviews, sf: 343-359.
  • S. H. Namekawa, et al. (2009). Xy And Zw: Is Meiotic Sex Chromosome Inactivation The Rule In Evolution?. PLOS Genetics.
  • V. Sommer, et al. (2006). Homosexual Behaviour In Animals: An Evolutionary Perspective. ISBN: 9780521864466. Yayın Evi: Cambridge University Press.
  • D. H. Hamer, et al. (1993). A Linkage Between Dna Markers On The X Chromosome And Male Sexual Orientation. Science, sf: 321-327.
  • G. Rice, et al. (1999). Male Homosexuality: Absence Of Linkage To Microsatellite Markers At Xq28. Science, sf: 665-667.
  • W. R. Rice. (1992). Sexually Antagonistic Genes: Experimental Evidence. Science, sf: 1436-1439.
  • S. Hu, et al. (1995). Linkage Between Sexual Orientation And Chromosome Xq28 In Males But Not In Females. Nature Genetics, sf: 248-256.
  • D. A. Gailey, et al. (1989). Behavior And Cytogenetics Of Fruitless In Drosophila Melanogaster: Different Courtship Defects Caused By Separate, Closely Linked Lesions. Genetics, sf: 773-785.
  • B. S. Mustanski, et al. (2005). A Genomewide Scan Of Male Sexual Orientation. Human Genetics, sf: 272-278.
  • D. Park, et al. (2010). Male-Like Sexual Behavior Of Female Mouse Lacking Fucose Mutarotase. BMC Genetics.
  • A. C. Ciani, et al. (2008). Sexually Antagonistic Selection In Human Male Homosexuality. PLOS One.
  • M. S. Margolese. (1970). Homosexuality: A New Endocrine Correlate. Hormones and Behavior, sf: 151-155.
  • J. A. M. Graves, et al. (2019). The X—A Sexy Chromosome. BioEssays, sf: 29/11/2001.
  • J. M. Cantor, et al. (2002). How Many Gay Men Owe Their Sexual Orientation To Fraternal Birth Order?. Archives of Sexual Behavior, sf: 63-71.
  • A. Camperio-Ciani, et al. (2004). Evidence For Maternally Inherited Factors Favouring Male Homosexuality And Promoting Female Fecundity. Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences, sf: 2217-2221.
  • G. Dörner, et al. (1991). Gene- And Environment-Dependent Neuroendocrine Etiogenesis Of Homosexuality And Transsexualism. Experimental and Clinical Endocrinology & Diabetes, sf: 141-150.
  • APA. Understanding Sexual Orientation And Gender Identity. (2019, Mart 12). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: American Psychological Association
  • PAHO. "Therapies" To Change Sexual Orientation Lack Medical Justification And Threaten Health. (2012, Mayıs 17). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: Pan American Health Organization
  • WHO. Stop Discrimination Against Homosexual Men And Women. (2011, Mayıs 17). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: World Health Organization
  • University of California - Riverdale. Same-Sex Behavior Seen In Nearly All Animals, Review Finds. (2009, Haziran 17). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: Science Daily
  • APA. Equal Level Of Commitment And Relationship Satisfaction Found Among Gay And Heterosexual Couples. (2008, Ocak 22). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: EurekAlert!
  • Wikipedia. List Of Animals Displaying Homosexual Behavior. (2019, Şubat 24). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: Wikipedia
  • I. Sample. Male Sexual Orientation Influenced By Genes, Study Shows. (2014, Şubat 13). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: The Guardian
  • M. Crossley. Explainer: What Is A Gene?. (2013, Mart 24). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: The Conversation
  • J. Graves. Born This Way? An Evolutionary View Of ‘Gay Genes’. (2014, Haziran 02). Alındığı Tarih: 12 Mart 2019. Alındığı Yer: The Conversation
  • A. Poiani. (2010). Animal Homosexuality: A Biosocial Perspective. ISBN: 9780521145145. Yayın Evi: Cambridge University Press.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/10/2019 05:18:38 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/113

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Cinsel Kimlik: Biyolojik Cinsiyet, Cinsel Yönelim ve Toplumsal Cinsiyet Nedir?

Eşcinsel Genlerinin Evrimsel Analizi: Eşcinselik Tercih mi, Genetik mi?

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir uzay aracı içerisinde Dünya’nın yörüngesinde dolaştığımda, gezegenimizin ne kadar güzel olduğunu ilk defa gördüm. Ey, insanlık! Lütfen onu koruyalım ve güzelliğini arttıralım. Onu yok etmeyelim!”
Yuri Gagarin
Geri Bildirim Gönder