Evrim Ağacı

Dyson Küresi Kavramının Fikir Babası Büyük Fizikçi Freeman Dyson, 96 Yaşında Hayatını Kaybetti!

Dyson Küresi Nedir? Freeman Dyson, Uzayda Yaşam Arayışı Konusunda Bize Neler Kattı?

Dyson Küresi Kavramının Fikir Babası Büyük Fizikçi Freeman Dyson, 96 Yaşında Hayatını Kaybetti!
Tavsiye Makale

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, NPR isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu haber 3 ay öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Dyson Küreleri'ne ismini veren büyük fizikçi Freeman Dyson 28 Şubat 2020'de, kısa bir hastalıktan sonra, 96 yaşında hayatını kaybetti.

Kendisi, matematik ve fizik alanında büyük başarılara imza atmış olmasına rağmen doktora bile yapmamıştı! Buna rağmen 1951 yılında Cornell Üniversitesi'ne profesör olarak kabul edildi ve 1953'e kadar Carl Sagan'a da ev sahipliği yapacak üniversitede çalışmalarını sürdürdü. Dyson, doktorası olmamasına rağmen 20'den fazla ödüle layık görüldü ve ömrü boyunca doktora-karşıtı bir pozisyonda yer aldı. Kendisi, doktora denilen kurumun birçok çiçeği burnunda bilim insanını kariyerlerinden caydırdığını ve özellikle de bilim kadınlarının önünü kapattığını düşünüyordu. Dyson'ın da çalıştığı, Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü müdürü Robbert Dijkgraaf şöyle diyor:

Dyson, kendini her daim bir lisansüstü öğrencisi olarak görüyordu. Dolayısıyla istediği her şeye ilgi duyma lisansına sahipti.

Dyson, 1923 yılında İngiltere'de doğdu. Cambridge'deki Trinity Koleji'nde fizik ve matematik üzerine eğitim aldı ve burada Paul Dirac ve Arthur Eddington gibi fiziğin devleriyle bir arada çalıştı. 2. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Bomber Ünitesi'nde sivil bilim insanı olarak görev aldı.

Savaş sonrasında, fizik çalışmak üzere ABD'ye gitti. Burada, Richard Feynman ile birlikte, kuantum elektrodinamiğinin birbiriyle rekabet halindeki iki teorisini birleştirmeyi başardı. Böylece atom altı parçacıklar ile ışığın nasıl etkileştiğinin sırrını çözmeyi başardı. Dijkgraaf şöyle diyor:

Dyson, birbirine zıt gibi gözüken iki görüşün aslında aynı şey olduğunu göstermeyi başardı. O, fiziğin büyük birleştiricisiydi. Temel parçacık fiziğine yönelik güncel modelimiz, Dyson'ın geliştirmemizi sağladığı dil ile inşa edilmiştir.

Çalışmaları halen modern fiziğin temeli olarak görülmektedir. Öyle ki, Wolfgang Pauli'ye 1953 yılında Nobel Ödülü'nü getiren, iki elektronun aynı kuantum numarasında bulunamayacağını ileri süren dışlama ilkesinin kesin kanıtını Dyson ve matematikçi Andrew Lenard yapmıştır.

1953 yılında İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne kalıcı olarak katılan Dyson, bu süreçte birçok diğer alana da ilgi duymaya başladı. "Bir aptalın bile çalıştırabileceği" kadar güvenli bir nükleer reaktörün tasarımında görev aldı ve kontrollü nükleer patlamalarla çalışan bir uzay aracı projesi olan Orion Projesi'nin bir parçası oldu. Orion Projesi hiçbir zaman hayata geçirilemedi ve bu, Dyson'ın 1969 yılında başarıya ulaşan Ay görevleri hakkında üzülmesine neden oldu. Dijkgraaf şöyle anlatıyor:

Ay inişi Dyson'ın gözünde son derece hayal kırıcıydı. O, nükleer yakıtlı uzay araçlarıyla Satürn'e gitmek istiyordu. Onun hayali jet uçaklarıydı, karşılığında ise bisiklet almış gibi hissetti.

Dyson'ın fikirleri her zaman hoşnutlukla karşılanmadı. Hayatının ilerleyen kısımlarında, iklim değişimi konusunda inkarcılar cephesinde yer almayı seçti. Dyson, sera gazlarının iklim değişimi üzerindeki etkisini görmezden gelen bir model üzerinde çalışıyordu; ancak atmosferik fizikçilerin bulguları, Dyson'ın modeli ile tamamen uyumsuzdu. Bu durum, Dyson'ı derinden rahatsız ediyordu ve bu nedenle iklim değişimine karşı bir tutum sergilemeyi seçti.

İklim değişiminin gerçekliğine ikna olmamıştı ve gerçekse bile insanların bu konuda endişelenmesi gerektiğini düşünmüyordu. Fakat insanların iklim üzerinde bir etkisi olduğunu kabul ediyordu; sadece bu etkinin "iyi" veya "kötü" olarak kategorize edilip edilemeyeceği konusunda soru işaretleri vardı. Kızı Mia Dyson bunu şöyle anlatıyor:

Dyson, bir zıtlaşmacıydı. Karşı tarafın görüşlerini savunmayı çok severdi. Ama zıtlaşanlar her zaman haklı değildir. Onun adına üzülüyorum; çünkü o konuştuğunda, insanlar onu dinliyordu. Eğer desteğini iklim değişimi gerçeğinden yana gösterseydi, çok büyük etkileri olabilirdi. Bunu ona söylediğimde, bana şunu dedi: 'Ben, iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. Eğer şeytanın avukatını oynarsam, insanların gerçekler hakkında düşünmesini sağlarım ve onların gerçekte ne olduklarını görebilirim.'

Freeman Dyson'ın yazıları, çoğunlukla bilimden ziyade bilimkurgunun alanındaki konulardaydı. Özellikle de Dyson Küresi adını verdiği bir hiper-mühendislik ürünü üzerine kafa yormayı seviyordu. Ayrıca bir kuyruklu yıldız üzerinde Evren'de yolculuk yapabilecek genetiği değiştirilmiş, Dyson Ağacı isimli bir bitki üzerine çalışıyordu. Mia Dyson şöyle diyor:

Onun sevmediği hiçbir alan yoktu: sanat, bilim, tarih, müzik... Ömrü boyunca ruhani bir taraf da besledi; ancak hiçbir organize dine yakınlık duymuyordu veya onun Tanrı veya sonsuzluk algısını dizginleyecek hiçbir şeyle kendini isimlendirmiyordu.

Freeman Dyson, çalışmaları ve bilime katkıları dolayısıyla Max Planck Ödülü ve Templeton Ödülü'ne layık görüldü. Ne yazık ki Feynman ile birlikte yaptığı çalışmalarda Nobel Ödülü'ne layık görülmedi; bunun yerine Nobel Ödülü, Feynman ile birlikte Harvard fizikçisi Julian Schwinger ve Japon fizikçi Sin-Itiro Tomonaga'ya verildi. Ama 2000 yılında aldığı Templeton Ödülü, o çalışmasının Dyson'ın "bilime en büyük katkısı" olarak tanımladı. Dyson'ın fizik çalışmaları, atomların nasıl davrandığına yönelik bilgilerimizi kökünden değiştirdi ve görelilik ile kuantum mekaniğini ileri taşıdı. Irvine'daki Kaliforniya Üniversitesi'nden fizikçi Virginia Trimbile şöyle diyor:

Eğer onun çalışmaları olmasaydı, modern bilgisayarlar, telefonlar veya dijital kameralar var olamazdı. Ayrıca kanser tedavisinde halen kullanılmakta olan bazı radyasyon terapileri de olmazdı.

Ayrıca Disturbing the Universe (Evreni Rahatsız Etmek) ve The Scientist as Rebel (Asi Bilim İnsanı) gibi kitaplar kaleme aldı. Ayrıca siyasi bir tarafı da vardı: Özellikle de 2015 yılında ABD Başkanı Barack Obama'nın İran ile yaptığı nükleer anlaşmayı destekleyen 29 bilim insanı arasında bulunmasıyla meşhurdu. Ayrıca 1967 yılında da Vietnam Savaşı sırasında askeri danışman olarak görev aldı.

Dyson, ardında 64 yıllık eşini ve 6 çocuğunu bıraktı. İlk eşi olan matematikçi Verena Huber Dyson'dan olan iki çocuğundan birisi teknoloji risk sermayedarı Esther Dyson, diğeri ise bilim tarihçisi George Dyson'dır. 1958 yılında evlendiği ikinci ve nihai eşi olan Imme Jung'dan olan çocukları ise Dorothy, Mia, Rebecca ve Emily'dir.

Freeman Dyson, Uzayda Yaşam Arayışı Algımıza Neler Kattı?

Fakat Freeman Dyson'ın bize yaptığı en büyük katkılardan birisi, söz konusu uzayda yaşam arayışı olduğunda zihnimizi açık tutmamız gerektiğini öğretti. Örneğin, onlarca yıldır, SETI’de bulunan araştırmacılar evrende insandan başka diğer canlıların varlığına bir kanıt bulmak için gökyüzünü inceliyorlar; ancak kaynağı bilinmeyen birkaç gizemli sinyal dışında (1977'de alınan WOW sinyali gibi), araştırmalar pek bir şey bulamadılar.

Eğer zeki varlıklar varsa, neredeler? Neden onların radyo sinyallerini alamıyoruz? Acaba onlar bizim radyo sinyallerimizi alıyorlar mı? Muhtemelen oradalar, fakat biz asıl bakılacak yere bakmıyoruz. Belki de ne aradığımızı bile bilmiyoruz ve ona şu an keşfettiğimizi fark etmediğimiz halde direkt olarak bakıyoruzdur?

Uzayda Yaşam Arayışımızda Dyson Kürelerine Odaklanalım!

Freeman Dyson'ın meşhur kürelerine odaklanmamız gerektiği fikrini ileri süren kişi, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi Dünya Dışı Yaşam Araştırması’nın (SETI) genel başkanı Geoff Marcy. Marcy, Güneş Sistemi dışında 100'den fazla gezegen keşfetmiş olmasıyla ünlü, saygın bir Amerikalı astronom. Ve Marcy, dünya dışında zeki yaşamı bulmak için Dyson Küreleri’ne odaklanmamız gerektiğini düşünüyor.

Bu durumda bilimkurgu hafızanızı tazelemenize yardımcı olalım: Dyson Küresi, güneşin (veya diğer yıldızların) tamamını saracak şekilde oluşturulan ve çıkan büyük enerjiyi toplayan hayali (hipotetik) bir güneş panelleri serisidir. Böylece herhangi bir süper-zeki uygarlık ihtiyacı olan bütün enerjiyi Dyson Küresi sayesinde karşılayabilecektir.

Yüksek teknolojili uygarlıklar enerjiye oldukça bağımlı olacaktır, tıpkı bizim gibi. Böylece Dyson Küresi veya ona benzer bir yapı, gelişen popülasyona yakıt sağlama ve doğayı koruma açısından en mantıklı ve nihai bir araç olacaktır. Bu bize bir diğer soruyu getiriyor: eğer bir Dyson Küresi bir yıldızın etrafında bütün enerjisini emmek için yapılmışsa (yani neredeyse dışarı hiç ışık gitmiyor), nasıl böyle bir şeyi aramaya kalkışabiliriz? Pekala, yıldızlar gördüğümüz ışık dışında birçok şey yayar. Isı bunlardan biridir. 

Hubble Teleskobu (ve kızılötesini belirlemek konusunda özelleşmiş Spitzer Uzay Teleskopu), gördüğümüz ışık dışında, ultraviyole (mor ötesi), X-ışınları ve kızılötesi ışıkları yakalayabilen çeşitli araçlarla donatılmışlardır. Eğer kozmosta Dyson Küresi’nin kullanıldığı bir yer bulsaydık, dalgaboyunda 10 mikronluk kızılötesi ışınım yayan kara bir obje görürdük. Dyson Küresi tarafından sarılan yıldız, karacisim tayfı içinde ışık yayıyor olacaktı ve 1 astronomik birime (Güneş ile Dünya arasındaki ortalama uzaklık) kadar geri salınacaktı.

Dyson Küreleri uzayda yaşam bulmamıza yardımcı olabilir. Dahası, medeniyetimize gelecek için bir hedef koyarak, gidişatımıza yön verebilir. Fikir öylesine popülerdir ki, Star Trek bölümlerinden birinde de yer almıştır. Ayrıca aşağıdaki videomuzda da bu konuyla ilgili genel bir perspektif edinebilirsiniz.

Bunların Hepsi Ne Anlama Geliyor?

Yukarıda bahsettiğimize sahip bir imzaya sahip bir yeri galaksimizde keşfetmek, elbette uzaylılar tarafından kullanılan bir Dyson Küresi’nin kesin bir işareti olmayabilir. Fakat buna rağmen, yıldızlar ve yıldız sistemleri civarında bu tarz enerji vakumlarına odaklanmanın ilginç çıkarımları olabilir.

Esas konu, dünya dışı zeki yaşam formları ararken zihinlerimizi biraz da olsa açmak ve bu tür konulara geleneksel yaklaşımlarımızın dışında bir yaklaşım göstermemizdir. Bugüne kadar, kullanılan yöntemler bizlere bir şey sağlamadı.

Belki de uzaylı zihniyetinin nasıl olduğu konusundaki düşüncelerimizi acil değiştirme gereği duyuyoruzdur? Eğer onları bulursak, onlar hakkında hüküm verdiğimiz sanılarımızın doğru çıkması hiç de olası değil. Bu, bizim çöküşümüz olabilir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 10
  • Tebrikler! 7
  • Bilim Budur! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 5
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 2
  • Umut Verici! 5
  • Merak Uyandırıcı! 6
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/06/2020 09:08:35 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1723

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Biyografi
Fosil
Sahtebilim
Nöron Hücresi
Kamuflaj
Hayvanlar Alemi
Yağ
Deri
Carl Sagan
Sıcaklık
Yavru
Tardigrad
Canlı
Matematik
Doğa Yasası
Evrim
Mit
Kozmik Mikrodalga Arkaplan Işıması (Cmb)
Uzay
Teyit
Maske
Ay Ve Dünya
Mühendislik
Entropi
Tüyler
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Şu anda yapabileceğim en iyi şey, metalden kafesler içinde kamburları çıkmış halde ve umutsuzlukla dışarı bakan şempanzelerin sesi olmaktır. Çünkü onların sesi olan kimse yok.”
Jane Goodall
Geri Bildirim Gönder