Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrimi Anlamak yazı dizisinin 11. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Çeşitlilik, bir canlı popülasyonunun içinde gen ve özellikler konusunda görülen farklı kombinasyonların tümüne verilen isimdir. Evrimsel biyolojinin halk arasında kolay anlaşılamama sebeplerinden birisi, doğada bulunan çeşitliliğin bilinmemesi veya göz ardı edilmesidir.

Canlılığı boy, renk, uzunluk, çeşitli organların varlığı, büyüklüğü, vb. çok sayıda fiziksel parametrenin farklı kombinasyonları şeklinde tanımlayacak olursak, çeşitlilik, "uçsuz bucaksız bir parametreler listesinde, atalardan veya çağdaşlardan farklı özellikler göstermek" şeklinde de tanımlanabilir.

Bu durumda, anne-babanızdan yukarıdaki 1 parametre için bile farklılık gösterseniz, çeşitliliğe katkı sağlamışsınız demektir. Bunun ne demek olduğu çok açıktır: Çeşitlilik, her bir nesilde, hatta bir neslin kendi içinde bile oluşabilmektedir. Çeşitlilik genellikle 3 seviyede tanımlanır:

  • Genetik (Genotipik) Çeşitlilik: Bir türün bireylerinin genlerinin birbirinden farklı olmasına verilen isimdir.
  • Enzimatik Çeşitlilik (Protein Çeşitliliği): Bir türün bireyleri arasındaki enzimatik faaliyetlerde ve protein yapılarında görülen çeşitliliktir.
  • Fiziksel (Fenotipik) Çeşitlilik: Bir türün bireylerinin dış görünüşlerinde gözlenebilen çeşitliliktir.

Burada dikkat edilmesi gereken şey, enzimatik (proteinlere dayalı) ve fiziksel (fenotipik) çeşitliliğin kökeninde hemen her zaman genetik çeşitliliğin yatmasıdır. Yani çeşitlilik genlerde başlar, sonra daha üst organizasyon seviyelerine sirayet eder.

Özellikle eşeyli üreyen canlılarda, genetik tabanlı ve sürekli olarak işleyen birçok mekanizma bulunmaktadır: crossing-over, virüs ve bakterilerin etkisi, intronların farklı biçimlerde kesilebilmesi, transpozonlar, mutasyonlar ve daha nicesi, sürekli olarak genlerde değişime sebep olmaktadır. Eşeyli üremenin doğasından ötürü bu yaşam boyunca değişmiş ve değişen genler yavrulara aktarılır ve yavrular her seferinde anne-babalarından farklı özelliklerde olurlar. Eşeysiz üreyen canlılarda da bu mekanizmaların neredeyse tamamı, sürekli olarak işlemektedir. Bu da, engellenemez bir çeşitlilik sürekliliği demektir. Kısaca söylemek gerekirse, bildiğimiz anlamıyla canlılık var olduğu sürece çeşitlilik de kaçınılmaz bir gerçek olacaktır.

Ne var ki kimi zaman çevresel faktörlere bağlı olarak da (örneğin epigenetik mekanizmalar dolayısıyla veya modifikasyonlar yoluyla) proteinlerde veya fiziksel özelliklerde çeşitlilik görülebilir. Ancak bunların evrimsel anlamda kalıtsal olmadığı ve evrimsel sürece dikkate değer bir etkisi bulunmadığı hatırlanmalıdır. Bu nedenle çoğu zaman çeşitlilikten söz ederken evrimsel sürece doğrudan etki eden, kalıtsal çeşitlilikten söz ederiz.

Dikkatli ve eğitimli bir gözün canlı türleri içerisinde göreceği çeşitlilik, dikkatli ve eğitimli olmayan gözlere çoğu zaman şaşırtıcı gelecektir. Bu çeşitliliği bizzat tanımıyor olsa da insanlar, evrimin türleri başka türlere değiştirebilen bir doğa yasası değil de, tür içi çeşitliliği arttıran bir olgu olarak görmeye de meyillidirler. Bu yaklaşım tamamen hatalıdır. İşte bu nedenlerle evrimde çeşitliliği anlamanın en iyi yolu, evrim mekanizmalarını bir bütün olarak anlamaktır. Eğer konuyu en başından öğrenmek isterseniz, Evrim Mekanizmaları yazı dizimizi veya Evrim Kuramı ve Mekanizmaları kitabımızı baştan sona okumanızı tavsiye ederiz.

Bu makalemizde, çeşitliliğin (varyasyonların) ne olduğu, nasıl oluştuğu, seçilim ile ilişkisi ve dolayısıyla evrim içerisindeki yerini detaylıca incelemeye çalışacağız. Eğer "Çinliler" gibi belirli gruplarda neden çeşitlilik daha azmış gibi algıladığınızı merak ediyorsanız veya insan-harici türlerin insanlar kadar çeşitli olmadığını düşünüyorsanız, buradaki yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Tür İçi Çeşitlilik ve Evrim

Her bir türün, her bir özelliği için çok sayıda çeşitlilik parametresi tanımlamak mümkündür. Örneğin insanlara iyi bakın ve varyasyonları görmeye çalışın. Ne kadar çok olduğunu ve doğada nasıl farklı işlevleri olacağını ve dolayısıyla doğada o bireye nasıl avantajlar ve dezavantajlar sağlayabileceğini düşünmeye çalışın.

Aslında evrimi insan örneği üzerinden anlatmak çok iyi bir tercih değil; çünkü insanlar bilim ve teknoloji sayesinde evrimin ana motoru olan Doğal Seçilim'in büyük oranda üstesinden gelmeyi başarmış bir hayvan türüdür. Dolayısıyla insan evrimi günümüzde çok daha dağınık bir şekilde yaşanmaktadır.

Yine de insanlarda evrimin izlerini körelmiş organlarda ve insanlık tarihinin daha yakın geçmişteki evriminde görebiliyoruz. Yani insanda da, diğer tüm canlılarda olduğu gibi çok geniş bir genetik varyasyon vardır. Bu varyasyon, vahşi doğada yaşıyor olsaydık bize ciddi avantajlar ve dezavantajlar sağlayacaktı. Bunların seçilmesi ve elenmesi sonucu, nesillere aktarılan genlerin frekansı değişecekti. Böylece tür, farklılaşacaktı. İşte bu evrimdir!

Aslında şu anda da bu oluyor. Sadece daha yavaş ve daha sessizce. İnsan, vahşi doğadan kendini izole ederek evrimini yavaşlattı; ancak asla durduramadı ve muhtemelen hiçbir zaman da durduramayacak (mekanizmaların bazılarının basitçe durdurulamaz olmasından ötürü).

İnsanlarda Sadece Yüz Özelliklerinde Görülen Çeşitlilik

Şimdi soralım: İnsanlar arası biyolojik farklılıklar/çeşitlilikler listesi yapacak olsanız, kaç madde sayabilirdiniz? Bir deneyelim ve bunu sadece insan yüzüyle sınırlandıralım:

  • Saç rengi/tonu
  • Saç kalınlığı
  • Saç uzunluğu
  • Saç dökülme miktarı
  • Saç sertliği
  • Saç kırılganlığı
  • Saç esnekliği
  • Saç kimyasal kompozisyonu
  • Saç biçimi/şekli
  • Saç folikül aralığı/sıklığı
  • Saç folikül derinliği
  • Alın kırışıklığı
  • Alın genişliği
  • Alın uzunluğu
  • Alın yüzey pürüzlülüğü
  • Şakak çıkıklığı/derinliği
  • Kaş kalınlığı
  • Kaş uzunluğu
  • Kaş karakteristik açısı
  • Kaş kıllılık oranı
  • Kaş ayrıklığı (tek kaşlılık)
  • Göz rengi
  • Göz büyüklüğü
  • Gözler arası yakınlık
  • Gözün yüz içerisindeki yüksekliği
  • Gözün kenar açıları
  • Gözün yuvarlaklığı
  • Kirpik uzunluğu
  • Kirpik kalınlığı
  • Kirpik kıvrım miktarı
  • Kirpik dökülme/seyrelme ve hatta kirpik sahibi olma/olmama durumu
  • Yanak dolgunluğu/Elmacık kemiği çıkıklığı
  • Yanak içi çöküklüğü
  • Burun büyüklüğü
  • Burun kıvrıklığı
  • Burnun yüz içerisindeki konumu
  • Burun ucunun sivriliği
  • Burun deliklerinin genişliği
  • Burun içi kemiğin çıkıklığı
  • Filtrum (Dudak-burun arası çöküntü) derinliği
  • Filtrum genişliği
  • Ağız büyüklüğü
  • Ağız genişliği
  • Ağız kenar açıları
  • Dudak kalınlığı
  • Dudak uzunluğu
  • Dudak karakteristik açıları
  • Çene çıkıklığı
  • Çene büyüklüğü
  • Çene göçüklük miktarı
  • Çene sertliği
  • Dil uzunluğu
  • Dil kıvraklığı
  • Diş parlaklığı
  • Diş sertliği
  • Deri rengi/tonu
  • Deri kalınlığı
  • Deri deliklilik oranı
  • Deri kıllılık oranı
  • Kulak kepçeliği
  • Kulak büyüklüğü
  • Kulak karakteristik açıları
  • Kulak memesi yapışıklığı
  • Kulak memesi büyüklüğü
  • Kulak kıkırdak doku sertliği

Bunlar anlık olarak, üzerinde çok fazla kafa yormadan çıkardığımız ve sadece görsel ile dokunsal duyularımıza hitap eden parametrelerdir. Eğer ki buna fizyolojik, yani bu yapılar içerisindeki biyokimyasal olaylar arasındaki farklılığı da dahil edersek, kolayca görürüz ki sadece insan türünün yüzü için çıkarabileceğimiz listenin uzunluğu akıl almaz olacaktır.

İnsanda genel çeşitliliğe dair bir çizim
İnsanda genel çeşitliliğe dair bir çizim

Bunlar sırf listeyi uzatmak için yazılmış özellikler değildir. Hemen hemen hepsi çevresel koşullardan etkileniyor olsa da, birçoğunun genetik altyapısı oldukça iyi bir şekilde bilinmekte ve araştırılmaktadır. Dolayısıyla hemen hemen her biri, evrimsel açıdan anlamlı olabilecek, gelecek nesilleri etkileyebilecek, dolayısıyla evrime yön verebilecek genetik bir altyapıya sahiptir.

İnsanlarda kulak yapısı bakımından çeşitlilik... Kimi zaman çeşitlilikteki ufacık farklılıkların evrimsel bir anlamının nasıl olabileceği kafalarda soru işareti bırakabilmektedir. Örneğin yukarıdaki fotoğraftaki kulak yapıları arasındaki farklılıklar nasıl olur da evrimsel olarak avantaj ya da dezavantaj sağlayabilir? Bu durum da, kendi türümüzün gözlerinden, son derece kısıtlı bir bakış açısına sahip olmaktan kaynaklanmaktadır. Vahşi doğada en ufak farklılıklar bile hayatta kalıp kalmayacağınızı belirleyebilir. Örneğin kulak yapınızdan ötürü belli frekanstaki sesleri birazcık daha iyi yakalayabilirseniz hayatta kalma şansınız %1 oranında artabilir. Bu %1'lik artış tek başına oldukça etkisiz gözükebilir; fakat 1000 nesil boyunca süregelen %1'lik avantaj, çok ciddi farklılaşmaların önünü açabilmektedir. Dahası, kulak şekli gibi bir özellik sadece hayatta kalma değil, üreme konusunda da avantaj sağlayabilir. Sonuçta bireyler birbirlerini ilk etapta genel fiziksel özelliklerine göre seçmektedirler ve buna bağlı olarak onlarla üremektedirler. Vücudumuzun ve organlarımızın şekilleri, cinsel tercihlere de yön verebilmekte, dolayısıyla Cinsel Seçilim aracılığıyla evrime doğrudan etki edebilmektedir.
İnsanlarda kulak yapısı bakımından çeşitlilik... Kimi zaman çeşitlilikteki ufacık farklılıkların evrimsel bir anlamının nasıl olabileceği kafalarda soru işareti bırakabilmektedir. Örneğin yukarıdaki fotoğraftaki kulak yapıları arasındaki farklılıklar nasıl olur da evrimsel olarak avantaj ya da dezavantaj sağlayabilir? Bu durum da, kendi türümüzün gözlerinden, son derece kısıtlı bir bakış açısına sahip olmaktan kaynaklanmaktadır. Vahşi doğada en ufak farklılıklar bile hayatta kalıp kalmayacağınızı belirleyebilir. Örneğin kulak yapınızdan ötürü belli frekanstaki sesleri birazcık daha iyi yakalayabilirseniz hayatta kalma şansınız %1 oranında artabilir. Bu %1'lik artış tek başına oldukça etkisiz gözükebilir; fakat 1000 nesil boyunca süregelen %1'lik avantaj, çok ciddi farklılaşmaların önünü açabilmektedir. Dahası, kulak şekli gibi bir özellik sadece hayatta kalma değil, üreme konusunda da avantaj sağlayabilir. Sonuçta bireyler birbirlerini ilk etapta genel fiziksel özelliklerine göre seçmektedirler ve buna bağlı olarak onlarla üremektedirler. Vücudumuzun ve organlarımızın şekilleri, cinsel tercihlere de yön verebilmekte, dolayısıyla Cinsel Seçilim aracılığıyla evrime doğrudan etki edebilmektedir.

Çeşitlilik, Her Yerde!

Sadece insanlarda da değil, çeşitliliği bütün türlerde görebilmekteyiz. Domates dediğimizde aklınıza gelen ilk görüntü, muhtemelen aşağıdaki gibi bir şey olacaktır:

Bu oldukça normaldir, zira Google Görseller'e "domates" ya da "tomato" diye yazıp aratacak olursanız, karşınıza buraya tıkladığınızda görebileceğiniz sonuçlar gelecektir ve bunların her biri, birbirine benzeyen, "klasik" ve en fazla tüketilen "domates" bitkisinin fotoğraflarıdır. 

Fakat domates gibi sıradan bir bitki bile bundan çok daha fazlasıdır:

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz her canlı, günümüze ait Solanum lycopersicum adı verilen ve "domates" olarak bilinen türe aittir. Aynı türe ait 47 farklı çeşidin fotoğraflanmasıyla elde edilmiş bir görüntüdür (tek bir çeşitten birden fazla gösterilmektedir). Sanıyoruz ki domates bitkisine ait çeşitlilik tartışılmaz bir şekilde görülebilmektedir. Bu farklılıklar, genetik varyasyonların (çeşitliliğin) kimi zaman Yapay Seçilim yoluyla üzerine gidilmesi sonucu çoğalması, kimi zamansa doğrudan fotoğraflanması sonucu elde edilmiştir. Yani buradaki her bir varyasyon, özellikle seçildiği için bu kadar farklı olmamıştır. Tıpkı insan ortalama boyunun 1.75m civarında olmasına rağmen, 2.15m'lik bireylerin ortaya çıkabilmesi; halbuki bu yönde bir seçilim olmaması gibi...

Bilimsel adı Liguus fasciatus olan bu deniz minarelerinin hepsi aynı türe aittir. Ancak dikkatli incelendiğinde ve hatta yüzeysel bir bakışla bile, tür içerisindeki envai çeşitlilik kolayca görülebilir. Bu çeşitlilik, eşeyli üremeden ve genel olarak canlı genetiği üzerinde etki eden çeşitliliğe sebep olan Evrim Mekanizmaları'ndan kaynaklanmaktadır. Örneğin sarı kumlar üzerinde doğan, yukarıdaki fotoğraftaki bireylerden, sadece kumlara uygun renkte olanlar hayatta kalabilecek (en azından şansları çok daha yüksek olacak), geri kalan hepsi ya da büyük bir kısmı elenecek ve kendilerini koyu yapan genlerin yavrulara aktarımına engel olacaktır. Bu şekilde süregelen seçilim, söz konusu farklılıkları öylesine net görülecek bir biçimde vurgulamıştır ki, artık yukarıdaki kabukluların her biri ayrı birer alt tür olarak görülmektedir. Yani coğrafi izolasyon altında olan çeşitlilik unsurları (ki bunlar biyolojik ırkları oluşturmaktadır), sürekli farklı yönlerde olan seçilim baskıları altında türleşme yoluna gitmişlerdir. Henüz bu türleşme tamamlanmış değildir, bu nedenle henüz
Bilimsel adı Liguus fasciatus olan bu deniz minarelerinin hepsi aynı türe aittir. Ancak dikkatli incelendiğinde ve hatta yüzeysel bir bakışla bile, tür içerisindeki envai çeşitlilik kolayca görülebilir. Bu çeşitlilik, eşeyli üremeden ve genel olarak canlı genetiği üzerinde etki eden çeşitliliğe sebep olan Evrim Mekanizmaları'ndan kaynaklanmaktadır. Örneğin sarı kumlar üzerinde doğan, yukarıdaki fotoğraftaki bireylerden, sadece kumlara uygun renkte olanlar hayatta kalabilecek (en azından şansları çok daha yüksek olacak), geri kalan hepsi ya da büyük bir kısmı elenecek ve kendilerini koyu yapan genlerin yavrulara aktarımına engel olacaktır. Bu şekilde süregelen seçilim, söz konusu farklılıkları öylesine net görülecek bir biçimde vurgulamıştır ki, artık yukarıdaki kabukluların her biri ayrı birer alt tür olarak görülmektedir. Yani coğrafi izolasyon altında olan çeşitlilik unsurları (ki bunlar biyolojik ırkları oluşturmaktadır), sürekli farklı yönlerde olan seçilim baskıları altında türleşme yoluna gitmişlerdir. Henüz bu türleşme tamamlanmış değildir, bu nedenle henüz "alt tür" olarak anılmaktadırlar. Ancak bu şekilde devam edecek olursa, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz tek bir kabuklu türünden, bir dolu yepyeni tür evrimleşmiş olacaktır!

Bu domates fotoğrafları üzerinden şunu anlatmak istiyoruz: Eğer ki bir türe ait tek bir canlının fotoğrafına bakarsanız, ya da sadece aklınıza gelen ilk imgeyle yetinecek olursanız, tür içerisindeki bireyler arasındaki farkları ve çeşitliliği görmeniz elbette mümkün olmayacaktır. Ancak bu fotoğraftaki gibi, birbiriyle aktif olarak çiftleşebilen ya da çiftleşme potansiyeli olan, yani aynı türe ait farklı bireyleri bir araya getirirseniz, bir anda tür içi çeşitliliğin ne kadar engin olduğunu görebilmeye başlarsınız. Bu da, evrimin seçilim mekanizmalarının üzerinde çalışabileceği ne kadar fazla malzemenin doğada bulunduğunu görmenizi sağlayacaktır. İşte bu malzeme, yani "çeşitlilik", evrimin çeşitlilik mekanizmaları sayesinde sürekli olarak var edilir.

Yukarıda, Harmonia axyridis türüne ait çeşitliliği görmektesiniz. Fotoğrafta, ana nesilden (sol üst köşe) sonra, 5 nesilde oluşan farklı canlılar görülmektedir. Hepsi aynı türe aittir ve aralarında doğrudan akrabalık ilişkisi vardır; ancak kolayca görebileceğiniz gibi büyük bir fiziksel çeşitlilik söz konusudur. Bu çeşitlilik, bu böceklere yaşadıkları ortamdaki kamuflaj veya Cinsel Seçilim'deki seçim unsurları konusunda avantaj veya dezavantaj sağlayacaktır.
Yukarıda, Harmonia axyridis türüne ait çeşitliliği görmektesiniz. Fotoğrafta, ana nesilden (sol üst köşe) sonra, 5 nesilde oluşan farklı canlılar görülmektedir. Hepsi aynı türe aittir ve aralarında doğrudan akrabalık ilişkisi vardır; ancak kolayca görebileceğiniz gibi büyük bir fiziksel çeşitlilik söz konusudur. Bu çeşitlilik, bu böceklere yaşadıkları ortamdaki kamuflaj veya Cinsel Seçilim'deki seçim unsurları konusunda avantaj veya dezavantaj sağlayacaktır.

Aynı durum diğer türler için de aynen geçerlidir: Örneğin "sincap" dendiğinde, popüler kültür ve geçmişteki bilgilerimizden kaynaklanan bir "sincap" figürü kafamızda canlanır. Bu hayali sincap figürü üzerinde çeşitlilik görmekte zorlanırız, çünkü sincaplar üzerine kafa yormadığımız gibi, yeterli miktarda gözlem geçmişimiz de bulunmamaktadır. Fakat sincapların kafatası büyüklüğünden şekline, burun yapısından göz ayrıklığına, bıyıklılıktan diş uzunluğuna, kol uzunluğundan kuyruk kalınlığına kadar yüz binlerce ve milyonlarca farklı özellik açısından çeşitlilik bulunmaktadır.

Donax variabilis isimli bu tür içerisindeki çeşitlilik de net olarak görülebilmektedir. Bir araştırmacı veya konunun uzmanı, ayrıntılı bir inceleme yaparak kabuklar arasında yüzlerce farklılık tespit edebilir: çizgilerin kalınlığı, çizgilerin dağılımı, çizgilerin açısı, kabuk kalınlığı, kabuk içi elementler, çizgiler arası uzaklık ve daha nicesi...
Donax variabilis isimli bu tür içerisindeki çeşitlilik de net olarak görülebilmektedir. Bir araştırmacı veya konunun uzmanı, ayrıntılı bir inceleme yaparak kabuklar arasında yüzlerce farklılık tespit edebilir: çizgilerin kalınlığı, çizgilerin dağılımı, çizgilerin açısı, kabuk kalınlığı, kabuk içi elementler, çizgiler arası uzaklık ve daha nicesi...

Üstelik bu, tek bir tür içerisinde geçerlidir. "Sincap" deyip geçtiğimiz şey, Sciuridae isimli bir taksonomik ailenin adıdır. Bu aile içerisinde 58 farklı cins, 285 civarında farklı tür bulunmaktadır. Bunların her birisi de, farklı özellik parametrelerinin (değişkenlerinin) öbeklenmesine bağlı olarak oluşturulmuş gruplardır. Bu canlıların neredeyse her biri, birbirinden öylesine farklı olacak biçimde evrimleşmiştir ki, artık birbirleriyle çiftleşmeleri bile imkansızdır.

Çeşitlilik Parametreleri, Evrime Malzeme Yaratır!

Yukarıda insanlar ve diğer türler için sözünü ettiğimiz çeşitlilik parametreleri (değişkenleri) değiştikçe, bireyin (en azından yüzünün) görüntüsü değişecektir. Bu farklılık miktarı, tür içi çeşitliliğin ana kaynağıdır. Bu farklılığa neden olan iki unsur vardır: genler ve çevre. Çevrenin durumu kaotik bir biçimde değiştiği için bunun etkisini takip etmek zordur. Fakat genler, bireyin her bir hücresinde bulunan yapılar olarak, evrimde doğrudan takip edilebilir birimlerdir.

Bu birimlerdeki (genlerdeki) değişimler, uzun vadede canlının görünümünü etkileyecektir. Yani tür içi ve türler arası çeşitlilikte şunu anlamak gerekiyor: Bu çeşitlilik anlamsız değildir; evrimsel olarak büyük öneme sahiptir. Tür içerisinde gördüğünüz bu envai çeşitlilik, bu canlılara yaşadıkları ortamlarda farklı avantajlar ve dezavantajlar sağlamaktadır. Bazı çeşitlilik kaynakları belli bir zaman ve mekanda belli bir canlıya avantajlar sağlarken, bazı diğerleri dezavantajlar sağlayacaktır. Bireyler, barındırdıkları avantaj ve dezavantajlara bağlı olarak sürekli bir seçilim baskısı altındadır. Dezavantajları avantajlarına üstün gelenler ölürler veya üreyemezler. Böylece yok olurlar ve kendilerini dezavantajlı kılan söz konusu genler de popülasyonun gen havuzundan silinmiş olur. Öte yandan avantajlı özellikleri, dezavantajlarına baskın gelen bireyler daha kolay hayatta kalır ve daha fazla ürerler. Böylece gelecek nesillerde, kendilerini güçlü kılan genler de daha fazla bulunmuş olur.

Yani çeşitlilik tek başına evrim değildir; ancak çeşitlilik üzerine seçilim baskılarının etki etmesi sonucunda canlı popülasyonlarının gen havuzları sürekli olarak değişir. Bu da, evrimin ta kendisidir! Çeşitlilik olmaksızın evrimden söz etmek mümkün değildir; ancak seçilim olmaksızın da çeşitliliğin evrimsel herhangi bir anlamı olmayacaktır (ya da çok kısıtlı bir düzeyde olacaktır).

Domates örneği üzerinden gidecek olursak, genetik sebeplerden ötürü belli bir coğrafi bölgede bu domateslerin her biri oluşabilir; ancak sadece o bölgeye uygun olanlar hayatta kalabilecektir. Çeşitlilik, ortama bağlı olarak sürekli olarak seçilir ve ayakta kalmayı başarabilenler, bir sonraki nesli de büyük oranda oluşturacak olan genleri aktarırlar.

İşte bu durum, biz insanlara bazı müdahale fırsatları da sunar. Örneğin canlıların genleriyle oynayarak onları normalde hayatta kalamayacakları ortamlarda hayatta tutmayı ve üretmeyi başarabiliriz. Böylece sadece kısıtlı bölgelerde, sınırlı miktarlada bulunan besinleri çok daha geniş coğrafyalarda üretmemiz mümkün olabilir. Moleküler biyologlar, genetik mühendisliği teknolojilerini kullanarak canlıların genlerini, canlının kendisine zarar vermeden değiştirmeye çalışırlar ve bunu başardıklarında oluşan genetiği değiştirilmiş organizmalar, atalarına nazaran çok daha güçlü olabilmektedir. Benzer şekilde, genetik üzerinde etkisi olmayan bazı ilaçlarla sadece bireye etki eden, soy hattını değiştirmeyen modifikasyonlar yaratılabilir. Böylece türün bulunduğu bölgede güçlenmesi ve hayata tutunmasının kolaylaşması sağlanabilir. Bu modifikasyonlar genlere geçemez, dolayısıyla evrimsel bir anlamı yoktur; fakat biz insanların amaçlarımıza ulaşmamıza katkı sağlayabilir.

Çeşitlilik, Modifikasyon ve Adaptasyon

Burada, modifikasyonlar ile adaptasyonlar arasındaki farkı vurgulamakta fayda var: Çeşitliliğin büyük bir kısmı, evrimsel sürece doğrudan ya da dolaylı olarak neredeyse her zaman katkı sağlamaktadır. Modifikasyonlar, türün bir tek nesli içerisinde, doğumdan ölüme kadar gerçekleşen değişimlerdir. Örneğin bir insanın kas çalışması sonucu kaslanması bir modifikasyon örneğidir ve yavrulara aktarılmaz, doğan yavru "kaslı" veya "daha kaslı" doğmaz. Dolayısıyla bir canlının ömrü içerisinde "çalışarak, zorlayarak, emek harcayarak" kazandığı özellikler, genetik olarak gelecek nesillere aktarılamaz (epigenetiğin sınırlı ve nadir etkileri burada göz ardı edilmektedir)! 

Buna karşılık, birikimli seçilim sonucu, ortamdaki en uyumlu canlıların hayatta kalıp üremeleri ve genlerini yavrularına aktarmaları sonucunda yavruların ortama daha uygun özellikteki genlerle doğmaları adaptasyon örneğidir. Yani bünyesinde var olup da kendisini ortama uyumlu kılan genlerden ötürü daha uzun hayatta kalabilen ve üreyebilen canlılar, kendilerini uyumlu kılan bu genleri doğrudan gelecek nesillere aktarabilecektir.

Bu genlerdeki değişimler "çalışma, zorlama, emek harcama" ile meydana gelmez. Mutasyonlar, transpozonlar, gen çaprazlanmaları (crossing-over), vb. ile meydana gelirler. Yani genin evrimsel olarak anlamlı bir çeşitlilik yaratabilmesi için, bireyin üreme hücrelerinde veya genetik aktarım sırasında görev alan üreme hücrelerinde, zigotta (sperm ve yumurtanın birleşmesi sonucu oluşan ilk hücrede), bu zigottan oluşacak ilk birkaç embriyo hücresinde değişmek zorundadır. Bu değişimler doğrudan genleri değiştirdiği için, soy hatları boyunca kalıtılabilir olacaktır. Bunlardan da en uyumluları seçilerek, popülasyon içerisinde daha sık görülmeye başlayacaktır. İşte çeşitlilik ile seçilim arasındaki ilişki budur ve bu ilişkiden doğan uyarlanmalara da adaptasyon adı verilir.

Bireyin ömrü içerisindeki değişimler olan modifikasyonlar evrime doğrudan olmasa da, dolaylı olarak etki edebilirler. Örneğin eğer insan vahşi doğada yaşıyor olsaydı, göbekli ve hantal bir insana nazaran kaslı ve atik bir insanın hayatta kalması daha kolay olabilirdi. Ancak modifikasyonların evrimsel bir anlamı olmayışı, bu bireylerin özelliklerinin doğrudan yavrularına aktarılamayacak olmasıdır. Elbette kültürel aktarım mekanizmalarıyla bir sürerlilik sağlanabilir: Örneğin sportif bir birey, yavrusunu da sportif olacak bir şekilde eğitebilir. Fakat bu "sportiflik" özelliği, her zaman genetik bir alt yapıya sahip olmayabileceği için, yavrunun sportif olarak eğitilmesi sadece geçici ve kısa dönem bir etkidir. Evrimsel bir anlam taşımaz. Soy hattı içerisinde kısa bir sürede bu etki ortadan kalkabilir; zira her sportif birey, yavrusunu sportif olmaya yönlendirmez. Öte yandan genetik alt yapısı bulunan özelliklerden kaçış yoktur. Saç renginiz kahverengiyse, buna ait genlerin en azından yarısını yavrularınıza aktarmak zorundasınız. Bunun başka bir alternatifi ya da tercihe/isteğe dayalı durumu bulunmamaktadır. 

Uzun lafın kısası evrimde bizi ilgilendiren çeşitlilik kaynakları, sonradan ömür içerisinde kazanılan nitelikler olan modifikasyonlardan ziyade, genetik yolla doğuştan kazandığımız çeşitliliktir. Bu çeşitliliğin evrimsel bir anlamı olabilmesi için de, seçilimin etkisi bulunmak zorundadır. Salt bir çeşitlilik (örneğin ortalamanın 1.80m olduğu bir boy dağılımında 2.15m doğmak), tek başına anlamlı bir çeşitlilik değildir. Ne zaman ki evrimsel seçilim mekanizmaları daha uzun boylu olanları çevre şartlarının değişimine bağlı olarak seçer veya eler, dolayısıyla buna bağlı olarak 2.15m olanların popülasyon içerisindeki dağılımı artar veya azalır, işte o zaman evrimsel bir değişimden söz etmeye başlarız. Bu şekilde seçilim ve elenme yoluyla canlıların ortamlarına adapte olmalarına adaptasyon diyoruz. Buna bağlı olarak canlıların özelliklerinin popülasyon içerisindeki görülme sıklıklarının değişimine ise evrim diyoruz. Dolayısıyla buradaki yazımızda da izah ettiğimiz gibi, önce çeşitlilik oluşur, sonra seçilim devreye girer, sonra adaptasyon meydana gelir ve tüm bu sürece evrim adı verilir. 

Bazı kaynaklara göre evrim adaptasyonların bir sonucu olarak da görülebilmektedir. Bu bakış açısı da büyük oranda doğrudur. Ancak teorik çerçevede hatalıdır: Teorik olarak adaptasyon dediğimiz özellikler, Doğal Seçilim'in ürünü olan özelliklerdir. Evrim ise, genlerin ve alellerin popülasyon içerisindeki dağılım sıklığının nesiller içerisinde değişmesidir. Gen/alel sıklığını (frekansını) nesiller içerisindeki her değişimi Doğal Seçilim'in ürünü değildir. Örneğin Genetik Sürüklenme veya Göçler de popülasyon içi gen sıklığını nesiller içerisinde değiştirir. Ancak bu değişimden doğan özellikler, evrimsel analiz dahilinde "adaptasyon" olarak kabul edilmezler; çünkü adaptasyon sağlamak amacıyla Doğal Seçilim tarafından seçilme/elenme yoluyla ortaya çıkmış özellikler değildir. Bu çok teknik bir ayrıntı olmakla birlikte, evrimsel biyolojinin teknik temelde öğrenilmesi açısından faydalıdır.

İlk Çeşitlilik Ne Zaman Oluştu?

Evrim Ağacı olarak buradaki yazımızda da kısaca anlattığımız gibi, evrim ve çeşitlilik arasında döngüsel bir ilişki varsa, ilk çeşitlilik nasıl var olmuştur? Bu, evrime ve bilime karşı olan insanların sıklıkla başvurdukları bir sorudur. Amaç, bilimi savunan kişileri "dairesel mantıklama" (İng: "circular reasoning") mantık hatasına düşürmektir. Yani kurgulanmış bir tuzaktır. 

Yapmaya çalıştıkları basitçe şudur: Eğer ki seçilim, çeşitlilik içerisinden yapılan doğal ya da cinsel seçimlerle olmaktaysa, o zaman ilk çeşitlilik ne zaman olmuştur? Sordukları soru budur, amaçları ise sorunun sorulduğu kişiye "Aa, hakikaten ya, ortada çeşitlilik olmazsa seçilim olmaz, seçilim olmazsa evrim, dolayısıyla çeşitlilik olmaz." dedirtmek, hatta "Evet, evrim bunu açıklayamaz." dedirtmektir. Bu masum olmayan çabadan kaynaklı problemler, Karl Popper gibi filozofların bile evrimi anlamasını zorlaştırmıştır.

Evrimi döngüsel mantık safsatalarına indirgemeye çalıştıkları kişilerin düştüğü çok sayıda hatadan biri, çeşitliliğin oluşum mekanizmalarını kavramadan, Evrim Mekanizmaları'nı birbirinden ayırt etmeden ve konuya tamamen yabancı olmalarına rağmen yargılayıcı sonuçlara varma çabalarıdır. Kitabımızda da detaylarına yer verdiğimiz gibi, Evrim Mekanizmaları iki ana kategoride incelenmektedir: Seçilim Mekanizmaları ve Çeşitliliğe Sebep Olan Mekanizmalar (ya da kısaca Çeşitlilik Mekanizmaları). Bunu yapmamızın sebebi, doğanın bu şekilde ikili çalışması ve evrimin bu şekilde süregelmesindendir.

Yukarıdaki fotoğrafta bir Anthurium warocqueanum türü içerisindeki çeşitlilik görülmektedir. Yaprak damarlarının dağılımı, kalınlığı, yaprak ayasının genişliği, yaprağın dkey kalınlığı, sap bağlantıları ve daha nice özellik, bitkiler içerisindeki çeşitliliğin parametreleridir.
Yukarıdaki fotoğrafta bir Anthurium warocqueanum türü içerisindeki çeşitlilik görülmektedir. Yaprak damarlarının dağılımı, kalınlığı, yaprak ayasının genişliği, yaprağın dkey kalınlığı, sap bağlantıları ve daha nice özellik, bitkiler içerisindeki çeşitliliğin parametreleridir.

Genetik materyalin oluşmasından sonra, seçilim mekanizmaları ile çeşitlilik mekanizmaları birbirlerinden bağımsız; ancak birbirleriyle ilişki halinde ilerlemektedir. Bu ne demektir? Birbirlerinden bağımsız çalışırlar, çünkü etki etme yöntemleri arasında hiçbir bağlantı bulunmamaktadır. Örneğin mutasyonların ya da transpozonal sıçramaların var olabilmesi ve işleyebilmesi için Doğal Seçilim'e ihtiyaç yoktur. Mutasyonlar, her zaman vardı, vardır, var olacaktır. Etrafta radyasyon ve çeşitli mutajen kimyasallar var olduğu sürece, mutasyonlar var olmak zorundadır. Bunun için Doğal ya da Cinsel Seçilim'in etkisine gerek yoktur. Benzer şekilde Doğal Seçilim'in işleyebilmesi için mutasyonlara ihtiyaç yoktur. Ortada canlıların ve bu canlıların yaşadıkları değişken bir ortamın varlığı yeterlidir. 

Öte yandan bu iki mekanizma grubu arasında bir ilişki de vardır. Belki seçilim mekanizmaları mutlak bir çeşitlilik olmadan da çalışabilmektedir; ancak zaten çeşitlilik mekanizmaları, canlılığın ilk adımından beri fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak her an etki ettiği için, az ya da çok bir çeşitliliğe sebep olmaktadır. Dolayısıyla ilk çeşitlilik, canlılığın oluşmasıyla başlamıştır. Bu, canlılar ile cansızlar arasında temelde hiçbir fark olmadığı gerçeğini de bir başka açıdan desteklemektedir. Canlılık, cansızlık içerisindeki bir "çeşitlilik" gibidir. Canlılar, varlığın bir varyasyonudur, tıpkı cansızlar gibi. Bunu görebilmek, doğayla ilgili algıların çok daha güçlenmesini sağlayacaktır.

Dolayısıyla, ilk canlılıktan başlayan çeşitlilik, türler arasındaki envai çeşitliliğe doğru evrimleşmiştir ve her an, her saniye evrimleşmeye devam etmektedir. Bir tür, her an, her doğumda, bulunulan ortama çeşitli özelliklere sahip, birbirinden farklı canlılar verebilecektir. Bu canlıların bulunulan ortamdaki seçilimi sayesinde, çeşitliliğin avantajlı versiyonları geleceğe genlerini aktarabilecek, diğerleri elenerek yok olacaktır. Evrim, basitçe bu çeşitliliğin birikimli olarak ilerlemesinden ibarettir.

Sonuç

Tüm bunlar ışığında da şunu söyleyebiliriz: Genetik ve fiziksel unsurlarla canlılar içerisinde varyasyon (çeşitlilik) oluşmaktadır ve bu oluşum, bulunulan doğadan neredeyse tamamen bağımsızdır. Ancak o varyasyonun doğa içerisindeki uyum başarısını (İng: "fitness"), doğumdan ya da gelişimden sonraki koşullar belirleyecektir.

Tıpatıp aynı özelliklere sahip tek yumurta ikizlerinden biri, bir ortamda oldukça başarılı olabilirken, diğeri bir başka ortamda ölebilecektir. Çünkü genetik özellikler fiziksel özellikleri çerçeveler, çevre bu özellikleri şekillendirir; ancak bu son özelliklerin çevreye ne kadar uyumlu olduğu, o andaki çevre koşulları ile belirlenir. Çevre koşullarının tam tersine dönmesi, yüzyıllardır aşırı uyumlu ve başarılı yaşayan bir türün, ortamıyla bir anda uyumsuzlaşmasına ve kısa sürede yok olmasına sebep olabilir. Dolayısıyla ortamına çok iyi kamufle olmuş bir hayvanın sonsuza kadar bu şekilde kalacağını düşünmek, ciddi bir hata olacaktır.

Çeşitliliğin evrimdeki yeriyle ilgili bir diğer açıdan yaklaşımımızı buradaki yazımızdan okuyabilirsiniz. Eğer "Çinliler" gibi belirli gruplarda neden çeşitlilik daha azmış gibi algıladığınızı merak ediyorsanız veya insan-harici türlerin insanlar kadar çeşitli olmadığını düşünüyorsanız, buradaki yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 1
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Nature. The Genetic Variation In A Population Is Caused By Multiple Factors. (2019, Şubat 06). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: Nature
  • J. M. Berg, et al. (2019). Biochemistry. ISBN: 1464126100. Yayın Evi: W.H.Freeman & Co Ltd.
  • BMC Evolutionary Biology. Bmc Evolutionary Biology. (2019, Şubat 06). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: BMC Evolutionary Biology
  • D. L. Byers, et al. Adaptation And Phenotypic Variance. (2008, Ocak 01). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: Nature
  • L. B. Jorde. Genetic Variation And Human Evolution . (2003, Ekim 16). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: American Society of Human Genetics
  • Learn.Genetics. Recipe For Evolution. (2019, Şubat 06). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: Learn.Genetics
  • New York University. Darwin's Evidence For Evolution: Variation. (2019, Şubat 06). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: New York University
  • D. Venema. Evolution Basics: An Introduction To Variation, Artificial Selection And Natural Selection. (2013, Mart 21). Alındığı Tarih: 06 Şubat 2019. Alındığı Yer: BioLogos
  • S. Peruzzi, et al. (2010). Body Shape Variation In Meiotic Gynogenetic And Triploid Sea Bass, Dicentrarchus Labrax. Aquatic Living Resources, sf: 297-302.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/12/2019 12:22:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/271

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Mutasyon, Evrimsel Sürecin Hammaddesidir!

Deneysel Evrim: Lenski'nin Uzun Dönem ''E. coli'' Deneyi

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Fakirlerin ızdırabı doğa yasalarından değil de, insan müessesinden kaynaklanıyorsa, günahımız ne büyüktür!”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder