ZAMAN!
Hükmedemediğimiz ve fakat aslında ona tabi oluşumuzdan çok bize tabi olan muamma...
- Blog Yazısı
Ezeli ve ebedi sanılan, fakat üstünde biraz kafa yorduğumuzda, aslında bizden başka doğrudan ve isim vererek hiç bir varlığın ( bildiğimiz kadarı ile) tanımlayamadığı, değil dünyamız, sistemimiz, galaksimiz yahut evrenimiz; biz ve biz gibilerden ( zeki varlıklar) hemen sonra bile anlamını yitirecek olan olgu.
Kafamı ciddi şekilde kurcalayan ve uzun bir süre bir yere oturtamadığım kavram.
Oysa zamanın göreli olduğunu biliyordum. Maddeye tabi olduğunu. Hatta üç boyutlu maddi evrenimize bir boyut daha eklediğini. Fakat yine de parçaları birleştirmek ve elle tutulamayan gözle görülemeyen bu olguyu bir bütünsellik içinde sindirmek hayli zor oldu.
Sonra bir gün fark ettim ki, bazı olgular doğrudan kendileri üzerinden değil tezahürleri üzerinden anlam bulur. Misal yaşlanma bir kavram olarak yaş üstüne yaş ekleme anlamına gelir, fakat bunu kavramak için maddedeki, canlıdaki kaçınılmaz sona doğru giden yolculuktaki tezahürünü, yapıların artık kendini onaramayacak, yeniden üretemeyecek denli tükenişini, insan özelinde kamburumuzun çıkışını, kulaklarımızın ağır işitişini, derimizin büzüşmesini ve nihayetinde tüm yaşamsal fonksiyonlarımızın duruşunu, ölümü görmem gerekiyordu.
Ardından aşınan kayada, sararıp solan gülde, çürüyüp toprağa karışan otta, paslanan demirde, bozulan yemekte ve nice şeyde...
Hepsi de madde temelliydi ve hepsine biçtiğimiz bir ömür vardı. Hem de saat, gün ,ay, yıl olarak. Yani zaman üzerinden...
İşte o gün zamanın maddeye tabi olduğunu, maddenin sona giden yolculuğunun adından başka bir şey olmadığını, dayandığı temel yasanın devinim ( değişim ve dönüşüm) yasası olduğunu, bunun (hareketin) sona erdiği ne bir dünyada ne de bir evrende zamanın var olamayacağını fark ettim.
Ardından devinimin olabilmesi için devinen bir şeylerin var olması gerektiğini... Bu maddenin ta kendisiydi.
Taşlar yerine oturmaya başlamıştı.
Fakat yine de bir şeyler eksikti ama neydi. Bir süre sonra bilimin en temel ilkesi aklıma geldi. Yanlışlanma...
Ardından uzun bir süre ve sayısız (abartılı) kez bu giriş, gelişme, sonuç bölümlü mantığı çürütme derdine düştüm. Maddeyi, maddi evreni işaret etmeyen; "evrenin yaşı nedir, güneşimiz kaç yaşında, bir gün kaç saat, benim yaşım kaç" vb. sorular sorup bu sorulara cevap aradım. Ne mi oldu dersiniz? Bir tane bile bulamadım. Bütün cevaplar aynı adresi işaret ediyordu: Maddeyi...
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Kısaca, evrenin yaşı evreni oluşturan maddenin (maddi evrene içkin tüm varlıkların) bozunumundan ve bozunan maddenin ışık üzerinden objektiflerimize, radarlarımıza, cihazlarımıza vb. izdüşümünden başka bir şey değildi.
Güneşimizin yaşı, bünyesinde barındırdığı kara lekelerden, ölçebildiğimiz ve enerjisini borçlu olduğu maddi içeriğin tepkimelerindeki değişimden, benzerlerinin ölüme giden yolculuktaki renk değişiminden, dünyamız için bir günün anlamı etrafındaki bir turluk dönüşünden, benim yaşım ise bedenimin doğumdan ölüme yolculuğunda yolun neresindeyim sorusunun cevabından ibaretti.
Ve zamana dair maddeyi işaret etmeyen bir cümle kurmanın imkanı yoktu. Çünkü zaman; maddenin evrendeki ve doğumundan ölümüne kadar giden yolun adı idi. Maddeye tabiydi ve maddenin, evrenin ısıl ölümü adı verilen, yaratıcısı olan enerjinin artık madde üretemeyecek denli evrene dağıldığı ana kadar ömrü olan bir olgudan başka bir şey değildi.
Madde artık üretilemiyorsa yolculuk da yok. Yolculuk yoksa zaman da yok. İşin özü buydu.
Ne dersiniz?
İçinde zaman ile ilgili veri içerip maddeye işaret etmeyen bir cümle kurabilir miyiz?
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/01/2026 09:47:43 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/13716
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.