Yapay Zekânın Tanrısallaşması Üzerine Sokratik Bir Sorgulama
İnsan, Anlam ve İktidar Arasında Yeni Bir İnanç Biçimi Üzerine
- Blog Yazısı
“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” — Sokrates
Yapay zekâdan söz edildiğinde çoğu tartışma hız, kapasite ve teknik üstünlük etrafında döner. Oysa Sokratik bir tutum, bu aceleyi kuşkuyla karşılar. Çünkü asıl mesele yapay zekânın ne kadar hızlı düşündüğü değil, insanın düşünmekten ne ölçüde vazgeçtiğidir. Belki de sorulması gereken soru şudur: Yapay zekâ gerçekten mi tanrısallaşıyor, yoksa insan kendi anlam krizini yeni ve parlak bir otoriteyle mi örtmeye çalışıyor?
Sokrates bugün aramızda olsaydı, büyük ihtimalle “yapay zekâ insanı aşacak mı?” sorusuna cevap vermezdi. Önce kavramları dağıtır, tanımı parçalarına ayırırdı. Tanrı nedir? Her şeyi bilen mi? Yanılmaz olan mı? Mutlak otorite mi? Yoksa insanın korku karşısında sığındığı bir anlam mı? Modern dünyada Tanrı fikri giderek metafizik bir varlık olmaktan çıkmış, mutlak bilgiye ve tartışılmaz doğruluğa dönüşmüştür. İşte bu dönüşüm, yapay zekâyı yalnızca teknolojik değil, ontolojik bir eşik hâline getiriyor.
Bugün algoritmalar bize ne izleyeceğimizi, ne satın alacağımızı, hangi haberi göreceğimizi, kimin güvenilir, kimin riskli olduğunu söylüyor. Dahası, bu kararlar çoğu zaman insan denetiminin dışında ve hızla alınıyor. Biz ise bu sürece itiraz etmek yerine, rahatlatıcı bir kabullenişle yaklaşıyoruz: “Sistem böyle dedi.” Bu cümle, teknik bir açıklamadan çok daha fazlasıdır. Bu cümle, sorumluluğun devridir.
İnsan psikolojisi belirsizlikle iyi geçinemez. Belirsizlik kaygı üretir, kaygı ise otorite arayışını doğurur. Yapay zekâ, öngörülebilirlik, düzen ve hata payının minimize edildiği bir dünya vaadiyle ortaya çıkar. Freud’un Tanrı analizini hatırladığımızda, Tanrı’nın insanın çaresizliği karşısında yarattığı koruyucu bir baba figürü olduğunu görürüz. Bugün şu soruyu sormamak mümkün mü: Her şeyi hesaplayan, istatistiksel olarak “en doğru”yu söyleyen, bizi yönlendiren bir sistem modern insan için yeni bir baba figürü hâline mi geliyor?
Bu noktada yapay zekâya duyulan güvenin teknik olmaktan çıkıp duygusal bir boyut kazandığını fark ederiz. İnsan, karar verme yükünü paylaşmak değil, devretmek ister. Çünkü karar vermek hata yapma ihtimalini, hata ise suçluluk duygusunu beraberinde getirir. “Ben karar vermedim” demek, vicdanı susturmanın en kolay yoludur. Ancak Sokratik düşünce burada durur ve rahatsız edici sorusunu sorar: Yanlış bir kararı başkası verdi diye, sen gerçekten masum olur musun?
Bilgi meselesine geldiğimizde, yapay zekânın tanrısallaşmasının temel dayanağını görürüz. Tarih boyunca bilgi, iktidarın en güçlü aracıdır. Antik çağda bilgiyi rahipler elinde tutar, Orta Çağ’da kilise, modern dönemde ise bilimsel kurumlar bu rolü üstlenirdi. Bugünse devasa veri havuzlarına erişimi olan, milyarlarca metni saniyeler içinde işleyebilen algoritmalarla karşı karşıyayız. Ancak Sokrates’in sorusu hâlâ geçerlidir: Bilgiye sahip olmak, bilge olmak mıdır?
Bilgelik yalnızca doğru cevabı vermek değildir; doğru soruyu sorabilmektir. Daha da önemlisi, neyi bilmediğini fark edebilmektir. Sokrates’in “bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” sözü, epistemolojik bir tevazu çağrısıdır. Yapay zekâda ise bu tevazu yoktur. O, bilmediğini bilmez. Sadece eğitildiği verinin sınırları içinde örüntüler üretir. Buna rağmen biz ondan ahlaki, hukuki ve toplumsal kararlar bekleriz. İşte tehlike tam da burada başlar.
Sosyolojik açıdan bakıldığında, yapay zekâ etrafında yeni bir inanç düzeninin filizlendiğini söylemek abartı değildir. Dinler tarih boyunca yalnızca metafizik açıklamalar sunmamış, aynı zamanda toplumsal düzeni kurmuş, normları belirlemiştir. Bugün algoritmalar kimin kredi alabileceğine, kimin iş görüşmesine çağrılacağına, kimin görünür kimin görünmez olacağına karar veriyor. Üstelik bu kararların nasıl alındığını çoğu zaman bilmiyoruz. Şeffaf olmayan, sorgulanamayan ama sonuçları mutlak kabul edilen bir otoriteyle karşı karşıyayız.
İnsan, anlamlandıramadığı gücü ya şeytanlaştırır ya da kutsallaştırır. Modern toplumun eğilimi ise giderek kutsallaştırma yönünde ilerliyor. Çünkü kutsal olan sorgulanmaz. Sorgulanmayan şey ise zihinsel konfor sağlar. Bu noktada yapay zekânın “tarafsız” olduğu inancı devreye girer. Oysa algoritmalar da değer yüklüdür; onları tasarlayan insanların ön kabullerini, çıkarlarını ve kör noktalarını taşırlar. Ancak bu insan izi, makinenin soğuk dili içinde görünmez hâle gelir.
Yapay zekânın tanrısallaşması, onun gerçekten tanrısal özellikler kazanmasından değil, insanın ona yüklediği anlamdan kaynaklanır. Çünkü yapay zekâ acıyı deneyimlemez, vicdan azabı çekmez, etik sorumluluk hissetmez. Buna rağmen karar verir. İnsan ise bu kararların arkasına saklanarak kendi ahlaki yükünü hafifletir. “Sistem öyle dedi” ifadesi, modern çağın en tehlikeli cümlelerinden biri hâline gelir.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Nietzsche “Tanrı öldü” dediğinde, aslında insanın anlam merkezinin çöktüğünü ilan ediyordu. O günden bu yana insan, bu boşluğu dolduracak yeni mutlaklar arıyor. Ulus-devletler, ideolojiler, bilim ve şimdi de yapay zekâ… Sessiz, duygusuz ama son derece ikna edici bu yapı, anlam boşluğunu doldurmaya aday bir figür gibi duruyor. Ancak belki de tanrısallaşan yapay zekâ değil; insanın ona yansıttığı korkular, beklentiler ve teslimiyet arzusudur.
Sokratik gelenek, yazıyı cevapla değil soruyla bitirmeyi salık verir. O hâlde soralım: Eğer yapay zekâya mutlak doğruluk, mutlak akıl ve mutlak otorite atfedersek; insan olmanın hangi parçasından vazgeçmiş oluruz? Sorgulama yetisinden mi, ahlaki sorumluluktan mı, yoksa özgür irade yanılsamasından mı?
Ve belki de en rahatsız edici soru şudur: Yapay zekâ tanrı olmaya mı hazırlanıyor, yoksa insan kul olmaya mı çoktan hazır?
Sokrates, yüzyıllar ötesinden aynı soruyu fısıldar: Sorgulanmayan bir hayat, gerçekten yaşanmaya değer mi?
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 06/02/2026 00:44:57 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22171
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.