Özellikle ailesinde sevgi eksikliğiyle büyümüş insanlar, çocukken bu durumu fark edemeseler bile hissederler. Tadını alamadıkları her bir duygu, içlerinde bir eksiklik oluşturur. Kimi insan bu eksikliğin gezip dolaşarak geçeceğini zanneder ancak amaçladığı şeye ulaştığında yine istediği doyuma ulaşamaz. Bu durum kişiyi sorgulamaya, hatta daha da tehlikeli şeyler yapmaya bile sürükleyebilir. Ben bugün kendi analizimden yola çıkarak bir örnek vereceğim. Örneğin, sevgi eksikliği ve güvensizliklerle dolu bir yetişkin kadının, baktığınızda hayatına aldığı insanlar tarafından da değer görmediğini görürsünüz. Bunun en büyük sebebi, kişinin bedenindeki boşlukları bir şekilde bilinçsizce doldurmak istemesi ve o enerjiyle yola çıktığı için kendisindeki boşlukları en temelde oluşturan insanlara benzeyen kişileri hayatına almasıdır. Bu en başta kulağa garip gelebilir ancak altında yatan anlam açıktır ki kişi, açılan boşluğun cinsine uygun insanları seçer ve boşluğu asıl açan kişilerin doldurması başarılamadığından, yine o tarz insanlar hayatına girsin ancak bu kez o boşluk tamamlansın mantığı uygulanır. Yazıktır ki bu büyük bir hüsran olur. Çok seversiniz, sesine hayran kalırsınız. Bir insanı dokunmadan ve hiç gerçek hayatta görmeden, yalnızca telefon ekranındayken de sevebilirsiniz. O kişiyle çok yakın arkadaş olmuş gibi hissedebilirsiniz, o kişi hayatınızın anlamı hâline gelebilir. Onu merak edersiniz. Yemek yedi mi, aç mı, tok mu, her şeyini merak edecek kadar seversiniz. Onun için fedakârlıklar yapar, kendinizden ödün bile verirsiniz ama bir noktada bazı şeyler patlak veriyordur. Geçmişinizdeki boşluk tam da bu noktada devreye girer. “Görmezden Gel.” Beynin kalbe gönderdiği sessiz bir komut ama fazlasıyla etkili. Bunu çokça yaparsınız. Bir gün bir bakmışsınız, o her şeyiniz olan kişi sizi geçmişinizle yargılamaya başlamış. Biraz zaman geçmiş, artık ağlamanız bile umrunda değil. Halbuki o kişinin geri dönmesini sağlayan en büyük etmen sizin canınızın sıkılmasıydı. Değil ki ağlayacak ve krizler geçireceksiniz. Ve yine hüsranla sonuçlanır böyle bir şey. O yüzdendir ki herkes çocuk yapmamalıdır, o yüzdendir ki herkes gelişi güzel evlenmemelidir. Çünkü yalnızca bir hata, birden fazla kişinin hayatına mal olur. Sonra buna isim koyarlar: “Ailenin karmasını yaşıyorsun.” Bunu yaşayan kişinin suçu mu bu, yoksa sorunlu aile yapısının mı? Kimisi der, herkes tercihlerinde hürdür. Sizce gerçekten o kadar iradeli miyiz? Gerçekten hür müyüz sandığımız kadar? Vücudumuzda sessizce bir yerlerde bizim adımıza karar veren o boşluklar mı olduk biz artık? Ondan mıdır bu “Kimim ben? Kendimi tanıyamıyorum.” soruları?
Ve belki de bu soruların cevabı, sandığımızdan çok daha derindedir.
Daha da derine inecek olursam, empat bir ruha sahip kişi, ruh bağıyla bağlanacağı insanda anlam arar. Herkeste bu anlamı bulamaz. Spesifik insanlarda olan bu anlam karşısına çıktığında ise gerçekten içinde var olan boşluğun kapandığını hisseder. Bu his o kadar kuvvetlidir ki bu boşluğun dolmasıyla kişi hayatta tamamlanmış hisseder. Dünyayı gezerek, çeşitli yemekleri tadarak ve daha birçok deneyim edinen bu kişinin tatmini, yalnızca konuşmadan anlaşılmakta yatar. Bu istek basit gibi görünen nadir bir durumdur. Hayatında bu denli boşluğa sahip bir kişinin doyuma ulaşması, tıpkı duymayan birinin ilk işitme cihazını taktığı anda hissettiği o eşsiz mutluluk gibidir. Böyle hayati bir durum ne yazık ki görünmez bir yara olup, bu yara kanasa bile olgusal hissederiz. Yerini kolay kolay bilemeyiz. Kişi artık ya kurbanı olmuştur ruh bağının ya da yaşarken cenneti hissedecektir bir ömür. Ne yazık ki ikinci olasılık çok düşüktür. Bu yer, duygusal zekâsı yüksek ve empat olan bireyler için pek de yaşanılası bir yer değildir. Kurban, ruh bağı ile bağlandığı kişiye kendisini adar. (Bu durum öyle kompleks bir durumdur ki içerisinde en ağır gaslighting türlerini evre evre barındırır.) Kendisine adanıldığını gören “sahip”, yavaş yavaş değişmeye başlar. Her şey tek bir sözle patlak verecektir. Kurban, kendi hayatında ne kadar iradeli olursa olsun, duyduğu ilk sözle içsel olarak şok geçirir; o kişiye bu sözü konduramaz. Saniyeler içerisinde eski hâline geri dönebilir ancak “sahip” tarafından duyacağı her söz içine işleyecektir. Kurbanın hâli öyle bir hâl alır ki zamanla sahibine yalvaracak hâle gelir. Gel gör ki yalvaran bu kişi, kendi hayatında sevilen, sayılan ve değer verilen bir bireyken artık kim olduğunu unutmaya başlar. En başta hayatında var olan boşluk artık o kadar büyüktür ki o karanlığın içinde kaybolur. Süreçte mutluluk veren her an, hiç olmadığı kadar canını yakıyordur. Çünkü kişi öyle bir anlam arayışındadır ki sahibiyle hayatındaki her bir nesneye yaymak ister bu anlam enerjisini. Bu derin sevgi ve bağı “sahip” ortadan kaldırdığında, geride yalnızca elem veren acılar kalır.
Şimdi size minik bir soru: Eğer hem arkadaşınız hem de âşık olduğunuz, onsuz yaşayamayacağınızı düşünecek kadar sevdiğiniz bu kişi sizi geçmişinizle yargılasaydı ne yapardınız?
Ve belki de tüm bu anlatılanların özeti tek bir cümlede saklıdır:
“Dünya düşünen insanlar için bir cehennemdir.”
— Arthur Schopenhauer
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/03/2026 12:00:26 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22513
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.