Y Kromozomu Azalıyor mu, Erkek Tahakkümü mü?
Biyolojik bir süreçten toplumsal bir metafora erkekliğin çözülüşü
- Blog Yazısı
Y kromozomunun evrimsel süreçte gen kaybına uğradığı bilgisi, biyoloji literatüründe teknik ve sınırlı bir anlam taşırken, toplumsal düzeyde beklenmedik ölçüde güçlü tepkiler üretmektedir. Bu tepkinin kaynağı, söz konusu genetik yapının biyolojik işlevinden çok, erkekliğe atfedilmiş tarihsel ve kültürel anlamlarla yüklü bir sembol hâline gelmiş olmasıdır. Y kromozomu üzerine yapılan her tartışma, farkında olmadan erkekliğin doğası, meşruiyeti ve iktidarla ilişkisi üzerine yürütülen daha geniş bir sorgulamayı tetiklemektedir.
Genetik açıdan Y kromozomu, rekombinasyona büyük ölçüde kapalı olması nedeniyle X kromozomuna kıyasla daha sınırlı bir genetik çeşitliliğe sahiptir. Bu durum, uzun evrimsel zaman ölçeklerinde belirli genlerin kaybına yol açmıştır. Ancak güncel bilimsel veriler, bu sürecin bir “tükeniş” anlamına gelmediğini; aksine Y kromozomunun uzun süredir görece kararlı bir yapıda varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Buna rağmen “Y kromozomu küçülüyor” ifadesinin yarattığı rahatsızlık, biyolojik bir gerçeklikten çok, erkekliğin tarihsel konumuna dair bir huzursuzluğun dışavurumu olarak okunmalıdır.
Bu noktada erkek tahakkümünün biyolojik bir zorunluluk olduğu yönündeki yaygın kabulleri sorgulamak gerekir. Erkek egemenliği, çoğu zaman fiziksel güç, hormonal farklılıklar ya da üreme rolleri gibi biyolojik argümanlarla gerekçelendirilmiştir. Oysa feminist teori ve tarihsel analizler, bu gerekçelendirmelerin büyük ölçüde sonradan inşa edilmiş ideolojik anlatılar olduğunu ortaya koymaktadır. Erkek tahakkümünün kökenleri, biyolojiden ziyade tarımsal üretim ilişkilerinde, mülkiyetin ortaya çıkışında, soyun denetlenmesinde ve örgütlü şiddetin kurumsallaşmasında aranmalıdır. Erkekliğin iktidarla özdeşleşmesi, doğal bir sonuç değil; tarihsel bir düzenlemenin ürünüdür.
Tam da bu noktada Simone de Beauvoir’in “Kadın doğulmaz, kadın olunur” sözü, yalnızca kadınlık deneyimini değil, erkekliğin de doğasını anlamak açısından kritik bir anahtar sunar. Beauvoir’in bu ifadesi, cinsiyetin biyolojik bir kader olmaktan ziyade, toplumsal olarak kurulan bir kimlik olduğunu vurgular. Eğer kadınlık “yapılan” bir şeyse, aynı mantık erkeklik için de geçerlidir. Erkeklik de doğrudan Y kromozomundan türeyen sabit bir öz değil; tarih, kültür ve iktidar ilişkileri içinde şekillendirilen bir toplumsal roldür. Bu bağlamda Y kromozomuna yüklenen anlam, erkekliğin biyolojik değil, simgesel bir dayanağı olarak işlev görmektedir.
Feminizm, erkek egemenliğini eleştirirken erkekliği biyolojik olarak “sorunlu” ilan etmez; aksine erkekliğin iktidarla kurduğu zorunlu ilişkinin tarihsel ve dönüştürülebilir olduğunu gösterir. Y kromozomunun evrimsel süreçte sınırlı bir yapıya sahip olması, bu feminist eleştirilerle sembolik bir paralellik taşır. Rekombinasyona kapalı, kendini yenileme kapasitesi düşük bir genetik yapı nasıl ki uzun vadede gen kaybına uğruyorsa, kendini sorgulamayan ve değişime direnen iktidar biçimleri de toplumsal düzeyde meşruiyet kaybı yaşar. Burada söz konusu olan biyolojinin toplumu belirlemesi değil; biyolojide gözlemlenen bir ilkenin, toplumsal yapılara dair düşünmeyi kolaylaştıran bir metafor sunmasıdır.
Bu metafor, erkek tahakkümünün “doğal” olduğu iddiasını zayıflatır. Erkekliğin tarihsel olarak güç, kontrol ve hâkimiyetle özdeşleştirilmiş biçimi, modern dünyada giderek daha fazla sorgulanmaktadır. Fiziksel gücün toplumsal belirleyiciliğini yitirmesi, doğurganlığın teknolojiyle denetlenebilir hâle gelmesi, kadınların kamusal ve ekonomik alanda artan görünürlüğü, erkek egemen düzenin dayanaklarını aşındırmaktadır. Bu aşınma, erkeklerin biyolojik olarak zayıflaması değil; erkekliğin iktidar merkezli tanımının işlev kaybına uğramasıdır.
Buradan otomatik olarak anaerkil bir topluma geçileceği sonucu çıkmaz. Feminizmin temel iddialarından biri de tahakkümün yalnızca el değiştirmesinin yeterli olmadığıdır. Sorun, iktidarın kimin elinde olduğu kadar, nasıl örgütlendiğidir. Erkek egemenliğinin çözülmesi, kadın egemenliğinin kurulmasını değil; cinsiyet temelli hiyerarşilerin sorgulanmasını mümkün kılar. Bu nedenle Y kromozomunun evrimsel özelliklerini feminizmle birlikte düşünmek, biyolojik determinizmi yeniden üretmek değil; aksine onu aşmanın yollarını tartışmaktır.
Sonuç olarak Y kromozomunun evrimsel seyrine dair bilgiler, erkek tahakkümünün biyolojik bir kader olduğu yönündeki inancı desteklemez. Tam tersine, erkekliğin de tıpkı kadınlık gibi tarihsel olarak “yapılan” bir kimlik olduğunu hatırlatır. Simone de Beauvoir’in işaret ettiği gibi, cinsiyet rolleri doğadan değil, toplumdan doğar. Y kromozomu küçülüyor olabilir; fakat asıl dönüşüm, erkekliğin iktidarla kurduğu ilişkinin sorgulanmasıyla yaşanmaktadır. Bu sorgulama, biyolojinin değil; eşitlik, özgürlük ve toplumsal adalet arayışının bir sonucudur.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 05/02/2026 23:19:51 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22244
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.