Taşa Kazınan Hafıza: Göktürklerin Kısa ve Öz Tarihi
Bilge Kağan'ın Vasiyeti: Dünü Birleştiren, Bugünü Aydınlatan
Göktürkleri Yücelten Yapay Zeka Çalışması
- Blog Yazısı
Önsöz
Tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda, bozkırın ortasında yükselen bir fırtınanın sesini duyarız. Bu ses, sadece at kişnemeleri veya kılıç şakırtısı değil; bir milletin kendi adıyla tarih sahnesine ilk kez 'merhaba' deyişidir. Göktürkler, Ötüken'in kutsal topraklarından filizlenip Hazar'dan Çin Seddi'ne kadar uzanan devasa bir imparatorluğun ötesinde, Türk kültürünün ve devlet geleneğinin sarsılmaz temelidir. Demiri eritenler'in, bozkırı birleştirenlerin ve bizlere ilk yazılı belgelerimizi bırakan o kadim ruhun izini süreceğiz.
/content/74277459-c953-46d0-9125-8333acb6a214.png)
Kuruluş Dönemi
Çok geniş ve büyük arşivlere sahip olan Çin kaynaklarına göre; Göktürkler ve Hunlar arasında bir fark görmeyerek devamları olarak kaynaklarına geçirmişlerdir. Türk Tarihine baktığımızda ise bu durum Hunlardan sonra bölgedeki Türk boyları arasındaki birlik dağılmış, bölgesel güç Moğolların atası olan Juan-Juan'ların eline geçmiş ve bölgedeki Türk boyları da sadakatle Juan-Juan’lara bağlanmışlardır.
Bu boylardan birisinin başında bulunan Bumin Kağan, bölgede söz sahibi olabilmek ve Juan-Juan'larla ilişkilerini daha da güçlendirmek adına, Juan-Juan hükümdarı A-na-kuei’nin kızını kendisine hatun olarak ister. Juan-Juan hükümdarı ise Bumin Kağanı kendisinden zayıf ve çelimsiz görerek kendisine bağlı bir köle gibi gördüğünden bahsettiği bir elçi gönderip, Bumin Kağana durumu bildirir. Bumin Kağan bu duruma öfkelenerek oracıkta Juan-Juan elçisini öldürtür. “Bu olay Türkler'in bağımsızlığının bilinen ilk ayak sesleriydi desek yeridir.”
552 yılında Juan-Juan'lar üzerine saldıran Bumin Kağan, 'İl Kağan' unvanıyla Türk Hakanlığının temellerini atarak bağımsızlığını resmen ilan etmiş ve aynı yıl içerisinde vefat etmiştir. Kardeşi İstemi Yabgu ise batıdaki toprakları idare etmekle görevlidir.
Sınırların Genişlemesi
Bumin Kağan’dan sonra oğlu Kara Kağan ulusun başına geçmiştir. Juan-Juan'ları ikinci kez yenilgiye uğrattıktan sonra, tıpkı babası gibi Çin ile kurduğu elçilik ilişkilerini sürdürmeye devam etmiştir. Kara Kağan 553 yılında aniden rahatsızlanarak ölümünden önce oğlu She-tu yerine Mukan Kağanı tahta geçmesi için vasiyette bulunarak vefat etmiştir.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Mukan Kağan, Göktürkler içerisinde; gücü, kuvveti, bilgeliği ve askeri zekası ile diğer Hakanlardan ön planda olan bir Kağandır. Juan-Juan'ları üçüncü kez büyük ve ağır bir yenilgiye uğratmıştır. “Bu savaştan sonra Juan-Juan'lar çöküşün eşiğine gelmişlerdir.”
Bu başarılar devam ederken, 555 yılında bir taraftan İstemi Yabgu’da, Ak Hunları mağlup etmiş ve vergiye bağlamıştır. Hanedanlık hem doğu kolundan hemde batı kolundan aynı anda hızla yükselmekteydi. 568 yılına gelindiğinde, Göktürklerin bu yükselişine şahit olan Çin’in Chou hanedanı, akrabalık etmek için Mukan Kağan'ın kızını istemişlerdir. Mukan Kağan, Hakan olduğu ilk yıldan bu yana bölünmüş iki Çin hanedanı arasında denge politikası izlemekteydi. Chou elçisiyle görüşüldüğü sırada Çin kaynaklarında geçen olayda; ani bir kar fırtınasının çıktığı ve bütün çadırları yıkarak, halkın çok zarar gördüğü ve bunun üzerine tanrının kızdığını düşünen Mukan Kağan kızını Çine Prenses olarak gönderdiği geçmektedir. Mukan Kağan, 572 yılında kardeşi Tasparı tahta geçmesi için vasiyet ederek hayata gözlerini yumdu.
/content/5f5adf6d-f4a6-4896-90b4-92aa022dc847.png)
Taspar Kağan Yönetimi
Taspar, Pek çok tarihçiye göre, Göktürk Hakanları içerisinde en şanslı olan Kağandır. Zira, Mukan Kağandan çok sağlam ve zengin bir hanedanlık devir almıştır. Taspar Kağan, tahta çıktığı an, sınırlar fazlaca genişlediği için yönetimsel birkaç yenilik ve düzenlemelerde bulunmuştur. Kendi idaresindeki doğu topraklarını yönetim içerisinde yeniden, batı ve doğu şeklinde ayırıp yeğenleri Börü ve She-tu'ya bırakmıştır. Taspar Kağan ise onların üstündeki en büyük Kağan olmuştur. Batı topraklarını da 552’den itibaren İstemi Yabgu yönetmeye devam etmekteydi.
Türk Tarihine göre; Taspar Kağan'ın en büyük hatası, Budizm'i din olarak kabul etmek istemesiydi. Taspar Kağan 575 yılında, Budist tapınağı yaptırtıp dini kitapları ülkeye getirtti ise de, Budizm’in başlıca temel ilkeleri, Türk halkına ve töresine uymadığından halk Budizm’i benimsememiştir.
“Bu durumu, birkaç Türk ve Çinli tarihçilere göre; Taspar Kağan’ın, Budizm’i benimsemek istemesinin nedenini şehirleşme politikasını izlemek olabileceği yönünde iddialar ortaya atmışlardır, şayet Tengri inancına göre bir dini tapınak anlayışının ve zorlamanın olmamasından dolayı, şehirleşmenin önünde bir engel taşıdığını düşünüp, Budist tapınaklarıyla beraber Türkler için ilk şehirleşmenin önü açılacağı ve ilerleyen zaman içinde Türkler şehirleşerek toprak bütünlüğünü koruyup, bölgede varlıklarını sürdürebilmeleri için Taspar Kağan'ın Budizm dinini benimsek istediğine yorumlamışlardır.”
/content/aca9d218-f6a6-4424-9200-28e3df99aadf.png)
İstemi Yabgu'nun Ölümü ve Göktürklerin Bölünüşü
Doğuda bu olaylar seyrederken, İstemi Yabgu batı kanadını başarılı bir şekilde idare ediyordu. Bizans'a elçi bile gönderilmişti. 569 yılında İstemi Yabgu’ya gelen Bizans elçisi Kilikyalı Zemarkhos coşkuyla karşılanmış ve ilk defa batıdan bir elçi geldiği için halk arasında çok büyük bir devlet olunacağı düşünülmüştü. 576 yılında İstemi Yabgu hiçbir vasiyette bulunmadan vefat etmiştir. Ta-lo-pien ileri gelen beylerin bir kurultayı ile Kağan olarak kabul görmemiş ve Kara Kağa'nın oğlu İşbara Yabgu, Kağan olarak seçilmiştir. Ta-lo-pien tahtta hakkının olduğunu iddia ederek ülkeden kaçıp kendini A’pa Kağan ilan etmiştir.
Batı’da ise Çinliler Tardu Kağana kurt başlı sancak göndermiş, onu bağımsız olarak tanıdıkları mesajını vermişlerdir. 582 yılına kadar bütün işlerde merkeze bağlı olan batı kanadı, Çinlilerin bu faaliyetinden sonra Batı Göktürk olarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Böylece tüm hanedanlık toprakları A’pa (Ta-lo-pien) Kağan, İşbara Kağan ve Tardu Kağan yönetiminde bölünmek durumunda kalmıştır.
/content/8eae39b5-48e4-4aa2-bbfc-bdccfcc549e0.png)
Hanedan Savaşları
İşbara Kağan, hem Tardu hem de A’pa Kağan ile bir süre mücadele etmek zorunda kalmıştır. 584 yılında savaşmaktan yıpranmış ve Çin ile akrabalık ederek onların desteğini almak istemiştir. Çinli elçiler geldiğinde, İşbara Kağan'ın tahtından inip eğilerek imparatorun mektubunu almasını istiyorlardı. Kağan, atalarının hiç kimse önünde eğilmediğini söylediyse de en sonunda elçilerin isteğini yapmak zorunda kalmıştı. Kağan'ın bu halini gören kurultay beyleri, üzüntüden ağlamaya başlamışlardı. Zira birkaç yıl evvel Taspar Kağan, Çin için “benim vefakar evlatlarım” diyordu. Bugün ise neredeyse Çin’in emrine girilmişti. Bundan sonra İşbara Kağan töresini hiçe sayarak da olsa, Çin’in desteğini alarak tahtını sağlamlaştırmıştı ve 587 yılında av dönüşü sırasında rahatsızlanıp yerine kardeşi Baga Kağanı tahta geçmesi için vasiyet ettikten sonra vefat etmiştir.
Çin Esaret Dönemi
Baga Kağan, çok cesur ve akıllı bir Kağan'dı. Fakat kader o ki 589 yılında çıktığı bir sefer sırasında bir suikastla öldürüldü. Yerine İşbara Kağan'ın oğlu, Tou-lan Kağan tahta geçmişti. Tou-lan Kağan birkaç sene içerisinde güçlenip 593 yılında Çine vergi ödemeyi durdurmuştu. Bu hızlı yükselişinin ardından Kağan, Çinlilerin kışkırtmasıyla ayaklanan Töles Boyları ile yapılan mücadelelerin birinde 599/600 yılı civarında hayatını kaybetmişti.
Bundan sonraki süreçte Çin, Göktürk Hakanlığının iç işlerine karışıp tayin eder olmuştu. Yeniden toparlanmaya çalışan ve Çin’i zor duruma sokan bazı Kağanlar olduysa da bu kötü giden gidişat durdurulamadı. 630 yılında Çin, Göktürkleri tamamen kendine bağlamış ve böylece I. Göktürk devri sonra ermiştir. 630-681 arasındaki bu dönem Türk Tarihin’de ve Orhun Yazıtlarında ‘Esaret Dönemi’ olarak anılmıştır.
/content/ab7a107a-22b8-42c8-9156-ce250ba7cc8e.png)
Dirliş: II. Göktürk Devri
Göktürkler, 50 yıla aşkın esaret dönemi içerisinde birçok kez bağımsızlık için girişimlerinde bulunmuşlardır. Bu bağımsızlık girişimlerinden günümüze kadar hikayesi gelmiş, Orhun Yazıtlarında ve Çin kaynaklarında yerini almış olan ‘Kürşad Ayaklanması’ olarak bilinen, 639 yılında Çin kaynaklarında; Chie-Shih-Shuai’nin Çine karşı yapmış olduğu ihtilal girişimidir. Hakanlığın ikinci kez bağımsızlığını ilan edişi ise Kutluk (İlteriş) Kağan önderliğinde gerçekleşmiştir. 679 civarında girişimlere başlayan Kutluk Kağan, 682’de tam olarak halka bağımsızlığı kazandırmıştır. Devleti ve ulusu tekrar bir araya getirdiği için kendisine ‘İlteriş’ unvanı verilmiştir.
/content/7e38ebda-fd08-4d2e-8c80-141e8f5dcf13.png)
Orhun Kitabelirin de Bilge Kağan Yazıtına Göre Hakanlığın Yeniden Diriliş Hikayesi
“Türk Tanrısı ve kutsal yer, su şöyle yapmışlar şüphesiz ki; Türk halkı yok olmasın diye, halk olsun diye, babam İlteriş Hakanı, annem İlbilge Hatunu göğün tepesinde tutup yukarı kaldırdılar şüphesiz. Babam 17 erle baş kaldırmış. ‘Baş kaldırıyor’ diye haber alıp şehirdekiler dağa çıkmış, dağdakiler şehre inmiş, derlenip toplanıp 70 kişi olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babamın askerleri kurt gibi imiş, düşmanları koyun gibi imiş. Doğuya ve batıya sefer edip derlemiş toplanmış. Hepsi 700 kişi olmuşlar...” (Orhun Kitabeleri – Bilge Kağan Yazıtları / Arhangay, Moğolistan)
/content/2106920b-6b8f-4a8b-be22-ad3caf5dc718.png)
Yeniden Yükselme Dönemi
Kutluk İlteriş Kağan, 692 yılına kadar bölgede birkaç Türk boylarını birleştirerek hakanlığı sağlamlaştırmakta gecikmemiştir. Aynı yıl onun vefatı üzerine kardeşi Kapgan Kağan tahtı devralmıştır. Kapgan Kağan 716 yılına kadar uzun bir saltanat dönemi yaşayarak tarihçilere göre Göktürklerin en parlak olduğu saltanat dönemi olarak kabul görmüştür. Birçok zaferler kazanan Kapgan Kağan, Çini zor duruma sokmuş ve isyan eden boylarla mücadeleler etmiştir.
Kapgan Kağan'ın bu savaşları sırasında yeğeni Bilge Kağan ve Kül Tigin, gençliklerinden beri bütün mücadelelerin içerisinde aktif rol almıştır. 716 yılında Kapgan Kağan'ın vefatı üzerine yerine İnel Kağan geçmiştir. Fakat İnel Kağan, Hakanlık için gerekli vasıflara sahip değildi. Kül Tigin’in başında olduğu bir ayaklanma sonrasında İnel Kağan öldürüldü. Tahta Bilge Kağan geçirildi. Orduların başında ise Kül Tigin bulunuyordu. Bu olaydan sonra Göktürkler istikrarlı bir şekilde yükselişe geçmişlerdir.
/content/719cc267-47ad-451c-b6ce-505071e38d80.png)
Bilge Kağan ve Sonrası
Bilge Kağan ve Kül Tigin, birçok Türk boylarını kendilerine bağlamışlardı. Aynı zamanda babalarının veziri olan ünlü vezir Tonyukuk da iki hükümdara akıl hocalığı yapıyordu. Kendi tabiriyle ‘başlıya baş eğdirip, dizliye diz çöktürdüler'. 731 yılında Kül Tigin’in vefatından sonra Bilge Kağan kardeşinin ölümüyle birlikte çok üzülmüş ve ağıtlar yakmıştır. Onun anısına diktirdiği anıt Türk Tarihinin en eski yazılı belgelerinden birisi olmuştur. Bilge Kağan ise kardeşinden iki yıl sonra 733/734 yılları arasında vefat etmiştir.
Türk Hakanlığı, Bilge Kağan'ın vefatından sonra başsız kaldı. Hanedanlık birkaç yıl daha sürdü fakat, devamında başarısız Kağanlar başa geldi. Bunun yanında birleşen Uygur Türkleri yükselişe geçmişlerdir. En sonunda, 745 yılında Göktürklere girerek iktidarı ele geçirdiler. Bir Türk hanedanlığı yıkılmış, yerine bir başka Türk hanedanlığına bırakmıştır.
Sonsöz
Göktürkler, tarihin derinliklerinde kalmış imparatorluktan çok daha fazlasıdır; onlar bir kimliğin, bir duruşun ve 'ebedi devlet' fikrinin ilk somut tezahürüdür. Orhun'un soğuk rüzgarları altında yükselen o taş yazıtlar, sadece geçmişi anlatmaz; aynı zamanda geleceğe dair verilmiş bir sözdür. Bugün kullandığımız isimden, devlet geleneğimize, sosyo-kültürel ve sosyo-politik etkilerimize kadar pek çok noktada onların izlerini taşıyoruz. Bozkırın bu vakur evlatlarını anlamak, aslında kendi köklerimize doğru bir yolculuğa çıkmaktır. Onların dünü, bizim bugünümüzün ve yarınımızın pusulası olmaya devam ediyor.
"Tengri teg tengriden bolmış Türük Bilge Kagan..." (Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan...)
(Orhun Kitabeleri – Bilge Kağan Yazıtları / Arhangay, Moğolistan)
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- İ. Ortaylı. (2016). Türklerin Tarihi 2: Anadolu'nun Bozkırlarından Avrupa'nın İçlerine. ISBN: 9786050822212. Yayınevi: Timaş Yayınları.
- A. Taşağıl. (2003). Göktürkler, I. ISBN: 9789751606884. Yayınevi: Türk Tarih Kurumu Basımevi.
- A. Taşağıl. (2003). Göktürkler, Ii. ISBN: 975-16-1106-7.
- A. Taşağıl. (2003). Göktürkler, Iii. ISBN: 9789751616319.
- T. Tekin. (2014). Orhun Abideleri. ISBN: 9789751632449.
- M. Ergin. (2013). Orhun Abideleri. ISBN: 9789754510171. Yayınevi: Boğaziçi Yayınları.
- İ. Kafesoğlu. (2014). Türk Milli Kültürü. ISBN: 978-605-155-184-5.
- A. Taşağıl. (2018). Kök Tengri'nin Çocukları. ISBN: 9786055261658.
- G. Kirilen. (2015). Göktürklerden Önce Türkler. ISBN: 9786059825023.
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/04/2026 02:06:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22657
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.