Şafak GENÇ - KENDİ İÇİMİN ANARŞİSTİYİM BEN | Mersin Gazetesi Köşe Yazıları
Patronları, toplumun bazı yasaklarını, iş yerindeki lanet kuralları ve yöneticileri, arkadaşlarımı ve bilcümle kadınları sallamadığım için, şimdiye kadar yaşadığım hayattan memnun ve mutluyum.
Mersin Gazetesi
- Blog Yazısı
Bizler öncekilerin kötü birer tekrarıyız. Bazıları kayıt altına alamasa da şöyle de bir gerçeklik var ki kendi içimin özürlü ama kendine özgün anarşistiyim ben…
Bu cümleler dilimden dökülürken, içimde bir yerlerde yıllardır bastırılmış bir isyanın kıvılcımları yanıp sönüyor, yüzüm kızarıyor, zihnim bilinmez bir diyara doğru istemsiz ve keyfi bir yolculuğa çıkıyor. Sana da tanıdık geliyor mu bu his? Hani şu, herkesin “Böyle yapmalısın, şunu dememelisin” diye üstüne geldiği anlarda içinin sıkışması, ama bir yandan da o zincirleri kırmak için delicesine bir arzu duyması? İşte ben o arzuya tutunup yaşıyorum. Gel, biraz sohbet edelim; hem seninle dertleşeyim hem de bu içimdeki anarşisti sana anlatayım.
Toplum denen bu devasa makina, hepimizi birer dişlisi olmaya zorluyor. Sabah dokuz akşam beş arası, kravat tak, gömleğini ütüle, patrona “Tabii efendim” de, komşuya gülümse, arkadaşının saçma sapan dertlerini dinle… Bunların hepsi birer pranga. Ama ben, o prangaları takmayı reddettim. Patron mu? Onun otoritesi, masasının arkasındaki koltuğundan ibaret; o koltuğu çekip alırsan, geriye sadece bir insan kalır, benim gibi, senin gibi. Toplumun yasakları mı? Kırmızı ışıkta dur, yaya geçidinden geç, çöpünü çöp kutusuna at… Elbette mantıklı kurallar var, ama birçoğu sadece “çünkü öyle” diye dayatılıyor. İşte ben o “çünkü öyle”lere isyan edenim. İçimin anarşisti, kırmızı ışığın ötesine geçip özgürlüğün yeşilinde koşmak istiyor.
İş yerindeki kurallara gelince…
Ofis denen o gri kutuda, floresan lambaların altında, klavyenin tıkırtıları arasında ruhumun çığlık attığını hissediyorum bazen. “E-postalarını zamanında cevapla, toplantıya geç kalma, fazla mesaiye itiraz etme.” Neden? Daha çok para kazanayım, daha çok tüketeyim, sonra da o parayı bir tatilde harcayıp tekrar aynı döngüye döneyim diye mi? Hayır, teşekkürler. Ben o döngüyü bir sapan taşı gibi kırıp atmak istiyorum. Masa başında otururken, içimde bir yerlerde bir palyaço var; suratında boyalar, elinde bir balyoz, o düzeni yerle bir etmek için kahkahalar atıyor. Şiirsel bir imgemi dedin? İşte bu palyaço benim anarşist ruhumun ta kendisi: neşeli, kaotik ve özgür.
Yöneticiler…
Ah, şu kendini bir şey sananlar! Kravatlarıyla, takım elbiseleriyle, ellerinde kahve fincanlarıyla dolaşıp emirler yağdıranlar. Onlar için otorite, bir taht gibi; ama o tahtın ayakları çürük. Bir gün o tahtı devirdiğimde, altında ezilenin sadece onların kibirleri olacağını biliyorum. Sallamıyorum onları, çünkü sallamaya değmezler. Onların dünyasında bir piyon olmayı reddediyorum. Satranç tahtasını ters çevirip “Bu oyun bitti” demek, benim için en büyük zafer. Ne onların tahtlarının gölgesinde yer bulmak istedim ne de gölgelerden beslenenlerle iyi geçindim. Çınarım var benim.
Arkadaşlarım…
Onları seviyorum, evet, ama bazen onların da o toplum makinasının birer parçası olduğunu görüyorum. “Neden böyle yapıyorsun, neden şunu demiyorsun?” diye sorgulayan gözlerle bakıyorlar. Sanki benim özgürlüğüm onların konfor alanını tehdit ediyormuş gibi. Ama ben kimseyi kırmadan, usulca kendi yoluma gidiyorum. Onlar anlamasa da, içimin anarşisti onlara bir ayna tutuyor: “Siz de zincirlerinizi kırabilirsiniz,” diyor. Belki bir gün duyarlar.
Kadınlar…
Bu konuda biraz dürüst olayım mı? Toplumun onlara biçtiği roller de, benden bekledikleri şeyler de bazen beni çıldırıyor. “Erkek dediğin şöyle olmalı, şunu yapmalı” klişeleri… Ben o klişelerin adamı değilim. Aşkta da, dostlukta da, her şeyde özgürlük istiyorum. Kimseyi bir kalıba sokmuyor, kimsenin beni sokmasına da izin vermiyorum. İçimin anarşisti burada bir bayrak gibi dalgalanıyor: kırmızı ve siyah, tutku ve isyanla dolu.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Hem bir kadının yaşam amacı hayatında ki adamdan daha fazla konuşmak, ondan daha fazla şey bilmek, onun her dediğine yalanlarla doluda olsa bir karşılık bulup, her fırsatta bir erkekten daha zeki olduğunu ispatlama budalalığı değil mi? Ah şu çağımızın ekonomik özgürlüğü ve ekonomik özgürlüğünü kazanmış kadın silüetleri.
Peki, neden böyleyim?
Çünkü bizler, dediğim gibi, öncekilerin kötü birer tekrarıyız. Tarih boyunca hep aynı döngü: kurallar konur, kurallar çiğnenir, yeni kurallar gelir. Ama ben o döngünün bir parçası olmak istemiyorum. Dedelerimizin dedeleri de patronlara boyun eğmiş, yasaklara uymuş, “Aman toplum ne der?” diye yaşamış. Onların gölgelerinde yaşamak, bana bir lanet gibi geliyor. O yüzden içimdeki anarşist, bir balta gibi o gölgeleri kesip atıyor. Evet, bu balta benim iradem; keskin, kararlı ve durdurulamaz.
Mutlu muyum peki?
Evet, hem de çok. Çünkü kimsenin benden beklediği gibi yaşamıyorum. Sabahları alarm sesiyle değil, içimden geldiği zaman uyanıyorum. Kahvemi içerken, “Bugün neyi sallamayacağım?” diye düşünüyorum ve bu bana garip bir huzur veriyor. Toplumun dayattığı başarı tanımını çöpe attım; benim başarım, özgürce nefes almak. İş yerinde bir terfi peşinde koşmuyor, arkadaşlarımın onayını beklemiyor, kimsenin gözüne girmeye çalışmıyorum. Bu, bir nevi meditasyon gibi: zihnimi ve ruhumu gereksiz yüklerden arındırıyorum. Ben dışarıya değil içime doğru koşuyorum ve bağımlılığım onlara değil fikirlerime. Salt fikir, imgelere aşığım ben, beynimin dehlizlerinde yaşarım her daim, kimse görmeden, kimse duymadan hatta varlığımı bile hissetmeden.
Hadi benden bahsetmişken, içimin anarşistini bir yangın gibi gördüğümü söyleyeyim bazen. Kontrol edilemeyen, yayıldıkça büyüyen, her şeyi kül eden bir yangın. Ama bu yangın yıkıcı değil, dönüştürücü. Eski düzeni yakıp yerine yenisini, daha özgür bir şeyi inşa ediyor. Ya da belki bir nehir gibi; akıp gidiyor, önüne çıkan taşları, setleri aşıyor, kendi yolunu buluyor. Sen hangisini tercih edersin bilmem, ama ben bu imgelerle kendimi anlatıyorum.
Bazen düşünüyorum: Ya herkes böyle yaşasa?
Patronlar olmasa, kurallar bu kadar katı olmasa, insanlar birbirine “Şunu yapmalısın” diye baskı yapmasa? Belki kaos olurdu, evet, ama o kaosun içinde bir güzellik bulurdum. Çünkü kaos, özgürlüğün ham halidir. Düzen dediğimiz şeyse, çoğu zaman bir hapishane. İçimde ki anarşist, o hapishane kapılarını tekmelemek için var. Haberiniz olsun.
Sana bir şey diyeyim mi?
Bu yazıyı okurken belki sen de içindeki anarşisti hissedersin. Belki senin de sallamadığın şeyler vardır, ama söylemeye cesaret edemiyorsundur. Edersen ne olur biliyor musun? Dünya yıkılmaz, gökyüzü başımıza düşmez. Sadece sen, biraz daha sen olursun. Benim gibi, içindeki o palyaçoyu, yangını, nehri serbest bırakırsın. Ve işte o zaman, hayat gerçekten yaşamaya değer hale gelir.
Şimdilik benden bu kadar. İçimin anarşisti susmuyor, ama ben biraz nefes alayım. Sen de düşün, senin içinde ne var? Hangi kuralları sallamıyorsun, hangi zincirleri kırmak istiyorsun? Belki bir gün oturur, karşılıklı bir kahve içer, bunları konuşuruz. O zamana kadar, ben kendi yolumda, kendi isyanımla devam ediyorum. Çünkü ben, içimin anarşistiyim. Ve bundan asla vazgeçmem.
Sizlere Gelecekte Görüşmek Üzerine Meydan Okuyorum.
O Arada Görüşelim… [1]
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- ^ Şafak GENÇ. Kendi İçimin Anarşistiyim Ben - Mersin Gazetesi. (7 Nisan 2026). Alındığı Tarih: 18 Nisan 2026. Alındığı Yer: mersingazetesi | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/04/2026 17:07:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22749
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.