"İnsan doğası gereği bencildir."
Muhtemelen bu cümleyi hayatınız boyunca onlarca kez duydunuz.
Trafikte yol vermeyen sürücü...
Savaşlar...
Dolandırıcılıklar...
İhanetler...
Bütün bunlar tek bir sonuca bağlanır:
"İnsan işte..."
Peki gerçekten öyle mi?
Ya insan doğasının yalnızca yarısını görüyorsak?
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Şempanze Haberleri Manşet Olur, Bonobolar Olmaz
Bilim haberlerine dikkat edin.
Bir şempanze başka bir gruba saldırınca haber olur.
Bir aslan ceylanı parçalarsa milyonlar izler.
Fakat yaşlı bir fili ayağa kaldırmaya çalışan başka bir fil...
Yaralı arkadaşını günlerce yalnız bırakmayan bir yunus...
Aç kalan sürü arkadaşına yiyecek taşıyan kurt...
Bunlar genellikle haber değeri taşımaz.
Çünkü beynimiz kötülüğe odaklanmaya programlıdır.
Oysa evrim yalnızca rekabeti değil, iş birliğini de seçmiştir.
Frans de Waal'ın Rahatsız Edici Sorusu
Primatolog Frans de Waal'ın sorduğu soru oldukça basittir:
"İnsan gerçekten düşündüğümüz kadar farklı mı?"
Yanıtı ise şaşırtıcıdır:
Hayır. Ama sandığımızdan çok daha karmaşığız.
De Waal'a göre insan davranışlarını yalnızca saldırgan şempanzeler üzerinden açıklamak büyük bir hatadır.
Çünkü bizim ikinci bir kuzenimiz daha vardır:
Bonobolar.
Aynı DNA, Farklı Dünya
Şempanze ve bonobo genetik olarak birbirine inanılmaz derecede yakındır.
İkisi de bize yaklaşık %98–99 oranında benzer.
Ama davranışları gece ile gündüz kadar farklıdır.
Şempanzelerde;
- güç önemlidir,
- erkek egemenliği belirgindir,
- saldırganlık daha fazladır.
Bonobolarda ise;
- dişiler güçlüdür,
- çatışmalar daha kısa sürer,
- sosyal bağlar ön plandadır,
- empati daha sık gözlenir.
İnsan?
İkisinden de biraz taşır.
De Waal'ın ifadesiyle insan, iki farklı primat dünyasının ortasında duran "iki yüzlü Janus"a benzer; hem şiddete hem de şefkate kapasitesi vardır.
Empati Sonradan Öğrenilen Bir Şey mi?
Çoğu kişi empatiyi kültürün öğrettiğini düşünür.
Oysa bebekler doğar doğmaz başka bir bebeğin ağlamasına ağlayarak tepki verir.
Bu davranış, empati gelişiminin en erken örneklerinden biridir ve sosyal bağ kurma eğiliminin doğuştan geldiğini düşündürür. De Waal bunu insanın ve diğer büyük maymunların ortak evrimsel mirasının bir parçası olarak yorumlar.
Kuni'nin Kuşu
Kitabın en unutulmaz hikâyelerinden biri bonobo Kuni'dir.
Bir gün kafesine çarpıp düşen serçeyi görür.
Onu yerden alır.
Kanatlarını dikkatlice açar.
Yüksek bir yere çıkar.
Uçması için bırakır.
Kuş uçamayınca başında bekler.
Saatler sonra kuş kendine gelir ve uçar.
Kuni bunu eğitim aldığı için yapmamıştır.
Kural gereği yapmamıştır.
Ödül beklediği için yapmamıştır.
Karşısındaki canlının neye ihtiyacı olduğunu anlayabildiği için yapmıştır. Bu olay, empatiyi yalnızca duygusal tepki değil, başkasının durumunu zihinde canlandırabilme becerisi olarak ele alan kitabın en çarpıcı örneklerinden biridir.
Peki Kötülük Nereden Geliyor?
İlginç olan şu:
Empati geliştirebilen canlılar...
Daha acımasız da olabilir.
Çünkü birini incitebilmek için önce onun ne hissedeceğini anlayabilmek gerekir.
De Waal, empati ile zalimliğin aynı bilişsel kapasiteden beslenebileceğini savunur. Başkasının acısını hayal edebilen bir zihin, isterse o acıyı azaltabilir; isterse bilinçli olarak artırabilir.
"Bencil Gen" Her Şeyi Açıklıyor mu?
Uzun yıllar boyunca popüler bilimde tek bir hikâye anlatıldı:
Hayat bir savaştır.
Herkes kendi çıkarını düşünür.
İnsan da bunun ürünüdür.
De Waal bu tabloya itiraz eder.
Elbette rekabet vardır.
Ama iş birliği de vardır.
Fedakârlık da.
Adalet duygusu da.
Arkadaşlık da.
Eğer bunlar evrim açısından tamamen anlamsız olsaydı, milyonlarca yıldır neden varlıklarını korusunlar?
Kitap, insan doğasını yalnızca "bencil gen" metaforuyla açıklamanın eksik kaldığını; Darwin'in sosyal içgüdüler ve ahlakın evrimi konusundaki yaklaşımının daha dengeli olduğunu savunur.
İçimizde İki Maymun Var
Belki de en güzel benzetme budur.
İçimizde iki farklı primat yaşar.
Biri şempanze.
Diğeri bonobo.
Bazen güç isteriz.
Bazen paylaşırız.
Bazen savaşırız.
Bazen sarılırız.
İnsan doğası tek renk değildir.
Evrim bize tek bir karakter vermemiştir.
Olasılıklar vermiştir.
Evrim Bizi İyi Yapmadı
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Evrim ahlâk üretmez.
Evrim yalnızca hayatta kalmayı kolaylaştıran davranışları seçer.
Bazen saldırganlık işe yarar.
Bazen yardımlaşma.
Bazen rekabet.
Bazen empati.
Dolayısıyla "iyi olmak" evrimin amacı değildir.
Ama empati çoğu zaman yaşamı kolaylaştırdığı için seçilim altında kalmış olabilir.
Bugün Neden Hâlâ Empatiye İhtiyacımız Var?
Sosyal medya çağında öfke saniyeler içinde yayılıyor.
Kutuplaşma artıyor.
İnsanlar birbirini dinlemek yerine etiketliyor.
Belki de modern dünyanın en büyük sorunu teknoloji eksikliği değildir.
Empati eksikliğidir.
Frans de Waal'ın kitabı tam da bunu hatırlatıyor.
Biz doğanın dışında değiliz.
Doğanın devamıyız.
İçimizde hem şempanze var.
Hem bonobo.
Hangisini besleyeceğimiz ise büyük ölçüde bize bağlı.
Sonuç
Belki de insanı diğer canlılardan ayıran şey zekâ değildir.
Dil değildir.
Alet yapmak değildir.
Belki de en büyük farkımız, başkasının acısını kendi acımız gibi hissedebilme kapasitemizdir.
Ve belki de uygarlık, bu kapasiteyi ne kadar geliştirebildiğimizin başka bir adıdır.
Kaynakça
- de Waal FBM. Our Inner Ape: A Leading Primatologist Explains Why We Are Who We Are. New York: Riverhead Books; 2006.
- Darwin C. The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex. London: John Murray; 1871.
- Darwin C. The Expression of the Emotions in Man and Animals. London: John Murray; 1872.
- de Waal FBM. The Age of Empathy: Nature's Lessons for a Kinder Society. New York: Harmony Books; 2010.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/07/2026 14:30:36 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23412
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.