Günümüz dünyasında sosyal medyanın yaygınlaşması ve akıllı telefonların neredeyse hayatımızı ele geçirmesi gerçeklik ile bağımızı koparıyor. Sosyal medya sayesinde dünya avucumuzun içinde ama gerçeklik parmaklarımızın ucundan kayıp gidiyor. Her gün ekranlarda “başka” hayatlara dalıyor, bu sanal dünyanın bizi asıl gerçekliğimizden kopardığını unutuyoruz. Peki, sahici olanla nasıl yeniden bağ kurarız? Filozofların gözünden, sosyal medyanın ötesine geçip gerçeklikte nasıl “online” kalırız?
Filozoflar gerçeklik ile bağ kurmak için nasıl tavsiyeler veriyor?
Sokrates der ki, "Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez." Günümüz dünyasında ise pek çoğumuz, gelecek planlarıyla, geçmiş pişmanlıklarıyla dolu zihinler içinde kayboluyoruz. Sokrates gibi, kendimize “Şimdi neredeyim, şu anda ne hissediyorum?” diye sormak, gerçeklikle bağ kurmanın ilk adımı olabilir. Gerçekten o anı yaşayarak, o anın farkına varmak, hayal dünyasından sıyrılıp şimdiki zamana demir atmak anlamına gelir.
Descartes’ın ünlü “Cogito, ergo sum” (Düşünüyorum, öyleyse varım) sözü, bize düşünmenin ve algılamanın varlığımızın temeli olduğunu söyler. Günümüzde sosyal medyanın filtreli gerçekliği bizi kendimizden uzaklaştırıyor olabilir, ama aslında her duyumuz bizi gerçekliğe bağlayan bir köprü. Bir kahve kokusu, bir yağmur damlasının sesi ya da gökyüzünün rengi... Descartes’a göre düşüncelerimiz bizi var eden en temel şeydir. O yüzden, gördüğümüz, duyduğumuz her şeyi kendi algılarımızla, filtrelenmemiş bir şekilde kavrayarak gerçekliğe yeniden bağlanabiliriz. Algılarınızı serbest bırakın ve gördüğünüz her şeye kendi pencerelerinizden bakın!
Baruch Spinoza, doğaya derin bir hayranlık besler ve her şeyin doğanın bir parçası olduğunu söyler. Ona göre, bedenimiz de bu bütünün bir parçasıdır. Günümüzde gerçeklikle bağ kurmak istiyorsak, doğaya çıkmak, bedenimizi hissetmek, yürüyüş yapmak, koşmak ya da sadece bir ağacın gölgesinde dinlenmek bu bağ için ideal birer yol. Spinoza gibi doğanın gücünü fark etmek, bedenimizin de doğanın bir parçası olduğunu hissetmek, bizi gerçekliğe daha güçlü bir şekilde bağlar. Ekran başında uzun süre kaldıysanız, doğaya çıkıp kendinizi hatırlayın!
Jean-Paul Sartre’a göre, insan özgürdür ve bu özgürlüğün getirdiği sorumluluk duygusu, bizi kendi gerçekliğimize götürür. Sartre, özgür olduğumuz için tüm seçimlerimizden de biz sorumluyuz der. Gerçeklikle bağ kurmak için de kendimize “Bu an ne hissediyorum?” diye sormak önemlidir. Eğer bir şey sizi mutlu ediyor, üzüyor ya da endişelendiriyorsa, bu duygu tam da o anın gerçekliğini yansıtır. Sartre’ın dediği gibi, özgürlüğünüz ve duygularınız, sizi o anki gerçekliğinizle buluşturur. Duygularınızı kucaklayın ve onlardan kaçmak yerine, sizi gerçeklikle bağlayan birer ip olarak görün.
Nietzsche’nin “Amor Fati” (kaderi sevmek) felsefesi, gerçeklikle bağ kurmak için en eğlenceli yaklaşımlardan biri olabilir. Nietzsche’ye göre, hayatın getirdiklerini olduğu gibi kabul etmek, onlara direnmek yerine, kaderi kucaklamak bizi gerçekliğe en yakın hale getirir. Şikayet etmek yerine, olanı olduğu gibi kabul etmek ve her anı hayatımızın bir parçası olarak sevmek… İşte bu, hayatın gerçekliğiyle kucaklaşmanın en etkili yollarından biridir! Yani, hayat karşınıza ne çıkarırsa çıkarsın, onu sevin ve kabul edin; çünkü her şey, o büyük bütünün bir parçasıdır.
Kanadalı filozof Marshall McLuhan, teknolojinin hayatımızdaki etkilerini araştırırken, “Araç mesajdır” der. Günümüzde sosyal medya ve teknolojinin bize dayattığı “gerçeklik” aslında kendimizi unuttuğumuz bir illüzyon yaratabilir. McLuhan’a göre, bu araçlar bir yandan bizi birbirimize bağlarken, bir yandan da gerçek hayatımızdan koparabilir. Bu yüzden, gerçekliği tam anlamıyla hissetmek için teknolojiden bir adım geri durup, insanlarla yüz yüze bağlantılar kurmak önemlidir. Telefonu bırakın, çevrenize bakın ve gerçek hayatta kimlerle bağ kurduğunuzu fark edin.
Buda, anın farkında olmanın ruhsal huzur için temel olduğunu söyler. Meditasyon yaparak, düşüncelerden arınarak ve “şu an”ı yaşama sanatını öğrenerek, hayatın getirdiği gerçeklikle derin bir bağ kurabiliriz. Anda kaybolmak, Buda’nın “şimdi ve burada olma” öğretisini hayatımıza taşır. Gerçekliğe bağlanmak istiyorsanız, bir aktiviteye kendinizi kaptırın: Kitap okuyun, resim yapın, müzik dinleyin… Zihninizden başka her şeyi çıkarın ve sadece o anı yaşayın.
Peki ben ne düşünüyorum? Gerçeklik ile bağ nasıl kuruyorum?
Gerçeklik dediğimiz şey aslında şuan. İnstagram, Twitter yada herhangi bir sosyal medya platformları sizin şuanınızı çalıyor. Ben hiç birini kullanmamayı tercih ediyorum. 2 yıl önce tamamından kurtuldum. Sosyal medyanın olmayışı ilk başlarda sizi yalnız hissetirebilir. Bu doğru. Ama örneğin instagramda insanların paylaştıkları hayatları gerçek mi? Herkes her zaman mutlu mu? Herşey mükemmel mi gerçekten? Ben kendi gerçekliğimi yaşarken sadece kendimle baş başa kalıp kendimi keşfettiğim bir yolculuktayım. Bu yolculukta sizlerle birşeyler paylaşarak en azından kendi gerçekliğimde bir fayda yaratmaya çalışıyorum. Doğa yürüyüşlerini çok seviyorum. Arkadaşlarımla telefonlar olmadan sohbet etmeye çalışıyorum. Başınızı telefonlardan kaldırıp çevrenize bakın! Gördüklerimiz gerçekliğimizdir.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Sevgiler.
Felsefe ile kalın.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/04/2026 04:55:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/18862
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.