Trafik hepimiz için ortak bir stres kaynağı.
Şimdi başlıca kural ihlallerinden bahsetmeyeceğim, ama bazı küçük detaylar var ki trafiğin gerçek problemini tam da onlar oluşturuyor.
Şehirler arası yollarda veya şehir içindeki trafik ışıklarında sık sık karşılaştığımız bir durum var: yeşil ışığa geç tepki verme alışkanlığı. Kendi gözlemlerime göre, bu konuda dünyada lider olabiliriz.
Tamam, tanımadığın bir ışık olabilir, şehir dışında olabilirsin, yeni kurulmuş bir kavşak olabilir; kimse yeşilin ne zaman yanacağını tam olarak bilemez. Bu normal. Sık geçtiğin yolları ezberlemiş olman da ayrı bir durum. Ama bunlar haricinde yeşil ışığın yanması aslında bir sürpriz gibidir. Evet sürpriz.
Neden mi?
Çünkü bizde ışıkta en önde olmanın getirdiği sorumluluk bilinmiyor. Sarı ışıkta hazırlanamadın, Eyvallah. Ama yeşil yanalı 6 saniye olmuş ve halâ hareket etmiyorsan, işte orada sorun başlıyor. Bu gecikme sadece seni değil, arkadaki 10 aracı da etkiliyor. Her gecikme domino taşları gibi ilerleyip trafiğin genel akışını bozuyor
Birçok sürücüden daha iyi araç kullandığımı iddia edebilirim. Evet, tecrübem sınırlı olabilir ama şunları biliyorum:
En güvenli şerit diye bir şey yoktur. Akan trafikte ve durmam gereken tüm durumlarda en sağ şeritte olmam gerekir. Dörtlü flaşör, bazı sürücülerin sandığı gibi “dokunulmazlık” değil, normal dışı ve acil durumlarda kullanılması gereken bir uyarıdır. Çoğu kişinin normalleştirdiği gibi ters şeritten gitmek yasaktır. Işıklarda tam şeridimde durmam gerektiğini, iki şeridi ortalayıp birden fazla şeridi engellemenin tamamen sorumsuzluk olduğunu, takip mesafemi minimum hızımın yarısı kadar tutacağımı, her hangi bir yokuşta önümdeki aracın tamponuna kadar yanaşmayacağımı, yağmurlu havalar da gereksiz dörtlü flaşör açmayacağımı biliyorum.
Ama gel gör ki, bütün bunları bilmek trafikte seni üstün yapmıyor. Sadece olması gerekeni yapıyorsun. Asıl mesele, bu kadar temel şeylerin bile birçok sürücü tarafından bilinmiyor ya da bilinmezlikten geliniyor olması. İşte trafik ışıklarındaki gecikmenin, gereksiz beklemenin, zincirleme stresin kaynağı tam olarak burada başlıyor.
Bir diğer mesele de şu: "Bizde ışık yandı, hadi artık" bilinci yok. Sürücü, yeşil ışığı bir emir olarak görmüyor; sanki bir "tavsiye" gibi değerlendiriyor. Bir nevi, "Sen acele etme canım, müsait olduğunda geçersin" mantığı. Fakat o 6 saniyelik gecikme, arkadaki 10 aracın fazladan bir ışığa takılması, arkadaki 10 aracın sinir katsayısının artması demek. Ve şehir içi trafiğin genel hızını düşündüğünde, bu ufak gecikmelerin domino etkisi oluşturması işten bile değil.
Bir başka ironik nokta ise dikkat dağınıklığı. Trafik ışığında öne geçip sonra telefona dalmak… Yani o en önde olmanın sorumluluğunu taşımıyorsan, niye en öndesin? Bir de korna çalınca suçlu biz oluyoruz. Korna sanki "küfür" gibi algılanıyor. Halbuki sadece "dostum, yeşil oldu" hatırlatması. Ama yok, millet gururuna yedirip "Sen bana nasıl korna çalarsın!" savaşına giriyor.
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Trafik kültürümüzün özeti tam olarak şu:
Kurallar basit, uygulamak kolay, ama uygulama isteği yok.
Bu yüzden her ışık bir sürpriz, her kalkış bir piyango, her dur kalk bir sabır testi.
Ama asıl tuhaf olan ne biliyor musun?
Kendini iyi bir sürücü olarak görüp kurallara uyduğun zaman, sistemde "yabancı madde" gibi hissediyorsun. Çünkü normaller bile toplumda artık anormal sayılıyor.
Ve işte tüm bu detaylar, trafiği sadece bir ulaşım alanı olmaktan çıkarıp sosyal bir stres laboratuvarına dönüştürüyor.
Durumumuz gerçekten hiç iyiye gitmiyor. Son yaşadığım bir örneği paylaşmak istiyorum.
Şehir içinde devam ediyorum, önümde bir ışık var. Yol normalde 3 şeritli ama en sağ şerit bildiğiniz gibi park şeridi. Ben de lafta orta şeride geçmişim, sol şeritte ise orta segment son model bir araba var. Işığın ne zaman yanacağını biliyorum, sarı ışıkta hazırlığımı yaptım ve yeşilde her ihtimale karşı tüm şartları kontrol ederek, trafik canavarı gibi davranmadan, kontrollü ve hızlı bir şekilde yoluma devam ediyorum. Normalden biraz daha hızlı vites geçişleri yapıyorum, ama ışıktan yaklaşık 150 metre ileride hâlâ 3. vites geçmeden hareket ediyorum (bu, kendime tanımladığım bir kural; her araç ve sürücüde farklılık gösterebilir).
Peki solumdaki sürücü ne yaptı dersiniz?
Evet, ışık yandı ama hareket etmiyor. 2 saniye, 3, 4, 5, 6 saniye… nihayet hareket etmeye başlıyor.
İşte bunlar benim yegâne stres kaynağım. Bana doğrudan veya dolaylı bir zarar vermelerine gerek yok; ihlallerine şahit olmak bile yeterli oluyor.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/01/2026 14:12:33 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/21789
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.