Eğer Süreç Devam Etsin İstiyorsan Devam Etmeyi Göze Al:
2022'den gelen bir ses. Özür Dilerim!
- Blog Yazısı
Geçenlerde çok eski ama hala aktif bir yazı blogumda "Tutku" üzerine bir yazıma denk geldim. Ben zaten içimden geldiğinde o sıralar öyle yazardım ki sanki içimde kelimeler taşardı. Hatta en sevdiğim bir film repliğiydi "Sana dünyanın en güzel kelimelerini satın almak istiyorum." ifadesi. Benim için öyle güzel bir alıntıydı ki o sıralar ne yazsam Sonsuzluk ve Bir Gün Daha filminden esinleniyordum. Veya esinlendiğim şeyler sabah vakti o soğuğun ayazına rağmen inatla sırf o havayı koklayabilmek için saatlerce koşmamdı ilhamım. Bir kitap okursam bir ağacı ve ona özel bir müziği seçerdim. Bir üzüntü yaşayacaksam onu romantize ederdim ki o bende yara değil ilaç olsun isterdim. Bir anıyı sahiplenmez o anıdaki kendimi sahiplenirdim. Sanırım bana en büyük eser bu oldu o geçmişin. Zordu. Baş etmesi gerçekten zordu. Yalnız ve sadece kendinle kaldığın, süreçlere iyiliklerle yayılsa da sonunda hep kötülüklerle karşılaştığın, hep yarı yolları tattığın ama inatla yolların bitişine koşmaya azmettiğin gerçeklerle doluydu. Keşfetmek, öğrenmek, bilmek hatta daha doğrusu bilmemek beni o sıralar ilerleten tek motivasyon kaynağımdı. Ve bir de Beylerbeyi askeriye'de denizcilerin köprüye durduğu yerde nöbet tutan o güzel köpek ve sabah her zaman işe gittiğimde beni karşılayışları. Geçenlerde yazılarımda dolanırken aslında hafızamdan sildiğim ama bana öyle noktalarda nefes aldıran anılarımın olduğu gerçeği ile yüzleştim.
Birileri için hiç olabilirdim, birileri için her şey de olabilirdim, birileri için bir şeyler de olabilirdim ama kendim için o anları düşündüğümde ne olduğumu çok sorguladım. Kendimle gurur duyacak bir cevap buldum. Ben kendim için hamdım, bazen piştim bazen geri yandım ama hep özümde kaldım. Varlığımı bir nedene, bir bağlama, bir varlığa değil kendime bağladığım için mi bilemiyorum, bir bütünü önce kendimle olmayı başardığım bir süreçten geçtim.
Hastalandım. On yıla yakın arkadaşlık ettiğim insanları gördüm. Nasıl olmadıklarını gördüm veya dilinde zikri-kalbinde kendi olanları. Bir süre kendimle kaldım. Uzun bir süre. Hatta bu belki üniversite hayatımın sonuna kadar böyleydi. 4 sene kitaplarla, kendimle, yürüyüşlerle, ağaçlarla, gökyüzüyle, denizle, araştırmalarla geçti. Mezun oldum. Pandemiyle mezun oldum. Pandemide yaşayamadığım o yaşamla karşılaştım. İçim öyle daraldı ki. Bir şeyler yaşayamamın korkunçluğu kadar insanı içinde mahveden hiçbir duygu olamaz. "Ben yaşayamadan gitmek istemiyordum bir yere.". Çizmeye, resimler yapmaya başladım. Hiç çizim yeteneğim yokken o yeteneği o anla baş edebilmek için içimdeki sancılarla var ettim. İnsan, anlık bir yeteneği kendine kazandırabilme kabiliyetine her zaman sahip olduğuna zaten inanırdım. Howard Gardner ile bunu mail yoluyla çok tartışmıştık ve ünlü zeka kuramcısı bana "Ayşegül, insan bulunduğu entellektüel ortamda ortamın sağladığı yeni zeka becerilerini kazanabilir ve bu, yetişkinlikte de kazanılacak bir gerçekliktir. Bulunduğu ortam o zekayı kaybettireceği gibi kazandırabilecektir de." mailinden sonra yüklenmiş bir inanç oldu. Araştırmalarım zekanın varlığına değil aslında var olan zekanın nasıl ilerlediğine dairdi ve o sıra öğrendim ki, acıyla harmanlanan potansiyel o süreçte kendini açığa çıkarabilir.di Pandemi bana bir karşılaşma anı yarattı. Bu gerçeklerle yüzleştirdi. Ardından bilinmezliğe fırlattı. Bilinmezlik, büyük bir sancıydı ama hep bir hayranlık uyandırırdı. Bilmemek, korkutucu olsa da ferahlatıcıydı da. Yüzleşmek, zor da olsa çok cesurcaydı.
Kimsenin yaşamadığımı sandığı ve sadece rutinle geçtiğini düşündüğü zamanlarda ben çözmek, var etmek, var olanı açığa çıkarmak ve yaşatmak için uğraşıyordum. İnancım vardı. Eşlikçim bu platforma göre dilek, benim dilimde dualardı. Dualarda bilimde bir yer edinirdi. Gerçek ilerletici güçlerden biriydi o, çünkü bilinmezliğe duyduğu inançtı insanın ilerleticisi. Görmediği bir şeye inanan bir kalp, hayalini kurduğu bir geleceği yok mu sayacaktı? Elbette aykırıydı bana. Ben görmediğime inandığım kalp ile aynı zamanda ona güvenerek ayağımı bir adım ileri attım. İnsanlar, konuşurdu. Hep konuşabilirlerdi. Bir duvarı yıktım. Ve o duvarın yarattığı enkazı da sevdim. O enkaz, seçtiğim bir yola aitti ve pişmanlık değil sonu bana aydınlıktı. İlerlememi destekleyen her acıya kollarım açıktı. O acı, bana yeni kapılar açtı. İlerlemek için önce biraz yalpaladım, düştüm ve sonra kalkmayı başardım.
Eğer bir gün, geçmişimdeki bazı detayları unutmuş olmamı travmatik bulursam açıp bu yazıyı okuyacağım. Ben geçmişte, kendimi sahiplendiğim için geçmiş geçti. Bazıları çok seyrek aklımda bazıları hiç yok bazıları çok derinde. Ama hiçbir anı hafızamda değil. Ya da hiçbir insan. Sanki bir anının baş kahramanı bendim gözümde. Bir şeyler öğrenmek için karşıma çıkılmıştı. O an karşıma çıkan her şey çok lezzetli bir masa gibiydi veya eşsiz bir gün batımı sahnesi gibiydi. Sonra aidiyeti duymadıkça bazı şeyler çatladı ve kırıldı. Kırıldıkça iç sesim "Sen, buna inanç duymuyorsan burası doğru değil." diyerek vazgeçti. Zaman, bana bendeki en farklı versiyonları sahiplenmeyi öğrettikçe benliğime saygım arttı. Kendimle gurur duymam burada başladı. Ben ilk kez hayatımda şunu fark ettim: Ben bir şeyleri istersem yapabiliyorum ve en önemlisi ben anılarda yaşamıyorum o anılardaki Ayşegül'ü sahiplenip ilerliyorum. O güzel köpek, şu an aklıma geldiğin için teşekkür ederim-o zamanlar beni karşılamaların çok büyük bir yarayı dindirdi. Ve zaman zaman karşıma çıkan her şey teşekkürler, belki aklımda olmayan her detay şuan ki kendimi sahiplenmeme sebepti.
Büyüdüğüm için kendime teşekkürler. Kendimi sahiplenecek en doğru kolları kendimde bulduğum için ve kendime güvendiğim için kendime teşekkürler. Geçmişte yaşayan onlarca insanın içinden geçmişten sıyrılıp şuan sahip olduğum her şeyle var olabilmeyi başardığım ve bunu başarabilecek kadar psikolojik iyi-oluşun temellerini attığım için kendimle gurur duyuyorum. Öyle bir değişim ki kendimde bu, bunu gördükçe dahi kendimi daha çok sevmek için bir sebep buluyorum. Ve o yazıda bana bunu yazdırana da teşekkür ederim:
Önemli olan virgül olarak her zaman devam etmektir çünkü hiçbir zaman noktanın olabileceği bir yaşam yoktur. Anılar, edinilen deneyimler, izler, paylaşımlar noktayı yok edip hep virgülle devam etmemizi sağlar.
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/06/2026 10:32:19 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23121
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.