Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı?

13 dakika
11,333
Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı? Pixnio
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • İnsanların ataları yaklaşık 30 milyon yıldır mavi rengi görebilmekte olup, Homo sapiens türü ise var olduğu 300.000 yıl boyunca mavi renk algısına sahip olmuştur.
  • Dilbilimsel görelilik ve Sapir-Whorf Hipotezi, bir dilde renk sözcüğünün olmamasının o rengin algılanamaması anlamına gelmediğini, sadece isimlendirme ve kategorizasyonun farklılaşabileceğini göstermektedir.
  • Antik Yunan metinlerinde mavi renk sözcüğünün azlığı, renk algısının eksikliğinden değil, renklerin ışık ve hislerle tanımlanması, edebi anlatım ve doğal koşullar gibi farklı nedenlerden kaynaklanmaktadır.

İddia

İnsanlar eskiden mavi rengi göremiyorlardı! Örneğin Antik Yunan'da mavi renk diye bir şey yoktu. Mavi rengi sonradan keşfettik ve kullanmaya başladık.

Gerçek mi?

Sahte
Sahte

Gerçek Ne?

Homo sapiens türünün son 30 milyon yıldaki atalarının neredeyse tamamı mavi rengi görebilmektedir; dolayısıyla insanlar da var oldukları son 300.000 yılın tamamında mavi rengi görebilecek fizyolojik ve bilişsel donanıma sahiplerdir.[1]

"Mavi rengi görememek" kalıbı, çeşitli bağlamlarda "dilde mavi renk için bir sözcük bulunmaması" ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. "Güçlü Sapir–Whorf Hipotezi" olarak bilinen hipotez çerçevesinde, dilde bulunmayan sözcüklere ait düşünceler üretilemeyeceği iddia edilse de, bu hipotez yanlışlanmış ve dilbilimciler tarafından terk edilmiş bir hipotezdir.[2], [3] Dolayısıyla "bir renge ait spesifik bir sözcüğün dil içinde bulunmaması" ile "bir rengi görememek" tamamen farklı kavramlardır.

İddianın Kökeni

Antik Yunanların renk algısının gelişmediğini ileri süren ilk isimlerden biri, Renk Teorisi isimli kitabın yazarı Johann Wolfgang von Goethe olmuştur. Ancak bu konuyu popülerize edilen isim, 19. yüzyılda İngiltere başbakanlarından biri olan, aynı zamanda klasik dönem araştırmacısı olan William Gladstone olmuştur. Gladstone, Homer'in İlyada ve Odyssey destanları gibi metinlerinde çok az renk tanımlaması kullandığını söylemiş, kullanılan renk sözcüklerinin de günümüzde var olduğunu bildiğimiz nesneleri aşina olduğumuzdan çok farklı tanımladığını vurgulamıştır. Örneğin Homer, Akdeniz'i "şarap koyusu deniz" olarak tanımlamıştır. Gladstone ve sonrasında gelenlere göre denizi, kırmızı renkli bir içecek ile tanımlamak, Antik Yunan'da renk algısının zayıflığını gösteren işaretlerden biridir.

Tüm Reklamları Kapat

Gladstone'dan sonra gelen filolog Lazarus Geiger, İzlanda sagaları, Antik Çin yazıları, İncil'in antik İbranice versiyonları ve Kuran-ı Kerim gibi metinler de dâhil olmak üzere birçok eski kitabı inceleyerek, içinde mavi renkten söz edilmediğini fark etmiştir. HistoryBuff sitesinde şöyle anlatılıyor:[4]

Geiger, "mavi"nin dillerde ne zaman belirmeye başladığını merak ediyordu. Bunu araştırdığında, dünya genelinde garip bir örüntü keşfetti: Her dilde önce siyah ve beyaz (ya da karanlık ve aydınlık) için bir kelime vardı. Dünya çapında incelediği dillerin hemen hepsinde sözü edilmeye başlanan ilk renk, kan ve şarabın rengi olan kırmızıydı. Kırmızıdan sonra, tarihsel olarak sarı ve daha sonra yeşil belirmeye başlıyordu (birkaç dilde sarı ve yeşil yer değiştiyordu). İncelediği her dilde ortaya çıkan son renk maviydi. Mavi için bir kelime geliştiren tek antik kültür Mısırlılardı - ve tesadüfe bakın ki, aynı zamanda mavi boya üretebilen tek kültür de onlarınkiydi.

Bir süredir aralıklarla çeşitli tarihçiler ve yazarlar tarafından da gündeme getirilen bu iddia, 2014 yılında Nottingham Üniversitesi Antik Tarih yardımcı doçenti Mark Bradley tarafından Homer'in destanlarındaki renklerin diğer dillere çevrilmesinin zorluklarından bahsedilmesiyle ve bunların ABC gibi birkaç öne çıkan haber kaynağı tarafından yayınlanmasıyla tekrar gündeme gelmiştir. Bradley, ABC'ye şöyle diyor:[5]

Homer'in batı edebiyatının kökenlerini temsil etmesine ve karakterizasyon, trajedi, olay örgüsü ve tür hakkında çok sofistike fikirleri olmasına rağmen, aslında Gladstone, Homer'in renk kelime dağarcığının yaklaşık üç yaşındaki bir bebeğinkiyle karşılaştırılabilir olduğuna inanıyordu.

Antik Yunan ile başlayan bu iddia, genel olarak insanların eskiden renkleri, özellikle de denizin ve göğün rengi olan maviyi hiç göremediğini iddia eden kaynakların türemesiyle internetin farklı köşelerinde popülerlik kazanmıştır.

Bilgiler

İnsanların Atalarında Mavi Renk Görüşünün Evrimi

Yapılan güncel araştırmalar, geceleri aktif olan ilkel memeli atalarının morötesi ışığa duyarlı ve kırmızıya duyarlı özelliklerden oluşan dikromatik görüşe sahip olduğunu göstermiştir:[6] Bu atalarımız 350-430 nanometre aralığını görebilmekteydi. Bu aralık, günümüzde görebildiğimiz dalgaboylarından kısa ama X ışınlarından uzun olan bir aralıktır.

Tüm Reklamları Kapat

İnsanların günümüzden yaklaşık 30 milyon yıl önce yaşamış maymun atalarında, görünür ışığın tüm spektrumunu görmeyi mümkün kılan dört sınıf opsin geni evrimleşti (ve böylece trikromatik görüş evrimleşmiş oldu). Özellikle de genomumuzda opsin geniyle ilişkili F46T, F49L, T52F, F86L, T93P, A114G ve S118T mutasyonları, 5040 farklı biyokimyasal yolağı değiştirerek daha kısa dalgaboylarında olan mavi rengi görebilmemizi sağlamıştır. Yani yaşanan bu mutasyonlar, atalarımızın gözlerinin duyarlı olduğu ışık spektrumunda kaymaya neden olarak, morötesi ışınlara olan hassasiyetimizi yitirmemize neden oldu; ama buna karşılık, başta mavi olmak üzere diğer renkleri görebilmeye başladık.[7]

Bu kısa evrimsel özetten de görülebileceği üzere, türümüzün atalarının mavi rengi kısmen daha sonradan görmeye başladığı doğrudur; ancak Homo sapiens'in evrimleştiği dönem olan günümüzden 300.000 yıl öncesinde, türümüzün bütün üyeleri ve ataları çoktan mavi rengi görebilecek göz ve beyin donanımına sahip olacak biçimde evrimleşmişti. Yani bugüne kadar var olmuş bütün insanların (renk körlüğü gibi durumlar haricinde) mavi rengi gördüğü rahatlıkla söylenebilir.

Dilbilimsel Görelilik ve Sapir-Whorf Hipotezi

Bir kültürün, bir renk için belirlediği bir sözcük olmaması hâlinde o rengi (veya diğer bir kavramı) algılayamayacağı fikrine dilbilimsel görelilik denmektedir ve yaygın olarak Sapir-Whorf Hipotezi olarak anılmaktadır.[8] Örneğin birçoklarınca tekrar edilen, Eskimolar gibi Arktik Çemberi yerlilerinin kar için 100 veya daha fazla sözcüğü olduğuna yönelik yaygın mit de bu hipotezin bir uzantısı olarak popülerleşmiştir; ne var ki, eski insanların mavi rengi göremediği iddiası gibi, Eskimolar'ın kar ile ilgili yüzlerce sözcüğü olduğu iddiası da hatalıdır.[9]

Dilbilimsel görelilik kavramı son 1 asırdır araştırılmakta olan bir kavramdır; ancak dil ve zihne dair daha fazla şey öğrendikçe, hipotezi destekleyen orijinal argümanların abartılı ve yanlış olduğu fark edilmiş, buna bağlı olarak hipotez popülerliğini yitirmiş ve yerini daha güncel ve modern hipotezlere bırakmıştır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Bu nokta yanlış anlaşılmamalıdır: Elbette, bazı durumlarda bir kavramı tanımlamakta kullandığımız sözcükler, o kavramı nasıl algıladığımızı etkilemektedir. Buna Zayıf Sapir-Whorf Hipotezi denmektedir ve dilbilimciler/sinirbilimciler arasında oldukça yaygın kabul görmektedir. Öte yandan bu, tanımlayacak kelimemizin olmadığı kavramları göremediğimiz anlamına gelmez. Bir diğer deyişle, Güçlü Sapir-Whorf Hipotezi terk edilmiştir.

Benzer şekilde, farklı kültürlerin renkleri farklı derinlik ve detaylarda tanımladığı da doğrudur. Ancak bu çalışmalarda görülen ilişki, orijinal iddiada söz edilenin tersidir: Sözcüklerin varlığı, spesifik renkleri görebilme yetisiyle ilişkili değildir; tam tersine, gözleri ve beyni beklendik şekilde çalışan herkes renkleri görür ("kualia" kavramı çerçevesinde, bu deneyimin potansiyel öznelliği bir başka tartışma konusudur). Ancak yapılan çalışmalar, herkesin gördüğü bu renkleri kültürlerin nasıl değerlendirdiği ve isimlendirdiğine bağlı olarak, o renkleri kategorize etme becerisinin değiştiğini göstermektedir. Bir diğer deyişle, yeşil renk için çok daha fazla sayıda sözcük kullanan bir kültür, farklı yeşil tonlarını daha rahat kategorize edebilmektedir. Bu, onların bu yeşil tonlarını gördüğü ama diğerlerinin göremediği anlamına gelmez! Sadece dilimizde belirli tonlar için sözcükler olduğunda, bu ufak farkları kategorize etmek daha kolay olur ve bu kategorizasyonu daha hızlı yapabiliriz.[10]

Mavi Rengin Nadirliği

Birçok kaynakta mavi rengin doğada kısmen daha nadir olduğu söylenmektedir. Bu, oldukça şaibeli bir iddiadır; zira bütün gezegeni kaplayan gökyüzü ve Dünya'nın %75 kadarını kaplayan deniz ve okyanuslar, gözümüze mavi renkte gözükmektedir. Bu, kimi zaman kaynaklarda mavi rengin nadirliğini vurgulamak veya insanlar da dâhil birçok canlının maviyi pek iyi ayırt edemediği fikrini desteklemek için "sadece gökyüzü mavi" gibi söylense de, canlıların milyonlarca yıldır her gün gördüğü bir kavramın renginin "sadece" diyerek geçiştirilemeyeceği açıktır.

Canlılar arasında da mavinin nadir olduğu söylenir (örneğin gözümüze mavi gözüken kelebeklerde mavi pigment yoktur). Buna yönelik resmî bir sayım olmamakla birlikte, bitki ve hayvanlarda mavi rengi sık sık görmeyen insanların bunu kopyalama çabasının da daha gecikmeli olarak gelmesi, dolayısıyla mavi renge özel bir isim vermeye ihtiyaç duymamış olmaları olasıdır. Bu da yazılı metinlerde mavi renge vurgu yapılmamasının sebebi olabilir.

Dillerdeki Mavi-Yeşil Ayrımı

Günümüzde "mavi" ve "yeşil" olarak tarif ettiğimiz renkler, birçok diğer dilde "koleksife olmuş şekilde", yani tek bir sözcükle karşılanan biçimde kullanılmaktadır. Bu nedenle dilbilimciler "green" ve "blue" sözcüklerini birleştirerek "grue" diye (veya Türkçede "yeşvi" diyebileceğimiz) bir sözcük kullanmaktadırlar.[11]

"Mavi" ve "yeşil"in tam tanımı, dili konuşan kişilerin öncelikle tonu ayırt etmek yerine, doygunluk ve parlaklık gibi diğer renk bileşenlerini veya tarif edilen nesnenin diğer özelliklerini tanımlayan terimleri kullanması nedeniyle iyice karmaşıklaşabilir. Örneğin bir dilde "mavi" ve "yeşil" ayırt edilebilir, ancak renk koyuysa, her ikisi için tek bir terim kullanılabilir. Ayrıca yeşil, sarı ile, mavi ise siyah veya gri ile ilişkilendirilebilir.

Tüm Reklamları Kapat

Brent Berlin ve Paul Kay'in 1969 tarihli Temel Renk Terimleri: Evrensellikleri ve Evrimi adlı çalışmalarında anlattıklarına göre; kahverengi, mor, pembe, turuncu ve gri için farklı terimler, dilde yeşil ve mavi arasında bir ayrım yapılana kadar ortaya çıkmamaktadır. Renk terimlerinin bir dildeki gelişimi, genellikle öncelikle beyaz/siyah (veya açık/koyu), kırmızı ve yeşil/sarı için olanlardır.[12]

Renklerin dil içindeki gelişiminin takip ettiği örüntüler, "Renk İsimlendirmesi Tartışması" altında dilbilimde aktif olarak tartılışan bir konudur.

Homer'in "Şarap Kırmızısı" Denizi ve Yunanların Renk Algısı

Homer'in İlyada Destanı'nda (Iliad) Akdeniz'den oínopa pónton olarak bahsedilir. oínos sözcüğünün bir bileşiği olan oínopa, "şarap" demektir. óps ise "göz" veya "yüz" demektir. Dolayısıyla bileşik sözcük, "şarap-yüzlü" anlamına gelir ve genelde "şarapsı", "şarap gibi" anlamında kullanılır. Sözcüğün edebi olarak meşhur olan "şarap karası" çevirisi ise, Henry Goerge Liddell ve Robert Scott tarafından, 1843 yılında önerilmiştir.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak örneğin Richmond Lattimore tarafından yapılan 1951 çevirisinde bu kalıp "şarap mavisi deniz" olarak, Stanley Lombardo tarafından "denizin gri şarabı" olarak, Stephen Mitcell tarafındansa basitçe "deniz" olarak çevrilmiştir. Bu tanımlamadan yola çıkan bazı insanlar, Antik Yunanlıların renk paletinin sadece siyah, beyaz ve belki de kırmızıdan ibaret olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Ne var ki bu kullanımın tek olası açıklaması bu değildir! Aşağıda, bazı olası diğer açıklamaları ele alacağız.

Edebi Anlatım

Her şeyden önce, Homer'in edebi bir anlatım yaptığı unutulmamalıdır. Akdeniz (ve Ege), yazarda şarap ile özdeşleştirdiği bir hissi yaratmış olabilir (hatta burada sinestetik bir etkileşim bile olabilir). Gerçekten de, Homer tarafından renkler veya duyguların günümüzde olandan farklı bir şekilde kullanımınına genel olarak "Homerik Kullanım" denmektedir. Homer, eserleri boyunca bugün aşina olduğumuzdan farklı birçok tanımlama yapmıştır.

Yunanlarda Renklerin Işık Hareketlerine Göre Anlatımı

Yunanlarda mavi rengi tanımlayan sözcükler olmadığı iddiası hatalıdır. Sorun, genel olarak renklerin Antik Yunan'da kategorik renklerden ziyade ışığın hareketlerine ve yarattığı hislere göre tanımlanıyor olmasıdır.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Judy Bloome Seti (Hediyeli)

Karamel Dizisi

Judy Blume

-8 yaş ve üzeri-

Judy Blume’un ilki 70’lerde çıkan ve yoğun ilgi üzerine onar yıl arayla yayımlanmaya devam eden “Karamel” dizisi tüm dünyada milyonlar satmış, yirmiden fazla dile çevrilmiş, okurları tarafından yıllar geçse de okunmaya devam etmiştir.

Kendisi de eğitim okumuş, kendi çağına göre son derece açık fikirli bir çocuk eğitimi anlayışı geliştiren yazar, Karamel karakterini kendi oğlundan esinlenerek yaratmış, küçüklüğünde oğlu da uçuk kaçık, yadırganan bir çocukmuş, hatta sağlığından şüphe edenler bile olmuş. Yazar aldırış etmeden oğlunun yaratıcılığını desteklemeye devam etmiş. Kitapları da bunu yansıtmaktadır.

“Çocukların ne düşündüğünü çok iyi bilen ve onu son derece samimi ve komik bir dille aktarabilen muhteşem bir yazar.”

—The New York Times

“Judy Blume gibi çocuk dünyasını çok iyi anlayan ve bu anlayışı mizahla birleştiren yetenekli bir yazarı takip etmek büyük zevk.”

—Publishers Weekly

“Hayatın -komik ya da üzücü- ince ayrıntılarını gören bir yazar.”

—Booklist

**********

Karamel Dizisi I:

Dördüncü Sınıfa Giden Bir Hiçin Hikâyesi

Judy Blume

Peter’in hayattaki en büyük derdi iki buçuk yaşındaki kardeşi Karamel. Hayal gücü çok kuvvetli, özgür ruhlu, zıpır bir çocuk olan Karamel büyüklerin göz bebeği fakat Peter ile kaplumbağası Tıptıp için tam bir baş belası! Sürekli ayak altında dolaşıp elini sürdüğü her şeyi berbat ediyor, öfkelenince kendini yere atıp avaz avaz bağırıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de Tıptıp’a göz dikince Peter’in sabrı taşıyor. Peki, ailesinin biraz da kendisine ilgi göstermesini nasıl sağlayabilir?

Dördüncü Sınıfa Giden Bir Hiçin Hikâyesi dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin ilk kitabı.

Karamel Dizisi II:

Süper Karamel

Judy Blume

On iki yaşındaki Peter, baş belası kardeşi Karamel’in yarattığı kargaşadan uzaklaşmak için çareler ararken bir kardeşi daha olacağını ve ailece bir seneliğine küçük bir sahil kasabasına taşınacaklarını öğreniyor. Kimseyi tanımadığı bir yerde Karamel’le aynı okula gitme fikrine alışmaya çalışırken içini kemirip duran bir soru var: Ya yeni doğacak kardeşi de Karamel’e benzerse?

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin ikinci kitabı Süper Karamel’de tüm kaygılarına rağmen Peter’i ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte sürprizlerle dolu neşeli günler bekliyor.

Karamel Dizisi III:

Karamel Çılgınlığı

Judy Blume

Peter’i canından bezdiren kardeşi Karamel bu kez de Peter’in baş düşmanı Sheila Tubman’la evlenmeye karar veriyor. Bu da yetmezmiş gibi Peter ailece yaz tatilini geçirecekleri evi Sheila ve ailesiyle paylaşacaklarını öğreniyor! İki geniş aile ve birbirinden renkli komşularla müthiş bir tatil macerası Peter’i bekliyor.

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin üçüncü kitabı Karamel Çılgınlığı’nda Peter ailesi, komşuları ve dostlarıyla unutulmaz bir yaz tatili geçiriyor.

Karamel Dizisi IV:

Çifte Karamel

Judy Blume

Karamel’in yeni tutkusu para. Evde yaptığı “Karamel Papelleri”yle aklına gelen her şeyi satın almayı saplantı haline getirince Peter ve ailesi darphane gezisi yapmaya karar verir. Gezide yıllardır haber almadıkları akrabalarıyla karşılaşır ve kendilerini çılgın bir maceranın içinde bulurlar. Peter kardeşinden çektikleri yetmezmiş gibi bu kez de birbirinden sinir bozucu ikiz kuzenleri ve Karamel’le aynı adı taşıyan, yaramazlıkta da ondan hiç aşağı kalmayan küçük erkek kardeşleri Minik Karamel’le uğraşmak zorunda kalır!

Dünyaca ünlü ödüllü yazar Judy Blume’un klasikleşmiş Karamel dizisinin son kitabı Çifte Karamel’de Peter ailesiyle yardımlaşarak hep birlikte içine düştükleri çılgın macerayı atlatmaya çalışıyor.

Tanrım Orada Mısın? Benim Margaret
Judy Blume

-10 yaş ve üzeri-

New York’un merkezinden New Jersey’in dışında bir mahalleye taşınan Simon ailesinin on iki yaşındaki üyesi Margaret’ın ağzından yazılmış, klasikleşmiş bir ilkgençlik romanı.

Kitapta, yeni bir semte taşınan, yeni bir okula başlayan ve yeni arkadaşlıklar edinen Margaret’ın, ailesi ve arkadaşlarıyla güven ve sevgiye dayalı ilişkiler kurmasına, ergenlikle bedenindeki değişimleri yaşarken hissettiği heyecan ve kaygılarına tanık oluyoruz. En önemlisi de kendi dinsel inancına karar verme sürecine; bu süreçteki iç sesine, aklını kurcalayan meselelerle ilgili Tanrıyla konuşmasına.

Çocuk ve gençlik kitapları onlarca ülkede yayımlanan Judy Blume’un 2021’de sinemaya uyarlanan bu hikâyesi ilk yayımlandığı 1970’ten bu yana tüm dünyada her yaştan okurun zevkle okuduğu bir klasik.

“Çocukların ne düşündüğünü çok iyi bilen ve onu son derece samimi ve komik bir dille aktarabilen muhteşem bir yazar.”

—The New York Times

“Judy Blume gibi çocuk dünyasını çok iyi anlayan ve bu anlayışı mizahla birleştiren yetenekli bir yazarı takip etmek büyük zevk.”

—Publishers Weekly

“Hayatın (komik ya da üzücü) ince ayrıntılarını gören bir yazar.”

—Booklist

Pizza ve Oskar ( Hediye )

Achim Bröger

Neşeli ve biraz da tombik Pizza bir gün, hayvanat bahçesini ziyaret eden insanları izleyerek konuşmayı öğrenen Oskar adında küçük bir fille tanışır. Oskar hayvanat bahçesinin, Pizza ise sürekli televizyon izleyen ailesinin sıkıcılığından dert yanarken, aniden Oskar’ın anavatanı Afrika’ya gitmek istemesiyle her ikisinin de hayatına renk katacak, eğlence ve macera dolu güzel arkadaşlıkları başlar.

Achim Bröger’in otuz yıldır yayımlanmaya devam eden ve artık bir çocuk klasiği olarak kabul edilen Pizza ve Oskar’ı, karşılaştıkları tüm sorunları birlikte çözmeyi başarabilen iki cesur arkadaşın heyecan dolu serüvenlerine hepinizi davet ediyor!

Üç macera tek kitapta!

Pizza ve Oskar Afrika’yı Arıyor

Pizza ve Oskar Macera Peşinde

Pizza ve Oskar Okul Yolunda

Devamını Göster
₺1,016.00
Judy Bloome Seti (Hediyeli)

Örneğin İlyada'da Homer, Zeus'un yıldırımlarını duyan orduları kaplayan "chlorós korku"dan söz etmektedir. Bu, günümüzde "yeşil" olarak tabir ettiğimiz renge karşılık gelmektedir; ancak chlorós, tek başına rengi tanımlamakta kullanılmazdı; kimi zaman bal sarısı veya kum sarısı için de kullanılmaktaydı. Yani Homer'de edebi dokunuşlar olduğu unutulmamalıdır. Belki de "chlorós korku", çamurlar içinde kalmış askerlerin elinze yüzüne bulaşan çamurun koyu yeşilini tarif etmekte kullanılmıştır.

Homer'in ışığın hareketi ve yarattığı hislerle ilgili birçok özgün kelime kullandığı görülmektedir:

  • Işığın "parlaması" veya "beyaz ışıldaması" için "argós",
  • Işığın hızla hareket etmesi için "aiólos",
  • Bir kalkandan yansıyan ışığı anlatmakta kullanolan "koruthaíolos",

Yunancada "mavi" anlamına gelen kuáneos sözcüğünün denizler için kullanılması, Milattan Önce 6. yüzyılın sonu, 5. yüzyılın başında, Simonides'in bir şiirinde geçmektedir. Sonrasında bu kullanım artmaya başlamış, 1. yüzyılda Yaşlı Pliny Latincede "mavi" anlamına gelen cyaneus sözcüğünü mavikantaronu tanımlamak için kullanmıştır - ki bunun günümüzdeki tür adı Centaurea cyanus'tur.

Bu perspektiften bakıldığında, "şarap gibi deniz" benzetmesi, şarabın rengiyle alakalı olmayabilir - daha ziyade deniz üzerinde yansıyan ışığın şarapla ilişkilendirilmesinden kaynaklanıyor olabilir. Örneğin Yunanlarda (ve Homer'in metinlerinde) deniz genelde "glaukós" veya "mélas" olarak tanımlanır. Glaukoma hastalığına da ismini veren "glaukós", "renkten yoksun" anlamına gelmektedir; ancak sonradan "gri" rengi tanımlayan sözcük hâline gelmiştir. Melanin pigmentine de ismini veren "mélas" ise, "koyu, soluk" anlamındadır ama sonradan "siyah" için de kullanılmaya başlanmıştır - ki "melankoli" sözcüğü de bununla ilişkilidir. Bu tür tanımlamaların kullanılması, Homer'de "şarap gibi" lafının renkten ziyade, denizin de şarap gibi ışığı pek yansıtmaması gibi ışıkla ilişkili özelliklerine gönderme olabileceğini düşündürmektedir.[13]

Bu konuyla ilişkili bir diğer ilginç örnek, Yunanlarda gökyüzünün "bronz" olarak tarif edilmesidir. Günümüzde bronz rengi, neredeyse her diğer metallerle alaşım hâlinde olan ve üzeri özellikle koruyucu vernikle kaplanmış bronza karşılık gelir:

Vernikli bronz bir heykel
Vernikli bronz bir heykel

Ne var ki saf bronz, oksitlendiğinde bu şekilde görünür:

Oksidize olmuş bronz
Oksidize olmuş bronz
Textures

Bu yalın gerçek gözetildiğinde, gökyüzünün "bronz" olarak adlandırılması hiç de tuhaf gelmemektedir.

Gerçek Anlamıyla "Kırmızı" Bir Deniz

Bir diğer açıklama, denizin belli bir günde gerçekten de kırmızı gibi gözükmesidir. Kimi zaman atmosferik koşullar dolayısıyla sıra dışı bir kırmızıya bürünen gökyüzünden ötürü, denizin kızıla çalması da mümkündür. Bunu günümüzde nadiren de olsa görmek mümkündür. Homer, bu tür bir günden bahsediyor olabilir.

Bu fotoğraf, Jesse Senko tarafından çekilmiştir. Elbette, kamera ayarlarının, sahneyi gözün gördüğünden farklı göstermesinin mümkün olabileceği hatırlanmalıdır.
Bu fotoğraf, Jesse Senko tarafından çekilmiştir. Elbette, kamera ayarlarının, sahneyi gözün gördüğünden farklı göstermesinin mümkün olabileceği hatırlanmalıdır.
Science

Beyaz Şaraba Benzeyen Deniz

Ek olarak, Homer'in sözünü ettiği şarabın "kırmızı şarap" olmama ihtimali de vardır. Onun döneminde de beyaz şarap bilinmekteydi (her ne kadar çoğu şarap kırmızı olsa da) ve belki de denize karşı şarap tüketen bir yazar olarak şarabın beyazı ile denizin mavisini ilişkilendirmiş olabilir. Sonuçta unutmayın: Homer, "kırmızı" sözcüğünü hiç kullanmamıştı; bu renk belirlemesi, sonradan yapılan İngilizce çevirilere eklenmişti. Yine de şarabın genellikle coşkun hisler, gece, kan, ölüm, gemiler, öfke gibi şeylerle ilişkilendirilmesinden ötürü, Homerik bir metinde beyaz şaraptan söz edilmesi pek olası görülmemektedir.

Kırmızı Algler

Bir diğer potansiyel açıklama ise alglerdir. Örneğin Kızıl Deniz'in isminin de Antik Yunanlar tarafından Erythra Thalassa, yani "Kırmızı Deniz" olarak verilmiş olması da kimi zaman bu renk algısı noksanlığına işaret etmekte kullanılmaktadır. Halbuki Kızıl Deniz'in ismine ilham olan şeyin, kıyılarında bolca bulunan Trichodesmium erythraeum türü siyanobakterilerin lokal olarak denizi gerçekten kırmızıya dönüştürebilmesi olduğu düşünülmektedir.[14]

Sonuç

Dilin algıyı belli bir miktarda etkilediği doğrudur. Ayrıca belli kültürlerde belli renklere yönelik ayrımların var olmadığı veya tarihsel olarak daha geç doğduğu da doğrudur. Ancak bir dilde bir sözcüğün bulunmamasından ötürü o rengin algılanamadığı fikri, tamamen bilim dışıdır ve ne sinirbilimciler arasında kabul görmektedir ne de dilbilimciler arasında... Bu fikir, beynimizin sadece %10'unu kullanabildiğimiz mitinden farksızdır; Rusça'da mavi için 2 farklı sözcük olduğu için onların maviyi diğer milletlerden daha iyi görebildiğini iddia etmek kadar geçersizdir.

Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
83
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 27
  • Bilim Budur! 9
  • Merak Uyandırıcı! 6
  • İnanılmaz 4
  • Muhteşem! 2
  • Korkutucu! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 1
  • Umut Verici! 1
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/02/2026 20:41:25 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/11449

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
Ç. M. Bakırcı. Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı?. (6 Şubat 2022). Alındığı Tarih: 28 Şubat 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/11449
Bakırcı, Ç. M. (2022, February 06). Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı?. Evrim Ağacı. Retrieved February 28, 2026. from https://evrimagaci.org/s/11449
Ç. M. Bakırcı. “Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 06 Feb. 2022, https://evrimagaci.org/s/11449.
Bakırcı, Çağrı Mert. “Antik Yunan'da ve Öncesinde İnsanlar Mavi Rengi Göremiyorlar mıydı?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, February 06, 2022. https://evrimagaci.org/s/11449.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)