Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Çeviren 14 Aralık 1999
1 Aralık'ta, dürbünle gece gökyüzünü tarayan deneyimli gözlemciler, Kartal (Aquila) takımyıldızında yeni bir yıldız varmış gibi görünen bir nokta fark etti. Ama bu aslında yeni bir yıldız değildi. Ayrıntılı gökyüzü haritalarıyla yapılan karşılaştırma şaşırtıcı gerçeği ortaya çıkardı: O konumda zaten bilinen bir yıldız vardı; yalnızca parlaklığı yaklaşık 70.000 kat artmıştı. Değişen yıldız gözlemcilerinin sevgiyle Nova V1494 Aquilae adını verdiği bu yıldız, birkaç gün boyunca parlaklaşmayı sürdürdü. Sonra çıplak gözle kolayca görülecek kadar parlaklaştı ve ardından yavaş yavaş sönmeye başladı. 4 Aralık'ta, en parlak olduğu zamana yakın bir tarihte çekilen bu geniş açılı fotoğrafta, takımyıldız içindeki konumu işaretlenmiş durumda. Bir yıldızın böylesine yıkıcı görünen bir değişim yaşamasına ne yol açar? Bu “yeni yıldız”ın, klasik bir nova olduğu anlaşılıyor. Klasik novaların, ikili yıldız sistemlerinde gerçekleştiği düşünülür; bu ikililerden biri yoğun ve sıcak bir beyaz cücedir. Eş yıldızdan gelen madde beyaz cücenin yüzeyine düşer, birikerek sonunda termonükleer bir patlamayı tetikler. Sonuçta parlaklık olağanüstü artar ve genişleyen bir enkaz kabuğu oluşur; ama ikili sistem büyük olasılıkla yok olmaz. Klasik novaların, madde akışı yeniden başladığında ve belki yüzlerce yıl sonra bir başka patlama ürettiğinde tekrar edebileceğine inanılır.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
243.0K UP
Çeviren 1 saat önce 1 dk.

Gökbilimciler, uzak bir gökadanın kalbinde ölümcül bir spirale kilitlenmiş gibi görünen iki süper kütleli kara delik (İng: "supermassive black hole") tespit etti. Bu devasa yapıların, 100 yıl kadar kısa bir süre içinde birbiriyle çarpışabileceği düşünülüyor. Yaklaşık 500 milyon ışık yılı uzaklıktaki Markarian 501 gökadasının merkezinde keşfedilen bu ikili, araştırmacıların onlarca yıllık radyo teleskop gözlemlerini incelemesi sonucunda belirlendi.

Çoğu gökadada olduğu gibi galaktik çekirdekten dışarı doğru fışkıran tek bir parçacık jeti (İng: "jet") bulmak yerine, gökbilimciler iki ayrı jet ile karşılaştı. Bu jetlerin her birinin, Güneş'in kütlesinin 100 milyon ile 1 milyar katı arasında bir kütleye sahip farklı birer kara delik tarafından beslendiği düşünülüyor.

0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İzmir Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 6 gün önce İzmirÜcretsiz10 Mayıs
Astronomi Bilimine Sanatsal Dokunuş: Astrofotoğrafçılık ve Tutulmalar
10 Mayıs 2026 15:00 tarihinden 10 Mayıs 2026 18:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak astrofotoğrafçılık alanındaki derin bilgi ve deneyimi ile Kubilay Akdemir konuğumuz olacak! Astronomi bilimine sanatsal bakış açısıyla yaklaşacağımız bu etkinliğe, astronomi ve fotoğrafçılık alanlarıyla ilgilenen herkes davetlidir! Etkinliğimiz ücretsiz bir etkinliktir.     

                                                                                                                                                                    

📍Cliff Venue Bahçe, Bornova, https://share.google/JOJlJr0yTLo4qITE4
⏱️10 Mayıs, Pazar, 15:00

📝Kayıf Formu: https://forms.gle/zmaaDScBkGe77yUi9

KONUŞMACI HAKKINDA

Kubilay Akdemir 1976 yılında Gaziantep’te Doğdu. İlk ve orta öğrenimini
doğduğu şehirde tamamladı. Gaziantep’te yerel yayın yapan GRT ve Yaprak
TV kanallarında program yapımcılığı yaptı. 1997-2005 yılları arasında Dokuz
Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde eğitim
gördü. 1996’dan beri gökyüzü fotoğrafçılığıyla uğraşmaktadır. 1996-2002 yılları
arasında Ege Mimarlık Dergisi’nde çalışmalar yaptı. Ege Üniversitesi Astronomi
Bölümü’nün düzenlediği yaz okullarında gökyüzü fotoğrafçılığıyla ilgili dersler
verdi. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen “Tam Güneş Tutulması”
Fotoğrafları Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi’nde yayınlandı. Canon, NTV,
CNNTÜRK, Atlas Dergisi, Magma Dergisi ve Tübitak gibi kurumların
destekleriyle Mısır, Güney Afrika, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Sri Lanka,
Suriye, Avustralya , Endonezya, ABD, Filipinler, Uganda, ve Türkiye’de belgesel
fotoğraf ve film alanında çalışmalar gerçekleştirdi. 2001 yılından beri ATLAS
Dergisi serbest fotoğrafçısı olarak görev almakta, 1996 yılından beri İzmir’de
bulunan Gölge Reklam Ajansında sanat yönetmenliği ve tanıtım/reklam filmleri
konusunda çalışmaktadır. Akdemir, “Tutulma Avcıları” adlı Güneş ve Ay
tutulmaları belgesel çalışmalarını 1999 Yılından beri sürdürmektedir. “Tutulma
Avcıları” adlı çalışma Güneş ve Ay tutulmalarının kültürler üzerindeki etkilerini
tarihsel süreçten günümüze kadar olan yansımalarını konu ediyor. Tutulma
tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din ve kültürler üzerindeki
etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor.

Kubilay Akdemir’in ‘Tutulma Avcıları’ projesi, 1998 yılında
gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla
başladı. Günümüzde de aktif olarak devam etmektedir.

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
243.0K UP
Çeviren 6 gün önce 13 dk.

İngiltere'nin Cornwall bölgesindeki huzurlu bir vadide, devasa baloncuklu naylon tabakalarından yapılmış gibi görünen devasa kubbeler yer alıyor. Bu kubbeler, dünyanın dört bir yanından gelen bitkileri barındırıyor ve Eden Projesi (İng: "Eden Project") olarak bilinen botanik bahçesinin imza niteliğindeki özelliğini oluşturuyor. Eden Projesi'nin hemen yanında, yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki asfaltlı bir arazide, zararsız görünen birkaç adet 10 metre uzunluğunda depolama konteyneri ve 3 metre yüksekliğinde kırmızı metal bir yapı bulunuyor.

Bu yapının hemen altında, Dünya'nın kabuğunun 5,3 kilometre derinliğine inen küçük bir delik var. Yaklaşık bir pizza genişliğinde olan 25 santimetrelik çapıyla, sadece iki boruyu barındıracak kadar geniş bir alan sunuyor. Bu borulardan daha geniş olan dış boru soğuk suyu aşağı pompalamak, içteki çekirdek boru ise sıcak suyu yüzeye geri pompalamak için kullanılıyor. Elde edilen bu sıcak su, kubbelerin içindeki bitkilerin ihtiyaç duyduğu tropikal sıcaklıkları korumak amacıyla Eden Projesi'ni ısıtmak için kullanılıyor.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Talha Çakırca
Seslendiren 28 Kasım 2023 3:11
Kilo verirken vücudumuzda yakılan yağ nereye gider? Ünlü karikatürist Yiğit Özgür’ün de esprili bir şekilde çizdiği gibi, oturduğumuz yerden birdenbire...
61
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
201.3K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba
Her kitabını büyük bir heyecanla okuduğum bir yazar. Geçen yıl Ankara'da yayıncı bir arkadaşım sayesinde tanıştığım küçük dev adamdı benim için o .İstanbul Hatırası aslında sadece bir polisiye değil; İstanbul’un hafızasına yazılmış bir ağıt gibi. Ahmet Ümit burada cinayeti bir araç olarak kullanıyor, ama derdi katili bulmaktan çok daha derin. “Bu şehir neyi unuttu?” sorusunu sordurmak.

Roman boyunca Komiser Nevzat’ın peşinden giderken bir yandan da İstanbul’un katman katman geçmişine iniyorsun. Her cinayet, aslında bir döneme açılan kapı gibi; Bizans’tan Osmanlı’ya, oradan bugüne uzanan bir tarih yürüyüşü. Özellikle Yerebatan Sarnıcı gibi mekânlar sadece fon değil, neredeyse romanın karakterleri haline geliyor. İstanbul burada yaşayan bir varlık gibi kırgın, yorgun ama hala büyüleyici.

Dili sade ama etkisi yoğun. Okurken bir yandan “katil kim?” diye merak ediyorsun, ama diğer yandan şehrin uğradığı tahribat, kaybolan değerler, betonlaşma ve unutkanlık içini sıkıştırıyor. Yani klasik polisiye temposu ile kültürel bir hüzün iç içe geçiyor.

En etkileyici taraflarından biri şu roman sana İstanbul’u sevdirmekten çok, ona karşı bir sorumluluk duygusu yüklüyor. Sanki kitap bitince dışarı çıkıp şehre biraz daha dikkatli bakman gerekiyormuş gibi hissediyorsun. Bir köşe başında geçmişin izlerini aramak, eski bir duvara bakarken “burada kimler yaşadı?” diye düşünmek.

Kendi içimde okurken şöyle bir his oluşmuştu. Bu kitap, katili bulduğunda bitmiyor. Asıl mesele, o cinayetlerin arkasındaki nedenleri fark ettiğinde başlıyor. Çünkü Ümit’in ima ettiği şey çok net bazen suç, tek bir insana ait değildir; bir şehrin, hatta bir toplumun yavaş yavaş unutmasıyla büyür.

İstanbul Hatırası polisiye seven için sürükleyici, ama asıl gücünü İstanbul’a yazılmış melankolik bir mektup olmasından alıyor. Okuyup kapattığında aklında katilden çok şehir kalıyor. Bir de sevdiği kadını Evgenia yayı betimleyişi ona olan sevgisini anlatması bir başka güzel sizce de öyle değil mi ?Evgeniayanın hayata bakış açısı ,sevdiği adama desteği ,anlayışı insanın içini ısıtıyor ne güzel :))
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 6 gün önce İstanbul₺350,00 - ₺550,002 Mayıs
Yapay Zeka Destekli Kodlama - İlk Uygulamanı Tasarla!
02 Mayıs 2026 14:00 tarihinden 02 Mayıs 2026 17:00 tarihine kadar.

Yapay zeka araçlarını kullanarak, saatler içinde çalışan web sitenizi veya uygulamanızı yapmaya hazır mısınız? Eyüp Can Akman (Software Architect @ Evrim Ağacı) tarafından yönetilecek olan bu workshop'ta sizi neler bekliyor? Sıfır ön bilgiyle, kodlama bilmenize gerek kalmadan, yapay zekayı bir kodlama asistanı gibi kullanmayı ve yönlendirmeyi öğrenip, ücretsiz araçlarla profesyonel sonuçlar almanın yollarını keşfedeceğiz. Teorik bilgiyle kalmayıp, kendi bilgisayarlarımızda uygulama geliştireceğiz. Günün sonunda kendi yaptığınız uygulamayı internette canlıya alıp, linkini paylaşabileceksiniz. Kontenjan sınırlıdır, yerinizi hemen ayırtın. Not: Katılım için herhangi bir yazılım veya teknik bilgi geçmişi gerekmemektedir. Kendi laptopunuzu getirmeniz yeterlidir.

Devamını Göster
9
2 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Night Night
Üye 7 saat önce
bir topun icine diger topu sigdirmak icin ve ilk topun son hacmine kadar sistigini varsayarsak, diger topu ilk topa sigdirmak icin kutle ve hacimce kucuk olmasi gerekmez mi? baktigimiz da her seh ufak bir taneden buyugune gitmiyor mu? mesela insan yapisi gibi peki evren de bu sistem uzerine kurulu olabilir mi? Coklu evrenler gibi..
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
243.0K UP
Çeviren 3 gün önce 7 dk.

Birçok hayvan korkutucu bir üne sahip olsa da, sadece biri en tehlikeli olma unvanını elinde tutuyor. Daha açık belirtmek gerekirse, bu hayvan türü her yıl en çok insanı öldüren canlıdır. Hollywood filmleri, aslanlar ve timsahlar gibi en zorlu yırtıcılara dikkat etmemiz gerektiğine inanmamızı ister. Ancak doğadaki pek çok hayvan beklediğimizden çok daha az ölümcüldür. Örneğin köpekbalıkları her yıl ortalama sadece 70 insanın ölümüne neden olur. Şaşırtıcı bir şekilde, Dünya üzerindeki en ölümcül yaratıklar genellikle çok daha küçüktür; jilet gibi keskin dişlerden ziyade hastalık, zehir ve benzeri yollarla ölüme neden olma ihtimalleri çok daha yüksektir. İşte dünyanın en tehlikeli 10 hayvanı.

Ormanların kralının (aslında ormanda yaşamasalar da) dünyanın en tehlikeli hayvanları listesinde daha üst sıralarda yer alacağını tahmin etmiş olabilirsiniz. Buna rağmen aslanlar, kesinlikle bulaşmak istemeyeceğiniz vahşi yırtıcılardır. Sadece 114 desibellik kükremeleri bile uzak durmanız için yeterli bir uyarıdır.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
201.3K UP
İnceleyen 3 gün önce
Merhaba
René Descartes’ın Meditasyonlar adlı eseri, modern felsefenin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir ve temel amacı kesin, şüphe götürmez bilgiye ulaşmaktır. Descartes bu hedefe ulaşmak için “metodolojik şüphe” adını verdiği bir yöntem geliştirir. Bu yönteme göre, en küçük bir şüphe ihtimali taşıyan tüm inançlar geçici olarak reddedilmelidir. Duyuların zaman zaman bizi yanılttığını gözlemleyen Descartes, dış dünyaya dair bilgilerin güvenilirliğini sorgular. Hatta daha ileri giderek, rüya görüyor olabileceğimizi ve tüm deneyimlerimizin bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Bu radikal şüphe, aslında bilgiyi tamamen yıkmak için değil, sağlam bir temel bulmak için kullanılan sistematik bir araçtır.

Bu şüphe süreci içinde Descartes, şüphe etmenin kendisinin bile bir kesinlik içerdiğini fark eder. Çünkü şüphe eden bir özne vardır ve bu öznenin varlığı inkar edilemez. Böylece ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım yani Cogito, ergo sum sonucuna ulaşır. Bu önerme, yalnızca bireysel varoluşun kanıtı değil, aynı zamanda bilginin özne merkezli olarak kurulmasının başlangıcıdır. Artık bilgi, dış dünyadan değil, düşünen öznenin bilincinden temellendirilir. Bu yaklaşım, modern felsefede öznenin merkezi rolünü belirleyen önemli bir kırılma noktasıdır.

Descartes, bu temel kesinlikten hareketle daha geniş bir bilgi sistemi kurmaya çalışır. Bu noktada Tanrı’nın varlığı önemli bir rol oynar. Descartes’a göre, insan zihninde bulunan “mükemmel varlık” fikri, kusurlu bir varlık olan insan tarafından üretilemez; bu fikir ancak gerçekten var olan mükemmel bir varlık tarafından zihne yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle Tanrı vardır ve aldatıcı değildir. Tanrı’nın aldatıcı olmaması, insanın açık ve seçik olarak kavradığı bilgilerin doğru olduğunun garantisi olarak görülür. Ancak bu argüman, Descartes’ın Tanrı’yı bilginin garantisi olarak kullanırken yine açık ve seçik algılara dayanması nedeniyle “döngüsellik” eleştirisine maruz kalmıştır.

Descartes’ın bir diğer önemli katkısı zihin ve beden arasında yaptığı ayrımdır. Ona göre zihin, düşünen ve bilinçli olan bir tözdür; beden ise uzamda yer kaplayan, maddi bir varlıktır. Bu iki töz birbirinden tamamen farklıdır ve farklı özelliklere sahiptir. Bu görüş, düalizm olarak adlandırılır ve modern zihin felsefesinin temel problemlerinden birini ortaya çıkarır: Zihin ve beden birbirinden tamamen farklıysa, nasıl etkileşime girerler? Descartes bu etkileşimi tam olarak açıklayamaz ve bu durum onun sisteminin zayıf noktalarından biri olarak görülür.

Descartes, Tanrı’nın varlığını ve güvenilirliğini kabul ettikten sonra dış dünyanın varlığını yeniden temellendirir. Artık duyular tamamen güvenilmez değildir; doğru kullanıldıklarında bilgi sağlayabilirler. Böylece Descartes, şüpheden kesinliğe, özneden dış dünyaya doğru ilerleyen bir bilgi sistemi kurar.

Descartes'in tüm bu açıklamalına karşı çıkan yorum yapan bir çok düşünür vardır. İlk olarak John Locke, Descartes’ın doğuştan fikirler anlayışına karşı çıkar. Descartes’a göre bazı temel fikirler (örneğin Tanrı fikri) zihinde doğuştan bulunur. Locke ise zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu savunur. Ona göre tüm bilgi deneyimden gelir. Bu bağlamda Locke, Descartes’ın rasyonalizmine karşı ampirizmi geliştirerek güçlü bir alternatif sunar.

Bir diğer önemli eleştirmen David Hume’dur. Hume, Descartes’ın kesin bilgi arayışını fazla iyimser bulur. Ona göre insan zihni, neden-sonuç ilişkileri gibi temel kavramları bile kesin olarak bilemez; bunlar alışkanlıkların ürünüdür. Bu açıdan Hume, Descartes’ın ulaşmaya çalıştığı kesinlik idealini ciddi biçimde sarsar ve daha radikal bir şüpheciliğe yönelir.

Immanuel Kant ise Descartes ile Hume arasında bir sentez kurmaya çalışır. Kant, Descartes’ın akla verdiği önemi kabul eder, ancak bilginin yalnızca akıldan değil, aynı zamanda deneyimden de beslendiğini savunur. Ona göre zihin, deneyimi şekillendiren bazı apriori (deneyim öncesi) kategorilere sahiptir. Kant böylece Descartes’ın özne merkezli yaklaşımını geliştirir, fakat Tanrı gibi metafizik iddiaların kesin olarak kanıtlanamayacağını ileri sürer.

Baruch Spinoza ise Descartes’ın düalizmini eleştirir. Descartes zihin ve bedeni iki ayrı töz olarak görürken, Spinoza bunların aslında tek bir tözün (Tanrı ya da doğa) farklı görünümleri olduğunu savunur. Bu yaklaşım, düalizmin yarattığı zihin ve beden etkileşim problemini aşma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Son olarak Friedrich Nietzsche, Descartes’ın “düşünen özne” anlayışını kökten sorgular. Nietzsche’ye göre “ben” dediğimiz şey sabit ve temel bir öz değil, dilin ve alışkanlıkların bir ürünüdür. Bu nedenle “Düşünüyorum, öyleyse varım” ifadesi bile yanıltıcıdır; çünkü ortada sabit bir “ben” olduğu varsayımına dayanır.

Meditasyonlar, aslında bilginin temellerini sorgulayan, özneyi merkeze alan ve aklı en güvenilir bilgi kaynağı olarak gören rasyonalist bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte, Tanrı’nın varlığına dair kanıtların ikna ediciliği, zihin ve beden etkileşiminin açıklanamaması ve bireysel bilince aşırı vurgu yapılması gibi yönleri nedeniyle eleştirilmiştir. Buna rağmen eser, modern felsefenin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamış ve sonraki filozoflar için vazgeçilmez bir tartışma zemini oluşturmuştur.
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Meditasyonlar - Gassendi'nin Meditasyonlar'a İtirazı ve Descartes'in Bu İtirazlara Yanıtı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Samsun Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Samsun₺100,007 Mayıs
Sanat Okumaları - EA Samsun Topluluğu
07 Mayıs 2026 19:00 tarihinden 07 Mayıs 2026 21:00 tarihine kadar.

Türk Sanatının Büyük Ustalarıyla Buluşuyoruz! 🎨 🖼️ 

Evrim Ağacı Samsun Topluluğu olarak sanatın izinde yepyeni bir serüvene başlıyoruz. İki haftada bir perşembe günleri bir araya geliyor; her oturumda Türk sanatına yön veren bir "Büyük Usta"yı yakından tanıyoruz. Buluşmalarımızda Neler Yapacağız? Okuma ve Tartışma: Her buluşma öncesi belirlediğimiz sanatçının kitabını okuyarak geliyoruz, ardından sanatçının hayatını, eserlerini ve sanat anlayışını bu okumalar ışığında inceliyoruz. Fikir Alışverişi: Sanatçının dönemine ve eserlerinin bizde bıraktığı etkilere dair derinlemesine sohbet ediyoruz. Birlikte Üretiyoruz: Sohbetimizin ardından serbest çalışmalara geçiyor, o günün sanatçısından ilhamla veya bağımsız olabilecek şekilde hep birlikte çeşitli sanatsal üretimler yapıp, oyunlar oynuyoruz. Sadece teoride kalmayan, ürettiğimiz ve birlikte öğrendiğimiz bu keyifli buluşmaya sen de katıl! 
Tarihler: 

  • Süleyman Seyyid - 9 Nisan 2026 Perşembe 
  • Osman Hamdi Bey - 23 Nisan 2026 Perşembe 
  • Halil Paşa - 7 Mayıs 2026 Perşembe 
  • Hoca Ali Rıza - 21 Mayıs 2026 Perşembe
  • Hüseyin Zekai Paşa - 4 Haziran 2026 Perşembe
  • Abdülmecid Efendi - 18 Haziran 2026 Perşembe
  • Nazmi Ziya - 2 Temmuz 2026 Perşembe
  • Hüseyin Avni Lifij - 16 Temmuz 2026 Perşembe
  • Namık İsmail - 30 Temmuz 2026 Perşembe 

Tüm sanat okumalarına katılacak olan katılımcılarımız Tüm Tarihler İçin Katılım biletini alabilirler. Saat: 19:00 Yer: Seyir Atölye - Körfez mahallesi 5020. Sokak No: 1 Daire: 5 Kırımlı Marina Deluxe Apt Atakum / SAMSUN

Devamını Göster
14
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 31:00
Evrimle doğrudan ilgisi olmayan herkesin yakından tanıdığı bir sorudur bu: "Madem insanlar maymundan geliyor, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?" Soru,...
8
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Beyza Ogmen
Beyza Ogmen
2,905 UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Ankara
Botanik Parkı'ndan
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 12 Mayıs 2021
Evren'in sizin anlayabileceğiniz gibi olma gibi bir yükümlülüğü yoktur.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
47
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nazmi Efe Armutcu
Matematik Lisansı yapıyorum 7 Eylül Sen de Cevap Ver

Evet, olabilir.

Bir olay en az bir kere yaşanmışsa bu olayın olma olasılığı "0"dan fazladır. Elimizde sadece bu var, biz bu evrende var olduk. Yani bu evrende canlılık denen şey gerçekleşebiliyor. En önemli olan şey, evrenimizin büyüklüğü. Size buradaki önemi vurgulamak amacıyla bir varsayım yapalım: Evrendeki yıldız sayısı sonsuz olsun. Bu durumda, evrendeki canlılık sayısı da sonsuz olurdu. Bir de evrenin sınırlı büyüklükte olduğunu varsayalım. Evrenin ne kadar büyük olduğu canlılık oluşma olasılığının kaç defa gerçekleştiğini gösterir.

Sizin sorunuzdaki ihtimal şöyle: Evrenin büyüklüğü tam olarak bizim ortaya çıkmamıza yetecek kadarsa ve bizim ortaya çıkma ihtimalimiz çok azsa (çünkü gözlemlenebilir evren makul olasılıkları gerçekleştirebilecek kadar büyük görünüyor) uzaydaki tek canlılık bizizdir.

Tüm Reklamları Kapat

Felsefi olarak, her iki senaryo da hiç zevk vermeyen varoluş sancısı tarafına çekilmeye/çekmeye çok müsait olduğu için birçok insanın üzerine düşünmekten kaçındığı bir konu.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilim, hatalarla doludur. Ancak faydalı hatalarla... Çünkü o hatalar, gıdım gıdım birikerek bizi gerçeğe ulaştırır."
Jules Verne
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)