Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?

Milimetre dalga teknolojisi gibi devrim niteliğindeki yeni sondaj yöntemleri, Dünya'nın derinliklerindeki kavurucu sıcaklıklara ulaşarak enerji krizine kalıcı bir çözüm sunabilir.

13 dakika
16
Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz? BBC Science Focus Magazine
Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?

  • Jeotermal enerji, Dünya'nın derinliklerindeki yüksek sıcaklıkları kullanarak elektrik üretimi ve ısıtma için sürdürülebilir ve kesintisiz bir enerji kaynağı sunar.
  • Quaise Energy'nin milimetre dalga teknolojisi, geleneksel sondaj yöntemlerinin sınırlarını aşarak sert ve sıcak temel kayaları buharlaştırıp derin jeotermal enerjiye erişmeyi hedeflemektedir.
  • Birleşik Krallık ve diğer ülkelerde jeotermal enerji, karbon emisyonlarını azaltmak ve enerji krizini çözmek için giderek daha fazla benimsenmekte ve eski kömür madenleri gibi alanlar yeniden değerlendirilmektedir.

İngiltere'nin Cornwall bölgesindeki huzurlu bir vadide, devasa baloncuklu naylon tabakalarından yapılmış gibi görünen devasa kubbeler yer alıyor. Bu kubbeler, dünyanın dört bir yanından gelen bitkileri barındırıyor ve Eden Projesi (İng: "Eden Project") olarak bilinen botanik bahçesinin imza niteliğindeki özelliğini oluşturuyor. Eden Projesi'nin hemen yanında, yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeki asfaltlı bir arazide, zararsız görünen birkaç adet 10 metre uzunluğunda depolama konteyneri ve 3 metre yüksekliğinde kırmızı metal bir yapı bulunuyor.

Bu yapının hemen altında, Dünya'nın kabuğunun 5,3 kilometre derinliğine inen küçük bir delik var. Yaklaşık bir pizza genişliğinde olan 25 santimetrelik çapıyla, sadece iki boruyu barındıracak kadar geniş bir alan sunuyor. Bu borulardan daha geniş olan dış boru soğuk suyu aşağı pompalamak, içteki çekirdek boru ise sıcak suyu yüzeye geri pompalamak için kullanılıyor. Elde edilen bu sıcak su, kubbelerin içindeki bitkilerin ihtiyaç duyduğu tropikal sıcaklıkları korumak amacıyla Eden Projesi'ni ısıtmak için kullanılıyor.

Bugün bunun gibi bir dizi jeotermal enerji sistemi, ister evleri, ticari tesisleri veya Eden Projesi'ndeki gibi binaları ısıtmak için ister elektrik üretmek için olsun, Dünya yüzeyinin derinliklerinde depolanan doğal ısıdan faydalanıyor. Jeotermal enerji ile elektrik üretmenin iki yolu bulunuyor. İlk yöntemde bir türbini çalıştırmak için yeraltı kuyularından yüzeye sıcak su veya buhar pompalanıyor. Hidrolik çatlatma (İng: "hydrofracturing") olarak bilinen ikinci yöntemde ise soğuk su, yeraltının derinliklerindeki sıcak kayalara zorla basılıyor ve suyun bir türbine güç sağlamak üzere yüzeye dönmeden önce bu kayalar tarafından ısıtılması sağlanıyor. Eden Geothermal şirketinin CEO'su Augusta Grand durumu şu sözlerle açıklıyor:

Tüm Reklamları Kapat

Ne kadar derine inerseniz, o kadar sıcak olur. Dünya'nın merkezi, Güneş'in yüzeyi kadar sıcaktır. Jeotermal, yenilenebilir enerjilerin uyuyan devi gibidir ve çok fazla potansiyele sahiptir.

Görünüşe göre bu dev uyanıyor olabilir. Dünya çapında bir avuç mühendislik girişimi, sessiz sedasız bir şekilde ulusal şebekeye bağlanıp evlere gönderilebilecek türden elektrik üretmek amacıyla jeotermal enerjiden yararlanma umuduyla derin kazılar yapıyor. Eğer başarılı olurlarsa, bu durum dünyanın enerji üretme biçimini tamamen değiştirebilir; sadece doğru türde kayaları bulmaları gerekiyor.

Temel Kayalarına Ulaşmak

Elektrik üretmek, Eden Projesi'nin nispeten basit ısıtma sistemi için kullanılanlardan çok daha yüksek sıcaklıklara sahip kayalar gerektiriyor. Tarihsel olarak, aşırı sıcaklıklara erişim sadece İzlanda ve İtalya gibi volkanik bölgelerle sınırlıydı. Ancak günümüzde, oyunun kurallarını değiştiren teknolojiler sayesinde yeni ve ultra derin jeotermal projeler, normal jeotermal santrallerden çok daha fazla enerji üretebilecek kavurucu derecede sıcak temel kayalarına inebiliyor. Bu kayalar üstteki tortul katmanların altında ancak mantonun üzerinde yer alan ve kilometrelerce derine inen sondajları gerektiren bir konumda bulunuyor.

Bu temel kayalarını kazma arayışının ön saflarında yer alan şirketlerden biri Quaise Energy olarak öne çıkıyor. ABD'nin Massachusetts eyaletinde bulunan şirket, çok sert ve çok sıcak temel kayalarını delmek için nükleer füzyon araştırmalarında geliştirilen milimetre dalga (İng: "millimetre wave" veya kısaca MMW) teknolojisini kullanmayı planlıyor. Milimetre dalgaları elektromanyetik spektrumda mikrodalgalar ile kızılötesi arasında yer alıyor. Yaklaşık 15 yıl önce, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Plazma Bilimi ve Füzyon Merkezi'nde çalışan bir araştırmacı olan Paul Woskov, MMW teknolojisinin sondaj için uyarlanma potansiyelini fark etti.

Tüm Reklamları Kapat

Son birkaç yılda Quaise Energy bu teknolojiyi kullanarak 100 kilovata kadar güç üretmeyi başardı. Quaise Energy'nin kurucu ortağı Matthew Houde bu durumu şöyle özetliyor:

Yaklaşık 100 mikrodalga fırının enerjisiyle sondaj yapmayı planlıyoruz. Şu anda, bu yılın sonuna kadar teknolojiyi laboratuvardan çıkarıp sahaya götürmeden önce gücünü artırmaya odaklanmış durumdayız.

Şirket iki farklı prototip kulesi üzerinde çalışıyor. Daha küçük olan kule, saatte yaklaşık 3 ila 4 metre hızla sondaj yaparak MMW tekniğini sahada test eden ilk kule olacak. İkinci kule ise şirketin teknolojisini, ortak şirketleri Nabors tarafından tedarik edilen mevcut bir kara sondaj kulesiyle melezleştirerek süreci büyütecek. Başlangıçta yüzey kayaları mekanik sondaj kullanılarak geleneksel yöntemle delinecek. Ancak mekanik sondaj, sıcaklık ve basınçların ekipman için çok yüksek olduğu magmatik ve metamorfik kayalar gibi temel kayalarında işe yaramıyor.

Bu nedenle mühendisler temel kayalarına ulaştıklarında MMW sondajına geçecekler. MMW sondajında tüm ekipman yüzeyde kalıyor ve yüksek enerjili bir ışın delikten aşağı fırlatılıyor. Bu sayede, tüm ekipman yüzeyde normal sıcaklık ve basınçlarda bulunduğundan, ekipmanın bozulma riski ortadan kalkıyor. Ancak MMW tekniğinin başarısının anahtarı, çok düz bir delik açabilmekte yatıyor. Houde bu konuyu şu sözlerle açıklıyor:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Füzyon araştırmaları, mikrodalga gücünün çoğunu borunun merkezine doğru yoğunlaştırarak metalik bir dalga kılavuzundan aşağı verimli bir şekilde ileten bir ışını şekillendirmenin yollarını geliştirdi. Kaya daha sonra bu mikrodalga enerjisini emiyor ve buharlaşmaya başlamadan önce eriyor. Başka bir deyişle kaya buharlaştırılıyor ve ardından buharı soğutup duman veya uçucu kül gibi görünen bir malzemeye yoğunlaştırmak için deliğe temizleme gazı püskürtülerek bu malzeme dışarı atılıyor.

Kayanın yoldan çekilmesiyle birlikte bu yüksek sıcaklık bölgesine su pompalanabiliyor. Su yaklaşık 374 santigrat derece sıcaklığa ulaştığında, artık sıvı ve gaz fazı arasında ayrım yapmak mümkün olmuyor ve süper kritik akışkan (İng: "supercritical fluid") hâline geliyor. Bu sıcaklıklarda çalışan bir enerji santrali, günümüzde çalışan jeotermal enerji santrallerine kıyasla her bir damladan 10 kata kadar daha fazla kullanılabilir enerji üretebiliyor.

Süper kritik su üreten bir jeotermal kuyu, o kuyudan akan enerji miktarı olan güç yoğunluğu açısından bir petrol veya gaz kuyusuyla eşleşiyor. Houde ekibin amacını şu şekilde ifade ediyor:

Büyük derinliklerdeki sert ve yüksek sıcaklıklı temel kayalarıyla başa çıkmak için en uygun maliyetli sondaj tekniği MMW'dir. Amacımız, geleneksel sondaj için engelleyici olan yüksek sıcaklıklı derinliklere ulaşmaktır. Dünyada bu sıcaklıklara 10 kilometreden daha sığ derinliklerde ulaşabileceğiniz pek çok yer bulunuyor. Bu nedenle, ilk denememizde en derin deliği açmaya çalışmıyoruz. Ancak asıl hedefimiz, sondaj teknolojisi aracılığıyla daha büyük derinliklerin kilidini açarak yüksek sıcaklıklı jeotermal kaynaklara neredeyse evrensel erişim sağlamaktır.

Çığır Açan Bir Teknoloji

MMW teknolojisi yüksek sıcaklıklı kaya delme işleminde devrim yaratma potansiyeline sahip olsa da bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Houde karşılaştıkları zorlukları şu sözlerle özetliyor:

En büyük üç zorluk deliğe güç indirmek, delikten bir şeyler çıkarmak ve deliği açık tutmaktır. Henüz 10 kilometre derinliğe inemediğimiz için, şu ana kadar sadece gücün delikten aşağı iletim verimliliğini modelleyebildik.

Tüm Reklamları Kapat

Delik içindeki plazma oluşumunu hafifletmek özellikle zorlu bir süreç olacak. Kaya buharı o kadar sıcak ki, iyonlaşarak bir tür zayıf plazma oluşturuyor. Buradaki kilit nokta, ışını engelleyen plazmaya güç kaybetmeden veya borunun içine güç sızdırmadan sondaj için deliğe mümkün olduğunca fazla güç indirmektir. Ancak bazı kesimlerde endişeye neden olan en büyük zorluk sondajın kendisi değil, soğuk suyu kayanın içinden geçirmeye zorlamak depremleri tetikleyebileceğinden, hidrolik çatlatma işlemidir.

2017 yılının Kasım ayında bir öğleden sonra, Güney Kore'nin Pohang kentini 5,5 büyüklüğünde bir deprem sarsmıştı. Düzinelerce insan yaralanmış ve evler yıkılmıştı. Suçlunun ise yakındaki bir jeotermal proje olduğu düşünülüyordu. Houde sismik riskler hakkında şunları ekliyor:

Sismisite ciddi bir zorluktur; ancak tamamen yönetilebilirdir. Jeotermal operasyonların önemli depremlere yol açtığı geçmişteki bazı olaylarla karşılaştırıldığında, son araştırmalar izleme ve hafifletme yeteneğimizi büyük ölçüde geliştirdi. ABD Enerji Bakanlığı'nın Utah'taki jeotermal saha alanından alınan veriler, sismik olayların son derece küçük olduğunu ve ortalama bir Taylor Swift konserinden bile daha az sismisite yarattığını, yani benim deyimimle 'Taylor Swift sınırının' altında kaldığını gösteriyor.

Tüm Reklamları Kapat

ABD Enerji Bakanlığı, deprem riskini azaltmanın ve jeotermal enerji üretimini artırmanın yollarını arayan araştırmaları finanse etmeye devam ediyor. Penn State Üniversitesi'nden araştırmacılar tarafından yürütülen ve sonuçları 2023 yılının ilkbaharında Nature Communications dergisinde yayımlanan bir projede, sismik aktivite verilerine makine öğrenimi uygulandı. Araştırmacılar, yüzey tabanlı sismometreler tarafından yapılan mikro deprem izlemeleriyle birleştirildiğinde, bunun mühendislerin bir sistemi ne kadar zorlayabileceklerini ölçmelerine yardımcı olmasını ve hidrolik çatlatma sırasında hasara neden olabilecek belirli bir eşiğin altında kalmalarını sağlamasını umuyorlar.

Jeotermal alanlar ayrıca saha çalışanları için küçük bir sağlık riski de taşıyor. Bazı kayalar doğal olarak radyoaktivite yayabiliyor; derinlerde gömülü kaldıkları sürece bu bir sorun teşkil etmiyor. Ancak bir jeotermal sistem içindeki suyla yüzeye çıkarılan çözünür radyoaktif kayalar, soğuyarak radyoaktif katı tortular oluşturabiliyor. Bu nedenle, bu riski azaltmak için uygun güvenlik prosedürlerinin uygulanması gerekiyor.

Birleşik Krallık'ta Jeotermal Enerji

Zorluklar bir yana, net sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda birçok hükûmet jeotermal enerjinin devasa potansiyelinin farkına vardı ve bunun artık sadece volkanik olarak aktif ülkeler için bir enerji kaynağı olmadığını kabul etti. Nitekim 2024 yılının başlarında, Avrupa Parlamentosu bir Avrupa jeotermal enerji stratejisini destekleme yönünde güçlü bir oy kullandı. Paris gibi şehirlerde jeotermal hâlihazırda bazı bölgesel ısıtma sistemlerinde kullanılıyor. Hollanda ise ülkenin tüm ısı ihtiyacının 2030 yılına kadar yüzde 5'inin, 2050 yılına kadar ise yüzde 23'ünün jeotermal ile üretilmesini hedefliyor.

Birleşik Krallık'ta Ulusal Sağlık Sistemi (İng: "National Health Service" veya kısaca NHS), hastanelerin karbon salımını azaltmak için jeotermalin potansiyelini kabul etmiş durumda ve İngiliz Jeolojik Araştırma Kurumu, jeotermal akiferlerin üzerinde yer alabilecek 100'den fazla alan belirledi. Bu durum şüphesiz ki NHS'in iddialı net sıfır hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacaktır. Kulağa umut verici gelse de, Glasgow Üniversitesi'nde Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Glasgow Sürdürülebilir Enerji Merkezi Direktörü olan Prof. Gioia Falcone, Birleşik Krallık'ın jeotermalin potansiyelini kabul etme konusunda aslında geride kaldığını belirtiyor. Falcone düşüncelerini şu şekilde dile getiriyor:

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
İsimler: Yılın En İyi Kitabı Seçkisi - Amazon - NYT - Guardian
2025 GOODREADS Okur Ödülleri Finalisti “Son yılların en iyi ilk romanı.” –SUNDAY TIMES Bir isim, hayatın akışını değiştirebilir mi? Cora, yıkıcı bir fırtınanın ardından, dokuz yaşındaki kızı Maia’yı yanına alıp yeni doğan oğlunun nüfus kaydını yaptırmak üzere yola çıkar. Kocası Gordon –toplum gözünde saygın bir doktor, evinin duvarları arasında ise buyurgan bir zorba– kararını vermiştir: Oğluna kendi adı verilecektir. Ama nüfus memuru, “İsmi ne olacak?” diye sorduğunda, Cora duraksar. Yedi yıl sonra. Çocuğun adı kız kardeşinin istediği gibi Bear’dır. Gelişi doğduğu geceki fırtına kadar sert vurmuştur aileyi. Ya da adı Julian’dır. Tam da kendi seçtiği hayatı yaşayacak bir erkek ismi diye düşünmüştür bu ismi verirken annesi. Ya da aile geleneği kazanmıştır ve babası gibi Gordon olmuştur adı, şimdiden her şeyiyle onun kopyası… Yine de bu buyurgan mirası kırmanın belki vardır ihtimali. Sarsıcı ve bir o kadar da umut dolu İsimler, üç ismin, bir hayatın üç ayrı halinin ve tek bir kararın tetiklediği sonsuz ihtimallerin hikâyesi. Ev içi şiddetin nesiller boyu süren sarsıntılarını, aile bağlarının o hem kopmaz hem de boğucu düğümlerini, insanın kendi kaderini tayin etme çabasını ve iyileşmenin mümkün yollarını keşfe çıkan tokat gibi bir kitap. YILIN EN İYİ ROMANI SEÇKİSİ Guardian - New York Times - BBC - Amazon - Times “Ne olağanüstü bir roman!” –ANN NAPOLITANO “Tamamen benzersiz.” –JOJO MOYES
Devamını Göster
₺328,00
İsimler: Yılın En İyi Kitabı Seçkisi - Amazon - NYT - Guardian

Geç olması hiç olmamasından iyidir. Jeotermal enerji, emisyonları azaltarak ve dış etkenlere daha az maruz kalan korunaklı bir yeraltı ortamı sunarak, hâlihazırda meydana gelen iklim değişikliğini hafifletmeye ve bu duruma uyum sağlamaya yardımcı olabilir. Birleşik Krallık, aktif volkanlar hariç, hemen hemen her tür jeotermal kaynağa sahiptir. Hem hükûmetlerden hem de işletmelerden bu alana yönelik artan bir ilgi görüyorum.

Birleşik Krallık Araştırma ve İnovasyon Kurumu (UKRI), Cornwall ve İskoçya'nın kuzeyindeki sert granitlerden Doğu Yorkshire ve Lincolnshire gibi bölgelerdeki tortul kayalara kadar Birleşik Krallık genelindeki alanları inceleyerek çeşitli potansiyel jeotermal projelerini finanse ediyor. Elektrik üretimi için kuru, sert ve sıcak granit kayalarından faydalanılacak. Daha yumuşak ve daha ıslak tortul kayaların delinmesi daha kolay olsa da daha az enerji açığa çıkardıkları için bu kayalar daha çok ısıtma amacıyla hedeflenecek. Falcone teknik detayları şöyle açıklıyor:

Sıcak ve kuru kayalar, içerdikleri ısıyı geri kazanmak için suyun yapay olarak dolaştırılmasını gerektirir. Ancak bir akiferde, suyun yer altında gereken hızda hareket etmesi için yeterli geçirgenlik varsa, bu yöntem granitleri delmekten çok daha kolay ve daha ucuzdur. Bu da keşfedilecek daha geniş bir yeraltı alanları yelpazesi açar.

Yüzyıllar önce köyler, kasabalar ve şehirler bir tür su kaynağının yanına inşa edilirdi. Gelecekte planlamacılar, yeni yerleşim yerlerinin konumuna karar verirken jeotermal potansiyeli de göz önünde bulundurabilirler. Bir kasabanın hâlihazırda var olduğu bazı durumlarda, jeotermal enerjinin mevcut kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamayacağını görmek için yeraltı değerlendirilecektir. Diğer durumlarda ise geliştiriciler, ısıtma için jeotermal enerji kullanılabilecek potansiyel alanları araştıracaklar. Ancak Falcone bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor:

Bir projenin gerçekte kaç evi, yüzme havuzunu veya ticari binayı ne kadar süreyle destekleyebileceği konusunda şeffaf ve dürüst olmak büyük önem taşıyor.

Enerji Krizinin Çözümü

Jeotermal enerji, diğer yenilenebilir enerjilere kıyasla bile pek çok avantaja sahiptir. Kesintili olan rüzgâr ve güneş enerjisinin aksine jeotermal, tutarlı bir temel yük enerji kaynağı sağlayabiliyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi ayrıca, gökyüzünün açık olmadığı ve rüzgârın esmediği zamanlarda talebi karşılamak amacıyla üretilen fazla gücü depolamak için çok fazla ekstra altyapı gerektiriyor. Jeotermal altyapısı güneş veya rüzgâr tarlalarından çok daha az yer kaplıyor. Dahası, derin jeotermal teknolojisinde kullanılan neredeyse tüm malzemeler geri dönüştürülebiliyor. Falcone bu avantajı şöyle açıklıyor:

Oysa rüzgâr türbinleri hizmetten çıkarıldığında pek çok malzeme geri dönüştürülemez ve kesilen karbon fiberlerin solunarak sağlık sorunlarına yol açması riski vardır.

Sınırsız ve temiz enerji, net sıfır emisyona ulaşma yolundaki en büyük hedeftir. Önümüzdeki birkaç yıl, jeotermal projelere yönelik bir iştah olup olmadığını ve derin sondaj teknolojisinin vaatlerini yerine getirip getiremeyeceğini gösterecek. Houde bu konuda oldukça umutlu bir yaklaşım sergiliyor:

Ekonomik olarak yüksek sıcaklıklara ulaşacak kadar derine inebilirsek jeotermal, küresel ölçekte büyütülebilecek tek temiz ve sağlam enerji kaynağı olacaktır.

Eden Projesi'ne dönecek olursak, hem elektrik hem de ısı üretecek ikinci bir delik açmak için planlar yapılıyor. Grand, jeotermal enerjiyi bir yandan net sıfır hedeflerine ulaşırken diğer yandan günlük ihtiyaçları karşılamanın bir yolu olarak görüyor ve düşüncelerini şu sözlerle paylaşıyor:

Tüm Reklamları Kapat

İnsanlar soğuk biralar ve sıcak duşlar istiyor; bunu başarmak için jeotermal enerji, yenilenebilir teknolojiler cephaneliğimize harika bir ektir.

Dünyanın Enerjisini Ortaya Çıkarmak: Jeotermal Enerji Nasıl Çalışır?

Rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları dünyamıza güç sağlama şeklimizi dönüştürüyor. Ancak çoğu zaman göz ardı edilen başka bir sürdürülebilir enerji kaynağı daha var. Dünya'nın derinliklerinde, Güneş'in yüzeyi kadar sıcak bir kütle yatıyor. Güneş Sistemi'mizin oluşum çağından kalan bu ateşli kalıntı gezegenimizin çekirdeğini oluşturuyor ve jeotermal enerjinin asıl kaynağı olarak biliniyor. Jeotermal enerji, evlerimizi ısıtmak için ayaklarımızın altında bulunan kararlı sıcaklığı kullanan sistemlerden, enerji santrallerinde elektrik üretebilecek daha sıcak koşullar arayışıyla daha derinleri araştıranlara kadar tüm dünyada hâlihazırda kullanılıyor.

Ancak asıl büyük ödül çok daha derinlerde yatıyor. Yüksek sıcaklıklarda süper kritik hâle geldiğinde suyun sergilediği benzersiz davranış sayesinde, Dünya'nın derinliklerindeki aşırı koşullar bol miktarda enerji sağlayabiliyor. İyi haber şu ki, çok uzağa gitmemize gerek yok. Gerekli sıcaklıklara ulaşmak için sadece 20 kilometre civarında bir tünel açmamız yetiyor. Kötü haber ise bunun bugüne kadar indiğimizden çok daha derin olmasıdır.

Dünya üzerinde insan yapımı en derin kazı, Sovyet bilim insanları ve mühendislerinin tamamlaması yaklaşık 20 yıl süren, 12 kilometre derinliğindeki Kola Süper Derin Sondaj Kuyusu'dur. Bir şirketin ise bu soruna bir çözümü var. Füzyon araştırmaları dünyasından ödünç alınan bir teknolojiyi kullanarak, geleneksel matkapları bir kenara bırakmayı ve güçlü elektromanyetik dalgalar kullanarak Dünya'nın derinliklerine inip yenilenebilir enerji üretiminde yeni bir devrimin kilidini açmayı planlıyorlar.

  • Süper Kritik Su Nedir?: Su yüksek sıcaklıklara (374 santigrat derece) ve basınçlara (22,1 megapascal) maruz kaldığında sıvı ve gaz biçimleri birbirinden ayırt edilemez hâle gelerek süper kritik akışkana dönüşür. Bu durum suyun ısı transfer etme yeteneğini artırarak enerji üretimi için özellikle etkili olmasını sağlar.
  • Quaise'nin Milimetre Dalga Sondaj Sistemi: Yeterince derine inebilirsek, jeotermal enerji küresel enerji üretimini dönüştürme potansiyeline sahiptir. Boston merkezli bir enerji teknolojisi şirketi olan Quaise, bunun çözümünü bulduğunu düşünüyor. Şirketin sondaj sistemi, geleneksel sondaj yöntemlerinin sınırlamalarını aşarak kayayı buharlaştırmak için yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar kullanıyor. Quaise bu sayede 100 gün içinde gerekli derinliklere ulaşabileceğine inanıyor.
  • Toprak Kaynaklı Isı Pompaları: Bu sistemler geleneksel kazanlara verimli ve düşük karbonlu bir alternatif sunar. "Salamura" adı verilen su ve antifriz karışımını yeraltındaki bir boru aracılığıyla pompalarlar. Dünya'dan gelen ısı salamura tarafından emilir ve daha sonra bu ısının suyu ve binaları ısıtmak için kullanılmasına olanak tanıyan bir süreçten geçer.
  • Eski Kömür Madenlerinin Yeniden Değerlendirilmesi: Birleşik Krallık nüfusunun yaklaşık yüzde 25'i terk edilmiş kömür madenlerinin üzerinde yaşıyor. Bu eski madenlerin çoğu suyla doludur ve bu durum jeotermal enerji üretimi için harika fırsatlar sunar. Dünya içinde doğal olarak ısınan su, sürdürülebilir bir döngünün parçası olarak madene geri pompalanmadan önce çıkarılır ve ısı sağlamak için kullanılır.
  • Geleneksel Jeotermal Enerji Sistemleri: Geleneksel jeotermal enerji üretimi volkanik olarak aktif bölgelerde yaygındır ve buralarda jeotermal rezervuarlara erişmek için kuyular açılır. Sıcak su, ısı sağlamak veya buharını bir türbini döndürmek için kullanarak elektrik üretmek amacıyla yüzeye çıkarılır. Soğuyan su daha sonra tekrar ısınması için rezervuara geri döndürülür.
Evrim Ağacı, sizlerin sayesinde bağımsız bir bilim iletişim platformu olmaya devam edecek!

Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...

O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...

O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.

Avantajlarımız
"Maddi Destekçi" Rozeti
Reklamsız Deneyim
%10 Daha Fazla UP Kazanımı
Özel İçeriklere Erişim
+5 Quiz Oluşturma Hakkı
Özel Profil Görünümü
+1 İçerik Boostlama Hakkı
ve Daha Fazlası İçin...
Aylık
Tek Sefer
Destek Ol
₺50/Aylık
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
Özetini Oku
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/04/2026 04:26:18 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22801

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
J. Osman, et al. Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?. (25 Nisan 2026). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2026. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/22801
Osman, J., Görür, F., Ağacı, E. (2026, April 25). Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?. Evrim Ağacı. Retrieved April 25, 2026. from https://evrimagaci.org/s/22801
J. Osman, et al. “Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?.” Edited by Evrim Ağacı. Translated by Ferit Görür, Evrim Ağacı, 25 Apr. 2026, https://evrimagaci.org/s/22801.
Osman, Jheni. Görür, Ferit. Ağacı, Evrim. “Derin Jeotermal Enerji: Dünyanın Merkezindeki Sınırsız Gücü Ortaya Çıkarabilir Miyiz?.” Edited by Evrim Ağacı. Translated by Ferit Görür. Evrim Ağacı, April 25, 2026. https://evrimagaci.org/s/22801.
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Dinlenmek için çalışıyor, barış içinde yaşamak için savaşıyoruz."
Aristoteles
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)