Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Deniz Doğan
Deniz Doğan
20.0K UP
Üye 2 saat önce
Türk sanat müziğiyle yaklaşık 2 yıldır uğraşıyorum ve bir profesyonelden bu sorduğum soruyla ilgili bir yorum duydum. Pop müziğin insanlar tarafından sıkça tüketilip dinlenmesinin sebebinin beynin müzik dinlerken bir sonraki melodiyi tahmin edip doğru bulmasıyla dopamin hormonu salgılaması olduğundan bahsetti ama doğruluğundan emin olamamıştım.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 6 gün önce
Homo Sapiens, insanlık tarihini “ne oldu?”dan çok “neden böyle oldu?” sorusuyla okuyan bir kitap. Harari, insanı diğer türlerden ayıran şeyin yalnızca zekâ ya da alet yapma becerisi olmadığını; ortak hikâyelere inanabilme kapasitesi olduğunu savunur. Din, para, devlet, hukuk ve ideolojiler bu anlamda biyolojik değil, zihinsel icatlardır ama dünyayı gerçek biçimde şekillendirirler.

Kitabın gücü, okuru rahatsız etmesinde yatar: Tarım devrimi gerçekten ilerleme miydi, yoksa kitleler için daha ağır bir yük mü? İnsan mutluluğu tarih boyunca artıyor mu, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor? Harari, insan merkezli anlatıyı bilinçli biçimde sarsar ve “ilerleme” kavramını sorgulatır.

Bilim, tarih ve felsefeyi akıcı bir dille birleştiren Homo Sapiens, kesin cevaplar sunmaz; ama okurun artık eski soruları eskisi gibi soramamasını sağlar. Bu yönüyle bir tarih kitabından çok, insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
9.5/10
(194 Kişi)
Puan Ver
İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 15 Kasım 2024 33 dk.

Gezegenimizin her köşesinde uzanan yollar, insan yapımı en yaygın altyapı unsurlarından biridir. Bu yollar yalnızca toprağı kaplamakla kalmaz; nehirlerin ekosistemini bozar, atmosferi kirletir, ormanları baskılar ve doğal yaşam alanlarında kalıcı etkiler bırakır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde yollar, ülkenin yalnızca %1'ini kaplamaktadır. Ancak bu yolların yol açtığı gürültü, hava kirliliği ve habitat parçalanması gibi ekolojik etkiler ülke genelinin %20'sini kapsayacak şekilde yayılmaktadır.[1]

Yol altyapısının çevresel etkileri yalnızca ekosistem sınırlarını aşmakla kalmaz; aynı zamanda taşımacılık sektörünü, iklim değişikliğine en büyük katkı sağlayan alanlardan biri haline getirir.[2] Yol ağlarının genişlemesinin kontrol altına alınması hem iklim değişikliğinin yavaşlatılması hem de biyolojik çeşitliliğin korunması için kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, 2050 yılına kadar dünya çapında 40 milyon kilometre yeni yol inşasının planlandığı göz önüne alındığında, ekosistemler üzerinde daha fazla bozulma ve "ekolojik yaranın" oluşması öngörülmektedir.[3]

36
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🌱 Fenoloji, canlıların yaşam döngüsünde tekrar eden olayların (üreme, göç, yapraklanma, çiçeklenme gibi) mevsimsel çevresel koşullarla nasıl zamanlandığını inceleyen bir bilim alanıdır. Bu zamanlama, rastgele değil; genellikle sıcaklık, gün uzunluğu ve çevresel ritimler gibi fiziksel ipuçlarıyla şekillenir.

☀️ Ancak çevresel koşullardaki değişimler, bu biyolojik takvimlerin alışılagelmiş zaman çizelgesinden sapmasına neden olabilir. Mevsimlerin erken ya da geç başlaması, canlıların uzun süredir uyum sağladıkları döngüleri etkileyebilir. Bu durum, tekil bir davranıştan ziyade zincirleme biyolojik sonuçlar doğurabilecek bir süreçtir.

🐢 Deniz kaplumbağaları gibi türlerde üreme davranışları, çevresel sinyallerle yakından ilişkilidir. Yuva yapma zamanı, yumurtaların gelişim süreci ve yavruların denize ulaşma anı, çevrenin sunduğu koşullarla senkronize şekilde gerçekleşir. Bu senkronizasyon bozulduğunda, üreme başarısı ve yavruların hayatta kalma olasılığı da etkilenebilir.

🌡️ Özellikle sıcaklık değişimleri, sadece zamanlamayı baz almaz, yavruların gelişimini ve cinsiyet dağılımını da etkileyebilecek biyolojik sonuçlar doğurabilir. Bu da fenolojik değişimlerin, kısa vadeli davranış farklılıklarından ziyade uzun vadeli popülasyon dinamikleriyle bağlantılı olabileceğini düşündürür.

🌍 Fenoloji bu noktada, doğadaki “ne zaman?” sorusuna yanıt ararken; çevresel değişimlerin canlıların yaşam döngülerine nasıl yansıdığını anlamaya yardımcı olur. Mevsimsel ritimler değiştiğinde, ekosistemlerin bu yeni zamanlamaya nasıl uyum sağlayacağı hâlâ araştırılan kritik bir sorudur.

Yazar: Emre Odabaş
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gamze Özata
Gamze Özata
75.1K UP
Yazar 15 Haziran 2020 8 dk.

İndüklenmiş pluripotent kök hücreler (İng: "induced pluripotent stem cell" ya da kısaca iPSC), deri veya kan hücrelerinden alınıp, embriyonik evredeki pluripotent hücrelere dönüşecek biçimde programlanmış, dolayısıyla terapi amacıyla istenen herhangi bir insan hücresine dönüştürülebilir olan hücrelerdir. Örneğin bir iPSC, diyabeti tedavi etmek için beta islet hücrelerine dönüştürülebilir. Başka iPSC hücreleri, kan hücrelerine dönüştürülerek löseminin tedavisinde kullanılabilir. Diğer iPSC hücreleri ise nöronlara dönüştürülerek sinir hastalıklarının tedavisi için umut olabilir.

Bu özel hücrelerin ne olduğunu anlamak için, önce pluripotent kök hücrenin ne olduğuna ve özelliklerine bakalım.

35
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Ağustos 2011 12 dk.

Maymunlar gerçekten nefes kesici hayvanlar, ona şüphe yok! Ancak maymunlarla insanları bir arada ele alan birkaç soru var ki, evrimsel biyologlar bu sorulardan hangi yüzyılda kurtulacak, bilmek zor. Evet, o meşhur sorulardan bahsediyoruz: İnsanlar maymundan geldiyse, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor? İnsan maymundan mı evrimleşti? Maymunlarla sadece ortak atalarımız mı var? Biz, maymun muyuz? Sahi, insanın maymunlarla ilişkisi nedir? Gelin, şu soruları modern bilimin ve evrimsel biyolojinin ışığında detaylıca ele alalım ve artık bir açığa kavuşturalım.

Eğer ki evrimsel biyolojiyle herhangi bir noktada az da olsa ilgilendiyseniz, insanların diğer maymunlarla yakından bir akrabalık ilişkisi olduğunu duymuşsunuzdur. Kuvvetle muhtemel, evrimi anlayan bilimseverlerin sıklıkla sözünü ettiği "İnsanlar maymundan gelmiyor, sadece ortak ataları var." lafını da işitmişsinizdir. 

205
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 11 Kasım 2022 26 dk.

Eski adıyla Hipokondriyazis olarak bilinen, Hastalık Kaygısı Bozukluğu, teşhis edilmemiş ciddi bir tıbbi duruma sahip olma veya bu durumu geliştirme konusunda aşırı endişe duyma ile karakterize psikiyatrik bir bozukluktur. Hastalık Kaygısı Bozukluğu olan kişiler, günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen ciddi bir tıbbi hastalığa yakalanma konusunda sürekli kaygı ya da korku yaşarlar. Bu korku normal fizik muayene ve laboratuvar test sonuçlarına rağmen devam eder.

Hastalık Kaygısı Bozukluğu olan kişiler, normal bedensel duyumlara (sindirim veya terleme işlevleri gibi) aşırı derecede dikkat ederler ve bu duyumları ciddi hastalığın göstergeleri olarak yanlış yorumlarlar. Hastalık Kaygısı Bozukluğu'nun kesin etiyolojisi büyük ölçüde bilinmemektedir. Bununla birlikte, bozukluğun gelişiminde birden fazla risk faktörü rol oynamaktadır. Hastalık Kaygısı Bozukluğu tipik olarak kronik bir durumdur. Tedavi seçenekleri arasında ilaçlar ve psikoterapi bulunur.

54
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
10
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 27 Mart 2016 4 dk.

11 Mart 2016’da, Cosmos belgesel serisindeki sunuculuğuyla ve başarılı bir astrofizikçi olmasıyla tanıdığımız Neil deGrasse Tyson bir tweet attı. Aslında güzel bir göndermede bulunmak amacı taşırken evrimsel biyoloji alanında yanlış bir algıyı da gözler önüne sermiş oldu. 

Tyson tweetinde “Eğer seksin acı verdiği bir canlı türü olsaydı, uzun zaman önce nesli tükenmiş olması gerekirdi.” diyor. 

33
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Ocak 2013 25 dk.

Onu görürsünüz... Gözlerine baktığınızda, kokusunu duyduğunuzda, tenine dokunduğunuzda içiniz içinize sığmaz. Kalp atışlarınız hızlanır, yüzünüz pembeleşir, göğüs kafesiniz üzerinde bir yumru hissedersiniz, karnınızın burulduğunu, içerisinde "kelebeklerin uçuştuğunu" hissedersiniz. Eğer etki yeterince güçlüyse dizleriniz zayıflar ve ağırlığınızı taşıyamamaya başlar. 

Sadece bu kadar değil! Terlersiniz, göz bebekleriniz büyür. Koltuk altlarınızdan ve cinsel organından etrafa, ter kokunuz ile karışacak şekilde düşük miktarda koku hormonları (feromonlar) saçmaya başlarsınız. Bunların miktarı, etkilendiğiniz kişinin çevresinde kalmayı sürdürdüğünüz müddetçe gidere artar. Bu sırada iştahınız kapanır ve mideniz ile bağırsaklarınız daha yavaş çalışmaya başlar, ağzınız kurur. Çünkü vücut hayatta kalmaya yönelik fonksiyonlardan, üremeye (sekse) yönelik fonksiyonlara yönelir. Erkekseniz penisiniz sertleşir, dişiyseniz vajinanız ıslanır ve kabarır. Beyninizin aktivitesi artar, vücut, var olma amacını gerçekleştirmek üzere hazır hale getirilir. 

396
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen8 1 ay önce
Kürk Mantolu Madonna’da Raif Bey’i gözümde bir yüzle ya da bedenle canlandıramam; onu ancak titreyerek hayal edebilirim. Sakin, silik görünen dış kabuğunun altında, ömrünün yalnızca kısa bir döneminde ama olabilecek en yoğun biçimde yaşamış bir insan vardır. Onu sarsıcı kılan, yaşadığı aşkın macerası değil; sevme biçimidir.

Madonna’nın resmine bakarken, Maria’yla yan yana yürürken, konuşurken, onu izlerken içinin nasıl titreştiğini biz de hissederiz. Maria hastalandığında hastane kapısında sadece soğuktan değil, kaybetme ihtimalinden titrediğini biliriz. Yıllar sonra herkesin küçümsediği, hafife aldığı birine dönüştüğünde bile, içindekilerin hiç sönmediğini anlarız.

Raif Bey, bize şunu gösterir: En sessiz insanların içinde bile kimsenin bilmediği bir derinlik olabilir. Ve bazen insanı en çok yaralayan şey, sevilmemek değil; anlaşılmamış olmaktır.
9.6/10
(178 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Söz
İsmail Yiğit
İsmail Yiğit
110.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Bütün bir devlet iktidarını teslim alıp hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür, bilmiyorum. İttihat ve Terakki, Büyük Harp'in ortalarına kadar, bir türlü sadrazamlığı kendine layık görememişti.
Kaynak: Zeytindağı (Wikipedia)
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 19 Ocak 2019
Her şeyin nasıl başladığı sorusu çözülmüş değildir. Dolayısıyla, şahsım adına konuşmam gerekirse, bu konuda agnostik olduğumu söylemek durumundayım.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
25
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close