Sinirbilimsel açıdan bakarsak evet mantıklı bir hipotez. Ancak tek sebebi bu değil. Şarkılar, müzikler ve danslar ilk tadıldıklarınnda da insana dopamin hormonu salgılatır yani keyif verir. Bu mevcut eserdeki seninle sanatsal ilişkiden gelir. Beğenip beğenmemene göre dopamin salgılanır. Sinirbilimde ilk seferde yaşanan dopamin kaynaklarına keşif deriz. Bu iyi bir şarkı bulduğunda seni mutlu eden kısımdır.
Gelelim bahsettiğimiz kısma. Burayı açıklamak için öncelikle müzik, danslar yani kısaca işitsel ve görsel sanatların insana neden zevk verdiğini konuşalım. İlk sebep biraz daha araştırma konusu: beyin ritmi. Müzik dinlemenin insan beynine dinlenilen şeyin frekansına yani ritmine uyum sağladığını gösteriyor. Bu da hem dans olsun hem müzik dinlemek olsun sanatın insandaki duygu uyandırma konusuna getiriyor bizi. Duygu uyandırmanın insanda mutluluk yani keyif-keşif hormonu dopamini salgılaması çok olağandır. İkinci sebep ise bizi konumuza getiriyor: taklit ve pekiştirme. Dopamin sadece keşif sırasında değil. Keşif sonrası yapılan tekrarların pekiştirilmesinde de rol oynuyor. Bu da müziği tekrar dinlerken yaptığımız durum. Bu kısımda ilk sefere göre daha az dopamin salgıladığımızdan keyif azalır ama hâlâ vardır.
Pekiştirme sırasında şarkıyı mırıldanmak, notaları bilmek, şarkının ritminin beynimize yayılması gibi bir çok unsur, belirtilen hipotezdeki gibi dopamin kaynaklıdır. Ancak tabi ki müziği sevmemizin tek sebebi onu her notada tahmin etmek değildir. Özellikle siz müzik camiası müziği daha iyi tanımaya çalıştığı için. Nota odağınız daha yüksek.
Bunlardan yola çıkarak basitçe şunu cevaplayabiliriz: Evet, müzik dinlerken notayı ve melodiyi tahmin edebilmek mutluluk hissi uyandırabilir. Ancak müzik dinlemenin verdiği dopamin sadece bundan kaynaklı değildir. Ayrıca hissedilen haz yani keyif müzik türüne ve kişideki müzik kulağı dediğimiz (siz müzik camiasının notaları daha kolay takip etmenizi sağlayan yetinin adı) özelliğinde ne seviyede olduğuda müzikten alınan keyfi etkiler.