Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Discord
Tüm Reklamları Kapat
Göktuğ Kaçıra
Yazar 27 Mayıs 2020 3 dk.

1997 yılında Dolly isimli koyunun klonlanma deneyinden bu yana araştırmacılar birçok hayvan üzerinde klonlama çalışmaları yaptılar. Maalesef Dolly çok uzun süre yaşayamadı ve 6 yaşındayken genelde yaşlı bireylerde gözlenen bir akciğer hastalığına tutuldu ve ötanazi ile hayatına son verildi. Ancak 2001 yılında Texas A&M Üniversitesi tarafından yapılan ve ilk evcil hayvan klonlama deneyi olarak bilinen deney gayet başarılı oldu ve başroldeki "CC" yani "Carbon Copy" (Türkçe: "Karbon Kopyası") isimli bir kedi 18 yıl boyunca sağlıklı bir hayat sürdü. Ancak donörü Rainbow (Gökkuşağı) ile tamamen aynı değildi. Evet birbirleriyle genetik olarak aynıydılar ancak bu onları tamamen aynı yapmıyordu! İzah edelim.

CC, tek dişi ebeveyni Rainbow'un genetik olarak aynısıydı. Rainbow'un hücrelerinden çekirdekler izole edilerek CC'nin oluşması sağlandı. CC, 22 Aralık 2001'de ilk evcil hayvan klon kopyası ünvanıyla tek dişi ebeveynden üretilmiş olarak dünyaya geldi. Birbirleriyle genetik olarak aynı bu iki kedi, iki farklı kedi olarak gözüküyordu.

58
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çağrı Mert Bakırcı
Aktaran 15 Haziran 2021 4 dk.

Massachusetts Genel Hastanesi (MGH) araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir araştırmaya göre, D vitamini eksikliği, opioidlere duyulan isteği ve opioidlerin etkilerini fazlasıyla güçlendiriyor ve potansiyel olarak bu ilaçlara yönelik bağlılık ve bağımlılık riskini artırıyor. Science Advances dergisinde yayınlanan bu bulgular, yaygın görülen D vitamini eksikliği sorununu ucuz takviyeler kullanarak çözmenin, devam eden opioid bağımlılığı salgınıyla mücadelede rol oynayabileceğini öne sürüyor.[1]

MGH Kanser Merkezi'nin Melanom Programı direktörü ve MGH Kütanoz Biyoloji Araştırmaları Merkezi (CBRC) direktörü David E. Fisher'ın daha önceki çalışmaları, mevcut çalışmanın temelini oluşturuyor. 2007'de Fisher ve ekibi, beklenmedik bir şey bulmuştu: Ultraviyole (UV) ışınlarına (özellikle UVB adı verilen ışınlara) maruz kalmak, hepsi beyindeki aynı reseptörleri aktive eden morfin, eroin ve diğer opioidlerle ilişkili olan endorfin hormonunu üretimini beyinde artırmaktaydı. Fisher tarafından daha sonradan yapılan bir araştırma, UV maruziyetinin farelerde endorfin seviyelerini yükselttiğini ve bunun daha sonra bu farelerin opioid bağımlılığı ile tutarlı davranışlar sergilediğini buldu.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Görkem Bakırcı
Yazar 22 Mayıs 35 dk.

Bilim, etik kaygılar dikkate alınmadığı durumlarda çok tehlikeli olabilir ve amacından kolayca sapabilir. Bilimsel metodları kullanan bilim insanları, etik ihlalleri temel almadıkları durumlarda korkunç deneyler ve ihlaller yapabilirler. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, bilimi ve toplumu bilimsel araştırmalarda kötüye kullanılan deneyler, sahte araştırma raporları, mesleki kıskançlık, rekabet veya bilimsel fonların kötüye kullanılması gibi suistimallerden korumak için çok sayıda etik düzenleme geliştirilmiştir. Çeşitli bilimsel birlikler, dernekler, akademiler, üniversiteler ve bilimle ilgili diğer kurumlar, biçim ve içerik açısından geniş bir çeşitlilik ortaya koyan etik standartları benimsemiştir. Bazıları genel etik davranış ve sorumluluk ilkelerine dayanır, diğerleri disiplinlere özgü mesleki görevlere atıfta bulunur.

Bilim; sonsuz bir arayış ve merak, bilinmeyen sulara yapılan zorlu ve tehlikeli yolculuk, içinde yaşadığımız evreni anlamak ve bilmek için girişilen bir sorgulamadır. İnsanı en uzak kıtalara, vahşi yerlere, Ay'a bile götürmüştür bu arayış.

36
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Kuzey Sencicek
İnceleyen1 5 gün önce
Gordügünüz gibi bütün fanları toksik kötü bir yapım kötü bir komedi ve kabul bile edemiyorlar caillou bile bundan daha iyi bir yapım mojo jojo bile gintokiden daha iyi bir karakter
Dizi
5.9/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 銀魂 (Gintama)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Furkan Arduç
Eseri Ekleyen 21 Ekim 2022 Film
7.0/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Call of the Wild
Yönetmen: Chris Sanders
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Tüm Reklamları Kapat
Nujin Dede
Nujin Dede
34.8K UP
Yazar 28 Aralık 2021 27 dk.

Enerji, evrenin doğumundan günümüze kadar her fiziksel ve kimyasal tepkimede gözlemlediğimiz, bu tepkimeleri mümkün kılan olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki bu enerji, mikrokosmosdaki bir atomun titreşiminden makrokosmosdaki bir yıldızın patlamasına kadar skalalarda varlığını gösterir; fakat enerjinin belki de en iyi bir şekilde gözlemlendiği yer, canlı vücududur.

Canlı, homeostazını (vücut dengesini) koruyabilmek, bir diğer tabir ile canlılığını sürdürebilmek adına çeşitli biyokimyasal reaksiyonlar gerçekleştirerek hayatta kalmaya çalışır. Bu reaksiyonların tümüne metabolizma denir ve vücut içerisinde gerçekleşen tüm yapım ve yıkım olaylarını kapsar. Homeostazı koruyabilmek adına gerçekleştirdiği metabolik aktivitenin büyük bir bölümünde enerjiye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı, şimdiye kadar tespit edilmiş temelde 4 farklı yöntem ile karşılar:

140
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Erkan Bayol
Erkan Bayol Seslendiren 26 Kasım 2021 1:32:19
Geleceğin bizlere yepyeni teknolojiler sunacağından sanırım hepimiz hem fikiriz. Peki bu teknolojinin bir ürünü olarak sınırlarını sizlerin belirleyeceği...
38
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Şubat 2018 11 dk.

Daha önceki bir yazımızda, bilim insanları arasında ateizm, teizm, deizm, agnostisizm gibi inanç veya inançsızlık tiplerinin dağılımına ve bunun halk arasındaki dağılımı ile olan farklarına bakış atmıştık. Bu yazımızda ise, iki önemli noktaya değinmek istiyoruz: 

Ateizm, tarihsel olarak birçok şekilde tanımlanmışsa da, en genel anlamıyla her türlü yaratıcı gücün varlığını reddetmeye verilen isimdir. Ateistler, dinlerin ve tanrıların gerçek olmadığını düşünmekte ve bunların insanın hayal gücü ile kültürel evriminin bir ürünü olduğunu ileri sürmektedirler. Bu, en azından bir adet yaratıcı gücün var olması gerektiğini iddia eden teizm ile zıt olan görüştür. Daha dar anlamıyla teizm, hem en az 1 tanrıya, hem de o tanrının gönderdiği belirli bir dini görüşe iman etme, inanç duyma demektir. Öte yandan deistler, yaratıcı bir gücün varlığını kabul etmelerine rağmen, dinlerin insan ürünü olduğunu ve yaratıcının insanlarla kitaplar veya dinler yoluyla irtibat kurmadığını ileri sürerler. Alternatif olarak, en genel anlamıyla, ateizm veya teizmin doğru olup olmadığını elimizdeki verilerle bilemeyeceğimizi söyleyen agnostisizm ve yaratıcının Evren'den ayrı bir varlık olmadığını, Evren'in ta kendisi olduğunu ileri süren panteizm gibi dini inanç veya inançsızlık pozisyonları da bulunmaktadır. Fakat tarihsel olarak, bilimle en yakından ilişkisi olanlar, ateizm ve agnostisizm gibi inançlardan tamamen veya kısmen uzak olan felsefi düşünüşler olmuştur. Hele ki Orta Çağ'da Hristiyanlık merkezli teizmin, modern çağda ise İslam merkezli teizmin bilim üzerindeki baskısı düşünülecek olursa, bilim ile anti-teizm arasında sıkı sıkıya bir ilişki varmış gibi gözükmektedir. Peki bu, gerçekten organik bir ilişki midir?

247
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Ali Döke
Mehmet Ali Döke
19.7K UP
Çeviren 29 Ağustos 2017 9 dk.

İnsanlar oldu olalı hayvan davranışına kafa yormuşlardır (Frison 1998). Hayvan davranışının kavranması, atalarımızın avlanma sırasında avı zekaları ile alt edebilmeleri veya diğer bir hayvanı dost edinebilmelerine olanak tanımıştır; ikincisi nihayetinde hayvanların evcilleştirilmesinin önünü açmıştır. Hayvan çiftleşme sistemlerine dair bilgi, insan toplumlarının büyümesine yardımcı olmuştur; zira evcil besi hayvanlarının çoğalması, güvenilir besin kaynaklarının varlığını sağlama almıştır (Zeder 2008).

Günümüzde de yabani veya evcil hayvanları gözlediğimizde, belli bir eylemi gerçekleştirmedeki istikrarlarına çoğu kez hayran kalırız; mesela saksağanlar bir yuva yapmak için çubukları tek tek düzenledikleri ya da bir evcil hayvan en sevdiği oyuncağını aradığında (Görsel 1). Ve hayvan davranışı hakkında temel sorular sormaya devam ederiz: Hayvanların güdü (motivasyon) ya da tercihleri var mıdır? Bilinçli seçimler yaparlar mı? Birden çok eş arasından ya da çeşitli besinlerden istediklerini seçebileceklerinde hayvanlar kendileri için iyi olan uyumlanımlı (adaptif) seçimler mi yaparlar? Bu sorular ve benzerleri, gözlemlenen bir davranış ile onun kuramsal etkenleri arasındaki bağlantıları ölçen ve sınayan kontrollü deney tasarımları ile irdelenir.

92
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 17 Eylül 2015 3 dk.

21. yy'a girince, dinozorlar hakkında müthiş derecede bilgi sahibi olduk. Dinozorların kuşlar ile doğrudan akraba olduklarını öğrenmemiz ile birlikte, ilk kuşu aramaya çıktık. 150 milyon yaşında olan Archaeopteryx'in özellikleri tamamen günümüz kuşlar gibi olmasa da, ''ilk kuş'' diyebileceğimiz özelliklere sahipti. Archaeopteryx, bu ünvanı elinde taşıyordu, ta ki 2013 senesinde Çin'de Aurornis xui adında bir tür keşfedilene kadar. Bu türü özel kılan sadece tüylü, kuş benzeri bir avian (uçucu) olması değildi. Aynı zamanda Archaeopteryx'ten 10 milyon yıl daha yaşlıydı ve Jurasik Dönemi'nin sonlarına dayanıyordu. Artık bilim insanları, tüylü theropodların Jurasik Dönemi'nin sonlarına doğru evrimleştiği düşünmeye başladılar. 

Ardından, 2014 yılında yine Çin'de Kulindadromeus zabaikalicus adında 170 milyon yaşında bir ornithischian keşfedildi ve tüylüydü! Dikkat ederseniz bir theropod değil, otobur bir ornithischian! Bu büyük keşif paleobiyolojide çığır açtı diyebiliriz. Çünkü artık bilim insanları, hem tüylü dinozorların Jurasik Dönemi'nin ortalarına kadar dayandığını biliyordu. Hem de sadece theropodların tüylü olmadığı ve dinozorların büyük bir bölümünün tüylü olduğu fikrini geliştiriyordu.

37
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Mehmet Can Köken
İnceleyen10 6 Eylül 2022
beden dili kitabı günlük hayatta fark etmeden yaptığımız davranışların anlamalarını, bunları gözlemlemeyi ve bu sayede gözlemlediğimiz kişinin ruh halini ( kızgın, gergin, umutsuz, mutlu, yalancı, kıskanç ....) anlamamızı sağlıyor ve günlük hayatta hangi beden hareketlerinden kaçınmalıyız, hangi beden hareketleri bizi daha özgüvenli gösterir gibi ipuçları da veriyor kesinlikle okunması ve uygulanması gereken bir kitap böylesine gözlemlemesi zor ve karmaşık bir konuyu sade bir dille anlatması da gayet güzel, tavsiye ederim
Kitap
9.9/10
(18 Kişi)
Puan Ver
- Eski FBI Ajanından İnsanların Bedenini Okuma Rehberi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ali Güven
Üye 26 Temmuz 2023
Kollarım yüzüm güneş gören yerlerim kararıyor güneş kremi de kullanıyorum ne yaparsam kararmalar geçer kışın yarı yarıya gidiyor ama arkadından tekrar yaz geliyor geçmeden tekrar kararıyor
1 Cevap - 630 görüntülenme
Cildim güneşte kararıyor nasıl geçer?
Cildim güneşte kararıyor nasıl geçer?
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alperen Karaçor
Evrim üzerine okumalar yapan bir öğrenciyim. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

İnsan da sürüngen de sonuçta omurgalı hayvanlar, yani çok uzaktan bakınca aynı “ağacın” dalları. Fakat bu dallar yaklaşık 300 milyon yıl önce ayrılmış. Bu süre evrim açısından uçurum gibi bir şey. Genetik kodlarımızın büyük kısmı ortak kökenden geliyor olsa bile, üreme sistemleri, kromozom sayıları, embriyo gelişim biçimleri ve bağışıklık mekanizmaları birbirine uymaz.

Mesela embriyo gelişiminden örnek verirsek

Memeliler plasentalı doğurur, sürüngenlerin çoğu yumurtlar. Embriyonun hangi şekilde doğacağı belirsiz kalır ve büyük ihtimalle gelişim asla başlayamaz.

Tüm Reklamları Kapat

Genetik uyumsuzluk da var mesela Türler arası melezler bile zor oluşur ve genelde kısır olur. İnsan ile -sürüngen arası fark ise at ve eşek farkından kat kat büyük.

Tabi ki genetik mühendislik ile belirli özelliklerin aktarılması daha olası ,mesela bir sürüngendeki rejenerasyon genlerinin başka bir canlıya kopyalanması gibi ama bu da insan-sürüngen hibrit'i bir canlı değildir.

Kaynaklar

  1. nwforg. Reptiles. Alındığı Tarih: 4 Şubat 2026. Alındığı Yer: nwforg | Arşiv Bağlantısı
  2. Alperen Karaçor. (). Evrim Ve Zooloji Üzerine Yaptığım Okumalar.
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Nevzat Keskin
Seslendiren 3 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
8
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
77.4K UP
Üye 3 gün önce
Bilginin beyinde elektrokimyasal yollarla iletildiğini biliyoruz. Peki bu bilgi beyne nasıl kaydediliyor? Nöronun neresine depolanıyor? Aksona mı çekirdeğe mi nereye ? Bir de beyin hangi bilginin nereye kaydedileceğini nerden biliyor?
136 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Berat Çırpı
4 gün önce
İnsanlık Kimyasal evrim yolu ile dünyaya topraktan geldi,toprağa gömülen insanlar uzuuun yıllar sonra kimyasal evrim yolu ile tekrar canlanabilirmi
59 görüntülenme
0
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
10-15m boylanabilen, kışın yaprak döken geniş tepeli ağaçtır. Gövde gri-kahverengi renkte pul biçiminde çatlaklıdır. Etkili kök derinliği 1,5-2m olmasına karşın 6-7 m’ye kadar ulaşabilir. Yapraklar 10-17 yaprakçıktan oluşan tek tüysü bileşik yapıda, 30-37cm uzunluğunda; yaprakçıklar genellikle kısa saplı, sivri uçlu, az ya da çok dişli kenarlı, yeşilimsi sarıdan koyu yeşile kadar değişken renktedir. Erkek ve dişi çiçekler aynı ağaçta ayrı yerdedirler (monoik). Dişi çiçekler küçük köşeli tomurcuklar halinde, açık yeşil renkli; erkek çiçekler püskül şeklindedir; rüzgarla tozlanır. Meyvelenme 4-5 yaşından itibaren başlasa da esas verim 20 yaşından sonra; meyveler genellikle dal ucunda 3-7’li demetler halinde; yuvarlak-oval, uzun-sivri şekilli, etli ve pürüzsüz bir dış kabukla kaplıdır.
0
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close