İnsan da sürüngen de sonuçta omurgalı hayvanlar, yani çok uzaktan bakınca aynı “ağacın” dalları. Fakat bu dallar yaklaşık 300 milyon yıl önce ayrılmış. Bu süre evrim açısından uçurum gibi bir şey. Genetik kodlarımızın büyük kısmı ortak kökenden geliyor olsa bile, üreme sistemleri, kromozom sayıları, embriyo gelişim biçimleri ve bağışıklık mekanizmaları birbirine uymaz.
Mesela embriyo gelişiminden örnek verirsek
Memeliler plasentalı doğurur, sürüngenlerin çoğu yumurtlar. Embriyonun hangi şekilde doğacağı belirsiz kalır ve büyük ihtimalle gelişim asla başlayamaz.
Genetik uyumsuzluk da var mesela Türler arası melezler bile zor oluşur ve genelde kısır olur. İnsan ile -sürüngen arası fark ise at ve eşek farkından kat kat büyük.
Tabi ki genetik mühendislik ile belirli özelliklerin aktarılması daha olası ,mesela bir sürüngendeki rejenerasyon genlerinin başka bir canlıya kopyalanması gibi ama bu da insan-sürüngen hibrit'i bir canlı değildir.
Kaynaklar
- nwforg. Reptiles. Alındığı Tarih: 4 Şubat 2026. Alındığı Yer: nwforg | Arşiv Bağlantısı
- Alperen Karaçor. (). Evrim Ve Zooloji Üzerine Yaptığım Okumalar.