Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Hero Hero
İnceleyen10 5 gün önce
Kuzey şençiçek isimli şahsiyetsiz şahsın dediği her şey yanlıştır utsuro >Dr doom
Dizi
5.9/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 銀魂 (Gintama)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Turan Tufan
Turan Tufan
65.1K UP
Yazar 18 Ekim 2014 7 dk.

2005 yılında May-Britt Moser ve Edvard Moser, beynimizin nerede olduğumuzu ve nereye gittiğimizi hesaplamasında büyük öneme sahip bir çeşit nöron olan ızgara (grid) hücrelerini keşfettiler. O zamandan itibaren mekansal farkındalığın, hafızanın ve karar mekanizmasının işlevsel hale gelmesinde rol oynayan ızgara hücrelerinin ‘yer’, ‘sınır’ ve ‘head direction’ gibi diğer tip nöronlar ile ne şekilde iletişim halinde olduğunu bulmak adına çalışmalarına devam ettiler. Izgara hücreleri navigasyon sistemini içeren entorhinal korteks, Alzheimer hastalığının erken evrelerinde çok yoğun olarak hasara uğramaktadır ve bu nedenden dolayı kavramsal yeneteğin ve hafızanın nasıl ve neden kaybolduğunu daha iyi anlayabilmek için Entorhinal korteks Alzheimer ve diğer nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde önemli bir potansiyel haline gelmiştir. 

Hayatınızda gözle görebileceğiniz en ileri sistem kendi beyninizin içine kurulmuştur. Kodlanan bir sistemin varlığı ve tüm hayatınız boyunca karşılaştığınız olayları hafızaya alan ve onları haritalayan bir sistem. 

73
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Begüm Gür
Begüm Gür
29.9K UP
Çeviren 3 Nisan 2021 6 dk.

2017 yılında istilacı bitkiler bulmak için Hawaii'deki Kauai Adasını inceleyen bitkibilimci Kelsey Brock, sıra dışı bir keşifte bulundu: Yerli olmayan bazı inci türleri, yeni evlerine adapte oluyorlardı![1][2]

İnsanlar, ticaret ya da gezi amacıyla gezegenin bir ucundan diğerine gidip geldikçe, yanlarında pek çok canlı türünü de götürüp getiriyorlar. Bu türlerin çoğu, geldikleri yeni bölgede tutunmayı başararak, zamanla yerel türlerin yerini alabiliyor.[3][4] Ancak incir biyolojisinin sıra dışı yapısı dolayısıyla bu konuda araştırma yapan bilim insanları, Kauai Adası'nda yeni bir popülasyon oluşturan bu incirlerin nasıl ürediklerini merak ettiler.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Öztekin
Ahmet Öztekin
122.6K UP
Yazar 28 Temmuz 2024 13 dk.

Paleontolojide, atların evrimi en iyi belgelenen süreçlerden biridir.[1] Binlerce yıl boyunca en önemli ulaşım araçlarından biri olan bu memeliler, günümüzde de motorlu taşıtlarda kullanılan "beygir gücü" birimiyle etkilerini sürdürmektedir. Peki, atlar ne zaman ve nasıl evcilleştirildi? Bu süreçte hangi evrimsel ve genetik değişiklikler yaşandı? Gelin, bu soruların cevaplarını birlikte keşfedelim.

Atların evcilleştirilme süreci; özellikle Avrasya bozkırlarında, günümüz Ukrayna ve Rusya topraklarının geniş steplerinde başlamıştır. Bu bölge, atların doğal yaşam alanı olan geniş alanları ve besin kaynaklarını bolca sunan ekolojik koşullarıyla evcilleştirme süreci için ideal bir ortam sağlamıştır.[9]

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Meltem Çetin Sever
Çeviren 27 Haziran 2019 4 dk.

Atalarımızın taş aletler kullandığına dair arkeolojik buluntular, 2,5 milyon yıl öncesine dayanıyor ve arkeologlar insanların evrimi, kültürü ve yaşam tarzındaki değişiklikleri izlemek için taş alet teknolojisindeki değişiklikleri kullanıyorlar. Brezilya'daki bir arkeolog ekip, başlıklı maymunların kullandığı ve 3000 yıl öncesine tarihlenen taş aletleri buldu ve binlerce yıldır davranış ve beslenme biçimindeki değişiklikleri ortaya çıkardı.

Başlıklı maymunlar, şempanzelere göre birçok işe uygun aletler kullanırlar. Kazma işleminden çeşitli çekirdek ve tohumların kırılıp açılmasına kadar çeşitli görevler için doğru boyutlarda ve şekillerde taşlar seçerler. Her birinin kendi tercihine göre seçtiği boyut ve ağırlıkta kendi kırma aleti vardır. Başlıklı dişi maymunlar potansiyel çiftlerine taşları atarak flört bile ederler.

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 24 Nisan 2021 9 dk.

Büyük Patlama, genel olarak her şeyin başlangıcı olarak düşünülür. Yaklaşık 13.8 milyar yıl önce bir "patlama" oldu ve Evren, genişleyerek "var olmaya" başladı. Burada, Büyük Patlama ile ilgili ilk yaygın yanlış kanıyı görmüş oluyoruz: Büyük Patlama, gerçekte bir "patlama" değildi. Yani ortada ateş, alev, yanıcı ve yakıcı maddeler, oksijen, yanma tepkimesi veya basınç dalgası yoktu. Büyük Patlama, Evren'deki her şeyin olmaya başladığı, zaman ve mekanın oluşmaya başladığı ândı.

Bu durumda akla şu soru geliyor: Büyük Patlama'dan önce neler oluyordu? Sorunun kısa cevabı şu: Bilmiyoruz. Uzun cevap ise şu: Birçok şey olabilir ve olası cevapların hepsi, birbirinden kafa karıştırıcıdır.

243
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alperen Karaçor
Evrim üzerine okumalar yapan bir öğrenciyim. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Burada bahsedilmek istenen şey aslında “insanlar arasında mutlak anlamda tamamen aynı olan tek bir biyolojik özellik yoktur" olarak tanımlanabilir

kısaca: Ortaklıklarımız var ama kimse kimsenin birebir kopyası değil.

Genetik üzerinden bir örnek verelim.

Tüm Reklamları Kapat

İki rastgele insanın DNA’sı yaklaşık %99.9 oranında aynıdır. Bu devasa bir benzerliktir. Fakat kalan %0.1’lik fark bile milyonlarca harf eder. Bu küçük fark; yüz hatları, boy, metabolizma hızı, hastalıklara yatkınlık gibi şeyleri değiştirir.

Aslında bu da bir evrim örneğidir bu bireysel farklılıkların bir araya gelmesiyle evrim gerçekleşmekte.

Genetik olarak değişen bu canlılar, eğer bu yeni özellik daha faydalıysa ve hayatta kalmalarını ya da üremelerini kolaylaştırıyorsa, daha çok ürerler ve zaman geçtikçe ortaya yeni bir özellik ve yeni bir canlı çıkar. Bunun sonucunda türler zamanla değişir, ortak atadan gelen canlılar farklılaşır ve yeni türler ortaya çıkabilir.

Sağlıcakla kalın

Kaynaklar

  1. C. Darwin. (1973). İnsanın Türeyişi. Yayınevi: Onur Yayınları.
  2. C. Darwin. (2009). Türlerin Kökeni. ISBN: 9786054156153. Yayınevi: Evrensel Basım Yayın.
  3. Alperen Karaçor. (). Evrim Üzerine Yaptığım Okumalar..
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Civan
Çınar Civan
622.9K UP
Çeviren 23 Ağustos 2024
Dolunay ve Dünya'nın gölgesi bu ada manzarasında bir araya geldi. Bu çekici manzara; 20 Ağustos Salı sabahı Fiji, Güney Pasifik Okyanusu'ndan çekildi. Sabah erkenciler için batı gökyüzündeki gölge, günlük bir görüntüdür. Ancak, gri-mavi gölge genellikle daha parlak doğu ufku için göz ardı edilir. Yoğun atmosfer boyunca uzanan Dünya'nın batan gölgesi, yukarıda pembemsi bir parıltı ya da alacakaranlık karşıtı bir kemer ile sınırlanır. Venüs Kuşağı olarak bilinen bu kemerin hoş rengi, ufukta yükselen Güneş'ten gelen kırmızılaşmış ışığın geri saçılmasından dolayıdır. Tabii ki batan Ay'ın ışığı da atmosferdeki uzun görüş mesafesi nedeniyle kırmızılaşmaktadır. Ancak o tarihte dolunay, mevsimsel Mavi Ay olarak adlandırılır. Dört dolunaylı içeren bir mevsimdeki üçüncü dolunay. Dolunay her zaman ufuk çizgisinin yakınında etkileyici olsa da, Ağustos ayındaki dolunay bazılarına göre 2024 yılında gerçekleşecek dört Süper Ay'ın ilki olarak kabul edilmektedir.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Enes Akıntı
Enes Akıntı
11.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 12 Ağustos 2024
Bomba projesi bittikten sonra Los Alamos'ta çılgın eğlenceler başladı. Sürekli partiden partiye koşturuyorduk. Bir jipin arkasına binmiş, davul çalıyordum. Ama hatırlıyorum, bir kişi, Bob Wilson, oturmuş kara kara düşünüyordu. ''Neden böyle kara kara düşünüyorsun '' diye sordum. ''Biz çok korkunç bir şey yaptık.'' ''Fakat bunu başlatan sendin... Bizi işin içine sokan da sendin'' dedim.
Kaynak: Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Arif G.
Arif G.
111.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 3 gün önce
Hata ayıklamak, kod yazmaktan iki kat daha zordur. Dolayısıyla kodu olabildiğince akıllı yazarsanız, onu ayıklayacak kadar akıllı değilsinizdir.
Kaynak: Kernighan, B. W. & Plauger, P. J. (1978). The Elements of Programming Style (2. baskı). McGraw-Hill.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

12
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ilgaz Deniz Arı
İnceleyen10 11 Kasım 2021
Sorgulanması gereken şeyleri sorgulamanızı sağlayacak bir eser. Okunmalı.
Kitap
7.8/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Parerga und Paralipomena
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nida Yaren Yılmaz
Çeviren 27 Şubat 2018 48 dk.

Evrimle ilgili teoriler, en geniş tanımıyla, türlerin neden bu şekilde olduklarını açıklamaya çalışır. Çoğu evrimciye göre bu, türlerin sahip olduğu karakteristik adaptasyonları açıklamak anlamına gelir. Ayrıca türler içindeki çeşitliliği açıklamak anlamına da gelir. Modern kültürel evrim teorilerinin bu iki madde için de genel niteliği, kültürel kalıtımın (özellikle diğerlerinden öğrenme yollarının çeşitleri) önemi konusundaki ısrarlarıdır. Kültürel evrim teorilerinin ilk bakışta haklı olduğuna karşı gelmek mümkün değildir. Türümüz üyelerinin hayatta kalıp üreyebilmelerinin sebebi; kısmen alışkanlıklar, yapabilme bilgisi (İng: "know-how") ve teknolojidir; bunlar ilk olarak başkalarının yaptığı keşiflere dayanan birikimli bir projenin parçası olarak oluşturulmuş, sonra da diğerlerinden öğrenilerek devam ettirilmiştir. Türümüz ayrıca, yine sosyal öğrenme aracılığıyla oluşturulmuş ve devamlılığı sağlanmış olan farklı alışkanlıklar, yapabilme bilgisi ve teknolojilere sahip alt gruplar barındırmaktadır. Asıl soru kültürel evrimin önemli olup olmadığı değil de kültürel evrim teorilerinin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ve geleneksel organik evrim anlayışıyla nasıl ilişkilendirilebileceğidir.

Kültürel evrim teorilerinin evrimsel psikoloji teorilerinden ayrılması gerekir, her ne kadar ikisinde de kültürel olayların açıklanmasında evrimsel fikirler kullanılıyor olsa da. Evrimsel psikologlar (örneğin Tooby and Cosmides 1992), bizimki de dahil olmak üzere bütün türlerdeki en önemli kalıtım mekanizmasının genetik kalıtım olduğunu varsaymaya meyillidir. Evrimsel psikoloji insan zihninin, kalıtımla elde edilmiş genetik çeşitlilik üzerinde etkili olan doğal seçilimin alışıldık süreçleriyle evrimleştiğini kabul eder. Mesela, evrimsel bir psikolog insanların yaygın olarak yağlı besinlere olan düşkünlüğünü, türümüzün uzak tarihindeki bazı nadir koşullar gerektirdiğinde mümkün olduğunca yağ tüketmenin önemi üzerinden açıklayabilir. Bu tür bir hipotez yeni kültürel eğilimlerin ortaya çıkışını da açıklamamıza yardımcı olabilir: Son zamanlarda obezitedeki artış, yüksek yağ içerikli besinlere kolay ulaşabilme gibi yeni çevresel değişimler ile bir zamanlar adapte olmak için geliştirdiğimiz ancak şu anda tehlikeli olan tadımsal bir tercihin birleşmesiyle açıklanabilir.

80
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Onur Özer
Onur Özer
12.4K UP
Çeviren 18 Mayıs 2018 10 dk.

Moleküler evrim hızı, bir popülasyon içerisinde DNA veya protein dizilerindeki mutasyonların ne sıklıkla sabitlendiğini (yani popülasyondaki bireylerin çoğunda gözlendiğini) ölçer. Mutasyon hızı ise belirli bir zaman aralığında DNA veya protein dizisinde meydana gelen değişim miktarını tanımlar. Birbirine sıkı sıkıya bağlı bu iki kavram, moleküler evrim anlayışımızın temelini oluşturur.

Örneğin moleküler saat kuramı (Zuckerkandl ve Pauling 1962), zaman ilerledikçe bir protein dizisinde sabitlenen amino asit mutasyonlarının miktarının da artacağını öngörür. Bu durumda, eğer mutasyon hızının belirli bir proteinin evrimsel soy hatları boyunca aynı olduğu varsayılırsa, moleküler evrim hızının da sabit olması beklenir (Görsel 1).

60
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
67.5K UP
2 gün önce
"Eski kitap kokusu" diye romantize ettiğimiz şey aslında kağıdın yavaş yavaş ölümü. Odun hamurundaki lignin zamanla asidik tepkimeyle parçalanırken vanilin ve benzaldehit gibi uçucu bileşikler salıyor; bu yüzden burnunuza o hafif tatlı, bademimsi koku geliyor. Yani teknik olarak çürümeyi seviyoruz. İşin ironik tarafı şu: Günümüzde basılan yüksek kaliteli, asitsiz kağıtlar bu şekilde yaşlanmıyor. Torunlarımız muhtemelen bu kokuyu hiç bilmeyecek çünkü yeni kitaplar kimyasal olarak fazla "sağlam".
37 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mustafa Emir Koşmaz
Üye 23 Aralık 2024
Dinozorlar milyonlarca yıl önce yaşamış sürüngenlerin topluluk adı değil midir? Belli bir hayvan ismi olmadığı için yazılmayacağını düşünüyorum. ( Değersiz bir konu olabilir ama okulda çok tartışıyoruz )
1 Cevap - 268 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 6 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Küresel Yıldız Kümesi 47 Tuc

Küresel yıldız kümesi 47 Tucanae, güney göklerinin bir mücevheridir. NGC 104 olarak da bilinen küme, diğer 200 küresel yıldız kümesi ile birlikte Samanyolu Galaksisi’nin halesinde gezinir. Dünya gezegeninden görülen en parlak ikinci küresel yıldız kümesi (Omega Centauri‘den sonra) olan 47 Tuc, yaklaşık 13.000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Tukan (Toucan) Takımyıldızı’ndaki Küçük Macellan Bulutu‘na yakın bir bölgede çıplak gözle görülebilir. Bu yoğun küme, sadece yaklaşık 120 ışık yılı genişliğe sahip bir hacimde yüz binlerce yıldız barındırıyor. Teleskoptan alınan bu keskin görüntüde, kümenin eteklerindeki kırmızı dev yıldızlar sarımsı renkleriyle kolayca seçilebiliyor. İyice sıkıştırılmış küresel küme 47 Tuc, aynı zamanda şimdiye kadar bildiğimiz bir kara deliğe en yakın yörüngede dönen bir yıldıza da ev sahipliği yapıyor.

24 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif Hakkı: Jose Mtanous
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Eren Sunay
Seslendiren 27 Ağustos 2022 4:26
Evrim bir doğa yasasıdır. Bizim onu anlamamızdan bağımsız olarak vardır, işler ve canlıları değiştirir. Biz onu incelesek de, incelemesek de evrim var...
135
Sizden Gelenler
Olgun Özer
Olgun Özer
79.9K UP
Üye
Evrim Ağacı hayatımın bir parçası olduğu için çok şanslıyım iyi ki tanıdım ve bu ailenin bir üyesi oldum hayatıma anlam kattığı için minnettarım.
Blog Yazısı
Barış Barış
Barış Barış
201.5K UP
Blog Yazarı 3 dk.

Matematik, en azından PISA sonuçlarına baktığımızda, ülkece aramızın pek de iyi olmadığı bir konu. Oysa toplumların gelişmişliği üzerine yapılan her araştırmanın sonu matematiğin kritik önemine çıkıyor.

Bu blog yazısında matematik bilmek neden önemlidir sorusunu yine matematik kullanarak, çok basit bir senaryo ile cevap arayacağız.

19
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close