Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Havva Nur Özkardeş
Çeviren 31 Ocak 2024 5 dk.

İnsanın atletik becerilerinin zirvesini görmek için belki de en iyi yol Olimpiyat Oyunları'nı seyretmektir. Fakat Olimpiyat Oyunları'nda ve neredeyse diğer tüm profesyonel spor müsabakalarında 40 yaşının üzerinde birini nadiren görebilirsiniz. 50 yaş üstünü ise neredeyse hiç görmezsiniz. Bunun sebebi, dünyada geçirdiğiniz her yılla beraber vücudunuzun yaşlanması ve kaslarınızın egzersizlere eskisi gibi yanıt verememesidir.

Yaşlı insanlarda egzersiz, güç antrenmanı ve diyetin sağlık açısından faydalarını araştıran bir grup bilim insanı; yaşlı insanların egzersize nasıl yanıt verdiğini araştırdı ve dirençten veya güç antrenmanından sonra kas hacminin artmasına sebep olan temel biyolojik mekanizmaları anlamaya çalıştı.[1]

26
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Çağrı Mert Bakırcı
İnceleyen10 12 Eylül 2022
Evrimsel biyolojiye ilgi duyanların kesinlikle izlemesi gereken bir film. Özellikle Darwin'in kasten dine savaş açmak amacıyla Türlerin Kökeni ve Evrim Kuramı gibi kavramları "uydurduğunu" iddia eden düşük kalibreli insanlara çok güzel cevaplar barındırıyor. Darwin'in din konusunda ne kadar hassas olduğunu ve insanların inançlarına etrafındaki hiçbir bilim insanının olmadığı kadar saygı duyduğunu çok gerçek bir şekilde işliyor.

Filmin ismi de oldukça ironik olarak seçilmiş: Sözcüğün en literal anlamı, bir çeşit sahtebilim olan ve evrimle sık sık bir arada anılan "yaratılışçılık" akımına gönderme yapıyor. Ama isim, filmin ana konusuyla da çok ilişkili, çünkü film, Darwin'in Türlerin Kökeni'nin "yaratılış"ını ele alıyor ve bildiğiniz gibi bu kitap ve sonrasında yaşanan bilimsel devrim, insanın binlerce yıldır sorduğu "Ben kimim? Nereden geldim? Nasıl var oldum?" sorularını dinin ve felsefenin alanından çıkarıp bilimsel tabana çekiyor ve bu sorulara cevapları vererek gerçek "yaratılış"ı ortaya çıkardı.

Oyunculuklar ve konu akışı da gerçekten harika, dolayısıyla mümkünse ailenizle birlikte izlemenizi tavsiye ederim.
9.9/10
(220 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Creation
Yönetmen: Jon Amiel
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
301
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 23 Ekim 2014 19 dk.

Optik illüzyon, göz veya beynin çalışma prensiplerinin doğal veya yapay şekillerde manipüle edilmesi, kandırılması veya yanıltılması yoluyla, gerçekte olandan farklı bir görüntü, renk veya hareket algılama olarak tanımlanabilir. Görsel bir yanılsama yaşadığımızda, orada olmayan veya orada olan bir şeyi farklı bir şekil veya renkte görebiliriz. Algılama ve gerçeklik arasındaki bu kopukluk nedeniyle görsel yanılsamalar, beynin fiziksel dünyayı yeniden yaratmada başarısız olabileceği yolları gösterir. Algıladığımız şey aslında zihnimizin yaptığı yorumdur. Bu yorumlar gerçekle uyuşmadığı zaman optik illüzyonlar oluşmuş olur. Aslında bir bakıma kandırılmış oluruz.

Siz de mutlaka bir optik illüzyon deneyimlemişsinizdir; çünkü insanlık, evrimsel tarihi boyunca bu tür yanılgılara bolca düştü. Zihnimizin, gördüğümüz nesneler hakkında aceleci çıkarımlar yaptığını zaten pareidolia gibi konular nedeniyle biliyoruz. İllüzyonların fark edilmesine dair ilk kaynaklar, Antik Çağ'a kadar gidiyor. Örneğin MÖ 350'de Aristoteles, “Duyularımıza güvenilebilir ancak kolayca kandırılabilirler” derken, muhtemelen bu tür illüzyonlardan ve yanılgılardan bahsediyordu. Bu yazımızda, çeşitli hareketli fotoğraflardan (GIF) ve sabit fotoğraflardan oluşan çok sayıda göz yanılgısını sizlerle paylaşacağız. Yazımızın sonunda da neden böyle bir deneyim yaşadığımızı biraz daha detaylı izah edeceğiz.

108
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 5 Ekim 2022 17 dk.

Klasik koşullanma (veya tepkisel koşullanma), bilinçsiz veya otomatik olarak gerçekleşen bir öğrenme türüdür. Klasik koşullanma, doğal uyarıcılara verilen doğal bir tepkinin, yapay bir uyarıcı tarafından da uyarılır hale getirilmesini ifade eder. Rus fizyolog Ivan Pavlov tarafından keşfedildiği için Pavlovyen koşullanma olarak da bilinir. Davranışsal psikolojinin temelini oluşturduğu için genellikle psikoloji tarihindeki en önemli keşiflerden biri olarak kabul edilir.

Klasik koşullanmanın günümüzdeki en basit örneklerini reklamcılıkta görebiliriz. Örneğin, güzellik ürünleri satan firmalar, reklamlarında temiz ve pürüzsüz bir cilde sahip oyuncuları kullanır. Böylece reklamı izleyenler, ürünü "sağlıklı bir cilt" ile ilişkilendirir. Günlük hayatta klasik koşullanmanın bunun gibi birçok örneğini görmek mümkündür.

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
149
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ardil Yıldırım
6 gün önce
İnsan için en zorlayıcı duygulardan biri de "ayrılık" hissiyatıdır.
İnsan tam bir "x" amacına bağlanmışken ondan kopukluk yaşaması "x" amacının ona olan bağlılığı esasında çok zorlayıcı olabiliyor.
İnsan unutmuyor ve hatırlıyor!

49 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alperen Karaçor
İnceleyen 6 gün önce
1984 ,Okyanusya adlı totaliter bir rejimde geçer.
Gözetimin, doğruyu manipüle etmenin ve bireysel özgürlüğü kısıtlanması kitabın ana temasıdır.
George Orwell bu kitabı yazarken "Gelecek böyle olacak." değil "Böyle gidersek bu şekilde olabilir." demek istemiştir.
Kitapta Büyük Birader adlı bir İktidar Sembolu vardır, gerçek bir kişi mi yoksa propaganda yüzü mü olduğu bile belirsizdir.
Onun dışında aynı anda iki çelişkili düşünceyi doğru kabul edebilme yetisinin olduğu , dilin düşünmeyi azaltmak için bilinçli olarak kısıtlandığı ve düşünmenin bile suç kabul edildiği bir dünyadır burası.
Kitap
9.6/10
(453 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
En güçlü veya en zeki olan değil, değişime en çok uyum sağlayabilen hayatta kalır.
Kaynak: Söz genellikle Charles Darwin'e atfedilse de, aslında onun tarafından söylenmemiştir. 1963 yılında Güneybatı Sosyal Bilimler Derneği'nin toplantısında bir konuşma yapan Louisiana Eyalet Üniversitesi işletme profesörü Leon C. Megginson, Darwin'in fikirlerini özetlemek için bu cümleyi sarf etmiştir. (Quote Investigator)
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
21
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Berk Çakan
Berk Çakan
23.4K UP
Çeviren 5 Ağustos 2020 1 sa.

“Sosyobiyoloji” kavramı ilk olarak E.O. Wilson’un “Sosyobiyoloji: Yeni Sentez” (1975) adlı kitabında “tüm sosyal davranışların biyolojik temeline ilişkin sistematik bir çalışma” şeklinde ortaya koyulmuştur. (Wilson, 1975, 4). Wilson burada “davranışların biyolojik temeli” derken, bireylerin sergiledikleri davranışlara sebebiyet veren nöral ve psikolojik mekanizmalar yerine, hayvan popülasyonlarındaki davranışların evrimini yönlendiren sosyal ve ekolojik sebeplere gönderme yapıyor gibi görünmektedir, fakat Wilson çok net bir şekilde sosyobiyoloji ve sinirbilim arasında önemli bir kuramsal etkileşim olduğunu düşünmektedir(Wilson 1975, 5). Wilson evrim terimini kullanırken de, her ne kadar seçilimin hayvan toplulukları üzerindeki etkilerinin popülasyon seviyesinde uyumsuz sonuçlar doğurabileceği görüşünü kabul ediyor olsa da (örnek olarak bkz. Wilson, 1975, Bölüm 4), genellikle doğal seçilim yoluyla evrime göndermede bulunmaktadır.

Dolayısıyla, “sosyobiyolojinin” olası anlamlarından biri, Wilson’un kitabının insan olmayan hayvanlardan bahseden bölümünde bahsetmiş olduğu şekliyle, hayvanların davranışlarının doğasını ve sebeplerini anlamaya yönelik metodolojik olarak adaptasyoncu bir yaklaşımdır. Fakat, sosyobiyoloji terimi, özellikle de Wilson’un kitabının büyük bölümünde açıklamış olduğu şekliyle, aslında bir tür yeni terimdir ve Wilson bu terimi kendi çalışmaları için bu terimi kullanmayan bilim insanlarının çalışmalarına göndermede bulunmak için kullanır. Fakat sosyobiyoloji terimi hiçbir zaman bu bilim insanları tarafından da genel anlamda kabul gören bir terim olmamıştır. Gerçekte ise durum şudur: Çok az sayıdaki bilim insanı kendi çalışmalarını tanımlamak için sosyobiyoloji terimini kullanmaktayken (örneğin, Hrdy, 1999), sosyobiyoloji üzerine ihtilafların ortaya çıktığı dönem ve sonrasında bu tür yaklaşımları kullanan bilim insanları, en çok kullanılanı “davranışsal ekoloji” olmak üzere alternatif diğer terimleri kullanmaya yönelmişlerdir (Krebs ve Davies, 1978).

72
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 24 Haziran 2020 34 dk.

İnsanların refahı, ekonomik gelişimi ve fakirliğin azalması için, enerjiye erişim kritik öneme sahiptir. Herkesin enerjiye yeterince erişim sağlayabilmesini mümkün kılmak, küresel gelişim çabalarının önünde süregelen ve giderek daha önemli hale gelen bir zorluktur.

Ne var ki, aynı zamanda enerji sistemlerimizin çevresel etkileri de büyük öneme sahiptir. Tarihsel olarak ve günümüzdeki enerji sistemleri fosil yakıtlara (kömür, petrol ve gaz) dayanmaktadır. Bunlar, karbondioksit ve diğer sera gazlarını üretmektedir - ki bunlar da, küresel iklim değişikliğinin ana itici gücüdür. Eğer küresel iklim hedeflerini tutturmak ve iklim değişiminin tehlikelerinden kaçınmak istiyorsak, dünyanın enerji kaynaklarını köklü ve küresel olarak gözden geçirmesi gerekmektedir.

124
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.5K UP
Eseri Ekleyen 3 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Necla Nur Özkan
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Kafasında harcadığı zaman, dünyada harcadığı zamandan daha fazlaydı.
Kaynak: Aklından Bir Sayı Tut
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Scrolling Judging
Dilbilim/Mütercim-Tercümanlık Mezunu 7 Haziran 2023 Sen de Cevap Ver

Tarihteki ilk çeviri ihtiyacının temel sebebi ticaret ve ekonomik ilişkilerdir. Kötü bir örnek olsa da mesela şöyle düşünün, baharat yolu üzerinde sürekli farklı kasabalara ilerleyen bir kervandaki satıcı, sürekli işi gereği bu kasabaları ziyaret ederken ihtiyacı kadar o kasabanın dilini öğrenerek ilk çevirileri sözlü olarak yapmaya başladı. Elindeki kürkü uzattı, o dildeki karşılığını öğrendi, ezberledi ve sözlü olarak kendi diline çeviri yaparak ticaretini yapıp yoluna devam etti... Bu insanlar sürekli aynı kasabalardan geçerek zamanla basit düzeyde de olsa o dili temel düzeyde öğrenir ve ticaret gereği o dili konuşarak ve doğal olarak bunu yaparken istemeden de çeviri yaparak bu süreci geliştirmişlerdir.

Devamındaki süreçte coğrafi keşifler, beylikler, krallıklar, savaşlar, barışlar, göçler, ticari ilişkiler derken çeviri süreci de sözlü ve yazının da icadı ile zaman içerisinde gelişerek ve ilerleme göstererek bir süre sonra "çevirmen", "elçi" gibi mesleklerin temelini oluşturdu. Hatta bir zaman sonra bu çevirmenler her iki dili de bilip konuşabildikleri için devletler ve halkların gözünde iki tarafa çalıştıkları düşüncesiyle güvenilmez insan / ajan muamelesi görmüşlerdir. Yani geçmişte çevirmen olmak, elçilik yapmak bu açıdan oldukça tehlikeli bir meslekti :)

Rosetta Taşı tarihin ilk resmi ve yazılı çevirisi olarak müthiş bir buluştur. 3 dilde çevirinin yapılığı bu taş bize hem ilk çeviri sürecinin hem de bilinmeyen bir dilin ilk kez nasıl çözüldüğü ve anlaşıldığı konusunda fikir vermesi için harika bir kanıttır.[1]

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Arkeofili. Rosetta Taşı’nda Neden Üç Çeşit Yazı Var?. Alındığı Tarih: 4 Haziran 2023. Alındığı Yer: arkeofili | Arşiv Bağlantısı
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Sosyal Bilimler konusunda geliştirebilirsin.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close