Gorillerin Evrimi (Gülşah Güler)

Yazdır Gorillerin Evrimi (Gülşah Güler)

Evrim Ağacı olarak okurlarımızdan gelen paylaşımlar bizler için çok değerlidir. Sayfamız okurlarından Sn. Gülşah Güler, bizlerle, kendi yazılarını paylaşma inceliğinde bulundu ve bu gerçekten bizi çok sevindirdi. Son derece başarılı bir şekilde açıklanan konular, sizlerin biraz daha kolay anlayabilmesi için tarafımızdan yapılan bazı eklemeler ve açıklamalar haricinde, orjinaline tamamen bağlı kalarak aşağıda sunulmuştur. Hepinize iyi okumalar diliyor, okurumuza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz:

 

GORİLLER VE EVRİMİ

 

Goriller Hominidae ailesinin Homininae alt ailesinin bir üyesidir. Bu Gorilini tribüsü (oymağı) tek bir alt türle karakterize edilirler. Bu tür ise iki alt türle karakterizedir. Goriller yaşayan en büyük primatlardır. Yapılan DNA analizleri sonucunda insanlarla aralarındaki %98–98,6 oranında DNA benzerliği saptanmıştır. Ayrıca diğer alt aile ortak türdeşleri olan şempanzelerle ise aralarında %98.8–99 oranında benzerlikleri saptanmıştır. Gerek filogenetik bağları gerekse homolojilerine bakıldığında goriller Homininae alt ailesine dahil edilmiştir. Diğer yakın akrabalarıyla evrimsel süreçte yolları ne zaman ayrıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte son yıllarda yapılan araştırmalarla 10 – 10,5 milyon yıl önce Homo ve Pan (Şempanzeler) cinsinden ayrıldığı belirtilmektedir. Farklı evrimsel adaptasyonlarına girişlerinde sebep gerek diyet yapıları itibari ile yaşadıkları alan gerekse coğrafik etmenlerle, gen sürüklenmeleriyle geliştirdikleri adaptasyonlardır.

Goriller herbivor bir diet yapısı gösterirler ve bu diete uygun ağaçlık alanların çok olduğu bölgelerde yaşam alanlarını geliştirirler. 10 – 20 bireylik gruplar halinde yaşarlar ve yavrularının gelişimlerini yakından izlerler. Cinsiyetler arası dimorfizm (çift biçimlilik) söz konudur. Cins iki alt türle sınırlandırılmıştır.

 

Primat Takımında Gorillerin Taksonomik Yeri

 

Takım: Primat

     Alt takım: Prosimii

         Üst Familya: Lemuroidea

         Üst: familya: Lorisoidea

         Üst Familya: Tarsioidea

    Alt takım: Anthropoidea

         Üst familya: Hominoidea

              Familya: Hominidae

                   Alt Familya: Ponginae

                        Cins: Pongo

                   Alt Familya: Homininae

                        Cins: Homo

                             Tür: Homo sapiens

                        Cins: Pan

                             Tür: Pan paniscus

                             Tür: Pan troglodytes

                        Cins: Gorilla      

                             Tür: Gorilla beringei - Doğu Gorili

                                  Alt tür: Gorilla beringei beringei - Dağ Gorili

                                  Alt tür: Gorilla beringei graueri - Doğu Ova Gorili

                             Tür: Gorilla gorilla - Batı Gorili

                                  Alt tür: Gorilla gorilla diehli - Batı Ova Gorili

                                  Alt tür: Gorilla gorilla gorilla - Cross Nehri Gorili

 

 

Evrim Ağacı

 

Gorillerin Evrim Ağacı'ndaki Yeri

 

Gorillerin Diğer İnsaymunlarla İlişkisi

 

Texas San Antonio Biyomedikal Araştırma Merkezinden Jeffrey Rogers, şempanze, goril ve insanın DNA moleküllerindeki dizilim biçimlerine ilişkin yaptığı çalışmalarda bazı benzerliklerden söz etmektedir. Rogers'a göre, genetik analizler şempanzenin bir dizilime göre insana, farklı bir dizilime göre gorile daha yakın olduğunu göstermektedir. Franklin'e göre, moleküler saatin geriye doğru işletilmesindeki temel ilke, DNA molekülünün belirli bir zaman dilimindeki değişme hızıdır, insan ve şempanzenin DNA moleküllerinde ve albumin proteinlerinde % 99 oranında görülen benzerlik, bazı araştırmacılara göre her şey anlamına gelmez, önemli olan %1'lik az ama öz ayrılıktır.

 

Evrimsel süreçte türden türe geçişte biyokültürel etkinlik önemli rol oynar. Otobur diet gösteren bir tür için orman yaşamının kolaylıklarından vazgeçerek geçimini türlü tehlikelerle dolu düzlüklerde genelci bir strateji ile sağlamaya yönelinmesi, primat ata türlerinden ön insansılara dönüşümün itici gücünü oluşturmuştur.

 

Diğer primat türlerine göre yaşam kullanım alanlarının görece küçük oluşu, çevreden sağlanabilecek besin cins ve miktarlarının kısıtlı olması anlamına geldiği kadar, düşman türlerle ya da rekabet doğurabilecek biçimde kendi türdeşleriyle yüz yüze gelişmesi olasılığını da azaltmaktadır.

 

Goriller 40 km² lik alan içerisinde yaşamlarını devam ettirirken birçok dezavantajı yaşamışlardır. Her ne kadar fiziksel üstünlükleri olsa da zekalarını kullanmaktaki göreceli eksiklikleri yeni yaşam alanları dolayısıyla yeni ve farklı besin kaynaklarının kullanmaktan alıkoymuştur. Otobur bir diet beyin gelişimini dolayısı ile zekayı da sadece belirli bir seviyede tutmuştur. Eğer goriller yaşam alanlarını genişletmiş olsaydılar bugünkü evrimlerinin çok farklı boyutlarda olabileceği yansınamazdı.

 

Gorillerle aynı aileden gelen insan bu tehlikeleri göze almış, zorluklara karşı çeşitli adaptasyonlar geliştirerek bugünkü formunu almıştır.

 

Gorillerin kendi içinde yaşadığı türleşme mekanizmasının etkisinde 2 alt türe ayrılma söz konusudur. Bu iki alt tür batı Afrika’ da dağ ve ovalarda yaşayan Gorilla beringei ile doğu ova ve karşı nehir gorilleri olan Gorilla gorilla ile temsil edilirler ve bu alt türler morfolojik farklılıklarla, cranial endislere göre analiz edilirler. Gorilinae içerisinde alt tür oluşmasında moleküler sapma ve mitokondriyal DNA verilerine dikkat çekilir. Aynı türler arası sapma goril ve şempanze ayrımındaki biyocoğrafik etkiyle de açıklanması söz konusudur.

 

Dağ Gorili

 

Batı Ovası Gorili

 

Şempanzeler ve Gorilla beringei türünün demografik olarak daha istikrarlı bir geçmişleri vardır. Ancak genetik çeşitliliğin yüksek ortalama düzeyleri hakkındaki bilgiler muammadır. Bu türler arasındaki genetik çeşitlilikte nüfus büyüklüğü ve sosyal yapı önem arz eder. Yapılan karşılaştırmalarda karmaşık nüfus yapısı orta frekanslı tek nükleotid polimorfizm (SNP: Single Nucleotide Polymorphism) fazla nüfus alt geçmişini göstermektedir.

 

Doğu Etiyopya’da bulunan Afar Gediği’nde bulunan 10 milyon yıl öncesine ait fosilleşmiş dişlerin, daha önce bilinmeyen bir goril türüne ait olduğu ortaya çıkarıldı. Çalışmayı yapan Etiyopyalı ve Japon bilim insanlarından oluşan ekibin Chororapithecus abyssinicus olarak adlandırdığı bu yeni türün, günümüzde yaşayan Afrika gorillerinin doğrudan atası olabileceği düşünülüyor. Bulgu, primatların evrimsel geçmişine ilişkin çalışmalar yapan bilim insanlarınca da ilgiyle karşılandı. İnsanların ve gorillerin günümüzden 8 milyon yıl önce ortak atalarından ayrılmış olduğu biliniyordu. Fosil bulgularının 10 milyon yıl öncesine ait oluşuysa, bu tarihi 10,5 milyon yıl önceye çekecek gibi görünüyor.

 

Etiyopya Fosilleri

 

Etiyopya'da bulunan bir goril fosili Evrim Teorisi ile ilgili bilinen gerçeklerin yeniden sorgulanmasına yol açtı. Şöyle ki; fosil, şempanze ve aynı evrim çizgisindeki insanlarla gorillerin bilinenden 4 milyon yıl önce evrimleşerek birbirlerinden uzaklaşmış olabileceğini ortaya koydu. Dünyanın en eski goril fosili olarak adlandırılan 10 milyon yıllık fosil, Japon ve Etiyopyalı bilim adamlarının oluşturduğu bir grup tarafından Oromia bölgesinde bulundu. Daha önce Kenya'nın kuzeyinde kalan bölgelerde goril fosillerine rastlanmamıştı. Yeni bulunan fosil, büyük maymun türlerinin bilinenin aksine Asya değil Afrika kökenli olabileceğini ortaya koydu. Zira Pakistan ve Çin'de bulunan fosillerin en eskisi 8 milyon yaşındaydı. Şempanze ve aynı evrim çizgisindeki insanlarla gorillerin 8 milyon yıl değil 12 milyon yıl önce evrimleşerek birbirlerinden ayrılmış olabileceği ihtimalini ortaya çıkardı.

 

Sonuç olarak; insanlar, şempanzeler ve goriller yapılan tüm araştırmalar sonrası ortak bir atadan geldikleri saptanmıştır. İnsanlar ve şempanzeler evrim çizgisinde farklı bir soy hattına yönelmişken; goriller kendi soy hatlarını çizmişlerdir. Kendi içerilerinde goriller gerek coğrafik izolasyonlar, bağımsız genetik sürüklenmeleri gerekse yaşadıkları mutasyonlarla 2 alt türe ayrılmışlar ve günümüze dek soylarını sürdürmüşlerdir. Goriller seçtikleri diet tarzı, seçtikleri yaşam alanları gibi etmenlerle bir takım adaptasyonlar geliştirmişler ekosistem içerisinde yerlerini korumuşlardır.

 

Seçtikleri diyet tarzları ve yaşam alanları itibariyle doğada bir denge unsuru olmuşlar, bunu fizyolojisiyle birleştirerek ekosistem içerisinde bir rol üstlenmişlerdir.

 

Günümüze dek soylarını tükenmeden gelmiş olsalar da günümüzde goriller kalitesiz sperme sahip olmaları nedeniyle çiftleşmelerini ekosistemde yeterince yerine getirememektedirler. Erkek gorillerin sahip oldukları küçük testisler ve kalitesiz spermler sonucu dişi gorillerle çiftleşme ya hiç olamamakta ya da başarısız döllenmeler oluşturmaktadır. Bu da soylarının devamı için bir tehlike unsuru oluşturmaktadır.

 

Aynı zamanda değişen ve gelişen dünya şartlarında insan eli değmeyen coğrafya kalmadığını düşünürsek, goriller için insanoğlu da bir tehlike oluşturmaktadır. Çeşitli sebeplerle avlanan goriller sonucu bazı goril türlerinin de belirli sayıda kaldığını bize göstermektedir.

 

Yazar: Gülşah Güler, 19.12.2009 (Evrim Ağacı Okuru)

Evrim Ağacı'nda Yayınlanmak Üzere Yazar Tarafından Düzenlenme Tarihi: 07.06.2011

Düzenleme: ÇMB (Evrim Ağacı)

 

Kaynakça:

BASMAJIAN, J.V., TUTTLE, R., “Electromyography of brachial muscles in Pan gorilla and hominoid evolution

DORAN, D.M., MCNEILAGE, A. “Gorilla ecology and behavior”

GOODMAN, M., TAGLE, D.A., FITCH, D.H.A., BAILEY, W., CZELUSNIAK, J., KOOP, B.F., BENSON, P., SLIGHTON, J.L., “Primate evolution at the DNA level and a classification of hominoids Journal of Molecular Evolution”, 1990

VIGILANT, L., BRADLEY, B. J. , “Primat biology: on gorillas”, 2004

YAMAGIWA, J., KAHEKWA, J., BASABOSE, A.K., “Intra-specific variation in social organization of gorillas: implications for their social evolution” , 2003.

6 Yorum